2025 yılının eylül ayının üçüncü haftası

Bu hafta, modern küresel sistemi anlamak açısından önemli sonuçlar doğuracak

BM’nin New York’taki genel merkezinin önündeki bayrağı, 9 Eylül 2025 (AFP)
BM’nin New York’taki genel merkezinin önündeki bayrağı, 9 Eylül 2025 (AFP)
TT

2025 yılının eylül ayının üçüncü haftası

BM’nin New York’taki genel merkezinin önündeki bayrağı, 9 Eylül 2025 (AFP)
BM’nin New York’taki genel merkezinin önündeki bayrağı, 9 Eylül 2025 (AFP)

Nebil Fehmi

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları eylül ayının üçüncü haftasında başlayacak. Bu hafta, çağdaş küresel sistemin yorumlanmasında önemli etkileri olacak. Bu durum, genel olarak uluslararası toplum ve özelde bölgede yaşanan tehlikeli olaylar göz önüne alındığında Ortadoğu için büyük önem taşıyan gelecekteki uluslararası eğilimler için de geçerli.

Bu haftanın önemi tek bir olay veya belirli bir nedenden ziyade, birkaç husustan kaynaklanıyor. Zira bu hafta, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana çağdaş uluslararası sistemin belkemiğini oluşturan BM’nin kurulmasından 80 yıl sonra, bu yılki yeni BM Genel Kurul oturumlarının bir kısmına tanıklık edecek. BM Genel Sekreteri António Guterres bu fırsatı değerlendirerek, uluslararası toplumun savaşlara ve çatışmalara harcadığı paranın, uluslararası ve bölgesel barış ve istikrarı sağlamak için harcadığı parayı çok aştığını belirten bir rapor yayınladı. BM’nin kurulduğu günden bu yana önceliklerinden birinin savaşların ve çatışmaların yol açtığı yıkımı önlemek ve küresel güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğu düşünüldüğünde bu durumun bu kadar zaman geçtikten sonra halen devam ediyor olması çok tehlikeli ve üzücü.

Durumun zorluğunun ve artan uluslararası ‘gerilemenin’ bir başka göstergesi de BM Genel Sekreteri’nin bu önemli ve ciddi olayda, BM’ye yönelik önerileri ve beklentileri konusunda son derece mütevazı davranması oldu. Bu vesileyle mesajının ana teması olarak ‘Birlikte daha iyiyiz’ ifadesini seçti ve BM’nin işgücünü yüzde 20 oranında azaltmak, BM kuruluşları ve komiteleri arasında yasal çakışmaları önlemek ve BM’nin çalışmalarının verimliliğini artırmak gibi, etkinliğin ve aracılığın düzeyine uygun olmayan teknik reform hedefleri belirledi.

Çok taraflı çabaların zayıflaması, yıkım mekanizmalarına yönelik küresel harcamaların artması ve bazı taraflara karşı çatışmacı politikaların benimsenmesi, başlı başına ciddi endişe ve alarm veren bir durumdur. Ancak daha da tehlikeli olan, BM’nin kurulmasından bu yana, anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek ve çatışma durumlarında bile insan hakları ihlallerini önlemek için kolektif ve sürekli çabalarımızla geliştirilen tüm uluslararası ilke ve kurallardan hızla uzaklaşarak, güç ve acımasız şiddetin zulmünü tercih edişimiz.

Uluslararası ve bölgesel meselelerde uluslararası çok taraflılık ve kamu eylemlerinin tamamen parçalanması ve bir dönüm noktasına mı yaklaşıyoruz? Tekrarlanan çatışmalar ve şiddet olayları, yasal ihlaller, devletlerin egemenliğine ve örgütün tüzüğü ile ilgili uluslararası hukuk hükümlerine saygı gösterilmemesi, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) siyasi anlaşmazlıkları çözememesi ve örgütün ve kurumlarının çerçevesi dışında siyasi müzakerelerin yaygınlaşmasıyla, örgütün başarılarının çoğu nihayetinde ekonomik ve sosyal alanlarda oldu. Bu başarılar önemli ve anlamlı, ancak uluslararası kamuoyunun gözünde küresel siyasi sistemin güvenilirliğini korumak için yeterli değil.

BM Genel Kurul'da her zamanki gibi ilk konuşmayı ABD başkanı yapacak. Başkan Donald Trump ile yardımcıları Birleşmiş Milletler'e (BM)’ye karşı genel olarak olumsuz bir tutum sergiliyor. Trump'ın birçok talepte bulunması ve örgütün kurum ve programlarına kısıtlamalar getirmesi bekleniyor. Buna, çok taraflı sisteme karşı önyargılı genel bakış açısı ve kişisel izolasyonist veya tek taraflı eğilimleri çerçevesinde ABD'nin BM bütçesine katkısının azaltılması ve kontroller ve kısıtlamalar getirilmesi de dahil. Trump, bazı uluslararası kuruluşlardan ve iklim kontrolü ile ilgili anlaşma ve programlardan çekilme niyetini de daha önceleri açıklamıştı. Ayrıca, yıllık toplantılara yabancı heyetlerin katılımına kısıtlamalar getirmeye karar veren Trump, Filistin heyetlerinin ABD’ye giriş vizelerini iptal ederek Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı uydu bağlantısı ile toplantılara katılmak zorunda bıraktı. Bunun yanında ABD'nin nükleer programı konusunda birkaç aydır müzakere halinde olduğu İran gibi ülkelerin New York’taki toplantılara katılan heyetlerinin hareket özgürlüklerine kısıtlamalar getirdi.

Eylül ayının üçüncü haftasındaki olayların ve sonuçların bu kadar önemli olmasının bir başka nedeni de Suudi Arabistan ve Fransa'nın başlattığı ‘iki devletli çözüm’ konulu olumlu tepkiler alan konferansın ardından gelmesi. Söz konusu konferansın Genel Kurul oturumu sırasında takip edilmesi bekleniyor. Ayrıca, bu hafta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngitere Başbakanı Keir Starmer ve diğer liderlerden çok sayıda konuşmacı, Genel Kurul toplantıları sırasında Filistin devletini resmi olarak tanıyacaklarını duyurmayı taahhüt ettiler. Filistin devletinin tanınmasının ve diğer açıklamaların tam metinlerini ve bunlara eklenen koşulların yanı sıra bunların Filistin Yönetimi'nin reformu ve seçimlerin yapılması gibi önceki geleneksel talepler ve koşulların ötesine geçip geçmediğini veya Hamas'ın siyasi ve güvenlik açısından rolünün sona erdirilmesi ve tüm rehinelerin serbest bırakılmasına kadar uzanıp uzanmadığının takip edilmesi önemli.

Ayrıca, Filistin davasını desteklemek için Avrupalı müttefiklerden beklenen kararlara ve açıklamalara ABD’nin vereceği tepkiyi takip etmek de önemli. Bu tutum, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee başta olmak üzere bazı ABD'li yetkililar tarafından şiddetle eleştirildi. Bu isimler, Filistin devletinin tanınması kararını İsrail'in Ürdün Nehri'nin batı yakasını ilhak etme girişiminin gerekçesi olarak gördüler ve İsrail'e destek vermeyi ahlaki bir sorumluluk, stratejik bir yönelim ve etik bir görev olarak değerlendirdiler.

ABD’nin İsrail kanalları aracılığıyla Hamas ile yürüttüğü müzakerelerin ardından, ABD Başkanı Trump’ın Ortadoğu Özel Tesmilcisi Steve Witkoff’un önerileri temelinde Katar ve Mısır'ın Gazze'de ateşkes sağlanması için sürdürdüğü çabalardan sonra bu hassas haftaya yaklaşıyoruz. İsrail, Gazze Şeridi'ni sistematik olarak bombalamaya devam ediyor. Kudüs'teki olaylar ve İsrail'in Katar'daki Hamas müzakerecilerini hedef alması, tüm süreci tehlikeye attı. Müzakereciler hedef alınırken müzakereler nasıl devam edebilir ki?

Eğer Ortadoğu, uluslararası durumun zorluğu ve kargaşasının çarpıcı bir örneği ise, eylül ayının üçüncü haftasının uluslararası durum üzerindeki önemi ve etkilerini belirlemede etkisi olacağına şüphe yok. Yakından izlenmesi gereken başka olaylar ve yansımalar da var. Bunlar arasında, siyasi hareketlerin yavaş olduğu Ukrayna ile ilgili olaylar ve ateşkes veya askeri operasyonların azaltılmasıyla sonuçlanmayan Alaska'daki Trump-Putin zirvesinin zayıf siyasi sonucu yer almaktadır. Rusya daha sonra Ukrayna'daki resmi hükümet merkezlerini hedef aldı. Bunlar arasında, siyasi hareketlerin yavaş olduğu Ukrayna ile ilgili olaylar ve ateşkes veya askeri operasyonların azaltılmasıyla sonuçlanmayan Alaska'daki Trump-Putin zirvesinin zayıf siyasi sonucu yer alıyor. Rusya daha sonra Ukrayna'daki resmi hükümet merkezlerini hedef aldı. Bu olay, Çin'in Asya'da parlaması ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping başkanlığında yakın zamanda düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) çerçevesindeki askeri törenlere uluslararası taraflardan geniş çaplı katılımın ardından meydana geldi. ŞİÖ Zirvesi’ne Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra Rusya'yı boykot eden, etmeyen ve uluslararası arenada hakimiyet kurmaya çalışan Batı'nın uluslararası çabalarına karşı çıkan liderler katıldı. Bu durum, önümüzdeki günlerde yapılacak BM Genel Kurul toplantıları ve sonbahar ve kış aylarında büyük ülkelerin liderlerinin karşılıklı ziyaretleri üzerinde yansımaları olabilecek işaretler taşıyor ve farklı dengelerle çağdaş uluslararası sistem için yeni bir model ve şeklin başlangıcını oluşturuyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independet Arabia’dan çevrilmiştir.



The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
TT

The Big Bang Theory'nin yıldızı, rasgele insanların hastane borçlarını ödüyormuş

Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)
Kunal Nayyar (sağda) paranın kendisine "başkalaına yardım etme" özgürlüğü verdiğini söylüyor (CBS)

The Big Bang Theory'nin eski oyuncusu Kunal Nayyar, finansal başarısından dolayı duyduğu minnettarlığı dile getirerek yabancıların GoFundMe sayfalarına bağış yapmaktan ve onların hayatlarını değiştirmeye katkı sağlamaktan keyif aldığını söyledi.

The i Paper'a verdiği röportajda 44 yaşındaki aktör, CBS'in popüler komedi dizisinin 12 sezonunun tamamında astrofizikçi Rajesh Koothrappali'yi canlandırdıktan sonra finansal istikrara ulaştığını açıkladı.

Yayın kuruluşuna konuşan aktör "Para bana daha fazla özgürlük verdi ve en büyük hediye, başkalarına yardım etme, insanların hayatlarını değiştirme imkanı" dedi.

Ayrıca kendisi ve moda tasarımcısı eşi Neha Kapur'un, dezavantajlı kesimdeki gençler için üniversite bursları fonlamak gibi, başkalarına yardım ettikleri bazı nazik davranışları da paylaştı.

Oyuncu "Köpekleri sevdiğimiz için hayvanlara yönelik hayır kurumlarını da destekliyoruz. Ama asıl sevdiğim şey, geceleri GoFundMe'ye girip rasgele ailelerin sağlık masraflarını ödemek" diye ekledi. 

Bu benim maskeli adalet savaşçısı tarafım.

Servetinin kendisine "ağır gelmediğini" ve "yük gibi hissettirmediğini" belirten Nayyar, bunun "evrenin bir lütfu" olduğunu vurguladı. Ayrıca herkes GoFundMe sayfalarına kendisi gibi katkı sunamasa da başkalarını desteklemenin bir yolunu bulmanın mümkün olduğunu savundu.

Aktör "Şu anda insanlar mutlu değil çünkü hepimiz başkalarının düşünceli davranmasını bekliyoruz. Bir başkanın, bir politikacının, bir liderin gelip bize dünya barışını getirmesini bekliyoruz" dedikten sonra başını iki yana salladı. 

Ama komşunuz çayına şeker istemek için kapınıza geldiğinde kapıyı kilitleyip 'Git buradan' derseniz dünya barışı olmaz.

Nayyar 26 yaşındayken Jim Parsons, Kaley Cuoco, Simon Helberg ve Johnny Galecki'yle birlikte The Big Bang Theory'nin kadrosuna alındığında üne kavuştu. Dizinin muazzam bir başarıya ulaşmasıyla Nayyar, sonraki sezonlarda bölüm başına 1 milyon dolar kazanmaya başladı.

Nayyar'ın servet hakkındaki yorumlarının yayımlanmasından sadece bir ay önce Fortune, aktörün net değerinin 45 milyon dolar olduğunu bildirmişti. Yine de Nayyar, yaşam tarzının çoğu insandan epey farklı olduğunu kabul ediyor.

Ocak ayında dergiye verdiği röportajda Nayyar "Benim düzenli bir 9-5 işim yok, bu yüzden durum farklı. Çekim yaparken, programımın kölesi oluyorum" demişti. 

O günler, 6 saatlik molalarla 16 saatlik günlere dönüşebiliyor.

Bu stresli günlerde sakinleşmek için kendi kendine tek bir sözü tekrarlıyormuş:

Teslim ol.

Oyuncu "Bazen kendimi gerçekten bir şeye kafamı vururken bulursam ve her şeyin ters gittiği günlerden biriyse, kendime teslim olmam gerektiğini söylüyorum" diye açıklamıştı. 

Nefes al. Bir ara ver. Ne olacağını görelim.

Independent Türkçe


Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
TT

Camda veri depolama icat edildi: İnsanlık için dönüm noktası mı?

Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)
Üzerinde Microsoft Flight Simulator harita verilerinin kopyası bulunan, yazılı bir cam parçası (Microsoft Research)

Yeni bir depolama türü icat eden bilim insanları, bunun insanlık tarihinin seyrini değiştirebileceğini öne sürüyor.

Bu sistem, bilgiyi kodlamak için lazerle modifiye edilmiş cam kullanıyor. Bilim insanları bu bilginin 10 bin yıldan fazla süreyle saklanabileceğini söylüyor.

Dünya, hiç olmadığı kadar çok bilgi üretiyor. Ancak bu bilgiyi depolamak zor: Örneğin, bilgisayarlarımızın içindeki sabit diskler nispeten hızlı bir şekilde bozuluyor ve bu da ürettiğimiz çok büyük miktardaki bilginin yakında kaybolabileceği korkusuna yol açıyor.

Araştırmacılar geçmişte, bu bilgiyi camda depolamanın gelecekteki medeniyet için onu korumanın faydalı bir yolu olabileceğini öne sürmüştü. Ancak şimdiye kadar bu verileri gerçekten yazmak veya geri getirmek imkansızdı.

Şimdiyse Microsoft'tan Project Silica adlı ekipte çalışan bilim insanları, özel bir lazer kullanarak bunu yapmanın yolunu bulduklarını söylüyor. Lazer, voksel adı verilen üç boyutlu pikselleri cama kodlayabiliyor ve bunu bilgiyi depolamak için kullanabiliyor.

12 santimetre karelik, 2 milimetre derinliğindeki tek bir cam parçasında 4,84 terabayt veri depolanabiliyor. Bu, yaklaşık iki milyon kitaba veya 4K çözünürlükte 5 bin filme eşdeğer.

Deneyler, 290 derece Celsius'ta saklandığında 10 bin yıla kadar dayanabileceğini gösteriyor. Bilim insanları bunun oda sıcaklığında daha da uzun süre dayanabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

Ancak mekanik stres veya kimyasallarla aşındırılma nedeniyle hasar görebileceğini, bunun da malzemeyi ve üzerinde depolanan verileri bozacağını belirtiyorlar.

Araştırmaya dahil olmayan bilim insanları bu keşfin, önceki depolama tekniklerine benzer şekilde insanlığın gidişatını değiştirebileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar Feng Chen ve Bo Wu, çalışmaya eşlik eden bir makalede, "[Silika] büyük ölçekte uygulandığında, kehanet kemikleri, ortaçağ parşömenleri veya modern sabit disk gibi bilgi depolama tarihinde dönüm noktası olabilir" diye yazdı.

Bir gün tek bir cam parçası, insan kültürünün ve bilgisinin meşalesini binlerce yıl boyunca taşıyabilir.

Bu çalışma, Nature adlı akademik dergide yayımlanan "Laser writing in glass for dense, fast and efficient archival data storage" (Yoğun, hızlı ve verimli arşiv verisi depolama için cama lazerle yazma) başlıklı makalede anlatıldı.

Independent Türkçe


Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe