İsrail'in desteğiyle Gazze'nin yeniden inşası için hazırlanan Amerikan ve Fransız planları

Planların içeriğinde Gazze Şeridi açıklarındaki potansiyel gaz rezervlerinin geliştirilmesi de yer alıyor. Bu rezervlerin, bölgeye yıllık en az 10 milyar dolarlık bir katkı sağlaması bekleniyor.

Gazze Şeridi'nde çeyrek milyon bina yıkıldı ve on milyonlarca ton moloz ortaya çıktı. (AFP)
Gazze Şeridi'nde çeyrek milyon bina yıkıldı ve on milyonlarca ton moloz ortaya çıktı. (AFP)
TT

İsrail'in desteğiyle Gazze'nin yeniden inşası için hazırlanan Amerikan ve Fransız planları

Gazze Şeridi'nde çeyrek milyon bina yıkıldı ve on milyonlarca ton moloz ortaya çıktı. (AFP)
Gazze Şeridi'nde çeyrek milyon bina yıkıldı ve on milyonlarca ton moloz ortaya çıktı. (AFP)

Emel Şehade

Washington ile Tel Aviv arasında Gazze Şeridi’ndeki savaşı durdurmaya yönelik Trump planının ikinci aşamasına geçilmesi konusunda görüşmeler derinleşiyor. Bu aşama, İsrail’in, Gazze Şeridi’nin yeniden imarına başlanmadan önce Hamas’ın silahsızlandırılması ve bölgenin tamamen silahtan arındırılması şartını içeriyor. Tahminlere göre bu planın maliyeti 50 ila 70 milyar dolar arasında olacak ve en az 10 yıl sürecek. Ancak Filistinliler hâlâ yüzde 80’i yaşanamaz hale gelen bir bölgede, özellikle kış mevsimi yaklaşırken hastalıkların yayılma riskiyle karşı karşıya yaşıyor. Ayrıca, enkaz altında kayıp durumundaki Filistinlilerin bulunduğuna dair bilgiler de yayılıyor.

Raporlara göre, Gideon’un Savaş Arabaları 2 Operasyonu başlamadan önce Gazze Şeridi'nde 245 bin bina yıkıldı, bu da Gazze Şeridi'ndeki binaların yüzde 80'inden fazlasını oluşturuyor. İsrail'in bir raporuna göre, yıkım ve tahrip operasyonları 40 ila 50 milyon ton enkaz bıraktı. Bu durum, İsrail’in ‘Gazze Şeridi’ni yerle bir etme’ yönündeki tehditlerinin somut bir tercümesi olarak değerlendiriliyor. Bazı gözlemciler, Şarm eş-Şeyh Zirvesi ve savaşın durmasından sonra Gazze Şeridi’nde ortaya çıkan manzarayı, ‘dünyanın sonrasını konu alan bir bilim kurgu filmi setine’ benzetti.

Bu yıkım, binalar ve konutlarla sınırlı değil; asıl büyük tahribat, hayati altyapı sistemlerinde yaşandı. Ana yollar kumla kaplı toprak yollara dönüşürken, elektrik ve su şebekeleri çöktü, pompa istasyonları ve kanalizasyon sistemleri tamamen devre dışı kaldı. Buna ek olarak, hastaneler, eğitim kurumları ve kamu binaları da ağır hasar gördü. Tüm bunların arasında, sanayi bölgeleri ve ticaret merkezleri de büyük ölçüde yok oldu.

dfv
Bazı gözlemciler, Şarm eş-Şeyh Zirvesi ve savaşın durmasından sonra Gazze Şeridi’nde ortaya çıkan manzarayı, ‘dünyanın sonrasını konu alan bir bilim kurgu filmi setine’ benzetti. (AFP)

Bazı yetkililer, Gazze Şeridi'ndeki durumu ‘tamamen yıkım ve cehenneme benzeyen bir yaşam’ olarak tanımladı. Bu tanım, ABD'li yetkililerin Trump'ın planının uygulanmasını denetlemek ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için ilk adımları atmak üzere geçen hafta İsrail'i ziyaret etmesiyle aynı zamana denk geldi.

Bazı İsrailliler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Şarm eş-Şeyh Zirvesi’nde söylediği “Gazze Şeridi’ni yeniden inşa etmenin zamanı geldi” ifadesini büyük bir meydan okuma olarak değerlendiriyor. Bunun nedeni, Tel Aviv’in yeniden imarı, Hamas’ın silahsızlandırılması şartına bağlama konusundaki ısrarı. Ancak bu görüşe karşı çıkanlar da var. Onlara göre, Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve iki milyondan fazla Filistinlinin normal yaşamlarına dönmesi, İsrail’in güvenliği ve istikrarı üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır. Ayrıca, İsrail’in bu konudaki ısrarının sonuç vermeyeceği, çünkü ABD’nin Trump planını uygulamakta kararlı olduğu belirtiliyor. Gazze Şeridi’nin yeniden imarı, ABD’nin öncelikli ilgi alanlarından biri olarak görülüyor ve bu girişim geniş bir uluslararası ve Arap desteğine sahip.

İsrail zihniyetli Amerikan-Fransız planları

Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için ayrıntılı haritalar ve maliyet tahminleri de dahil olmak üzere birden fazla plan ortaya konuldu. Şarm eş-Şeyh Zirvesi’nden sonra bu konu gündeme geldiğinde, iki plan İsrail müzakerelerinin ön saflarına geri döndü: ilki RAND Corporation tarafından denetlenen Amerikan planı, ikincisi ise ‘Gazze'yi hayal et - barışı inşa et’ başlığı altında hazırlanan Fransız planıydı.

İsrailli mimar Amnon Direktor'a göre, Amerikan ve Fransız planları İsrail'e ait. Direktor, “Ben bunu İsrail'in Gazze Şeridi'nin yeniden inşası da dahil olmak üzere Gazze'deki işlere elini sürmeye devam etmesinin bir yolu olarak görüyorum” dedi.

Direktor'a göre, en profesyonel ve uygulanabilir plan, New York ve Brüksel'de faaliyet gösteren mimarlık firması ORG Permanent Modernity ile iş birliği içinde geliştirilen RAND Corporation'ın planı. ‘Yerinden Edilme Kamplarından Topluluklara: Savaş Sonrası Konut Çözümleri’ başlığıyla yayınlanan plan, dört rehabilitasyon çözümü içeriyor: Birincisi, Gazze Şeridi'nin yeniden inşasının uzun yıllar süreceği öngörüsüyle, on yıl boyunca hizmet verecek geçici konutların inşasını içeren geçici bir çözüm. İkincisi, yıkılmış alanlar arasındaki açık alanları kullanarak uygun ve modern bir yaşam ortamı yaratmak için mahallelerin tamamının rehabilitasyonu ve yenilenmesi. Üçüncü çözüm, mülteci kamplarının bir kez daha yoksulluk ve aşırı kalabalıklaşmanın yuvası haline gelmemesi, aksine insana yakışır yaşam koşulları ve gelişmiş altyapı sunması için yenilikçi bir planlama modeli geliştirmek. Dördüncü çözüm, öneriye göre, konut seçeneklerini genişletmek ve gelişmiş ve verimli bir kentsel çevre oluşturmak amacıyla Gazze Şeridi'ndeki gelişmemiş arazilerde yeni mahalleler için planlar sunmak.

scdfrgt
Enkaz kaldırma, büyük lojistik ve çevresel zorluklar içeriyor. Bu işlemin, patlayıcıların imhası ve atık yönetimi ile eş zamanlı olarak yürütülmesi gerekiyor. (AFP)

RAND Corporation planının tasarımcılarından biri olan İsrail asıllı ABD’li Kobi Rotenberg, planın amacını şöyle açıkladı: “Planın amacı, tüm karar alıcılar için bir dizi araç ve politika belgesi sunmak, ‘ertesi güne’ hazırlıklı olmak ve Gazze Şeridi’nin yeniden inşası için gerçekçi çözümler üretmek, ayrıca tüm taraflardaki karar alıcıları desteklemektir.”

Planın maliyeti 50 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Rotenberg'e göre bu, Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Bankası'nın tahminlerine dayanıyor, ancak bu tahminler yapıldıktan sonra çatışmalar devam ettiği için gerçek maliyetin çok daha yüksek olması muhtemel.

Mimar Amnon Direktor ile yapılan bir röportajda, enkaz kaldırmanın büyük lojistik ve çevresel zorluklar içerdiğini belirtildi. Bu işlemin, patlayıcıların imhası ve atık yönetimi ile eş zamanlı olarak yürütülmesi gerektiği, böylece kamu sağlığının korunacağı ve güvenli yeniden inşanın mümkün olacağı vurgulandı. Direktor, planın belirli bir atık bertaraf modeli öngörmediğini, ancak erken planlama, yeniden kullanım ve geri dönüşüme odaklandığını ve bunun da her alanın türüne ve yıkım düzeyine uygun farklı süreçler ve teknikler gerektirdiğini ifade etti.

Rotenberg'e göre plan, zorluklara boyun eğmeden bunları aşmak için tasarlandı ve Gazze Şeridi ile tüm bölge sakinleri için istikrarlı ve sürdürülebilir bir gelecek adına temel oluşturmak amacıyla kullanılabilir.

Fransız planı

‘Gazze'yi hayal et - barışı inşa et’ başlıklı Fransız planı, önümüzdeki on yıl için kapsamlı bir uygulama vizyonu sunuyor ve öncelikle bölge halkının ihtiyaçlarına odaklanıyor.

Bu girişimin ve planın hazırlanmasının arkasında, Fransa'da yaşayan ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Ortadoğu ve İsrail-Filistin çatışması danışmanı olan İsrailli Ofer Bronstein bulunuyor.

Amnon Direktor'a göre, Fransız planı İsrail'in izlerini taşıyor ve daha çok rotayı belirlemeye yönelik bir ön yol haritası niteliğinde. Direktor, “Bu aşamada her şey makro düzeyde genel terimlerle yazılmış. Bazı şeyler şekillendiğinde, uzmanlar diğer ortaklarla birlikte çalışmanın merkezinde yer alacaklar” ifadelerini kullandı.

zxsdf
Fransız planında yer alan hususlar arasında, geçici bir Filistin sivil otoritesiyle birlikte çalışacak uluslararası bir yeniden inşa otoritesinin kurulması da bulunuyor. (AFP)

Fransız planında yer alan hususlar arasında, geçici bir Filistin sivil otoritesiyle birlikte çalışacak ve Avrupa Birliği (AB), Dünya Bankası ve ılımlı Arap ülkeleri gözetiminde tam şeffaflık içinde yönetilecek uluslararası bir yeniden inşa otoritesinin kurulması da bulunuyor. Plan, Macron’un danışmanının Direktor’a sunduğu bilgilere göre, bölgesel güvenlik kaynaklarını barışa yatırım yapmaya yönlendirmeye, İsrailliler ile Filistinliler arasında güveni yeniden tesis etmeye odaklanıyor. Ayrıca, Gazze Şeridi’ni ortak kalkınmanın bir modeli ve iki halk arasında gelecekteki siyasi bir çözümün temeli olarak ele alıyor.

Fransız planını Gazze Şeridi'nin yeniden inşası için hazırlanan diğer planlardan ayıran özelliğin ne olduğu sorusuna Bronstein şu cevabı verdi: “Birçok fark var, en önemlisi Filistin halkını odak noktasına koyması. Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını bir gayrimenkul projesi olarak değil, istihdam fırsatları, ulaşım, altyapı ve konut dahil olmak üzere Gazzelilerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmış sosyal ve ekonomik bir süreç olarak görüyoruz.”

Söz konusu plan, Körfez ülkeleri, Avrupa ülkeleri ve ABD tarafından finanse edilecek. Bronstein, “Bunu başarmanın bir yolu, Gazze açıklarındaki potansiyel gaz rezervlerini geliştirmek ve bu sayede yılda yaklaşık 10 milyar dolar gelir elde etmektir” dedi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Fransız planı ayrıca, güneş enerjisi sistemleri ve yağmur suyu toplama sistemleri ile düşük karbon ayak izine sahip yerel malzemelerden yapılmış yaklaşık 120 bin çevre dostu konut biriminin inşasını da içeriyor. Bronstein, yeni mahallelerin okullar, klinikler, pazarlar ve yeşil kamusal alanlardan oluşan entegre sistemler olarak inşa edileceğini, bunun geçici bir rehabilitasyon kampı değil, yaşayan, işleyen bir şehir konsepti olduğunu belirtti. Maddi boyutun ötesinde, plan kültürel boyuta da odaklanıyor. Örneğin, Sürdürülebilir Mimarlık için Avrupa-Arap Enstitüsü’nün kurulması, mimarlar ve yeniden inşa ile barış için çalışan sanatçılar için ödüller verilmesi gibi girişimler içeriyor. Bronstein’e göre planlama süreci bile, uzlaşma ve toplumun yeniden inşasının bir parçası olarak görülüyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
TT

11 adaylık, sıfır ödül: Gişede tarih yazan filme soğuk duş

1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)
1950'lerde geçen Muhteşem Marty'de 30 yaşındaki Timothée Chalamet, Marty Mauser rolünde (A24)

Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme), aldığı 11 adaylığa rağmen dün akşamki BAFTA Ödülleri'nden eli boş döndü.

Timothée Chalamet'nin başrolünde yer aldığı yapım, En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu dahil, birçok teknik dalda da aday gösterilmişti. 

Aşık Kadınlar ve Düşler Ülkesi'nin izinde

BAFTA tarihinde daha önce 1969 yapımı Aşık Kadınlar (Women in Love) ve 2004 tarihli Düşler Ülkesi (Finding Neverland), 11 adaylığa rağmen ödül kazanamayan filmler arasında yer almıştı.

Dünkü hayal kırıklığına rağmen Muhteşem Marty, gelecek ayki Oscarlarda hâlâ iddialı görünüyor: Spor temalı drama En İyi Film, Yönetmen ve Erkek Oyuncu dahil 9 dalda aday.

Gecenin en büyük sürprizi, I Swear'deki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanan Robert Aramayo oldu. Bu kategorinin favorisi, Muhteşem Marty'deki performansıyla birçok ödül kazanan Timothée Chalamet'ydi. 

Aramayo aynı zamanda BAFTA Yükselen Yıldız ödülünü de aldı. Tourette sendromu farkındalığı için kampanya yürüten John Davidson'ı konu alan film, ayrıca En İyi Oyuncu Seçimi ödülünü kazanarak geceyi toplam üç ödülle kapattı.

Sean Penn'den bir ilk

Öte yandan Paul Thomas Anderson imzalı Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) geceye damga vurdu. Yapım, En İyi Film dahil 6 ödül kazandı. Anderson, En İyi Uyarlama Senaryo ödülünü alırken, Michael Bauman En İyi Görüntü Yönetimi ödülüne layık görüldü. Sean Penn ise Yardımcı Erkek Oyuncu dalında sürpriz bir zafer elde ederek kariyerinin ilk BAFTA ödülünü kazandı. 

Ryan Coogler imzalı Günahkarlar (Sinners) geceyi üç ödülle tamamladı. Coogler, Günahkarlar'la En İyi Özgün Senaryo ödülünü evine götürürken bu kategoride kazanan ilk siyah sinemacı oldu. Ayrıca 39 yaşındaki Wunmi Mosaku Yardımcı Kadın Oyuncu, Ludwig Göransson da Özgün Müzik ödülünü kazandı.

Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın başarısını tekrar edebilecek mi?

Her ne kadar BAFTA gecesi Muhteşem Marty için kötü geçmiş olsa da ödül sezonu tarihinde bunun her zaman yolun sonu olmadığını gösteren güçlü örnekler de mevcut. Bir başka A24 yapımı Her Şey Her Yerde Aynı Anda (Everything Everywhere All at Once), BAFTA'da yalnızca Kurgu ödülünü almış; ardından Oscarlarda En İyi Film ve Yönetmen dahil 7 ödüle uzanmıştı. 

Ay Işığı (Moonlight) da BAFTA'da 4 adaylığının hiçbirini kazanamamış ancak Oscar'da En İyi Film ödülünü alarak tarihe geçen bir sürprize imza atmıştı.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Savaş Üstüne Savaş'ın yönetmeni Paul Thomas Anderson: "Politikacı değilim"

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Paul Thomas Anderson, sanatçıların siyasi konular hakkında konuşma yükümlülüğü olup olmadığına dair süregelen tartışmaya ilişkin düşüncelerini paylaştı.

Berlinale'de festival başkanının yıldızlara "siyasetten uzak durun" demesinden bir hafta sonra, yönetmen Anderson, 22 Şubat Pazar gecesi BAFTA Film Ödülleri'nde kendine yöneltilen sorularla karşı karşıya kaldı.

Savaş Üstüne Savaş'la (One Battle After Another) En İyi Yönetmen ve En İyi Film dalında BAFTA kazandıktan sonra, sinemanın önde gelen isimlerinin siyaset hakkında konuşması gerekip gerekmediği sorulduğunda, Anderson açıklama yapmaktan kaçınarak basın mensuplarına "Bu durumda nihayetinde başarısız olacağım" diye konuştu.

Başaracağımdan emin olduğum yer film yapmak. Dünyaya dair duygularımı filmle aktarmakta kendime çok daha fazla güveniyorum ve bence bu filmle bunu başardık. Bu mecrada akıllıca bir şeyler söylemeye çalışmak olmazdı. Ben politikacı değilim ama sinemacıyım, bu yüzden bunu işim aracılığıyla yapmaya çalışıyorum.

Thomas Pynchon'ın 1990 tarihli romanından esinlenen Savaş Üstüne Savaş birçok eleştirmen ve izleyici tarafından Trump'ın Amerika'sının hicvi ve eleştirisi olarak yorumlandı. Leonardo DiCaprio, Teyana Taylor ve Chase Infiniti'nin başrollerini paylaştığı film, Sean Penn'in canlandırdığı yozlaşmış beyaz üstünlükçü subayın önderliğindeki orduya karşı savaşan devrimci bir grubu konu alıyor.

Film, ABD'deki sağcı yorumcuların tepkisini çekti. Sağcı yorumcular Anderson'ın eserini "radikal terörizme pervasız bir övgü" diye nitelendirirken, Ben Shapiro ise "radikal sol terörizmin savunuculuğu" olarak adlandırdı.

Bu yorumlar Berlin Film Festivali'nden birkaç hafta sonra geldi. Festivalde Rupert Grint'ten Neil Patrick Harris'e kadar birçok oyuncuya aşırı sağın yükselişi hakkında sorular yöneltilmiş ve Başkan Wim Wenders bunu daha sonra "Berlinale'yi kasıp kavuran medya fırtınası" diye adlandırmıştı.

Wenders, sinemacıların "siyasetten uzak durması gerektiğini" söyleyerek, "filmlerin dünyayı değiştirebileceğini", bunu ancak "siyasete bulaşmadan" yapabileceklerini eklemişti.

Sonuç olarak yazar Arundhati Roy, yorumları "vicdansızca" diye nitelendirerek Berlinale'den çekilmişti. Öte yandan Javier Bardem, Tilda Swinton ve Brian Cox da dahil 81 sanatçı tarafından imzalanan açık bir mektupta, "Filistinlilerin soykırımına ilişkin kurumsal sessizlik" sorgulandı.

The Independent, yorum için Anderson'ın temsilcisiyle iletişime geçti.

Independent Türkçe


Donald Trump'ı onaylamayanların oranı yüzde 60'a çıktı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Donald Trump'ı onaylamayanların oranı yüzde 60'a çıktı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Amerikalıların 10'da 6'sı artık Başkan Donald Trump'ın yaptığı işi onaylamıyor. Bu oran, şiddete başvuran destekçilerinden oluşan grubun 6 Ocak 2021'de ABD Kongre Binası'na saldırmasından bu yana en düşük seviye.

12 - 17 Şubat'ta yapılan yeni Washington Post/Ipsos anketine göre, kayıtlı seçmenlerin yüzde 58'i ve genel olarak Amerikalıların yüzde 60'ı Trump'ın başkanlık performansının kötü olduğunu düşünüyor. Amerikalıların yaklaşık yüzde 50'si ise görev performansını "kesinlikle" onaylamıyor.

Başkan, ülke çapında kitlesel sınır dışı etme kampanyası ve sürekli yüksek tüketici fiyatları nedeniyle, en önemli iki konusu olan göç ve ekonomide kan kaybetmeye devam ediyor.

Trump'ın Amerikalıları enflasyon baskılarının ya hiç olmadığı ya da hızla azaldığı konusunda ikna etme çabaları şimdiye kadar sonuç vermedi. Ankete göre Amerikalıların yaklaşık yüzde 65'i başkanın fiyatları düşürmede kötü bir iş çıkardığını söylüyor.

Ayrıca çok sayıda Amerikalı, Trump'ın küresel gümrük vergilerine de karşı çıkıyor. Son ankete göre, Amerikalıların yüzde 64'ü bu stratejiye karşı çıktı; bu oran, göreve başlamasından bu yana neredeyse hiç değişmedi. Cuma günü Yüksek Mahkeme, Trump'ın gümrük vergisi gündeminin büyük bölümünün yasadışı olduğuna karar verdi.

Anketteki en yüksek onaylamama oranlarından biri (yüzde 58), Trump'ın göçmenlik konusundaki tutumuna yönelikti. Yönetimi, geniş çaplı sınır dışı etme tutuklamaları yapmak için bazı Amerikan şehirlerine ICE ajanlarını gönderdi. Minneapolis'te bu durum, protestocularla şiddetli çatışmalara ve bu kış ICE ajanları tarafından iki Amerikalı, Alex Pretti ve Renee Good'un öldürülmesine yol açtı.

Trump'ın bu konuda daha kötü bir onaylanmama oranıyla karşılaştığı tek zaman, Post/Ipsos anketinde, ABD'ye küçük yaşta getirilen göçmenleri sınır dışı edilmekten koruyan DACA programını (Çocukluk Çağında Gelenler İçin Ertelenmiş Eylem) iptal etmesinden günler sonra, Eylül 2017'ydi.

Başkan, ABD'nin yabancı müttefikleriyle ilişkilerini sürdürme yeteneği konusunda düşük notlar aldı. Kanada'yla ticaret anlaşmazlıkları, Grönland konusunda NATO'yla yaşanan çekişmeler ve İran'a yönelik olası bir askeri saldırı nedeniyle onaylanmama oranı yüzde 62'ye ulaştı.

bghyju
Donald Trump'ın göçmenlik konusundaki onay oranları, 2017'de DACA'yı iptal etmesinden bu yana en düşük seviyede (AFP)

Cumhuriyetçiler, ağır kayıpların yaşanma ihtimallerinin giderek arttığı ara seçim dönemine doğru bocalayarak ilerliyor. Bunun sebepleri arasında Senato tablosunun bir anda kendileri için olumsuz hale gelmesi ve çekişmeli seçim bölgelerinde Demokratların açık ara önde olmasının Cumhuriyetçi üyeleri terletmesi var. Emeklilik dalgası da Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluğunu düşük tek haneli rakamlara indirirken, Senato'daki çoğunluğu koruma çabalarını da zorlaştırıyor.

Post/Ipsos anketi, Trump'ın ekonomiyle ilgili rakamlarının son aylarda biraz toparlandığını gösterse de genel beğenilmeme oranının Cumhuriyetçi Parti için sorun olmaya devam ettiğini ve gelecek aylarda iyileşme olmazsa kasımdaki seçimlerdeki parti sonuçlarını kolayca aşağı çekebileceğine işaret ediyor.

Post/Ipsos anketinden elde edilen veriler, 12 - 17 Şubat'ta ​​2 bin 589 ABD'li yetişkinden oluşan bir örneklemden toplandı ve hata payı +/- yüzde 2. Kayıtlı seçmen örnekleminde ise 2 bin 87 seçmenin yanıtı yer alıyor ve ve hata payı +/- yüzde 2,2.

Independent Türkçe