Yıldızları buluşturan gişe faciası alay konusu oldu: İstemsizce güldüm

Galapagos'taki uzak bir adaya giden 8 kişinin hikayesini anlatan Eden, mutluluğu ararken ne kadar ileri gidebileceğimizi sorguluyor (Vertical / Amazon Prime Video)
Galapagos'taki uzak bir adaya giden 8 kişinin hikayesini anlatan Eden, mutluluğu ararken ne kadar ileri gidebileceğimizi sorguluyor (Vertical / Amazon Prime Video)
TT

Yıldızları buluşturan gişe faciası alay konusu oldu: İstemsizce güldüm

Galapagos'taki uzak bir adaya giden 8 kişinin hikayesini anlatan Eden, mutluluğu ararken ne kadar ileri gidebileceğimizi sorguluyor (Vertical / Amazon Prime Video)
Galapagos'taki uzak bir adaya giden 8 kişinin hikayesini anlatan Eden, mutluluğu ararken ne kadar ileri gidebileceğimizi sorguluyor (Vertical / Amazon Prime Video)

2024 tarihli hayatta kalma temalı gerilim filmi Eden, Amazon Prime Video'da sessiz sedasız yayına girdi fakat izleyicilerden gelen tepkiler bir hayli karışık.

Oscar ödüllü Ron Howard'ın yönettiği filmde başroldeki Sydney Sweeney'ye Ana de Armas, Vanessa Kirby ve Jude Law eşlik ediyor. 

Gerçek olaylardan esinlenildi

Eden, "uzak ve ıssız Galápagos Adaları'ndaki Avrupalı yerleşimcilerin kurduğu deneysel bir ütopyanın kısa sürede ölüm ve kaosa dönüşmesini" konu alıyor. Gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde, adaya ayak basan 8 kişiden çoğu hayatta kalamıyor.

Film, bu yıl önce bazı Avrupa ülkelerinde vizyona girmiş, ardından ABD'de izleyiciyle buluşmuştu. Ancak dünya çapında yalnızca 2 milyon dolar civarında hasılat elde edebilmişti. Yaklaşık 50 milyon dolarlık bütçesiyle film, son yılların en büyük gişe hüsranlarından biri olarak anılıyor.

Buna rağmen yıldız oyuncu kadrosu ve "büyük bir gişe faciası" olarak çok konuşulması sayesinde, Eden ev izleyicisini cezbetmiş gibi görünüyor.

FlixPatrol verilerine göre Eden, Prime Video'nun küresel listesinde en çok izlenen 6. film oldu. Film, Britanya'da platforma eklendikten hemen sonra listede ikinci sıraya kadar yükseldi ve Türkiye'de en çok izlenen yapımlar arasında yer alıyor. 

"Lise tiyatrosu gibi"

Yer yer Sineklerin Tanrısı'nı (Lord of the Flies) andıran yapım için "görsel olarak etkileyici" ve "eğlenceli" yorumları yapılmıştı.

Fakat film daha geniş izleyiciye ulaşınca, Hollywood yıldızlarının "Alman aksanı" denemeleri sosyal medyada alay konusu oldu.

İnternette viral olan bir sahnede karakterler, masada edebiyat üzerine tartışırken Alman aksanını taklit etmeye çalışıyor ancak pek başarılı olamıyor.

Bir izleyici sosyal medyada Sweeney'nin aksanını eleştirerek şöyle yazdı:

O kadar kötü ki istemsizce güldüm. Hollywood filminden çok lise tiyatrosu gibiydi.

"Affedilir gibi değil"

Başka biri "Alman değilim ama aksanların kötü olduğunu anında anladım" yorumunu yaparken bir diğeri ekledi:

Bu kadar ünlü oyuncuların bu kadar kötü aksan yapması affedilir gibi değil.

Bir sinemasever de eleştirisinde şöyle dedi:

Madem Alman oyuncuları tercih etmiyorsunuz, bari herkes kendi aksanıyla konuşsun ve izleyici de bunu kabul etsin.

Bir Rotten Tomatoes kullanıcısı ise filmden etkilendiğini dile getirerek şöyle yazdı:

Ron Howard etkileyici ve rahatsız edici bir drama sunuyor. İnsan doğası, hayatta kalma ve güç mücadelesiyle kaynayan kapalı bir adada geçen bir gizem.

Başka biri ise filmle ilgili şunları söyledi:

Gerçek bir hikayeden uyarlanmış olması dikkate değerdi. Kim ölecek bilmiyorsunuz, bu da çok gerilimi tırmandırıyor.

Eden, halen Amazon Prime Video'da yayında.

Independent Türkçe, Metro, Collider



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.