Reuters: Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD destekli ateşkes pamuk ipliğiyle bağlı

Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
TT

Reuters: Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD destekli ateşkes pamuk ipliğiyle bağlı

Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)

Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD'nin ara buluculuğuyla ateşkes sağlansa da bazı çetrefilli sorulara hâlâ yanıt bulunamadı.

Suriye merkezi hükümet güçlerinin hızlı ilerleyişi karşısında eli zayıflayan Kürt gruplar, buna rağmen nüfuzunu bir nebze de olsa koruma arayışında.

Bu anlaşmanın akıbeti, 14 yıllık savaşla paramparça olmuş bir ülkeyi istikrara kavuşturmaya çalışan Suriye'nin yeni yönetimi için de büyük bir sınav olacak.

Zira İslamcıların öncülüğündeki hükümet ile onlara şüpheyle yaklaşan azınlık gruplar arasında son dönemde ciddi çatışmalar yaşandı.

Ülkenin kuzeydoğusundaki hakimiyet mücadelesi, Beşar Esad'ın Aralık 2024'te devrilmesinin ardından ülke topraklarındaki en büyük el değiştirmeye yol açtı. Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) hükümete entegrasyonunu öngören ve Mart'ta imzalanan anlaşmanın çıkmaza girmesinin ardından Şam hükümeti, SDG'nin kontrolündeki pek çok bölgeyi ele geçirdi. Çatışmaların ardından SDG elinde kalan bölgelerin hükümete entegrasyonunu kabul etti.

29 Ocak'ta sağlanan ateşkes anlaşmasının ardından atılan ilk adımlarda bir sorun yaşanmadı. Az sayıdaki hükümet güçleri SDG'nin kontrolündeki Haseke ve Kamışlı kentlerine konuşlandı, cephe hatlarındaki askerler çekildi ve Şam hükümeti SDG'nin aday gösterdiği bir valiyi atadığını Cuma duyurdu.

Fakat hükümet ve Kürt kanadından ondan fazla yetkiliye göre, asıl meselelere henüz dokunulmadı.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığı habere göre SDG savaşçılarının tam olarak nasıl entegre edileceği, SDG'nin elindeki ağır silahların akıbeti ve SDG için can damarı niteliğindeki Irak sınır kapısının yönetimi gibi bazı önemli konuların henüz ele alınmadı.

Uluslararası Kriz Grubu adlı düşünce kuruluşundan Noah Bonsey, SDG'nin kontrolü altındaki alanlarda nüfuzunun şimdilik güçlü olduğunu fakat bu nüfuzun ne kadarını koruyacağı sorusunun henüz yanıtlanmadığını söyledi.

Bonsey, anlaşmanın uygulanmasında ilerleme kaydedilmesinin en muhtemel senaryo olduğunu söylese de şu uyarıda bulundu:

Hata yapma riski ve dolayısıyla gerilimin yeniden tırmanma ihtimali hâlâ yüksek.

Katedilen ilerlemeden memnun olan ABD, esneklik çağrısında bulundu

Suriye'nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şaraa, Suriye'nin neredeyse tamamını yeniden merkezi yönetimin kontrolü altına aldı.

Batılı bir yetkili, Suriye'den askerlerinin bir kısmını çeken ABD'nin entegrasyon konusundaki ilerlemeden memnun olduğunu ve Şaraa'ya SDG'nin talepleri konusunda mümkün olduğunca esnek davranması yönünde telkinde bulunduğunu belirtti.

Yetkiliye göre ABD'nin Şaraa'ya tavsiyesi iyi niyet göstergesi olarak sert tutumdan kaçınılması gerektiği yönünde. ABD, Şam'daki merkezi otorite tehdit edilmediği sürece Kürtlere belirli bir düzeyde özerklik verilebileceği kanısında.

ABD Dışişleri Bakanlığı konu hakkında sorulan sorulara, Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın yaptığı açıklamaya atıfta bulunarak anlaşmanın tüm Suriyeliler için kalıcı bir barış sağlamaya fırsat sunduğunu söyledi. Suriye Enformasyon Bakanlığı ve SDG sorulara henüz yanıt vermedi.

Reuters'in de incelediği anlaşma metni, Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde kuzeydoğu için özel bir tümen kurulmasını ve SDG güçlerinin üç tugay hâlinde bu yapıya entegre edilmesini öngörüyor.

Anlaşmaya göre hükümetin 15 güvenlik aracı SDG'nin kontrolündeki Kamışlı ve Haseke kentlerine konuşlanacak ve "SDG güvenlik güçlerinin entegrasyonu başlayacak".

Suriye güvenlik güçlerinin bu ayki konuşlanmalarında genel olarak bir olay yaşanmazken, Dürzilerin çoğunlukta olduğu Süveyda bölgesine Temmuz'da konuşlanma girişimlerinde çatışmalar ve şiddet olayları yaşanmıştı.

Bu sırada ABD ise binlerce İslam Devleti militan örgütü mahkûmunu daha önce SDG'nin gözetiminde olan hapishanelerden Irak'a nakletti.

Fakat sahada gerilimin sürdüğüne dair işaretler de var.

İki Suriyeli güvenlik yetkilisine göre SDG, hükümeti ana SDG bölgesinden kopuk olan Kobani'yi kuşatmakla suçluyor. Diğer yandan, SDG kontrolündeki bölgelerde yaşayan Araplar, özellikle de etnik olarak karışık bir yapıya sahip olan Haseke şehrinde, mevcut yönetimden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor.

SDG komutanı Mazlum Abdi, SDG savaşçılarından oluşacak üç tugayın Irak sınırı yakınındaki Kamışlı, Haseke ve Derik'te konuşlandırılacağını söyledi. Bununla beraber iki taraftan yetkililer de Kamışlı yakınlarında bir bölgeye ilişkin anlaşma sağlandığını fakat diğer iki kente yönelik henüz anlaşma sağlanmadığını ifade etmişti. Suriye askeri kaynaklarına göre SDG, tugaylardan birinin Haseke şehri yakınlarındaki, güneye bakan ve geniş bir tünel ağına hakim olan Abdülaziz Dağı'na yerleşmesini istiyor, Şam ise bu talebe karşı çıkıyor.

Kürt yetkili: Güvenlik Kürtlerin elinde

Deyrizor vilayeti ve buradaki petrol sahaları da dâhil olmak üzere Arapların çoğunluklu olduğu bölgeler hükümet güçlerinin ilerleyişi sırasında hızla Şam'ın kontrolüne geçti. Fakat anlaşma, SDG'nin Kamışlı yakınlarındaki diğer iki saha olan Rimeylan ve Suveydiye ile Kamışlı havaalanını teslim etmesini gerektiriyor ve bu henüz gerçekleşmiş değil.

Bölgeyi yakından takip eden bir istihbarat görevlisi, SDG'nin şimdiye kadar verdiği tavizleri "sembolik" olarak nitelendirdi.

Üst düzeydeki Kürt yetkili Abdülkerim Ömer, Reuters'e yaptığı açıklamada, hükümete bağlı güvenlik güçlerinin "entegrasyon mekanizmalarını" koordine edip kesinleştirdikten sonra geri çekileceğini söyledi.

Ömer, "Asayiş (Kürt güvenlik güçleri) İçişleri Bakanlığı'nın bir parçası olacak ve bu bölgeyi içeriden koruyacak" dedi ve anlaşmanın uygulanması konusunda "uzun tartışmalar" yapılması gerektiğini ifade etti.

SDG'ye önderlik eden YPG'yi PKK'nın uzantısı olarak gören Türkiye de bu süreçte şüphelerini dile getirdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan CNN Türk'te yaptığı açıklamada, YPG'nin geri çekilmesini önceki haritaya göre "daha sağlıklı" bir durum olarak gördüğünü fakat Türkiye'nin güvenlik endişelerinin ancak YPG'nin PKK ile bağlarını koparması ve "tarihi bir dönüşüm" yaşamasıyla tam olarak giderilebileceğini söyledi.



Savaş Üstüne Savaş'ın yıldızı: "Paul Thomas Anderson'a yalvarıyorum"

Bu yılki ödül sezonunda çok konuşulan Savaş Üstüne Savaş birden fazla payeye layık görüldü (AFP)
Bu yılki ödül sezonunda çok konuşulan Savaş Üstüne Savaş birden fazla payeye layık görüldü (AFP)
TT

Savaş Üstüne Savaş'ın yıldızı: "Paul Thomas Anderson'a yalvarıyorum"

Bu yılki ödül sezonunda çok konuşulan Savaş Üstüne Savaş birden fazla payeye layık görüldü (AFP)
Bu yılki ödül sezonunda çok konuşulan Savaş Üstüne Savaş birden fazla payeye layık görüldü (AFP)

Teyana Taylor, Savaş Üstüne Savaş'taki (One Battle After Another) karakterine odaklanan bir devam filmi çekmesi için yönetmen Paul Thomas Anderson'a yalvardığını açıkladı.

Filmdeki radikal sol devrimci Perfidia Beverly Hills rolüyle çıkış yaparak Oscar'a aday gösterilen 35 yaşındaki şarkıcı, karakterinin yaklaşık 20 yıl sonrasını gösterecek bir spin-off için Anderson'la görüştüğünü verdiği yeni bir röportajda söyledi.

Olası devam filmi hakkında IndieWire'a "Görüşmeler çok ama çok gerçek" dedi.

Bunu bize vermesi için [Anderson'a] yalvardığımı şu anda herkese doğrulamak istiyorum. Bunu bize vermesi için ona yalvarıyorum.

Taylor sözlerine şöyle devam etti:

Orada burada Paul'e küçük şakalar yapıyorum. 'Perfidia'nın o 16 yılda ne yaptığını görmemiz gerekiyor' gibi şeyler diyorum.

Leonardo DiCaprio, Taylor ve Chase Infiniti'nin başrollerinde yer aldığı film, Sean Penn'in beyaz üstünlüğü yanlısı yozlaşmış subayı liderliğindeki orduyla savaşan devrimci bir örgütü takip ediyor.

cvfghy
Teyana Taylor, Oscar'a aday gösterilen Savaş Üstüne Savaş'ta Perfidia Beverly Hills rolünde (Warner Bros)

Filmde Taylor'ın karakteri, örgütü French 75'a ihanet ederek elemanlarını ordunun yakalamasını sağlıyor ve partneri Pat'le (DiCaprio) kızı Willa'yı (Infiniti) terk ediyor.

Taylor sözlerini şöyle sürdürdü:

Ama Perfidia ve Willa'nın birlikte bazı sahnelere ihtiyacı var. Willa o son sahnede kapıdan çıktığında 'Gerçekten nereye gidiyor? Deandra'yı serbest mi bırakacak? Annesini mi bulacak?' dedim. Filmin hâlâ umut barındırmasını seviyorum ve oralarda bir yerde ikinci bölüme yer var.

Bu yılki Oscar Ödülleri'nde 13 ödüle aday gösterilen yapım, Altın Küre'de En İyi Film ve Taylor'ın aldığı En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleri de dahil olmak üzere 4, geçen ay BAFTA Film Ödülleri'ndeyse 6 payeye layık görülmüştü.

Oscar Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Taylor'ın rakipleri, Günahkarlar'daki (Sinners) Wunmi Mosaku, Silahlar'daki (Weapons) Amy Madigan ve Manevi Değer'deki (Sentimental Value) Elle Fanning ve Inga Ibsdotter Lilleaas olacak.

Geçen ay Saturday Night Live'da sunuculuk yapan Taylor, skeç şovundaki bir sahne için kendisini kel gösteren bir bone kafasına takılmışken Oscar adaylığını öğrendiğini açıklamıştı.

Taylor açılış monoloğunda "Bu hafta çok çılgındı" demişti.

Savaş Üstüne Savaş'la Oscar'a aday gösterildim. Bir rüya gerçek oldu…

Her küçük kızın istediği şekilde bunu yaşadım... Mikey Day'in yanında kellik bonesi takılırken.

cvfbgh
Teyana Taylor bu yılki Oscar Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterildi (Warner Bros)

Taylor, Oscar adaylığının ardından yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

Dün gece Özel Bir Kadın'ı (Pretty Woman) izlerken, mutlu sonları ve bazen onların ne kadar imkansız geldiklerini düşünerek uyudum... ve Tanrı'nın beni kendi peri masalsı sonuma hazırladığı bir tecrübe yaşadığımı fark ettim.

Independent Türkçe


Taş Devri mutfağı yeniden yazılıyor: Karmaşık tarifleri çömlekler ele verdi

Tarih öncesi tarifleri canlandırmak için seramik kapların modern replikalarıyla deneysel pişirme (Lara González Carretero)
Tarih öncesi tarifleri canlandırmak için seramik kapların modern replikalarıyla deneysel pişirme (Lara González Carretero)
TT

Taş Devri mutfağı yeniden yazılıyor: Karmaşık tarifleri çömlekler ele verdi

Tarih öncesi tarifleri canlandırmak için seramik kapların modern replikalarıyla deneysel pişirme (Lara González Carretero)
Tarih öncesi tarifleri canlandırmak için seramik kapların modern replikalarıyla deneysel pişirme (Lara González Carretero)

Yeni bir araştırmaya göre, Avrupa genelinde bulunan binlerce yıllık çömlek kalıntıları, bölgedeki eski toplulukların daha önce inanıldığından çok daha çeşitli bitkisel ve hayvansal ürünler kullanarak karmaşık yemekler hazırladığını ortaya koyuyor.

Arkeologlar, çömlek kalıntılarındaki yağ tortularını analiz ederek eski kültürlerin beslenme alışkanlıklarını yorumluyor. Ancak bu yöntem çoğunlukla sadece et bazlı yiyecekler hakkında bilgi veriyor.

Yeni çalışmada, Avrupalı antik ​​avcı-toplayıcıların yediği bitkilerin kalıntılarını belirlemek için mikroskobik inceleme ve kimyasal analiz de dahil birden fazla teknik birleştirildi.

Araştırmada, Kuzey ve Doğu Avrupa'daki 13 arkeolojik alanda bulunan ve MÖ 6. ile 3. binyıllar arasına tarihlenen yaklaşık 60 çömlek parçasında kalan organik kalıntılar incelendi.

Bu çok yönlü yaklaşımı kullanarak araştırmacılar, otlar, kırmızı orman meyveleri, yapraklar ve tohumlar da dahil çeşitli bitkilerin doku örneklerinin yanı sıra balık ve diğer deniz ürünlerinin kalıntılarını da buldu.

PLOS One adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, "Avcı-toplayıcı balıkçıların sadece balıkla beslenmediklerini, çok çeşitli bitkileri bilfiil işleyip tükettiklerini bulduk" diye yazdılar.

Kalıntı ve içerik karışımı bölgeden bölgeye değişiyordu; bu muhtemelen bölgedeki mevcut kaynakların yanı sıra yerel kültürel uygulamaların bir yansımasıydı.

Çalışmada, örneğin, Baltık bölgesinde, çömlekte fosilleşmiş yemek kalıntılarında sıklıkla yüksek yoğunlukta tatlı su balığıyla birlikte Viburnum meyveleri bulundu; bu da "hedefli bir içerik seçimine işaret ediyor" diye belirtildi.

Mikroskobik analiz, Litvanya'daki bölgelerden elde edilen çömleklerde daha yüksek oranda tatlı su balığı bulunduğunu ortaya koyarken, Danimarka'nın güneyindeki Syltholm II bölgesinden elde edilen lipid kalıntı analizi ise daha çeşitli hayvansal ürünlerin kullanıldığını gösterdi.

Bulgular, bitkilerin ve su ürünlerinin erken Avrupalıların beslenme düzenlerinde önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Yemek yapımında farklı türde çömlekler kullanılıyordu ve her kültürün kendine özgü karmaşık mutfak gelenekleri vardı.

Özellikle, arkeologlar tarih öncesi Avrupalı ​​avcı-toplayıcılar arasında "belirli yiyecekleri farklı şekilde hazırlayarak" birleştirme yönünde genel bir eğilim olduğunu buldu.

Bir örneğe atıfta bulunarak, Viburnum meyvelerinin genellikle "tatlı su balığıyla karıştırılmış tek bitkisel malzeme" olarak göründüğünü söylediler.

"Bu araştırma, eski beslenme düzenlerini gerçekten anlamak için, bu fosilleşmiş yiyecek kalıntılarına kelimenin tam anlamıyla daha yakından bakmamız gerektiğini vurguluyor" diye yazdılar.

Geleneksel kimyasal analiz, eski yemeklerin hayvansal bileşenlerini vurgulama eğilimindeyken, birleşik mikroskobik yaklaşımımız bu tarih öncesi tarifleri yeniden odağın merkezine getirdi.

Independent Türkçe


Yeni yapay zeka bildirisi beklenmedik kesimleri birleştirdi

Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
TT

Yeni yapay zeka bildirisi beklenmedik kesimleri birleştirdi

Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)
Eylemciler, PauseAI UK ve gelişmiş yapay zeka sistemlerinin gelişiminin kontrolünü mesele edinen diğer örgütler tarafından 28 Şubat 2026'da Londra'da düzenlenen bir protestoda Google Deepmind ofislerinin önünde pankart ve dövizlerle toplandı (AFP)

Akademisyenler, işletmeler, dini liderler ve siyasi figürlerden oluşan alışılmadık bir koalisyon, yeni bir "insandan taraf" bildiri imzalayarak yapay zekaya dair endişelerini dile getirdi.

Kâr amacı gütmeyen yapay zeka güvenliği kuruluşlarının önde gelenlerinden Yaşamın Geleceği Enstitüsü tarafından desteklenen İnsandan Taraf Yapay Zeka Deklarasyonu, yapay zeka güvenliğine yeni bir bakışla odaklanılması ve onu kontrol eden şirketlere yönelik daha katı düzenlemeler getirilmesi ve daha fazla hesap verme zorunluluğu uygulanması çağrısında bulunuyor.

İmzacılar arasında milyarder girişimci Richard Branson, Nobel Ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu ve Trump yönetiminin eski danışmanlarından Steve Bannon yer alıyor.

Deklarasyonu destekleyen kuruluşlar arasında Amerikan Öğretmenler Federasyonu, Hıristiyan Liderler Kongresi ve Amerika İlerici Demokratları da var.

Bildiride "Yapay zeka insanlığa hizmet etmeli, tam tersi olmamalı" ifadeleri kullanılıyor.

Güvenilir ve kontrol edilebilir yapay zeka araçlarının insan potansiyelini azaltmak yerine artırdığı, insanları güçlendirdiği, insan onurunu artırdığı, bireysel özgürlüğü koruduğu, aileleri ve toplulukları güçlendirdiği, özyönetimi koruduğu ve emsalsiz sağlık ve refah yaratılmasını sağladığı daha iyi bir yol var. Bu yol, teknolojinin gücünü kullananların, insanlığın gelişmesini desteklemek için insani değerlere ve ihtiyaçlara karşı sorumlu olmasını gerektiriyor.

Deklarasyonun temel ilkeleri arasında şunlar var: Yapay zeka üzerinde insan kontrolü, yapay zeka tekellerinin önlenmesi, çocukların teknolojiden korunması, insan failliğinin ve özgürlüğünün korunması, kusurlar ve yetersiz güvenlik kontrolleri için kurumsal hesap verme zorunluluğu.

Deklarasyona paralel yayımlanan yeni bir anket, ABD seçmenlerinin yüzde 80'inin hem yapay zekanın insanların sorumluluğunda olmasını hem de yapay zeka şirketleri için daha fazla hesap verme mecburiyeti uygulanmasını desteklediğini ortaya koydu.

İnsandan Taraf Yapay Zeka Deklarasyonu'nun organizatörleri, daha önce yapay zeka güvenliğini artırmaya yönelik benzer imza kampanyalarında yer alan endüstri temsilcilerini kasten dışladı.

Yaşamın Geleceği Enstitüsü'nün yapay zeka güvenliğini güçlendirmeye yönelik önceki çabaları arasında, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesinin altı aylığına durdurulması için 2023'te başlatılan girişimin yanı sıra güvenliği kanıtlanana kadar süper akıllı yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesini yasaklamak için geçen yıl hazırlanan imza kampanyası da var.

Teknoloji endüstrisiyse bu çabalara kulak asmazken 2023'teki mektubu imzalayanlardan bazıları sonrasında kendi yapay zeka girişimlerini başlatmıştı. 

Independent Türkçe