Kuruluş Günü… Zafer ve kültürel miras

Kuruluş Günü… Zafer ve kültürel miras
TT

Kuruluş Günü… Zafer ve kültürel miras

Kuruluş Günü… Zafer ve kültürel miras

Doç. Dr. Faysal b. Abdurrahman Usra / Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Ateşesi

Bu günlerde -yönetimiyle, toprağıyla ve halkıyla- Kuruluş Günü’nün görkemli yıldönümünü kutlarken, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz’in X platformunda yaptığı paylaşımda dile getirdiği şu sözler zihnimde yankılanıyor: “Bu mübarek devletin ve halkının birliğini ve üç yüz yılı aşkın süredir devam eden istikrar yürüyüşünü bize nasip eden Yüce Allah’a hamdolsun. Kuruluş Günü’nde bu mübarek devletin tarihini ve liderlikle halk arasındaki kenetlenmeyi kutluyoruz.” Aynı şekilde, onun dayanağı, destekçisi ve sağ kolu olan Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın şu sözleri de kulaklarımda çınlıyor: “Suudi Arabistan… Yirmi birinci yüzyılın en büyük başarı hikâyesi.” Bu sözler, yüzlerce yıla yayılan ilham verici ve bütüncül bir mücadele ve başarı yolculuğunu özetlemekte; sancağı tevhid olan, anayasası Allah’ın kitabı ve peygamberi Hz. Muhammed’in sünneti olan bir medeniyet devletinin kuruluş hikâyesini veciz biçimde ifade etmektedir. Başlığı kalkınma, ilerleme ve refah; şiarı güven, huzur ve istikrar olan bu yürüyüş, engin ve köklü tarihinden beslenen büyük bir atılım gücüyle taçlanmış; şehirleri, kasabaları ve yerleşimleri kapsayan sürdürülebilir ve kapsamlı bir kalkınma hamlesine dönüşmüştür. Bu sürecin zirvesini ise ülkemizin parlak geleceğinin hatlarını çizen vizyoner ve iddialı bir perspektif olan Vizyon 2030 oluşturmuştur. Bu büyük atılım sayesinde aziz ülkemiz çeşitli alanlarda etkileyici başarılara imza atarak önde gelen devletler arasında seçkin bir konuma yükselmiş; yerel ve uluslararası düzeyde etkin bir güç haline gelmiştir. Bu mübarek toprakların evlatları da kendilerini vatanlarına bağlayan tarihî ve medenî köklerle gurur duymakta; bu yurdu birlik ve güven temelleri üzerine, istikrar, büyüme ve refah esaslarıyla inşa eden basiretli liderliğe olan sarsılmaz sadakatleriyle iftihar etmektedir.

‘Başladığımız Gün’ sloganı altında anlam ve değerleri daima canlı kalan yıldönümünü bir kez daha idrak ederken; zihinlerimizde, İslam dininin sabitelerini korumayı, Arap Yarımadası halklarının birliğini güçlendirmeyi, söz birliğini sağlamayı ve aralarındaki sevgi ile kardeşlik bağlarını pekiştirmeyi omuzlarında taşıyan öncülerin mücadele yolculuğu derinleşmektedir. Bu aziz ve kıymetli millî gün vesilesiyle, bu değerli vatanın evlatları ve onun mübarek topraklarında yaşayan herkes; ülkenin başarılarıyla gurur duymakta, vakar ve yüceliğiyle iftihar etmekte, refahının nimetlerinden yararlanmakta, ilerleme, büyüme ve kalkınmasının meyvelerini toplamaktadır. Basiretli ve hikmet sahibi bir liderliğin gölgesinde ülke gelişmiş devletler seviyesine yükselmiş; vatandaş ve mukimlerin huzur ve refahı için tüm imkânlar seferber edilmiştir. Böylece herkes onur, izzet, güven ve esenlik içinde yaşamakta; hayallerini gerçekleştirecek aydınlık bir geleceğe ve nesiller boyu sürecek umut vadeden bir yola doğru ilerlemektedir. Bu kıymetli millî gün aynı zamanda, bu mübarek devletin köklü temelleriyle duyulan haklı gururu ve kuruluşundan bu yana halk ile liderlik arasındaki güçlü bağı simgelemektedir. Bu görkemli günü anmak; Krallığın tarihî, medenî ve kültürel derinliğini ifade etmekte, Kuruluş Günü’nün devletin şanlı tarihine, köklü mirasına ve sağlam temellerine duyulan gururu pekiştirmedeki önemini vurgulamaktadır. Ayrıca bu günler, kuruluşundan bugüne Suudi kalkınma yürüyüşünü; bugün bütün alan ve sektörlerde tanık olunan kapsamlı dönüşüm ve gelişim çağına kadar uzanan süreci tefekkür etme vesilesidir. Fedakârlık ve adanmışlık hikâyeleriyle dolu şanlı bir millî geçmişi hatırlarken; Yüce Allah’ın lütfu ve basiretli liderlik ile vefakâr halk arasındaki güçlü millî dayanışma sayesinde gerçekleşen büyük ulusal başarılarla şekillenen müreffeh ve istisnai bir dönemi yaşamaktayız.

Büyük bir gurur ve iftiharla, Suudi Arabistan devletinin üç yüzyılı aşkın geçmişine uzanan tarihini hatırlıyoruz. Kuruluş Günü’nü, İmam Muhammed bin Suud’un önderliğinde, Hicri 1139 yılı ortalarında, Miladi 22 Şubat 1727’de başlatılan bu büyük tarihî mirası anarak kutluyoruz. İmam Muhammed bin Suud’un temellerini attığı bu devlet; Arap Yarımadası halkının o dönemde yaşadığı sosyal, politik, ekonomik ve kültürel olaylarla dolu zengin bir tarih kaydı bırakmıştır. Bu Birinci Suudi Devleti, sağlam ilke ve prensipler üzerine kurulmuş, parçalanmış toplulukları bir araya getirerek güven temellerini atmıştır. Ardından İkinci Suudi Devleti, İmam Türkî bin Abdullah bin Muhammed bin Suud döneminde Riyad merkezli olarak güçlenmiş; nihayetinde bu görkemli devlet, Kral Abdulaziz bin Abdurrahman el-Faysal Âl Suud tarafından modern haline getirilmiştir. Onun liderliğinde ve daha sonra onun sadık oğulları olan kralların yönetiminde Suudi Arabistan, bugün ulaştığı kalkınma, ilerleme ve prestij seviyesine erişmiştir. Kuruluş Günü, Arap Yarımadası tarihindeki derin medenî anlam ve değerleri taşımakta; imamlar ve kralların mücadele ve fedakârlık yolculuğunu hatırlatmakta ve üç yüzyılı aşan Suudi tarihinin ilk devletin başkenti Diriye’den, ikinci devletin başkenti Riyad üzerinden, modern krallığın kuruluşuna ve bugünkü refah dönemine kadar uzanan sürecini gözler önüne sermektedir. Bugün, Yüce Allah’ın lütfu, basiretli liderlik ve halkın özverili çabaları sayesinde Suudi Arabistan; kapsamlı bir medenî kalkınma yaşamış, bölgesel ve küresel alanda öncü bir konuma gelmiş, G20 ülkeleri arasında önemli bir rol üstlenmiş ve çeşitli alanlarda dünya çapında saygın bir merkez olarak tanınmıştır.

Son olarak, Kuruluş Günü vesilesiyle, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a en içten tebriklerimi sunuyorum. Yüce Allah’tan, bu aziz vatanı basiretli liderliğimiz gölgesinde korumasını ve bize güven, istikrar, refah ve ilerleme nimetlerini daim kılmasını diliyorum.

O, her şeyi işiten ve dualara cevap verendir…



Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
TT

Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)

İsrail aşırı sağı, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son açıklamalarının ardından, Hamas'ı zorla silahsızlandırma tehditleri yeniden gündeme geldi. Bu karmaşık konuda ‘anlaşmaların’ ufukta belirdiği yönünde bazı sızıntılar var.

Hamas’ın Gazze’deki Siyasi Büro Üyesi Gazi Hamad, Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, konunun ‘zor ve hassas’ olduğunu söyledi. Yeni gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi vermekten kaçınan Hamad'ın aksine Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, zorla tahliye tehditlerinin ‘arabulucuların çabalarını hiçe saydığını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak mevcut çabalarla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bu konuda anlaşmazlık var ve müzakereler devam ediyor. İsrail'in iki yıllık savaş sırasında başaramadığını şimdi de başaramayacak. Arabulucuların çabalarıyla anlaşmaya en yakın noktaya gelindi. Ancak öncelik saldırıları durdurmak ve İsrail işgalini sona erdirmek olmalı.”

Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu konuyla ilgili olarak Mısır, Türkiye, Katar ve teknokratik komitenin öncülüğünde görüşmelerin sürdüğünü ve Trump'ın girişiminin başarıya ulaşmasını istediği için bu mutabakatların masadaki en önemli konular olduğunu düşündüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan uzmanlara göre Hamas'ın silahsızlandırılması konusunda arabulucuların şu anki çabaları, anlaşmanın sonuçlandırılmasına yönelik mutabakatlara yol açabilir. Uzmanlar, bu uyarıların bu yılki İsrail seçimleri öncesinde baskı ve psikolojik savaş bağlamında yapıldığını belirttiler.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)

Trump'ın önerisi üzerine Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’ten beri yürürlükte. Hamas'ın silahsızlandırılması, ABD'nin ocak ayı ortalarında geçeceğini duyurduğu ikinci aşamanın önemli bir parçası. Buna, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesi ve Gazze'yi istikrara kavuşturmak için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasının eşlik etmesi gerekiyordu.

Yeni uyarı

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, pazartesi akşamı İsrail'in Kanal 12 televizyonuna verdiği röportajda, “Önümüzdeki günlerde Hamas'a silahlarını teslim etmesi ve Gazze'yi tamamen silahsızlandırması için son bir uyarı verilmesi bekleniyor. Hamas buna uymazsa, İsrail ordusu operasyonu kendisi yürütmek için uluslararası meşruiyete ve Amerikan desteğine sahip olacak ve Hamas ortadan kaldırılmazsa kaçınılmaz olarak Gazze'ye girip işgal edecek” ifadelerini kullandı.

Hamas Sözcüsü Kasım, televizyonda yaptığı açıklamada, silahsızlanma gerçekleşmezse savaşı yeniden başlatma tehdidinde bulunan Smotrich'in ‘arabulucuların ve tüm tarafların çabalarını hiçe saydığını ve İsrail hükümetinin sükuneti sağlamaya yönelik hiçbir siyasi süreci veya uluslararası toplantıyı önemsemediğini’ söyledi. Kasım, arabulucular ve uluslararası tarafları, ateşkesi istikrara kavuşturma ve çatışmanın yeniden başlamasını önleme sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.

İsrail, Gazze Barış Kurulu’nun 19 Şubat'ta düzenlenen toplantısı öncesinde Hamas'a toplantının yapılmasından itibaren 60 gün süre tanıyarak silahlarını teslim etmesini istedi. The Times of Israel gazetesi, İsrail Hükümeti Sekreteri Yossi Fuchs'un açıklamalarına atıfla Hamas'ın bu talebe uymaması halinde savaşı yeniden başlatmakla tehdit ettiğini bildirdi. İsrail Başbakanı Netanyahu, Gazze Barış Kurulu toplantısıyla eş zamanlı olarak yeniden inşa öncesinde Hamas'ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgularken, Trump ise Truth Social platformunda Hamas’ın tam ve acil silahsızlanma taahhüdüne uyması gerektiğini söyledi.

“Psikolojik savaş”

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Samir Ferec, İsrail'in bu söyleminin İsrail’deki seçimler öncesinde psikolojik savaş başlatmak için kullandığını, mevcut tartışmaların savaşın yeniden başlamasından ziyade bir uzlaşmaya varacağını çok iyi bildiğini değerlendirdi.

Filistinli siyasi analist Husam ed-Ducani ise İsrail’in özellikle seçimler yaklaşırken, Netanyahu'nun hükümetini kurmasını sağlamak için çıtayı en yüksek seviyeye çıkardığı ve Hamas’ın silahsızlandırılması konusuyla ilgili abartılı bir tutum sergilediğini vurguladı. İsrail'in savaşa geri dönmesinin imkansız olduğunu düşünen Ducani’ye göre bu İsrail’in uluslararası toplum tarafından yeniden tecrit edilmesi anlamına gelir.

Hamas’ın silahsızlandırılması uyarılarına rağmen, anlaşma konuşmaları devam etti. The New York Times (NYT) gazetesi şubat ayında kaynaklara dayanarak Washington'ın Hamas'a, İsrail'i vurabilecek ağır silahları teslim etmesini, ancak ilk aşamada bazı hafif silahları elinde tutmasına izin veren yeni bir teklif hazırladığını bildirdi. NYT, teklifin birkaç hafta içinde sunulacağını bildirdi.

İsrail basınında dün yer alan haberlerde Hamas'ın silahlarıyla ilgili görüşmelerden bahsedildi. The Times of Israel gazetesi, bazı ağır silahların aracıların kontrolündeki yerlere nakledilmesi ve tünel haritalarının teslim edilmesi dahil olmak üzere, silah dosyasının yeniden düzenlenmesine ilişkin devam eden görüşmeleri ortaya çıkardı.

Hamas silahlar konusundaki tutumunu sürdürüyor. Hamas’ın önde gelen liderlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha'da düzenlenen bir forumda hareketin tamamen silahsızlandırılmasını reddederek şunları söyledi:

“Halkımız hala işgal altında, bu yüzden silahsızlanma konuşmaları, dünyadaki tüm silahlara sahip olan İsrail'in halkımızı yok etme ve imha etme çabalarına kolay bir av haline getirme girişimidir.”

Meşal, Gazze Barış Kurulu’nu ‘dengeli bir yaklaşım’ benimsemeye çağırdı.

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Ferec, mevcut görüşmelerde silahlarla ilgili bazı önerilerin sunulmasını beklerken Filistinli siyasi analist Ducani, bu konuda müzakere masasındaki farklı görüşler nedeniyle ‘açık bir belirsizlik’ olduğunu kabul ediyor.

Ferec ve Ducani, Hamas'ın silahları konusunun ‘abartıldığı’ konusunda hemfikirler ve bu silahların çoğunun şu anda ‘hafif silahlar’ olduğunun altını çizdiler.


Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası kalkınma ve refahı pekiştirme çabalarına desteğini yineledi

 Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, bölgesel ve uluslararası kalkınma ve refahı pekiştirme çabalarına desteğini yineledi

 Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, bölge ve dünyadaki genel gelişmeleri ele alarak Krallık’ın bu konulardaki değişmez tutumlarını ve bölgesel-uluslararası düzeyde güvenlik ve barışın sağlanması ile kalkınma ve refahın pekiştirilmesine yönelik çabalara verdiği sürekli desteği yineledi.

Bakanlar Kurulu dün Cidde’de Veliaht Prens Muhammed bin Selman başkanlığında gerçekleştirilen oturumda, Suudi Arabistan ile kardeş ve dost ülkeler arasındaki ortak komitelerin çalışmalarındaki son gelişmeleri görüştü. Toplantıda, çeşitli alanlarda koordinasyon ve karşılıklı iş birliği süreçlerinde kaydedilen ilerlemeler değerlendirilerek, ikili ve çok taraflı ilişkilerin daha geniş ufuklara taşınmasının önemi vurgulandı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Bakanlar Kurulu’nu Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile gerçekleştirdiği görüşmenin sonuçları hakkında bilgilendirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki köklü ve güçlü ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yolları ele alınırken, Arap ve İslam dünyasına ilişkin konular, Ortadoğu’daki gelişmeler ve özellikle bölgenin güvenliği ve istikrarına dair dosyalar masaya yatırıldı. Ayrıca Bakanlar Kurulu, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’den alınan mesajın içeriği hakkında da bilgilendirildi.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman dün Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)

Bakanlar Kurulu, yerel konularla ilgili bir dizi raporu ele aldı ve bu çerçevede, ülke genelinde dayanışma ve yardımlaşma değerlerini güçlendirmeyi, hayır işlerini desteklemeyi ve bunların insani etkilerini artırmayı amaçlayan ulusal girişimlere toplumun geniş katılımını takdir etti.

Bakanlar Kurulu çeşitli kararlar aldı. Buna göre, Kral Abdulaziz Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı’na Kırgızistan Dijital Kalkınma Bakanlığı ile bir iş birliği memorandumunu imzalama yetkisi verildi; İçişleri Bakanı’na Pakistan ile bilimsel, eğitimsel ve araştırma iş birliğini kapsayan bir mutabakat zaptı üzerinde görüşme ve imza yetkisi verildi; Çevre, Su ve Tarım Bakanı’na Türkmenistan ile çevre koruma alanında bir mutabakat zaptı üzerinde görüşme ve imza yetkisi verildi; Sağlık Bakanı’na ise Pakistan ve Hollanda ile sağlık alanında iki iş birliği mutabakat zaptı üzerinde görüşme ve imza yetkisi verildi.

Bakanlar Kurulu, Ermenistan ile siyasi danışmanlık, Estonya ile doğrudan yatırım teşviki, Umman ile vakıf iş birliği, Kiribati ve Küba ile hava taşımacılığı hizmetleri alanında iki ayrı anlaşma ve diğer ülkelerle uzay keşfi alanında iş birliği için örnek mutabakat zaptını onayladı. Ayrıca, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı’na ilgili muadil kurumlarla söz konusu mutabakat zaptı üzerinde görüşme ve imzalama yetkisi verildi.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında dün Cidde’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısından (SPA)Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında dün Cidde’de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısından (SPA)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu, Ulusal Rekabet Merkezi ile Suudi Ekonomik İş Merkezi’ni birleştirerek ‘Suudi Arabistan Rekabet ve İş Merkezi’ adı altında tek bir merkez kurulmasına karar verdi. Bakanlar Kurulu ayrıca, resmi iletişim ve belge yönetimi yönergesinin uygulanmasına ilişkin sürenin bir yıl daha uzatılmasını onayladı. Diğer yandan, Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu (GASTAT), Akreditasyon Merkezi, el-Baha Bölgesi Stratejik Geliştirme Ofisi ve Prens Sattam bin Abdulaziz Üniversitesi’nin önceki iki mali yıla ait kapanış hesapları da onaylandı.

Bakanlar Kurulu, gündeminde yer alan çeşitli konular hakkında gerekli yönlendirmeleri yaptı.Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre bunlar arasında Dışişleri Bakanlığı’nın yıllık raporları, Diriye Kapısı Geliştirme Kurumu (DGDA), Ulusal Sağlık Sigortası Merkezi ve Taif Üniversitesi ile ilgili konular yer aldı.


Lübnan, ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor

Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
TT

Lübnan, ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor

Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)
Lübnan Ordusu tarafından İsrail sınırında düzenlenen medya turu sırasında askeri araçlar, Kasım 2025 (Lübnan Ordusu Rehberlik Müdürlüğü)

Lübnan, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte ‘paralel bir savaş arenası’ haline gelmekten korkuyor.

ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği personelinin tahliye edilmesi ve Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Raci'nin, gerginliğin artması halinde İsrail'in Beyrut havaalanı da dahil olmak üzere stratejik altyapıyı vurabilecek güçlü saldırılar düzenleyebileceğine dair ‘işaretler’ olduğu yönündeki açıklamaları, endişeleri artırdı.

Lübnan'ın Hizbullah'ın yeni bir ‘destek’ savaşına sürüklenmesini önleme çabaları sürerken, Şarku'l Avsat'ın ulaştığı Lübnan Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar, ‘İsrail'in askeri gerginliği tırmandıracağına dair Lübnan Cumhurbaşkanlığına herhangi bir uyarı ulaşmadığını’ doğruladı.

Kaynaklar, ‘Hizbullah'ın Meclis Başkanı Nebih Berri aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanlığı’na, İran ile ABD arasında çıkabilecek bir savaşa müdahil olmayacağına dair güvence verildiğini’ açıkladılar.