BM Misyonu: ABD ve İsrail saldırıları sonrası İran'da insan hakları krizi derinleşiyor

İran güvenlik güçlerinden bazı unsurlar, Tahran’da düzenlenen destek gösterisinde araçlarının üzerinde durarak eski dini lider Ali Hamaney ile halefi ve oğlu Mücteba Hamaney’in fotoğraflarını taşıdı. (Associated Press)
İran güvenlik güçlerinden bazı unsurlar, Tahran’da düzenlenen destek gösterisinde araçlarının üzerinde durarak eski dini lider Ali Hamaney ile halefi ve oğlu Mücteba Hamaney’in fotoğraflarını taşıdı. (Associated Press)
TT

BM Misyonu: ABD ve İsrail saldırıları sonrası İran'da insan hakları krizi derinleşiyor

İran güvenlik güçlerinden bazı unsurlar, Tahran’da düzenlenen destek gösterisinde araçlarının üzerinde durarak eski dini lider Ali Hamaney ile halefi ve oğlu Mücteba Hamaney’in fotoğraflarını taşıdı. (Associated Press)
İran güvenlik güçlerinden bazı unsurlar, Tahran’da düzenlenen destek gösterisinde araçlarının üzerinde durarak eski dini lider Ali Hamaney ile halefi ve oğlu Mücteba Hamaney’in fotoğraflarını taşıdı. (Associated Press)

Birleşmiş Milletler’e bağlı İran’daki duruma ilişkin bağımsız Birleşmiş Milletler İran Bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu, Ortadoğu’da devam eden savaşın ülkedeki kurumsal baskıyı daha da artırabileceği uyarısında bulundu. Misyon, İranlı sivillerin artan askeri operasyonlar ile yetkililerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemleri arasında sıkıştığını belirtti.

Misyon tarafından yayımlanan raporda, İran’daki sivillerin “devam eden silahlı çatışmaların çekici ile benzeri görülmemiş düzeylere ulaşan baskının örsü arasında” kaldığı ifade edildi. Raporda bazı ihlallerin insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği değerlendirmesi yapıldı.

Raporda ayrıca insan hakları krizinin, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ve İran’ın bölgede gerçekleştirdiği misilleme saldırılarının ardından daha da kötüleşmesinin “muhtemel” olduğu kaydedildi.

Üç üyeden oluşan ve ihlallere ilişkin kanıt toplamakla görevli misyon, son 11 ay içinde ülkedeki gelişmelerle bağlantılı “açık bir baskı modeli” tespit edildiğini bildirdi. Raporda, özellikle iletişim ve internetin kesildiği dönemlerde, gözaltındaki kişiler dahil sivillerin korunmasının silahlı çatışma koşullarında daha da zorlaştığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, söz konusu misyonu Kasım 2022’de, genç kadın Mahsa Amini’nin ölümü sonrasında patlak veren geniş çaplı protestoların ardından başlatılan baskı kampanyası üzerine kurmuştu.

Raporda, İran’daki insan hakları durumunun 28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırılarından bu yana “keskin biçimde kötüleştiği” ifade edildi. İran halkının şu anda “haftalar ya da aylar sürebilecek geniş çaplı bir askeri kampanya” ile eş zamanlı olarak artan iç kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu belirtildi.

Misyon, İran’da ve bölgede sivillere daha fazla zarar verilmesini önlemek için tüm taraflara saldırıları derhal durdurma çağrısında bulundu.

Misyonun en son raporu çarşamba günü  Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’ne sunuldu. Rapor, Nisan 2025’ten bu yıl 18 Şubat’a kadar olan dönemi kapsıyor.

Raporda devlet öncülüğündeki baskı yöntemlerinin “yalnızca devam etmekle kalmadığı, aynı zamanda gelişip güçlendiği” ifade edildi. Bu durumun özellikle geçen yıl 28 Aralık’ta başlayan protesto dalgasından sonra daha belirgin hale geldiği kaydedildi.

Raporda güvenlik güçleri, saldırı tüfekleri ve ağır makineli tüfekler dahil “aşırı ve ölümcül güç” kullanmakla suçlandı. Bunun çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açtığı belirtildi.

Rapor ayrıca Haziran 2025’te İran ile İsrail arasında 12 gün süren savaşa da değindi. Evin Cezaevi kompleksine düzenlenen saldırının sivil bir hedefi vurduğu gerekçesiyle savaş suçu teşkil edebileceği değerlendirmesinde bulunuldu. Saldırıda yaklaşık 80 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Misyon, İranlı yetkililerin işlediği bazı ağır ihlallerin insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği sonucuna vardı. Bunlar arasında öldürme, keyfi tutuklama, işkence, cinsel şiddet, toplumsal cinsiyete dayalı zulüm ve zorla kaybetmeler yer alıyor. Rapora göre bu ihlaller “sivillere yönelik geniş çaplı ve sistematik bir saldırı çerçevesinde” gerçekleştirildi.

Bu arada ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), İranlı yetkililerin ABD ve İsrail ile süren savaşla bağlantılı suçlamalar kapsamında yaklaşık 200 kişiyi gözaltına aldığını bildirdi.

Ajans, en az 195 kişinin ülkenin farklı bölgelerinde gözaltına alındığını aktardı. Bu bölgeler arasında Tahran, ülkenin merkezi ve kuzeybatı kesimleri de bulunuyor.

Haberlere göre gözaltına alınanlara sosyal medya faaliyetleri, yabancı medya kuruluşlarına içerik göndermek, casusluk ve kamu güvenliğini bozmak gibi suçlamalar yöneltildi.

İran Devrim Muhafızları’na bağlı istihbarat birimi, saldırıya uğrayan bazı noktaları görüntüleyip fotoğrafları yabancı medyaya gönderen 10 kişinin yakalandığını açıkladı. Resmî medya ise bu kişilerin itiraf görüntülerini yayımladı. HRANA, söz konusu ifadelerin baskı altında alındığını ileri sürdü.

Öte yandan ülkenin ulusal polis teşkilatı komutanı Ahmed Rıza Radan, protestocuları “düşman” olarak muamele görmekle tehdit ederek güvenlik güçlerinin “tetikte” olduğunu söyledi.

Devlet televizyonunda yayımlanan bir başka kayıt da tartışma yarattı. Bir sunucu, bazı kişilerin kaos ortamından yararlanarak muhalif faaliyetlere girişmesi halinde yetkililerin “anneleri ağlatacağını” söyledi.

Bu gelişmeler, savaş başlamadan önce ülkede yaşanan geniş çaplı protesto dalgasının ardından artan iç gerilim ortamında yaşanıyor. İnsan hakları örgütlerine göre protestoların bastırılması sırasında binlerce kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi de gözaltına alındı.

Bahar Gandehari, İran’da İnsan Hakları Merkezi adına yaptığı açıklamada, İranlı yetkililerin “savaş ve kriz ortamlarını iç baskıyı artırmak için kullanmaya alışkın olduğunu” söyledi.

Gandehari, hükümetin giderek daha fazla şekilde muhalefeti casuslukla eş tuttuğunu ve eleştirileri devlet düşmanlığı olarak nitelendirdiğini belirterek, bunun güvenlik önlemlerinin sertleştirilmesi için siyasi bir zemin oluşturduğunu ifade etti.



İlber Ortaylı hayatını kaybetti

İlber Ortaylı hayatını kaybetti
TT

İlber Ortaylı hayatını kaybetti

İlber Ortaylı hayatını kaybetti

Tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı 78 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti. Profesör Doktor Ortaylı'nın tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiği bildirildi.

Ortaylı bir süredir Koç Üniversitesi Hastanesi'nde yoğun bakımda tedavi görüyordu. Diyabet ve böbrek rahatsızlığı bulunduğu bilinen Ortaylı'nın geçtiğimiz günlerde entübe edildiği açıklanmıştı.

Ortaylı, akademik çalışmaları, derin tarih bilgisi ve televizyon programlarındaki yorumlarıyla Türkiye'de geniş kesimlerin tanıdığı bir isimdi.


ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


MSB: İran'dan ateşlenen bir füze etkisiz hale getirildi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

MSB: İran'dan ateşlenen bir füze etkisiz hale getirildi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Milli Savunma Bakanlığı, İran'dan ateşlenen 3. füzenin de etkisiz hale getirildiğini duyurdu. MSB'den yapılan açıklamada, "Balistik mühimmat Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir" denildi. NATO, savaşın başlangıcından bu yana Türk hava sahasında üçüncü İran füzesini düşürdü. NATO hava savunma sistemleri, 4 Mart'ta Türkiye'ye fırlatılan ilk İran balistik füzesini düşürdü , ardından 9 Mart'ta ikinci bir İran füzesi daha düşürüldü .

Milli Savunma Bakanlığı yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi."İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmat Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir. Ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirler kararlılıkla ve tereddütsüz bir şekilde alınmakta, olayın bütün boyutlarıyla aydınlatılması için ilgili ülkeyle görüşülmektedir. Milli güvenliğimiz öncelenerek bölgedeki tüm gelişmeler dikkatle takip edilmekte ve değerlendirilmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."