“İran Savaşı” Çin'i Körfez'den uzaklaştırır mı?

Pekin, ABD’nin Birinci Ada Zinciri’ndeki üslerine dair dersler çıkarıyor

Kuala Lumpur'da düzenlenen 46. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Zirvesi'nin ardından, ASEAN-KİK-Çin Zirvesi'nde çekilen aile fotoğrafı, 27 Mayıs 2025 (AFP)
Kuala Lumpur'da düzenlenen 46. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Zirvesi'nin ardından, ASEAN-KİK-Çin Zirvesi'nde çekilen aile fotoğrafı, 27 Mayıs 2025 (AFP)
TT

“İran Savaşı” Çin'i Körfez'den uzaklaştırır mı?

Kuala Lumpur'da düzenlenen 46. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Zirvesi'nin ardından, ASEAN-KİK-Çin Zirvesi'nde çekilen aile fotoğrafı, 27 Mayıs 2025 (AFP)
Kuala Lumpur'da düzenlenen 46. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Zirvesi'nin ardından, ASEAN-KİK-Çin Zirvesi'nde çekilen aile fotoğrafı, 27 Mayıs 2025 (AFP)

Şerbil Berekat

ABD-İsrail’in geçtiğimiz şubat ayı sonlarında İran’a yönelik saldırısının başlamasıyla birlikte, özellikle Batı’daki birçok gözlemci, analist ve uzman arasında, Çin’in krize yaklaşımındaki soğukkanlı hesaplamaların niteliği konusunda geniş çaplı bir fikir birliği oluştu. Bu değerlendirme, yalnızca Çin dış politika geleneğindeki köklü ilkelere ve Pekin'in ideolojik, siyasi ve güvenlik konularındaki taahhütler olmaksızın ekonomik iş birliği ve pragmatik ortaklıkları ön plana çıkarma konusundaki kararlılığına değil, aynı zamanda Pekin'in (geçtiğimiz yıl İran ile İsrail arasında yaşanan) 12 Gün Savaşı'nda Tahran'a ve ABD'nin Venezuela'ya müdahalesine karşı tutumuna da dayanıyordu.

Bu fikir birliği, uzun süredir hakim olan, Çin'in davranışını ideolojik kriterlere göre yorumlama ve her uluslararası krizde onu bir tarafta yer almaya zorlama eğiliminden farklı olarak, Pekin'in düşünce tarzını daha derinlemesine anlamaya yönelik bir çabanın parçası olarak ortaya çıkmış görünüyor.

Bu bağlamda, “İran’ın Çin'e ihtiyacı var, ancak Çin’in İran’a ihtiyacı yok” gibi ifadeler, Çin’in tutumunu analiz etmede anahtar kavramlar haline geldi. Bu varsayım çerçevesinde, Pekin’in İran savaşıyla, ya da bazı gözlemcilerin tanımladığı şekliyle ‘Üçüncü Körfez Savaşı’ ile, Tahran'a sözlü destek vererek ve belki de en fazla ihtiyatlı siyasi ve diplomatik destek sunarak, çatışmaya doğrudan müdahil olmadan başa çıkacağına dair geniş çaplı sonuçlar çıkarıldı.

Çin, Körfez Arap ülkeleriyle olan ilişkilerine büyük önem veriyor. İran’ın bu ülkelere yönelik saldırgan tutumu, Pekin’deki bazı çevrelerin Washington’ı İran bataklığında boğulmaya terk etme düşüncesini frenlemede rol oynuyor.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Çin'in İran'a herhangi bir askeri destek sağlamayacağı neredeyse kesin olsa da ‘stratejik ihtiyat ilkesinden’ sapmayacak ya da ABD ve İsrail ile doğrudan diplomatik bir çatışmaya sürüklenmeyecek olsa da Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, geleneksel Batılı müttefikleriyle bile istişare veya koordinasyon kurmadan İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik başlattığı geniş çaplı saldırıya ilişkin hesapları, durumun basit bir okumasından değil, aksine çok katmanlı bir değerlendirmeye dayanıyordu. Öte yandan Pekin, iki güç arasındaki stratejik rekabetin ana sahnesi olan Hint-Pasifik bölgesinden ABD'nin dikkatini başka yöne çekilmesine itiraz etmiyor ve Washington'ın Ortadoğu'da sonuçları belirsiz ve karmaşık başka bir savaşa girmesini mutlaka kötü bir şey olarak görmüyor. Birçok analist de Venezuela'da yaşananların ardından İran'a karşı bir savaşın, Washington'un Pekin ile jeopolitik rekabette konumunu iyileştirme çabası kapsamında, Çin için ekonomik ve siyasi çıkar kaynağı olan ülkeleri hedef alan daha geniş bir ABD stratejisinin sadece bir halkası olduğunu düşünüyor.

Tek bir hendek

Ancak diğer yandan Çin, Körfez Arap ülkeleriyle olan ilişkilerine büyük önem veriyor ve İran’ın bu ülkelere yönelik saldırgan tutumu, Pekin’deki bazı çevrelerin Washington’ı İran bataklığında boğulmaya terk etme düşüncesini frenlemede rol oynuyor. Bu açıdan, Çin'in kademeli diplomatik tepkisi anlaşılabilir. Çin, savaşın başında ABD-İsrail saldırısını kınamakla yetinmekten, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırısının kapsamının, ABD-İsrail saldırısına İran'ın ana yanıtı olduğu netleştiğinde, İran'ı isim vermeden kınayarak ‘dolaylı standart kınamaya’ geçti. Çin, savaşın on ikinci gününde, İran saldırılarının kapsamı Körfez'deki hayati, sivil ve ekonomik tesisleri de kapsayacak şekilde genişledikçe, İran'ın Körfez ülkelerini hedef almasını onaylamadığını açıkça ilan etti. Bu da Pekin'in, İran saldırısını açıkça kınayan bir Körfez kararının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde BMGK) kabul edilmesi için yapılan oylamada çekimser kalmasıyla pratikte somutlaştı. Aynı çerçevede Çin'in söylemi, ABD ve İsrail'i saldırılarını derhal durdurmaya çağırmaktan, tüm tarafları çatışmayı durdurmaya çağırmaya doğru kaydı. Bu süre boyunca Pekin, diyalog ve müzakerelere geri dönülmesi çağrısında bulundu ve savaşın başlarında, özellikle Suudi Arabistan-İran uzlaşma anlaşmasının garantörü sıfatıyla, İran ile Körfez ülkeleri arasında arabuluculuk yapmayı teklif etti.

Çin ve Arap Körfez ülkeleri, enerji krizi konusunda fiilen aynı safta yer alıyor ve bu durum, iki taraf arasındaki ekonomik ortaklığı güçlendiriyor.

Çinli siyasi analist ve yazar Zhao Qijun, Al Majalla’ya yaptığı açıklamada, Çin'in Batı ülkeleri tarafından tamamen yitirilmiş olan İran'a erişim hakkına sahip olması nedeniyle vazgeçilmez bir aracı olarak görüldüğünü belirtiyor. Uluslararası yaptırımlar nedeniyle İran'ın ekonomik olarak Pekin'e bağımlı olması nedeniyle, Tahran'daki liderlik, Çin'in desteği olmadan askeri ve diplomatik baskılar karşısında tamamen yalnız kalacağını çok iyi biliyor. Bu da Çin'e benzersiz bir konum kazandırıyor. Çünkü Çin, İran yönetimine bir tehdit olarak algılanmadan itidal sinyalleri gönderebilen tek süper güç.

efrvbghty
Çin'in BM Daimi Temsilcisi Fu Kong, New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen BMGK toplantısında, İran ve Ortadoğu'daki durumla ilgili yaptırımların uygulanmasına yönelik karara karşı oy kullandı, 12 Mart 2026 (Reuters)

Pekin ile stratejik rekabet ortamında bile Washington’ın, çatışmanın nükleer bir krize veya kontrolsüz bir bölgesel savaşa dönüşmesini önlemek için Çin’i bir emniyet valfi ve iletişim kanalı olarak kullanması gerektiğini düşünen Zhao, bu çerçevede, ABD Başkanı Trump’ın Pekin’e yapması planlanan ziyaretin, daha geniş ticari ve ekonomik şartlarla bölgesel istikrarı güvence altına alma girişimlerini de içerebileceğini dışlamıyor.

Başka bir bakış açısıyla, İran'ın saldırılarının ABD üslerini hedef aldığı bahanesiyle Körfez ülkelerinin topraklarına yayılmasının ardından, savaş Körfez'deki güvenlik düzenlemelerinin geleceği konusundaki tartışmayı yeniden gündeme getirebilir. Bu ülkeler, ABD ile savunma ortaklığına ve güvenlik şemsiyesine bağlı kalmaya devam etseler de savaş deneyimi onları, karmaşık krizlerde daha geniş seçeneklere sahip olmak amacıyla, Çin ile bazı askeri veya güvenlik iş birliği biçimlerini genişletmek de dahil olmak üzere, güvenlik seçeneklerini eskisinden daha geniş bir şekilde çeşitlendirmeye itebilir.

dgthy7
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin-Arap İşbirliği Forumu'nun 10. Bakanlar Toplantısı'nın açılış töreninde, Çin'in Pekin kentindeki Diaoyutai Devlet Konukevi'nde bir konuşma yapıyor, 30 Mayıs 2024 (Reuters)

İran'ın savaşını Çin'i Körfez bölgesinden uzaklaştırmanın bir yolu olarak göstermeyi amaçlayan bazı ABD'li anlatıların aksine, gerçekte bu savaş Pekin'in bölgedeki konumunu sağlamlaştırdı. İran, Çin tankerlerinin Hürmüz Boğazı'ndan geçişine prensipte izin vermiş olsa da rejimin geleceğinin belirsizliği nedeniyle İran petrolü daha az sürdürülebilir hale gelirken, Çin'in ithalatının yaklaşık yüzde 35'ini oluşturan Körfez ülkelerinin petrolü daha güvenilir ve istikrarlı olmaya devam ediyor. Sonuç olarak, Çin ve Körfez ülkeleri enerji krizi konusunda fiilen aynı safta yer almakta ve bu da ekonomik ortaklıklarını güçlendiriyor.

Körfez'de ortaya çıkan senaryo, Çin askeri düşüncesinde, ABD askeri üsleriyle çevrili olan ve yoğun füze ve İHA saldırılarıyla bu üsleri etkisiz hale getirmeye çalışan bir ülke şeklindeki tanıdık bir denkleme dayanıyor.

Çin de İran konusunda kendini rahatsız hissetimiyor. Pekin Üniversitesi'nden misafir öğretim üyesi Ren Hangun'un da aralarında bulunduğu Çinli uzmanlar, ‘WeChat’ platformunda büyük ilgi gören bir videoda, İran savaşının sonucu ne olursa olsun Çin'in bir kazan-kazan konumunda olduğunu güvenle dile getirdiler. Aynı uzmanlar, İran rejiminin ayakta kalması durumunda Tahran'ın Pekin'e olan bağımlılığının artacağını, rejimin kısmen veya tamamen çökmesi durumunda ise Tahran'da kurulacak herhangi bir rejimin, Washington’ın dayatabileceği sert koşullara karşı denge sağlamak için Çin’e ihtiyaç duyacağını söylüyorlar. Zhao, Çin'in rekabet avantajının, savaş sonrası yeniden inşa aşamasında acil bir ihtiyaç olan altyapıyı koşulsuz olarak inşa etme kabiliyetinde yattığını belirtiyor.

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, İran-Çin savaşı, Çin’e yıllardır uluslararası sistemin doğası ve ABD’nin bu sistemdeki rolü hakkında savunduğu söylemi pekiştirme fırsatı sunabilir. Washington’ın, yalnızca İsrail ile koordineli olarak ve bölgesel güçlerle, özellikle de savaşa karşı çıkan Körfez ülkeleriyle fiili bir istişare yapmadan İran'a düzenlediği saldırı, özellikle de savaşa karşı çıkan Körfez ülkeleriyle, Pekin'e, kriz yönetiminde ABD'nin tek taraflı karar alma sürecini tanımladığı şeyin pratik bir örneğini ve savaş ve barış kararlarının tek bir güç tarafından dayatılmadığı, daha dengeli ve çok kutuplu bir uluslararası sistem çağrısını sürdürmek için değerli bir argüman sunuyor. Bu anlatı, diğer süper güçlerin doğrudan savaşlara karıştığı bir dönemde daha da önem kazanıyor. Rusya, Ukrayna'da, ABD İran'da savaşırken, Pekin kendini sorumlu davranan tek süper güç olarak göstermeye çalışıyor.

Tamamen ücretsiz üç değerli ders

Bir diğer açıdan İran Savaşı, Pekin’deki askeri planlamacılara, Çin’in Batı Pasifik’te yaşanabilecek herhangi bir çatışmada karşılaşabileceği stratejik ortama çok yakın bir operasyonel model sundu. Körfez'de ortaya çıkan senaryo, Çin askeri düşüncesinde, ABD askeri üsleriyle çevrili olan ve yoğun füze ve İHA saldırılarıyla bu üsleri etkisiz hale getirmeye çalışan bir ülke şeklindeki tanıdık bir denkleme dayanıyor. Bu model, Japonya'dan Tayvan'a ve oradan da Filipinler'e uzanan coğrafi zincir olan ve ‘Birinci Ada Zinciri’ olarak bilinen, Çin'i çevreleyen ortama büyük ölçüde benziyor. Bu bölgede, ABD'nin caydırıcılık stratejisinin temel bir parçasını oluşturan ve geçtiğimiz ocak ayında yayınlanan ABD Ulusal Savunma Stratejisi'nde yeniden vurgulanan ABD üsleri ve kuvvetleri konuşlandırılmış durumda.

Savaş, Washington’ın müttefiki olan ülkelerdeki altyapıyı ve hayati öneme sahip tesisleri hedef almanın, ABD üslerini barındırmanın maliyetini artırmak için etkili bir yol olabileceğini gösterdi.

Bu derslerin ilki, sabit askeri üslerin hedef alınabilirliğiyle ilgili. Savaş, dünya çapında yayılmış olan ABD askeri üslerinin, geleneksel askeri söylemde bazen varsayıldığı gibi dokunulmaz olmadığını gösterdi. Tekrarlanan füze ve İHA saldırıları, bu üslerin yoğun çatışmalarda hızla açık hedef haline gelebileceğini ortaya koydu. İkinci ders ise askeri yıpratma ekonomisi olarak adlandırılabilecek bir konuyla ilgili. İHA'lar ve taktik füzeler gibi nispeten düşük maliyetli silahlar, karşı tarafa bunları durdurmak için pahalı savunma sistemlerini kullanmaya zorlayabilir. Dünyanın en büyük füze stoklarından birine sahip olan Çin için bu denklem, herhangi bir çatışmada önemli bir faktör olabilir.

fvghyju
Dubai kıyılarında demirlemiş yük gemilerinin yanında jet ski süren tatilciler, 2 Mart 2026 (AFP)

Savaş, Washington’ın müttefiki olan ülkelerdeki altyapıyı ve hayati öneme sahip tesisleri hedef almanın, ABD üslerini barındırmanın maliyetini artırmak ve bu ülkeleri, özellikle de Tayvan gibi üçüncü bir tarafla bağlantılı olduğunda, kendilerini doğrudan etkilemeyen bir çatışmanın sonuçlarını üstlenmeye daha az istekli hale getirecek ekonomik ve siyasi baskı yaratmak için etkili bir yol olabileceğini gösterdi.

Çin, savaşın hem ekonomik hem de siyasi sonuçlarıyla mücadele ederken -bu sonuçlar arasında petrol ve gaz fiyatlarındaki dalgalanma krizi ve tedarik kesintisi olasılığı da yer alıyor (ki Çin, nükleer reaktörler ve diğer temiz enerji kaynakları sayesinde yıllardır bu senaryoya hazırlanıyor)- ya da sınırlı etki gücü ile karmaşık diplomatik durumun birleşiminden doğabilecek siyasi sonuçlarla uğraşırken, Çin'in Körfez'den çıkarılacağına dair söylemler gerçekçi görünmüyor. Zira İran savaşı, Çin'in son derece değerli ve tamamen ücretsiz dersler çıkarmasına ve deneyimler sunmasına olanak sağlamış durumda.



98 yıllık bekleyiş sona erdi: Oscar'da tarihi gece

Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
TT

98 yıllık bekleyiş sona erdi: Oscar'da tarihi gece

Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)
Günahkarlar, geçmişlerinden kaçmaya çalışan ikiz kardeşlerin, memleketlerine dönüşlerinde karşılaştığı karanlıkla yüzleşmelerini konu ediniyor (Warner Bros.)

Akademi tarihinde yeni bir sayfa açıldı. Filipinli ve Afro-Amerikan Creole kökenli Autumn Durald Arkapaw, Günahkarlar'daki (Sinners) etkileyici çalışmasıyla En İyi Görüntü Yönetimi Oscar'ını kucaklayarak bu başarıya ulaşan ilk kadın ve ilk siyah kadın sinemacı oldu.

Kategorinin geçmişine bakıldığında, bugüne kadar sadece üç kadın aday gösterilmişti: Rachel Morrison (2018 - Savaştan sonra / Mudbound), Ari Wegner (2021 - The Power of the Dog) ve Mandy Walker (2022 - Elvis). Arkapaw, bu zaferiyle tarihe geçmeyi başardı.

Arkapaw'un başarısı sadece bir ödülle sınırlı değil. Görüntü yönetmeni, Günahkarlar için Imax 65mm ve Ultra Panavision formatlarında çekim yapan ilk kadın sinematograf olarak teknik bir rekora da imza attı. 

Oscar gecesine kadar BAFTA ve Amerikan Görüntü Yönetmenleri Derneği gibi önemli öncül ödülleri kazanamamış olsa da gecenin sonunda heykelciği alan isim Arkapaw oldu.

"Küçük kızlar bu gece huzurla uyuyacak"

Ödül töreninde yönetmen Ryan Coogler'a teşekkür eden Arkapaw, duygusal konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Bana inandığın ve güvendiğin için teşekkür ederim. Birlikte çalışma şansı bulduğum kişi tam da böyle biri. Bu an, sadece benimle ilgili değil; çok daha büyük bir anlam taşıyor. Bu akşam benim gibi görünen pek çok küçük kız huzurla uyuyacak çünkü onlar da birer görüntü yönetmeni olmak isteyecek. Bu ödül, ilham bekleyen pek çok genç kadının hayatını değiştirecek.

Sahne arkasında ayakta alkışlanan sanatçı, başarısının ardındaki kadın dayanışmasına da vurgu yaparak, "Bu süreçte bir şeyi öğrendim: Böyle anların yaşanması için herkesin katkısı gerekiyor. Kadınlar birbirini savunup desteklemediği sürece bu tür dönüm noktaları gerçekleşemez" dedi.

Törene 16 adaylıkla, tarihin en çok aday gösterilen filmi olarak giren Günahkarlar, geceden toplamda 4 büyük ödülle ayrıldı. Arkapaw'un tarihi başarısının yanı sıra film; Ryan Coogler'la En İyi Özgün Senaryo, Ludwig Göransson'la En İyi Özgün Film Müziği ve Michael B. Jordan'la En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı.

Arkapaw, yönetmen Ryan Coogler'ın setteki kapsayıcı tutumunu şu sözlerle överek konuşmasını tamamladı:

Ryan, bu filmde departman başkanlarının çoğunu kadınlardan seçti. Bize kendimiz olabileceğimiz, parlayabileceğimiz ve güçlü liderler olarak varlık gösterebileceğimiz yaratıcı bir alan açtı. O kapıları aralayan kişi oydu. Bu tarih yazıldıysa, bunda onun payı çok büyük.

Independent Türkçe, Deadline, Variety


75 yaşında gelen tarihi başarı: İlk adaylıktan 40 yıl sonra Oscar

Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
TT

75 yaşında gelen tarihi başarı: İlk adaylıktan 40 yıl sonra Oscar

Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)
Silahlar'da Gladys karakterine hayat veren Amy Madigan, Entertainment Weekly'ye geçen yıl yaptığı açıklamada "Bunca yılın ardından böyle bir geri dönüş almak çok keyifli" ifadelerini kullanmıştı (Warner Bros. Pictures)

Oscar Ödülleri, bu yıl da Los Angeles'taki Dolby Theatre'da düzenlenen törenle 98. kez sahiplerini buldu. 

Gecenin en duygusal ve ilham verici anlarından biri, 75 yaşındaki Amy Madigan'ın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu heykelciğini kucaklamasıyla yaşandı. Zach Cregger'ın korku ve gerilim türlerini harmanlayan filmi Silahlar'daki (Weapons) performansıyla ödüle uzanan Madigan, isminin açıklanmasıyla birlikte salondaki yıldızlar tarafından ayakta alkışlandı.

40 yıl sonra gelen heykelcik

Madigan'ın bu zaferi, sadece bir ödül değil aynı zamanda bir rekoru da beraberinde getirdi. İlk kez 1985 yapımı Twice in a Lifetime’la aday gösterilen oyuncu, tam 40 yıl 1 ay sonra ilk Oscar'ını kazanarak, "ilk adaylıkla ilk galibiyet arasındaki en uzun süre" rekorunu kırdı. 

Önceki rekor, 32 yıllık bir aranın ardından ödül alan Geraldine Page'e aitti. 

75 yaşındaki Madigan, bu galibiyetle aynı zamanda kategorisinin tarihindeki en yaşlı ikinci kazananı unvanını da elde etti.

Gladys Teyze fenomeni

Genellikle Akademi'nin mesafeli yaklaştığı tür filmlerinden biri olan Silahlar, Madigan'ın canlandırdığı Gladys Teyze karakteriyle bu algıyı kırmayı başardı. Palyaçoları andıran dağınık makyajı, karakteristik peruğu ve yaydığı tekinsiz aurayla kült bir figüre dönüşen Gladys, Madigan'ın yorumuyla sıradan bir korku karakteri olmaktan çıkıp derinlik kazandı.

Madigan, geçen yıl Hollywood Reporter'dan David Canfield'a verdiği röportajda bu rol için, "Herkese çok çılgın bir kadını oynayacağımı söylüyordum ama sonuç beklediğimden çok daha büyük bir şeye evrildi" diyerek başarısının sırrını özetlemişti: 

Bu karakter, hem çalışma biçimimin hem de hayatımın tam zıttıydı.

Kürsüden gelen içten sözler

Ödülünü geçen yılın kazananı Zoe Saldaña'nın elinden alan Madigan, hazırlıksız ve içten konuşmasıyla törene damga vurdu.

Teşekkür listesi hazırlamanın "izleyiciler bu isimleri tanımaz" gerekçesiyle önerilmediğini hatırlatan oyuncu, "Bu isimler benim için her şey demek, onlar olmasa burada olamazdım" diyerek bu tavsiyeye uymadı.

Konuşmasında yönetmen Zach Cregger'a kendisine bu "rüya rolü" verdiği için teşekkür ederken, kategorideki rakipleri Elle Fanning, Inga Ibsdotter Lilleaas, Wunmi Mosaku ve Teyana Taylor'ı da onurlandırdı. 

Konuşmasının en dokunaklı anı ise, 40 yılı aşkın süredir yanında olan eşi, Oscar adayı aktör Ed Harris'e teşekkürüydü: 

Ed her zaman yanımdaydı ve bu gerçekten çok uzun bir süre. O yanımda olmasaydı, bu ödülün hiçbir anlamı olmazdı.

Hollywood için neden bir ilham kaynağı?

Amy Madigan'ın zaferi, Hollywood'da "vakti geçti" denen ve telefonları çalmayan kıdemli oyuncular için bir umut ışığı olarak görülüyor. Madigan, ödül sezonu boyunca sektör tarafından uzun süredir görmezden gelindiğini samimiyetle dile getirmişti.

Bu galibiyet, hem korku türünün sanatsal başarısının tescillenmesi hem de gerçek yeteneğin doğru projeyle buluştuğunda her yaşta parlayabileceğini kanıtlaması açısından tarihi bir önem taşıyor. 

Yönetmen Cregger'ın şimdiden Gladys Teyze'nin geçmişine odaklanan bir öncül planladığı haberleri ise Madigan'ın kariyerindeki bu parlak dönemin daha yeni başladığını gösteriyor.
Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety


Oscar gecesine ters köşe kararlar damga vurdu

Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
TT

Oscar gecesine ters köşe kararlar damga vurdu

Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)
Muhteşem Marty'nin 30 yaşındaki yıldızı Timothée Chalamet, "Balede, operada veya hiç kimse önemsemediği halde 'Hey bunu yaşatmalıyız' mantığının geçerli olduğu yerlerde çalışmak istemiyorum" diyerek tepki çekmişti (AP)

Akademi Ödülleri, beklentilerin altüst olduğu, favorilerin eli boş döndüğü ve sinema tarihine geçen ilklerin yaşandığı unutulmaz bir geceye sahne oldu. 

Gecenin sunuculuğunu üstlenen Conan O'Brien, tıpkı geçen yıl gibi açılışı Timothée Chalamet'ye takılarak yaptı. Ancak bu benzerlik sadece şakalarla sınırlı kalmadı. Opera ve baleyle ilgili yorumları tepki çeken Chalamet ve başrolünde yer aldığı yapım, geçen yılki Bob Dylan: Tam Bir Bilinmez (A Complete Unknown) faciasının bir benzerini yaşayarak törenden eli boş ayrıldı.

Muhteşem Marty'nin tarihi çöküşü

Gecenin en büyük hayal kırıklığı, kuşkusuz Josh Safdie imzalı Muhteşem Marty (Marty Supreme) oldu. Dünya çapında 179 milyon dolar hasılat yapan ve Rotten Tomatoes'da yüzde 93 gibi yüksek bir eleştirmen puanına sahip film, aday gösterildiği 9 kategorinin hiçbirinde ödül kazanamadı. 

Bu istatistikle film; 11 adaylıkla sıfır çeken 1985 yapımı Mor Yıllar (The Color Purple) ve 10 adaylıkla eli boş dönen The Irishman gibi yapımların ardından Oscar tarihinin en kötü gecelerinden birini yaşayan filmler arasına girdi.

Benzer şekilde, 4 adaylığı bulunan Bugonia, Gizli Ajan (O Agente Secreto) ve Tren Düşleri (Train Dreams) de geceden ödül kazanamadan ayrılan diğer yapımlar oldu. 

9'ar adaylığı bulunan Manevi Değer (Affeksjonsverdi) ve Hamnet ise yalnızca birer teselli ödülüyle (sırasıyla En İyi Uluslararası Film ve En İyi Kadın Oyuncu) yetinmek zorunda kaldı.

Savaş Üstüne Savaş geceyi domine etti

En İyi Film yarışında tüm sezon boyunca Günahkarlar (Sinners) ve  Savaş Üstüne Savaş (One Battle After Another) arasında gidip gelen rekabet, gecenin sonunda netleşti.

Günahkarlar'ın rekor adaylık sayısına rağmen Savaş Üstüne Savaş toplamda 6 ödül alarak gecenin galibi oldu ve En İyi Film Oscar'ını kucakladı. Günahkarlar ise 4 ödül alabildi.

Sinema tarihinde bir ilk: Autumn Durald Arkapaw

Gecenin en gurur verici anlarından biri, Günahkarlar'ın görüntü yönetmeni Autumn Durald Arkapaw'un zaferiydi. Arkapaw, En İyi Görüntü Yönetimi kategorisinde ödül kazanan ilk kadın olarak sinema tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

Sezonun başında Chalamet favori gösterilse de ödül Günahkarlar'daki çifte rolüyle büyük ivme yakalayan Michael B. Jordan'ın oldu.

Akademi tarihinde ilk kez verilen En İyi Cast ödülünü, Günahkarlar'la favori gösterilen Francine Maisler yerine, Savaş Üstüne Savaş'la Cassandra Kulukundis kazandı.

Sean Penn'in En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü onun yerine alan Kieran Culkin, törene katılmayan 65 yaşındaki aktör için, "Bu akşam burada olamadı ya da olmak istemedi" diyerek gecenin en iğneleyici konuşmalarından birine imza attı.

Kısa filmler, belgeseller ve ender görülen bir beraberlik

Gecenin en şaşırtıcı anlarından biri canlı çekim kısa film kategorisinde yaşandı. Şarkıcılar (Singers) ve Two People Exchanging Saliva, oylamada eşit puan alarak Oscar tarihindeki 7. "beraberliği" tescilledi.

Belgesel kategorisinde ise tüm tahminleri altüst eden Mr. Nobody Against Putin, favori gösterilen Netflix yapımı Mükemmel Komşu'yu (The Perfect Neighbor) geride bırakarak heykelciğe uzandı. 

Animasyon kısa film dalında da benzer bir sürpriz yaşandı ve favori gösterilen Butterfly yerine The Girl Who Cried Pearls ödülü kazandı.

Independent Türkçe, Hollywood Reporter, Variety