İsrail için kaygı verici rapor Netanyahu'nun iddialarını çürütüyor: Genç nüfus ve beyinler göçüyor

Göç edenlerin nüfus içindeki oranı genel ortalamanın üzerinde

 Atina'ya ulaşan İsrailli turistlere karşı protesto düzenleyen Filistin yanlısı göstericiler (AFP)
Atina'ya ulaşan İsrailli turistlere karşı protesto düzenleyen Filistin yanlısı göstericiler (AFP)
TT

İsrail için kaygı verici rapor Netanyahu'nun iddialarını çürütüyor: Genç nüfus ve beyinler göçüyor

 Atina'ya ulaşan İsrailli turistlere karşı protesto düzenleyen Filistin yanlısı göstericiler (AFP)
Atina'ya ulaşan İsrailli turistlere karşı protesto düzenleyen Filistin yanlısı göstericiler (AFP)

İsrail tarafından hazırlanan resmi bir rapor, 2022 yılından bu yana ülkeyi terk eden İsrailli sayısının geri dönenleri geçtiğini ortaya koydu. Göç edenlerin yaklaşık yarısı, toplum içindeki oranları çok daha düşük olan 20-44 yaş grubundaki gençlerden oluşuyor. Bunlar arasında nitelikli isimler de büyük yer tutuyor.

Şrku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre rapor, İsrail parlamentosu Knesset’in Göç, Entegrasyon ve Diaspora Komisyonu Başkanı Gilad Kariv'in talebiyle hazırlandı ve önümüzdeki hafta konuya ilişkin düzenlenecek oturumda komisyona sunulacak. Rapor, daha önce yapılan ve göç olgusunun boyutlarına ilişkin kaygı verici verilerin gün yüzüne çıktığı tartışmaların devamı niteliğini taşıyor.

Kariv, Walla ve Yedioth Ahronoth gazetelerine yaptığı açıklamada, “Komisyon başkanlığını devraldığımda, devlet bakanlıkları içinde bu olguyla ilgilenen birimin hangisi olduğunu sormak istedim. Şaşkınlıkla gördüm ki, ülkeden göçü ele alan hiçbir yaklaşım yok ve bu eğilimi tersine çevirecek stratejik bir plan da mevcut değil” ifadelerini kullandı.

Rapor, hükümetin göçe ilişkin pek çok iddiasını da çürütüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayındaki bir Knesset oturumunda göç edenlerin büyük bölümünün savaş sonrasında gelen Ukraynalı vatandaşlar olduğunu öne sürmüştü. Ancak bu yeni rapor Netanyahu’nun bu iddiasını doğrulamıyor.

Ancak yeni rapora göre gerçekte 2022'de yaklaşık 20 bin 124 kişi, İsrail'e göç etmelerinin ardından iki yıl içinde ülkeyi terk etti. Buna karşın bu durumun dışında kalan 39 bin 241 kişi de ülkeden ayrıldı. 2023'te ise 27 bin 973 ‘yeni’ göçmen İsrail'i terk ederken, bu kategoriye girmeyen -yani İsrail'de doğmuş ya da en az beş yıl ikamet etmiş- 54 bin 791 kişi de ülkeden çıkış yaptı.

Yedioth Ahronoth, 2023 rakamlarının İsrail'de doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan göçmenlerde 2021'e kıyasla yüzde 53'lük bir artışa işaret ettiğini yazdı. Gazete aynı zamanda Başbakan'ın iddialarını çürüten başka bir istatistiği de kamuoyuyla paylaştı: 2024'te İsrail'i terk edenlerin yüzde 52'si İsrail doğumluyken, yüzde 48'i yurt dışında doğmuş kişilerden oluşuyordu.

Kariv, açıklamasında şunları söyledi:

“Netanyahu bu olguyu küçümsemeye çalıştı; ancak veriler bu asılsız iddiayı çürütüyor.”

Yedioth Ahronoth'un aktardığı diğer çarpıcı istatistikler göçmenler arasındaki eğitim düzeyine ilişkin. Rakamlar açık bir beyin göçüne işaret ediyor. 2022'de ülkeyi terk edenlerin yüzde 33,2'si lisans mezunu iken bu oran toplumda yüzde 21,5 düzeyinde kalıyor. Yüksek lisans yapanların oranı göçmenler arasında yüzde 23,5 ile toplum genelindeki oranın (yüzde 11,9) iki katına ulaşıyor. Doktora sahiplerine ilişkin tablo ise daha da çarpıcı. Göçmenler arasındaki oran yüzde 3,7 iken toplum genelinde bu oran yalnızca yüzde 0,8.

Veriler uzmanlık alanına göre incelendiğinde, İsrail'de matematik doktorası sahiplerinin yüzde 25'inin, bilgisayar bilimleri doktorası sahiplerinin yüzde 22'sinin, genetik bilimcilerin yüzde 19'unun ve üst düzey fizikçilerin yüzde 17'sinin en az üç yıldır yurt dışında ikamet ettiği görüldü.

Kariv, şunları söyledi:

“Bu, geleceğin bilim insanları ve girişimcilerinin nüfus içindeki oranlarının çok üzerinde bir hızla İsrail'i terk ettiği anlamına geliyor. İsrail'in beşerî sermayesi heba ediliyor. Bu durum, ülkenin geleceği için stratejik bir tehdit oluşturuyor. Ancak kimse durumun ciddiyetinin farkında değil."

Bu rapor, daha önce yayımlanan kaygı verici verilerin üstüne geliyor. 2021 yılına kadar yıllık ortalama 40 bin 500 olan göç rakamı 2022'de 59 bin 400'e yükseldi, 2023'te ise 82 bin 800 ile sert bir sıçrama kaydetti. 2024'te 69 bin 500'e gerileyen rakam, Kovid-19 salgını öncesi yıllara kıyasla hâlâ belirgin biçimde yüksek seyrediyor.

İsrail'e geri dönenler sayısında da düşüş göze çarpıyor. 2009-2024 yılları arasında yıllık ortalama 24 bin 450 olan geri dönen sayısı, 2024'te yalnızca 18 bin 800'e geriledi.

Merkezi İstatistik Ofisi verilerine göre 2022-2024 döneminde İsrailli göç dengesi -yeni göçmenler ve vatandaşlığa kabul edilenler hariç, ayrılanlar ile geri dönenler arasındaki fark- eksi 140 bin olarak gerçekleşti.

Yargı düzenlemesi planı, akademik çevrelere yönelik baskılar ve kişisel güvenliğin çöküşü ile yaşanan bozulma arasında doğrudan bir bağ olduğunu söyleyen Kariv, hükümetin bu olguyu sınırlandırmak için harekete geçmesini talep etti. Kariv, demokratik değerlerin aşınmaya devam etmesinin, toplumsal kutuplaşmanın ve hükümetin görevlerini yerine getirmedeki başarısızlığının pek çok İsrailliyi ülkedeki geleceğini sorgulamaya ittiğinin açıkça görüldüğünü vurguladı.



Tayvan olası Çin işgaline “İran-Ukrayna stratejisiyle” hazırlanıyor

 Çin, son dönemde Tayvan etrafındaki tatbikatları artırırken, ada yönetimi olası işgal senaryolarına karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin, son dönemde Tayvan etrafındaki tatbikatları artırırken, ada yönetimi olası işgal senaryolarına karşı hazırlanıyor (Reuters)
TT

Tayvan olası Çin işgaline “İran-Ukrayna stratejisiyle” hazırlanıyor

 Çin, son dönemde Tayvan etrafındaki tatbikatları artırırken, ada yönetimi olası işgal senaryolarına karşı hazırlanıyor (Reuters)
Çin, son dönemde Tayvan etrafındaki tatbikatları artırırken, ada yönetimi olası işgal senaryolarına karşı hazırlanıyor (Reuters)

Tayvan, olası Çin işgaline karşı gemisavar füze cephaneliğini genişletiyor.

Reuters'ın analizine göre Taipei yönetimi, 2029'a kadar gemisavar füzelerinin sayısını 1800'ün üzerine çıkaracak.

Uçaklardan, gemilerden ve karadaki fırlatıcılardan ateşlenebilen bu füzeler, Tayvan'ın "asimetrik stratejisinin" bir parçası.

Bu stratejide Tayvan, Çin'in askeri üstünlüğünü düşük maliyetli füze ve drone'larla dengelemeyi hedefliyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Tayvan ordusundan yetkililere göre, olası işgal durumunda Çin'in bombardıman ve füze atışlarından sağ kurtulması planlanan bu savunma sistemi, adayı ablukaya alacak gemilere saldırılar düzenleyecek.  

Kaynaklar, Ukrayna ve İran'ın daha güçlü düşmanlara karşı mücadelede füze ve drone'ları kullanma stratejilerinin yakından takip edildiğini vurguluyor.

Tayvan'ın gemisavar cephaneliğinde ABD'nin tedarik ettiği Harpoon füzeleri ve yerli üretim Hsiung Feng füzeleri var.

Askeri uzmanlara göre, Çin'in Tayvan Boğazı'nı geçerek bir işgal başlatabilmesi için savaş gemileri ve sivil nakliye gemilerinden oluşan dev bir donanma konuşlandırması gerekecek.

Tayvan ise Çin filolarını adaya yaklaşmadan vurmaya başlamak istiyor.

Taipei merkezli askeri düşünce kuruluşu Ulusal Savunma ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nden Ou Si-fu, Tayvan Boğazı'nda bir "ölüm bölgesi" oluşturmak istediklerini belirtiyor. Bu bölgede yoğun ateş gücüyle Çin gemilerini püskürtmeyi hedeflediklerini söylüyor ve ekliyor:

Amacımız onların karaya çıkmasını ve görevlerini tamamlamasını engellemek, Çin Halk Ordusu'na ait her gemiyi imha etmek değil.

Diğer yandan Taipei yönetimi, savunmalarını güçlendirmek için ABD'nin askeri destek paketini onaylamasını bekliyor.

Beyaz Saray, aralık ayında Tayvan'a yönelik 11 milyar dolarlık silah satış paketini onaylamıştı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump, Kongre'nin onayından geçen 14 milyar dolarlık ikinci paketle ilgili kararını henüz vermedi.

Trump, Pekin'de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'le geçen ayki görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, paketle ilgili kararını kısa sürede açıklayacağını söylemişti.

Çin devlet medyasıysa Şi'nin, Trump'a "Tayvan meselesinin yanlış ele alınması halinde ABD ve Çin'in çatışmaya girebileceğini söylediğini" aktarmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Global Times


Sosyal medyanın yeni sağlık trendi berrak protein nedir?

Birçok protein içeceği genellikle peynir yapımının yan ürünü peynir altı suyu proteiniyle yapılıyor (Unsplash)
Birçok protein içeceği genellikle peynir yapımının yan ürünü peynir altı suyu proteiniyle yapılıyor (Unsplash)
TT

Sosyal medyanın yeni sağlık trendi berrak protein nedir?

Birçok protein içeceği genellikle peynir yapımının yan ürünü peynir altı suyu proteiniyle yapılıyor (Unsplash)
Birçok protein içeceği genellikle peynir yapımının yan ürünü peynir altı suyu proteiniyle yapılıyor (Unsplash)

Amber Raiken Yaşam Haberleri Muhabiri 

Kasların onarımına ve büyümesine katkı sağlayabilen toz bir takviye olan peynir altı suyu proteini, halihazırda sağlıklı yaşam dünyasında son derece popüler.

Ancak protein açısından zengin bu kremamsı kıvamdaki içeceklerin çoğu aslında pütürlü bir kıvama sahip olduğundan, içmesi pek keyifli olmuyor.

Artık popüler bir laktozsuz alternatif olarak farklı bir takviye devreye girdi: bir bardak gazsız veya gazlı suda çözünebilen bir toz olan berrak (clear) protein. Meyvemsi ve ferah bir tat sunabildiğinden Amerikalılar günlük protein alımlarını düzenli tutmak için bunu kullanıyor. Peki berrak protein tam olarak ne ve peynir altı suyu proteininden ne farkı var?

Berrak protein nedir?

Peynir altı suyu proteini gibi berrak protein de toz halde satılıyor. Ancak suyla kolayca karıştırılarak meyve suyu benzeri bir içeceğe dönüştürülebiliyor.

Örneğin Bloom Nutrition'ın internet sitesine göre şirket, çilek-karpuz veya ahududu-limon aromalı berrak protein satıyor ve kolajen peptitleriyle 20 gram protein sağlıyor.

Ürün, sindirimi kolay ve laktozsuz bir protein alma yolu sunmak için ultra filtrelenmiş 15 gram berrak peynir altı suyu protein izolatıyla üretiliyor.

Berrak proteinle peynir altı suyu proteini arasındaki fark ne?

İkisi arasındaki temel fark ise işlenme şekilleri. Cleveland Clinic'e göre örneğin inek sütünden elde edilen peynir altı suyu proteini, peynir yapım sürecinde ayrılan sıvıyı ifade ediyor. Berrak proteinden farklı olarak peynir altı suyu üç yaygın formdaki laktoz ve yağı farklı miktarlarda içeriyor: konsantre, izolat ve hidrolizat.

Öte yandan berrak protein, izole protein veya peynir altı suyu proteini hidrolizatından yapılarak suda çözünen daha hafif bir kıvam elde etmek için daha fazla işlemden geçiriliyor.

Beslenme ve Diyetetik Akademisi sözcüsü ve kardiyovasküler diyetisyen Lena Beal, Today.com'a verdiği bir röportajda bu farklılıklar hakkında konuştu. Beal, yayın kuruluşuna yaptığı açıklamada, "Berrak protein standart haliyle daha sağlıklı diye bir şey yok. Sadece aynı proteinin daha hafif bir formu" dedi.

Berrak protein gibi peynir altı suyu proteini de toz halinde satılıyor ve ürüne bağlı olarak bir kaşığında 20 gram protein içeriyor. Dolayısıyla ikisi arasındaki en belirgin fark doku ve tat.

Esasen her iki seçenek de günlük protein alımı hedeflerine ulaşmaya yardım edebilir. ABD beslenme kılavuzları ve diğer kaynaklar, insanların her gün vücut ağırlığının bir kilogramı başına 0,8 gram protein tüketilmesini yıllardır tavsiye ediyor. Yani 68 kilo birinin günde yaklaşık 54 gram protein tüketmesi öneriliyor.

Yeni öneride ise kişilerin vücut ağırlıklarının kilogramı başına 1,2 ila 1,6 gram protein tüketmesi tavsiye ediliyor; bu da önceki önerinin iki katına kadar çıkıyor. Ancak Amerikalıların protein alımını aşırıya kaçırmasından endişe duyan sağlık uzmanları, beslenme düzenine lif gibi diğer besin maddelerini de dahil etmenin önemli olduğunu söylüyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/life-style


Karada zorlanan Rusya, Ukrayna’ya hava saldırılarını artırdı

Ukrayna ordusu, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki petrol tesisini vurdu (AP)
Ukrayna ordusu, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki petrol tesisini vurdu (AP)
TT

Karada zorlanan Rusya, Ukrayna’ya hava saldırılarını artırdı

Ukrayna ordusu, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki petrol tesisini vurdu (AP)
Ukrayna ordusu, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki petrol tesisini vurdu (AP)

Savaşta karada ilerlemekte zorlanan Rusya, Ukrayna'ya hava saldırılarını artırdı.

Son dönemde karada ilerleyişi neredeyse durma noktasına gelen Rus ordusu, Ukrayna'nın büyük şehirlerini yoğun şekilde bombalıyor.

Finlandiya merkezli araştırma kuruluşu Black Bird Group'tan John Helin, "Ruslar ivmeyi önemli ölçüde artırmanın bir yolunu bulamazsa, bu yıl Donbas'ı ele geçirme hedeflerini gerçekleştiremeyebilir" diyor.

Kuruluşun analizine göre Rus güçleri mayısta sadece 82 kilometrekarelik Ukrayna toprağını ele geçirdi. Bu rakam nisanda 94, martta ise 25 kilometrekareydi.

Geçen yıl mayısta Rus ordusu, 538 kilometrekarelik Ukrayna toprağını işgal etmişti. Bu rakam nisanda 226, martta ise 185 kilometrekareydi.

ABD merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü'nün raporunda da "Ukrayna güçleri, şu ana kadar Rusya'nın 2026 ilkbahar-yaz taarruzunu büyük ölçüde durdurdu ve Mayıs 2026'da Rus güçleri, Mayıs 2025'te ele geçirdikleri toprakların sadece bir kısmında varlık gösterebildi" deniyor.

Rusya'nın salı günü Ukrayna'daki çeşitli şehirlere hipersonik Zirkon füzeleri dahil 41 balistik füzeyle düzenlediği saldırılarda toplamda 23 kişi ölmüş, 130'dan fazla kişi yaralanmıştı.

Ukrayna ordusu bu füzeleri durdurmakta zorlanıyor. Ukrayna Hava Kuvvetleri sözcüsü Yuriy Ihnat, İran savaşı nedeniyle Patriot füze stokunda sorunlar yaşandığını söylüyor:

Patriot sistemi için yeterli füze yok, bunların büyük bir kısmı Ortadoğu'da kullanıldı. Ayrıca bu tür saldırılara karşı daha az korunan bölgelere yönelik özellikle balistik füzeler kullanıyorlar.

 Rusya ise Ukrayna'nın son 24 saatte Belgorod bölgesine 100 kez saldırdığını, iki sivilin öldüğünü, üç kişinin de yaralandığını aktardı.

Ukrayna, dün St. Petersburg'da başlayan Uluslararası Ekonomi Forumu'nun ilk gününde şehirdeki bir petrol tesisini de vurdu.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, forumdaki açıklamasında Ukrayna'ya saldırıların "gerektiği sürece devam edeceğini" söyledi.

Öte yandan Wall Street Journal, Rus elitlerinin 2022'den beri devam eden savaşa yaklaşımlarının değişmeye başladığını savunuyor.

Kremlin'e yakın şahin politikacıların Rusya'nın umduğu gibi açık ara bir zafer kazanamayacağını söylediği aktarılıyor.

Avrupa Birliği (AB) Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise ABD öncülüğünde yürütülen barış görüşmelerinin tıkandığına dikkat çekiyor:

Barış görüşmeleri tıkanmış durumda, henüz somut kazanımlar yok. Ruslar, askeri yolla elde edemedikleri aşırı taleplerini müzakere masasında Amerikalıların dile getirmesini bekliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian, CNN, Reuters, TASS