Rusya’da başkanlık seçim kampanyası başlıyor! Putin başkanlığa yeniden aday oldu

Ukrayna’da savaş suçlarıyla suçlanan bir isim de dahil, marjinal isimler en güçlü liderle rekabet ediyor.

Hediyelik eşya dükkanındaki geleneksel Rus Matruşka bebeği (EPA)
Hediyelik eşya dükkanındaki geleneksel Rus Matruşka bebeği (EPA)
TT

Rusya’da başkanlık seçim kampanyası başlıyor! Putin başkanlığa yeniden aday oldu

Hediyelik eşya dükkanındaki geleneksel Rus Matruşka bebeği (EPA)
Hediyelik eşya dükkanındaki geleneksel Rus Matruşka bebeği (EPA)

Rusya Merkez Seçim Komisyonu, Federasyon Konsey’nin (Senato) gelecek 17 Mart tarihini onaylamasının ardından ülkede yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için kampanyanın başlangıç ​​düdüğünü dün çaldı.

Dikkatler, siyasi ve parlamenter çevrelerdeki yaygın inanış nedeniyle yeni dönem için aday olma niyetini henüz resmi olarak açıklamamış olan Başkan Vladimir Putin’e çevrildi. Her ne kadar siyasi ve sosyal düzeydeki bazı marjinal isimler yarışa katılacaklarını açıklasa da ancak Rusya sokakları düzeyinde bu pozisyon için tek gerçek aday, Putin.

Başkanlık kampanyası başladı

Rusya Anayasası uyarınca cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tarihini açıklamaya yetkili organ olan Federasyon Konseyi (Senato), dün oy birliğiyle onaylanan ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı tarihin belirlendiği karar metnini yayımladı. Bu gelişme, Seçim Komisyonu’nun başkanlık kampanyasının başladığını resmen duyurması için yasal bir temel sağladı. Konsey Başkanı Valentina Matviyenko, konseyin kararının ‘resmi olarak seçim kampanyasının başlangıcı olduğunu’ açıkladı.

Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova, senatörlere kararlarından dolayı teşekkür etti. Pamfilova, toplantı sırasında “Seçimlerin onurlu bir şekilde yürütülmesi için gerekli yasal çerçeveyi sağladığınız için teşekkür ederiz. Yaklaşan seçimler büyük ölçüde Rusya’nın bu zorlu jeopolitik savaşta daha fazla gelişmesini ve zaferini sağlayacak” dedi. Komisyon Başkanı, daha önce yürürlükte olan ‘bir günlük oy verme’ geleneği yerine, oy verme işleminin 3 gün süreyle yapılması ihtimalinin değerlendirildiğini de dile getirdi.

sdwefg
Rusya Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova, Federasyon Konseyi toplantısı sırasında (AFP)

Merkez Seçim Komisyonu başkanına göre, Rusya’nın geçen yıl tek taraflı olarak ilhak ettiği Ukrayna bölgelerine atıfla, yeni bölgelerde de seçim sürecinin aynı anda gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ancak bu sürecin Federal Güvenlik Servisi, Savunma Bakanlığı ve bu bölgelerdeki yerel konsey başkanlarıyla koordinasyon gerektirdiğini söyleyen Ella Pamfilova, gazetecilere yaptığı açıklamada ise “Rusya Federasyonu’ndaki seçim sisteminin bir güvenlik marjı var. Sizi temin ederim ki, ülkemizdeki seçim sistemi, önümüzdeki seçimleri tam olarak halkımızın talep ettiği ve beklediği gibi organize etmek ve yürütmek için güçlü bir güce sahiptir. Çünkü bizim için halk, asıl yargıç ve asıl sınavcıdır” dedi. Pamfilova, “Yeni Rusya tarihinde ilk kez başkanlık seçimleri bu kadar zehirli bir jeopolitik atmosferde yapılacak. Zira tüm maskeler düştü, demokratik tuzakların yıpranmış kalıntıları çöktü, partiler kültürel sembollerimizi, ulusal geleneklerimizi ve devletin bağımsızlığını yok etmeye çalıştı” dedi.

Putin’in yerini kim alacak?

Ayrıca seçim tarihinin açıklanmasının hemen ardından dikkatler seçim kampanyalarının niteliğine ve bunlara katılan kişilerin kimliklerine çevrildi. Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov’a göre Rusya Devlet Başkanı, ‘uygun zamanda aday olacağı inancına’ rağmen son zamanlarda gazetecilerin yeni dönem adaylığı konusundaki sorularını yanıtlamaktan kaçındı.

drvg
Putin, 4 Aralık’ta Kremlin’de bir konuşma yapıyor (AFP)

Kremlin çevreleri, Putin’in bu ayın 14’ünde düzenleyeceği kapsamlı yıllık basın toplantısında adaylığını resmen açıklayacağına inanıyor. İki gün önce de Peskov, “Vladimir Putin’den sonraki başkan yine kendisi olmalı” dedi. Bir gençlik haber platformuna verdiği röportajda Peskov’a ‘Putin döneminin sona ermesinden sonra gelmesi gereken başkanın karakteri’ hakkında bir soru sorulurken Peskov, “Aynı kişi veya aynı özelliklere sahip başka bir kişi olmalıdır” şeklinde yanıt verdi.

Bir sonraki başkanın Putin'in başarılarını sürdürüp sürdüremeyeceği konusundaki bir soruya yanıt olarak ise Peskov, “Söylemesi zor. Putin henüz başkanlığa aday olma niyetini açıklamadı. Ama gerçekten bunu yapacağına inanmak istiyorum. Seçimi kazanacağından hiç şüphem yok ve başkanımız olmaya devam edeceğinden de hiç şüphem yok” ifadelerini kullandı.

Putin 2000 yılından bu yana Kremlin tahtında bulunuyor ve resmi olarak son görev süresinin gelecek yılın baharında sona ermesi bekleniyor. Ancak 2020 ortasında onaylanan anayasa değişikliği, Putin’e iki dönem daha aday olma fırsatı verdi. Bu da en azından teoride 2036 yılına kadar başkanlıkta kalabileceği anlamına geliyor.

“Sayacın sıfırlanması”

2020 yılında Rusya Temsilciler Meclisi (Duma), Başkan Vladimir Putin tarafından önerilen anayasa değişiklik belgesini, başkana iki yeni başkanlık dönemi için tekrar aday olma hakkı veren bir madde ekledikten sonra onayladı. Devlet Duması temsilcisi ünlü Sovyet kozmonotu Valentina Tereşkova, anayasa değişiklik belgesinin tartışılması sırasında şaşırtıcı bir şekilde değişiklik önerisinde bulundu. Önerisi, değişiklik taslağına ‘güncellenmiş anayasa yürürlüğe girdikten sonra mevcut başkanın da diğer vatandaşlar gibi devlet başkanlığı görevine yeniden aday olma hakkına sahip olduğunu’ belirten bir maddenin eklenmesini içeriyordu.

Bu metin, son döneminin 2024’te bitmesi gereken Putin’in başkanlığı için ‘sayacın sıfırlanması’ anlamına geliyor ve yeniden aday olmasının önünü açıyor. Öyle görünüyor ki bu senaryo önceden hazırlanmıştı. Putin, önerinin açıklanmasının hemen ardından dakikalar içerisinde Konsey’e çıktı ve Tereşkova’nın teklifinin Anayasa Mahkemesi tarafından onaylanması şartıyla kabul edildiğini duyurduğu bir konuşma yaptı.

Marjinal rakipler

Medyanın ‘ulusun lideri’ olarak nitelendirdiği ve ülkenin en güçlü adamı olarak kabul ettiği Putin’in aksine, şu ana kadar yarışa katılma niyetini açıklayan ‘rakiplerin’ konumu oldukça zayıf görünüyor. Medya kuruluşları, onları ‘varlığı veya etkisi olmayan, yalnızca marjinal figürler’ olarak tanımladı.

Putin ile rekabet edecek en öne çıkan adaylar arasında, Bölgenin Ukrayna’dan ayrıldığının açıklanması ve orada savaşın başlaması sonrasında “Donetsk Cumhuriyeti’nde eski Savunma Bakanı olarak görev yapan İgor Strelkov da bulunuyor. Kendisi, Rusya Federal Güvenlik Servisi’nde eski bir albay. Strelkov, Lahey Mahkemesi tarafından en çok aranan kişi olarak kabul ediliyor ve adı, 2014 yılında Donbas semalarında Malezya Boeing uçağının düşmesiyle ilgili, mahkeme tarafından mahkum edilmesinin ardından uluslararası arananlar listesinde yer alıyor. Donetsk’te savaş suçlarından hüküm giydikten sonra Ukrayna’da gıyaben ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

scefvgr
Putin, 4 Aralık’ta Moskova’daki uluslararası bir sergide bir yazıya imza atıyor (EPA)

Dikkat çeken şey, şiddet çağrıları nedeniyle yakın zamanda birkaç ayını Rus hapishanesinde geçiren bir adamın, bu sırada Sol Cephe’nin başkan adayı olması. Cephe koordinatörü Sergey Udaltsov, “Meclis, seçimlere katılacak kendisini temsil edecek bir aday üzerinde anlaşmaya vardı” dedi.

Ukrayna’daki ayrılıkçı faaliyetleri sırasında ‘Girkin’ lakabıyla anılan Strelkov’un yanı sıra Rusya başkanlığı için yarışan isimler arasında gazeteci ve Rusya’nın orta batısındaki Yekaterinburg şehrinin yerel meclisinde eski milletvekili olan Ekaterina Dontsova ile Duma’da eski milletvekili Boris Nadezhdin de yer alıyor. Ayrıca Ulusal Emeklilik Derneği Başkanı Sergey Lipatov ve sağ eğilimli Yabloko partisinin başkent şubesinin eski başkan yardımcısı Anatoly Rabinovich, başkanlık yarışına katılma niyetlerini açıkladı. Ancak iki isim, adaylık dosyalarını henüz Seçim Komisyonu’na sunmadı.



Washington’da güç dengelerini kim değiştirecek?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
TT

Washington’da güç dengelerini kim değiştirecek?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 10 Eylül 2026'da Teksas'ta düzenlenen Cumhuriyetçi Parti konferansında konuşurken (AFP)

ABD’de ön seçim sezonu bu hafta sona ererken, 3 Kasım’da yapılacak ve kritik önem taşıyan ara seçimler için geri sayım başlıyor. Seçimlere 50 günden az bir süre kaldı.

Yoğun geçen ön seçim sezonu Delaware tamamlanıyor. Sezon boyunca yaşanan sert siyasi çekişmeler yalnızca iki parti arasındaki rekabetle sınırlı kalmadı. Parti kurumlarının dışından gelen öne çıkan isimlerin yükselişiyle birlikte parti içi dengeler de sarsıldı.

Demokratlarda sol kanat yükseliyor

En belirgin dönüşüm Demokrat Parti’de yaşandı. Sol eğilimli çok sayıda isim, parti yönetimlerinin desteklediği adayları geride bırakarak ön seçimleri kazandı. Bu durum, söz konusu adayların Kongre’ye girmesi halinde parti yönetimlerinin önemli meydan okumalarla karşı karşıya kalacağının işareti olarak değerlendiriliyor.

cvdfhj
Florida’da Demokratların Senato adayı Angie Nixon, 5 Eylül 2026 (Reuters)

Ön seçimleri kazananlar arasında Amerika Demokratik Sosyalistleri Örgütü ile bağlantılı çok sayıda aday bulunuyor. Bunun yanı sıra ilerici kanattan gelen ve sürpriz sonuçlara imza atan isimler de var. Bunların başında Michigan’dan Senato üyeliğine aday olan Abdülrahman Seyyid ile Minnesota’daki Peggi Flanagan geliyor. Ayrıca Demokratik Sosyalistler Örgütü’nden Angie Nixon, Florida’da Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun daha önce temsil ettiği koltuğu kazanmak için yarışıyor.

Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu zorluklar

Cumhuriyetçiler ise farklı türden zorluklarla karşı karşıya. ABD Başkanı Donald Trump’ın halk desteği, seçmenlerin artan fiyatlar ve kötüleşen ekonomik koşullardan duyduğu rahatsızlığın etkisiyle geriliyor.

Anketlerin büyük bölümüne göre Amerikalıların yalnızca yüzde 30’u Trump’ın ekonomi politikalarındaki performansını destekliyor. Enflasyon ve yaşam maliyeti söz konusu olduğunda bu oran yüzde 24’e düşüyor. Buna karşılık göç ve sınır güvenliği Trump’ın güçlü olduğu başlıklar arasında yer alıyor. Seçmenlerin yüzde 44’ü Trump’ın göç politikasındaki performansını, yüzde 52’si ise sınır güvenliği konusundaki performansını destekliyor. Dış politikada ise destek oranı aynı düzeyde değil ve bir kamuoyu araştırmasına göre yüzde 37’de kalıyor.

ghj
Trump, 13 Eylül 2026'da uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlarken (AP)

Ancak Cumhuriyetçi Parti, tarihe karşı bir yarış yürüttüğünün farkında. ABD’de geleneksel olarak başkanın partisi ara seçimlerde diğer partiye, bu durumda Demokratlara, sandalye kaybediyor. Bu nedenle Cumhuriyetçi parti yönetimleri kayıpları sınırlamaya çalışırken Trump’ın tabanına sandık başına gitme çağrılarının Cumhuriyetçi seçmenlerin seçim motivasyonunu artırmasını umuyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı verilere göre Cumhuriyetçi seçmenlerin yalnızca yüzde 31’i seçimlere katılma konusunda yüksek motivasyona sahip. Demokrat seçmenlerde ise bu oran yüzde 46’ya ulaşıyor.

Bu durum, Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri olabilir. Parti yönetimleri Demokrat Parti’de sol hareketin güçlenmesi konusunda seçmenleri uyarmak için yoğun çaba harcıyor. Bu yaklaşım, Teksas’ta düzenlenen olağanüstü Cumhuriyetçi Parti konferansında da açık biçimde ortaya çıktı.

Ancak burada sorun, seçmenin bu meseleyle fazla ilgilenmemesi. Seçmen esas olarak ekonomiye odaklanıyor. Bu da Cumhuriyetçileri, eski Başkan Joe Biden’ın seçim kampanyasında Demokratların karşılaştığı duruma benzer bir noktaya getiriyor. Demokratlar ve Biden, seçmeni ilgilendiren meseleler yerine Trump’ı uyarmaya ve onu demokrasi açısından bir tehdit olarak nitelemeye ağırlık vermişti. Bunun bedelini de sandıkta ödemişlerdi.

Nihai hedef

Adayların kesinleşmesi ve parti yönetimlerinin nihai zafer hedefine odaklanmasıyla birlikte beklentiler, bazı eyaletlerde seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi yönündeki girişimlere rağmen Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu Demokratların ele geçireceği yönünde.

10 eyalette seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi için girişimde bulunuldu. Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluklarını koruma şansını artırmak amacıyla başlattığı bu benzeri görülmemiş yeniden bölgelendirme mücadelesine Demokratlar da benzer adımlarla karşılık verdi.

bgnm
Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki liderleri Chuck Schumer ve Hakeem Jeffries, New York'ta 11 Eylül saldırılarının yıl dönümü anma töreninde (AFP)

Cook Political’ın tahminlerine göre yeni seçim haritaları Cumhuriyetçilere yaklaşık dört sandalye kazandırabilir. Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğun yalnızca birkaç sandalyelik farkla belirleneceği düşünüldüğünde bu önemli bir avantaj sağlayabilir.

Senato’da ise denklem farklı. Cumhuriyetçiler 53 sandalyeye sahipken Demokratların 47 sandalyesi bulunuyor. Bu nedenle Demokratların çoğunluğu elde edebilmesi için dört sandalye kazanması gerekiyor. Michigan gibi bir eyalet de bu hedefe ulaşılması açısından kritik önem taşıyor.

Kasım ayına kadar parti yönetimleri iç anlaşmazlıklarını bir kenara bırakarak, Donald Trump’ın başkanlığının geriye kalan iki yılında siyasi tabloyu belirleyecek hayati hedefe odaklanacak.

Ya Cumhuriyetçiler çoğunluğu koruyacak ve mevcut dengeler devam edecek ya da Demokratlar iki meclisten yalnızca birinde bile çoğunluğu elde etse siyasi denetim ve hesap sorma mekanizmalarını yeniden etkinleştirerek Washington’daki güç dengelerini değiştirecek.


Fransa’nın Riyad Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Havacılık, Suudi Arabistan’a yönelik ihracatımızı yönlendiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
TT

Fransa’nın Riyad Büyükelçisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Havacılık, Suudi Arabistan’a yönelik ihracatımızı yönlendiriyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’na başkanlık ederken (SPA)

Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçisi Patrick Maisonnave’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamaya göre, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ekonomi ve yatırım ilişkilerini yeni bir aşamaya taşıdı. İki ülke arasındaki ortak projelerin uygulanması hız kazanırken; ulaştırma, lojistik, enerji ve ileri teknolojiler gibi sektörlerdeki iş birliği de genişleme kaydetti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, 24 Ağustos’ta Paris’e gerçekleştirdiği ziyarette Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte Suudi Arabistan-Fransa Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık etmişti. İki ülke ilişkilerinde yeni bir dönüm noktası olarak değerlendirilen bu toplantı kapsamında, çeşitli alanlarda yaklaşık 20 anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandığı duyurulmuştu.

İki ülke liderlerinin başkanlığında 24 Ağustos’ta Paris’te düzenlenen Stratejik Ortaklık Konseyi ilk toplantısının uzun vadeli iş birliği sürecini pekiştirdiğini belirten Maisonnave, ikili ticaret hacminin 2025 yılında yüzde 11 oranında arttığını ve Suudi Arabistan’ın Fransa’nın Ortadoğu’daki en büyük ticari ortağı haline geldiğini vurguladı.

Fransa’nın Suudi Arabistan’a yönelik ihracatında havacılık sektörünün ilk sırada yer aldığını aktaran Maisonnave, ilaç, gıda, kozmetik ve elektrikli ekipmanların da dış satışta öne çıkan diğer ana ürün gruplarını oluşturduğunu ifade etti.

Maisonnave ayrıca, Veliaht Prens’in ziyaretinden elde edilen sonuçların iki ülke arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini ivmelendirdiğini, Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ise ekonomik bağları güçlendiren ve geleceğin dönüşüm alanlarında yeni iş birliği imkanları sunan bir çerçeveye dönüştüğünü sözlerine ekledi.

cdfgthy
Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçisi Patrick Maisonnave (Fransa’nın Suudi Arabistan Büyükelçiliği)

Fransa’nın şu anda Suudi Arabistan’daki yabancı yatırımcılar arasında üçüncü sırada yer aldığını belirten Maisonnave, ülkesinin bu varlığı güçlendirmeyi ve daha fazla Fransız şirketini Krallık’ta yaşanan ekonomik dönüşümün sunduğu fırsatlardan yararlanmaya teşvik etmeyi hedeflediğini vurguladı.

Bu kapsamda kredi sigortası mekanizmalarının genişletilmesinin Fransız şirketlerinin Suudi Arabistan’daki büyük stratejik projelere katılımını destekleyeceğini ifade eden Maisonnave, Fransa’nın yatırım, ortaklık kurma, yetkinlik geliştirme, katma değer ve istihdam yaratma yoluyla bu projelere katkısını artırmayı amaçladığını kaydetti.

Duruma örnek olarak CMA CGM Grubu ile Red Sea Gateway Terminal arasında Cidde Limanı’ndaki dördüncü terminalin geliştirilmesi ve işletilmesine yönelik yapılan anlaşmayı gösteren Maisonnave, bu adımın küresel düzeyde varlık gösteren büyük bir Fransız grubunun uzmanlığı ile Suudi Arabistan’ın ana bir lojistik merkezi olma hedefini bir araya getirerek söz konusu yaklaşımı somutlaştırdığını belirtti.

Maisonnave, Krallık’ın Avrupa, Asya ve Afrika’yı birbirine bağlama konusunda üstlendiği stratejik rol göz önüne alındığında bu anlaşmanın Suudi Arabistan’ın hedeflerini desteklediğini; söz konusu rolün öneminin Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz sırasında net bir şekilde ortaya çıktığını dile getirdi.

Kent içi ulaşım sektörüne de değinen Maisonnave, Alstom şirketinin Riyad metrosu için ilave tren setleri tedarik etmek üzere imzaladığı sözleşmenin, Krallık’taki büyük altyapı projelerinin hayata geçirilmesinde Fransız uzmanlığından faydalanıldığının bir başka göstergesi olduğunu ifade etti.

Maisonnave ayrıca, iki ülke arasındaki iş birliğinin karşılıklı olarak geliştiğine dikkat çekerek, Qiddiya şirketinin Paris bölgesinde eğlence alanında planladığı projenin Suudi Arabistan’ın Fransa’daki yatırımlarının arttığına dair ‘güçlü bir sinyal’ ve Fransa’nın bu tür projeleri çekme kapasitesine duyulan güvenin bir kanıtı olduğunu sözlerine ekledi.

Geleceğin teknolojileri ve enerji

Maisonnave, Suudi Arabistan ile Fransa arasında geleceğin teknolojilerindeki ortaklığın güçlendirilmesinin bir öncelik olduğunu belirterek, HUMAIN ile Mistral AI arasında duyurulan stratejik iş birliğini bu yaklaşımın bir modeli olarak gösterdi. Söz konusu iş birliğinin; yapay zekâ altyapısının geliştirilmesini, gelişmiş modellerin inşa edilmesini ve Krallık’ın ihtiyaçlarına uygun çözümlerin sunulmasını kapsadığını ifade eden Maisonnave, bu adımın yüksek performanslı yapay zekâ kapasitesinin geliştirilmesine katkı sağlarken bu teknolojilerde Arapça dilinin varlığını da güçlendireceğini kaydetti.

Enerji sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Maisonnave, ülkesinin küresel enerji piyasalarının istikrarına ve tedarik güvenliğinin artırılmasına katkıda bulunma konusunda kararlı olduğunu vurguladı. Maisonnave, Suudi-Fransız iş birliğinin petrol, petrokimya, sürdürülebilir elektrik üretimi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, enerji depolama, temiz hidrojen ve barışçıl nükleer enerji alanlarını kapsayacağını belirtti.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Paris ziyaretiyle eş zamanlı olarak düzenlenen Fransa-Suudi Arabistan Yuvarlak Masa Toplantısı’nın sonuçlarına da değinen Maisonnave, her iki taraftan özel sektör temsilcilerini bir araya getiren bu etkinliğin ana sektörlerdeki yatırım fırsatlarını ele alarak iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde artan ivmeyi yansıttığını ifade etti.

Suudi-Fransız ekonomik ilişkilerinin artık karşılıklı yatırımlara, uzun vadeli projelere ve ortak ilgi alanlarında deneyim aktarımına dayandığını söyleyen Maisonnave, Veliaht Prens’in ziyareti sırasında duyurulan yaklaşık 20 anlaşma ve mutabakat zaptının, iki ülke şirketleri arasındaki iş birliğinin genişliğini ve mevcut ortaklıkların büyümesini gösterdiğine dikkat çekti.


İran: Ceviz Dağı'ndaki faaliyetlere ilişkin haberlerin aslı yok

Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
TT

İran: Ceviz Dağı'ndaki faaliyetlere ilişkin haberlerin aslı yok

Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)
Tahran’ın merkezinde siyasi içerikli bir reklam panosunun önünden geçen İranlılar (AP)

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü bugün (Pazartesi), Peacaks Mountain (Ceviz Dağı) olarak adlandırılan bölgede faaliyet yürütüldüğüne ilişkin haberlerin hiçbir dayanağı olmadığını söyledi.

Trump, geçen hafta ABD'nin Peacaks Mountain'daki faaliyetleri izlediğini belirtmiş ve Washington'ın bölgeyi vurabileceği uyarısında bulunarak İran'ı dikkatli olmaya çağırmıştı.

Devrim Muhafızları'ndan İHA açıklaması

Öte yandan İran Devrim Muhafızları'nın halkla ilişkiler birimi, bugün sabah saatlerinde gelişmiş bir MQ-1 tipi insansız hava aracının (İHA) tespit edilerek Hürmüz Boğazı hava sahasında Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri'ne bağlı hava savunma sistemi tarafından imha edildiğini açıkladı.

İranlı nükleer yetkili Viyana'ya gidemedi

Diğer taraftan İran devlet televizyonu, İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami'nin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) toplantısına katılmak üzere Viyana'ya girişinin ABD'nin çıkardığı "engeller" nedeniyle önlendiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre  İslami ve beraberindeki heyet, cumartesi günü tarifeli bir uçakla Viyana'ya gitmek üzere yola çıktı ancak "ABD'nin koyduğu engeller nedeniyle" yolculuk sırasında durduruldu. İslami ve heyetinin daha sonra Tahran'a döndüğü belirtildi.

İslami'nin nükleer enerji konulu yıllık genel konferansa katılmak üzere UAEA'nın Viyana'daki merkezine gitmesi bekleniyordu.

Hürmüz'deki saldırılar enerji arzı endişelerini artırıyor

Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki diplomatik çabaların görünürde bir çıkmaza girdiği ve bölgenin petrol taşımacılığındaki en önemli iki güzergâhını hedef alan yeni saldırıların küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırdığı bir dönemde yaşanıyor.

Hürmüz Boğazı'nda petrol taşımacılığı açısından riskler sürüyor. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO), dün (Pazar) bir merminin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan bir gemiye isabet ettiğini açıkladı. Saldırı sonucunda gemide yangın çıktı ve mürettebat gemiyi tahliye etmek zorunda kaldı.

İran ise kendi kıyıları açıklarında saldırıya uğrayan İran'a ait ticari bir gemide bir kişinin hayatını kaybettiğini, dört mürettebatın da yaralandığını bildirdi.

Hürmüz'den geçen yük gemilerinin sayısı 10'un altına geriledi

Gemilerin hareketlerini takip eden ilk verilere göre, hafta başında Hürmüz Boğazı'ndan geçen yük gemilerinin sayısı 10'un altına geriledi. Reuters'ın aktardığı verilere göre bu sayı, son 10 gündeki ortalama 14 geminin oldukça altında kaldı.

Söz konusu veriler, tespit edilmemek amacıyla Otomatik Tanımlama Sistemi'ne (AIS) ait vericilerini kapatarak boğazdan geçmiş olabilecek gemileri kapsamıyor.