Rusya’da başkanlık seçim kampanyası başlıyor! Putin başkanlığa yeniden aday oldu

Ukrayna’da savaş suçlarıyla suçlanan bir isim de dahil, marjinal isimler en güçlü liderle rekabet ediyor.

Hediyelik eşya dükkanındaki geleneksel Rus Matruşka bebeği (EPA)
Hediyelik eşya dükkanındaki geleneksel Rus Matruşka bebeği (EPA)
TT

Rusya’da başkanlık seçim kampanyası başlıyor! Putin başkanlığa yeniden aday oldu

Hediyelik eşya dükkanındaki geleneksel Rus Matruşka bebeği (EPA)
Hediyelik eşya dükkanındaki geleneksel Rus Matruşka bebeği (EPA)

Rusya Merkez Seçim Komisyonu, Federasyon Konsey’nin (Senato) gelecek 17 Mart tarihini onaylamasının ardından ülkede yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için kampanyanın başlangıç ​​düdüğünü dün çaldı.

Dikkatler, siyasi ve parlamenter çevrelerdeki yaygın inanış nedeniyle yeni dönem için aday olma niyetini henüz resmi olarak açıklamamış olan Başkan Vladimir Putin’e çevrildi. Her ne kadar siyasi ve sosyal düzeydeki bazı marjinal isimler yarışa katılacaklarını açıklasa da ancak Rusya sokakları düzeyinde bu pozisyon için tek gerçek aday, Putin.

Başkanlık kampanyası başladı

Rusya Anayasası uyarınca cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tarihini açıklamaya yetkili organ olan Federasyon Konseyi (Senato), dün oy birliğiyle onaylanan ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılacağı tarihin belirlendiği karar metnini yayımladı. Bu gelişme, Seçim Komisyonu’nun başkanlık kampanyasının başladığını resmen duyurması için yasal bir temel sağladı. Konsey Başkanı Valentina Matviyenko, konseyin kararının ‘resmi olarak seçim kampanyasının başlangıcı olduğunu’ açıkladı.

Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova, senatörlere kararlarından dolayı teşekkür etti. Pamfilova, toplantı sırasında “Seçimlerin onurlu bir şekilde yürütülmesi için gerekli yasal çerçeveyi sağladığınız için teşekkür ederiz. Yaklaşan seçimler büyük ölçüde Rusya’nın bu zorlu jeopolitik savaşta daha fazla gelişmesini ve zaferini sağlayacak” dedi. Komisyon Başkanı, daha önce yürürlükte olan ‘bir günlük oy verme’ geleneği yerine, oy verme işleminin 3 gün süreyle yapılması ihtimalinin değerlendirildiğini de dile getirdi.

sdwefg
Rusya Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova, Federasyon Konseyi toplantısı sırasında (AFP)

Merkez Seçim Komisyonu başkanına göre, Rusya’nın geçen yıl tek taraflı olarak ilhak ettiği Ukrayna bölgelerine atıfla, yeni bölgelerde de seçim sürecinin aynı anda gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ancak bu sürecin Federal Güvenlik Servisi, Savunma Bakanlığı ve bu bölgelerdeki yerel konsey başkanlarıyla koordinasyon gerektirdiğini söyleyen Ella Pamfilova, gazetecilere yaptığı açıklamada ise “Rusya Federasyonu’ndaki seçim sisteminin bir güvenlik marjı var. Sizi temin ederim ki, ülkemizdeki seçim sistemi, önümüzdeki seçimleri tam olarak halkımızın talep ettiği ve beklediği gibi organize etmek ve yürütmek için güçlü bir güce sahiptir. Çünkü bizim için halk, asıl yargıç ve asıl sınavcıdır” dedi. Pamfilova, “Yeni Rusya tarihinde ilk kez başkanlık seçimleri bu kadar zehirli bir jeopolitik atmosferde yapılacak. Zira tüm maskeler düştü, demokratik tuzakların yıpranmış kalıntıları çöktü, partiler kültürel sembollerimizi, ulusal geleneklerimizi ve devletin bağımsızlığını yok etmeye çalıştı” dedi.

Putin’in yerini kim alacak?

Ayrıca seçim tarihinin açıklanmasının hemen ardından dikkatler seçim kampanyalarının niteliğine ve bunlara katılan kişilerin kimliklerine çevrildi. Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov’a göre Rusya Devlet Başkanı, ‘uygun zamanda aday olacağı inancına’ rağmen son zamanlarda gazetecilerin yeni dönem adaylığı konusundaki sorularını yanıtlamaktan kaçındı.

drvg
Putin, 4 Aralık’ta Kremlin’de bir konuşma yapıyor (AFP)

Kremlin çevreleri, Putin’in bu ayın 14’ünde düzenleyeceği kapsamlı yıllık basın toplantısında adaylığını resmen açıklayacağına inanıyor. İki gün önce de Peskov, “Vladimir Putin’den sonraki başkan yine kendisi olmalı” dedi. Bir gençlik haber platformuna verdiği röportajda Peskov’a ‘Putin döneminin sona ermesinden sonra gelmesi gereken başkanın karakteri’ hakkında bir soru sorulurken Peskov, “Aynı kişi veya aynı özelliklere sahip başka bir kişi olmalıdır” şeklinde yanıt verdi.

Bir sonraki başkanın Putin'in başarılarını sürdürüp sürdüremeyeceği konusundaki bir soruya yanıt olarak ise Peskov, “Söylemesi zor. Putin henüz başkanlığa aday olma niyetini açıklamadı. Ama gerçekten bunu yapacağına inanmak istiyorum. Seçimi kazanacağından hiç şüphem yok ve başkanımız olmaya devam edeceğinden de hiç şüphem yok” ifadelerini kullandı.

Putin 2000 yılından bu yana Kremlin tahtında bulunuyor ve resmi olarak son görev süresinin gelecek yılın baharında sona ermesi bekleniyor. Ancak 2020 ortasında onaylanan anayasa değişikliği, Putin’e iki dönem daha aday olma fırsatı verdi. Bu da en azından teoride 2036 yılına kadar başkanlıkta kalabileceği anlamına geliyor.

“Sayacın sıfırlanması”

2020 yılında Rusya Temsilciler Meclisi (Duma), Başkan Vladimir Putin tarafından önerilen anayasa değişiklik belgesini, başkana iki yeni başkanlık dönemi için tekrar aday olma hakkı veren bir madde ekledikten sonra onayladı. Devlet Duması temsilcisi ünlü Sovyet kozmonotu Valentina Tereşkova, anayasa değişiklik belgesinin tartışılması sırasında şaşırtıcı bir şekilde değişiklik önerisinde bulundu. Önerisi, değişiklik taslağına ‘güncellenmiş anayasa yürürlüğe girdikten sonra mevcut başkanın da diğer vatandaşlar gibi devlet başkanlığı görevine yeniden aday olma hakkına sahip olduğunu’ belirten bir maddenin eklenmesini içeriyordu.

Bu metin, son döneminin 2024’te bitmesi gereken Putin’in başkanlığı için ‘sayacın sıfırlanması’ anlamına geliyor ve yeniden aday olmasının önünü açıyor. Öyle görünüyor ki bu senaryo önceden hazırlanmıştı. Putin, önerinin açıklanmasının hemen ardından dakikalar içerisinde Konsey’e çıktı ve Tereşkova’nın teklifinin Anayasa Mahkemesi tarafından onaylanması şartıyla kabul edildiğini duyurduğu bir konuşma yaptı.

Marjinal rakipler

Medyanın ‘ulusun lideri’ olarak nitelendirdiği ve ülkenin en güçlü adamı olarak kabul ettiği Putin’in aksine, şu ana kadar yarışa katılma niyetini açıklayan ‘rakiplerin’ konumu oldukça zayıf görünüyor. Medya kuruluşları, onları ‘varlığı veya etkisi olmayan, yalnızca marjinal figürler’ olarak tanımladı.

Putin ile rekabet edecek en öne çıkan adaylar arasında, Bölgenin Ukrayna’dan ayrıldığının açıklanması ve orada savaşın başlaması sonrasında “Donetsk Cumhuriyeti’nde eski Savunma Bakanı olarak görev yapan İgor Strelkov da bulunuyor. Kendisi, Rusya Federal Güvenlik Servisi’nde eski bir albay. Strelkov, Lahey Mahkemesi tarafından en çok aranan kişi olarak kabul ediliyor ve adı, 2014 yılında Donbas semalarında Malezya Boeing uçağının düşmesiyle ilgili, mahkeme tarafından mahkum edilmesinin ardından uluslararası arananlar listesinde yer alıyor. Donetsk’te savaş suçlarından hüküm giydikten sonra Ukrayna’da gıyaben ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

scefvgr
Putin, 4 Aralık’ta Moskova’daki uluslararası bir sergide bir yazıya imza atıyor (EPA)

Dikkat çeken şey, şiddet çağrıları nedeniyle yakın zamanda birkaç ayını Rus hapishanesinde geçiren bir adamın, bu sırada Sol Cephe’nin başkan adayı olması. Cephe koordinatörü Sergey Udaltsov, “Meclis, seçimlere katılacak kendisini temsil edecek bir aday üzerinde anlaşmaya vardı” dedi.

Ukrayna’daki ayrılıkçı faaliyetleri sırasında ‘Girkin’ lakabıyla anılan Strelkov’un yanı sıra Rusya başkanlığı için yarışan isimler arasında gazeteci ve Rusya’nın orta batısındaki Yekaterinburg şehrinin yerel meclisinde eski milletvekili olan Ekaterina Dontsova ile Duma’da eski milletvekili Boris Nadezhdin de yer alıyor. Ayrıca Ulusal Emeklilik Derneği Başkanı Sergey Lipatov ve sağ eğilimli Yabloko partisinin başkent şubesinin eski başkan yardımcısı Anatoly Rabinovich, başkanlık yarışına katılma niyetlerini açıkladı. Ancak iki isim, adaylık dosyalarını henüz Seçim Komisyonu’na sunmadı.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.