Ukrayna ordusu komutanının görevden alınmasının arkasında ne var?

Valeriy Zalujni’nin Kiev'in Londra Büyükelçisi görevini kabul ettiğine dair haberler yayılırken, gözlemciler toplumdaki bölünme konusunda uyardı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeriy Zalujni bir eğitim merkezini ziyaret ederken. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeriy Zalujni bir eğitim merkezini ziyaret ederken. (AFP)
TT

Ukrayna ordusu komutanının görevden alınmasının arkasında ne var?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeriy Zalujni bir eğitim merkezini ziyaret ederken. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeriy Zalujni bir eğitim merkezini ziyaret ederken. (AFP)

Sami İmare

Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonu başlatmasının ikinci yıldönümü olan 24 Şubat 2022'ye yaklaşırken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeriy Zalujni'yi görevden alma niyetini ilk kez net bir biçimde açıkladı. İtalyan Rai 1 televizyon kanalına konuşan Zelenskiy, bir süredir ‘sadece orduyla sınırlı kalmayıp devletin liderliğini de kapsayacak’ değişiklikler yapmayı düşündüğünü söyledi.

Görevden alma nedenleri

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik askeri operasyonunun başlamasından bu yana ordu ile hükümet arasındaki gerilim dayanılmaz boyutlara ulaştı. Bu, Zalujni'nin geçen yılın kasım ayında İngiliz The Economist dergisine yaptığı ve askeri cephedeki durumun ‘çıkmaza ulaştığını’ itiraf ettiği konuşmasıyla doruğa ulaştı. Ukraynalı yetkililer, çatışmaların yavaş yavaş sürekli bir siper savaşına dönüşmesi ve bunun Zelenskiy'nin temkinli hareket etmesine neden olması gerekçesiyle Zelenskiy'nin Zalujni ile ilgili hayal kırıklığının geçen yıl daha da derinleştiğini söyledi.

Zalujni'nin askerler ve subaylar arasında saygı duyulan bir isim olduğu göz önüne alındığında, Rusya'nın neredeyse tüm doğu cephesi boyunca devam eden taarruzu karşısında ordu komutanını değiştirmenin bazı riskler taşıdığını söyleyenler var. Onun görevden alınması, Rusya ile silahlı çatışmanın başlamasından bu yana askeri liderlikte meydana gelen en önemli değişiklik olacak.

Rusya Bilimler Akademisi Güvenlik Araştırmaları Merkezi'nde araştırmacı olan Konstantin Blokhin, Lenta.ru internet sitesine verdiği röportajda, “Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Valeriy Zalujni'nin siyasi kişiliğini bir tehdit olarak gördüğünü” söyledi. Zalujni'nin The Economist'e konuşması ve bu yılın mart ayında yapılması planlanan Ukrayna başkanlık seçimlerinde Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'nin ana rakibi olarak ortaya çıkmasına değinen Blokhin, Zelenskiy’nin daha çekici ve popüler bir rakipten hızla kurtulma arzusuna benzer bir şeye dikkat çekti. Zira Zalujni’nin siyasi karizması, Zelenskiy’nin siyasi geleceği için bir tehdit oluşturabilir.

Gözlemcilerin tartıştığı diğer nedenler arasında, Ukrayna ordusunun yeteneklerine ilişkin farklı tahminlerin yanı sıra, Ukrayna'nın kaybettiği topraklarla ilgili olarak Zelenskiy ile Zalujni arasında bir ‘çatışmanın’ patlak vermesine ilişkin bildirilenler yer alıyor. Bunların başında Zalujni'nin “büyük bir yanılsama” olarak nitelendirdiği ‘1991 sınırlarına dönüş hayalini’ gerçekleştirmek için gerekli askeri yeteneklere sahip olmak geliyor. Ayrıca Zalujni, ‘askeri seferberlik’ sürecinin büyük zorluklarla ilerlediği göz önüne alındığında, Zelenskiy'nin gerçekçi bulmadığı yarım milyona yakın askeri harekete geçirme ihtiyacını duyurdu.

Zalujni, askeri meselelerdeki eğilimler hakkındaki düşüncelerini ve Ukrayna'nın Rusya ile çatışmada zaferine giden yolu belirleme girişimini açıkladı. Zalujni, bu konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

Sadece Kiev artık müttefiklerinden aldığı askeri ve maddi desteğe güvenemediği için değil, aynı zamanda sert uluslararası yaptırımlara rağmen Rus askeri-endüstriyel kompleksinin üretimini engellemediği için durum çok daha karmaşık hale geldi.

Zalujni, insansız hava araçlarının (İHA) önemini vurguladı. Bunların “çatışmanın gidişatını değiştirdiğini ve düşmanın ekonomik yeteneklerini baltaladığını” belirtti. Düşüncelerini bir tür manifestoya dönüştüren Zalujni, Ukrayna ordusunu savaşın bir sonraki aşamasına hazırlamak için ‘organizasyonel değişiklikler ve yeniden teçhizat dahil’ beş aylık bir plan ortaya koydu. Düşmanlarının insan gücündeki üstünlüğü hakkında daha fazla ayrıntıya giren Zalujni, Ukraynalı yetkililerin ‘silahlı kuvvetlerin donatılması sorunlarını, popüler olmayan önlemlere başvurmadan çözemediğinden’ şikayet etti.

Olası alternatifler

Blokhin, bu tür değişiklikler nedeniyle Kiev ve Washington arasında siyasi çatışmaların patlak verme olasılığını yorumladı. Blokhin, bunun gerçekleşmeyeceğini, çünkü belirli kişilerden bağımsız olarak her durumda Ukrayna'nın başında ABD yanlısı bir figür olacağını söyledi. Bu figürlerin, Askeri İstihbarat Dairesi Başkanı Kirill Budanov gibi isimlerin Zalujni'ye alternatif olarak ortaya çıktığı bir dönemde, Zelenskiy'nin yakın çevresine bağlı diğer isimlerden de oluşabileceğini söyledi.

Independent Arabia, bu konuda Moskova'dan geçtiği bir önceki haberinde, bazı kamuoyu yoklaması kuruluşlarının Zalujni'nin popülaritesinin arttığı ve Ukrayna toplumunda geniş kapsamlı bir desteğe sahip olduğu yönündeki gözlemlerine atıfta bulundu. Diğer yandan Zelenskiy’nin görevden alınma ihtimaline ilişkin haberler, bazı muhaliflerinin eleştirilerine bile yol açtı. Bunlar arasında selefi, eski Devlet Başkanı Petro Poroşenko da var. Poroşenko, Zelenskiy’nin görevden alınmasının böyle kritik bir anda ulusal birliğe zarar vereceği ve Zelenskiy'nin karşı karşıya olduğu riskleri arttıracağı uyarısında bulundu. Poroşenko buna ek olarak, seferberlik güçlerinin tükenmiş olması nedeniyle Rusya'nın gerçekleştirdiği atılıma karşı seferberliğin yetersiz kalacağını da ifade etti. Gözlemciler hem yurtiçinde hem de yurtdışında gerçekleşen Rusya atılımları çerçevesinde belki de bu atılımın son olacağı tahmininde bulundu.

Budanov ve Kara Kuvvetleri Komutanı General Alexander Sersky gibi isimler, Zalujni’den boşalacak koltuk için konuşuluyor. Zelenskiy, her ne kadar değişim ve askeri kabiliyetlerin arttırılması arzusunu dile getirmiş olsa da henüz kararını açıklamadı. Bazı gözlemciler Budanov’un kendisini bu tür bir liderlik pozisyonunda denemediğini ve hevesli olmadığını söyledi.

Sersky, pek çok gözlemcinin tahminlerine göre gerekli deneyime sahip, ancak olaylara yaklaşımı yeni döneme göre değil, Sovyet dönemine göre şekilleniyor. Ayrıca herkes tarafından kabul görmüş güvenilir bir kişiliği de yok. Sersky, özellikle Artyomovsk (Bahmut) Savaşı'ndan sonra var olan güveni de kaybetti. Zira bu savaş sırasında bile bile çok sayıda asker kaybetti. Ayrıca Sersky’nin NATO ülkelerindeki meslektaşlarıyla ilişkileri çok da iyi değil. Meslektaşları, Zalujni’yi daha iyi tanıyor.

Dolayısıyla durum daha fazla çaba, azim ve mümkün olan en kısa sürede yapılacak iyi seçimler gerektiriyor. Zira destekçilerinin birçoğunun tahminlerine göre, Zelenskiy, cephede arzu edilen atılımı gerçekleştirmek için güvendiği bir ordu komutanına daha fazla ihtiyaç duyuyor.

Tahminler, önümüzdeki birkaç ayın çok zor geçeceğini gösteriyor. Öyle ki Rus saldırısına karşı savunma yapmak ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ni kritik durumlar için hazırlamak gerekiyor. Başkomutan değişikliğinin büyük stratejik değişikliklere yol açması da pek olası değil. Belki de Ukrayna yönetimi, Zalujni'nin The Economist dergisi sayfalarındaki son makalesinde çizdiği yolu izleyebilir. Zalujni'nin durumun çıkmaza girdiği yönündeki değerlendirmesinde işaret ettiği gibi asıl görev, seferberlikle ilgili erken kararlar almak, bunları pratikte uygulamak ve sivil liderlik ile askeri liderliğin birlik içinde olduğunu göstermektir.

Zalujni Ukrayna'nın İngiltere büyükelçisi mi oluyor?

Zalujni'nin görevden alınması konusunda dikkat çeken husus, Ukrayna siyasi sokağında Kiev yönetiminin, Zelenskiy'nin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı'nı görevden alma niyetiyle ilgili haberleri yalanlamak için acele ettiği yönünde söylenenler oldu. Ukrayna Savunma Bakanlığı, ‘söylenti’ olarak nitelendirdiği bu haberi yalanladı. Ancak Zalujni'nin görevinden istifa edip Ukrayna'nın İngiltere Büyükelçiliği görevini üstlenmeyi kabul ettiği yönünde haberler çıktı. İktidardaki Halkın Hizmetkarı Partisi’nin Ukrayna Parlamentosu üyesi Yevgeniy Shevchenko, Ukrayna Küresel Stratejiler Enstitüsü Direktörü Vadim Karasev ile yaptığı görüşmede, “Zalujni, Ukrayna'nın İngiltere Büyükelçiliği görevini üstlenmeyi kabul etti” dedi. Rus TASS haber ajansının aktardığına göre, Shevchenko şu ifadeleri kullandı:

Elimdeki bilgiye göre Zalujni’nin İngiltere Büyükelçisi görevini kabul ettiğini söylemek istiyorum. Büyük bir olasılıkla oraya gidecek ve biz, büyükelçi olarak gönderilen kişilerin siyasi emekli olduğunu ve şimdiye kadar hiç kimsenin geri dönmediğini biliyoruz. Ukrayna'da böyle bir gelenek var. Bu nedenle burada Zalujni’nin taraftarlarını hayal kırıklığına uğratacağım

Bölünme tahminleri

Zalujni, henüz bu haberi doğrulayacak veya yalanlayacak bir açıklama yapmadı. İngiliz dergisi The Economist'e göre, bundan önce kendisinin bazen Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri olarak atanacağı, bazen de Ukrayna hükümetinin danışmanı olarak atanacağı yönünde söylentiler yayılmıştı. İngiliz Financial Times gazetesine göre, Zelenskiy'nin son toplantılarında Zalujni'ye sunduğu teklif buydu. Shevchenko ayrıca şunu belirtti:

Zalujni, istifası veya görevden alınmasının ardından Ukrayna'nın Birleşik Krallık Büyükelçisi pozisyonunu reddederse, siyasi alanda başarılı olmak için büyük bir fırsata sahip olacak, büyükelçilik pozisyonunu kabul etmek ise onun siyasi kariyerinin çöküşü anlamına gelecektir.

Ukrayna Parlamentosu, bu bağlamdaki ihtimaller konusunda uyarıda bulundu. İhtimallerden biri bu tür hareketlerin Ukrayna toplumunun bölünmesine yol açabileceğidir. Kiev Belediye Başkanı Vitali Klitschko siyasi komplolara ve iç çekişmelere son verilmesi çağrısında bulundu. Dünya boks şampiyonu olarak sportif zaferler kazandığı yıllarda Almanya’da yaşadığı için Almanya ile yakın bağları olan Klitschko, emekliliğinden önce Meydan Hareketi ve Turuncu Devrim’in üçüncü dalgası ile siyasete yöneldi. Ukrayna Parlamentosu Ulusal Güvenlik, Savunma ve İstihbarat Komitesi Sekreteri Albay Roman Kostenko da Klitschko gibi bu sonuca vardı. Kostenko, Zelenskiy'nin Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Zalujni’yi görevden almasının toplumda bölünmeye yol açabileceğini söyledi.



Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
TT

Ukraynalı çocukların alarm sesine maruz kaldığı süre belirlendi

Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)
Ukraynalı çocuklar, çocukluk yıllarının büyük bölümünü hava saldırısı sirenlerinin altında geçiriyor (Save the Children)

Alex Croft 

Savaşın 4. yılını doldurduğu salı günü yapılan yeni analize göre Ukrayna'daki çocuklar, hayatlarının toplam 6 ayını hava saldırısı alarmı altında geçirdi.

2025'in son aylarında, Rusya'nın hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Ukraynalı sivilleri hedef almak için drone kullanımını artırmasıyla birlikte, Ukrayna genelinde alarm sürelerinde artış görüldü.

Save the Children'ın sirenlerle ilgili resmi alarm verilerine dayanarak yaptığı analize göre Ukrayna'daki çocuklar, Vladimir Putin'in güçlerinin Şubat 2022'de topyekün istilaya başlamasından bu yana ortalama 4 bin saat hava saldırısı alarmına maruz kaldı; bu da 5 buçuk aydan fazla süren sürekli alarma denk geliyor.

8 yaşındaki Anastasiia'nın annesi Veronika, "Bu sürekli bir duygusal gerilim. Yetişkinler bunu hissediyor ancak çocuklar daha derinden hissediyor. Sinir sistemi tükenmiş halde" dedi.

Çocuklar bir patlama sesi duyduklarında endişeleniyor, geriliyorlar.

Ukrayna'daki yardım kuruluşları ve ebeveynler, Rusya'nın hava savaşının çocuklar üzerindeki psikolojik baskısından endişe duyuyor.

Bu durum, çatışma izleme grubu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri'nin (ACLED) verilerine göre, Moskova'nın 2025'te sivilleri hedef alan drone kullanımını yüzde 200'den fazla artırmasıyla giderek daha da kötüleşti. Bu, Ukrayna'da hiçbir bölgenin hava uyarılarından ve Rus saldırılarından uzak olmadığı anlamına geliyordu.

Kiev bölgesindeki ve diğer cephe bölgelerindeki çocuklar, Şubat 2022'den bu yana en çok etkilenenler oldu ve yaklaşık 9,5 aya denk gelen 7 bin saatlik hava saldırısı uyarısıyla karşı karşıya kaldılar.

Birçok Ukraynalı için hava saldırısı uyarıları günde birkaç kez çalıyor ve aileleri bodrum katlarına, metro istasyonlarına veya diğer sığınaklara sığınmaya zorluyor. Genellikle suya, elektriğe ve ısıtmaya kolay erişimleri yok.

Ukrayna'da savaş yorgunluğu, ailelerin daha güvenli, daha derin sığınaklardan kaçınmasına ve bazen binanın dışına çıkmadan, koridorları veya banyoları tercih etmesine yol açıyor.
 

Görsel kaldırıldı.Kiev'deki çocuklar yaklaşık 9 buçuk ay boyunca hava saldırısı sirenlerinin altında kaldı (Save the Children).

Sirenler birkaç dakikadan birkaç saate kadar, hatta bazen daha uzun süre devam edebiliyor. Save the Children, sirenlerin çocukların okula gitmesini engellediğini ve uyku düzenlerini de etkilediğini, sirenlerin yaklaşık yüzde 50'sinin akşam geç saatlerde veya gece saatlerinde çaldığını söylüyor.

Save the Children Ukrayna ülke direktörü Sonia Khush, "Savaşta hiçbir rol oynamamalarına rağmen, çocuklar psikolojik sağlıklarına verilen zarar da dahil en ağır bedeli ödüyor" dedi.

Ukrayna'da 4 yıldır süren topyekün savaş, çocukların hayatlarını paramparça etti ve evlerinden ve okullarından zorla uzaklaştırılmaları, sevdiklerini kaybetmeleri ve hava saldırısı uyarıları, drone ve patlamalar dünyalarını kasıp kavururken korku içinde yaşamalarıyla çocukluklarını ellerinden aldı.

Bazı çocuklar için bildikleri tek dünya, uykularını bölen, öğrenmelerini aksatan, oyunlarını durduran ve her gün sürekli, hayatı tehdit eden tehlikeyi işaret eden hava saldırısı uyarılarıyla dolu bir dünya.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/world/europe


Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
TT

Washington: İran’la önce diplomasi... Güç kullanımı da masada

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait yakıt ikmal uçakları dün Ben Gurion Uluslararası Havalimanı’nda sıralandı. (Reuters)

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile ilişkilerde ilk tercihinin her zaman diplomasi olduğunu, ancak gerekli görülmesi halinde ölümcül güç kullanmaya hazır olduğunu belirtti. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin, bir önceki turda varılan mutabakatlar temelinde Cenevre’de ABD ile görüşmelere yeniden başlayacağını açıkladı. Arakçi, Tahran’ın mümkün olan en kısa sürede ‘adil ve hakkaniyetli’ bir anlaşmaya varma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Arakçi, İran’ın tutumunun ‘tamamen açık’ olduğunu vurgulayarak, ülkesinin ‘hiçbir koşul altında nükleer silah geliştirmeyeceğini’, ancak aynı zamanda ‘halkının yararına barışçıl nükleer teknolojiden faydalanma hakkından asla vazgeçmeyeceğini’ kaydetti.

Arakçi ayrıca, karşılıklı endişeleri giderecek ve ortak çıkarları güvence altına alacak benzeri görülmemiş bir anlaşma için ‘tarihi bir fırsat’ bulunduğunu ifade ederek, diplomatik sürece öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın ‘erişilebilir’ olduğunu belirtti.

Arakçi, İran’ın ‘egemenliğini cesaretle savunma konusunda hiçbir çabadan kaçınmayacağını’ kanıtladığını belirterek, ülkesinin mevcut anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümünü hedeflediği müzakere masasına da ‘aynı cesaretle’ oturduğunu ifade etti.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht-Revançi dün yaptığı açıklamada, iki ülke arasında yeni bir müzakere turunun başlamasına kısa süre kala Tahran’ın ABD ile anlaşmaya varmak için gerekli tüm adımları atmaya hazır olduğunu söyledi.

Öte yandan üst düzey bir ABD’li yetkili, görüşmelerin perşembe günü (yarın) Cenevre’de yapılmasının planlandığını açıkladı. Yetkili, ABD’li temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın müzakereleri yürütmek üzere İran heyetiyle bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

 Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)Tahran’da ABD karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (EPA)

Leavitt, Beyaz Saray’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Başkan Trump’ın ilk tercihi her zaman diplomasidir, ancak kendisinin de ortaya koyduğu gibi, gerekli görülmesi halinde ABD ordusunun ölümcül gücünü kullanmaya hazırdır… Nihai karar her zaman başkana aittir” ifadelerini kullandı.

İki ülke, ABD’nin Ortadoğu’daki askerî kapasitesini artırdığı bir dönemde bu ayın başlarında müzakerelere yeniden başlamıştı. İran, olası bir saldırı durumunda bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı tehdidinde bulunmuştu.

Taht-Revançi, devlet medyasında yer alan açıklamasında, “En kısa sürede bir anlaşmaya varmaya hazırız. Bunu başarmak için gereken her şeyi yapacağız. Cenevre’deki müzakere odasına tam bir samimiyet ve iyi niyetle gireceğiz” dedi.

Taht-Revançi ayrıca, “İran’a yönelik bir saldırı ya da saldırganlık olması halinde savunma planlarımız doğrultusunda karşılık vereceğiz… ABD’nin İran’a yönelik bir saldırısı gerçek bir macera olur” ifadelerini kullandı.

İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani de Tahran’ın ABD ile ilişkilerinde savaşa kıyasla diplomasiyi tercih ettiğini belirtti. Muhacerani, her iki seçeneğin de ülkenin onurunu ve ulusal çıkarlarını koruma stratejilerinin bir parçası olduğunu vurguladı.

Müzakere sürecine ilişkin bir soruya yanıt veren Muhacerani, İran’ın tutumunun benimsediği temel programlarla uyumlu olduğunu kaydederek, ülkesinin diplomatik alanda aktif olduğunu, ancak savaş ve diplomasiyi ulusal çıkarları korumaya yönelik iki araç olarak değerlendirdiğini söyledi.

Askerî hazırlık düzeyine ilişkin olarak ise ‘kesin caydırıcılığın’ İran Silahlı Kuvvetleri’nin öncelikleri arasında yer aldığını, gerekli hazırlıkların mevcut olduğunu ve son dönemde düzenlenen tatbikatların bu hazır olma seviyesini yansıttığını belirtti. Diplomatik sürecin de eş zamanlı olarak ‘yoğun biçimde’ sürdürüldüğünü ifade eden Muhacerani, hükümetin gelişmeleri ‘tetikte’ izlediğini ve müzakere sürecinin sonuçlarına bağlı kalacağını dile getirdi.

Muhacerani, Tahran’ın hesap hatalarını önlemek amacıyla mevcut tüm caydırıcılık araçlarını kullanacağını belirterek, İran’ın ‘her iki ihtimale de hazır’ olduğunu; bunun da gerilimin artması ya da diplomatik bir uzlaşıya varılması seçeneklerini kapsadığını sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

Reuters, pazar günü üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun yarısını yurt dışına gönderme, kalan kısmın zenginleştirme seviyesini düşürme ve yıllardır İran’la yürütülen diplomasi sürecinde zaman zaman gündeme gelen bölgesel bir zenginleştirme konsorsiyumuna katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendireceğini aktardı.

Yetkili, İran’ın bu adımları, ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içeren bir anlaşma çerçevesinde ABD’nin ülkenin ‘barışçıl nükleer zenginleştirme’ hakkını tanıması karşılığında atacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ise günün ilerleyen saatlerinde İran’la ilgili gelişmeler hakkında Kongre’nin üst düzey liderlerine bilgi vermeye hazırlandığı bildirildi.

Konuya yakın bir kaynak, Rubio’nun İran’a ilişkin son gelişmeler hakkında yasa yapıcıları bilgilendirmesinin beklendiğini ifade etti.

Öte yandan Donald Trump’ın İran’a ilişkin planlarını açıklayacağı bildirildi. Beyaz Saray’dan isimlerinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Trump’ın planlarını kamuoyuna sunacağını aktardı.

 İran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntülerİran devlet televizyonunun dün ülkenin güneyinde gerçekleştirilen tatbikatlara ilişkin yayınladığı görüntüler

ABD, İran’a yönelik olası saldırılara hazırlık kapsamında ülke kıyılarına yakın bir bölgede büyük bir deniz gücü konuşlandırdı. Donald Trump, 19 Şubat’ta yaptığı açıklamada Tahran’a bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 gün süre tanıdığını bildirmişti.

Trump’ın yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında, İran’ın nükleer programı nedeniyle ülkeyi bombalama yönündeki tehditlerine de değinebileceği belirtiliyor.

Öte yandan İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ülkenin güney kıyıları boyunca, Körfez açıklarında askerî tatbikatlara başladığını duyurdu.

Tahran’ın ayrıca Çin ile gemisavar hipersonik seyir füzeleri satın almak üzere bir anlaşmaya yaklaştığı bildirildi. Reuters’ın müzakereler hakkında bilgi sahibi altı kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin yapımı CM-302 tipi füzeleri kapsayan anlaşma büyük ölçüde tamamlandı; ancak teslimat tarihine ilişkin henüz mutabakata varılmadı.

 Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)Pekin’deki askeri geçit töreninde sergilenen hipersonik gemisavar füzelerinin önünde duran Çin Halk Kurtuluş Ordusu mensubu (Reuters)

Hipersonik hızlara ulaşabilen söz konusu füzelerin menzilinin yaklaşık 290 kilometre olduğu, deniz savunma sistemlerinden kaçınmak amacıyla alçak irtifada ve yüksek süratte uçacak şekilde tasarlandığı belirtiliyor. Silahlanma alanında uzman iki isim, bu füzelerin konuşlandırılmasının İran’ın vurucu kapasitesini önemli ölçüde artıracağını ve bölgedeki ABD deniz kuvvetleri için tehdit oluşturacağını ifade etti.

Tahran ise askerî nükleer kapasite geliştirme iddialarını reddederek, özellikle enerji alanında olmak üzere sivil amaçlı barışçıl bir nükleer program yürütme hakkına sahip olduğunu savunuyor. İran, tarafı olduğu Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması çerçevesinde bu hakkın güvence altına alındığını vurguluyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin ofisine yakın kaynaklar ise iç basında yer alan ve Laricani’nin Umman’ın arabuluculuk rolü kapsamında Maskat’a öneriler iletmek üzere Umman’a gittiğine ilişkin haberleri yalanladı. Arakçi’nin ABD heyetine metnin ‘ilk taslağını’ sunmasının beklendiği kaydedildi.

Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, Tahran’a karşı güç kullanımına başvurulup başvurulmayacağına karar vermek için kendilerine 10 ila 15 gün arasında süre tanıdığını belirtmişti. Trump, pazartesi günü ise ABD Genelkurmay Başkanı’nın geniş çaplı bir askerî müdahalenin riskleri konusunda kendisini uyardığı yönündeki haberleri reddetti. Trump, sahibi olduğu sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine’in ‘herkes gibi savaş istemediğini, ancak İran’a karşı askerî düzeyde bir adım atılması yönünde karar alınması halinde bunun kolaylıkla kazanılabilecek bir süreç olduğunu düşündüğünü’ ifade etti.

Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları,(AP)Planet Labs tarafından çekilen uydu görüntüsünde Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’nde bulunan savaş uçakları görülüyor. (AP)

Taraflar arasında geçen yıl yürütülen dolaylı görüşmeler herhangi bir anlaşmayla sonuçlanmadı. Bunun temel nedeni, Washington’ın İran’ın kendi topraklarında uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesi yönündeki talebi oldu. ABD, bu faaliyeti nükleer bomba edinmeye giden bir yol olarak değerlendirirken, Tahran böyle bir silah arayışında olduğu iddialarını sürekli olarak reddetti.

ABD, geçen yıl haziran ayında İsrail’le birlikte İran’daki nükleer tesisleri hedef alan saldırılara katılmış, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini fiilen azalttığı belirtilmişti. Donald Trump, ülkenin başlıca nükleer tesislerinin ‘imha edildiğini’ savunmuştu. Ancak İran’ın daha önce zenginleştirilmiş stoklara hâlâ sahip olduğu ve Washington’ın bu stoklardan vazgeçilmesini istediği değerlendiriliyor.

Trump, İran’ın nükleer silah edinmesini engellemeyi amaçlayan bir anlaşma için baskı yaparken yeni saldırılar düzenleme ihtimalini de gündemde tutuyor ve ABD’nin bölgedeki deniz ve askerî varlığını güçlendiriyor.

Bu çerçevede, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford dün Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki Suda Körfezi’ndeki ABD deniz üssüne ulaştı. Geminin, bölgedeki ABD askerî yığınağına katılmak üzere intikal ettiği bildirildi.


Bill Gates, Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle "yaptıklarından sorumlu tutulacak"

Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
TT

Bill Gates, Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle "yaptıklarından sorumlu tutulacak"

Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).
Jeffrey Epstein'ın mirasından elde edilen bir fotoğrafta, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, yüzü gizlenmiş bir kadınla birlikte görülüyor (AFP).

Gates Vakfı sözcüsü dün Reuters'e yaptığı yazılı açıklamada, Bill Gates'in vakıf çalışanlarıyla yaptığı genel bir toplantıda, finansçı ve cinsel suçtan hüküm giymiş Jeffrey Epstein ile olan ilişkisiyle ilgili "eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmeye" karar verdiğini söyledi.

Sözcünün açıklamaları, Wall Street Journal'ın (WSJ) Gates'in Epstein ile olan ilişkisi nedeniyle genel toplantıda çalışanlardan özür dilediği yönündeki haberine yanıt olarak geldi.

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan belgeler, Gates ve Epstein'ın, Epstein'ın hapisten çıkmasının ardından Microsoft kurucusunun hayırseverlik çalışmalarını genişletmek için defalarca görüştüklerini gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre Gates, çalışanlarına Epstein ile vakit geçirmenin ve vakıf yetkililerini onunla yaptığı toplantılara getirmenin büyük bir hata olduğunu itiraf etti. Haber, Gates'in kamuya açık toplantıdaki konuşmasının kaydına dayanıyor. Gazeteye göre Gates, "Yaptığım hata nedeniyle bu işe karışan diğer insanlardan özür diliyorum" ifadelerini kullandı.

WSJ’nin haberine göre Gates, Epstein'ın daha sonra tanıdığı ancak kurbanları arasında yer almayan iki Rus kadınla da romantik ilişkiler yaşadığını da itiraf etti. Adalet Bakanlığı belgelerinde ayrıca Microsoft kurucusunun yüzleri gizlenmiş kadınlarla birlikte çekilmiş fotoğrafları da yer alıyordu. Gates daha önce Epstein ile ilişkisinin hayırseverlik hakkındaki görüşmelerle sınırlı olduğunu ve onunla görüşmenin bir hata olduğunu belirtmişti.

Gazete, Gates'in vakıf çalışanlarına Epstein'ın kendisinden, kadın arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra fotoğraf çekmesini istediğini söylediğini bildirdi. Habere göre Gates, "Açıkça söylemek gerekirse, kurbanlarla, onu çevreleyen kadınlarla hiç vakit geçirmedim" dedi.

Bill Gates'in başkanlığını yaptığı ve eski eşiyle birlikte 2000 yılında kurduğu Gates Vakfı, küresel sağlık girişimlerinin dünyada en büyük fon sağlayıcılarından biridir.