Afrika Birliği Zirvesi’nde kıtadaki krizler ve askeri darbeler ele alındı

Zirvede kıtanın Gazze halkıyla dayanışma içinde olduğu belirtilirken, derhal ateşkes ilan edilmesi çağrısı yapıldı

Afrika ülkeleri liderleri, 17 Şubat 2024 Cumartesi günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki Afrika Birliği (AfB) genel merkezinde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışı sırasında AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ile hatıra fotoğrafı çekildi (Reuters)
Afrika ülkeleri liderleri, 17 Şubat 2024 Cumartesi günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki Afrika Birliği (AfB) genel merkezinde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışı sırasında AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ile hatıra fotoğrafı çekildi (Reuters)
TT

Afrika Birliği Zirvesi’nde kıtadaki krizler ve askeri darbeler ele alındı

Afrika ülkeleri liderleri, 17 Şubat 2024 Cumartesi günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki Afrika Birliği (AfB) genel merkezinde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışı sırasında AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ile hatıra fotoğrafı çekildi (Reuters)
Afrika ülkeleri liderleri, 17 Şubat 2024 Cumartesi günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki Afrika Birliği (AfB) genel merkezinde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışı sırasında AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ile hatıra fotoğrafı çekildi (Reuters)

Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı, dün Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da başladı. Toplantıya Afrika Birliği (AfB) üyesi altı ülke katılmadı. Afrikalı liderler, iki gün sürecek olan zirvede kıtadaki çatışmaların, krizlerin, askeri darbelerin ve siyasi çıkmazlar görüşülecek. Bunların yanı sıra AfB dönem başkanlığını devralan Moritanya Cumhurbaşkanı Gazvani’nin derhal durdurulması çağrısında bulunduğu İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırganlığı da dahil olmak üzere kıtayı etkileyen bölgesel çatışmalar ele alınıyor. Afrikalı liderler, aynı zamanda yirmi birinci yüzyıla uygun bir eğitim verilmesi ve esnek eğitim sistemlerinin oluşturulması gibi konuların yer aldığı zirvenin ana gündemini de masaya yatırdılar.

Zirveye katılan Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Filistin'in özgürlüğü ve halkının kendi kaderini tayin hakkı, Filistin devletinin kurulması ve Birleşmiş Milletler'e (BM) üye devlet olarak tanınması için Afrika'nın ve AfB’nin sesi daha yüksek çıksın.

Zirvenin bir diğer katılımcısı olan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Afrika’nın Filistin meselesi ve İsrail'in Gazze Şeridi sakinlerine karşı yürüttüğü saldırganlıkla ilgili olarak adalet, hukuk ve insan hakları değerlerine bağlı olduğunu söylediği tutumlarına övgüde bulundu. Ebu Gayt, zirvede yaptığı konuşmada, “(İsrail) işgalinin sona erdirilmesi ve 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti kurulması için bu tutumları sürdürmenin ve daha da derinleştirmenin önemini vurgulamak, akabinde savaşı sona erdirecek tek rasyonel çözümdür” ifadelerini kullandı.

bfdb
Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ve Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı oturum aralarında ikili görüşme gerçekleştirdi (Reuters)

AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ise Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışında yaptığı konuşmada, “Gazze tam bir soykırıma tabi tutuluyor, Filistin halkı hak ihlallerine maruz kalıyor” dedi. İsrail'in Gazze’ye yönelik saldırganlığının ‘insanlık tarihinde bir benzerinin daha olmadığını’ söyleyen Faki, Filistin halkının tam özgürlük ve bağımsız, egemen bir devlet kurma hakkına sahip olduğunun altını çizdi. AfB’nin Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Filistin davasını ve İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanında (UAD) açtığı davayı desteklediğini belirten Faki, İsrail’in Gazze'de Filistinlileri sistematik bir şekilde öldürmesine bir son verilmesi için UAD’nin kararlarının uygulanması çağrısında bulundu.

Moritanya Cumhurbaşkanı AfB dönem başkanlığına seçildi

Öte yandan zirvede AfB’nin yeni dönem başkanı seçildi. Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Gazvani, Komorlar Birliği Cumhurbaşkanı Assoumani Azali’den görevi devraldı. Seçimin ardından yaptığı konuşmada, Filistinlilerin başkenti Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkına sahip olduklarını vurgulayan Gazvani, Gazze’de sivillerin öldürülmesine bir son verilmesini istedi.

AfB Dönem Başkanı Gazvani, ‘uluslararası sistemde reform’ çağrısında bulunarak, “Uluslararası sistem, kıtamızdaki ülkelerin sorunları ve hakları konusunda genellikle olduğu gibi, büyük çoğunluğu en savunmasız ve en az gelişmiş ülkeler olan Afrika ülkeleri pahasına çok fazla çifte standart barındırıyor” şeklinde konuştu. Uluslararası sistemin ‘Gazze'deki adaletsizliğine’ dikkat çeken Gazvani, “Uluslararası sistemin ne ölçüde reforma ihtiyaç duyduğunu anlamak için katliam ve yıkım, uluslararası meşruiyet ve insan hakları ilkelerinin ihlali bağlamında Gazze Şeridi'nde yaşananlara bakmak yeterli olacaktır. Uluslararası toplumun acil ateşkes sağlanması için gerekli ağırlığı ortaya koyma konusundaki isteksizliği de cabası” ifadelerini kullandı.

brrtnt
AfB’nin Addis Ababa'daki genel merkezi önünde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı sırasında dalgalanan AfB üye devletlerinin bayrakları (Reuters)

Moritanya Cumhurbaşkanı Gazvani, AfB’nin adaletsizliği reddeden, haklı davaları savunan ve özellikle Filistin meselesiyle ilgili olarak uluslararası hukuka ve uluslararası insancıl hukuka bağlı kalan tutumuna övgüde bulundu.

En büyük zorluklar

Bir diğer gelişme de AfB’nin, İsrail'in Gazze'deki savaşıyla ilgili görüşünü açıklamak üzere Afrikalı yetkililerle görüşmek isteyen İsrail’den bir heyetin zirvenin yapıldığı genel merkez binasına girmesini engellediği haberleri basında yer aldı.

Gazvani, Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı gündeminde açıkça kıtadaki çatışmalar yer almamasına rağmen, bu çatışmaları kıtanın karşı karşıya olduğu en büyük zorluklar olarak değerlendirdi. Moritanya Cumhurbaşkanı, gerginliklerin, silahlı çatışmaların ve terör örgütlerinin yayılmasının, ülkelerin istikrarına ve güvenliğine yönelik tehdit oluşturmasının AfB’nin dikkat etmesi gereken temel konular arasında yer aldığını söyledi.

rtgyn
AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat, Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışında konuşurken (Reuters)

Gazvani, Afrika’daki barış ve güvenlik yapısı, kıta erken uyarı sistemi, Afrika Yedek Gücü ve diğerleri gibi çoklu destek mekanizmalarını geliştirerek, ‘kıtanın ortak güvenliğinin’ kurulması çağrısında bulundu. Gazvani ayrıca, bölgesel ekonomik topluluklar içinde ve arasında koordinasyon ve işbirliği düzeyinin iyileştirilmesini istedi.

Zirveye yapılan eleştiriler

Diğer taraftan birçok diplomatik çevre, Sudan'daki savaş, Sahel bölgesi ve Afrika Boynuzu'ndaki gerilim gibi kıtada yaşanan mevcut çatışmaların zirve gündemine alınmamasından dolayı eleştiriler yaptı.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, kıtada ekonomik ve sosyal kalkınmanın temeli olan barışın ve istikrarın sağlanmasının önemini vurguladı. Ülkesinin, bölgeye ve kıtaya entegrasyonun hem ülkesine hem de tüm kıtaya yardım etmenin en iyi yolu olduğuna inandığını vurgulayan Ahmed, bunun ortak hedeflere ulaşmak için komşu ülkeler arasında barış içinde bir arada yaşanmasının önünü açacağının da altını çizdi.

dfebrth
Sudan ordusundan bir grup asker Hartum'da bir sokakta devriye gezerken, 6 Mayıs 2023 (AFP)

AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ise üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan AfB Yürütme Konseyi'nin 44. Toplantısı sırasında yaptığı konuşmada, Sudan'daki savaş, Somali'de ‘cihatçı terör örgütleri’ tehdidi, Afrika’daki son durum, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki gerginlikler, Libya'daki son gelişmeler ve Sahel bölgesindeki terör tehlikesinin yanı sıra bazı Afrika ülkelerinde seçimlerden önce ve sonra tekrar eden askeri darbeler çerçevesinde ortaya çıkan insani krizlerin kıta için derin bir endişe kaynağı olduğuna ve kıtanın büyümesini tehdit ettiğine dikkat çekmişti.

Askeri darbeler

Öte yandan askeri darbeler nedeniyle AfB üyesi altı ülke zirveye katılamadı. Söz konusu altı ülke arasında askeri darbelerin yaşandığı ve AfB tarafından üyelikleri askıya alınan Sudan, Mali, Gine, Burkina, Gabon ve Nijer yer alıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin ortak sözcüsü Stephanie Tremblay tarafından yapılan açıklamaya göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in zirvenin açılışında bir konuşma yapması planlanıyordu. Ancak basında yer alan bazı haberlere göre, Guterres, ziyareti için bazı sorunlarla karşılaştı ve bu sorunlar zirveye katılmasına engel oldu.

Zirveye katılan ve açılışta konuşan Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, konuşmasında ülkeler arası ilişkilerin güçlendirilmesi ve ülkesi ile Afrika kıtası arasında ortaklıklar kurulması çağrısında bulundu.

Afrika'nın sorunlarının Brezilya halkının çektiği sıkıntılara benzediğini söyleyen Devlet Başkanı, “Birçok Brezilyalı kendilerini Afrika kökenli olarak görüyor” dedi. Lula da Silva, Afrikalıları ve Brezilyalıları mevcut uluslararası sistem içinde özel bir yol çizmeye, tarımsal ve endüstriyel kalkınma için zamanın zorluklarıyla mücadele edebilecek yeni bir küresel sistem oluşturmaya çağırdı.



Grönland'dan Ukrayna'ya... Trump'ın merkeziyetçi diplomasisi müttefikleri şaşırtıyor

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Grönland'dan Ukrayna'ya... Trump'ın merkeziyetçi diplomasisi müttefikleri şaşırtıyor

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Reuters’a konuşan birden fazla bilgi sahibi kaynak, geçtiğimiz ay ABD, Danimarka ve Grönland yetkililerinin Arktik’teki ada başkenti Nuuk’ta gerçekleştirdiği toplantının son derece olağan ve sakin geçtiğini, görüşmede ABD’nin Danimarka’ya bağlı bölge üzerinde askerî ya da mali kontrol kurmasına ilişkin herhangi bir başlığın gündeme gelmediğini belirtti.

Ancak bu tablo, ABD Başkanı Donald Trump’ın, geniş bir coğrafyaya yayılan ada için Jeff Landry’yi özel temsilci olarak atadığını açıklamasından yaklaşık iki hafta sonra değişti.

Landry, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ‘Grönland’ı ABD’nin bir parçası haline getirmeye yardımcı olacağını’ ifade etti.

Kaynaklara göre bu atama ve mesaj, Kopenhag yönetimini hazırlıksız yakalarken, ABD yönetiminde Avrupa ve NATO konularında çalışan üst düzey yetkililer arasında da şaşkınlığa yol açtı.

Trump’ın diplomatları devre dışı bırakan bu yaklaşımının, dış politikada izlediği yönetim tarzıyla örtüştüğü belirtiliyor. Bu tarz, çeşitli başlıklarda keskin değişimlere sahne olurken, çoğu zaman önceki başkanlık dönemlerinde politikalara yön veren ulusal güvenlik yetkililerine danışılmadan şekillendirildi.

s6jı
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

Buna karşılık, Trump ve yakın çevresindeki sınırlı sayıdaki danışmanın, ABD yönetiminin hamlelerini yönlendirdiği görüldü. Bu hamleler arasında, Grönland’ın ele geçirilmesine yönelik örtülü bir tehdit, ABD’nin müttefiklerine yeni gümrük vergileri uygulanmasına dair bir planın açıklanması ve Grönland’ı yöneten Danimarka’dan taviz koparma girişimleri yer aldı.

Reuters, geçen hafta söz konusu danışmanlar arasında gümrük vergileri fikrini ortaya atan Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in yanı sıra Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bulunduğunu, ayrıca bazı isimlerin Trump’ı askerî güç kullanımından vazgeçirmeye çalıştığını bildirdi.

Bu yaklaşım, Washington’daki bürokrasiye duyduğu güvensizlik ve kararlarını hızla hayata geçirme isteği nedeniyle Trump’ın yönetim tarzıyla birçok açıdan örtüşüyor. Ancak ani açıklamalar ve hızlı geri adımların, ABD’nin başlıca müttefikleriyle ilişkilerde kalıcı zararlara yol açabileceği değerlendiriliyor.

dfer
22 Ocak 2026'da Grönland'ın Nuuk kentinde, karla kaplı tepelerden sabahın ilk ışıkları doğarken kıyı şeridindeki evler aydınlanıyor. (AFP)

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly’den, Grönland ve Ukrayna dahil olmak üzere çeşitli başlıklarda diplomatları şaşırtan Beyaz Saray hamlelerine ilişkin örnekler hakkında yorum yapması istendi. Kelly, Reuters’a bilgi sızdıran kişilerin ‘müzakerelerden haberdar olmadığını’ savunarak, ‘Trump’ın ulusal güvenlik ekibinin başarılarının zaten ortada olduğunu’ söyledi.

Kelly ayrıca, “Başkan, ‘Önce Amerika’ ilkesine dayalı bir dış politika uygulamak üzere seçildi ve bunu kapsamlı yaklaşımı sayesinde daha etkili bir şekilde hayata geçirdi” ifadesini kullandı.

Son birkaç haftada gerçekleşen askeri operasyonlar, bu merkeziyetçi yaklaşımın tehlikesini ortaya koydu

Grönland konusunda Atlantik’in iki yakasında öfke giderek arttı. Bu durum, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Yardımcısı Stephen Miller’ın 5 Ocak’ta CNN’e verdiği röportajın ardından daha da belirginleşti. Miller, röportajdan iki gün önce Venezuela’da gerçekleştirilen askerî operasyonun ardından, Beyaz Saray’ın Grönland’ı ele geçirmek için askerî bir müdahaleyi dışlayıp dışlamadığı sorusuna doğrudan yanıt vermekten kaçındı.

Trump ve yönetimindeki yetkililerin, mülakatlar ve sosyal medya paylaşımları yoluyla ABD’nin Grönland’da güç kullanma ihtimalini gündemde tuttukları görüldü.

Bu açıklamalar, Washington’da ve ABD’nin müttefikleri arasında kafa karışıklığına ve endişeye yol açtı. Konuya yakın iki kaynak, Kongre’deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyelerin kaygı duyduğunu belirterek, ABD yönetiminin Senato ve Temsilciler Meclisi’ne danışmadan bir kez daha büyük çaplı bir askerî operasyona yöneliyor izlenimi verdiğini aktardı.

Kaynaklardan biri, bazı temsilcilerin Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray’daki üst düzey yetkililerle telefon görüşmeleri yaparak endişelerini dile getirdiğini ve yönetimi bu yönde ilerlememesi konusunda uyardığını söyledi.

Aynı kaynaklara göre, bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de yönetim yetkililerine, Grönland’a yönelik olası bir askerî işgalin başkanın azline yönelik bir soruşturmanın önünü açabileceğinden endişe ettiklerini iletti.

Trump ise son günlerde tansiyonu düşüren adımlar atarak, Grönland’ı destekleyen müttefiklere gümrük vergisi uygulama tehdidini geri çekti ve adanın geleceğine ilişkin NATO ile bir anlaşmanın ana hatları üzerinde mutabakata vardığını açıkladı.

fgbtrbh
ABD Başkanı Donald Trump, Davos'ta Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile birlikte (Reuters)

Trump, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Davos’ta yaptıkları görüşmeler sırasında, yalnızca Grönland’ı değil, Arktik bölgesinin tamamını kapsayan geleceğe dönük bir anlaşma çerçevesi oluşturduklarını söyledi.

Ancak ABD yönetimine yakın iki kaynak, askerî seçeneğin hiçbir zaman ciddi biçimde değerlendirilmediğini belirtti. Daha önce Pentagon ve Beyaz Saray’da görev yapan, halen Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nde (American Enterprise Institute) çalışan Kori Schake ise Trump’ın Grönland’ı güç kullanarak ele geçirme tehdidiyle zaten ciddi bir zarar verdiğini ifade etti.

Schake, “Trump tehditlerinde istikrarsız. Sözünü geri almayacağını ve bunu yeniden yapmayacağını kanıtlamanın bir yolu yok. En yakın dostlarımız nezdinde ABD’yi güvenilmez hale getirdi” dedi. Miller’ın açıklamaları da dahil olmak üzere konuyla ilgili değerlendirme talebine yanıt veren Kelly ise, “Bu anlaşma hayata geçirilirse, ABD Grönland’a ilişkin tüm stratejik hedeflerine son derece düşük bir maliyetle ve kalıcı olarak ulaşacaktır” ifadesini kullandı.

Trump ve destekçileri, ABD’nin Arktik’te Rusya ve Çin kaynaklı tehditleri bertaraf etmek için Grönland’a ihtiyaç duyduğunu ve Danimarka’nın adanın güvenliğini tek başına sağlayamayacağını savunuyor. Ancak ABD’nin halihazırda adada bir askeri üssü bulunuyor ve Danimarka ile 1951 yılında yapılan anlaşma kapsamında buradaki varlığını genişletme imkânına sahip olduğu biliniyor.

Merkezi karar alma

Trump’ın ikinci başkanlık döneminin öne çıkan özelliklerinden biri, dış politikaya ilişkin karar alma süreçlerinin merkezileşmesi, güvenilen dar bir danışman grubuna dayanılması ve uzmanların fiilen devre dışı bırakılması oldu. Bu durum, Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmeye yönelik müzakereler sırasında da birçok kez yaşandı. Geçtiğimiz sonbaharda, ABD’li özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’in, Rusya’nın en büyük egemen varlık fonlarından biri olan Rusya Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitriev ile yaptığı görüşmeler sonucunda, savaşı sona erdirmeye yönelik 28 maddelik bir plan ortaya çıktı.

Söz konusu plan hakkında konuşan bilgi sahibi iki kaynak, normal şartlarda böyle bir girişimin seyrinden haberdar olması beklenen Dışişleri Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Konseyi içindeki birçok üst düzey ABD’li yetkilinin süreç hakkında bilgilendirilmediğini belirtti.


Axios: Netanyahu, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Barış Konseyi imza törenine katılmasını isteyen Washington'ın talebini reddetti

TT

Axios: Netanyahu, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Barış Konseyi imza törenine katılmasını isteyen Washington'ın talebini reddetti

Axios: Netanyahu, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Barış Konseyi imza törenine katılmasını isteyen Washington'ın talebini reddetti

ABD merkezli haber sitesi Axios dün, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun yan etkinliği olarak gerçekleştirilen Gazze Barış Konseyi'nin imza törenine İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un katılmasını isteyen Beyaz Saray'ın talebini reddettiğini bildirdi.

Axios, diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, geçtiğimiz salı ve çarşamba günü Beyaz Saray'ın Netanyahu'nun ofisine ulaşarak Herzog'un İsrail'i temsil etmesini, diğer liderlerle birlikte imza masasında oturmasını ve Gazze Barış Konseyi tüzüğünü imzalamasını önerdiğini aktardı.

Kaynaklar, İsrail'in Gazze Barış Konseyi tüzüğünün imza törenine katılmamasının, konseyin kurulmasından duyduğu memnuniyetsizliği ve belki de Trump'ın barış planına tam olarak bağlı olmadığını gösterdiğini söylediler.

Axios, Beyaz Saray'ın Netanyahu'nun Davos'ta Barış Konseyi’nin kuruluşu için düzenlenen imza törenine İsrail’in katılımını reddetmesi konusunda onunla yüzleşmekten kaçındığını, bunun yerine Refah Sınır Kapısı’nı açması için ona baskı yapmaya odaklandığını ortaya çıkardı.

Netanyahu'nun Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında çıkarılan tutuklama emri nedeniyle Davos'a gitmemesi dikkati çekerken İsrail Cumhurbaşkanı Herzog Dünya Ekonomi Forumu’na katılan isimler arasında yer aldı.


Trump, Starmer tarafından açıklamalarının eleştirmesinin ardından İngiliz askerlerinin Afganistan'daki rolünü övdü

2021 yılında Afganistan'dan ayrılan İngiliz askerleri (Reuters)
2021 yılında Afganistan'dan ayrılan İngiliz askerleri (Reuters)
TT

Trump, Starmer tarafından açıklamalarının eleştirmesinin ardından İngiliz askerlerinin Afganistan'daki rolünü övdü

2021 yılında Afganistan'dan ayrılan İngiliz askerleri (Reuters)
2021 yılında Afganistan'dan ayrılan İngiliz askerleri (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, ‘NATO ülkelerinin ordularını cephe hatlarından uzak tuttuğu’ şeklindeki sözlerinin müttefikler arasında öfkeye yol açmasının ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in de gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde bunu eleştirmesinin ardından Afganistan'daki İngiliz askerlerinin ‘fedakarlıklarına’ övgüde bulundu.

İngiltere Başbakanlığı Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, “Başbakan, Afganistan'da omuz omuza savaşan ve çoğu eve dönemeyen cesur ve kahraman İngiliz ve Amerikan askerlerinden bahsetti” denildi. Sözcü, ayrıca “Onların fedakarlıklarını asla unutmamalıyız” diye ekledi.

Fransız Haber Ajansı AFP’nin haberine göre Trump ve Starmer, Kuzey Kutbu bölgesinde güvenliğin güçlendirilmesi gerektiğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘önemine’ de değindiler.

ljoj
NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü (ISAF) bünyesindeki ABD askerleri, Afganistan'ın başkenti Kabil’in batısındaki Şindand'da yürüyüş yaparken, arka planda bir ABD Chinook helikopteri görülüyor, 28 Ocak 2012 (AP)

Donald Trump ise, Başbakan Keir Starmer'ın Washington'ın müttefikleri tarafından kınayan açıklamaların yapılmasına neden olan önceki açıklamalarını eleştirmesinden sonra İngiliz askerlerinin Afganistan'daki rolünü övdü.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social’dan yaptığı paylaşımda “Birleşik Krallık'ın büyük ve cesur askerleri her zaman ABD'nin yanında olacak” diye yazdı.

ABD Başkanı, “Afganistan'da 457 asker öldü, birçoğu ağır yaralandı ve onlar en büyük savaşçılar arasındaydı. Bu, asla kopmayacak kadar güçlü bir bağdır” diye ekledi.

“Şaşırdım”

Öte yandan İtalya Başbakanı Giorgia Meloni dün ABD Başkanı Donald Trump'ın Afganistan'daki NATO güçleri hakkındaki yorumları karşısında ‘şaşırdığını’ ifade etti.

vfrvgfe
ABD askerlerinin çekilmesinden önce Afganistan'da bulunan İngiliz askerleri (AP)

Meloni yaptığı açıklamada, “İtalyan hükümeti, Başkan Trump'ın NATO ülkelerinin ‘Afganistan'daki operasyonlarda geri kaldığı’ yönündeki açıklaması karşısında şoke oldu” dedi.

Ülkesi ile ABD’nin güçlü bir dostluk bağıyla birbirine bağlı olduğunu belirten İtalya Başbakanı, “Ancak dostluk saygı gerektirir ve bu da NATO'nun temelini oluşturan dayanışmayı sürdürmek için vazgeçilmezdir” diye ekledi.

“Kabul edilemez”

Diğer taraftan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ofisi tarafından dün yapılan açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirilen sözlerinin ardından, Afganistan'da hayatını kaybeden Fransız askerlerin ailelerine ülkenin bir kez daha minnettar olduğu ifade edildi.

wsd
Afganistan'ın Helmend eyaletindeki Bastion Kampı'nda günlük askeri geçit törenini izleyen Avustralya Ordusu askerleri ve İngiliz Ordusu Paraşüt Alayı askerleri, 30 Temmuz 2008 (Getty)

Fransa Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nden yapılan açıklamada, “Bu kabul edilemez sözler herhangi bir yorum gerektirmez. Cumhurbaşkanı, ölen askerlerin ailelerini teselli etmek ve ulusun minnettarlığını ve saygı dolu anılarını bir kez daha minnetle anıyor” dedi.

Trump, geçtiğimiz perşembe günü 2001 yılında ABD öncülüğünde Afganistan'ın işgaliyle başlayan 20 yıllık çatışmada NATO üyesi diğer ülkelerin rolünü eleştirerek Washington'ın ‘onlara asla ihtiyaç duymadığını’ ve müttefik güçlerin ‘cepheden uzak durduğunu’ söyledi.

Trump'ın Afganistan konusundaki tutumu, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Washington'ın yanında El Kaide'yi ortadan kaldırmayı amaçlayan ve Taliban rejimini deviren işgale katılan müttefiklerinin eleştirilerine yol açtı.

Fransız ordusunun Afganistan'daki müdahalesi 2001'den 2014'e kadar sürdü. Bu dönemde 89 Fransız askeri öldü ve 700'den fazlası yaralandı.