Afrika Birliği Zirvesi’nde kıtadaki krizler ve askeri darbeler ele alındı

Zirvede kıtanın Gazze halkıyla dayanışma içinde olduğu belirtilirken, derhal ateşkes ilan edilmesi çağrısı yapıldı

Afrika ülkeleri liderleri, 17 Şubat 2024 Cumartesi günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki Afrika Birliği (AfB) genel merkezinde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışı sırasında AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ile hatıra fotoğrafı çekildi (Reuters)
Afrika ülkeleri liderleri, 17 Şubat 2024 Cumartesi günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki Afrika Birliği (AfB) genel merkezinde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışı sırasında AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ile hatıra fotoğrafı çekildi (Reuters)
TT

Afrika Birliği Zirvesi’nde kıtadaki krizler ve askeri darbeler ele alındı

Afrika ülkeleri liderleri, 17 Şubat 2024 Cumartesi günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki Afrika Birliği (AfB) genel merkezinde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışı sırasında AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ile hatıra fotoğrafı çekildi (Reuters)
Afrika ülkeleri liderleri, 17 Şubat 2024 Cumartesi günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'daki Afrika Birliği (AfB) genel merkezinde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışı sırasında AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ile hatıra fotoğrafı çekildi (Reuters)

Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı, dün Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da başladı. Toplantıya Afrika Birliği (AfB) üyesi altı ülke katılmadı. Afrikalı liderler, iki gün sürecek olan zirvede kıtadaki çatışmaların, krizlerin, askeri darbelerin ve siyasi çıkmazlar görüşülecek. Bunların yanı sıra AfB dönem başkanlığını devralan Moritanya Cumhurbaşkanı Gazvani’nin derhal durdurulması çağrısında bulunduğu İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırganlığı da dahil olmak üzere kıtayı etkileyen bölgesel çatışmalar ele alınıyor. Afrikalı liderler, aynı zamanda yirmi birinci yüzyıla uygun bir eğitim verilmesi ve esnek eğitim sistemlerinin oluşturulması gibi konuların yer aldığı zirvenin ana gündemini de masaya yatırdılar.

Zirveye katılan Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Filistin'in özgürlüğü ve halkının kendi kaderini tayin hakkı, Filistin devletinin kurulması ve Birleşmiş Milletler'e (BM) üye devlet olarak tanınması için Afrika'nın ve AfB’nin sesi daha yüksek çıksın.

Zirvenin bir diğer katılımcısı olan Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, Afrika’nın Filistin meselesi ve İsrail'in Gazze Şeridi sakinlerine karşı yürüttüğü saldırganlıkla ilgili olarak adalet, hukuk ve insan hakları değerlerine bağlı olduğunu söylediği tutumlarına övgüde bulundu. Ebu Gayt, zirvede yaptığı konuşmada, “(İsrail) işgalinin sona erdirilmesi ve 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devleti kurulması için bu tutumları sürdürmenin ve daha da derinleştirmenin önemini vurgulamak, akabinde savaşı sona erdirecek tek rasyonel çözümdür” ifadelerini kullandı.

bfdb
Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa ve Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı oturum aralarında ikili görüşme gerçekleştirdi (Reuters)

AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ise Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışında yaptığı konuşmada, “Gazze tam bir soykırıma tabi tutuluyor, Filistin halkı hak ihlallerine maruz kalıyor” dedi. İsrail'in Gazze’ye yönelik saldırganlığının ‘insanlık tarihinde bir benzerinin daha olmadığını’ söyleyen Faki, Filistin halkının tam özgürlük ve bağımsız, egemen bir devlet kurma hakkına sahip olduğunun altını çizdi. AfB’nin Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Filistin davasını ve İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanında (UAD) açtığı davayı desteklediğini belirten Faki, İsrail’in Gazze'de Filistinlileri sistematik bir şekilde öldürmesine bir son verilmesi için UAD’nin kararlarının uygulanması çağrısında bulundu.

Moritanya Cumhurbaşkanı AfB dönem başkanlığına seçildi

Öte yandan zirvede AfB’nin yeni dönem başkanı seçildi. Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Veled Gazvani, Komorlar Birliği Cumhurbaşkanı Assoumani Azali’den görevi devraldı. Seçimin ardından yaptığı konuşmada, Filistinlilerin başkenti Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkına sahip olduklarını vurgulayan Gazvani, Gazze’de sivillerin öldürülmesine bir son verilmesini istedi.

AfB Dönem Başkanı Gazvani, ‘uluslararası sistemde reform’ çağrısında bulunarak, “Uluslararası sistem, kıtamızdaki ülkelerin sorunları ve hakları konusunda genellikle olduğu gibi, büyük çoğunluğu en savunmasız ve en az gelişmiş ülkeler olan Afrika ülkeleri pahasına çok fazla çifte standart barındırıyor” şeklinde konuştu. Uluslararası sistemin ‘Gazze'deki adaletsizliğine’ dikkat çeken Gazvani, “Uluslararası sistemin ne ölçüde reforma ihtiyaç duyduğunu anlamak için katliam ve yıkım, uluslararası meşruiyet ve insan hakları ilkelerinin ihlali bağlamında Gazze Şeridi'nde yaşananlara bakmak yeterli olacaktır. Uluslararası toplumun acil ateşkes sağlanması için gerekli ağırlığı ortaya koyma konusundaki isteksizliği de cabası” ifadelerini kullandı.

brrtnt
AfB’nin Addis Ababa'daki genel merkezi önünde Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı sırasında dalgalanan AfB üye devletlerinin bayrakları (Reuters)

Moritanya Cumhurbaşkanı Gazvani, AfB’nin adaletsizliği reddeden, haklı davaları savunan ve özellikle Filistin meselesiyle ilgili olarak uluslararası hukuka ve uluslararası insancıl hukuka bağlı kalan tutumuna övgüde bulundu.

En büyük zorluklar

Bir diğer gelişme de AfB’nin, İsrail'in Gazze'deki savaşıyla ilgili görüşünü açıklamak üzere Afrikalı yetkililerle görüşmek isteyen İsrail’den bir heyetin zirvenin yapıldığı genel merkez binasına girmesini engellediği haberleri basında yer aldı.

Gazvani, Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı gündeminde açıkça kıtadaki çatışmalar yer almamasına rağmen, bu çatışmaları kıtanın karşı karşıya olduğu en büyük zorluklar olarak değerlendirdi. Moritanya Cumhurbaşkanı, gerginliklerin, silahlı çatışmaların ve terör örgütlerinin yayılmasının, ülkelerin istikrarına ve güvenliğine yönelik tehdit oluşturmasının AfB’nin dikkat etmesi gereken temel konular arasında yer aldığını söyledi.

rtgyn
AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat, Afrika Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi 37. Olağan Toplantısı açılışında konuşurken (Reuters)

Gazvani, Afrika’daki barış ve güvenlik yapısı, kıta erken uyarı sistemi, Afrika Yedek Gücü ve diğerleri gibi çoklu destek mekanizmalarını geliştirerek, ‘kıtanın ortak güvenliğinin’ kurulması çağrısında bulundu. Gazvani ayrıca, bölgesel ekonomik topluluklar içinde ve arasında koordinasyon ve işbirliği düzeyinin iyileştirilmesini istedi.

Zirveye yapılan eleştiriler

Diğer taraftan birçok diplomatik çevre, Sudan'daki savaş, Sahel bölgesi ve Afrika Boynuzu'ndaki gerilim gibi kıtada yaşanan mevcut çatışmaların zirve gündemine alınmamasından dolayı eleştiriler yaptı.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, kıtada ekonomik ve sosyal kalkınmanın temeli olan barışın ve istikrarın sağlanmasının önemini vurguladı. Ülkesinin, bölgeye ve kıtaya entegrasyonun hem ülkesine hem de tüm kıtaya yardım etmenin en iyi yolu olduğuna inandığını vurgulayan Ahmed, bunun ortak hedeflere ulaşmak için komşu ülkeler arasında barış içinde bir arada yaşanmasının önünü açacağının da altını çizdi.

dfebrth
Sudan ordusundan bir grup asker Hartum'da bir sokakta devriye gezerken, 6 Mayıs 2023 (AFP)

AfB Komisyonu Başkanı Musa Faki Mahamat ise üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan AfB Yürütme Konseyi'nin 44. Toplantısı sırasında yaptığı konuşmada, Sudan'daki savaş, Somali'de ‘cihatçı terör örgütleri’ tehdidi, Afrika’daki son durum, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki gerginlikler, Libya'daki son gelişmeler ve Sahel bölgesindeki terör tehlikesinin yanı sıra bazı Afrika ülkelerinde seçimlerden önce ve sonra tekrar eden askeri darbeler çerçevesinde ortaya çıkan insani krizlerin kıta için derin bir endişe kaynağı olduğuna ve kıtanın büyümesini tehdit ettiğine dikkat çekmişti.

Askeri darbeler

Öte yandan askeri darbeler nedeniyle AfB üyesi altı ülke zirveye katılamadı. Söz konusu altı ülke arasında askeri darbelerin yaşandığı ve AfB tarafından üyelikleri askıya alınan Sudan, Mali, Gine, Burkina, Gabon ve Nijer yer alıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin ortak sözcüsü Stephanie Tremblay tarafından yapılan açıklamaya göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in zirvenin açılışında bir konuşma yapması planlanıyordu. Ancak basında yer alan bazı haberlere göre, Guterres, ziyareti için bazı sorunlarla karşılaştı ve bu sorunlar zirveye katılmasına engel oldu.

Zirveye katılan ve açılışta konuşan Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, konuşmasında ülkeler arası ilişkilerin güçlendirilmesi ve ülkesi ile Afrika kıtası arasında ortaklıklar kurulması çağrısında bulundu.

Afrika'nın sorunlarının Brezilya halkının çektiği sıkıntılara benzediğini söyleyen Devlet Başkanı, “Birçok Brezilyalı kendilerini Afrika kökenli olarak görüyor” dedi. Lula da Silva, Afrikalıları ve Brezilyalıları mevcut uluslararası sistem içinde özel bir yol çizmeye, tarımsal ve endüstriyel kalkınma için zamanın zorluklarıyla mücadele edebilecek yeni bir küresel sistem oluşturmaya çağırdı.



Kaostan kontrole... Trump, 2025 yılında Beyaz Saray'ı nasıl yeniden şekillendirdi?

Senatör Ted Cruz ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 11 Aralık 2025 tarihinde Beyaz Saray'da yapay zekâ ile ilgili bir başkanlık kararnamesini açıklayan Başkan Donald Trump'ın yanında duruyorlar. (AP)
Senatör Ted Cruz ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 11 Aralık 2025 tarihinde Beyaz Saray'da yapay zekâ ile ilgili bir başkanlık kararnamesini açıklayan Başkan Donald Trump'ın yanında duruyorlar. (AP)
TT

Kaostan kontrole... Trump, 2025 yılında Beyaz Saray'ı nasıl yeniden şekillendirdi?

Senatör Ted Cruz ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 11 Aralık 2025 tarihinde Beyaz Saray'da yapay zekâ ile ilgili bir başkanlık kararnamesini açıklayan Başkan Donald Trump'ın yanında duruyorlar. (AP)
Senatör Ted Cruz ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 11 Aralık 2025 tarihinde Beyaz Saray'da yapay zekâ ile ilgili bir başkanlık kararnamesini açıklayan Başkan Donald Trump'ın yanında duruyorlar. (AP)

Beyaz Saray, artık yalnızca yürütme kararlarının alındığı bir merkez olmaktan çıktı; Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılı boyunca sert milliyetçi politikaların kalesine dönüştü. Bu süreçte Trump, ABD’nin iç ve dış politikasını yeniden şekillendirmeye yöneldi. Yürütme erkini yasama ve yargı organları pahasına güçlendirmekle yetinmeyen Trump, Beyaz Saray’ın kurumsal yapısında ve kullandığı araçlarda köklü değişiklikler yaptı; ilk döneminden çıkardığı derslerden yararlanarak daha düzenli, zaman zaman ise daha saldırgan bir gündem dayattı.

‘Önce Amerika’ sloganı altında 2025 yılı, başkanlık kararnamelerinin kullanımında dikkat çekici bir artışa, sert gümrük tarifelerinin uygulanmasına ve göçle mücadele ile sınır güvenliği konularında derin kutuplaşmalara sahne oldu. Buna ek olarak, tehdit ve askeri müdahale düzeyine varan uluslararası gerilimler yaşandı; bu gelişmeler Washington’un hem müttefikleriyle hem de rakipleriyle olan ilişkilerini yeniden biçimlendirdi.

Bu tabloya paralel olarak, yönetim kadroları içinde de bir rekabetin öne çıktığı görülmekte. Özellikle Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasındaki çekişme, 2028 başkanlık seçimlerinde Trump’ın olası halefliği etrafında yaşanabilecek güç mücadelelerinin erken bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Şarku’l Avsat, görüşlerine başvurduğu uzmanlar ve eski ABD’li yetkililerin, Trump’ın ikinci döneminin ilk yılının ABD’yi ekonomik ve siyasi açıdan daha içe kapanık bir çizgiye oturttuğu uyarısında bulunduğunu aktardı. Uzmanlar, uluslararası gerilimlerin ve iç bölünmelerin arttığı bir dönemde izlenen bu yaklaşımın, başkanlık makamının kişisel bir güç aracına dönüşmesi riskini beraberinde getirdiğini; demokrasinin aşınması ve ABD siyasetinde ‘güç doktrini’ olarak anılan anlayışın kalıcı hale gelmesi yönündeki endişeleri artırdığını ifade etti.

Kaostan düzene

Trump’ın ilk başkanlık dönemi (2017-2021), hızlı atamalar ve ani görevden almalarla yansıyan belirgin bir idari düzensizlikle karakterize edilmişti. Buna karşılık ikinci dönemi, daha hazırlıklı ve daha organize bir görünüm sergilemekte. Bu süreçte, başta Heritage Vakfı (The Heritage Foundation) tarafından hazırlanan ve muhafazakâr sağ politikaların güçlendirilmesini ve yürütme yetkilerinin genişletilmesini hedefleyen ‘Proje 2025’ olmak üzere, net bir ajandadan yararlanıldığı görülüyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan 2025 tarihinde Beyaz Saray’da yeni gümrük vergisi listesini açıkladı. (AP)ABD Başkanı Donald Trump, 2 Nisan 2025 tarihinde Beyaz Saray’da yeni gümrük vergisi listesini açıkladı. (AP)

2025 yılının aralık ayı ortasına kadar Trump, 220’nin üzerinde başkanlık kararnamesi imzaladı. Bu sayı, ilk döneminin tamamında çıkardığı başkanlık kararnamelerinin toplamını aşarak, Franklin D. Roosevelt döneminden bu yana bu yetkinin en yoğun kullanıldığı dönemlerden birine işaret etti. Söz konusu kararnameler, Kongre’yi devre dışı bırakmak, çeşitlilik ve eşitlik politikaları gibi programları yürürlükten kaldırmak, güney sınırında güvenliği sıkılaştırmak ve göçe sert kısıtlamalar getirmek amacıyla kullanıldı. İlk dönemde daha çok doğaçlama nitelikte olan kararların aksine, ikinci dönemde ekonomi ve güvenlik ön plana çıktı; federal bürokrasinin küçültülmesi, ekonomik önceliklerin yeniden düzenlenmesi ve iş insanları ile teknoloji sektöründeki büyük aktörlerin yönetim içindeki rolünün artırılması hedeflendi.

Nisan 2025’te Trump, genel olarak yüzde 10 oranında gümrük tarifeleri uygulamaya koydu; bu oran Çin ve bazı diğer ülkeler için yüzde 50 ile 145 arasında değişen seviyelere yükseltildi. Amaç, dış ticaret açığını azaltmak olarak açıklandı. Ancak uzmanlara göre bu politikalar, sanayi sektöründe kısmi bir durgunluğa yol açtı ve Trump’ın seçim kampanyasında vadettiği ‘ekonomik refahın’ aksine, ABD orta sınıfını zayıflattı.

Uzmanlar, Trump’ın ikinci döneminin ilk yılında Beyaz Saray’ın iç çekişmelerin yaşandığı bir alandan, daha çok kontrol ve yönlendirme aracına dönüştüğünü belirtiyor. Gözlemcilere göre, Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, başkanın karar alma süreçlerinde ve siyasi intikam eğilimlerini yönetmede önemli bir etkiye sahip. Aynı şekilde, 28 yaşındaki Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in de medya mesajlarının oluşturulması ve eleştirilere karşı duruşta artan bir rol üstlendiği ifade ediliyor. Her iki isim de Trump yönetimi içinde kadınların güçlü temsiline örnek olarak gösteriliyor.

ABD müdahaleleri devam ediyor

ABD’nin eski Suriye özel temsilcisi emekli büyükelçi James Jeffrey, Ortadoğu’da uluslararası müdahaleyi destekleyen bir çizginin etkili olduğuna işaret etti. Bu çizginin Steve Witkoff, Jared Kushner, Tom Barrack ve Morgan Ortagus’tan oluşan bir ekipten meydana geldiğini belirten Jeffrey, bu grubun Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile ittifak halinde olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda Jeffrey, yönetim ile doğrudan Başkan Donald Trump’la bağlantılı güçlü ticari çıkarların bulunduğuna dikkat çekerek, bunun Ortadoğu’da askeri, ticari ve diplomatik angajmanın yoğun biçimde sürmesine yol açtığını ifade etti.

Beyaz Saray tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, ABD Başkanı ve yönetim kadrosunun 3 Ocak'ta Venezuela'daki askeri operasyonu izlediği görülüyor.Beyaz Saray tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, ABD Başkanı ve yönetim kadrosunun 3 Ocak'ta Venezuela'daki askeri operasyonu izlediği görülüyor.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nda kıdemli araştırmacı olan ve Demokrat ve Cumhuriyetçi birçok ABD yönetiminde görev yapmış bulunan Aaron David Miller ise Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılının pragmatizm ve hızlı anlaşmalar yapmaya odaklanma ile karakterize edildiğini savundu. Şarku’l Avsat’a konuşan Miller, Trump’ın sekiz çatışmayı sona erdirdiğini iddia etmesine rağmen, krizlerin derin nedenlerini ele almakla ilgilenmediğini; çatışmaları yalnızca yüzeysel biçimde sonlandırmakla yetindiğini söyledi.

Miller, değerlendirmesinde Gazze’ye özel bir parantez açarak, ateşkes sağlanmasına ve rehinelerin serbest bırakılmasına rağmen bölgenin ‘işlevsel bir istikrara’ yaklaşmadığını belirtti. İran konusunda ise ABD saldırılarının nükleer programı geciktirdiğini, ancak tamamen ortadan kaldırmadığını ifade etti. Venezuela’yı da ‘hızlı zafer’ anlayışının bir yansıması olarak tanımlayan Miller, Trump’ın demokratik bir geçiş için koşullar yaratmayı değil, Nicolas Maduro ve eşinin ‘kaçırılması’ yoluyla askeri güç gösterisi yapmayı hedeflediğini, buna karşın mevcut rejimin ayakta bırakıldığını ileri sürdü.

Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, 23 Eylül'de New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei arasında yapılan toplantıya katıldı. (Reuters)Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles, 23 Eylül'de New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei arasında yapılan toplantıya katıldı. (Reuters)

Miller, Trump’ın Amerikan kararlılığını ve gücünü yeniden tesis etme fikrini öne çıkardığını; bunun da dünya liderlerini hızla kendisiyle temas kurmaya yönelttiğini belirtti. Buna göre bazı liderler, Kolombiya Devlet Başkanı örneğinde olduğu gibi korku nedeniyle; bazıları, Maria Machado liderliğindeki Venezuela muhalefetinde görüldüğü üzere dışlanmışlık hissiyle; bazıları ise Avrupa Birliği (AB) örneğinde olduğu gibi iç bölünmeler sebebiyle Trump’la iletişime geçme arayışına girdi. Miller, Trump’ın dış politikasına yönelik yaygın bir öfke ve hayal kırıklığı bulunduğunu, buna karşılık dünya liderlerinin onu yatıştırmaya ve yakınlaşmaya yönelik çabalarının da eş zamanlı olarak arttığını gözlemlediğini ifade etti.

En büyük kaygısının ise ‘Amerikan siyasi sisteminin işlemez hale gelmesi’ olduğunu vurgulayan Miller, bu yapının onarılmasının ‘uzun zaman alacağını’ söyledi.

‘Önce Amerika’ hareketine duyulan hayal kırıklığı

ABD Başkanı’nın Venezuela’daki kısa süreli operasyonlardan Nijerya’da terörle mücadele kapsamında düzenlenen hava saldırılarına, oradan da Grönland üzerinde kontrol sağlama girişimlerine kadar uzanan dış müdahaleleri, Trump yönetimi içindeki izolasyoncu kanatta hayal kırıklığına yol açtı. Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nde araştırmacı olan Scott Abramson, Trump’ın seçim tabanının ve yönetiminin, başkanın mayıs ayında Riyad’da yaptığı ve ‘anlamadıkları karmaşık toplumlara müdahale edenleri’ eleştirdiği konuşmayı memnuniyetle karşıladığını hatırlattı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ocak'ta Beyaz Saray'da (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 9 Ocak'ta Beyaz Saray'da (Reuters)

Ancak Abramson, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu konuşmadan bu yana ABD’nin dış angajmanının genişlediğine dikkat çekti. Abramson’a göre bu süreç, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasına arabuluculuktan Gazze’de ateşkes anlaşmasına, İsrail ile Suriye arasında bir uzlaşı sağlama girişimlerine kadar uzandı.

Abramson, ABD’nin İran’ın nükleer programını hedef almada elde ettiği başarıların ve Tahran’ın Batı yarımküredeki en yakın müttefiki olan Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun devrilmesinin, Trump’ın uluslararası alanda Amerikan gücünü kullanma eğilimini güçlendirdiğini savundu. Buna karşılık, Trump’ın seçim tabanındaki izolasyoncu kesimlerin bu yönelimden rahatsız olduğunu ve bunun ‘Önce Amerika’ sloganıyla çeliştiğini düşündüklerini belirtti.

Aaron David Miller ise bu sloganı farklı yorumladı. Miller’a göre ‘Önce Amerika’, bir izolasyon politikasından ziyade Trump’ın güç ve kontrol duygusunu, ABD’nin her yerde nüfuz sahibi olduğunu kanıtlama arzusunu yansıtıyor. Miller, başkanlık yetkilerinde ‘emsalsiz bir şişme’ yaşandığını, Amerikan norm ve kurumlarının zayıflatıldığını, yolsuzluk ve kayırmacılığın arttığını ve bunun ABD yönetiminin temel dokusuna zarar verdiğini ifade etti.

‘Güç, hak oluşturur’

Washington’daki Arap-Amerikan Enstitüsü Başkanı James Zogby, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılını ‘korkutucu’ olarak nitelendirerek, Amerikan demokrasisi ile iç ve dış politikaya verilen zararlar konusundaki endişesini dile getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Zogby, Trump’ın ‘anayasal korumaları parçaladığını, emirlerini yerine getiren güçleri serbest bıraktığını, protestoları bastırdığını ve binlerce federal çalışanın işten çıkarılmasına yol açan bir ekonomik program uyguladığını’ söyledi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 15 Ocak'ta Minneapolis'te tahrip edilen bir ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu aracının fotoğrafını gösteriyor. (Reuters)Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 15 Ocak'ta Minneapolis'te tahrip edilen bir ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu aracının fotoğrafını gösteriyor. (Reuters)

Zogby’ye göre Trump’ın ilk dönemi farklıydı; çünkü generaller, kararlarını sınırlayacak mekanizmalar oluşturmuştu. İkinci döneminde ise Trump, ‘Proje 2025’ vizyonuna ve isteklerini yerine getirmeye hazır bir sadık kadroya güvenerek hareket etti; bu kadro siyasi hırs veya pozisyonlarını kaybetme korkusuyla Başkan’ın taleplerini uyguluyordu.

Zogby, Trump’ın uluslararası hukuktan uzaklaşması ve ‘kendi ahlak anlayışına’ dayanması durumunun, gücün hak oluşturduğu bir anlayışı pekiştirdiğini ifade etti. Zogby, Trump’ın Amerikalılara Venezuela petrolünden faydalanacakları yönündeki vaatlerinin gerçeğe dayalı olmadığını; ağır petrol altyapısının onarımının yıllar alacağını belirtti.

Beyaz Saray'daki rekabetçi atmosfer

Seçim kampanyaları yaklaşırken, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında belirgin bir rekabet göze çarpıyor. MAGA tabanına yakınlığıyla bilinen Vance, etkisini iç politikadaki hamlelerle güçlendirirken, Rubio ise açık bir rekabet olmadığını belirtip ülkesinin uluslararası alandaki varlığını artırmaya odaklanıyor.

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Vance, 2028 başkanlık seçimleri için güçlü bir aday olarak görülürken, bu rekabet Cumhuriyetçi Parti içindeki milliyetçi ve geleneksel kanatlar arasındaki daha derin bir mücadelenin yansıması olarak değerlendiriliyor.

Zogby’ye göre bu çatışma esasen politika farklılıklarından ziyade nüfuz ve mevki mücadelesi etrafında şekilleniyor. Zogby, Trump’ın sadakat temelli atamaları ve ismini ulusal kurumların önüne koyma eğiliminin, ‘hırslı bir otoriter sistem’ inşasına işaret ettiğini ve bunun önümüzdeki yıllarda Amerikan demokrasisi üzerinde derin etkiler yaratabileceğini vurguladı.


Trump: Britanya, Chagos Adaları'nı Mauritius'a devrederek aptalca bir hata yaptı

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump: Britanya, Chagos Adaları'nı Mauritius'a devrederek aptalca bir hata yaptı

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, kendisinin Danimarka'ya ait Grönland adasının kontrolünü ele geçirmeye çalıştığı bir dönemde, İngiltere'nin Hint Okyanusu'ndaki Chagos Adaları'nı Mauritius'a devretmeyi öngören 2024 tarihli anlaşmayı imzalamasının "büyük bir aptallık" olduğunu söyledi.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, "İngiltere'nin bu kadar hayati bir bölgeyi vermesi çok aptalca bir hareket ve Grönland'ı ele geçirmemiz için ulusal güvenlik nedenlerinin çok uzun listesindeki bir diğer madde" ifadelerini kullandı.

Bu, Trump'ın daha önce anlaşmayı desteklediği göz önüne alındığında, pozisyonunda önemli bir değişikliğe işaret ediyor.

2024 yılında Britanya, eski sömürgesi Mauritius'un Chagos Adaları üzerindeki egemenliğini tanıyan ve takımadaların en büyük adası olan Diego Garcia'da kira sözleşmesiyle ortak bir İngiliz-Amerikan askeri üssünü elinde tutan "tarihi bir anlaşmaya" imza attı.

Britanya, eski sömürgesinin 1960'larda bağımsızlığını kazanmasının ardından Chagos Adaları üzerindeki kontrolünü elinde tutmuştu.

Trump şunları yazdı: “Şaşırtıcı bir hamleyle, büyük NATO müttefikimiz Birleşik Krallık, hayati önem taşıyan bir ABD askeri üssüne ev sahipliği yapan Diego Garcia'yı hiçbir sebep yokken Mauritius'a devretmeyi planlıyor.”

Şöyle devam etti: “Çin ve Rusya'nın bu tam bir zayıflık gösterisine karşı tetikte olduklarından şüphe yok” diyerek “Bunlar sadece gücü anlayan uluslararası güçlerdir; bu yüzden, benim liderliğim altında, sadece bir yıl içinde, Amerika Birleşik Devletleri daha önce hiç olmadığı kadar saygı görüyor.”

Trump, Chagos'u Grönland'a benzeterek, "Danimarka ve Avrupalı ​​müttefikleri doğru olanı yapmalı" diye yazdı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Chagos anlaşması geçen mayıs ayında Londra'da imzalandı ve o dönemde Washington tarafından onaylandı.

 ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, anlaşmayı Twitter üzerinden övdü ve Diego Garcia üssünün "uzun vadeli, istikrarlı ve etkili kullanımını sağladığını" ve bunun "bölgesel ve küresel güvenliğin temel taşı" olduğunu belirtti.


"Amerika'nın gitmesini sağlayın"... Trump'ın şapkası, Grönland'a yönelik tehditlerine karşı bir alay konusu haline geldi

Şapkalarda "Amerika'yı Harekete Geçir" sloganı yer alıyordu (AFP)
Şapkalarda "Amerika'yı Harekete Geçir" sloganı yer alıyordu (AFP)
TT

"Amerika'nın gitmesini sağlayın"... Trump'ın şapkası, Grönland'a yönelik tehditlerine karşı bir alay konusu haline geldi

Şapkalarda "Amerika'yı Harekete Geçir" sloganı yer alıyordu (AFP)
Şapkalarda "Amerika'yı Harekete Geçir" sloganı yer alıyordu (AFP)

Danimarka'daki protestocular, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirme tehditleriyle alay etmek amacıyla, onun ünlü "Amerika'yı Yeniden Büyük Yap" şapkasına benzer kırmızı beyzbol şapkaları taktılar, ancak sloganı "Amerika'yı Harekete Geçir" (Make America Go) ile değiştirdiler.

İngiliz gazetesi The Independent'a göre bu hicivli şapkalar Kopenhag'da vintage giyim mağazası sahibi Jesper Rabe Tønnesen tarafından tasarlandı.

Geçen yılki ilk üretim denemesi başarısız oldu, ancak Trump yönetiminin Grönland ile ilgili söylemlerini sertleştirmesinin ardından şapkalar sosyal medyada ve kamuoyu protestolarında geniş bir popülerlik kazandı.

Bu hicivli şapkalar Jesper Rabe Tonesen tarafından tasarlandı (AFP)Bu hicivli şapkalar Jesper Rabe Tonesen tarafından tasarlandı (AFP)

Tonisen şunları söyledi: "Talep o kadar ani arttı ki, tüm stok tek bir hafta sonu içinde tükendi ve şimdi binlerce daha üretmek için çalışıyorum."

Cumartesi günkü gösteride kırmızı şapkalardan birini takan, Danimarka'nın Kopenhag kentinde yaşayan 76 yaşındaki Lars Hermansen, "Grönland'a desteğimi ve aynı zamanda ABD başkanını sevmediğimi de göstermek istiyorum" dedi.

 Hiciv şapkalarından takan bir diğer protestocu 49 yaşındaki Christian Boye ise Kopenhag Belediye Binası önündeki gösterinin "hicivsel bir tonda olduğunu, ancak ciddi mesaj taşıdığını" söyledi.

Şapka takan bir protestocu (AFP)Şapka takan bir protestocu (AFP)

Şöyle devam etti: “Şu anda son derece zor zamanlardan geçen Grönland halkını desteklemek için buradayım. Ülkelerinin işgali tehdidi altındalar. Bence bu hiçbir şekilde kabul edilemez.”

Cumartesi günkü yürüyüşte protestocular Danimarka ve Grönland bayraklarını salladılar ve Amerika Birleşik Devletleri'nin bölge üzerindeki egemenlik iddialarıyla alay eden el yapımı pankartlar taşıdılar.

Bir pankartta “Hayır, hayır demektir”, diğerinde ise “Amerika'yı Yeniden Akıllı Hale Getirelim” yazıyordu.

Avrupa hükümetleri, Grönland'a yönelik tehditlerin Batı güvenliğini zayıflattığı konusunda uyararak Danimarka ile dayanışma içinde olduklarını belirtiyor.

Trump, Grönland'ın ABD kontrolüne karşı çıkan sekiz ülkeye ilave gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu.

Avrupa Birliği ise ABD başkanının ticaret tehditlerini hayata geçirmesi halinde "araçlara" sahip olduğunu ve "harekete geçmeye hazır" olduğunu vurgulayarak, gerginliğin tırmanması yerine "diyalog" çağrısını sürdürüyor.

Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen, bu tehditlerin adanın egemenliğini ve kendi kaderini tayin hakkını savunma duruşunu etkilemediğini açıkladı.

Avrupa liderleri, Trump'ın Grönland'a ilişkin tekrarlanan tehditlerini ve önerilen gümrük vergilerini görüşmek üzere perşembe akşamı Brüksel'de acil  zirvede bir araya geliyor.