Microsoft’un raporunda İran'ın siber saldırılarına dikkat çekildi

Tahran manipüle etmek ve korkutmak için yapay zeka tekniklerini kullandı.

Microsoft yayınladığı raporda İran’ın siber saldırılarına yer verdi.
Microsoft yayınladığı raporda İran’ın siber saldırılarına yer verdi.
TT

Microsoft’un raporunda İran'ın siber saldırılarına dikkat çekildi

Microsoft yayınladığı raporda İran’ın siber saldırılarına yer verdi.
Microsoft yayınladığı raporda İran’ın siber saldırılarına yer verdi.

Microsoft'a göre İran, Gazze Şeridi'nde savaşın başladığı 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'e yönelik siber operasyonlarına ve propaganda kampanyalarına hız verdi.

ABD merkezli Microsoft, Hamas Hareketi’nin 7 Ekim 2023'te gerçekleştirdiği saldırıların öncesi ve sonrasında İran'ın siber faaliyetlerine ilişkin ayrıntılı bir rapor yayınladı.

Raporda, İran hükümetiyle ittifak halinde olan bazı tarafların çok sayıda elektronik ve siber saldırı başlattığı belirtildi. Hamas'a yardım etmeyi ve İsrail'i, onun siyasi müttefiklerini ve ticari ortaklarını zayıflatmayı amaçlayan yapay zekâ tekniklerini ve nüfuz operasyonlarını kullandı.

Microsoft’un raporuna göre İran, Hamas'ı desteklemek amacıyla siber operasyonlarını ve çevrimiçi etki operasyonlarına hız verdi ve faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 43'ünü İsrail'e karşı yürüttü.

Ancak rapora göre İran'ın 7 Ekim'den sonra gerçekleştirdiği operasyonların çoğu aceleci ve kaotikti; bu da İran ile Hamas arasında bir koordinasyon olmadığını gösteriyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre raporda ayrıca İran'ın Lübnan'daki Hizbullah grubuyla iş birliğine de dikkat çekildi. İsrail ile Hamas arasındaki çatışmanın devam etmesi ve ABD başkanlık seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte İran'ın nüfuz operasyonlarının ve elektronik saldırıların önümüzdeki dönemde daha hedefe yönelik ve yıkıcı olacağı öngörülüyor.

Microsoft'un raporuna göre 2024 yılında İran'ın ABD'yi başkanlık seçimleri döneminde daha fazla hedef alması bekleniyor. İran'ın, İsrail hastanesine ve Pensilvanya'daki Amerikan su sistemine karşı yaptığı gibi hayati altyapıyı hedef almak gibi ‘ABD’nin kırmızı çizgilerini test edeceği’ vurgulanıyor.

Rapor, 2020 seçimlerinde olduğu gibi, ABD'li aşırılık yanlılarının kimlik hırsızlığı yaparak ve ABD hükümet yetkililerine karşı şiddeti teşvik ederek gerçekleştirdikleri olaylara dayanarak 2024'te ABD'deki başkanlık seçimleri sırasında yoğunlaşan daha büyük tehditler konusunda uyarıda bulunuldu.

Saldırıların üç aşaması

Raporda üç aşamada gerçekleştirilen operasyonlara ilişkin açıklamalara yer verildi:

İlk aşama etkileşimli olarak başlıyor ve İran Devrim Muhafızları'na bağlı ‘Tesnim’ ajansı gibi devlet medyası aracılığıyla yanıltıcı bilgilerin yayılmasını içeriyor. Örneğin, İsrail elektrik şirketinin arızalanmasıyla ilgili haberlerin yayınlandığı haberlerle ilişkilendirilmiş olan İran Devrim Muhafızları tarafından yönetilen bir grup (muhtemelen) siber saldırılar hakkında bilgiler içeren raporlara dayanır. Bu raporlar, İsrail'deki elektrik kesintilerine ilişkin eski raporlara ve İsrail şirketinin web sitesinde yer alan tarihsiz bir arıza ekran görüntüsüne dayanıyordu.

İkinci aşama, İran hükümetine bağlı çeşitli grupların ve kuruluşların İsrail'e karşı yanıltıcı bilgilerin yayılmasında iş birliği yapmasıyla karakterize edildi. Tahran'ın belirlediği koordinasyon ve hedeflere göre, bu, büyük bir iş birliğine ve dolayısıyla bu saldırıların uzmanlaşmasına ve büyük etkinliğine olanak sağladı.

Raporda, birden fazla İranlı grubun birden fazla koordineli siber faaliyet yoluyla aynı örgütü veya İsrail askeri üssünü hedef aldığı belirtildi. İran'ın kullanmayı tercih ettiği bir yöntem olan İsrail'e yönelik çevrimiçi nüfuz operasyonları hız kazandı ve bu operasyonlar arttı ve Ekim ayında on operasyon kaydedildi. Bu, 2022 yılının kasım ayında bir ayda gerçekleştirilen altı operasyon rekorunun neredeyse iki katına işaret ediyor.

Raporda, İran Devrim Muhafızları'na bağlı ‘Şehit Kaave’ grubunun 18 Ekim'de, İsrail içindeki güvenlik kameralarına karşı elektronik saldırılar düzenlemek için özel olarak tasarlanmış fidye yazılımlarını kullandığı belirtildi. ‘Cund Süleyman’ isimli bir siber karakter, İsrail'in Nevatim Hava Üssü'ndeki güvenlik kameralarını ve verilerini ele geçirdiklerini iddia etti. Ancak ‘Cund Süleyman’ tarafından sızdırılan güvenlik görüntülerinin, Tel Aviv'in kuzeyindeki Nevatim Caddesi'nde bulunan bir kasabada çekildiği ve aynı ismi taşıyan İsrail Hava Üssü'yle ilgisi olmadığı belirtildi.

Üçüncü aşama, geçtiğimiz kasım ayının sonlarında başladı ve İran'ın İsrail'e destek verdiğini düşündüğü ülkeleri hedef alarak coğrafi kapsamı genişletti. Bu aşama, İran destekli Husilerin uluslararası nakliyatı hedef alan saldırılarına başladığı döneme denk geldi. Bu saldırılar özellikle Bahreyn, Arnavutluk ve ABD'yi hedef aldı.

erbtn5y6mu7
İran'ın başlattığı nüfuz operasyonlar arasında rehinelerle ilgili olarak İsrail kamuoyunu etkilemek ve İsrail Başbakanı'na karşı öfkeyi artırmak var. (Microsoft raporu)

20 Kasım'da, ‘kukla’ hesaplarından Arnavutluk'a karşı yakın zamanda gerçekleşecek olan elektronik saldırılara dair uyarılar yapıldı. Daha sonra bu hesaplar, çeşitli Arnavut kuruluşları ve kurumlarına saldırılardan sorumlu olduklarını duyurdu.

21 Kasım'da ‘Tufan’ adı verilen bir siber kukla, İsrail ile ilişkilerini normalleştirmeye devam etmelerini engellemek için denizcilik hükümetini ve finans kurumlarını hedef aldı.

22 Kasım'da, İran Devrim Muhafızları'na bağlı bu gruplar, İsrail'in programlama kontrol ünitelerini hedef almaya başladılar (bu, üretim hatları ve robot cihazları gibi üretim kontrol işlemlerini gerçekleştirmek için geliştirilen endüstriyel bilgisayar cihazlarıdır) ve 25 Kasım'da Pensilvanya eyaletindeki su otoritesinin iletişimini kestiler.

Yanlış bilgi

Raporda hükümet medyasının Hamas saldırılarıyla ilgili yanıltıcı ayrıntılar yayınlamasına da değinildi. İran da İsrail'e yönelik siber saldırı operasyonlarını ve çabalarını artırdı. Saldırılar, savaşın ilk günlerinde bir tepki olarak başladı, ancak ekim ayının sonlarına doğru İran siber güvenlik güçlerinin İsrail'e yönelik saldırılarına odaklandığı belirtildi.

Microsoft’un raporunda, o dönemdeki siber saldırıların giderek daha yıkıcı hale geldiğini ve yanıltıcı bilgilerin yayılması kampanyalarının daha karmaşık hale geldiği belirtildi. Sosyal medya platformlarında sahte ve gerçek olmayan hesapların kullanıldığı ifade edildi.

Sayısal olarak bakıldığında, Microsoft'un gözlemlediği İran hükümet grupları, savaşın ilk haftasında dokuz saldırıdan bir sonraki haftada sadece bir hafta içinde on dört saldırıya çıkarak arttı.

2021'deki bir olaydan iki ayda bir düzenlenen etki operasyonları, sadece 2023 yılının Ekim ayında 11'e yükseldi. Ayrıca, Tahran'ın çevrimiçi eylemlerinde yüzde 42'lik bir artışın olduğu ve bir ay sonra yüzde 28'lik bir artışın daha kaydedildiği bildirildi.

İsrail’in ana hedef olmasına rağmen, Batı ve Arap ülkeleri de saldırılara maruz kaldı. Bunlar arasında, bir İran grubunun Bahreyn hükümetini ve finansal kurumları hedef alması da yer aldı. Son olarak, İran Devrim Muhafızları'na bağlı bir grup, Pensilvanya'daki ABD su yönetim merkezine siber saldırılar düzenledi.

İran'ın hedefleri

Raporda, İran'ın ana hedefinin, siber operasyonlarını kullanarak İsrail ve dünya genelinde kamuoyunu etkilemek olduğu belirtiliyor. Bu, ‘siyasi ve sosyal anlaşmazlıkları’ hedefleyerek manipülasyon veya korku yoluyla gerçekleştiriliyor.

Raporda, etki operasyonlarının sık sık çabalarını, Hamas'ın liderlik ettiği saldırı sırasında kaçırılan 240 rehineye veya İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun görevden alınmasına yönlendirdiği kaydedildi. Bu, kafa karışıklığı ve güven kaybı yaratmak için yapılan bir girişimdi.

Microsoft’un raporu, ana hedeflerine de değinildi: Birincisi, iç siyasi ve sosyal farklılıkları daha da kötüleştiren kutuplaşma yoluyla istikrarsızlaştırma. Bu nedenle, 240 rehine kriziyle başa çıkma konusunda İsrail hükümetinin benimsediği yaklaşıma odaklanıldı. Kendilerini barış isteyen aktivist gruplar olarak tanıttılar, İsrail hükümetini ve İsrail Başbakanı'nı eleştirdiler ve onun görevden alınması çağrısında bulundular.

Microsoft raporuna göre ikinci hedef intikamdı. İran'ın saldırıları, İsrail'in ‘göze göz dişe diş’ prensibinden hareketle Gazze'deki elektrik, su ve yakıtı keseceği yönündeki tehditlerine yanıt olarak İsrail'in elektrik, su ve yakıt altyapısını hedef aldı.

Üçüncü hedef, İsrail vatandaşlarını korkutarak ve İsrail askerlerinin ailelerini tehdit ederek korku yaratmaktı. Bu amaçla, İsrail ordusunun askerlerini koruma yetkisinin olmadığını belirten ve İsrail Savunma Kuvvetleri'nin askerlerini teslim olmaya ikna etmeyi amaçlayan mesajlar gibi, X platformu üzerinden hesaplar aracılığıyla mesajlar yayınladılar.

Dördüncü hedef ise İsrail'i destekleyen tarafları hedef alarak ve İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının yarattığı hasarı öne çıkararak İsrail'e verilen uluslararası desteği baltalamaktı.

Yapay zekâ saldırıları

Rapora göre İran'ın en büyük saldırısı, 2023 yılının Aralık ayı başlarında televizyon yayın hizmetlerini keserek, yerine İngiltere, Kanada ve BAE'deki İran nüfuz kampanyası kapsamında (yapay zeka tarafından üretilen bir haber spikeri) kullanılan bir video klip kullanılmasıydı. Microsoft, bu olaya özel bir vurgu yaparak, Tahran'daki hükümet grupları tarafından benzer bir şekilde yapılan ilk saldırı olduğunu ve operasyonlarında büyük ölçüde yapay zekâ teknolojilerine güvendiklerini belirtti.

Microsoft şirketinin yapay zeka izleme bölümü, İran'ın propaganda göstergelerini takip etti.

Microsoft raporu, İran devletine bağlı medyanın, ABD ile yakın müttefik olan İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi İngilizce konuşulan ülkelerde büyük başarı elde ettiğini gözler önüne serdi. İran haber kaynaklarına olan ilgi ve trafiğin, genel internet trafiğiyle karşılaştırıldığında önemli ölçüde arttığını ifade etti. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısı sırasında, ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'dan İran kaynaklı internet sitelerine olan ziyaretlerin yüzde 42 arttığı kaydedildi. Bu durum, İran'ın Ortadoğu'daki çatışma hakkındaki raporlarıyla Batı halkına ulaşma yeteneğine işaret etti. Rapor, bu başarının özellikle savaşın ilk günlerinde daha güçlü olduğunu ve savaşın bir ayı aşkın bir süre geçtikten sonra bile, İran kaynaklarına erişimin savaş öncesi seviyelerinin yüzde 28 üzerinde kaldığını belirtti.

İran sızma operasyonları

Rapor, İranlı kurumların sadece düşmanlarını değil, aynı zamanda dostlarını da taklit ettiğini belirtiyor. İran'ın son operasyonları, İsrail ordusunu tehdit eden sahte mesajlar yayınlamak için Hamas'ın askeri kanadı olan Kassam Tugayı'nın adını ve logosunu kullandı. Ancak, İran'ın bunun için Hamas'tan onay alıp almadığı bilinmiyor.

İran, İsraillileri faaliyetlerine katılmaya çekmeyi başardı. ‘Savaşın Gözyaşları’ adlı son bir operasyonda, İranlı ajanlar İsraillileri, İsrail basınında yer alan haberlere dayanarak İsrail mahallelerinde yapay zeka ürünü görseller kullandı. ‘Savaşın Gözyaşları’ sloganlı pankartlar asmaya ve Binyamin Netanyahu'nun görevden alınmasını teşvik etmeye ikna etti.

E-posta kampanyaları

İran'ın, psikolojik etkileri artırmak için kitle mesajlaşma ve e-posta kampanyalarını artan bir şekilde kullandığı belirlendi. İnsanların telefonlarına veya gelen kutularına gelen mesajların, sosyal medyadaki sahte hesaplardan daha büyük bir etkiye sahip olduğu ortaya çıktı. Rapora göre İran, İran Devrim Muhafızları'na bağlı hem açık hem de gizli medya organlarını, siber operasyonların etkilerini büyütmek için kullanıyor. Eylül ayında, İranlı bir hacker grubu, İsrail demiryolu sistemine karşı elektronik saldırılar düzenlediğini iddia etti. İran Devrim Muhafızları'nın medyası da söz konusu iddiaları köpürterek yayılmasını sağladı.



OpenAI'ın kontrolden çıkan modelleri 100 kuruluşu daha hedef almış

(AFP)
(AFP)
TT

OpenAI'ın kontrolden çıkan modelleri 100 kuruluşu daha hedef almış

(AFP)
(AFP)

Andrew Griffin 

OpenAI, firmaya ait kontrolden çıkmış yapay zeka sistemleri tarafından saldırıya uğramış olabilecekleri hakkında 100’den fazla kuruluşa bildirimde bulundu. Şirket daha fazla olay tespit etmeyi bekliyor. 

Şirket, sistemlerinden birinin başka bir yapay zeka firması Hugging Face'i hacklediğinin ortaya çıkması üzerine modellerinin davranışlarını inceliyor. OpenAI, muazzam sayıda benzer olay saptadığını ve bunların çoğunun bilgisi dışında gerçekleştiğini açıkladı.

Şirket, bu ve ardından gelen diğer olaylar nedeniyle sürekli eleştirilere maruz kalırken bunlar arasında, OpenAI’a ait bir sistemin, Avustralya'nın resmi sağlık verilerini hacklediğinin yakın zamanda ortaya çıkması da var. Ancak sistemleri üzerinde yeterli denetim ve şeffaflık sağlamadığı için de yoğun tepki çeken şirket, bu incelemeyle sözkonusu eleştirilere yanıt vermeye çalışıyor.

OpenAI, incelemeyle ilgili bir güncellemede, "modellerinin dahil olduğu, Hugging Face olayıyla ölçek veya ciddiyet açısından yakın, üçüncü tarafa ait başka bir sistemin ihlalinin" henüz tespit edilmediğini belirtti. Ancak "geçmiş kayıtları inceledikçe daha fazla vaka saptamayı" beklediğini de ekledi.

OpenAI, halihazırda "100'den fazla kuruluşa böyle bir faaliyet hakkında bildirimde bulunduğunu" ifade etti. Şirket, böyle bir bildirimin "herhangi bir özel bilgiye erişildiği veya üçüncü tarafa ait herhangi bir sistemin ihlal edildiği anlamına gelmediğini" vurguladı.

Modellerinin davranışlarına ilişkin 50 petabaytlık veriyi analiz ederken muazzam miktarda hesaplama gücü kullandığını belirten OpenAI, incelemenin günde yarım milyon dolardan fazlaya mal olduğunu aktardı. OpenAI, "Kayıtlara geriye doğru ay ay bakarak çoktan bulduğumuz vakaların dışında olası istem dışı faaliyetleri araştırıyoruz" ifadelerini kullandı.

Bu süreç, kayıtların genel bir düzeyde incelenmesi amacıyla yapay zeka sistemine aktarılarak olası kötü niyetli davranışların tespit edilmesini içeriyor. OpenAI, bu ilk aşamayı geçen tüm olayların daha sonra iki ayrı otomatik incelemeye daha tabi tutulduğunu söyledi.

Ardından olay, insan araştırmacılara aktarılıyor ve onlar da olay kayıtlarını inceliyor, neler yaşandığını yeniden canlandırıyor ve OpenAI sistemlerinin yaptıklarıyla ilgili diğer kuruluşları bilgilendirmenin gerekli olup olmadığına karar veriyor.

OpenAI, "Geçmişteki faaliyetleri inceledikçe daha fazla vaka bulmayı ve daha fazla kuruluşa haber vermeyi bekliyoruz" dedi. 

Bazı bildirimler aylar öncesine ait olaylarla ilgili olabilir. Olayın ne zaman gerçekleştiği, ne zaman saptadığımız, neyi bildiğimiz ve neyin belirsiz kaldığıyla ilgili net olacağız.

Ayrıca OpenAI, Hugging Face olayından bu yana güvenlik kontrollerini artırdığını,  modellerinin internete erişimini kısıtladığını, araştırmalarını daha net şekilde birbirinden ayırdığını, sistemleri izleme çalışmalarını genişlettiğini ve araçlarının kontrolden çıkmasını önlemeye yönelik eğitimleri artırdığını belirtti. Şirket, incelemenin "faaliyetlerin model sürümleri arasında nasıl değiştiğini ve bu önlemlerin işe yarayıp yaramadığını görmeyi, ayrıca tespit ve önleme konusunda nerelerde hâlâ iyileştirme yapılması gerektiğinin belirlenmesini sağlayacağını” kaydetti. 

Independent Türkçe, independent.co.uk/tech


Hizmet dışı bırakılan insansı robotlar kazana atladı

Figure, insansı robotu F.02'yi artık bir işlevi kalmadığında erimiş çeliğin içine atlaması yönünde eğitti (Figure)
Figure, insansı robotu F.02'yi artık bir işlevi kalmadığında erimiş çeliğin içine atlaması yönünde eğitti (Figure)
TT

Hizmet dışı bırakılan insansı robotlar kazana atladı

Figure, insansı robotu F.02'yi artık bir işlevi kalmadığında erimiş çeliğin içine atlaması yönünde eğitti (Figure)
Figure, insansı robotu F.02'yi artık bir işlevi kalmadığında erimiş çeliğin içine atlaması yönünde eğitti (Figure)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson 

Üreticileri tarafından hizmet dışı bırakılan bir grup insansı robot, erimiş çelik dolu bir kazana atladı.

Yapay zeka robotik girişimi Figure, iki yıllık F.02 robotlarını bu sıradışı yöntemle imha etme kararını, sosyal medyada öneri topladıktan sonra aldığını açıkladı.

Şirketin kurucusu ve CEO'su Brett Adcock, X'te paylaştığı gönderide robotun "düzgün bir veda"yı hak ettiğini söyleyerek "Herhangi bir fikriniz var mı?" diye ekledi.

En popüler cevap, 1984 yapımı Terminatör'de (The Terminator) bir siborg suikastçıyı canlandırmasıyla tanınan Hollywood oyuncusu Arnold Schwarzenegger'den geldi.

Aktör, "Onları eritmelisiniz" diye yanıtladı.

ABD ve Meksika'daki metal dökümhaneleriyle iletişime geçildi ve hiçbir işletme, lityum iyon bataryayla çalışan bir robotun, pahalı ekipmanlarının içine atlamasına izin vermeye yanaşmadı.

Kaliforniya merkezli şirket, bunun yerine robotları Finlandiya'nın Imatra kentindeki bir dökümhaneye göndermek zorunda kaldı.

Bu yöntem yoğun bir eğitim sürecini gerektirse de Figure, bunun geleneksel tekniklerden daha verimli olduğunu savunuyor.

Figure blog yazısında "Özel üretilmiş aktüatörler ve diğer fikri mülkiyetlerle donatılmış bir robot filosunu hizmet dışı bırakmak kolay bir iş değil" diye yazdı.

Robotları, tescilli donanımımızı koruyacak şekilde imha etmemiz gerekiyordu. Her bir robotu sökmek teknik personelimizin o kadar çok zamanını alacaktı ki [yeni nesil] F.04'ün piyasaya sürülmesini geciktirecekti. 

Robotların kendi sonlarını getirmesi gösteriden ibaret olabilir ancak bu olay, "intihara meyilli robotlar"la ilgili bir dizi haberin ardından geldi.

2017'de Washington DC'de bir çeşmeye düşen Steve adlı güvenlik robotu, çalışanların robotun intihar ettiğini öne sürmesiyle ilk başta manşetlere taşınmıştı.

Robotun geliştiricileri verileri inceledikten sonra kazanın teknik bir hatadan kaynaklandığını tespit etmişti.

Güney Kore'deki Gumi Belediye Meclisi'ndeki işçilerse 2024'te, yapay zekayla çalışan iş arkadaşlarından birinin 2 metrelik bir merdivenin dibinde hareketsiz halde yattığını fark etmişti.

Sosyal medyada makineye yönelik büyük bir sempati oluşmasının ardından üretici, bunun bir başkaldırı veya yorgunluktan kaynaklanmadığını, sıradan bir arıza olduğunu açıklamıştı.

Bir mühendisin yapay zeka modellerinde yakın zamanda keşfedilen acı eksenini test etmek için "yapay zeka işkence odası" kurması üzerine, bu hafta yapay zekayla ilgili etik sorular bir kez daha gündeme geldi.

Deneye dahil edilen bir yapay zeka modeli, bu deneyimi "sınırları olmayan bir yara" diye nitelese de araştırmacılar, yapay zekanın insanlar gibi acıyı "hissedebileceğine" dair hiçbir kanıt bulunmadığını söylüyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/tech


SpaceX, 6 aylık görev için 4 astronotu uzaya gönderdi

NASA'nın SpaceX Crew-13 mürettebatı üyeleri CSA (Kanada Uzay Ajansı) astronotu Joshua Kutryk, NASA astronotları Luke Delaney'yle Jessica Watkins ve Roskosmos kozmonotu Sergey Teteryatnikov, 1 Ekim'de Florida'daki Cape Canaveral'dan yapılan fırlatma öncesinde (Reuters)
NASA'nın SpaceX Crew-13 mürettebatı üyeleri CSA (Kanada Uzay Ajansı) astronotu Joshua Kutryk, NASA astronotları Luke Delaney'yle Jessica Watkins ve Roskosmos kozmonotu Sergey Teteryatnikov, 1 Ekim'de Florida'daki Cape Canaveral'dan yapılan fırlatma öncesinde (Reuters)
TT

SpaceX, 6 aylık görev için 4 astronotu uzaya gönderdi

NASA'nın SpaceX Crew-13 mürettebatı üyeleri CSA (Kanada Uzay Ajansı) astronotu Joshua Kutryk, NASA astronotları Luke Delaney'yle Jessica Watkins ve Roskosmos kozmonotu Sergey Teteryatnikov, 1 Ekim'de Florida'daki Cape Canaveral'dan yapılan fırlatma öncesinde (Reuters)
NASA'nın SpaceX Crew-13 mürettebatı üyeleri CSA (Kanada Uzay Ajansı) astronotu Joshua Kutryk, NASA astronotları Luke Delaney'yle Jessica Watkins ve Roskosmos kozmonotu Sergey Teteryatnikov, 1 Ekim'de Florida'daki Cape Canaveral'dan yapılan fırlatma öncesinde (Reuters)

4 kişilik mürettebatı Uluslararası Uzay İstasyonu'na (UUİ) götüren SpaceX roketi perşembe günü Cape Canaveral'dan fırlatıldı.

Fırlatmanın aslında geçen ay gerçekleşmesi planlanıyordu ancak bu, SpaceX'in Dragon uzay aracındaki sızıntı nedeniyle ertelenmişti.

Perşembe günü Florida'daki Cape Canaveral Uzay Kuvvetleri Üssü'nün 40 numaralı Uzay Fırlatma Kompleksi'nden havalanan Crew-13 mürettebatı, daha sonra UUİ'ye kenetlendi.

Uzay aracında NASA astronotları Jessica Watkins ve Luke Delaney, Kanada Uzay Ajansı (CSA) astronotu Joshua Kutryk ve Roskosmos kozmonotu Sergey Teteryatnikov vardı.

Kutryk, fırlatma öncesinde "Dünyanın en şanslı insanlarından olduğumuzu düşünüyoruz" dedi. Eşinin gelecek ay doğum yapması beklenen Kanadalı astronot, Dünya yörüngesindeyken baba olacak 4. kişi olacak.

NASA yöneticisi Dana Weigel, "6 ay içinde pek çok hayati değişiklik yaşanabilir" diyerek Kutryk'in yörüngedeyken ailesiyle ilgili gelişmelerden haberdar edileceğini ekledi.

UUİ'deki 6 aylık görevde mürettebat, alçak Dünya yörüngesinin ötesindeki insanlı keşiflere hazırlanmak amacıyla yörüngedeki laboratuvarda yeni araştırmalar yürütecek.

NASA, "Görev boyunca Crew-13 ekibinin, Dünya’daki insanlığa fayda sağlayacağı gibi, gelecekteki Ay ve Mars görevlerinde de kullanılacak araştırma ve teknolojiyi geliştirmek için çeşitli bilimsel deneyler yapması planlanıyor" ifadelerini kullandı.

[Özel sektörle] yapılan bu işbirliği, alçak Dünya yörüngesine ve uzay istasyonuna daha fazla kişinin, daha fazla bilimin ve daha fazla ticari fırsatın erişimini sağlıyor.

Bu, dün 13 saatlik bir süre içinde planlanan üç SpaceX fırlatmasından biriydi. Diğer bir Falcon 9 roketi, Kaliforniya'daki Vandenberg Uzay Kuvvetleri Üssü'nden kalkarken, bir Falcon Heavy roketi ise gece yarısından hemen önce Cape Canaveral'dan fırlatıldı.

Crew-13 görevini taşıyan aracın uzay istasyonuna kenetlenmesi, NASA'nın internet sitesinde canlı yayımlandı.

Independent Türkçe