Bağdat nefesini tutmuş yeni ABD Başkanını bekliyor

Irak Başbakanı Kazimi, ABD Başkanı Donald Trump (Solda) Irak Başbakanı Kazimi, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi (Sağda) (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Irak Başbakanı Kazimi, ABD Başkanı Donald Trump (Solda) Irak Başbakanı Kazimi, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi (Sağda) (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Bağdat nefesini tutmuş yeni ABD Başkanını bekliyor

Irak Başbakanı Kazimi, ABD Başkanı Donald Trump (Solda) Irak Başbakanı Kazimi, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi (Sağda) (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Irak Başbakanı Kazimi, ABD Başkanı Donald Trump (Solda) Irak Başbakanı Kazimi, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi (Sağda) (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Irak’ın başkenti Bağdat ile ABD’nin başkenti Washington arasındaki saat farkı yaklaşık sekiz saat. Bağdat yarın sabah uyandığında, Washington önümüzdeki dört yıl boyunca Beyaz Saray’da kimin kalacağını belirlemek üzere sandıkların açılmasını bekleyerek huzursuz bir uykuya dalıyor olacak. Bağdat’ta akşam olduğunda ise Washington bir arı kovanından daha meşgul olacak.

ABD seçimlerinde kazanan veya kaybedenle ilgili tahminler gün boyunca birbirine yaklaşırken Bağdat’ın diken üstünde beklediği sonuçlar saat farkına göre tüm ülkenin uyuduğu bir sırada çarşamba günü tan vaktine kadar açıklanmamış olacak. Saat farkının yarın bir önemi kalmayacak çünkü Bağdat Irak’ın içerisindeki keskin bölünme yüzünden Washington’un zamanını seçmiş olacak.

Sonuç, dört ya da sekiz sene önce ABD’nin bölge sorunlarına karşı tutumunun, ilk olarak bölgenin İsrail’e karşı ikinci olarak da petrole karşı tutumları ışığında belirlendiği zamanlardaki gibi normal olmayacak. Irak, ABD’nin Irak’ı işgal edip siyasi ekonomik ve askeri yönlerin hepsine nüfuz ettiği 2003 yılından beri seçimlerin önceki sonuçlarını umursamıyordu. 2003 yılında George W. Bush, ilk başkanlık dönemindeydi ve aradan bir yıl geçtikten sonra ikinci kez başkanlık seçimlerini kazamıştı.

2008 yılında Cumhuriyetçiler ve Demokratlar Beyaz Saray için yarıştı ve bu yarışın sonunda Barack Obama sekiz yıl boyunca Beyaz Saray’da oturmaya hak kazandı.

İktidara gelişi ABD tarihinde büyük bir değişime yol açtığı kadar yönetim süresi boyunca oluşturduğu ve uyguladığı politikalar da Irak’ın üzerinde etkisi belki de onlarca yıl sürecek izler bıraktı. Irak, Obama’nın iktidarda olduğu sırada Washington ile Tahran arasında ertelenmiş gibi görünen hesaplaşmaların yapıldığı açık bir arenaya dönüşmüştü. Obama İran’a nükleer anlaşma ile her istediğini verdiğinde o zamanlar hala ABD’ye “büyük şeytan” diyen Tahran, Obama’nın yumuşak siyasetinden faydalanmıştı. Ancak çok geçmeden Obama’nın halefi Cumhuriyetçi Donald Trump, nükleer anlaşmayı yırtıp atmakla başlayarak bunu altüst etti. İran ise Obama’nın eski Başkan Yardımcısı Joe Biden’in seçimleri kazanması durumunda tekrar anlaşmaya dönme olasılığına dair anlaşma üzerinden bahse girmeye devam ediyor. Tahran’a gelince, seçimleri ve sonuçlarını bekleme saati Bağdat’ınkinden farklı olmayabilir. Zira zaman farkları ve belki de zamanlamaları arasında gerçek bir fark bulunmuyor. İran’ın Trump’ın iktidarda kalması durumunda yaptırımların ağırlığı altında ezilmeye devam edip etmeyeceğini ve bunun Irak’taki varlığı ve rolü üzerindeki çeşitli etkilerini ya da tam tersi Biden’ın Beyaz Saray’a geldiği takdirde rahat bir nefes alıp almayacağını belirleyecek olan ABD saati, İran ve Irak arasındaki ortak paydayı oluşturuyor. Biden’ın kazanması halinde politikasını değerlendirmek için ilk 100 güne ihtiyacı olsa da Tahran, bölgedeki müttefikleri ve kendisine bağlı olanlar hayalini kurdukları ve kendi lehlerine olacağını düşündükleri değişiklikleri bekleyecek.

Irak’taki çevreler, Irak’ın ABD’liler ile İranlılar arasında bir hesaplaşma alanı olarak kalacağından korkanlar ve ABD politikasının kurumsallaştığını ve parametreler açısından pek değişmeyeceğini düşünenler olmak üzere ikiye ayrılmış bir vaziyette.

Irak Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkan Yardımcısı Zafir el-Ani “Belli bir ABD başkanı üzerine bahis oynamak, Irak’a hizmet etmeyen siyasi bir bölünmeden başka bir şey değildir. Irak için önemli olan belli bir ABD başkanı üzerine bahis oynamak değil, başkanlığa gelecek kişi kim olursa olsun bunu bir tarafa bırakarak ulusal çıkarlarını belirlemektir. Bu da siyasi gruplar içerisindeki bölünmüşlük yüzünden eksikliğini yaşadığımız bir şeydir. Gerçekçi bir taraftan bakacak olursak ABD başkanının kim olacağına dair istekler ve temenniler arasında bir ayrılık söz konusu. Nitekim Trump’ın iktidarda kalmasını destekleyenler varken, Biden’ın iktidara gelmesi destekleyenler de var” ifadelerini kullanarak herkesi “şu anki gerçeğe hizmet etmeyen dar bir güvenlikten uzak durarak meseleye Irak’ın ve halkının menfaatine hizmet edecek şekilde bakmaya” çağırdı.

Diğer taraftan Nehreyn Üniversitesi Ulusal Güvenlik Uzmanı ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Hüseyin Allavi Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “ABD bir kurumlar devletidir ve ulusal güvenlik stratejileri aynı kalıp değişmeyecektir. Bununla birlikte kazanan yönetim tarafından ABD’nin ulusal çıkarlarını kullanma ve yönetme araçlarında bir değişiklik olacaktır. Her iki karargahın da devleti yönetme konusunda deneyimi ve stratejik bir bakış açısı bulunuyor. Beyaz Saray, Kongre, Pentagon, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı’ndaki ABD hükümetinin kurumları, stratejik yolları ve strateji çalışma yelpazesini belirler. Ancak dostları, müttefikleri, düşmanları ve hilekarları tanımlamada başkan, fikirleri ve inançları, ABD hükümetinin çalışma yöntemlerini belirlemede ana belirleyici faktör olmaya devam ediyor. Yine de ABD’nin çıkarları seçmenlerin rızalarını geçmeyecek” dedi.

Aynı bağlamda Irak Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı Dr. İhsan eş-Şammari Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte “Vizyon eksikliği, siyasi tabakanın içten parçalanması ve dış yollara bağımlılığından dolayı Irak’ın durumu şu an karmaşık görünüyor ve bir yandan Cumhuriyetçiler diğer yandan Demokratlar arasında bölünmenin yaşandığı seçimlerin sonuçları belli olana kadar da böyle kalmaya devam edecek gibi” dedi.

Şammari “Bu bölünmüşlük süreci, Irak’ın ABD seçimlerinden sonraki yönelimlerini etkileyecek çünkü siyasi tabakanın bir kısmı, Trump’ı İran’ın nüfuzunu kırmak için Irak’ın içişlerine daha çok müdahil olduğunu düşünürken, Biden ve ekibinin Irak’ın içişlerine daha az müdahale edeceğini düşünenler de var” dedi. ABD’nin tutumlarında nispeten bir tutarlılık göstermesini bekleyen Şemmari “ABD bir kurumlar devletidir ve bu nedenle gerçekleşecek değişiklik ABD’nin çıkarları pahasına olmayacak. Biden özellikle Irak’ı üç devlete bölme projesinin sahibi olduğu için seçimleri kazanıp daha sert kararlar alarak herkesi şaşırtabilir” dedi.



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.