Korgeneral Atta: ‘Wagner, Sudan’da savaşıyor. Elimizde ölmüş bir Wagner unsuru var’

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi, Şarku’l Avsat’a Hamideti’nin ‘vatana ihanet’ suçlamasıyla karşı karşıya kalacağını ve unvanlarının elinden alınacağını açıkladı

Sudan’da iktidardaki Egemenlik Konseyi üyesi Korgeneral Yaser el-Atta
Sudan’da iktidardaki Egemenlik Konseyi üyesi Korgeneral Yaser el-Atta
TT

Korgeneral Atta: ‘Wagner, Sudan’da savaşıyor. Elimizde ölmüş bir Wagner unsuru var’

Sudan’da iktidardaki Egemenlik Konseyi üyesi Korgeneral Yaser el-Atta
Sudan’da iktidardaki Egemenlik Konseyi üyesi Korgeneral Yaser el-Atta

Sudan ordusunun önde gelen liderlerinden Korgeneral Yaser el-Atta, Hızlı Destek Kuvvetleri’ne bağlı medyayı, yandaşlarının moralini yükseltmek için yalan söylemekle suçlayarak, bazı noktalar dışında ordunun ülkenin tüm eyaletlerini tamamen kontrol ettiğini açıkladı. Atta, ‘savaşların anası’ olarak nitelendirdiği genel komutanlık savaşında isyancı güçlerin yok edildiğini söyledi.

İktidardaki Egemenlik Konseyi üyesi Korgeneral Atta, Hızlı Destek Kuvvetleri’ni ve komutanı Hamideti’yi orduya ihanet etmekle suçladı. Hızlı Destek Kuvvetleri’nin Hamideti’ye ‘prens’ ve Sudan’ın hükümdarı diye seslendiğini belirten Atta, Hızlı Destek liderlerinin akıl dışı hırslarının onları bu yangına götürdüğünü dile getirdi.

Korgeneral Yaser el-Atta, Suudi Arabistan ve ABD’ye de Sudan’daki çatışmayı sona erdirmek için arabuluculuk yapmalarından dolayı teşekkür ederken, orduyla ilgili diyaloğun amacının, ‘isyancı güçleri başkent Hartum’dan uzaklaştırmak, aralarındaki iyi unsurların orduya dahil edilmesine, geri kalanların terhis edilmesine hazırlık olarak onları bir kampa hapsetmek ve Hızlı Destek’in üst düzey liderlerini yargılamak’ olduğunu ifade etti.

Atta, ‘ordu ve liderliğinin, Sudan’ın tüm bölgelerini ve aşiretlerini temsil ettiği için’ mevcut çatışmanın bir iç savaşa dönüşme olasılığının uzak olduğunu söylerken, Rus Wagner güçlerinin savaş ve altın çıkarma operasyonlarına müdahale ettiğini de kabul etti. Korgeneral, Hamideti’nin büyük bir altın stokuna (Rusya’da 53 ton ve başka bir kardeş ülke ve Sudan’da 22 ton) sahip olduğuna dikkati çekti.

Birleşmiş Milletler’in Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Başkanı Volker Peretz’in rolü hakkında ise Korgeneral Yaser el-Atta, bunun oldukça olumsuz bir rol olduğunu ve onun yerine başka bir tarafsız elçinin getirilmesinin daha iyi olduğunu söyledi. Yetkili, çerçeve anlaşmaya geri dönme olasılığına ilişkin olarak da bu anlaşmanın, başkalarını dışlamak ve gücü tekelleştirmek için Merkez Konseyi’nin hizmetine girdiğini vurguladı. Ayrıca kimseyi dışlamayan bir anlaşmaya varmak için Merkez Konseyi ve diğer güçleri istişareye davet edeceğini, aksi takdirde iki yıllığına geçici bir hükümet atanacağını ve Birleşmiş Milletler (BM), Afrika Birliği (AfB) ve Arap Birliği’ni yeni bir otoritenin ortaya çıkacağı ülkede genel seçimler düzenlemeye davet edeceğini söyledi.

İşte Korgeneral Yaser el-Atta’nın Şarku’l Avsat’a verdiği röportajın tamamı;

Ordu tüm eyaletleri kontrol ediyor

FOTO: Sudan’ın başkentinde çıkan çatışmalar nedeniyle gökyüzünü duman kapladı (AFP)
Sudan’ın başkentinde çıkan çatışmalar nedeniyle gökyüzünü duman kapladı (AFP)

-Sahadaki durum hala belirsiz ve çelişkili bilgiler mevcut. Ordunun şu andaki pozisyonu nedir? Araziyi ne ölçüde kontrol ediyorsunuz?

Ordu, ‘yeteneklerinin çoğunu kaybetmiş ve şu anda bazı suç eylemleri gerçekleştiren bazı isyancı noktalar dışında’ tüm eyaletler üzerinde tam kontrole sahip. Çelişkili bilgiler, yasadışı para ve rüşvetle büyüyen isyancıların yalancı medyasının bir sonucudur. Onların ahlakları bozuldu ve düzenbazlık, onların yaşam tarzı haline geldi.

Başkentte ise, tüm ana üsleri teslim alındı ve imha edildi. Araçlarını Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresi, radyo ve televizyon istasyonlarına ve vatandaşların evlerinin bulunduğu mahallelere konuşlandırdılar. Ayrıca hastanelere, okullara ve yoğun nüfuslu mahallelere de yayıldılar. Zaman zaman, tarama faaliyeti yürüten güçleri durdurmak veya medyanın dikkatini çekmek ve liderliğe saldırmaya teşebbüs ederek ve bazı ordu kamplarını topçu bombardımanıyla hedef alarak moral yükseltmek için umutsuz girişimlerde bulunuyorlar. Ancak eylemlerinin çoğu şu anda devlet kurumlarını ve fabrikaları yağmalamaya ve tahrip etmeye, bankaları, mağazaları ve vatandaşların evlerini yağmalamaya, eczanelerden ilaçları, hastanelerden ekipmanları yağmalamaya ve vatandaşlar için temin edilen yeni araçlara el koymaya odaklanıyor.

-Yani bunlar vur-kaç savaşları mı? Aynı şekilde bazı ordu liderlerinin bahsettiği gibi kısa sürede zafere ulaşmak zor mu?

Bahsettiğim nedenlerle Genel Komutanlık, vatandaşların kayıp vermemesi ve devletin altyapısının zarar görmemesi için ortaya koyulan yeni planlarla onları yok etmeye çalışıyor. Şu anda bu, mükemmel bir şekilde uygulanıyor.

‘Savaşların anası’ Burhan tarafından yönetiliyor

-Genel Komutanlık, Hartum Havalimanı, saray ve stratejik bölgelerde çatışmalar devam ediyor mu?

Genel Komutanlık ve Hartum Havalimanı’ndan uzaklaştırıldılar, ama bu bölgelerde uzun mesafelerden toplarla savaşıyorlar. Varlıklarının yoğunluğu, aslında güçlerimizle birlikte bu bölgelerin çevresinde devam eden savaş operasyonlarından önceydi. Son zamanlarda Hartum dışından cumhurbaşkanının evinin yanındaki havaalanı mahallesinde ve Genel Komutanlık civarında bulunan üç tabur olduğu tahmin edilen büyük kuvvetler, Harekât Otoritesi karargahında üç tabur ve ‘devrik lider Ömer el-Beşir dönemindeki iktidar partisinin genel merkezinde ve havalimanının hemen güneyinde bitişik olan iki yerde üç tabur çağırdılar. Doğrudan sarayın doğusuna ek kuvvetler konuşlandırdılar. Tüm bu güçler tamamen yok edildi. Ayrıca karargâhlarından doğrudan Genel Komutanlığa bakan 3 tabur getirdiler. Bütün bu kuvvetler, ‘savaşların anası’ dediğimiz ve bizzat Başkomutan Burhan tarafından yönetilen Genel Komutanlığın savaşlarında etkisiz hale getirildi. Onları kuşatma altına aldığımız saray savaşı kaldı. Tamamen yok edilecekler.

-Bazıları, her iki tarafın da zaferlerini sadece bir moral artışı olarak mı tanımlıyor?

Kendileriyle yan yana çalışan güçlerimize ihanet ettikleri için hiçbir savaşı kazanamadılar. Liderliklerinin akıl dışı hırsları onları bu yangına götürdü. Hamideti’ye ‘prens’ derlerdi. Ona ‘Sudan hükümdarı Prens Ebu Hamdan’ ve kardeşi Abdurrahim’e de ‘veliaht prens’ diye seslenirlerdi.

-Savaşların yakın bir sonu olmasını bekliyor musunuz?

Allah’ın izniyle, bu iyi ve doğru insanların duaları, iradeleri ve silahlı kuvvetlerimizin sağlamlığı ile çok yakında Daklu sülalesinin güçsüz oyunu sona erecek, Bu Moğol akını yenilecektir.

Suudi Arabistan- ABD girişimi

-Sudan’da çözüm için Suudi Arabistan- ABD çabaları mevcut. Bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Tüm takdir ve saygıları hak eden kardeş Suudi Arabistan Krallığı’na ve ayrıca meselemize gösterdiği ilgiden dolayı ABD’ye teşekkür ediyorum. Ancak diyalogdaki amacımız, yalnızca isyancı güçleri başkentten çıkarmak, askerlik şartlarını taşıyanlar için silahlı kuvvetler birliklerine katılmaları hususunda bir kamp belirlemek ve geri kalanların yaşama rehabilite edilmek üzere Terhis Komisyonu’na teslim edilmesidir. Hızlı Destek’in üst düzey liderlerinin de ülkeye ve vatandaşlara karşı işledikleri suçlardan dolayı yargılanması son derece önemlidir. Bu noktaların dışında herhangi bir diyalog, savaşın başka bir zamana ertelenmesiyle ilgilidir.

-Savaşı sona erdirmek için uluslararası bir plan olsaydı yanıt verir miydiniz?

Ne olursa olsun kimse planlarını üzerimize empoze etmeyecek.

-Çatışmalardan dolayı insanların hayatı kesintiye uğruyor. İnsani bir felaket korkusuyla nasıl mücadele edilebilir?

En büyük insani felaket, bu milislerin Sudan’daki varlığıdır. Kaçakçılık, yağma ve rüşvetle sosyal hayat, servet, ahlâk ve iktisadî hayat, siyasî hayat ve askerlik müessesesi alt üst edilmiştir. Bu salgının ve kanserin Sudan milletinin vücudundan silinmesi, milletin en büyük zaferi, Darfur’da, Hartum’da ve tüm devletlerdeki şehitlerin kanının uğruna kazanılan en büyük zaferdir. Asıl felaket, Daklu ailesinin Sudan haritasındaki varlığıdır.

İç savaş korkuları

-Kırılgan ekonomik koşulların yanı sıra, çok sayıda ordunun varlığı ve güvenlik ihlalleri ortasında savaşın bir iç savaşa dönüşmesinden endişe ediliyor mu? Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hayır. Bu çatışmalar, bir iç savaşa yol açmayacak. Çünkü Sudan ordusu, Sudan’ın tüm kabilelerini içerir. Liderliğinde tümgeneral rütbesine sahip olanlar vardır: Üçü Kordofan’dan, üçü doğudan, üçü kuzeyden, ikisi Darfur’dan ve biri merkez bölgeden. Bir diğer husus da ordunun, er-Rizaygat oğulları ile bir sorunu yoktur. Çünkü onlar da diğer Sudanlı aşiretler gibi baş tacıdır. Hızlı Destek Kuvvetleri’ndeki gençlerle bir sorunumuz yok. Bizim sorunumuz Daklu sülalesi çetesi ve bu gençleri sadece kişisel çıkarları için savaşa sokan bazı suç liderleriyle. Yani Allah’ın izniyle bu yönde bir iç savaş asla olmayacak.

-Bölgesel ve uluslararası tarafların savaşa girme yönünde korkular var mı?

Biz konunun hassasiyetini bildiğimiz için hiçbir kardeş ülkeden savaşta bize destek vermesini istemedik. Ama kuvvetlerimiz arasında Wagner’den öldürülmüş keskin nişancı var. Kardeş ülkelerin isyancı milislere yardım isteme girişimleri olduğuna dair bize gelen, doğruluğunu teyit edemediğimiz bilgiler var. Ek olarak Hamideti’nin kuvvetleri arasında Çad, Nijer, Mali ve diğerlerinden paralı askerler var.

Sudan’daki Wagner milisleri

-Rus Wagner ordusunun komutanı yardım teklif etti. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Minnettarız. Biz, onun yardımını istemiyoruz. Biz sadece ülkelerle ve tanınmış uluslararası, bölgesel ve insani yardım kuruluşlarıyla muhatap oluyoruz. Rusya devleti yardım etmek istiyorsa, memnuniyetle karşılanır.

-Wagner ordusu hala Sudan’da mı? Özellikle de altının üretildiği Darfur’daki Cebel Amer’de Wagner gücü var mı?

Tüm dünya onların nerede olduğunu biliyor. Sudan’da, Libya ya da Orta Afrika sınırlarında Hamideti için altın madenciliği yapan şirketlerin olduğu her yerde Wagner unsurları da var.

Sudan altını kaçakçılığı

-Sizce Sudan altını yurt dışına kaçırılıyor mu ve boyutu nedir?

Evet. Sudan altını yıllardır yurtdışına kaçırılıyor ve kaçak üretim hacmi çok büyük. Elimdeki bilgiler Hamideti’nin Rusya’da 53 ton, başka bir kardeş ülkede 22 ton ve birkaç ülkede de birkaç ton olarak tahmin edilen stokları olduğunu gösteriyor. Onlarca ton ise Sudan’da saklı.

-Sayıları 100 bine ulaşana kadar Hızlı Destek Kuvvetleri’nin serbestçe genişlemesine, silahlanmasına ve ordu yasasını çiğneyerek istedikleri kişiyi göreve almasında izin verenin ordu komutanı olduğuna dair suçlamalar var. Değerlendirmeniz nedir?

Önceki rejimin günlerinden bu yana zaten çok sayıdalar, bol miktarda silahlanmış durumdalar ve özellikle son günlerde onu korumak için başkentte ve eyaletlerde genişlemişlerdir. Ordu komutanı son asker alımını durdurdu ve onlara askeri numara vermeyi reddetti. Buna rağmen, şu anda savaş tarafından önleri kesilen 36 binden fazla asker topladılar. Devrim sırasında kuvvetlerine çağrı yapıldı. Okullara ve hükümet merkezlerine girdiler. Asıl yerlerine dönene kadar onlara başka kamplar vermek gerekiyordu. Ancak ihanet niyeti taşıyorlardı. Bu yüzden geri dönmeyi reddettiler. Ordu komutanı her zaman çatışmadan kaçındı ve onları siyasi baskıyla entegre etme eğilimindeydi. Ancak politikacılar, deneyim yetersizlikleri ve geçici taktikleri nedeniyle onlarla ittifak kurdular. Geleceğe ve stratejilerine bakmadılar. Çünkü ne olursa olsun tek endişeleri iktidar koltuğuna ulaşmaktı. Başka bir şey değil. Bu çerçevede ordu komutanı devrime karşı çıktı. Hızlı Destek milislerinin lideri, devrimin ve demokrasinin koruyucusu oldu. Komünist Parti’nin onlara ‘Yumuşak İniş Kuvvetleri’ derken haklı olduğunu şahsen kabul ediyorum. Allah’ın izniyle isyanı yok edeceğiz, sonra da devletin milli güvenliğini bozmayan demokrasiyle orduda olduğumuzu net ve yüksek sesle söyleyeceğiz. Büyük Sudan halkının devriminin ve tercihinin yanındayız. Ancak politikacılar, bilsinler ki devletimiz eğlence için bir oyun değil.

-Bu kadar büyük miktarda birlik ve teçhizatı kim finanse ediyor?

Federal Maliye Bakanlığı. Daklu sülalesinin şirketlerini finanse etmek için Yemen’de savaşan güçlerin maaşlarından kesinti yapılıyor.

Hamideti olarak bilinen Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Muhammed Hamdan Daklu (AP)
Hamideti olarak bilinen Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Muhammed Hamdan Daklu (AP)

Hamideti yalan söylüyor

-Hamideti, ordunun Rusya’dan MiG-29 uçakları getirmesine yardım ettiğinden bahsetmişti. Bu doğru mu?

Son uçak 2007’den önce Rusya’dan geldi. O zamanlar Hamideti, Sınır Muhafız Kuvvetleri’nde istisnai bir rütbeye sahip bir astsubaydı. O ve kardeşi Abdurrahim, doğaları gereği yalan söylerler ve yalanlarına inanırlar.

-Peki ya Hafter? Etiyopya da kapıda.

Hafter’e Hamideti’ye destek vermesi için baskı yapıldığına dair çelişkili bilgiler aldık. Ancak son zamanlarda, bunu yapmayı bıraktığını öğrendik. Bunu kardeş ve aziz bir ülkeden canı gönülden temenni ediyoruz. Ancak Etiyopya’ya gelince, Başbakan Abiy Ahmed’e sınır sorunlarının ancak diyalog yoluyla çözülebileceğine dair cesur duruşundan dolayı teşekkür ediyoruz. O, büyük bir Afrika medeniyetinden ve Etiyopya halklarının medeniyetinden gelen ahlaklı bir şahsiyettir. Selam ve takdir onunla olsun.

Volcer’ın rolü olumsuz

BM’nin Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Başkanı Volker Peretz (Reuters)
BM’nin Sudan'daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) Başkanı Volker Peretz (Reuters)

-Bazılarının dedikleri gibi Volker Peretz’in rolünün yıkıcı olduğunu düşünüyor musunuz?

Bu rol, yıkıcı değil. Yardım etmek istiyor, ancak diğeri olmadan tek bir siyasi akımın etkisi altına girdi. Bu yüzden asla başarılı olamayacak.

-Rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rolü çok olumsuz. Çünkü sorunu çözmesine olanak tanımayacak sınırlı bir yönde yürümesine neden olan bir etki çemberinde. Biz de onun fikrini güvenli bir yere götüremeyeceğiz. Onun yerine tarafsız ve herkese açık başka bir elçi görevlendirmek daha iyi olur.

-Hızlı Destek Kuvvetleri lideri, savaşının orduyla değil, ordu içindeki eski rejimin unsurlarıyla olduğunu mu söylüyor?

Savaşı kendi kendisiyle. Çünkü iktidardaki eski rejimin tek destekçisi odur. Eski rejim, kendisini ​​korumak için kurulmuştu, daha doğrusu Devlet Başkanı Beşir’i, kardeşlerini ve ofisinin müdürünü korumak içindi. Beşir, ordusunu ve mali imparatorluğunu kendisi için kuran ve onu Ulusal Kongre’nin Şura Konseyi’ne getiren kişidir. Şu anda güvenlik komitesinin askeri parçası olan tek kişi o. O biliyor ve tüm ordu biliyor. Aynı şekilde eski rejimin mensupları da mevcut. Onlara şunu soralım; Burhan, Kabaşi ve Yaser el-Atta, eski rejim örgütünün üyesi midir, yoksa eski rejim örgütünün içinde olan Hamideti midir?

-Orduya ne kadar nüfuz ettiklerini düşünüyorsunuz?

Ordu devrim safına geçer geçmez, önde gelen üyeler azledildi. Ardından Korgeneral Haşim Abdülmuttalib’in grubu azledildi ve daha sonra çoğu örgüt mensubu, güvenlik ve polis teşkilatında bulunan başka bir grup, emekliye sevk edildi. Ancak ironi şu ki, 305’ten fazlası Hamideti tarafından subay ve danışman olarak kendi kuvvetlerine alındı. Yetkilendirmeyi Kaldırma Komitesi oluşturulurken, kuruluşun birtakım unsurları Dışişleri Bakanlığı, yargı ve diğer bazı kurumlara havale edildi. Bu noktada da Hamideti, bir kısmını şirketlerine danışman olarak atadı. Özgürlük ve Değişim Merkez Konseyi’ne katılmazsam, bu benim Kizan olduğum anlamına mı gelir? (Sudan’daki Müslüman Kardeşler’e verilen bir ifade). Ardından Komünist Parti, Özgürlük ve Değişim Merkez Konseyi’nden ayrıldı ve hükümetlerine muhalif faaliyetler yürütmeye karar verdi. Peki onlar, Kizan mı? Bu, Hamideti’nin siyasal İslamcılara karşı duran kardeş ülkeler için kullandığı bir korkuluk ve Özgürlük ve Değişim’in kendileriyle aynı fikirde olmayanları terörize etmek için kullandığı bir korkuluk. Gerçek şu ki, tamamen bağımsız silahlı kuvvetlerimiz var.

-Çerçeve anlaşmaya geri dönüş bekliyor musunuz?

Çerçeve anlaşması, başkalarını dışlamak, onları kontrol etmek ve gücü tekelleştirmek için Merkez Konseyi’nin hizmetine girdi. Savaştan sonra Allah’ın izniyle Merkez Konseyi’ni, Demokratik Blok’u, Komünist Parti’yi, Sosyalist ve Halkçı Arap Baas Partisi’ni, İttihatçıları ve önceki anlaşma sahiplerini istişare etmeye davet edeceğiz. Dışlama olmaksızın, vatanı ve güvenliğini manipüle etmeden anlaşma sağlanırsa memnuniyetle karşılanır. Aksi taktirde iki yıllık bir süre için yetenekli bir bekçi hükümeti atarız. Ülkedeki genel seçimleri yönetmek ve organize etmek için BM, AfB, İGAD ve Arap Birliği’nden oluşan ortak bir dörtlü misyon talep edeceğiz.

-Hızlı Destek Kuvvetleri’ni isyancı bir güç olarak nitelendirdiniz. Ancak lideri hâlâ Egemenlik Konseyi’nin başkan yardımcısı statüsünü elinde tutuyor. Siz (belki de) aranızdaki tüm bağları koparmak istemiyor musunuz?

Bu, büyük bir hata. Askerî harekât nedeniyle Egemenlik Konseyi üyelerinin bir arada bulunmaları mümkün olmadığı için Konsey Başkan Yardımcılığı unvanını kendisinden geri çekmedik. Ancak ilk toplantıda hakkında vatana ihanet, devlet güvenliğini tehdit, isyan, cinayet, yağma, terör estirme, devlet altyapısını tahrip, güven ve şerefi zedeleme suçlarından şikayetçi olunacak. Daha sonra Egemenlik Konseyi üyeliğinden çıkarılacak, askeri rütbesi düşürülecek ve tutuklanmasının ardından yargı önüne çıkarılacak.

-Son olarak, tahminlerinize göre bu savaş ne kadar sürecek?

Öncelikle yiğit ordumuzun evlatlarına ve yüce sivil halkımıza karşı ihanet suçunun şehitlerine cennet ve sonsuzluk, tüm yaralılara acil şifalar diliyorum. Değerli halkımıza şunu söylüyorum; İsyancı milisleri yok etmeye çok az kaldı, Allah’ın izniyle çok az kaldı. Halkımız için korkumuz olmasaydı, size sadece bir gün kaldığını söylerdim.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.