Mısır’ın gündeminde Nahda Barajı konusunda BMGK’ya başvurmak var

Şukri, başvuru ihtimalinin barajın dördüncü doldurma aşamasının yanı sıra diğer birçok başlıkla da ilgili olduğunu vurguladı.

Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı gerilime neden oluyor. (Etiyopya Su ve Enerji Bakanlığı)
Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı gerilime neden oluyor. (Etiyopya Su ve Enerji Bakanlığı)
TT

Mısır’ın gündeminde Nahda Barajı konusunda BMGK’ya başvurmak var

Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı gerilime neden oluyor. (Etiyopya Su ve Enerji Bakanlığı)
Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı gerilime neden oluyor. (Etiyopya Su ve Enerji Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, ülkesinin ilerleyen süreçte Etiyopya’nın Nahda Barajı konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) başvurabileceğini duyurdu. Başvurunun, tahminlere ve duruma ilişkin gelişmelere ve gelecekteki çıkarlar konusunda yapılacak hesaplara bağlı olduğunu vurguladı.

Şukri salı akşamı MBC Mısır televizyonuna, Nahda Barajı konusunda yeniden BMGK’ya başvurulmaması yönündeki açıklamaları hakkında konuşan Şukri “Şu an Mısır’ın Güvenlik Konseyi’ne başvurmamaya karar verdiği bir zamandayız. Ancak başka bir aşamada veya farklı koşullarda başvurmamız mümkün” ifadelerini kullandı. Durumun geniş bir çerçevede ele alındığını belirten Bakan, açıklamalarının Etiyopya’nın barajın dördüncü dolumunu tamamlama niyetiyle bağlantılı olduğunu vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanı geçen hafta yaptığı açıklamalarda, Etiyopya’nın uzlaşmazlığının Nahda Barajı konusunda bir anlaşmaya varılmasını engellediğini ancak Mısır liderliği ve kurumlarının konuyla başa çıkma yeteneğine sahip olduğunu, Mısır vatandaşını ve Mısır su güvenliğini korumak için önlemler aldıklarını belirtti. Ayrıca Mısır’ın ‘bu aşamada bu dosyayı müzakere etmek için bir daha Güvenlik Konseyi'ne başvurmayacağını’ kaydetti.

Ancak Şukri salı günkü açıklamasında ‘bazı kişilerin Mısır’ın bu araçlardan vazgeçtiğine yönelik önceki açıklamasını yanlış yorumladığını’ yineledi. Açıklama hakkında “Bu, barajın dördüncü dolumuyla ilgiliydi. O zamanki yanıt, bu kuruma başvurulmayacağı yönündeydi. Ancak bu durum, diğer şartlara ve değerlendirmelere göre tekrar başvuru yapılmasını engellemez” dedi.

Mısır, Temmuz 2020’de BMGK’ya başvurdu. Konsey tarafları dinledi ancak toplantı somut bir ilerleme sağlanamadan sona erdi. Konsey, Mısır, Etiyopya ve Sudan’ı makul bir süre içerisinde, Nahda Barajı’nın doldurulması ve işletilmesi ile ilgili olarak taraflar açısından kabul edilebilir ve bağlayıcı bir anlaşmaya varmak amacıyla, Afrika Birliği Başkanı’nın daveti üzerine müzakereleri yeniden başlatmaya çağırdı.

Şukri ise açıklamasında Etiyopya’nın ‘Baraj konusunda bir anlaşmaya varmak için siyasi irade göstermeyerek daima zaman kazanmayı amaçladığını’ vurguladı. Addis Ababa’nın ‘zaman kazanmak için Sudan çatışmasına ihtiyacı olmadığını’ belirterek, ‘en iyisinin iki meseleyi ayrı tutmak olduğunu’ belirtti.

Şukri, bazı kişilerin devam eden Sudan krizi ve savaşında Etiyopya’nın en büyük kazanan olduğunu, Mısır’ın ise en büyük kaybeden olduğu yönündeki konuşmalarına ilişkin değerlendirmesinde Bu bağlamda “Tüm komşu ülkeler istikrarsızlıktan ve bunun neden olduğu yansımalardan etkileniyor” ifadelerini kullandı. Ayrıca, ‘herhangi bir çatışma ve bunun sonuçlarının, özellikle de durum askeri bir çatışmaya dönüştüğünde devlet kurumlarının çökmesi ihtimalinin tüm komşu ülkeleri tehlikeye attığını’ vurguladı.

Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında 2015 yılında imzalanan, diyalog ve müzakerenin üç ülke arasında barajla ilgili tüm sorunları çözecek araçlar olmasını şart koşan İlkeler Bildirgesi Anlaşması’na rağmen, 10 yılı aşkın bir süredir birbirini izleyen müzakere turları, barajda su depolama mekanizması ve işletim mekanizması konusunda bir anlaşmaya varamadı. Üç ülke arasındaki son müzakere turu Ocak 2021’de yapıldı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Bakan Şukri “Mısır baskı fikrinden uzaklaşıyor” diyerek ülkesinin amacını şu sözlerle açıkladı:

“Amaç, karşı tarafı kendi çıkarlarını ve başkalarının çıkarlarını korumaya teşvik etmek ve kendisinin baskı altında kalmasını önlemektir. Etiyopya’daki kardeşlerimizin de Mısır’ın konumunu, ihtiyaçlarını ve Mısır’ın su güvenliğini koruma ihtiyacını takdir edeceklerini umuyoruz. Bunun yanı sıra genel olarak güvenliği koruyor ve istikrarı sağlıyoruz zira istikrar olmazsa hepimiz etkileniriz. Herkesin iyiliği için ortak çıkarlara ulaşmak üzer baskı fikrinden kutuplaşma fikrine geçiyoruz.”.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi bir süre önce, Mısır’ın ‘herhangi bir su sıkıntısına katlanmayacağını’ belirtmiş ve ardından Dışişleri Bakanı Samih Şukri, ‘Nahda Barajı sorununu halletmek için tüm seçeneklerin mevcut olduğunu’ açıklamıştı.

Yapılan açıklamalar Arap su güvenliğine ilişkin maddenin ve bunun Nahda Barajı konusuyla bağlantısının, Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde düzenlenecek Arap zirvesinin gündeminde yer almasının beklendiği yönünde.



Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
TT

Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut artık sakinlerinin güvenlik arayışıyla sığındığı bir başkent olmaktan çıktı; kısa sürede korku ve endişenin hâkim olduğu bir şehre dönüştü. Dün düzenlenen ve farklı bölgeleri hedef alarak yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan İsrail saldırısı, kent sakinlerini yeni ve ağır bir gerçekle karşı karşıya bıraktı. Şehirde kalmak artık doğal bir seçenek değil, risklerle dolu bir tercih olarak görülüyor. Kentten ayrılma imkânı olanlarla kalmak zorunda olanlar arasındaki fark giderek belirginleşirken, Beyrut’un güvenliğini adım adım kaybettiği bir tablo ortaya çıkıyor. Gücü yetenler ise daha istikrarlı bir sığınak arayışıyla Beyrut’tan ayrılmaya başlıyor.

Korkunun gölgesinde göç

Beyrut’u hedef alan bombardımanın ardından çok sayıda kişi kenti terk etme kararı aldı. Özellikle hedef alınan bölgelerin büyük ölçüde varlıklı kesimlerin yaşadığı yerler olması nedeniyle, bu kişiler Beyrut dışındaki yazlık evlere veya tatil konutlarına geçebildi. Ancak herkesin şehirden ayrılma imkânı bulunmuyor. Alternatif seçenekleri olmayanlar için kriz daha ağır hissediliyor. Özellikle Beyrut’a sığınan, burada ev kiralayan ya da geçici barınma merkezlerinde yaşayan yerinden edilmiş kişiler açısından durum daha da zorlaştı. Bu kesim için artık kaderine razı olmaktan başka bir seçenek kalmadığı ifade ediliyor.

‘Önce aile güvenliği’

Bu tablo, birçok ailenin kararlarını doğrudan etkiledi. Beyrut sakinlerinden Muhammed es-Seyyid, “Savaşın başından bu yana çeşitli nedenlerle evimde kalmaya özen gösteriyordum; en önemlisi de yokluğumuzda eve yabancıların girmesinden endişe etmemdi. Ancak bugün yaşananlarla birlikte Beyrut artık bizim için güvenli değil. Önceliğim ailemin güvenliği” dedi. Kuzeye taşınma kararı aldığını belirten es-Seyyid, “Bu nedenle gelişmelerin nasıl sonuçlanacağını görmek üzere kuzeyde sahip olduğum eve geçme kararı aldım” ifadesini kullandı.

Dün yaşanan korku ve panik anlarını yeniden yaşamak istemediklerini dile getiren es-Seyyid, “Durum kontrolden çıktı, elimizden bir şey gelmiyor; hayatta kalabilmek için tek çare ayrılmak” dedi. Güvenlik durumunun geçmiş dönemlerden farklı olduğuna dikkat çeken es-Seyyid, “Beyrut’taki güvenlik durumu tüm dönemlerden farklı. 1982’deki İsrail işgali sırasında bile başkent bugünkü gibi hedef alınmamıştı” değerlendirmesinde bulundu.

fvdb
Beyrut’un Ayn el-Mureyse bölgesinde saldırıya uğrayan bölgelerden birinde çalışan sivil savunma ekipleri, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut dışında evi bulunmayan kent sakinlerinden Mahir ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Evimiz, dün bir binanın hedef alındığı Tel el-Hayyat’a yakın Verdun bölgesinde. Eşim ve üç çocuğumla birlikte unutulmaz korku anları yaşadık. Bunun üzerine, Beyrut’un doğusundaki Cuniye bölgesindeki akrabamın yanına geçtim. Buranın daha güvenli olmasını umuyoruz, ancak artık hiçbir yerin güvenli olmadığına dair kesin bir kanaat oluşmuş durumda.”

Yaşananların nedenine ilişkin değerlendirmede bulunan Mahir, “Gelinen noktada Hizbullah unsurlarının siviller arasında saklanmasının etkisi var; bunun sonuçlarını dikkate almıyorlar” ifadelerini kullandı. Güvenlik kaygılarının giderek arttığını vurgulayan Mahir, “İnsan artık kendi evinde ve şehrinde güvende hissetmiyor; çünkü aynı binada kimin yaşadığını bilmiyor… Tüm denetim çabalarına rağmen sahte kimliklerin kullanılması, durumu kontrol edilemez hale getiriyor” şeklinde konuştu.

Kırmızı çizgilerin çöküşü

Askeri uzman Riyad Kehuci, saha gözlemlerine dayanan değerlendirmesinde, “Kırmızı çizgiler ortadan kalktı; artık Beyrut’ta da başka yerlerde de güvenli hiçbir alan yok… Daha önce çeşitli kanallar aracılığıyla Lübnan yetkililerine, İsrail ordusunun Hizbullah unsurlarını ve liderlerini her yerde, bulundukları tüm Lübnan bölgelerinde takip edip hedef alacağını ilettim” ifadelerini kullandı. Dün yaşanan kanlı olayların her an tekrar edebileceği konusunda uyarıda bulunan Kehuci, “Tek kırmızı çizgiler Amerikalılar tarafından belirlenenler; yani Lübnan devletinin altyapısına yönelik saldırılardan kaçınılması” dedi.

ds
Beyrut’ta hedef alınan bir binanın enkazı altında kurbanları arama çalışmaları devam ediyor, 8 Nisan 2026. (AP)

Bu duruma yönelik açık bir tehdit ve işaret olarak, İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün düzenlenen 100 hava saldırısının ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Hizbullah, Dahiye’deki terör üslerini terk etti ve kuzey Beyrut ile kentin karışık bölgelerine yöneldi.” Adraee, örgüte yönelik uyarısını şöyle sürdürdü: “Sizin için güvenli bir yer yok. İsrail ordusu, nerede olursanız olun sizi takip etmeye ve büyük bir güçle karşılık vermeye devam edecek.”

Lübnan Ketaib Partisi’nden tepki

Buna karşılık, Lübnan’da yerleşim alanlarının savaş alanı olarak kullanılmasına karşı tepkiler yükseliyor. Lübnan Ketaib Partisi’nin siyasi ofisi, bazı bölgelerin yasadışı silahlı unsurların sızması için sığınak olarak kullanılmasına izin veren güvenlik önlemlerindeki gevşekliğe ‘şiddetle tepki gösterdiğini’ açıkladı. Haftalık toplantı sonrasında yayımlanan bildiride, ‘ordu ve güvenlik güçlerinin tüm bölgelerde konuşlandırılması, denetim ve kontrollerin sıkılaştırılması, yasaklı Hizbullah milislerinin siviller arasında bulunmadığının doğrulanması’ gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca, ‘Lübnanlıların, savaşla bağlantılı güvenlik olayları zincirine ilişkin soruşturmaların sonuçları konusunda bilgilendirilmesi ve açık şekilde bilgilendirilmesi gerektiği’ vurgulandı. Devletin kamuoyuna tüm gerçekleri, hiçbir şeyi gizlemeden sunması gerektiği belirtilerek, bunun güveni artıracağı ve benzer trajedilerin tekrarlanmasını önleyeceği ifade edildi.

cdf
Sivil savunma ekipleri, saldırıya uğrayan binanın enkazı altında mahalle sakinlerini arıyor, 8 Nisan 2026. (AFP)

 


Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
TT

Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın başlamasından bu yana Lübnan'a düzenlenen ve 100'den fazla kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına yol açan eşi benzeri görülmemiş İsrail baskınlarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti.

Başbakanlık ofisi, Selam'ın bugünü "yüzlerce masum ve silahsız sivili hedef alan İsrail saldırılarında şehit düşenler ve yaralananlar için ulusal yas günü" ilan ettiğini belirten bir açıklama yayınladı. Açıklamada ayrıca, bugün hükümet dairelerinin, kamu kurumlarının ve belediyelerin kapalı olacağı ve bayrakların yarıya indirileceği duyuruldu.

Şarku'l Avsat'ın açıklamadan aktardığına göre Selam "İsrail'in ölüm makinesini durdurmak için Lübnan'ın bütün siyasi ve diplomatik kaynaklarını seferber etmek amacıyla Arap liderleri ve uluslararası yetkililerle temaslarını sürdürüyor."

İsrail'in dün Beyrut da dahil olmak üzere Lübnan'ın çeşitli bölgelerine eş zamanlı olarak düzenlediği onlarca baskın sonucunda, ilk resmi sayımlara göre en az 112 kişi öldü ve 830'dan fazla kişi yaralandı. Bu olay, Yahudi devleti ile Hizbullah arasındaki savaşın başlangıcından bu yana eşi benzeri görülmemiş bir gerilim olarak değerlendiriliyor.

İsrail, salı gecesi ile dün sabah arasında ilan edilen İran-ABD arasındaki savaşta geçerli olan ateşkes anlaşmasına Lübnan'ın dahil edilmediğini açıkladı ve ateşkes taahhüdünü teyit etti.

İsrail, Beyrut mahallelerine dün öğleden sonra eş zamanlı hava saldırılarının ardından Tallet al-Hayat bölgesindeki bir binaya saldırı düzenledi. Gece yarısından önce yapılan bir diğer saldırı ise Hizbullah'ın önemli bir kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini hedef aldı.

İsrail ordusu, 28 Şubat'ta başlayan İran'a karşı savaşa verilen isim olan Aslan Kükremesi Operasyonu'nun başlangıcından bu yana en büyük koordineli saldırısında yaklaşık 100 Hizbullah askeri tesisini ve altyapısını vurduğunu açıkladı.


Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
TT

Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)

Lübnan merkezli Hizbullah grubu bu sabahı yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmasından bu yana ilk saldırısını gerçekleştirerek kuzey İsrail'e roket fırlattığını duyurdu.

Hizbullah açıklamasında, saldırının "düşmanın ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık" geldiğini belirtti. Bu açıklama, İsrail'in dün Lübnan'a yönelik bu savaştaki en büyük saldırısını başlatması sonrasında yapıldı.

Açıklamada, "Bugün saat 02:30'da İslami Direniş savaşçıları Manara yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldı" ifadeleri yer aldı.

"Bu karşılık, İsrail-Amerikan saldırganlığının ülkemize ve halkımıza yönelik saldırıları sona erene kadar devam edecektir" denildi.