Cezayir: Ünlü iş insanı Rebrab adli kontrol altına alındı

Cezayir’de ünlü iş insanı Issad Rebrab her zaman ‘siyasetle aşırı temas’ ile suçlandı

Rebrab, 2018 yılında Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte
Rebrab, 2018 yılında Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte
TT

Cezayir: Ünlü iş insanı Rebrab adli kontrol altına alındı

Rebrab, 2018 yılında Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte
Rebrab, 2018 yılında Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte

Cezayir’in en zengin kişisi olarak tanınan ünlü iş insanı Issad Rebrab’ın, yolsuzluk davalarına bakan bir mahkemenin savcısı tarafından yurtdışındaki projeleri finanse ettiği şüphesiyle yargılandığı davada adli kontrol altında tutulmasına karar verildi. Rebrab'ın 2019 yılında ‘vergi ve gümrük ihlalleri’ davasındaki suçlaması nedeniyle birkaç ay hapis yattığı ve ardından 11 milyon dolardan fazla para cezası ödediği biliniyor.

Ekonomi gazetesi e-Bourse, Rebrab’ın başkentteki Sidi Muhammed Mali ve Ekonomik Suçlar Mahkemesi soruşturma hâkimi tarafından yargılandığı haberini doğruladı. Adli polisin kendisini mahkemede savcının huzuruna çıkarmadan önce dinlediğine, kendisinin de Cevital Grub’un yurtdışındaki şirketlerle yaptığı anlaşmalara ilişkin gerçekleri takip ettiğine dikkat çekti. 79 yaşındaki Rebrab, ülkedeki en büyük gıda yağları ve şeker üreticisi olan Cevital adı altında büyük bir şirketin sahibi. Şirket, Afrika ve Avrupa'ya büyük miktarlarda ihracat yapıyor.

(foto altı) Rebrab her zaman ‘siyasetle aşırı temas’ ile suçlandı (Şarku’l Avsat)
Rebrab her zaman ‘siyasetle aşırı temas’ ile suçlandı (Şarku’l Avsat)

Rebrab, sekiz ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırıldıktan sonra serbest bırakıldığı 2020 yılının başından bu yana zaten seyahat yasağı önlemleri altında. Resmi Cezayir Haber Ajansı’nın haberine göre Rebrab, 22 Nisan 2019'da ‘ülkeye giren ve çıkan sermaye hareketlerine ilişkin yanlış beyanlar ve kullanılmış ekipman ithalatı için faturaları şişirme’ şüphesiyle tutuklandı.

Mahkeme, hapis cezasını kendisine 1,383 milyar Cezayir dinarı (11,6 milyon ABD doları) para cezasına ve Cevital’in bir yan kuruluşu olan EvCon şirketine 2,766 milyar dinar (21 milyon ABD doları) tutarında para cezasına çevirdi. Cumhuriyet Savcılığı temsilcisi, infazla birlikte bir yıl hapis isteminde bulunmuştu.

Rebrab, eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika'ya yakın çok sayıda iş adamına yönelik tutuklama kampanyası kapsamında göz altına alınmıştı. Ancak Rebrab bu tasnife dahil edilmedi, aksine hep ‘işinin aksatılmasından’ şikâyet etti.

Rebrab Ekonomik Grubu, 18 bin çalışanı ile özel sektör kuruluşları arasında bu konuda en büyüğüdür. Gıda sanayi, elektronik ticaret, elektrikli ev aletleri, demir, cam, inşaat, otomobil ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren 26 şirketi bulunmaktadır. Rebrab'ın Cezayir'deki büyük yatırımlarının yanı sıra başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinde de yatırımları bulunuyor. Forbes dergisi, Rebrab’ın servetini 4,2 milyar dolar olarak tahmin etti ve onu Arap dünyasının en büyük ikinci ve Afrika'nın altıncı en büyük servet sahibi olarak sıraladı.

Bir yıl önce Rebrab, Fransızca yayın yapan Liberté gazetesini çıkaran medya kuruluşunu, dağıtımının ‘zararına yapıldığı’ bahanesiyle kapatma kararı aldı. Yayın kurulu, gazetenin kapatılmasının ardındaki ‘gerçek nedenleri’ anlamadıklarını belirterek, ‘yayın şirketinin devam etmesine izin verecek kadar mali kaynağa sahip olduğunu’ vurguladı. Rebrab, aynı vesileyle iş dünyasından ve kamusal yaşamdan kesin olarak çekildiğini duyurdu ve oğullarını ekonomik grubu yönetmeye atadı.

cezaayir

2015 yılında hükümet, Rebrab'ın bir gazete ve bir televizyon kanalını da içeren özel medya grubu ‘el-Haber’in sahipleriyle imzaladığı bir satın alma anlaşmasını mahkeme kararıyla iptal etti. İptal kararı, ticari faaliyetin ‘medya yasasını ihlal ettiği’ gerekçesiyle verildi. O günkü davadan, Cumhurbaşkanı Buteflika'nın grubunun, iş adamının (iktidara ulaşma arzusunu reddetmesine rağmen) kendi lehine büyük bir medya kampanyası başlatmasından endişeli olduğu ortaya çıktı.

Bu yorumun yazarlarına göre gözlemciler, Rebrab'ın kişisel düzeyde ve işinde karşılaştığı sorunları, iktidar adamları arasında endişe uyandıran ‘siyasetle aşırı temasına’ bağlıyor. 18 Nisan 2019'daki cumhurbaşkanlığı seçimi arifesi (büyük çaplı gösteriler ve protestolar nedeniyle iptal edildi) Rebrab, ‘ordunun moralini bozmak’ suçundan altı yıl hapis cezasını çarptırılan emekli asker Ali Gadiri'ye destek verdi.



Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
TT

Irak “savaşın başka bölgelere de yayılmasından” korkuyor

Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)
Dün Erbil Havaalanı yakınlarında ABD güçlerini hedef alan bir İHA saldırısının ardından yükselen duman (EPA)

Irak, dün ABD ve İsrail'in İran'a düzenlediği saldırıların yansımalarından uzak durmaya çalışarak, savaşın kendi topraklarına yayılma girişimlerine karşı uyarıda bulundu.

Bu uyarı, Bağdat'ın güneyindeki Babil vilayetindeki Curf es-Sahr'daki İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı silahlı grupları hedef alan saldırılar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) bir ABD üssünün bulunduğu Erbil Havaalanı yakınlarındaki bölgede gerçekleştirilen diğer saldırıların ardından yapıldı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, komutanlar ve güvenlik kurumlarının liderleriyle bir toplantı düzenledi. Toplantı, Curf es-Sahr ve Erbil'e yapılan saldırılara atıfla ‘Irak'ın birçok bölgesini etkileyen açık saldırganlığın sonuçları’ konusunda uyarıda bulunan bir açıklamayla sona erdi. İran'a yönelik ‘haksız saldırının’ kınandığı açıklamada, ‘Irak'ın egemenliğini, hava sahasını ve topraklarını ihlal etmek veya bunları İran'a saldırı için geçiş yolu veya fırlatma rampası olarak kullanmak, tıpkı ülkemizin topraklarının veya karasularının Irak'ı çatışmaya sürüklemek için bir gerekçe olarak kullanılması kabul edilemez olduğu gibi’ uyarısında bulunuldu.

Irak’ta İran destekli Şii milis gücü Ketaib Hizbullah, Curf es-Sahr'da iki kişinin öldüğü hava saldırısının ardından ‘ABD üslerine’ saldırı düzenleyeceklerini duyurdu.


Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
TT

Lübnan’ın savaşa dahil olmayı önlemek için yoğun temasları

Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinde İran ile dayanışma mitingine katılan Hizbullah destekçileri, 26 Ocak 2026 (AFP)

Lübnan dün, İsrail ve ABD’nin İran ile savaşa girmesini önlemek için iç ve dış temaslarını yoğunlaştırdı. Bu temaslar, Hizbullah'ın savaşa dahil olmamasını sağlamak ve Lübnan'ı tarafsızlaştırmak için etkili ülkeler ve yerel partileri de kapsıyordu.

Temaslar, halkın savaş korkusuyla benzin istasyonlarına ve süpermarketlere akın etmesi ve Beyrut Havaalanı’ndan uçuşların iptal edilmesi üzerine gerçekleşti.

ABD yönetimi, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa aracılığıyla Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a bir mesaj gönderdi. Mesajda, Lübnan tarafının düşmanca bir eylemde bulunmaması koşuluyla İsrail'in Lübnan ile gerilimi tırmandırma niyetinde olmadığı teyit edildi.

Hizbullah ise İran'a yönelik saldırıları kınadı ve savaşa askeri müdahale yapmayacağını açıklayarak İran ile dayanışma içinde olduğunu belirtti.


İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

İsrail, Washington ve Paris’e Lübnan ordusunu desteklemeye itirazı olmadığını bildirdi

İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)
İki İsrail askeri bir insansız hava aracı fırlatıyor. (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail ordusunun, Kasım 2024’te imzalanan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde, ateşkesin uygulanmasını denetlemekle görevli Mekanizma Komitesi’nin rolü tartışma konusu oldu. Söz konusu gelişmeler, Paris’in 5 Mart’ta Lübnan ordusuna destek amacıyla bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlandığı süreçte yaşanıyor.

Tel Aviv’deki askeri kaynaklara göre, Lübnan ordusunun ülkenin güneyindeki faaliyetlerine ilişkin genel olarak olumlu bir değerlendirme bulunuyor. Ancak aynı kaynaklar, ordunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tek başına uygulayamayacağı görüşünü de dile getiriyor. Bu çerçevede, ordunun hem kapasite eksikliği yaşadığı hem de siyasi çekişmelerin ortasında hareket etmek zorunda kaldığı, ayrıca bünyesinde Hizbullah’a sempati duyan unsurlar bulunduğu ve bu nedenle örgüte karşı yeterince kararlı davranmadığı iddia ediliyor.

Buna karşın İsrail hükümetinin, Lübnan ordusunun mali, lojistik ve askerî açıdan güçlendirilmesine yönelik Amerikan ve Avrupa girişimlerini desteklediği belirtiliyor. Konuya vakıf bir siyasi yetkili, Binyamin Netanyahu hükümetinin Washington ve Paris’e, Fransa’nın başkentinde yakında düzenlenecek olan Lübnan ordusuna destek konferansını desteklediğini bildirdiğini aktardı.

Mekanizma Komitesi ve güvenlik gelişmeleri

Bu gelişmeler, ABD’nin öncülük ettiği ve Fransa ile Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) de yer aldığı Mekanizma Komitesi’nin son toplantısından iki gün sonra yaşandı. Komite, tarafların ateşkese ve buna eşlik eden düzenlemelere bağlı kalmasını sağlamakla görevli bulunuyor.

Aralık 2025’te Lübnan, komitede askeri temsilcilerin yanı sıra sivil Lübnanlı üyelerin de yer almasını kabul ederek İsrail ile müzakerelere katılımın önünü açtı. Başbakan Nevvaf Selam da komitenin, Hizbullah’ın Güney Lübnan’daki silahsızlandırma sürecini denetlemesine açık olduklarını ifade etti. 3 Aralık 2025’te Lübnan ile İsrail arasında doğrudan bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmeye, Lübnan’ın Washington eski Büyükelçisi Simon Karam, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Dış Politika Direktörü Yuri Resnik ve ABD’li temsilci Morgan Ortagus katıldı.

Tel Aviv’deki kaynaklara göre, toplantıda ele alınan en önemli başlıklardan biri sınır bölgesinde ekonomik iş birliği oldu. Ancak bu hedeflerin, İsrail’in günlük bombardımanlarıyla nasıl bağdaştırılacağı sorusu gündemdeki yerini koruyor. Hizbullah’ın ise bir yıl üç aydır İsrail saldırılarına yanıt vermekten özellikle kaçındığı, böylece savaşın yeniden başlamasına gerekçe sunmamayı amaçladığı belirtiliyor. Buna karşılık İsrail tarafı, örgütün olası bir İran savaşı durumunda kullanmak üzere askeri kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını öne sürerek saldırılarını sürdürmekte kararlı görünüyor.

 İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)İsrail Hava Kuvvetleri, Mavi Bayrak tatbikatları sırasında (Arşiv – İsrail ordusu)

Saldırıların sürmesiyle birlikte, operasyonların sahadaki Hizbullah mensuplarını ve saha komutanlarını fiilen hedef aldığı görülüyor. Nitekim örgüt, hayatını kaybeden isimler için taziye ilanları ve cenaze törenlerine katılım çağrıları yayımlayarak İsrail’in iddialarını dolaylı biçimde doğruluyor. Öte yandan, ABD’nin de bu saldırılara onay verdiği değerlendiriliyor. Washington’dan ne kamuoyu önünde ne de diplomatik kanallarda ciddi bir itiraz gelmiş değil.

Hizbullah’ın atılımları

Anlaşmaya göre, ateşkes ihlali teşkil eden her durumun izleme komitesi tarafından ele alınması gerekiyor. İsrail ise söz konusu saldırıların ihlal olmadığını, Lübnan ordusunun yapması gereken müdahaleleri yerine getirmemesi üzerine bu adımları kendisinin attığını savunuyor. Buna karşılık Lübnan, her bombardımanı anlaşmanın ihlali olarak değerlendirerek şikâyette bulunuyor. Ateşkesin ilk döneminde ABD’nin, yapılan şikâyetleri görüşmek üzere komiteyi toplantıya çağırdığı belirtiliyor. Ancak bugün komitenin daha seyrek toplandığı ve başvuruların yalnızca bir kısmının gündeme alındığı ifade ediliyor. Washington’un İsrail ile görüş ayrılığı yaşadığı durumlarda dahi, bunun çoğu zaman kınama ya da yaptırım içermeyen kısa notlarla geçiştirildiği kaydediliyor.

İsrail basınına yansıyan bilgilere göre ise ülkenin güvenlik birimleri, Hizbullah’a yönelik istihbarat sızmalarını sürdürerek örgüt mensuplarına ulaşmayı ve suikastlar düzenlemeyi başarıyor. Bu stratejiyle Hizbullah üzerindeki baskının artırılması, örgütün ateşkese bağlı kalmaya devam etmesi ve askeri kapasitesini yeniden inşa edememesi hedefleniyor. Beyrut’ta Güney Lübnan’ın Hizbullah’a ait mevzilerden, üslerden ve silahlardan arındırılması tartışılırken, İsrail tarafı örgütün askeri faaliyetlerinin Bekaa Vadisi’nde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve Suriye sınırı boyunca da tasfiye edilmesi gerektiğini savunuyor.