Libya’daki İstikrar Hükümeti, savaşın fitili ateşlemeye karşı uyarıda bulundu

Ulusal Birlik Hükümeti güçleri, şiddet eylemlerinin yaşandığı Zaviye şehrindeki varlıklarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. (AFP)
Ulusal Birlik Hükümeti güçleri, şiddet eylemlerinin yaşandığı Zaviye şehrindeki varlıklarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. (AFP)
TT

Libya’daki İstikrar Hükümeti, savaşın fitili ateşlemeye karşı uyarıda bulundu

Ulusal Birlik Hükümeti güçleri, şiddet eylemlerinin yaşandığı Zaviye şehrindeki varlıklarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. (AFP)
Ulusal Birlik Hükümeti güçleri, şiddet eylemlerinin yaşandığı Zaviye şehrindeki varlıklarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. (AFP)

Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı savaş uçaklarının ülkenin batısındaki Zaviye şehrine ve diğer bölgelere hava saldırıları düzenlemesi ardından Libya’daki İstikrar Hükümeti, aşırı güç kullanımının bölgedeki demografik yapılar arasında savaş fitilini ateşleyebileceği, kapsamlı ulusal uzlaşı çabalarını engelleyeceği uyarısında bulundu.

Temsilciler Meclisi tarafından desteklenen İstikrar Hükümeti, kınadığı bu hava saldırılarını düşünülmemiş eylemler olarak değerlendirdi. Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) ise dün Zaviye şehrinde dün meydana gelen olayları yakından takip ettiğini, bu konuda ilgili Libyalı yetkililerle sürekli temas halinde olduğunu bildirdi. Bu olayların, ülke genelinde Libya halkının güvenlik ve istikrarını sağlamak için Libya'daki güvenlik ve askeri kurumları birleştirme, pekiştirme ve hesap verebilir hale getirme konusundaki acil ihtiyaca hatırlatma teşkil ettiğini de ifade etti. UNSMIL açıklamasında “Kolluk kuvvetleriyle ilgili herhangi bir eylemde, ilgili ulusal ve uluslararası yasalar dikkate alınmalıdır. Sivillerin korunması birinci öncelik olarak kalmalıdır” vurgusunda bulundu.

UBH Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı, Batı Kıyısı bölgesindeki akaryakıt kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı ve insan kaçakçılığı çetelerinin sığınaklarına isabetli ve hedefli hava saldırılarının uygulandığını duyurdu. Birkaç saat ardından İstikrar Hükümeti Başkanı Usame Hammad ise şu açıklamayı yaptı:

“Ez-Zaviye şehri ve çevresinde silahlı çatışmalar ve insansız hava araçları saldırılarıyla kaydedilen gelişmeleri endişe ve üzüntüyle izledik.”

Şeyhleri, alimleri ve ileri gelenleri fitne ateşini alev almadan söndürmek için çabuk müdahalede bulunmaya çağıran Hammad, Başsavcılığa ise vatandaşların hayatlarını tehlikeye atıp zarara uğratanlar aleyhinde gerekli yasal işlemlerin başlatılması çağrısında bulundu. Aynı zamanda, “Anavatanın ve vatandaşlarının güvenliğini korumak, barışçıl halka zarar vermeyi durdurmak ve bölge istikrarını korumak her birimize düşen ulusal görevdir” açıklaması yaptı.

Fotoğraf Altı: İstikrar Hükümeti Başkanı Usame Hammad. (Hükümetin medya ofisi)
İstikrar Hükümeti Başkanı Usame Hammad. (Hükümetin medya ofisi)

Söz konusu hava saldırıları, UBH destekçileri ile muhalifler arasında sorun olmaya devam ediyor. Kaynaklar, söz konusu kuvvetlerin ‘haydutlarla yüzleşmek’ için bölgedeki kara operasyonlarını yoğunlaştırmayı planladığını öne sürdü.

Dün vatandaşlar cuma namazı ardından, bölgelerinde yaşanan gergin olaylar üzerine Zaviye'deki Şehitler Meydanı'nda toplandı. Zaviye'deki Gidişatı Düzeltme Hareketi, UBH’ye bağlı Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığından bu suçla mücadele edilmesi, Zaviye ve Batı Sahili'ndeki gizlenme mekanlarına baskın yapılması çağrısında bulundu. Bu tedbirlere yönelik desteğini yineleyen hareket, siyasi hesaplaşmada hareketin taleplerinin istismar edilmemesi operasyonlarda ayrım gözetilmeksizin kaçakçılığa odaklanılmasını şart koştu.

Zaviye'deki Gidişatı Düzeltme Hareketi, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Meclisi tarafından oluşturulan güvenlik odasına, şehirdeki güvenlik servislerini desteklerken fiilen güvenlik görevlerine başlanması ve aranan kişilerin tutuklanması yönündeki desteğini vurguladı.

Sahil Güvenliği Genel İdaresi Batı Şubesi, acımasız olarak nitelendirdiği bombalamayı şiddetle kınadı. Ayrıca idareye bağlı bazı deniz botlarında maddi hasara neden olduğunu kaydetti.

Dibeybe’ye bağlı Genelkurmay Başkanı, 111. Tugay unsurlarının yetenek ve becerilerinin yükseltilmesi, böylece maksimum düzeyde hazır olmaları için bir eğitim sürecinin kaydedildiğini duyurdu. Tatbikatlara Libya ordusu subay ve astsubaylarının da katıldığını, topçu kullanımının kaydedildiğini de sözlerine ekledi.

Fotoğraf Altı: UBH’ye bağlı özel kuvvetlerden subay ve astsubaylardan oluşan bir ekip, eğitim kursu almak için İtalya'ya gitti. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
UBH’ye bağlı özel kuvvetlerden subay ve astsubaylardan oluşan bir ekip, eğitim kursu almak için İtalya'ya gitti. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

UBH’ye bağlı Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki özel kuvvetlerden subay ve astsubaylardan oluşan bir ekip, uzmanlık alanlarında ileri düzey bir eğitim kursu almak için perşembe akşamı İtalya'ya gitti. Genelkurmay Başkanlığı, bu eğitimin kuvvetlerin becerilerini ve muharebe etkinliğini artırmayı amaçladığını bildirdi.

Fotoğraf Altı: 111. Tugay unsurları eğitim gerçekleştirdi. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
 111. Tugay unsurları eğitim gerçekleştirdi. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Hartum'daki Libya Askeri Ataşeliği binasına düzenlenen silahlı saldırı hususunda, UBH Dışişleri Bakanlığı, binada maddi hasarın kaydedildiğini bildirdi. Dışişleri Bakanlığı, Sudanlı tüm yetkililerine, kardeşler arasındaki iş birliği ilişkilerine zarar veren, Viyana Diplomatik İlişkiler Anlaşması'nı ve tüm diplomatik çalışmaları düzenleyen yasa ve gelenekleri ihlal eden bu suç eylemine karıştığı kanıtlanan kişilerin yargılanması çağrısında bulundu. Libya'nın Hartum’daki bazı diplomatik misyonlarına yönelik ardı ardına düzenlenen saldırıları kınadığını bildiren Dışişleri Bakanlığı, bu ülkelerin kardeş Sudan'daki durumu daha da karmaşık hale getiren bu eylemlerin sürdürülmesine karşı olduğunu vurguladı.



Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci,  Şarku’l Avsat’a konuştu: İsrail ile müzakere kararı devlete aittir

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci  (Arşiv)
Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci (Arşiv)
TT

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci,  Şarku’l Avsat’a konuştu: İsrail ile müzakere kararı devlete aittir

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci  (Arşiv)
Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci (Arşiv)

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, Lübnan’ın “kendi kaderini belirleme hakkını başkalarının hesaplarından bağımsız olarak kademeli biçimde yeniden kazanmaya başladığını” belirtti. Recci, Lübnan devletinin “müzakere konusunda tek yetkili merci” olduğunu ifade ederek, ülkesinin “hiç kimseye bağlı olmadığını ve herhangi bir eksenin elinde bir koz olmadığını” söyledi.

Recci, devletin yeniden inşa için mali ve siyasi destek sağlama çabalarının, içeride Hizbullah tarafından engellendiğini savunarak, bu yapının “güneydeki köylerin ve sakinlerinin kaderiyle ulusal çıkarla ilgisi olmayan hedefler uğruna kumar oynadığını” dile getirdi.

“Egemenliğin yeniden tesis edilmesi öncelik”

Recci, bugün ulusal önceliğin tam egemenliğin yeniden tesis edilmesi olduğunu belirterek, savaşın sona erdirilmesi ve toprakların geri alınması amacıyla Lübnan devletinin İsrail ile müzakere etmesinde “utanılacak bir durum olmadığını” söyledi.

Aynı zamanda bazı Arap ülkelerinde ortaya çıkarılan ve Hizbullah ile bağlantılı olduğu belirtilen sabotaj hücrelerini kınayan Recci, Arap ülkelerinin güvenliğini hedef alan eylemleri de reddetti.

Müzakerelerin devlet tekelinde olması

Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda ikinci doğrudan görüşme gerçekleştirildi. Görüşmede ateşkesin uzatılması ve müzakere takvimi ele alındı. Bu süreç, 1993’ten bu yana ilk doğrudan temas olma özelliği taşıyor.

Recci, İran’ın Lübnan’ı “devletin ve halkın tercihi olmayan bir savaşa sürüklediğini” savunarak, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın doğrudan müzakere yolunu seçmesinin önemli bir adım olduğunu ifade etti. Bu adımın yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda ulusal karar alma mekanizmasının yeniden tesisi açısından kritik olduğunu söyledi.

sdvdfevf
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, geçtiğimiz Şubat ayında Dışişleri Bakanı Yusuf Recci ile yaptığı görüşmeden bir kare

Recci ayrıca Lübnan’ın artık İran’dan bağımsız bir siyasi çizgi izlediğini ve ulusal çıkarlarının İran ile ilgili müzakerelere bağlı olmadığını belirtti.

Lübnan artık çatışma sahası olmayacak

Recci, Lübnan’ın artık bölgesel hesaplaşmaların sahası olmasını kabul etmeyeceklerini belirterek, geçmişte bu durumun ülkeye “yıkım, izolasyon ve ekonomik çöküş” getirdiğini söyledi.

Müzakerelerin hedefleri

Recci, müzakerelerin temel hedefinin sınır, güvenlik ve insani meselelerin çözümü olduğunu ifade ederek, müzakerenin “teslimiyet değil, ulusal çıkarları savunmanın bir aracı” olduğunu vurguladı.

Güç dengesinin yalnızca askeri unsurlarla ölçülemeyeceğini belirten Recci, devletin meşruiyeti, ulusal birlik, uluslararası destek ve diplomasi kapasitesinin de belirleyici olduğunu söyledi.

“Silah yalnızca devlette olmalı”

Recci, Lübnan’ın devlet dışı silahlı yapılara karşı gerekli adımları geciktirdiğini belirterek, özellikle Hizbullah’ın silahlarının devlet kontrolüne alınması gerektiğini ifade etti.

“İki silah, iki egemenlik ya da iki savaş-karar merkeziyle bir devlet var olamaz” diyen Recci, devlet dışı silahların ülkeyi korumadığını, aksine kayıpları artırdığını savundu.

Savaşın bilançosu ağırlaştı

Recci, 7 Ekim 2023 sonrası İsrail’in Lübnan topraklarındaki varlığını genişlettiğini ve birçok köyün yıkıldığını belirterek, bu durumun “kontrolsüz silah politikasının başarısızlığını ortaya koyduğunu” söyledi.

Arap ülkelerine yönelik saldırılara tepki

Recci, Hizbullah ile bağlantılı sabotaj ağlarının ortaya çıkarılmasını sert şekilde kınayarak, Lübnan’ın ilgili ülkelerle güvenlik ve yargı alanında iş birliğine hazır olduğunu belirtti.

Hizbullah güney halkının kaderiyle oynuyor

İsrail’in güneydeki sınır köylerinde patlamalara devam ettiğini belirten Recci, hükümetin diplomatik yollarla İsrail’in tamamen çekilmesini ve yerinden edilenlerin geri dönüşünü sağlamaya çalıştığını söyledi.

Ancak bu çabalara rağmen Hizbullah’ın politikalarının süreci zorlaştırdığını savunan Recci, güneydeki yıkımın “ulusal bir muhasebe gerektirdiğini” ifade etti.

Recci, Lübnan’ın artık “başkalarının savaşlarını, projelerini ve yıkım getiren sahte zafer söylemlerini taşıyamayacağını” belirterek, geleceğin “devlet, egemenlik ve adil barış” temelinde kurulması gerektiğini sözlerine ekledi.


Gazze 2005’ten bu yana ilk kez sandık başına gidiyor

Salı günü Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta iki Filistinli kadın yerel seçimlerdeki oy kullanma talimatlarını okurken (AFP)
Salı günü Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta iki Filistinli kadın yerel seçimlerdeki oy kullanma talimatlarını okurken (AFP)
TT

Gazze 2005’ten bu yana ilk kez sandık başına gidiyor

Salı günü Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta iki Filistinli kadın yerel seçimlerdeki oy kullanma talimatlarını okurken (AFP)
Salı günü Gazze'nin merkezindeki Deyr el-Belah’ta iki Filistinli kadın yerel seçimlerdeki oy kullanma talimatlarını okurken (AFP)

Filistin Merkezi Seçim Komisyonu, 2005 yılından bu yana Gazze Şeridi'nde düzenlenecek ilk yerel seçimler için yoğun hazırlıklar yürütüyor. Önümüzdeki cumartesi günü Batı Şeria ile eş zamanlı olarak başlayacak seçimler için Filistin Yönetimi, İsrail savaşının ardından Gazze'nin en az hasar gören bölgesi olarak belirlenen Gazze'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Belah şehrini seçimlerin yapılacağı tek bölge olarak seçti.

Gazze'de yerel seçimler son olarak 2005 yılında düzenlenmişti. O seçimlerde Hamas oyların çoğunluğunu kazanmıştı. O tarihten 2023 yılına kadar Hamas, yerel komite ve belediyelerin üyelerini bizzat atayıp onaylıyordu.

Seçimlerde şehrin aşiret ve koalisyonlarını temsil eden 4 liste yarışıyor. Hamas bu seçimlerde ne bir aday gösterdi ne de yarışanlardan herhangi birini desteklediğini açıkladı.

Gazze Yüksek Seçim Komisyonu'nun bölge direktörü Cemil el-Halidi, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, seçim sürecinin tamamının Filistin sivil polisi tarafından -ki bu fiilen Hamas hükümetine bağlı polis gücü oluyor- güvence altına alındığını söyledi.

Merkezi Seçim Komisyonu, nüfus kayıtlarına göre Deyr el-Belah'ta oy kullanma hakkına sahip olanların sayısının yaklaşık 70 bin 449’a ulaştığını ve bu seçmenlerin 12 sandık merkezinde oylarını kullanacaklarını açıkladı.


Kota mücadelesi Irak hükümetinin müzakerelerini aksatıyor

Irak Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
TT

Kota mücadelesi Irak hükümetinin müzakerelerini aksatıyor

Irak Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)
Irak Temsilciler Meclisi’nin cumhurbaşkanı seçimi oturumundan (AFP)

Irak’taki Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde, yeni başbakanın belirlenmesi sürecinde siyasi tıkanıklık yaşanıyor. Tıkanıklığın, koalisyon içindeki iki temel anlaşmazlık ekseninden kaynaklandığı belirtiliyor: ‘başbakan adayının seçilme yöntemi ve bakanlıkların taraflar arasında dağılımı’.

Kaynaklara göre, son günlerde birkaç kez ertelenen koalisyon liderleri toplantısında iki farklı yaklaşımı birleştirecek ‘orta yol’ arayışı öne çıkıyor. İlk yaklaşım, koalisyonu oluşturan blokların ‘seçim ağırlığına’ göre hareket edilmesini öngörürken, ikinci yaklaşım tüm tarafların kabul edebileceği bir adayın ‘siyasi uzlaşı’ ile belirlenmesini savunuyor.

Öte yandan, Koordinasyon Çerçevesi önceki iki toplantıda aday ismi üzerinde uzlaşma sağlayamadı. İki ana aday arasında oyların eşit dağılması, koalisyon içindeki bölünmeyi derinleştirirken, nihai karar kritik öneme sahip yeni bir toplantıya bırakıldı. Anlaşmazlıkların sürmesi halinde ise sürecin yeniden ertelenebileceği değerlendiriliyor.

Süre dolmadan

Bu bağlamda Iraklı bir siyasi kaynak, anayasal sürenin dolmasına kısa süre kala başbakanlık dosyasının önümüzdeki saatlerde sonuçlandırılabileceğini belirtti.

Kaynak yaptığı açıklamada, “Dosyanın bir şekilde sonuçlanmasını bekliyorum. Çünkü önümüzdeki cumartesi günü süre kesin olarak sona eriyor. Ayrıca gecikmenin devam etmesi, kendi tabanlarını bile olumsuz etkilemeye başladı” ifadelerini kullandı.

Kaynak, “Eğer ittifak içinde seçim ağırlığı kriteri benimsenirse, Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin adayı İhsan el-Avadi daha avantajlı konumda olacak. Ancak karar Koordinasyon Çerçevesi liderleriyle sınırlı kalırsa, rekabet 12 oy üzerinden sürecek. Bu durumda denge Basim el-Bedri lehine kayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan, anlaşmazlığın yalnızca başbakanın belirlenme yöntemiyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda bakanlıkların ve kilit görevlerin dağılımına ilişkin iç dengeleri de kapsadığı belirtiliyor. Bu durumun, bazı tarafların herhangi bir adaya verecekleri desteği, gelecekteki hükümette alacakları payla ilişkilendirmesine yol açtığı ve müzakere sürecini daha da karmaşık hale getirdiği ifade ediliyor.

Bu çerçevede, Koordinasyon Çerçevesi içinde öne çıkan iki aday arasında yakın düzeyde destek oluştuğu, bunun da oy dengelerinde fiili bir eşitliğe yol açtığı aktarılıyor. Uzlaşı sağlanamaması ya da çoğunlukla karar alınamaması halinde ise ‘uzlaşı adayı’ seçeneğinin yeniden gündeme gelebileceği belirtiliyor.

En büyük blok denklemi

Son seçimlerin ardından kurulan Koordinasyon Çerçevesi, eski başbakanlar Nuri el-Maliki ve Haydar el-İbadi liderliğindeki koalisyonların yanı sıra, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin başını çektiği ve geçici hükümeti yöneten ittifakı da kapsıyor. Cumhurbaşkanının yeni bir başbakan görevlendirmesi için belirlenen anayasal sürenin dolmasına yaklaşılırken, siyasi baskıların arttığı ifade ediliyor.

Yeni Cumhurbaşkanı Nizar Amidi’nin seçilmesi, hükümet kurma sürecinin önünü açarken, 26 Nisan’da sona erecek anayasal süre, siyasi aktörleri tıkanıklığın yeniden yaşanmaması için kritik bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.

SDVD
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat’ta düzenlenen bir toplantıda Nuri el-Maliki ile Kays el-Hazali’nin arasında oturuyor. (Arşiv – AFP)

Bu arada gözlemciler, Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıkların daha derin bir ayrışmayı yansıttığını belirtiyor. Bir kesim, başbakanın belirlenmesinde parlamentodaki ‘en büyük blok’ ilkesinin esas alınmasını savunurken, diğer kesim tüm tarafları kapsayan bir siyasi uzlaşıyla tek aday üzerinde anlaşılmasını ve bakanlık dengelerinin yeniden düzenlenmesini destekliyor.

Sürecin karmaşıklığını koruduğu ortamda, geç de olsa bir anlaşmaya varılması, sürecin ertelenmesi ya da ‘uzlaşı adayı’ seçeneğine yönelinmesi gibi tüm senaryolar masada. Mevcut tablo, Şii siyasi blok içindeki uzlaşıların kırılganlığını ve seçim hesapları ile hükümet kurma gereklilikleri arasındaki açığın büyüdüğünü ortaya koyuyor.