Libya’daki İstikrar Hükümeti, savaşın fitili ateşlemeye karşı uyarıda bulundu

Ulusal Birlik Hükümeti güçleri, şiddet eylemlerinin yaşandığı Zaviye şehrindeki varlıklarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. (AFP)
Ulusal Birlik Hükümeti güçleri, şiddet eylemlerinin yaşandığı Zaviye şehrindeki varlıklarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. (AFP)
TT

Libya’daki İstikrar Hükümeti, savaşın fitili ateşlemeye karşı uyarıda bulundu

Ulusal Birlik Hükümeti güçleri, şiddet eylemlerinin yaşandığı Zaviye şehrindeki varlıklarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. (AFP)
Ulusal Birlik Hükümeti güçleri, şiddet eylemlerinin yaşandığı Zaviye şehrindeki varlıklarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. (AFP)

Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) bağlı savaş uçaklarının ülkenin batısındaki Zaviye şehrine ve diğer bölgelere hava saldırıları düzenlemesi ardından Libya’daki İstikrar Hükümeti, aşırı güç kullanımının bölgedeki demografik yapılar arasında savaş fitilini ateşleyebileceği, kapsamlı ulusal uzlaşı çabalarını engelleyeceği uyarısında bulundu.

Temsilciler Meclisi tarafından desteklenen İstikrar Hükümeti, kınadığı bu hava saldırılarını düşünülmemiş eylemler olarak değerlendirdi. Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) ise dün Zaviye şehrinde dün meydana gelen olayları yakından takip ettiğini, bu konuda ilgili Libyalı yetkililerle sürekli temas halinde olduğunu bildirdi. Bu olayların, ülke genelinde Libya halkının güvenlik ve istikrarını sağlamak için Libya'daki güvenlik ve askeri kurumları birleştirme, pekiştirme ve hesap verebilir hale getirme konusundaki acil ihtiyaca hatırlatma teşkil ettiğini de ifade etti. UNSMIL açıklamasında “Kolluk kuvvetleriyle ilgili herhangi bir eylemde, ilgili ulusal ve uluslararası yasalar dikkate alınmalıdır. Sivillerin korunması birinci öncelik olarak kalmalıdır” vurgusunda bulundu.

UBH Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı, Batı Kıyısı bölgesindeki akaryakıt kaçakçılığı, uyuşturucu kaçakçılığı ve insan kaçakçılığı çetelerinin sığınaklarına isabetli ve hedefli hava saldırılarının uygulandığını duyurdu. Birkaç saat ardından İstikrar Hükümeti Başkanı Usame Hammad ise şu açıklamayı yaptı:

“Ez-Zaviye şehri ve çevresinde silahlı çatışmalar ve insansız hava araçları saldırılarıyla kaydedilen gelişmeleri endişe ve üzüntüyle izledik.”

Şeyhleri, alimleri ve ileri gelenleri fitne ateşini alev almadan söndürmek için çabuk müdahalede bulunmaya çağıran Hammad, Başsavcılığa ise vatandaşların hayatlarını tehlikeye atıp zarara uğratanlar aleyhinde gerekli yasal işlemlerin başlatılması çağrısında bulundu. Aynı zamanda, “Anavatanın ve vatandaşlarının güvenliğini korumak, barışçıl halka zarar vermeyi durdurmak ve bölge istikrarını korumak her birimize düşen ulusal görevdir” açıklaması yaptı.

Fotoğraf Altı: İstikrar Hükümeti Başkanı Usame Hammad. (Hükümetin medya ofisi)
İstikrar Hükümeti Başkanı Usame Hammad. (Hükümetin medya ofisi)

Söz konusu hava saldırıları, UBH destekçileri ile muhalifler arasında sorun olmaya devam ediyor. Kaynaklar, söz konusu kuvvetlerin ‘haydutlarla yüzleşmek’ için bölgedeki kara operasyonlarını yoğunlaştırmayı planladığını öne sürdü.

Dün vatandaşlar cuma namazı ardından, bölgelerinde yaşanan gergin olaylar üzerine Zaviye'deki Şehitler Meydanı'nda toplandı. Zaviye'deki Gidişatı Düzeltme Hareketi, UBH’ye bağlı Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığından bu suçla mücadele edilmesi, Zaviye ve Batı Sahili'ndeki gizlenme mekanlarına baskın yapılması çağrısında bulundu. Bu tedbirlere yönelik desteğini yineleyen hareket, siyasi hesaplaşmada hareketin taleplerinin istismar edilmemesi operasyonlarda ayrım gözetilmeksizin kaçakçılığa odaklanılmasını şart koştu.

Zaviye'deki Gidişatı Düzeltme Hareketi, Genelkurmay Başkanı ve Savunma Meclisi tarafından oluşturulan güvenlik odasına, şehirdeki güvenlik servislerini desteklerken fiilen güvenlik görevlerine başlanması ve aranan kişilerin tutuklanması yönündeki desteğini vurguladı.

Sahil Güvenliği Genel İdaresi Batı Şubesi, acımasız olarak nitelendirdiği bombalamayı şiddetle kınadı. Ayrıca idareye bağlı bazı deniz botlarında maddi hasara neden olduğunu kaydetti.

Dibeybe’ye bağlı Genelkurmay Başkanı, 111. Tugay unsurlarının yetenek ve becerilerinin yükseltilmesi, böylece maksimum düzeyde hazır olmaları için bir eğitim sürecinin kaydedildiğini duyurdu. Tatbikatlara Libya ordusu subay ve astsubaylarının da katıldığını, topçu kullanımının kaydedildiğini de sözlerine ekledi.

Fotoğraf Altı: UBH’ye bağlı özel kuvvetlerden subay ve astsubaylardan oluşan bir ekip, eğitim kursu almak için İtalya'ya gitti. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
UBH’ye bağlı özel kuvvetlerden subay ve astsubaylardan oluşan bir ekip, eğitim kursu almak için İtalya'ya gitti. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

UBH’ye bağlı Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki özel kuvvetlerden subay ve astsubaylardan oluşan bir ekip, uzmanlık alanlarında ileri düzey bir eğitim kursu almak için perşembe akşamı İtalya'ya gitti. Genelkurmay Başkanlığı, bu eğitimin kuvvetlerin becerilerini ve muharebe etkinliğini artırmayı amaçladığını bildirdi.

Fotoğraf Altı: 111. Tugay unsurları eğitim gerçekleştirdi. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
 111. Tugay unsurları eğitim gerçekleştirdi. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Hartum'daki Libya Askeri Ataşeliği binasına düzenlenen silahlı saldırı hususunda, UBH Dışişleri Bakanlığı, binada maddi hasarın kaydedildiğini bildirdi. Dışişleri Bakanlığı, Sudanlı tüm yetkililerine, kardeşler arasındaki iş birliği ilişkilerine zarar veren, Viyana Diplomatik İlişkiler Anlaşması'nı ve tüm diplomatik çalışmaları düzenleyen yasa ve gelenekleri ihlal eden bu suç eylemine karıştığı kanıtlanan kişilerin yargılanması çağrısında bulundu. Libya'nın Hartum’daki bazı diplomatik misyonlarına yönelik ardı ardına düzenlenen saldırıları kınadığını bildiren Dışişleri Bakanlığı, bu ülkelerin kardeş Sudan'daki durumu daha da karmaşık hale getiren bu eylemlerin sürdürülmesine karşı olduğunu vurguladı.



Kidal’ın Tuareg isyancılarının eline geçmesi ne anlama geliyor?

2013 yılının temmuz ayında Kidal’daki Mali askeri güçleri (Arşiv – AFP)
2013 yılının temmuz ayında Kidal’daki Mali askeri güçleri (Arşiv – AFP)
TT

Kidal’ın Tuareg isyancılarının eline geçmesi ne anlama geliyor?

2013 yılının temmuz ayında Kidal’daki Mali askeri güçleri (Arşiv – AFP)
2013 yılının temmuz ayında Kidal’daki Mali askeri güçleri (Arşiv – AFP)

Tuareg isyancıları dün Kidal kentine geri dönüşlerini ve kentin ‘tamamen kontrol altına alınmasını’ kutladı. Bu gelişme, üç yıl önce Rusya’nın da destek verdiği Mali ordusu tarafından şehirden çıkarılmalarının ardından gerçekleşti. Sosyal medya aktivistleri, şehirden Rusya destekli güçlerin çekilişini gösterdiği öne sürülen görüntüleri paylaştı. Görüntülerde Mali bayrağının indirildiği ve yerine Azavad bayrağının çekildiği görülüyor.

Yaklaşık 55 bin nüfusa sahip Kidal şehri, uzun yıllardır Bamako yönetimi ile Tuareg isyancıları arasındaki çatışmaların merkezinde yer alıyor. Şehir, Kuzey Mali’de kontrol ve nüfuz mücadelesinin sembol noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Kidal’ın çöl dağları arasındaki stratejik konumu, onu ülkenin en kritik gerilim hatlarından biri haline getiriyor.

İsyancıların kalesi

1960 yılında Mali’nin bağımsızlığını kazanmasından bu yana Kidal kenti, ülkenin güneyinde bin 500 kilometreden fazla uzaklıkta bulunan başkent Bamako’daki merkezi otoriteler ile ülkenin kuzeyinde yer alan ve Mali topraklarının üçte ikisini oluşturan Azavad bölgesinde özerklik talep eden Tuareg silahlı hareketleri arasında gidip gelen bir kontrol alanı oldu.

Tuaregler, Kidal’ın Fransız sömürgeciliğine karşı kuzeyden yürütülen direnişin merkezi olduğunu savunuyor ve kentin Bamako’ya bağlılığının sömürge döneminden miras kaldığını düşünüyor. Bağımsızlığın ardından hemen isyan başlatan Tuaregler, dönemin Mali Cumhurbaşkanı Modibo Keita tarafından Sovyetler Birliği’nin de desteğiyle sert biçimde bastırılmıştı.

Buna rağmen Kidal, Tuaregler açısından tarihsel ve sembolik önemini korudu. Kent, özellikle Sahra Çölü bölgesinde güçlü etkisi bulunan İfoghas kabilesi için “ruhani ve siyasi merkez” olarak kabul ediliyor. İfoghas kabilesi, Kuzey Mali’deki nüfuzuyla öne çıkıyor.

Kidal doğumlu ve Ifoghas kabilesine mensup birçok isim, Tuareg isyancı hareketlerinin liderliğinde yer aldı. Bu isimler arasında en dikkat çekenlerden biri, Iyad Ag Ghali oldu. Ghali, Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin adlı yapının lideri olarak biliniyor. El Kaide ile bağlantılı olduğu belirtilen bu örgütün, geçtiğimiz cumartesi Bamako’da düzenlenen ve Savunma Bakanı Sadio Camara’ya yönelik suikastın da aralarında bulunduğu saldırıları organize ettiği iddia edildi.

Müstahkem şehir

Kidal kenti, doğal yapısı sayesinde adeta bir ‘kale’ olarak tanımlanıyor. Ifoghas kabilesiyle özdeşleşen Adrar sıradağlarının merkezinde yer alan şehir, bu coğrafi konumu nedeniyle Sahra bölgesinde önemli bir stratejik ve askeri değer taşıyor.

Engebeli arazi yapısı, Kidal’ı askeri açıdan ele geçirilmesi zor doğal bir tahkimata dönüştürüyor. Bu özellik, kentin uzun yıllar boyunca silahlı gruplar için bir arka üs ve hava ile kara gözetiminden uzak stratejik bir sığınak olarak kullanılmasına imkân verdi. Kentin askeri önemini artıran bir diğer unsur ise bölgede bir askeri havaalanının bulunması ve stratejik Tisilit üssüne yakınlığı. Bu durum, Kidal’ı kontrol eden tarafın Kuzey Mali’deki hava ve kara ikmal hatları üzerinde hâkimiyet kurması anlamına geliyor. Ayrıca kent, Cezayir ve Nijer sınırlarına uzanan yollar üzerinde kritik bir geçiş noktası olarak kabul ediliyor.

Egemenliğin sembolü

Kidal’da Mali bayrağının yeniden göndere çekilmesi, ülkenin tam egemenliğinin yeniden tesis edildiğinin sembolü olarak değerlendirildi. Kent, 2012-2023 yılları arasında on yılı aşkın bir süre boyunca merkezi devletin kontrolü dışında kalmıştı. Kasım 2023’te Mali ordusu ile Rusya merkezli Wagner grubunun şehir üzerindeki kontrolü yeniden sağlaması, iktidardaki askeri yönetim tarafından ‘tarihi bir zafer’ olarak nitelendirildi.

2012 ile 2023 yılları arasında Kidal, ‘silahlı hareketler koordinasyonu’ olarak bilinen isyancı yapının kalesi haline geldi. Bu süreçte Birleşmiş Milletler (BM) barış gücü ve Fransız askerî varlığı bölgede bulunsa da, Mali ordusunun kente girişine izin verilmedi. Bu durum, 2015’te Cezayir’de imzalanan ‘uzlaşma anlaşmasının’ uygulanmasını da ciddi şekilde sekteye uğrattı.

Bamako yönetimi, Kidal’ın özel statüsünü anlaşmanın uygulanması önünde temel bir engel olarak görüyordu. Hükümete göre kentin silahlı grupların kontrolünde kalması ‘devlet içinde devlet’ benzeri bir yapı oluşturuyordu. Bu çıkmaz, sürecin sonunda söz konusu anlaşmanın fiilen çökmesine yol açtı.

Barut fıçısı

Kidal, Mali’deki tüm karmaşık dinamikleri özetleyen bir merkez olarak değerlendiriliyor. Tarihsel ve siyasi açıdan Tuareg isyancılarının kalesi olan şehir, aynı zamanda terör örgütleriyle iç içe geçmiş bir yapıya da sahne oldu. Bölgede, seküler isyancı hareketlerle El Kaide ideolojisine yakın radikal gruplar bir arada faaliyet gösterdi. Bunların en dikkat çekenlerinden biri, daha sonra Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin çatısı altında birleşen Ensaruddin hareketi oldu.

Bu farklı ve zaman zaman birbiriyle çelişen grupları bir arada tutan ortak unsur, Bamako’daki merkezi otoriteye karşı duyulan muhalefetti. Ancak bu ortak zemin bile her zaman bir arada yaşamayı mümkün kılmadı; şehir içinde zaman zaman silahlı çatışmalar yaşandı ve bu durum Kidal’daki güç dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu.

Bunun yanında, kentte hassas kabile ve etnik dengeler de belirleyici rol oynuyor. Kidal üzerinde kontrol sağlamak, yerel kabile liderleriyle uzlaşmayı zorunlu kılıyor. Demografik yapıya müdahale edilmesi veya dışarıdan askeri bir otoritenin dayatılması, askeri boyutu aşan sert bir toplumsal direnişle karşılık buluyor. Tüm bu faktörler Kidal’ı, patlamaya hazır bir ‘barut fıçısı’ haline getiriyor. Ayrıca şehir, Sahra’yı aşan kaçakçılık ağlarının önemli bir geçiş noktası haline gelmiş durumda. Kaçakçılık, yasa dışı altın madenciliği ve silahlı gruplarla bağlantılı ekonomik faaliyetlerin büyümesi, bölgede istikrara ve merkezi otoriteye ihtiyaç duymayan bir ekonomik düzen oluşturmuş durumda.


Güney Lübnan'daki ateşkes tehlikede

Güney Lübnan'daki Nabatiye el-Fevka'yı hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
Güney Lübnan'daki Nabatiye el-Fevka'yı hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
TT

Güney Lübnan'daki ateşkes tehlikede

Güney Lübnan'daki Nabatiye el-Fevka'yı hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)
Güney Lübnan'daki Nabatiye el-Fevka'yı hedef alan İsrail hava saldırıları sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın üç hafta daha uzattığı Lübnan-İsrail ateşkesi, onlarca İsrail hava saldırısının kaydedildiği ve Hizbullah’ın Lübnan topraklarındaki İsrail güçlerine yönelik topçu atışları gerçekleştirdiği askeri bir tırmanışın gölgesinde tehlikeye girdi.

İsrail ordusu dün, anlaşmanın uygulamaya girmesinden bu yana ilk kez Litani Nehri'nin kuzeyinde yer alan 7 beldeyi kapsayacak şekilde tahliye uyarılarını genişletti. Bu gelişme ateşkesi tehdit eder nitelikte değerlendirildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ı anlaşmayı ‘baltalamakla’ suçlayarak şunları söyledi:

“ABD ile ve bu arada Lübnan ile de mutabık kalınan düzenlemeler çerçevesinde kararlılıkla hareket ediyoruz."

Netanyahu, bunun ‘yalnızca saldırılara karşılık vermekle sınırlı olmaksızın serbestçe hareket edebilmek anlamına geldiğini’ de vurguladı.

Öte yandan Hizbullah bu suçlamaları reddetti ve “Başarısızlığını kanıtlamış hayal kırıklığı yaratan bir diplomasiyi beklemeyeceğiz ve güvenmeyeceğiz” diyerek askeri karşılık vereceğini açıkladı.


Şera-Canbolat görüşmesi: Suveyda olaylarını aşmak ve ‘azınlıklar ittifakını’ yıkmak

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, cumartesi günü Şam’da Lübnanlı lider Velid Canbolat’ı kabul etti. (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, cumartesi günü Şam’da Lübnanlı lider Velid Canbolat’ı kabul etti. (SANA)
TT

Şera-Canbolat görüşmesi: Suveyda olaylarını aşmak ve ‘azınlıklar ittifakını’ yıkmak

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, cumartesi günü Şam’da Lübnanlı lider Velid Canbolat’ı kabul etti. (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, cumartesi günü Şam’da Lübnanlı lider Velid Canbolat’ı kabul etti. (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın, İlerici Sosyalist Parti’nin eski lideri Velid Canbolat ile gerçekleştirdiği görüşme, Lübnan ile Suriye arasındaki ikili ilişkiler ve iki ülkenin karşı karşıya olduğu ortak zorlukların yanı sıra Suriye’nin Suveyda vilayetinde yaşanan olayların yansımalarının ele alındığı önemli bir temas olarak öne çıktı.

Ziyaret, gerek zamanlaması gerekse içeriği bakımından, özellikle Lübnan ve bölgedeki son derece karmaşık gelişmelerin gölgesinde gerçekleşmesi nedeniyle özel bir önem taşırken, İlerici Sosyalist Parti tarafından yayımlanan açıklamada, görüşmenin ‘iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde Lübnan-Suriye ilişkilerinin iyileştirilmesi, azınlıklar ittifakı tezinin reddedilmesi, sosyal ve coğrafi bağların dikkate alınması ve Lübnan’ın istikrarının desteklenmesi’ başlıklarına odaklandığı vurgulandı. Açıklamada ayrıca, ‘Suriye’nin tüm bileşenleriyle birliğinin teyit edildiği, Suriye halkının tüm kesimlerine güvence verildiği ve acı olayların (Suveyda’daki gelişmeler) ele alındığı’ ifade edildi.

febv
Demokratik Buluşma Bloğu Genel Sekreteri Hadi Ebu’l Hasan, cumartesi günü Şam’da Canbolat ve Şera arasındaki görüşmeye katıldı. (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan kısa açıklamada ise Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın, İlerici Sosyalist Parti’nin eski lideri Velid Canbolat ve beraberindeki heyeti Şam’daki Halk Sarayı’nda kabul ettiği belirtildi. Görüşmede, bölgede yaşanan son gelişmelerin ele alındığı kaydedildi.

İlişkilerin geliştirilmesi

Canbolat’a Şam ziyaretinde eşlik eden Demokratik Buluşma Bloğu Genel Sekreteri Hadi Ebu’l Hasan, ziyaret kapsamında ‘iki ülkenin egemenlik ve bağımsızlığına saygı temelinde Lübnan-Suriye ilişkilerinin geliştirilmesi ve güçlendirilmesinin, ayrıca iki ülkeyi birbirine bağlayan coğrafi, tarihsel ve toplumsal bağların dikkate alınmasının’ ayrıntılı şekilde ele alındığını belirtti.

Ebu’l Hasan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye’nin ‘Lübnan ile doğrudan sınırı bulunan tek Arap ülkesi olmayı sürdürdüğünü’ vurgulayarak, mevcut Suriye yönetiminin bu ilişkiyi yeni bir gerçeklikten hareketle yeniden şekillendirmeye çalıştığını ifade etti. Ebu’l Hasan, “Beşşar Esed’in devrilmesiyle Suriye’nin vesayet dönemi sona erdi” dedi. Bazı tarafların Suriye ve İsrail’de ‘azınlıklar ittifakı’ olarak bilinen yaklaşımı yeniden canlandırmaya çalıştığını dile getiren Ebu’l Hasan, bu yaklaşımın Beşşar Esed rejiminin çöküşünden sonra Suriye yönetimi nezdinde artık geçerliliğini yitirdiğini kaydetti. Ebu’l Hasan ayrıca, Şam yönetiminin, Arap çevresi içindeki stratejik çıkarlarına odaklandığını sözlerine ekledi.

İsrail’in ‘sarı hat’ oluşturma niyeti

Lübnan ve Suriye’nin, iki ülkenin egemenliğini hedef alan İsrail saldırıları tehdidini paylaşması çerçevesinde Ebu’l Hasan, Şera ile Canbolat arasındaki görüşmelerde ‘İsrail’in Lübnan ve Suriye’ye yönelik olası tırmanışının ele alındığını’ belirtti. Ebu’l Hasan, “İsrail’in, Güney Lübnan’da Nakura’dan Cebel eş-Şeyh’e kadar uzanan bir ‘sarı hat’ oluşturma niyetine dair ortak kaygılar bulunduğunu, bu hattın Güney Suriye’deki bazı bölgeleri kapsayacak şekilde genişleme ihtimalinin de gündemde olduğunu” ifade etti.

Bu yaklaşımın, ‘tehlikeli bir İsrail planına ilişkin ortak endişeyi yansıttığını’ dile getiren Ebu’l Hasan, söz konusu risklere karşı ‘eşgüdüm ve ortak çaba gerekliliğine, ayrıca iki ülkenin kardeş ve dost ülkelerle ilişkilerinin bu doğrultuda değerlendirilmesinin önemine’ dikkat çekti.

Suveyda’daki olaylar

Suveyda’da yaşanan olaylar, Şera ile Canbolat arasındaki görüşmelerin önemli bir bölümünü oluşturdu. Özellikle Canbolat’ın, söz konusu gelişmelerin sonuçlarının ele alınması ve yayılma riskinin sınırlandırılmasında üstlendiği rol ile Suveyda’nın İsrail’e ilhakı ya da bölgeye İsrail koruması sağlanması yönündeki talepleri kesin bir dille reddetmesi öne çıktı.

sdvfd
Demokratik Buluşma Bloğu Genel Sekreteri Hadi Ebu’l Hasan, cumartesi günü Şam’da Canbolat ve Şera arasındaki görüşmeye katıldı. (SANA)

Ebu’l Hasan, ‘görüşmelerin, Suveyda’daki acı olayların sonuçlarının giderilmesi gerekliliğine ve Suriye-Ürdün-ABD’nin katılımıyla Amman’da gerçekleştirilen toplantının çıktılarının tamamlanmasına odaklandığını’ belirtti. Ebu’l Hasan ayrıca, Canbolat’ın ‘Suriye’nin birliğinin korunması ve merkezi devletin rolünün güçlendirilmesinin önemini yeniden vurguladığını; bunun tüm vatandaşlar arasında hak ve yükümlülüklerde eşitliği sağlayacağını ve devletin egemenliğine rakip güçlerin ortaya çıkmasını engelleyeceğini’ ifade etti.

Lübnan-Suriye ilişkilerinde, sınırların kontrol altına alınması ve iki yönlü kaçakçılığın önlenmesine yönelik koordinasyon sayesinde dikkat çekici bir iyileşme kaydedildi. Ancak Suriye tarafında, ülke içinde Lübnan’a silah kaçakçılığı için kullanıldığı belirtilen tünellerin ortaya çıkarıldığına dair bilgiler ve Şam’da Hizbullah ile bağlantılı bir güvenlik hücresinin yakalandığı yönündeki haberler nedeniyle endişelerin sürdüğü belirtildi. Ebu’l Hasan, iki ülkenin güvenliğini koruyacak şekilde ‘karşılıklı kaygıların giderilmesi ve resmî kurumlar arasında güven inşa edilmesi’ gerektiğini vurguladı.