Sudan savaş hikayeleri: Eserlerimden hiçbirini yanımda taşıyamadım

Sudan Güzel Sanatlar Hareketi: "iki generalin savaşının" bir başka kurbanı

Sudanlı sanatçı Dalya Abdul İlah Be`şer Kahire’deki yeni evinde resim yapıyor (The New York Times)
Sudanlı sanatçı Dalya Abdul İlah Be`şer Kahire’deki yeni evinde resim yapıyor (The New York Times)
TT

Sudan savaş hikayeleri: Eserlerimden hiçbirini yanımda taşıyamadım

Sudanlı sanatçı Dalya Abdul İlah Be`şer Kahire’deki yeni evinde resim yapıyor (The New York Times)
Sudanlı sanatçı Dalya Abdul İlah Be`şer Kahire’deki yeni evinde resim yapıyor (The New York Times)

Sudan’da onlarca sanatçı başkentteki stüdyolarını ve galerilerini geride bırakarak Sudan’dan kaçmak zorunda kaldı. Bu durum, binlerce sanat eserini riske atıyor ve 2019 devriminde çok önemli bir rol oynayan sanat ortamını tehdit ediyor.

Sudan’da askeri güçler arasında çatışma çıktığı günün sabahında Yasir el-Karii, başkent Hartum'un merkezindeki stüdyosunda renkler ve tuvallerle çevrili bir çalışma gününe daha hazırlanıyordu.

Çatışma çıktığı gün 15 Nisan'dı ve sonraki üç gün boyunca, Hartum sokaklarında çatışmalar şiddetlenirken, Karii, aç ve susuz şekilde stüdyosunda mahsur kaldı.

Karii, her gün saatlerce dehşet içinde saklanırken, kurşunlar binanın camlarını deliyor ve yanlışlıkla binaya isabet eden mermilerin sesi duvarları sallıyordu. Sonunda kaçmaya izin veren kısa bir sükunet olduğunda, Karii bunu değerlendirmek istedi ama yüreği buruktu.

Arkasında en sevdiği gitarını ve farklı boyutlarda 300'den fazla tabloyu bırakarak kaçan Karii (29) bu konuda, “Hiçbir eserimi ya da kişisel eşyalarımı yanımda taşıyamadım. Bu çatışma bizi sanatımızdan ve huzurumuzdan mahrum etti ve bugün bizi evsizlik ve ölümün ortasında akıl sağlığımızı korumaya çalışır halde bıraktı” ifadelerini kullandı.

Sudanlı sanatçı Dalya Abdul İlah Be`şer’den yeni bir sanat eseri... Hartum'daki dairesinde yirmiden fazla büyük tuval bıraktı (New York Times)
Sudanlı sanatçı Dalya Abdul İlah Be`şer’den yeni bir sanat eseri... Hartum'daki dairesinde yirmiden fazla büyük tuval bıraktı (New York Times)

Sanat dünyası kuşatma altında

Karii, savaşan iki general Afrika'nın en büyük ve jeopolitik açıdan en önemli ülkelerinden birini kasıp kavururken stüdyolarından ve galerilerinden kaçan onlarca Sudanlı sanatçı arasında yer alıyor.

Orgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki Sudan ordusu ve General Muhammed Hamdan Dagalo liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki şiddetli çatışma yüzlerce kişinin ölümüne neden oldu ve bir milyondan fazla insanı yerinden etti. Bunun yanında ülke nüfusunun yarısından fazlası acil insani yardım içinde.

Bu dizginlenemeyen şiddetin ortasında, pek çok kişi savaşın başkentin gelişen sanat ortamını yok edeceğinden korkuyor. Bu sanat ortamının arkasında ise ağırlıklı olarak 2019 demokrasi yanlısı devrim zamanında ortaya çıkan, bölgesel ve küresel ilgiyi çekmeye başlayan genç sanatçılar var.

Onlarca Sudanlı sanatçı ve Sudan, Mısır ve Kenya'da sanatla ilgilenen kişiler, New York Times'a yaptıkları açıklamada, evlerinin, stüdyolarının veya yüzbinlerce dolar değerindeki sanat eserinin yer aldığı sergilerin akıbeti hakkında hiçbir fikirleri olmadığını söylediler.

Bu konuda sanat sergilerinin düzenlenmesinde de çalışan Sudanlı yönetmen Azza Sati, “Yaratıcı sanat düzeni bir süre daha bozulacak” dedi. Sati, sanatçıların "insanların kendilerini ifade etme, yaşadığını hissetme ve takdir edilme ihtiyacını gördüklerini" sözlerine ekledi ve savaşın giderek "bu sesi, bu kimliği silmeye" yol açtığına inandığını ifade etti.

Sanatsal ve arkeolojik zenginliklerin çalınması

Bununla bağlantılı olarak, başkentteki en şiddetli çatışmalardan bazıları, şehrin en yeni sanat galerilerinin bulunduğu Hartum 2 gibi mahallelerde veya Karii’nin özel stüdyosunun bulunduğu el-Arabi Pazarı gibi hareketli mahallelerde yaşandı. Bu bölgelerde soygun ve yağma kol geziyor ve bölge sakinleri başkent üzerindeki kontrollerini giderek daha da sıkılaştıran paramiliter güçleri suçluyor.

Müzeler ve tarihi binalar saldırı ve yıkım altındayken, birçok kişi ülkenin sanatsal zenginliklerinin ve arkeolojik alanların yağmalanmasından da endişe duyuyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ise Sudan'daki Doğa Tarihi Müzesi ile Özel Omdurman Üniversitesi arşivlerinin ağır hasara ve yağmaya maruz kaldığını açıkladı.

el-Tîb Dav el Beyt Sudanlı bir sanatçı Nairobi'deki evindeki stüdyosunda (The New York Times)
el-Tîb Dav el Beyt Sudanlı bir sanatçı Nairobi'deki evindeki stüdyosunda (The New York Times)

Sanata karşı da bir savaş

Nairobi'de yaşayan kıdemli bir Sudanlı sanatçı olan el Tîb Dav el Beyt, "Savaş içinde, asıl savaş, sanatın etrafında dönen başka bir savaş da var" dedi. Dav el Beyt’in Sudan galerilerinde sergilenen birçok sanat eserine sahip olduğunu ve yirmi yıl önce Irak'ta olduğu gibi Sudan'daki sanat ve kültür kurumlarının yağmalanmasından korktuğunu belirtmekte fayda var.

Söz konusu sanatçı, sanat eserlerinin korunmaya ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Ülkenin 1956'da Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazanmasının ardından Sudan'ın Ahmed Şebrin, İbrahim El-Salahi ve Kamala İbrahim İshak gibi ünlü isimleri doğuran çalkantılı bir sanat ortamı yaşaması dikkat çekici. Bununla birlikte, diktatör Ömer Hasan el-Beşir'in otuz yıllık yönetimi sırasında rejim, yaratıcı ifadeyi kısıtlamak için sansürü, dini emirleri ve hapis cezasını kullandı. Bu, birçok sanatçı ve müzisyeni ülkeyi terk etmeye zorladı.

Şarku’l Avsat’ın The New York Times’dan aktardığı habere göre Bu durum, genç sanatçıların duvarlara ve yollara duvar resimleri yapmak ve demokratik yönetim talep etmek için sokaklara döküldüğü 2019 devrimi sırasında değişmeye başladı. Beşir nihayet devrildiğinde, aynı yılın nisan ayında sanatçılar, devrim sonrası Sudan'da yeni bir hayatın resmini çekmek için resim ve heykel yaparak yeni buldukları özgürlüklerini kutladılar.

Söz konusu sanatçılar arasında Dalya Abdul İlah Be`şer (32), kendi kendini yetiştirmiş bir sanatçı ve devrimden sonra tam zamanlı olarak sanatı üzerinde çalışmak için sanat öğretmenliği işini bırakmış. Be`şer’in yaptığı resimler, Sudan toplumunda kadınların maruz kaldığı baskıyla ilgileniyor. Yıllar içinde çalışmaları Sudan, Mısır, Kenya ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki sanatseverlerin ilgisini çekti.

Nisan ayında Sudan savaşının patlak vermesinden günler önce, o ve ailesi, mübarek Ramazan ayının son günleri ve onu takip eden bayram tatili için Mısır'a gitti.

Seyahatinde satmayı umarak on küçük tabloyu yanına aldı, ancak evde yirmiden fazla büyük resim bıraktı.

Kahire'den yayınladığı bir video röportajında, "Bu savaş hakkında ne hissettiğimi kelimelerle veya tuval üzerinde tarif edemem" dedi. Hartum'da yaşadığı apartmanın ve mahallenin boşaldığını, hiçbir mülkünün akıbetini bilmediğini sözlerine ekledi.

Be`şer, “Hala şok ve panik içindeyiz. Böyle bir şey olacağını ve inşa etmekte olduğumuz sanat akımını kaybedeceğimizi hiç düşünmemiştik.” Dedi.

Fotoğraf Altı Yazısı: Hartum'daki "Downtown Gallery"nin kurucu ortağı Rahim Şeddad (The New York Times)
Hartum'daki "Downtown Gallery"nin kurucu ortağı Rahim Şeddad (The New York Times)

Sanatçı destek kampanyası

Be`şer’in acısını, devrimi takip eden günlerde Hartum'un merkezinde bir serginin kurulmasına katkıda bulunan Rahim Şeddad paylaştı.

27 yaşındaki Şeddad, Sudan'ın her yerinden 60'tan fazla sanatçıyla çalışıyor ve 23 yaşındaki ressam Velid Muhammed için Hartum'da bir kişisel sergi planlıyordu.

Şeddad, “Nil'de Kargaşa” başlıklı, yurt dışına gönderilmesi planlanan sergide yer alacak sanat eserlerini koordine etmeyi ve göndermeyi yeni bitirmişti. Haziran sonunda başlayacak sergi Lizbon, Madrid ve Paris'i gezecek ve farklı kuşaklardan Sudanlı sanatçılara yer verecekti.

Ancak, çatışmanın patlak vermesinden bu yana, Şeddad’ın endişesi yalnızca sanatçıların ve sanat eserlerinin güvenliğini sağlamaya odaklandı.

Aynı zamanda Hartum 2'deki “Downtown Gallery”de sıkışmış yüzlerce resim ve eser var. Bunun yanında çatışma, birçok sanatçının birikimlerini tüketti ve onları düzenli bir gelirden mahrum bıraktı. Sanatçıların gelirleri, eskiden çoğunlukla şimdi tahliye edilen yabancılara ve büyükelçilik yetkililerine yapılan satışlardan geliyordu.

Sanatçılara ve ailelerine yardım etme çabasıyla Şeddad, Sati gibi sanat eserlerine ilgi duyan diğer Sudanlılarla birlikte bu ay bir kitle fonlaması kampanyası başlattı. Ayrıca, Hartum görece sakinleştiğinde sanatçıların eserlerini güvenli bir yere nasıl taşıyacaklarını da düşünüyorlar. Pazartesi günü sona erecek olan yedi günlük ateşkese rağmen Şeddad, galerisinin yakınındaki bölgeye geri dönen sivillerin hırsızlık ve taciz olaylarına maruz kaldığını öğrendiğini söyledi.

Kahire'den yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında ağlayarak, “Sudan'daki sanat ortamının kalbi ciddi saldırı altında. Emeklerimizin boşa gideceğini düşünmek çok acı veriyor.” İfadelerini kullandı.

Ölüm karşısında tutku

Ayrıca çatışma, birçok sanatçının ilham kaynağına ulaşmasını engelledi.

Çalışmalarında Hartum'un mahallelerinin ve Sufi türbelerinin manzaralarını tasvir eden Halid Abdurrahman ise Hartum'daki stüdyosundan resimlerini almadan kaçtı ve çatışmanın vizyonunu ve gelecekteki yaratımlarını nasıl etkileyeceğini düşündüğünü” söyledi.

Abdurrahman, “Bunu şimdi bilemem. Olanlar için gerçekten üzgünüm” açıklamasında bulundu.

Ancak Sudan'ı kasıp kavuran ölüm ve yerinden edilmenin ortasında, sanatçılar bunu uluslarının tarihinde bir şekilde belgelemek zorunda kalacakları başka bir dönem olarak görüyorlar.

Şu anda Hartum'un doğusundaki bir köyde ikamet eden Kari`, "Bu, dikkatlice incelememiz gereken bir dönem. Böylece gelecek nesillere aktarabilir ve onlara ülkenin başına gelenleri anlatabiliriz." Dedi. Ayrıca, “Tutku asla ölmeyecek” vurgusu yaptı.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.