Mısırlıları tehdit eden yeni bir hayalet: 'Ani ölüm'

Yılda 100 bin vakanın arkasında ekonomik, sosyal ve psikolojik baskılar var. Tıp sektörü ön planda

Sosyal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranları, Mısır’da ani ölümlerin yayılmasını artırdı / Fotoğraf: AFP
Sosyal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranları, Mısır’da ani ölümlerin yayılmasını artırdı / Fotoğraf: AFP
TT

Mısırlıları tehdit eden yeni bir hayalet: 'Ani ölüm'

Sosyal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranları, Mısır’da ani ölümlerin yayılmasını artırdı / Fotoğraf: AFP
Sosyal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranları, Mısır’da ani ölümlerin yayılmasını artırdı / Fotoğraf: AFP

Ahmed Said Hasaneyn

Hiçbir belirti olmadan ve uyarılmadan hayatınızın elinizden alındığını hissettiniz mi?

Bu soru artık varsayımsal değil. Özellikle korkunç bir kabusa dönüşen yaygın ani ölüm vakalarının ortasında cevabı, Mısır'daki mevcut dönemde kaçınılmaz ve acil bir gereklilik haline geldi.

Bu da alarm zilini çalıyor ve ayrıca yetkilileri, sağlık ve yasama işleriyle ilgili kurumları, bu olgunun yayılmasına neden olan faktörleri ve onu çevreleyen koşulları, belirli yaş gruplarıyla bağlantılı olup olmadığını ve gelecekte nasıl önlenebileceğini bilmek için bu durumu öncelikler arasına koymaya itiyor. 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından aralık ayında 2020 yılı için yayınlanan resmi bir rapor, kalp hastalığının son yirmi yılda küresel olarak önde gelen ölüm nedeni olduğunu ortaya koydu.

Bundan kaynaklanan ölümlerin sayısı, 2000 yılında iki milyona kıyasla 2019'da 9 milyona yükseldi.

Rapora göre iskemik kalp hastalığı (kalp damar tıkanıklığı), dünyadaki en ölümcül hastalık ve dünyadaki tüm ölümlerin yüzde 16'sından sorumlu. Bunu inme ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı izliyor. 

Tekrarlanan gerçekler

Son birkaç ayda ister sanat ister spor, hatta genel halk arasında olsun, çeşitli sektörlerde Mısırlılara atfedilen birçok hesap, akraba ve arkadaşları arasında ani ölüm olaylarının yayılması sonucunda karanlığa büründü.

Bu olaylardan sonuncusu ise, bu mayıs ayında toprağa verilen Mısırlı oyuncu Mustafa Derviş'in 43 yaşında kalp kasındaki güçsüzlük nedeniyle ani ölümüyle hayatını kaybetmesi oldu.

Mısır'daki Temsili Meslekler Sendikasına göre Mustafa, ölümünden önce herhangi bir sağlık sorunu yaşamamıştı, ancak kalbi aniden durdu. 

Derviş'in durumu benzersiz değildi. Öyle ki ölümü, Heysem Ahmed Zeki, Ala Validdin, Amr Samir ve Memduj Abdulalim başta olmak üzere sanatsal açıdan önde gelen birçok sanatçının ayrılışıyla ilgili art arda gelen bir dizi üzüntünün devamını oluşturdu. 

Bu durum, Mısır'da ünlü isimlerle sınırlı değil. Sporcular arasında, tıp sektöründe, doktor veya hemşirelik sektörleri düzeyinde birçok vakanın ortaya çıkması dikkat çekici. 

Bu husus, daha önce "doktorların uzun süreler, bazen saatler ve günlerce çalışmasının sebepleri ile ilgili olarak" Mısır'da Medikal Sendikası tarafından geçen yılın eylül ayında ofis personeli ile yapılan bir toplantının ardından yayınlanan bildiri ile de ortaya koyuldu.

Bildiride, doktorların uzun saatler boyunca çalışmasının iş yoğunluğundan, üniversite hastaneleri gibi bazı bölümlerde personel yetersizliğinden, maaş ve vardiyaların düşük olmasından kaynaklandığı belirtildi.

Açıklamada genç doktorlar arasında koronavirüs dışı ölüm oranlarının 2018'de 3, 2019'da 11, 2020'de 7, 2021'de 10 ölüme kıyasla 2022'de her ay 2 doktora ulaştığı belirtildi.

Ortaya çıkan risk faktörleri

Kalp Enstitüsü eski dekanı Cemal Şaban, "Ani ölümlerin önemli nedenleri vardır ve bunların başında yüksek tansiyon, şeker ve kolesterol gelmektedir. Obezitenin yanı sıra sigara, genetik ve kalıtsal faktörler ve egzersiz eksikliği kalp krizi, arter ve felç geçirme faktörleridir" dedi. 

Şaban, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada "Kahvaltı yapmamak gibi yanlış sağlık kalıplarına ek olarak, vücuttaki genel iltihaplanma, hamilelik ve doğum sorunları ve hava kirleticilerle ilişkili durumlardan kaynaklanan yeni koroner arterlerin enfeksiyonunu temsil eden ve yeni ortaya çıkan risk faktörleri vardır. Uzun vadede şeker ve suni tatlandırıcı içeren içeceklerin yanı sıra uzun süre iş stresine maruz kalma da bu faktörler arasında" diye konuştu. 

Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 17 Eylül 2021 tarihinde işle ilgili hastalık ve yaralanmaların yüküne ilişkin yayımlanan ortak ön tahminler, işle ilgili hastalık ve yaralanmaların 2016 yılında 1,9 milyon ölüme neden olduğunu ortaya koydu.

Aktarılana göre ölümlerin çoğu, solunum ve kardiyovasküler sistem hastalıklarına bağlıydı.

Mısır'da yılda 100 bin vaka

Mısır'daki ani ölüm vakalarının sayısına ilişkin kesin bir izleme olmadığını söyleyen Şaban, "Resmi olmayan tahminler, 300 bin ölüm kaydeden Amerika'ya kıyasla oranların yılda 100 bin vaka olarak tahmin edildiğini gösteriyor" ifadelerini kulladı.

Kalp Enstitüsü Dekanı, stres ve duygusal travmaya ek olarak, beyin ve kalpte felçlere yol açan baş ağrısı, vücudun bir tarafında uyuşma ve bilinç düzeyinde bozulma gibi bazı semptomlara dikkati çekerek, "Öldüklerinde yerini hiçbir şeyin dolduramadığı ve yerlerinde hiçbir hücrenin büyüyemediği iki çeşit hücre vardır. Bunlar beyin ve kalp hücreleridir" şeklinde konuştu. 

Şaban ayrıca, erken yaşam travması ve çevredeki koşullardan kaynaklanan ekonomik, sosyal ve psikolojik baskıların, özellikle genç ve orta yaşlı bireyler için risk faktörleri olduğunu dile getirdi.

Bu durum, Dünya Sağlık Örgütü'nün Mısır'daki temsilcisi Naime el-Kasir'in daha önce kalp hastalıklarının her yıl yaklaşık 17,9 milyon insanın ölümüne neden olduğuna dair yaptığı basın açıklamalarıyla da örtüşüyor.

Bu ölümlerin dörtte üçünün düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldiğini belirten Kasir, "Mısır'da kalp hastalığına bağlı ölüm oranı 2018'de yüzde 40'a ulaştı" dedi. 

An ölüm vakalarındaki sürekli artışla birlikte bu mayıs ayında Mısır Parlamentosu'ndaki milletvekilleri, Sağlık ve Nüfus Bakanı'na "bu durumun genç çevreler arasında yayılmasının nedenlerini ve bununla nasıl başa çıkılacağını açıklama" çağrısı yaptı. 

Periyodik muayeneler

Karaciğer ve sindirim hastalıkları uzmanı Eşref Ömer, olaya başka bir boyut getiriyor.

Ani ölüm tehlikelerinden korunmak için periyodik ve sürekli muayenelerin yapılması gerektiğinin altını çizen Ömer, fazla kilo, karaciğer yağlanması gibi risk faktörlerinden uzak durmak gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı'nın Sağlık ve Önleme İşlerinden Sorumlu Danışmanı Muhammed Avad Taceddin de daha önceki açıklamalarında, 100 milyon sağlık girişiminin ani ölüme kadar gidebilecek durumlar da dahil olmak üzere birçok patolojik durumu gösterdiğini ortaya koydu.

Eşref Ömer, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada, çok sayıda sporcunun ani ölümünün, spor yaparken çifte çaba sarf edip kalbinin aniden durmasından kaynaklandığını söyledi. 

Karaciğer hastalıkları uzmanı, gelecekte hayatlarını tehdit edebilecek bir sorun yaşamamalarını sağlamak için spor salonlarına gelmeden önce sertifika ve tıbbi rapor alınması gerektiğini vurguladı.

Ömer, Mısırlı sanatçı Amr Samir'in spor yaparken büyük çaba sarf ettikten sonra kan dolaşımındaki keskin düşüş nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlattı. 

Mart 2017'de Kanada, Güney Afrika ve İtalya'dan uluslararası bir bilim adamları ekibi, gençlerin ve sporcuların ani ölüme kurban gitme riskini artırmaktan sorumlu olan geni ortaya çıkardı ve bunun (CDH2) geni olduğunu belirledi.

Ekip, bunun kalp krizi riskini ikiye katlayan ve gençler arasında ani, beklenmedik ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan genetik bir bozukluk olduğunu vurguladı. 

Şok edici haberler, bu olgunun yayılmasını güçlendiriyor

Bir psikiyatri uzmanı olan Cemal Ferviz'e göre psikolojik bozukluklar ve stres, bu soruna karşı bağışık değil ve risk faktörleri olarak kabul ediliyor.

Kalbi ve beyni etkileyen psikolojik travma, keder ve şiddetli sinirsel stresten kaçınılması gerektiğini vurgulayan Ferviz, aksi taktirde ani ölüme yol açabilecek ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini dile getirdi.

Uzman ayrıca, doğuştan kalp veya beyin kusurları olan kişilerde ölüm ihtimalinin arttığını belirtti. 

Mısır'da Yoğun Bakım Tıbbı kurucusu olan Şerif Muhtar, daha önce yaptığı açıklamada gençlerin ani ölümüyle ilgili Mısırlı bir bilimsel araştırmanın sonuçlarının, her 8 bin gençten bininin ani ölüme maruz kaldığını gösterdiğine dikkati çekti.

Muhtar, "Yaşamın gerilimleri, vücudun basıncı yükselten ve kanı etkileyen adrenalin hormonunu salgılamasına neden olur. Ailelerinde kalp krizi öyküsü olup olmadığını araştırmak için bir muayene yapıldı. 290 kişinin ailesinde hastalık öyküsü olduğu tespit edildi" dedi. 

Ayn Şems Üniversitesi'nde sosyoloji uzmanı Hale Mansur, psikolojik güvenliğin kaybı ve sosyal ve duygusal ilişkilerin başarısızlığına ek olarak, toplumsal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranlarının bu olgunun yayılma şansını artıran faktörler olduğunu dile getirdi. 

Bu durum, Dünya Sağlık Örgütü'nün kardiyovasküler hastalıktan ölümlerin dörtte üçünden fazlasının düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldiğine dair verileriyle destekleniyor.

Bu çerçevede sosyoloji uzmanı, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada özellikle sosyal medya sayfalarında yer alan şoke edici haberlere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek, "Çünkü bu da bir tedirginlik ve yılgınlık hali yaratarak vaka oranlarını daha da yükseltiyor" dedi.

Mansur, gelecekteki yansımalardan kaçınmak için bilinçlendirme kampanyalarının yürütülmesi gerektiğini vurguladı. 

Bu yılın mayıs ayında, Mısır'daki Genel Sağlık Otoritesi, kalbi ani kardiyak ölüm tehlikelerinden korumak için bir bilinçlendirme kampanyası başlattı.

Otorite, çoğu vakanın 40 ile 75 yaşları arasında meydana geldiğini ve semptomların şiddetli göğüs ağrısı, ani nefes darlığı, hızlı kalp atış hızı, şiddetli baş dönmesi ve çaba gösterme yeteneği kaybı olduğunu açıkladı.

Independent Arabia



Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir
TT

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Kurban Bayramı, üst üste üçüncü kez Gazze sakinlerinin hac ibadetinden mahrum kaldığı bir dönemde karşılanıyor. 2023 yılındaki Hamas saldırısı ve ardından başlayan savaş nedeniyle, Gazze halkı 2023’ten bu yana hac farizasını yerine getiremiyor. Geçtiğimiz yıl ekim ayında ateşkes konusunda anlaşma sağlandığının duyurulmasına rağmen İsrail, çeşitli gerekçeler öne sürerek Gazzelilerin sınır kapılarından çıkışını engellemeyi sürdürdü.

İsrail’in Gazze halkına yönelik kısıtlamalarının yalnızca bölgeden çıkışları engellemekle sınırlı kalmadığı, sınırlı sayıdaki tıbbi tahliyeler dışında geçişlere izin verilmediği ifade ediliyor. Ayrıca kurban etlerinin girişinin de engellendiği, ticari ürünler ile insani yardımların bölgeye ulaştırılmasının ise yavaşlatılıp zorlaştırıldığı kaydediliyor.

Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesi sakinlerinden 61 yaşındaki Ramazan Ebu Ziyade, savaş öncesinde hacca gitmeyi umut ettiğini ancak her yıl yapılan kura çekimlerinde adının bir türlü çıkmadığını söyledi. Ebu Ziyade, 2023 yılında Hac için Gazze’den çıkan son kafilenin ardından her yıl yeniden bu fırsatı beklediğini dile getirdi.

xsacvdvf
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda bir otobüse binen Filistinli hacılar, 12 Haziran 2023 (AFP)

Ebu Ziyade, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ateşkes ilanı ve Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açılmasının ardından İsrail’in Gazze halkının Hac ibadetini yerine getirmesine izin vereceğini umut ettiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ebu Ziyade, “Bayram atmosferine dair her şeyden mahrum bırakıldık. Allah’ın evini ziyaret etmemize bile izin verilmedi. Sanki nefes almamızın ve en temel insani haklarımızın engellendiği bir hapishanede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı verilerine göre, Gazze Şeridi’ne her yıl 2 bin 508 kişilik hac kotası ayrılıyor. Bu durum, son üç yılda 7 bin 500’den fazla Filistinlinin hac ibadetini yerine getiremediği anlamına geliyor. Bakanlık ayrıca, 2023 yılındaki kura çekiminde isimleri belirlenen 2 bin 473 hacı adayının o tarihten bu yana seyahat etmeyi beklediğini, ancak şimdiye kadar bölgeden çıkamadıklarını açıkladı. Açıklamada, söz konusu kişilerden 31’inin doğal nedenlerle ya da savaş sırasında düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtildi.

Ebu Ziyade, Gazze halkının gelecek yıl Hac ibadetini yerine getirebilmesini umut ettiğini ifade etti. Kişisel beklentisinin ise son üç yılda kurada adı çıkan ancak hayatını kaybeden kişilerden birinin yerine Hac hakkı elde etmek olduğunu söyledi.

Az sayıda kurban

Gazze halkının Hac ibadetinden mahrum bırakılmasıyla başlayan sıkıntılar, üçüncü yıl üst üste kurban kesememe sorunuyla daha da derinleşiyor. İsrail’in, Gazze Şeridi’nin doğusunda yoğunlaşan hayvancılık çiftliklerini hedef alması sonucu bölgedeki binlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın telef olduğu belirtiliyor. Savaşın başlamasıyla birlikte düzenlenen saldırılarda çok sayıda besi çiftliğinin yok edildiği, bunun da Gazze’de kurbanlık hayvan sıkıntısını ağırlaştırdığı ifade ediliyor.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısında bulunan küçük bir çiftlikte yaşayan genç Ahmed en-Neccar, geçmişte babasına özellikle Kurban Bayramı döneminde satışa sunulmak üzere koyun yetiştiriciliğinde yardım ettiğini anlattı. Ancak Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kendileri gibi yüzlerce çiftlik sahibinin savaş süresince düzenlenen İsrail bombardımanları nedeniyle tüm hayvanlarını kaybettiğini söyledi.

v cd v
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan nadir küçük çiftliklerden biri kurbanlık hayvan sağlıyor, ancak fiyatları yüksek (Şarku’l Avsat)

Neccar, ellerinde yalnızca savaş sürecinde çoğalan birkaç küçük koyunun kaldığını belirterek, kendisi ve babasının mevcut hayvanları korumaya çalıştığını söyledi. Bu sayede şu anda ellerinde iyi durumda çok sayıda koyun bulunduğunu ifade eden Neccar, çevresel koşulların zorluğuna ve yem sıkıntısına rağmen hayvanların sağlıklı kalabildiğini dile getirdi. Neccar, hayvanların bakımının ciddi maliyet oluşturduğunu, bunun da Gazze genelinde kurbanlık fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu kaydetti.

İsrail’in, Kurban Bayramı öncesinde satış ya da yetiştiricilik amacıyla canlı hayvan girişine izin vermediğini belirten Neccar, yalnızca dondurulmuş et ürünlerinin sınırlı aralıklarla bölgeye girişine müsaade edildiğini ve bu ürünleri taşıyan tırların geçiş koordinasyonu için yüksek ücretler talep edildiğini söyledi.

Gazze’de bir koyunun fiyatının kalite ve ağırlığına göre değişmekle birlikte ortalama 5 bin dolar civarında olduğu ifade ediliyor.

Neccar ayrıca, ailesinin geçmişte Han Yunus’un doğusunda büyük bir çiftliğe sahip olduğunu, ancak mevcut durumda yalnızca yaşadıkları çadırların yakınında küçük bir çiftliklerinin kaldığını anlattı. Söz konusu çiftliğin ‘bölge halkının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini’ söyledi.

Piyasa kaynakları ise İsrail’in yem ile canlı hayvan girişine yönelik süregelen kısıtlamaları nedeniyle Gazze’de faaliyet gösteren hayvancılık çiftliklerinin sayısının ciddi biçimde azaldığını, bölgede kalan çiftlik sayısının 10’u geçmediğini belirtiyor.

Neccar, “İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle fiyatlar çok yüksek. Buna karşılık gerçek anlamda bir talep de yok. Sadece bazı kurumlar alım yapıyor ancak onlar da artık kurbanlık yerine halka dağıtmak üzere dondurulmuş et satın alma gibi alternatif çözümler aramaya başladı” dedi.

Müşterisi olmayan mallar

Gazze’de bayram döneminde düşük alım gücü yalnızca et ürünleriyle sınırlı kalmıyor. Bölgenin farklı pazarlarında, geçen yıl ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından Gazze’ye giren çeşitli ticari ürünler bulunmasına rağmen, fiyatların hâlâ oldukça yüksek olduğu ve halkın acil ihtiyaç duyduğu ürünleri dahi satın almakta zorlandığı belirtiliyor.

Gazze kentinde bir mağazada çalışan Halil Bekir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı atmosferinin savaş nedeniyle tamamen kaybolduğunu söyledi. Bekir, savaş öncesinde halkın bayram dönemlerinde kıyafet başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptığını, ancak bugün hem ekonomik koşulların hem de piyasadaki ürün fiyatlarının büyük ölçüde değiştiğini ifade etti.

xsdcdsv
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen bir gösteride, su sıkıntısını ifade etmek için boş bidonları havaya kaldıran Filistinliler, 25 Mayıs 2026 (AFP)

Bekir, savaş öncesindeki bayram dönemlerini hatırlatarak, “Bu günlerde iş yoğunluğu çok yüksek olurdu. Satış ve alışveriş hareketlenir, çok sayıda müşteri ağırlardık. Bayram hazırlıkları bir hafta önceden başlardı” dedi. Ancak savaşla birlikte durumun tamamen değiştiğini belirten Bekir, geçmişte 100 şekel ile bir kişinin temel giyim ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, bugün ise aynı miktarın neredeyse hiçbir ihtiyacı karşılamadığını söyledi. Bekir, savaş öncesinde yaklaşık 30 şekele satılan bir gömleğin bugün 70 şekel veya daha yüksek fiyatlara ulaştığını, bunun temel nedeninin ise ticari geçiş ve koordinasyon maliyetlerindeki artış olduğunu kaydetti.

İsrail, sınırlı miktarda ticari mal ithalatına izin verilen tüccarlara, ‘koordinasyon’ adı altında bazı mallar için astronomik rakamlara ulaşan meblağlar ödemelerini zorunlu kılıyor; bu da fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Hayat artık farklı

Han Yunus sakinlerinden İbrahim Ebu Cami, Gazze Şeridi’ndeki durumu ‘zor ve felaket boyutunda’ olarak nitelendirdi. Bölge halkının, su sıkıntısı, çadırlarda yaşam ve evlerle tarım arazilerinin kaybı nedeniyle artık insanca bir yaşam hissini yitirdiğini söyledi.

Ebu Cami, her yıl imkânları ölçüsünde kurban kesebildiğini ancak son üç yıldır ağır ekonomik koşullar ve aşırı yükselen fiyatlar nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini belirtti. Ebu Cami, “Üç yıl önce hayat farklıydı, bayramları heyecanla beklerdik. Bugün ise insanlar ailelerine bir kilo et dahi almakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

Gazze sakinlerinden Teysir el-Ağa da Ebu Cami’nin görüşlerine katılarak, bölgede yaşamın tamamen değiştiğini ve bayram atmosferinin kaybolduğunu söyledi. El-Ağa, geçmişte zengin ya da yoksul ayrımı olmaksızın herkesin kurban etine ulaşabildiğini, ancak bugün herkesin aynı ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.

sdcsvc
Gazze’de küçük bir dükkân sahibi olan Abdurrauf Safi, bayramda bölge sakinlerine sattığı çikolataları sergiliyor. (Şarku’l Avsat)

Gazze sakini Vela Ebu’l Hayr ise savaş öncesinde halkın bayramı güzel bir atmosfer içinde karşıladığını, çocuklar için yeni kıyafetler alındığını ve sokaklarda dolaştırılan kurbanlık hayvanların bayram coşkusunun bir parçası olduğunu anlattı. Ebu’l Hayr, bugün ise insanların bayramın geldiğini yalnızca tekbir seslerinden anlayabildiğini belirterek, savaşla birlikte koşulların ağırlaştığını ve çok sayıda ailenin çocuklarını kaybettiğini söyledi. Gazze’de hayatın yeniden normale dönmesini ve bölge halkının dünyanın geri kalanındaki insanlar gibi yaşayabilmesini umut ettiğini ifade etti.

Tüccar Abdurrauf Safi de savaş öncesinde kurbanlıklar ve ticari ürünlerin uygun fiyatlarla kolayca bulunabildiğini, ancak bugün fiyatların ciddi şekilde arttığını kaydetti. Buna rağmen insanların bayram şartlarına uyum sağlamaya çalıştığını belirten Safi, savaş öncesinde 90 şekel olan çikolatanın kilogram fiyatının bugün 150 şekele yükseldiğini, bunun da birçok kişinin bu ürünlerden uzak durmasına yol açtığını söyledi.

Bayram ve gerginlik

Kurban Bayramı, üçüncü yıl üst üste Gazze’de aralıksız süren İsrail saldırılarının gölgesinde karşılanıyor. Ateşkes ilanından bu yana 900 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtilirken, bölgede insani krizin daha da derinleştiği ifade ediliyor.

İsrail’in son günlerde yeniden yoğun yerleşim alanlarını hedef aldığı, bunun da sivillerin yaşadığı sıkıntıları artırdığı kaydediliyor. Saldırılar nedeniyle, evleri tamamen yıkılmayan ya da kısmen hasar gören bazı ailelerin geri dönerek yaşamaya çalıştıkları konutlarını yeniden terk etmek zorunda kaldıkları belirtiliyor. Gazze’de çok sayıda ailenin, çadırlarda süren zorunlu göç yaşamı yerine kısmen ayakta kalan evlerinde kalmayı tercih ettiği, ancak son saldırılarla birlikte bu seçeneğin de ortadan kalktığı ifade ediliyor.

ascsdcs
 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Hastanesi’nde bir baba, kızının cenazesinin başında ağlıyor, 25 Mayıs 2026 (EPA)

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı sakini Edhem el-Hams, iki gün önce evini kaybettiğini belirterek, İsrail ordusunun yaşadıkları bölge için tahliye çağrısı yapmasının ardından yakınlardaki bir evin hedef alındığını söyledi. El-Hams, düzenlenen saldırıda en az sekiz evin yıkıldığını, çok sayıda konutun da ağır hasar alarak yaşanamaz hale geldiğini ifade etti. Saldırıların yüzlerce ailenin yeniden yerinden edilmesine neden olduğunu belirten el-Hams, insanların çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını kaydetti. Daha önce evlerinin güvenli olması nedeniyle göç yaşamından uzak kalabildiklerini söyleyen el-Hams, son saldırılarla birlikte bu imkânı da kaybettiklerini dile getirdi.

El-Hams, “Hangi bayramdan, hangi ateşkesten söz ediyorlar? Biz burada hâlâ savaşın içindeyiz. İsrail işgali ve sivillere yönelik saldırıları nedeniyle artık ne bayramlarımızı ne de acılarımızı hissedebiliyoruz. Bu savaşta hiçbir payımız olmamasına rağmen bütün yükünü biz taşıyoruz” ifadelerini kullandı.


Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur

Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
TT

Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur

Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)

II. Abdullah, Ürdün’ün tüm zorluklara rağmen sınırlarını ve güvenliğini koruduğunu, demokratik sürecini sürdürdüğünü ve ekonomisini krizlerin etkilerinden uzak tutmayı başardığını söyledi.

Ürdün Krallığı’nın 80. Bağımsızlık Günü kutlamalarında halka hitap eden Kral Abdullah, “Özgüven, zorlukları inkâr etmek ya da görmezden gelmek değil; onları bilinç ve sorumlulukla karşılamaktır” dedi.

Kral Abdullah, “Yol ne kadar uzun ve zor olursa olsun bizi çalışmaktan alıkoyamayacaktır. Her aşamada her türlü engeli aşabilecek güce sahibiz” ifadelerini kullandı. Bu yılki kutlamaların yalnızca elde edilen başarılarla değil, ülkenin sahip olduğu irade ve kapasiteyle ilgili olduğunu belirten Abdullah, “Amacımız övünmek değil, bu vatana olan güvenimizi pekiştirmektir” diye konuştu.

Ürdün’ün kendi kimliğini, yönünü ve tercihlerini bildiğini söyleyen Kral Abdullah, “Karşılaşılan zorluklar ülkemizi daha dirençli ve kararlı hale getirdi. Bu topraklardan doğan insanlar yenilmez ve yılmaz” ifadelerini kullandı.

Ürdün halkına seslenen Abdullah, “Bağımsızlığımızın dokuzuncu on yılına Allah’a güvenerek birlikte ilerliyoruz. Kendimize daha çok inanıyor, Ürdün ve halkına yakışır bir gelecek inşa etme konusunda daha güçlü hissediyoruz” dedi.

Kral Abdullah, Ürdün’ün insanlık tarihinde hiçbir zaman sıradan bir ülke olmadığını belirterek, “Bu topraklar medeniyetlerin yurdu ve uyumun merkezi oldu. Hazreti İsa Ürdün Nehri’nde vaftiz edildi; sahabeler ve onları takip edenler bu topraklarda yaşadı. Burada kurulan medeniyetler dünyaya direnç ve dayanıklılık dersleri verdi” diye konuştu.

Duygusal ifadeler de kullanan Ürdün Kralı, “Bu vatan yüce değere sahip, cömert, Arap kimliğine bağlı bir ülkedir. Halkı, talep gelmeden ‘baş üstüne’ demeyi bilir ve evlatlarının omuzlarının hiçbir zaman küçülmeyeceğine inanır” dedi.

Abdullah ayrıca, “Seksen yıldır umut, köklü değerlere bağlı güçlü bir halka dayanıyor. Bu yürüyüşün her adımında vatan bizim için bir sığınak ve yön olmuştur” ifadelerini kullandı.

Bu yılki bağımsızlık kutlamalarının, Ürdün ve Körfez ülkelerinde son dönemde yaşanan gelişmeler ile İran’ın hayati tesisler ve askeri üsleri hedef alan saldırıları nedeniyle ayrı bir sembolik önem taşıdığı belirtildi.

Savaş günlerinde İran’dan doğrudan gelen tehditlerle karşı karşıya kalan Ürdün’ün hava savunma sistemleri, ülke hava sahasına giren çok sayıda füze ve insansız hava aracını (İHA) düşürmüştü.

Ürdün yönetimi ayrıca bölgedeki gerilimin artmasının, İsrail’in Batı Şeria ve Kudüs’te yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve Filistinlilerin haklarını daha fazla kısıtlamasına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Açıklamada, Gazze Şeridi’nde insani yardımın yavaş ulaşması nedeniyle insani krizin sürdüğüne de dikkat çekildi.


El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
TT

El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce

Bağdadi el-Mahmudi, devrik lider Muammer Kaddafi dönemindeki son başbakan olarak, tüm Libyalılara “kardeşlik ve birlik temelinde yeni bir sayfa açma, acı ve bölünme yıllarını geride bırakma” çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Mahmudî’nin 18 Mayıs’ta eski rejimden 30 diğer yetkiliyle birlikte “17 Şubat Devrimi göstericilerini bastırma” suçlamasından beraat etmesinin ardından yaptığı ilk açıklama oldu. Mahmudî’nin sözleri Libya’da geniş yankı uyandırdı.

Kaddafi döneminde “Genel Halk Komitesi” başkanlığını yürüten Mahmudî, “Günler ne kadar uzun sürerse sürsün, gerçeklerin gömülemeyeceğini ve adaletin gecikse de yok olmayacağını kanıtladı” dedi.

Mahmudî’nin Facebook hesabından yapılan açıklamada ise “Bölünmeler ülkemizi yordu, anlaşmazlıklar gücümüzü zayıflattı. Yaraların üzerine çıkmanın ve Libya’yı her şeyin önünde tutmanın zamanı geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, “Libyalılar arasında kazanan yalnızca vatan olabilir; fitneden kazanç sağlayanlar ise ancak ülkenin düşmanlarıdır” denildi.