Mısırlıları tehdit eden yeni bir hayalet: 'Ani ölüm'

Yılda 100 bin vakanın arkasında ekonomik, sosyal ve psikolojik baskılar var. Tıp sektörü ön planda

Sosyal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranları, Mısır’da ani ölümlerin yayılmasını artırdı / Fotoğraf: AFP
Sosyal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranları, Mısır’da ani ölümlerin yayılmasını artırdı / Fotoğraf: AFP
TT

Mısırlıları tehdit eden yeni bir hayalet: 'Ani ölüm'

Sosyal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranları, Mısır’da ani ölümlerin yayılmasını artırdı / Fotoğraf: AFP
Sosyal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranları, Mısır’da ani ölümlerin yayılmasını artırdı / Fotoğraf: AFP

Ahmed Said Hasaneyn

Hiçbir belirti olmadan ve uyarılmadan hayatınızın elinizden alındığını hissettiniz mi?

Bu soru artık varsayımsal değil. Özellikle korkunç bir kabusa dönüşen yaygın ani ölüm vakalarının ortasında cevabı, Mısır'daki mevcut dönemde kaçınılmaz ve acil bir gereklilik haline geldi.

Bu da alarm zilini çalıyor ve ayrıca yetkilileri, sağlık ve yasama işleriyle ilgili kurumları, bu olgunun yayılmasına neden olan faktörleri ve onu çevreleyen koşulları, belirli yaş gruplarıyla bağlantılı olup olmadığını ve gelecekte nasıl önlenebileceğini bilmek için bu durumu öncelikler arasına koymaya itiyor. 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından aralık ayında 2020 yılı için yayınlanan resmi bir rapor, kalp hastalığının son yirmi yılda küresel olarak önde gelen ölüm nedeni olduğunu ortaya koydu.

Bundan kaynaklanan ölümlerin sayısı, 2000 yılında iki milyona kıyasla 2019'da 9 milyona yükseldi.

Rapora göre iskemik kalp hastalığı (kalp damar tıkanıklığı), dünyadaki en ölümcül hastalık ve dünyadaki tüm ölümlerin yüzde 16'sından sorumlu. Bunu inme ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı izliyor. 

Tekrarlanan gerçekler

Son birkaç ayda ister sanat ister spor, hatta genel halk arasında olsun, çeşitli sektörlerde Mısırlılara atfedilen birçok hesap, akraba ve arkadaşları arasında ani ölüm olaylarının yayılması sonucunda karanlığa büründü.

Bu olaylardan sonuncusu ise, bu mayıs ayında toprağa verilen Mısırlı oyuncu Mustafa Derviş'in 43 yaşında kalp kasındaki güçsüzlük nedeniyle ani ölümüyle hayatını kaybetmesi oldu.

Mısır'daki Temsili Meslekler Sendikasına göre Mustafa, ölümünden önce herhangi bir sağlık sorunu yaşamamıştı, ancak kalbi aniden durdu. 

Derviş'in durumu benzersiz değildi. Öyle ki ölümü, Heysem Ahmed Zeki, Ala Validdin, Amr Samir ve Memduj Abdulalim başta olmak üzere sanatsal açıdan önde gelen birçok sanatçının ayrılışıyla ilgili art arda gelen bir dizi üzüntünün devamını oluşturdu. 

Bu durum, Mısır'da ünlü isimlerle sınırlı değil. Sporcular arasında, tıp sektöründe, doktor veya hemşirelik sektörleri düzeyinde birçok vakanın ortaya çıkması dikkat çekici. 

Bu husus, daha önce "doktorların uzun süreler, bazen saatler ve günlerce çalışmasının sebepleri ile ilgili olarak" Mısır'da Medikal Sendikası tarafından geçen yılın eylül ayında ofis personeli ile yapılan bir toplantının ardından yayınlanan bildiri ile de ortaya koyuldu.

Bildiride, doktorların uzun saatler boyunca çalışmasının iş yoğunluğundan, üniversite hastaneleri gibi bazı bölümlerde personel yetersizliğinden, maaş ve vardiyaların düşük olmasından kaynaklandığı belirtildi.

Açıklamada genç doktorlar arasında koronavirüs dışı ölüm oranlarının 2018'de 3, 2019'da 11, 2020'de 7, 2021'de 10 ölüme kıyasla 2022'de her ay 2 doktora ulaştığı belirtildi.

Ortaya çıkan risk faktörleri

Kalp Enstitüsü eski dekanı Cemal Şaban, "Ani ölümlerin önemli nedenleri vardır ve bunların başında yüksek tansiyon, şeker ve kolesterol gelmektedir. Obezitenin yanı sıra sigara, genetik ve kalıtsal faktörler ve egzersiz eksikliği kalp krizi, arter ve felç geçirme faktörleridir" dedi. 

Şaban, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada "Kahvaltı yapmamak gibi yanlış sağlık kalıplarına ek olarak, vücuttaki genel iltihaplanma, hamilelik ve doğum sorunları ve hava kirleticilerle ilişkili durumlardan kaynaklanan yeni koroner arterlerin enfeksiyonunu temsil eden ve yeni ortaya çıkan risk faktörleri vardır. Uzun vadede şeker ve suni tatlandırıcı içeren içeceklerin yanı sıra uzun süre iş stresine maruz kalma da bu faktörler arasında" diye konuştu. 

Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından 17 Eylül 2021 tarihinde işle ilgili hastalık ve yaralanmaların yüküne ilişkin yayımlanan ortak ön tahminler, işle ilgili hastalık ve yaralanmaların 2016 yılında 1,9 milyon ölüme neden olduğunu ortaya koydu.

Aktarılana göre ölümlerin çoğu, solunum ve kardiyovasküler sistem hastalıklarına bağlıydı.

Mısır'da yılda 100 bin vaka

Mısır'daki ani ölüm vakalarının sayısına ilişkin kesin bir izleme olmadığını söyleyen Şaban, "Resmi olmayan tahminler, 300 bin ölüm kaydeden Amerika'ya kıyasla oranların yılda 100 bin vaka olarak tahmin edildiğini gösteriyor" ifadelerini kulladı.

Kalp Enstitüsü Dekanı, stres ve duygusal travmaya ek olarak, beyin ve kalpte felçlere yol açan baş ağrısı, vücudun bir tarafında uyuşma ve bilinç düzeyinde bozulma gibi bazı semptomlara dikkati çekerek, "Öldüklerinde yerini hiçbir şeyin dolduramadığı ve yerlerinde hiçbir hücrenin büyüyemediği iki çeşit hücre vardır. Bunlar beyin ve kalp hücreleridir" şeklinde konuştu. 

Şaban ayrıca, erken yaşam travması ve çevredeki koşullardan kaynaklanan ekonomik, sosyal ve psikolojik baskıların, özellikle genç ve orta yaşlı bireyler için risk faktörleri olduğunu dile getirdi.

Bu durum, Dünya Sağlık Örgütü'nün Mısır'daki temsilcisi Naime el-Kasir'in daha önce kalp hastalıklarının her yıl yaklaşık 17,9 milyon insanın ölümüne neden olduğuna dair yaptığı basın açıklamalarıyla da örtüşüyor.

Bu ölümlerin dörtte üçünün düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldiğini belirten Kasir, "Mısır'da kalp hastalığına bağlı ölüm oranı 2018'de yüzde 40'a ulaştı" dedi. 

An ölüm vakalarındaki sürekli artışla birlikte bu mayıs ayında Mısır Parlamentosu'ndaki milletvekilleri, Sağlık ve Nüfus Bakanı'na "bu durumun genç çevreler arasında yayılmasının nedenlerini ve bununla nasıl başa çıkılacağını açıklama" çağrısı yaptı. 

Periyodik muayeneler

Karaciğer ve sindirim hastalıkları uzmanı Eşref Ömer, olaya başka bir boyut getiriyor.

Ani ölüm tehlikelerinden korunmak için periyodik ve sürekli muayenelerin yapılması gerektiğinin altını çizen Ömer, fazla kilo, karaciğer yağlanması gibi risk faktörlerinden uzak durmak gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı'nın Sağlık ve Önleme İşlerinden Sorumlu Danışmanı Muhammed Avad Taceddin de daha önceki açıklamalarında, 100 milyon sağlık girişiminin ani ölüme kadar gidebilecek durumlar da dahil olmak üzere birçok patolojik durumu gösterdiğini ortaya koydu.

Eşref Ömer, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada, çok sayıda sporcunun ani ölümünün, spor yaparken çifte çaba sarf edip kalbinin aniden durmasından kaynaklandığını söyledi. 

Karaciğer hastalıkları uzmanı, gelecekte hayatlarını tehdit edebilecek bir sorun yaşamamalarını sağlamak için spor salonlarına gelmeden önce sertifika ve tıbbi rapor alınması gerektiğini vurguladı.

Ömer, Mısırlı sanatçı Amr Samir'in spor yaparken büyük çaba sarf ettikten sonra kan dolaşımındaki keskin düşüş nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlattı. 

Mart 2017'de Kanada, Güney Afrika ve İtalya'dan uluslararası bir bilim adamları ekibi, gençlerin ve sporcuların ani ölüme kurban gitme riskini artırmaktan sorumlu olan geni ortaya çıkardı ve bunun (CDH2) geni olduğunu belirledi.

Ekip, bunun kalp krizi riskini ikiye katlayan ve gençler arasında ani, beklenmedik ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan genetik bir bozukluk olduğunu vurguladı. 

Şok edici haberler, bu olgunun yayılmasını güçlendiriyor

Bir psikiyatri uzmanı olan Cemal Ferviz'e göre psikolojik bozukluklar ve stres, bu soruna karşı bağışık değil ve risk faktörleri olarak kabul ediliyor.

Kalbi ve beyni etkileyen psikolojik travma, keder ve şiddetli sinirsel stresten kaçınılması gerektiğini vurgulayan Ferviz, aksi taktirde ani ölüme yol açabilecek ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini dile getirdi.

Uzman ayrıca, doğuştan kalp veya beyin kusurları olan kişilerde ölüm ihtimalinin arttığını belirtti. 

Mısır'da Yoğun Bakım Tıbbı kurucusu olan Şerif Muhtar, daha önce yaptığı açıklamada gençlerin ani ölümüyle ilgili Mısırlı bir bilimsel araştırmanın sonuçlarının, her 8 bin gençten bininin ani ölüme maruz kaldığını gösterdiğine dikkati çekti.

Muhtar, "Yaşamın gerilimleri, vücudun basıncı yükselten ve kanı etkileyen adrenalin hormonunu salgılamasına neden olur. Ailelerinde kalp krizi öyküsü olup olmadığını araştırmak için bir muayene yapıldı. 290 kişinin ailesinde hastalık öyküsü olduğu tespit edildi" dedi. 

Ayn Şems Üniversitesi'nde sosyoloji uzmanı Hale Mansur, psikolojik güvenliğin kaybı ve sosyal ve duygusal ilişkilerin başarısızlığına ek olarak, toplumsal ve ekonomik baskılar ve yüksek yoksulluk oranlarının bu olgunun yayılma şansını artıran faktörler olduğunu dile getirdi. 

Bu durum, Dünya Sağlık Örgütü'nün kardiyovasküler hastalıktan ölümlerin dörtte üçünden fazlasının düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldiğine dair verileriyle destekleniyor.

Bu çerçevede sosyoloji uzmanı, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada özellikle sosyal medya sayfalarında yer alan şoke edici haberlere karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek, "Çünkü bu da bir tedirginlik ve yılgınlık hali yaratarak vaka oranlarını daha da yükseltiyor" dedi.

Mansur, gelecekteki yansımalardan kaçınmak için bilinçlendirme kampanyalarının yürütülmesi gerektiğini vurguladı. 

Bu yılın mayıs ayında, Mısır'daki Genel Sağlık Otoritesi, kalbi ani kardiyak ölüm tehlikelerinden korumak için bir bilinçlendirme kampanyası başlattı.

Otorite, çoğu vakanın 40 ile 75 yaşları arasında meydana geldiğini ve semptomların şiddetli göğüs ağrısı, ani nefes darlığı, hızlı kalp atış hızı, şiddetli baş dönmesi ve çaba gösterme yeteneği kaybı olduğunu açıkladı.

Independent Arabia



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.