Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin, IKBY Meclisi'nin görev süresinin uzatılmasının anayasaya aykırı olduğu kararı Kürtler arasında bölünmeyi tırmandırdı

Karar, Erbil ile yaşanan bütçe krizini de etkiledi

IKBY Meclisi’nde kavgaların ve itişmelerin yaşandığını gösteren görüntülerden alınan bir ekran görüntüsü
IKBY Meclisi’nde kavgaların ve itişmelerin yaşandığını gösteren görüntülerden alınan bir ekran görüntüsü
TT

Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin, IKBY Meclisi'nin görev süresinin uzatılmasının anayasaya aykırı olduğu kararı Kürtler arasında bölünmeyi tırmandırdı

IKBY Meclisi’nde kavgaların ve itişmelerin yaşandığını gösteren görüntülerden alınan bir ekran görüntüsü
IKBY Meclisi’nde kavgaların ve itişmelerin yaşandığını gösteren görüntülerden alınan bir ekran görüntüsü

Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Irak Yüksek Federal Mahkemesi’nin, (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Meclisi'nin görev süresinin uzatılmasının anayasaya aykırı olduğu kararına soğukkanlı bir tutumla yaklaşsa da yetkililer için bağlayıcı olan kararın IKBY’de bir yanda Kürt partileri arasında, diğer yanda mali bütçe açısından Bağdat ile Erbil arasında birtakım yansımaları söz konusu.

Kürt muhalefetinden bazı partiler, IKBY Meclisi'nin görev süresinin uzatılmasının ‘yasadışı ve anayasaya aykırı’ olduğu iddiasıyla açtıkları davayı Yüksek Federal Mahkeme'nin kararıyla kazandılar. Yüksek Federal Mahkeme Başkanı Casim Muhammed Abur, ‘anayasanın IKBY Meclisi’nin dört yıl süreyle görev yapacağını belirttiğini ve bu yasal süreden sonra IKBY Meclisi tarafından alınan tüm kararların anayasal olarak geçersiz olduğunu’ söyledi.

Anayasanın soyut ve kalıcı gücün sahibi olduğunu vurgulayan Abur, “Anayasa, kurallarını tüm otoritelere dayatan yasal bir belgedir. Hukukun üstünlüğü ve iktidarın temelinin halk olduğu şeklindeki siyasi sürecin dayandığı temel ilkeleri düzenler” şeklinde konuştu.

IKBY Meclisi’ndeki bir oylamada, 2022 yılının ekim ayında, 2023 yılı il genel meclisi seçimleri ile birlikte yapılması şartıyla, yasama süresinin uzatılması ve seçimlerin bir yıl ertelenmesi onaylanmıştı. Muhalefetteki partiler, bu oylamayı yasadışı ve anayasaya aykırı buldular. KDP, 21 Mayıs 2023 tarihinde tüm Kürt partilerinin IKBY milletvekili seçimlerinin belirlendiği gibi 18 Kasım tarihinde yapılması konusunda anlaştığını duyurdu.

IKBY milletvekili seçimlerinin yapılması için bir tarih belirlenmesi konusunda anlaşmaya varılmış olmasına rağmen, IKBY’nin başlıca iki partisi (Mesut Barzani liderliğindeki KDP ve Pavel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği/KYB) arasındaki anlaşmazlıklar, sadece IKBY’de değil, mali bütçe tartışmaları da dahil olmak üzere Bağdat ile Erbil arasındaki tüm siyasi sürece de gölge düşürdü.

KDP, Bağdat ile Erbil arasında daha önce imzalanan bir anlaşmaya göre bütçenin Erbil'in istekleriyle çelişen bazı maddelerinde Meclis Maliye Komisyonu tarafından yapılan değişikliklere itiraz ederken KYB’nin Maliye Komisyonu’ndaki üyeleri, iki KDP ile KYB arasındaki krizin boyutunu gösteren değişiklik için oy kullanmaları dikkat çekiciydi.

Ancak IKBY’deki kriz, KDP’nin eski stratejik ortağı KYB ile yaşadığı anlaşmazlığın ötesine geçerek muhalefet kanadındaki partilere kadar uzanıyor. Burada Irak Meclisi’nde 8 sandalyeye sahip Şasiwar Abdulvahid liderliğindeki Yeni Nesil Hareketi ön planda yer alıyor. Şasiwar Abdulvahid, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Yüksek Federal Mahkeme’nin IKBY Meclisi ile ilgili kararından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kararı ‘tarihi’ olarak nitelendiren Abdulvahid, tweetinde şunları yazdı:

“Yeni Nesil Hareketi olarak biz anayasaya ve hukuka inanıyoruz. IKBY’deki otoriteye uyarı düdüğünü çalan ve yüzlerine doğru kırmızı kartı gösteren de biziz. Yüksek Federal Mahkeme'nin tarafsızlığı sayesinde, bugün IKBY Meclisi’nin görev süresinin uzatılmasını engelleyen ve yasal süresi dolduktan sonra alacağı tüm kararları geçersiz kılan önemli bir tarihi kararın alınmasıyla davayı kazandık. Kazandığımız bu dava, bir siyasi partinin IKBY’de iktidarı ele geçirme ve yönetimin gidişatını değiştirme cüreti açısından bir ilki teşkil ediyor.”

Irak Meclisi’nin eski üyesi ve KYB’nin önde gelen eski isimlerinden Ala Talabani de Yüksek Federal Mahkeme'nin kararına desteğini dile getirdi.

Yüksek Federal Mahkeme'nin IKBY Meclisi’nin görev süresinin uzatılmasının yasadışı ve anayasaya aykırı olduğuna dair kararının tarihi bir karar olduğunu söyleyen Talabani, IKBY’de reform sürecinin adil seçimler yapmak, seçmenin iradesini ve vatandaşların çıkarlarını gözeten demokratik kurumların kurulması ve iç ve dış ilişkilerin kurumsallaştırılmasına çalışmaktan başladığını sözlerine ekledi.

Kararla doğrudan ilgili olan KDP, kararı destekleyip desteklemediğini açıklamasa da IKBY’de seçimlerin yapılması konusundaki tutumunu yineledi.

KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Herkes, KDP’nin beşinci dönem sonunda seçimlerin zamanında yapılması için elinden gelen çabayı sarf ettiğini biliyor. KDP, bu doğrultuda siyasi süreçte yer alan partileri seçimlere yasal sürelere göre hazırlanmak amacıyla ciddi adımlar atmaya çağırıyor. Atılan adımları ve süreçle ilgili endişelerimizi anlatmamıza gerek yok. Fakat IKBY’nin tüm partilerini ve vatandaşlarını iş birliği yapmaya ve temiz ve adil seçimlerin yapılmasını kolaylaştırmaya çağırıyoruz. Hükümeti ve ilgili kurumları da sürecin başarıya ulaşması için gerekli adımları atmaya çağırıyoruz. KDP için önemli olanın IKBY Meclis seçimlerinin nasıl yönetileceği olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.”

Yüksek Federal Mahkeme'nin verdiği kararın, Bağdat ile Erbil arasındaki anlaşmalar ve uzlaşılar ile hiçbir ilgisi yokmuş gibi göründüğü bir dönemde, Yüksek Federal Mahkeme'nin görevinin anayasayı yorumlamak olması göz önüne alındığında bütçe konusundaki mevcut anlaşmazlıklar Erbil ile Bağdat arasındaki bütçe krizine yeni bir yük getirebilir ve bu da iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi olasılığını etkileyebilir.

KYB’nin önde gelen isimlerinden Ahmed el-Hariki, yaptığı açıklamada, Federal Yüksek Mahkeme'nin IKBY Meclisi’nin görev süresinin uzatılmasının yasadışı ve anayasaya aykırı olduğu kararının başta olmak hukuki tartışmalar olmak üzere birtakım yansımalarının olacağını söyledi. Hariki, açıklamasında, “IKBY’de yasama yetkisi yok. Sadece IKBY başkanlığı ve Bakanlar Kurulu başkanlığı var. IKBY başkanının siyasi partilerle anlaşarak bazı kararları verme yetkisi bulunuyor. Bu kararlar IKBY başkanlığı kanununun 10. Maddesi uyarınca kanun hükmündedir” ifadelerini kullandı.

Ahmed el-Hariki, sözlerini şöyle sürdürdü:

“IKBY’de yeni bir seçim komisyonunun seçilmesi ve seçim yasasında değişiklik yapılması için Kürt siyasi güçlerin gerçek bir siyasi diyalog başlatmaları gerekiyor. Bu konu siyasi diyalog ve hukuki yorumlar çerçevesinde kalacaktır. KDP politikalarını ve seçim yasasını gözden geçirmelidir. Hukuk tüm siyasi partileri ilgilendirmektedir ve hiçbir siyasi parti kendi iradesini dayatamaz.”

Bu kararın yansımalarıyla ilgili hukuki tartışmalar devam ederken, hukuk uzmanı Ali et-Tamimi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Yüksek Federal Mahkeme kararından kaynaklanan bu sorunun çözümü, 2019 tarihli Federal Seçim Komisyonu Yasası'nın üçüncü maddesine göre seçimlerin Federal Seçim Komisyonu tarafından denetlenmesidir” ifadelerini kullandı.

Tamimi, değerlendirmesinde şunları söyledi:

“IKBY Meclisi kurulduktan sonra yeni seçim komisyonu oluşturulacak. Bu da milletvekili seçimlerinin, IKBY Bakanlar Kurulu ile Bağdat’taki Seçim Komisyonu arasında koordineli olarak yapılması ve daha sonra Erbil’deki seçim komisyonunun seçilmiş Meclis tarafından seçilmesi anlamına geliyor.”



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.