Sudan'dan diplomasız ayrılan binlerce öğrencinin akıbeti ne olacak?

Pek çok engelin varlığı göz önüne alındığında, öğrencilerin birçoğu eğitim hayatları hakkında endişe duyuyor

Sudan'da devam eden silahlı çatışmaların akademik koşulları daha da zorlaştıracağına dair beklentiler mevcut / Fotoğraf: AFP
Sudan'da devam eden silahlı çatışmaların akademik koşulları daha da zorlaştıracağına dair beklentiler mevcut / Fotoğraf: AFP
TT

Sudan'dan diplomasız ayrılan binlerce öğrencinin akıbeti ne olacak?

Sudan'da devam eden silahlı çatışmaların akademik koşulları daha da zorlaştıracağına dair beklentiler mevcut / Fotoğraf: AFP
Sudan'da devam eden silahlı çatışmaların akademik koşulları daha da zorlaştıracağına dair beklentiler mevcut / Fotoğraf: AFP

Osman el-Esbat

Üniversitelerde eğitime süresiz olarak ara verilmesi nedeniyle binlerce Sudanlı öğrenci, bilinmeyen bir akıbetin çaresizliği ve kaygısı içinde yaşıyor.

Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında devam eden silahlı çatışmaların akademik koşulları daha da zorlaştıracağına dair beklentiler mevcut.

Başkent Hartum'daki bazı yükseköğretim kurumlarının bombalanması ve diğer özel ve devlet üniversitelerinin yağmalanması nedeniyle bir gecede çok sayıda öğrenci eğitim sertifikalarını ve belgelerini kaybetti.

Bu muğlaklık karşısında eğitimlerini tamamlamadan Sudan'daki savaşın cehenneminden kaçan Arap ve Afrikalı öğrenciler, Sudan'daki emsalleriyle trajediyi ve felaketi paylaşıyorlar.

Peki mevcut koşullarda üniversitelerin durumunu öğrenciler ve akademisyenler nasıl görüyor?

Binlerce insanın geleceğini kaybetmesini hangi çözümler önleyebilir?

Bilinmeyen gelecek

El-Nileyn Üniversitesi (Al Neelain University) İktisat Fakültesi'ndeki üçüncü yılını tamamlamak üzere olan Muhammed Musa Fadl, savaşın patlak vermesinin ardından Hartum'u kendi isteği dışında terk etti. Fadl, ailesinin Sudan'da kalmak yerine Mısır'a göç etmeyi seçmesiyle akademik geleceği ile ilgili kararını vermiş oldu.

Fadl, “Eğitimimi Kahire'de tamamlayabileceğimden emin değilim. Çünkü Sudan’da üniversite kazandığımı, bölümümü ve üç yıl içinde verdiğim dersleri kanıtlayan belgeleri elde ederek bir Mısır üniversitesine kaydolabilmem zor. Şu anda ufukta Sudan'da güvenliğin yeniden sağlanması ve akademik kurumlarda eğitimin yeniden başlaması için hiç umut yok” dedi.

Fadl ayrıca, “çatışma nedeniyle üniversitelerin kapatılmasının karmaşık psikolojik etkiler bıraktığını ve öğrencilerin geleceğinin karanlık bir tünele girdiğini” belirtti.

İktisat öğrencisi Fadl, “Sudan üniversitelerinin maruz kaldığı akademik istikrarsızlık durumunun, binlerce öğrencinin eğitimlerini tamamlamak için ülke dışında istikrarlı üniversiteler aramak için göç etmesine yol açtığını” ortaya koydu.

Engeller ve komplikasyonlar

Eğitimi tamamlama ve mezun olma konusundaki dar seçeneklere ek olarak, diğer pek çok engel göz önüne alındığında, birçok öğrenci eğitim kaderleriyle ilgili endişe duyuyor.

Sudan üniversitelerinden birinde öğretim görevlisi olan Mutasım ez-Zaki Duntay, “Ülkedeki eğitim süreci, özellikle bazı akademik kurumların bombalama ve hava saldırıları sonucunda etkilenmesi ve belgelerin imha edilmesinden sonra çok daha karmaşık hale geldi. Başta özel olanlar olmak üzere üniversitelerin yüzde 90'ı talana maruz kaldı. Bu da öğrenciler için önemli belgelerin kaybolmasına neden oldu. Sudan Yükseköğretim Kurumu bile kısmen de olsa yangından kurtulamadı” dedi.

“Devlet üniversitelerinin henüz vandalizme veya savaş bağlantılı saldırılara maruz kalmadığına, toplam hasarın başkent Hartum'daki yükseköğretim kurumlarında meydana geldiğine” dikkat çeken Duntay, önümüzdeki dönemde öğrencilerin geleceğine yönelik kasvetli bir tablo çizdi.

Duntay, “Sudan dışında eğitim almak isteyenlerin, yeni kurumlara kabul edilmek için üniversitelerinden kabul, kayıt ve akademik başarı sonuçlarını gösteren resmî belgeleri alamamaları nedeniyle bilinmeyen bir akıbetle karşı karşıya kaldıklarını” belirtti.

Duntay, “İlk yıldan bu yana elektronik kayıtların, geleneksel olmayan arşivlemenin, üniversitelerin ve öğrencilerin bilgi, sonuç ve ayrıntılarını saklayacakları veri tabanlarının ve mezuniyet sertifikalarının olmaması, savaş ve yağma sonucu zarar görmüş ve kaybolmuş olan kâğıt belgelerin kaybolması durumunda binlerce kişinin geleceğini tehdit ediyor” dedi.

Yeni alternatifler

Bu durum karşısında bazı Sudan üniversiteleri öğrencilerin akademik istikrarını destekleyecek çözümler aramaya başladı. Tıp Bilimleri ve Teknoloji Üniversitesi, Tanzanya'daki bir üniversitenin tıp öğrencilerinin eğitimlerini tamamlamaları için fırsatlar sunduğunu duyurdu.

Üniversiteden yapılan açıklamada, “Öğrenciler, yöneticiler ve Mütevelli Heyeti üyeleri, Sudan dışındaki üniversitelerin çatısı altında eğitim ve öğretime devam etmek için çözümler ve seçenekler geliştirmek üzere iletişim halindeler. Afrika kıtasındaki dost ülkelerin üniversitelerinde büyük ilgi gördük. Çaba sadece Tıp Fakültesi ile sınırlı kalmadı, üniversite müfredatının uygulanmasını da dikkate alarak diğer fakültelerde de eğitim imkânımız mevcut” ifadeleri yer aldı.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Muhimbili Tıp Üniversitesi ve Eğitim Hastanesi tarafından ağırlandık ve 25'inci dönem öğrencilerimizin Tıp Bilimleri ve Teknoloji Üniversitesi'nin onayladığı müfredata göre yetiştirilmesi için mutabakat zaptı imzaladık. Tüm öğrencilerimiz Tanzanya'nın geleneksel başkenti Darüsselam'a gelebilecekler ve burada eğitimlerine devam edecekler. Tabii ki, bu süre okul yılının bir parçası olarak sayılacak.”

Tıp fakültesi öğrencisi Hayfa Abdurrahman İbadi, “Tıp Bilimleri ve Teknoloji Üniversitesi'nin attığı adım gerçekten umut verici. Çünkü müfredatın tutarlılığı, istikrar faktörlerine ve gelişmiş eğitim fırsatlarının mevcudiyetine ek olarak öğrencilerin eğitim yollarını engelsiz tamamlamalarına yardımcı oluyor” dedi.
İbadi, üniversite eğitiminin geri kalanını tamamlamak ve geleceği üzerindeki bu çıkmazdan kurtulmak için yurtdışında bir eğitim fırsatı aramayı düşündüğünü açıkladı.

Tıp fakültesi öğrencisi İbadi, Sudan üniversitelerindeki bürokratik prosedürlerden ve akademik yılların sonuçları ile farklı bölümlerin denkliğini kanıtlayan belgelerin eksikliğinden korkuyor. Bu da yurtdışındaki üniversitelere kaydolma isteğini engelliyor.

Yüksek öğrenim

Sudan'daki yüksek öğretim kurumlarının sayısı 155'e ulaşıyor. Bunların 39'u devlet üniversitesidir ve 8'i başkent Hartum'da bulunur. Ayrıca 116 özel yüksek öğretim kurumu vardır. Bunlardan 17'si özel üniversiteler ve 65'i Hartum'daki yabancı özel kolejlerdir. Bu kurumlardaki toplam öğrenci sayısı ise son istatistiklere göre 719 bin 575.

Yaklaşık 300 bin öğrenci devlet üniversitelerinde öğrenim görmekte olup geri kalanı yani 713 bin 273 öğrenci özel ve yabancı üniversite ve kolejlerde eğitimlerine devam ediyor. Sudan'daki diğer 17 eyaletin her biri en az bir üniversiteye ev sahipliği yapıyor.

Yağma ve talanların yanı sıra bazı üniversiteleri hedef alan bombalı saldırılar nedeniyle pek çok kişi eğitim belgelerinin zarar göreceğinden veya gerekli belgelerin kaybolacağından korkuyor. Ahfad Kız Üniversitesi Rektörü Kasım Bedri, konuya dair şu ifadeleri kullandı:

Diğer tesisler ve kurumlar gibi üniversiteler de silahlı yağma ve vandalizme maruz kaldı. Ayrıca öğrenci ailelerine, kızlarımızın güvenliğinin, eğitimlerinin düzenliliğinin ve gelecek kaygılarının benim ve tüm üniversite çalışanları için bir öncelik olduğu konusunda güvence vermek isterim. Bu aranın herhangi bir eksiklik veya gecikmeye yol açmaması için, şartların sakin olması ve hayatın gerekliliklerinin düzenli olması durumunda eğitime geri dönmeye çalışıyoruz.

Bazı özel kolejler, diğer nüshaların güvenli bir yerde bulunmasına ek olarak, öğrenci bilgilerinin ve sertifikalarının elektronik veri tabanlarında ve gelişmiş bir sistemde saklanacağını duyurdu.

İstikrarsızlık

Savaş sebebiyle üniversite kampüsünün duvarlarından dışarı atılan birçok yabancı öğrenci gibi, yüzlerce Arap öğrenci de Sudan üniversitelerinde bilinmeyen bir eğitim geleceği ile karşı karşıya.

Uluslararası Afrika Üniversitesi'nde Medya Bölümü’nde okuyan Suriyeli öğrenci Bessam Firas, kendisi için tek umudun Sudan'daki güvenlik durumunun istikrara kavuşması ve üniversitelerin eğitime yeniden başlaması olduğunu söyledi. Firas, “Çocukluğundan beri çok sevdiği medya alanında çalışmaktan sadece altı ay uzakta olduğuna” dikkat çekti.

Sudan üniversitelerinin birinde öğretim görevlisi olan Eşref Hüseyin, “Savaş nedeniyle ülkeyi eğitim belgeleri veya diplomaları olmadan terk ettikten sonra öğrencilerin nasıl çalışabileceğini sormak için henüz çok erken. Silahlı çatışmanın bir an önce durdurulması için uluslararası çabalar var ve başarılı olursa işler normale dönecek, öğrenci ve mezunların tüm sorunları çözülecek. Ama savaş devam eder ve durmazsa o zaman hükümet bu konuya bir çözüm ve çare bulmalıdır. Çünkü öğrencilerin geleceğinin heba olmasına izin veremez” dedi.

“Öğrencilerin artık işlerini yönetmek için mantıklı düşünmeleri ve savaş bitene kadar zamanlarını değerlendirmeleri gerekiyor ki bunun pek çok nedenden dolayı süreceğini düşünmüyorum” diyen Hüseyin, “Nisan 2019'da Ömer el-Beşir rejimini deviren Aralık 2018 devriminin patlak vermesiyle ülkede başlayan siyasi çalkantı da dahil olmak üzere pek çok neden eğitim ve akademik sürecin istikrarsızlığına yol açtı. Sudan Ordusu Başkomutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan tarafından gerçekleştirilen 25 Ekim 2021 darbesi ve bunun sonucunda halk protestoları nedeniyle eğitim kurumlarının kapatılması da söz konusu istikrarsızlığa etki eden nedenlerden. Söz konusu nedenler, binlerce öğrencinin mezuniyet yıllarının gecikmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.

Hüseyin, savaşın Sudan üniversitelerinin krizlerini şiddetlendirdiğine dikkat çekti.

 

Independent Türkçe



Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
TT

Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)

Gazze'den bir grup gönüllü, Filistin topraklarındaki en eski ve en büyük kütüphanelerden birinin arazisinde, savaşın bedelini ödeyen ve zengin kültürel mirasın değerli bir parçasını temsil eden paha biçilmez eski kitapları kurtarmak için yoğun bir şekilde çalışıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre diğer kültürel ve dini mekanlar gibi, Gazze Şeridi'nin en büyük ve en eski camisi olan Gazze Eski Şehri'ndeki Ömeri Camii'nin kütüphanesi de İsrail'in bombardımanında ciddi şekilde hasar gördü.

Bir zamanlar kilise olan 12’nci yüzyıldan kalma cami ise büyük ölçüde yıkıntıya dönüşmüş durumda.

Britanya Kütüphanesi'nin desteklediği bir miras koruma fonunu yöneten Hanin el-Umusi şunları söyledi:

“Kütüphanenin aldığı hasarın boyutunu görünce şok oldum. Çok acı bir manzaraydı. Kitapları kurtarmak için acele etmenin benim görevim olduğunu hissettim.”

AFP’ye konuşan Umusi, bir grup gönüllüyle birlikte kütüphaneyi kurtarmak için bir girişim başlattığını açıkladı.

Umusi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kütüphanenin batı kısmı, İsrail ile Hamas arasında 2023 yılının ekim ayında Hamas'ın daha önce eşi ya da benzeri görülmemiş saldırısının ardından iki yıl süren savaş sırasında Büyük Ömeri Camii'nin üç kez bombalanması sonucu yandı.”

Kütüphanede yaklaşık 20 bin kitap bulunduğunu, bunlardan sadece üç veya dört bin tanesinin kurtulduğunu belirten Umusi, “Büyük Ömeri Camii kütüphanesi, El-Aksa Camii Kütüphanesi ve Ahmed Paşa el-Cezar Kütüphanesi'nden sonra Filistin'in üçüncü büyük kütüphanesiydi. Hukuk, tıp, İslam fıkhı, edebiyat ve çeşitli diğer konularda çok çeşitli kitaplar içeren önemli bir tarihi kütüphaneydi” ifadelerini kullandı.

Gazze'nin uzun bir geçmişe sahip. Bu da Filistin topraklarını Kenan, Mısır, Pers ve Yunan gibi ardışık medeniyetlerin eserlerinin hazinesi haline getiriyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) geçtiğimiz yılın ekim ayı itibarıyla, savaşın patlak vermesinden bu yana 114 bölgede hasar olduğunu belgeledi. İsrail, iki yıllık savaş boyunca Gazze Şeridi'ne abluka uygulayarak, yıkıma uğramış Filistin topraklarında felaket boyutunda bir insani kriz ve gıda ve temel ihtiyaç maddelerinde kıtlığa neden oldu.

“Küf ve barut”

Eski taş kütüphanenin odalarından birinde, bir grup gönüllü, bazı kısımları yanmış, sayfaları sararmış bir kitabın kalıntılarını toplarken, içlerinden biri ‘küf ve barut kokusunun’ yükseldiğini belirtiyor. Bitişik odada ise Hanin eski bir kitabın tozlarına üfleyerek, “Bu nadir ve tarihi kitapların durumu içler acısı. Çünkü 700 ila 800 günden fazla bir süredir terk edilmiş durumdalar. Kitaplarda büyük hasar ve barut izleri görebiliyoruz” diye ekliyor.

BM’den bağımsız bir komisyon, 2025 yılının haziran ayında yayınladığı bir raporda, İsrail'in Gazze'deki okullara, dini ve kültürel mekanlara yönelik saldırılarının savaş suçu teşkil ettiğini açıkladı.

BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu raporunda, “İsrail, Gazze'deki eğitim sistemini tahrip etmiş ve Gazze Şeridi'ndeki dini ve kültürel mekanların yarısından fazlasına zarar vermiştir” ifadeleri yer aldı.

Bu rapora, BM komisyonunu ‘BM İnsan Hakları Konseyi'ne (BMİHK) bağlı, önyargılı ve siyasallaşmış bir mekanizma’ olarak nitelendirerek yanıt veren İsrail, raporu ‘Gazze savaşı hakkındaki yanlış anlatısını desteklemek için yapılan bir başka girişim’ olarak değerlendirdi.


İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)

Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerinin bugün düzenlediği topçu ateşi ve silahlı saldırıda bir Filistinli vatandaş öldü, birçok kişi ise yaralandı.

Filistin Haber Ajansı (WAFA) tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Han Yunus'un güneyindeki Ard el-Limon bölgesini hedef alan bombalı saldırıda 27 yaşında bir adamın öldüğünü ve naaşının Nasır Tıp Kompleksi'ne kaldırıldığını bildirdi.

Ayrıca, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Ebu Hüseyin Okulu yakınlarında İsrail insansız hava aracı (İHA) ateşiyle bir Filistinli yaralandı; Han Yunus'un güneyindeki Kizan Ebu Reşvan bölgesinde ise bir kız çocuğu İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralandı.

 Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)

İsrail uçakları, Gazze şehrinin doğusunda ve Han Yunus'un doğusundaki "sarı hat"ın doğusunda hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, savaş uçaklarının yoğun alçak irtifa uçuşlarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. İsrail güçleri, Han Yunus'un doğusundaki yerleşim binalarını yıktı ve Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye mahallesinin doğusundaki ve Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc kampının doğusundaki bölgeleri bombaladı.

Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)

İsrail güçleri ayrıca Gazze şehrinin güneydoğusundaki Zeytun mahallesinin doğusunda da defalarca ateş açtı, ancak şu ana kadar bu bölgede herhangi bir yaralanma veya ölüm bildirilmedi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA'dan aktardığına göre 11 Ekim'deki ateşkesin ardından İsrail güçleri 615 Filistinliyi öldürdü ve bin 658 Filistinliyi de yaraladı.


Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
TT

Hamas'ın silahsızlandırılması için son tarih: Uyarıları ve yanlış anlamaları gidermeye yönelik “yakında” istişareler yapılması bekleniyor

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında iftar için bir araya gelen yerinden edilmiş Gazzeliler (AFP)

İsrail aşırı sağı, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son açıklamalarının ardından, Hamas'ı zorla silahsızlandırma tehditleri yeniden gündeme geldi. Bu karmaşık konuda ‘anlaşmaların’ ufukta belirdiği yönünde bazı sızıntılar var.

Hamas’ın Gazze’deki Siyasi Büro Üyesi Gazi Hamad, Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, konunun ‘zor ve hassas’ olduğunu söyledi. Yeni gelişmeler hakkında ayrıntılı bilgi vermekten kaçınan Hamad'ın aksine Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, zorla tahliye tehditlerinin ‘arabulucuların çabalarını hiçe saydığını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak mevcut çabalarla ilgili olarak şunları söyledi:

“Bu konuda anlaşmazlık var ve müzakereler devam ediyor. İsrail'in iki yıllık savaş sırasında başaramadığını şimdi de başaramayacak. Arabulucuların çabalarıyla anlaşmaya en yakın noktaya gelindi. Ancak öncelik saldırıları durdurmak ve İsrail işgalini sona erdirmek olmalı.”

Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu konuyla ilgili olarak Mısır, Türkiye, Katar ve teknokratik komitenin öncülüğünde görüşmelerin sürdüğünü ve Trump'ın girişiminin başarıya ulaşmasını istediği için bu mutabakatların masadaki en önemli konular olduğunu düşündüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan uzmanlara göre Hamas'ın silahsızlandırılması konusunda arabulucuların şu anki çabaları, anlaşmanın sonuçlandırılmasına yönelik mutabakatlara yol açabilir. Uzmanlar, bu uyarıların bu yılki İsrail seçimleri öncesinde baskı ve psikolojik savaş bağlamında yapıldığını belirttiler.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinli mültecileri barındıran geçici bir kampta yağmur nedeniyle su basan bir caddeden suyu tahliye etmeye çalışan bir buldozer (AFP)

Trump'ın önerisi üzerine Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’ten beri yürürlükte. Hamas'ın silahsızlandırılması, ABD'nin ocak ayı ortalarında geçeceğini duyurduğu ikinci aşamanın önemli bir parçası. Buna, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesi ve Gazze'yi istikrara kavuşturmak için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasının eşlik etmesi gerekiyordu.

Yeni uyarı

İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, pazartesi akşamı İsrail'in Kanal 12 televizyonuna verdiği röportajda, “Önümüzdeki günlerde Hamas'a silahlarını teslim etmesi ve Gazze'yi tamamen silahsızlandırması için son bir uyarı verilmesi bekleniyor. Hamas buna uymazsa, İsrail ordusu operasyonu kendisi yürütmek için uluslararası meşruiyete ve Amerikan desteğine sahip olacak ve Hamas ortadan kaldırılmazsa kaçınılmaz olarak Gazze'ye girip işgal edecek” ifadelerini kullandı.

Hamas Sözcüsü Kasım, televizyonda yaptığı açıklamada, silahsızlanma gerçekleşmezse savaşı yeniden başlatma tehdidinde bulunan Smotrich'in ‘arabulucuların ve tüm tarafların çabalarını hiçe saydığını ve İsrail hükümetinin sükuneti sağlamaya yönelik hiçbir siyasi süreci veya uluslararası toplantıyı önemsemediğini’ söyledi. Kasım, arabulucular ve uluslararası tarafları, ateşkesi istikrara kavuşturma ve çatışmanın yeniden başlamasını önleme sorumluluklarını üstlenmeye çağırdı.

İsrail, Gazze Barış Kurulu’nun 19 Şubat'ta düzenlenen toplantısı öncesinde Hamas'a toplantının yapılmasından itibaren 60 gün süre tanıyarak silahlarını teslim etmesini istedi. The Times of Israel gazetesi, İsrail Hükümeti Sekreteri Yossi Fuchs'un açıklamalarına atıfla Hamas'ın bu talebe uymaması halinde savaşı yeniden başlatmakla tehdit ettiğini bildirdi. İsrail Başbakanı Netanyahu, Gazze Barış Kurulu toplantısıyla eş zamanlı olarak yeniden inşa öncesinde Hamas'ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgularken, Trump ise Truth Social platformunda Hamas’ın tam ve acil silahsızlanma taahhüdüne uyması gerektiğini söyledi.

“Psikolojik savaş”

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Samir Ferec, İsrail'in bu söyleminin İsrail’deki seçimler öncesinde psikolojik savaş başlatmak için kullandığını, mevcut tartışmaların savaşın yeniden başlamasından ziyade bir uzlaşmaya varacağını çok iyi bildiğini değerlendirdi.

Filistinli siyasi analist Husam ed-Ducani ise İsrail’in özellikle seçimler yaklaşırken, Netanyahu'nun hükümetini kurmasını sağlamak için çıtayı en yüksek seviyeye çıkardığı ve Hamas’ın silahsızlandırılması konusuyla ilgili abartılı bir tutum sergilediğini vurguladı. İsrail'in savaşa geri dönmesinin imkansız olduğunu düşünen Ducani’ye göre bu İsrail’in uluslararası toplum tarafından yeniden tecrit edilmesi anlamına gelir.

Hamas’ın silahsızlandırılması uyarılarına rağmen, anlaşma konuşmaları devam etti. The New York Times (NYT) gazetesi şubat ayında kaynaklara dayanarak Washington'ın Hamas'a, İsrail'i vurabilecek ağır silahları teslim etmesini, ancak ilk aşamada bazı hafif silahları elinde tutmasına izin veren yeni bir teklif hazırladığını bildirdi. NYT, teklifin birkaç hafta içinde sunulacağını bildirdi.

İsrail basınında dün yer alan haberlerde Hamas'ın silahlarıyla ilgili görüşmelerden bahsedildi. The Times of Israel gazetesi, bazı ağır silahların aracıların kontrolündeki yerlere nakledilmesi ve tünel haritalarının teslim edilmesi dahil olmak üzere, silah dosyasının yeniden düzenlenmesine ilişkin devam eden görüşmeleri ortaya çıkardı.

Hamas silahlar konusundaki tutumunu sürdürüyor. Hamas’ın önde gelen liderlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha'da düzenlenen bir forumda hareketin tamamen silahsızlandırılmasını reddederek şunları söyledi:

“Halkımız hala işgal altında, bu yüzden silahsızlanma konuşmaları, dünyadaki tüm silahlara sahip olan İsrail'in halkımızı yok etme ve imha etme çabalarına kolay bir av haline getirme girişimidir.”

Meşal, Gazze Barış Kurulu’nu ‘dengeli bir yaklaşım’ benimsemeye çağırdı.

Mısırlı askeri ve strateji uzmanı Tümgeneral Ferec, mevcut görüşmelerde silahlarla ilgili bazı önerilerin sunulmasını beklerken Filistinli siyasi analist Ducani, bu konuda müzakere masasındaki farklı görüşler nedeniyle ‘açık bir belirsizlik’ olduğunu kabul ediyor.

Ferec ve Ducani, Hamas'ın silahları konusunun ‘abartıldığı’ konusunda hemfikirler ve bu silahların çoğunun şu anda ‘hafif silahlar’ olduğunun altını çizdiler.