Fas işgücü piyasasında çoğu erkek olmak üzere 127 bin çocuk yer alıyor

Marakeş’te deri kemer satan çocukların arşivden bir fotoğrafı (Reuters)
Marakeş’te deri kemer satan çocukların arşivden bir fotoğrafı (Reuters)
TT

Fas işgücü piyasasında çoğu erkek olmak üzere 127 bin çocuk yer alıyor

Marakeş’te deri kemer satan çocukların arşivden bir fotoğrafı (Reuters)
Marakeş’te deri kemer satan çocukların arşivden bir fotoğrafı (Reuters)

Fas’taki Yüksek Planlama Komisyonu (istatistik ve araştırmalarda uzmanlaşmış bir devlet kurumu), 2022 yılında en az 127 bin çocuğun okula gitmeyerek işgücü piyasasında yer aldığını açıkladı.

Komisyon dün (Pazartesi) Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü münasebetiyle yayınladığı raporda, Fas’ta 7 yaş ile 17 yaş altı çocuk sayısının 7 milyon 690 bine ulaştığını, bu yaş grubuna ait aktif çalışan sayısının toplam çocuk sayısına oranının yüzde 1,6 olduğunu belirtti. Çalışan çocuk oranın, kırsal kesimde yüzde 3,3 (117 bin çocuk) iken, kentsel kesimde yüzde 0,5 (23 bin çocuk) olarak kaydedildiği de aktarıldı.  

12 Haziran tarihi Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü olarak kutlanırken Komisyon, bu önemli günün ‘söz konusu sorun hakkında farkındalık yaratmak ve buna bir son vermek için önemli bir fırsat’ olduğunu duyurdu.

Çocuk işçiliğinin sıkça görüldüğü halk pazarları (EPA)
Çocuk işçiliğinin sıkça görüldüğü halk pazarları (EPA)

Komisyonun paylaşımına göre, çalışan çocuk olgusu erkeklerde kızlara göre daha fazla ve genellikle okulu bırakmayla bağlantılı olarak gerçekleşiyor.

Çalışan çocukların yüzde 81,5’i erkeklerden oluşuyor, yüzde 91’i 15-17 yaşları arasındayken yüzde 82’si kırsal kesimde yaşıyor. Çocukların yüzde 12,2’si okurken, yüzde 85,3’ü okulu bırakmış, yüzde 2,5’i ise hiç okula gitmemiş. 

Komisyon bununla birlikte çalışan çocuk sayısının azalmaya devam ettiğini, 2021 yılına kıyasla aktif çalışan çocuk sayısında yüzde 14 azalma olduğunu belirtti. Bu sayı da 2017 yılına göre yaklaşık yarı yarıya yüzde 48,6 oranında azalma anlamına geliyor.

Çalışan çocuklar genel olarak tarım sektöründe yoğunlaşırken, bu olgu, ikamet edilen yere göre farklılık göstermesinin yanı sıra belirli ekonomik sektörlerde yoğunlaşmaya devam ediyor.

Çocukların yüzde 76,5’i kırsalda ‘tarım, ormancılık ve avcılık’ sektöründe çalışıyor. Kent merkezinde çocuk istihdamının en fazla olduğu iki ana sektör bulunuyor, hizmetler sektöründe yüzde 56,3, sanayi sektöründe ise yüzde 24,7’lik istihdam mevcut.

Kırsal kesimde istihdam edilen çocukların yaklaşık dörtte üçü (yüzde 71,6) aile yardımcısı olarak ücretsiz çalışıyor. Şehirlerdekilerin ise yüzde 49,2’si işçi, yüzde 30,6’sı çırak ve yüzde 16’sı aile yardımcısı olarak çalışıyor.

Delege, her 10 çocuktan 6’dan fazlasının yani çocukların yüzde 60,5’inin (77 bin çocuk) tehlikeli işler yaptığını ortaya koydu.

Tehlikeli işlerde çalıştırılan çocukların yüzde 86,3’ü 15-17 yaş arası çocuklardan oluşurken bunların yüzde 89,6’sı erkek, yüzde 75,2’si kırsal kesimden çocuklardan oluşuyor.

Endüstriyel sektörde çalışan çocuklar, yüzde 88,6 ile risk altında olmaya devam ediyor. Bu oran inşaat ve bayındırlık işleri sektöründe yüzde 87, hizmetler sektöründe yüzde 77,4 ve tarım, ormancılık ve avcılık sektöründe yüzde 48,4 olarak kaydediliyor.

Çocuk işçiliği olgusu, tüm Faslı ailelerin yüzde 1’ini yani 89 bin aileyi etkiliyor. Bu ailelerin çoğu kırsal alanda yaşıyor.

Bu sorun özellikle geniş aileler açısından endişe veriyor. Çalışan en az bir çocuğu olan ailelerin oranı, 3 kişilik ailelerde yüzde 0,4 iken, aile büyüklüğüne bağlı olarak kademeli olarak artıyor ve 6 ve daha fazla kişiden oluşan ailelerde yüzde 3,2’ye kadar ulaşıyor.

Öte yandan, bu olgu, ailelerin ve özellikle aile reisinin sosyo-ekonomik özelliklerine bağlı olarak değişebiliyor.

Eğitim düzeyi yüksek olmayan bir ebeveyn tarafından yönetilen ailelerde en az bir çalışan çocuğu olan ailelerin oranı yüzde 1,5 iken, eğitim düzeyi yüksek bir kişinin yönettiği ailelerde bu oran neredeyse yok denecek kadar az oluyor.



Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
TT

Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad, ABD Başkanı Donald Trump ile bölgesel durumdaki son gelişmeleri, özellikle de ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşması ve bu anlaşmanın pekiştirilmesine yönelik uluslararası çabaları görüştü.

Şarku’l Avsat’ın QNA’dan aktardığına göre Şeyh Temim'in dün Başkan Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde iki taraf, durumun deniz güvenliği ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini ele aldı.

Katar Emiri, gerilimlerin azaltılması ve barışçıl çözümlerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizerek, ülkesinin bölgenin güvenliğini ve istikrarını artırmaya katkıda bulunan Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını desteklemek için bölgesel ve uluslararası ortaklarla koordinasyonunu sürdürdüğünü teyit etti.


Şara: Suriye, Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’ya bağlayan ‘güvenli bir koridor’

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
TT

Şara: Suriye, Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’ya bağlayan ‘güvenli bir koridor’

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) liderleri ile bölgesel ortakların Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) başkenti Lefkoşa’da gerçekleştirdiği toplantının, geleneksel iş birliği çerçevelerini aşan yeni bir jeopolitik gerçekliği pekiştiren siyasi ve stratejik bir olgunluk anını temsil ettiğini belirtti. Şara, bu kapsamda ‘Dört Deniz Girişimi’ ve ‘Dokuz Koridor’ projelerini gündeme getirerek, Suriye’nin Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’nın merkezine bağlayan alternatif ve güvenli bir hat olabileceğini ifade etti.

Şara, Lefkoşa’da düzenlenen AB ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında, “Ortak Akdeniz kıyısında bulunmak, Avrupa kıtasının güvenliği ile bölgenin istikrarının bölünemez bir jeopolitik denge oluşturduğunu teyit etmektedir. Bu durum, ortaklık ruhu ve kolektif sorumlulukla hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır” dedi.

Bölgedeki zorluklara dikkat çeken Şara sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sorumluluğun ağırlığı, bugün bölge halklarının güvenliğini ve toplumsal yapısını etkileyen ciddi tehditler karşısında daha da belirgin hale gelmektedir. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ticaret açısından büyük bir risk teşkil etmektedir. Bu da bizi, bölgemizin içinden yeni bir strateji geliştirmeyi gerektiren tarihî dönüm noktasıyla karşı karşıya bırakmaktadır.”

Avrupa ile Suriye arasındaki karşılıklı ihtiyaca da değinen Şara, Avrupa’nın Suriye’ye, Suriye’nin de Avrupa’ya ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Avrupa-Arap-Akdeniz ortaklığı, enerji akışlarının sürdürülebilirliği ve küresel tedarik güvenliğinin sağlanması açısından kaçınılmaz bir yol ve güvenli bir liman haline gelmiştir” ifadesini kullandı.

 Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, dün Lefkoşa’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısında hatıra fotoğrafı çekilmeden önce Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile sohbet ediyor. (EPA)Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, dün Lefkoşa’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısında hatıra fotoğrafı çekilmeden önce Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile sohbet ediyor. (EPA)

Şara, İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik ihlalleri konusunda uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Şara, kara operasyonları, hava saldırıları ve Suriye toprakları ile hava sahasını neredeyse günlük olarak hedef alan ihlallerin, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na ve uluslararası hukukun temel kurallarına açıkça aykırı olduğunu belirtti. Bu saldırıların yalnızca Suriye’nin güvenliğini değil, aynı zamanda toparlanma ve yeniden inşa sürecini de hedef aldığını, bölgesel istikrarı zedelediğini ifade etti.

Şara, Avrupa ile ortaklığın temelini oluşturan bu istikrarın korunması için Avrupa tarafının net bir tutum sergilemesi gerektiğini belirterek, “Avrupalı ortakların Suriye’nin güvenliği ve istikrarına bağlılığı, İsrail’i saldırıları derhâl durdurmaya zorlayacak kararlı bir duruş gerektirir. Çünkü bugün başlatılan sürecin korunması, üzerinde yükseldiği toprağın korunmasıyla başlar” dedi.

Suriye’nin geçmişte diğer aktörlerin çatışma alanı olduğunu hatırlatan Şara, ülkesinin artık halkı ve kurumlarının iradesiyle bir güven köprüsü ve çözümün temel unsuru olmayı seçtiğini söyledi. Şara, “Coğrafya kaderimiz, ortaklık ise tercihimizdir. Bu doğrultuda, Akdeniz ve Körfez’deki ortaklarımızın hizmetine sunduğumuz ‘Dört Deniz Girişimi’ ve ‘Dokuz Koridor’, Suriye’yi Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’nın merkezine bağlayan alternatif ve güvenli bir hat haline getirmektedir” ifadelerini kullandı.

Lefkoşa’daki temasların ardından yaptığı açıklamada, elde edilen sonuçların 11 Mayıs’ta Brüksel’de düzenlenecek daha kapsamlı toplantıya zemin hazırladığını belirten Şara sözlerine şöyle devam etti: “Bugün elde ettiğimiz ilerleme, Brüksel’de gerçekleştirilecek üst düzey Suriye-Avrupa siyasi diyaloğunun güçlü bir başlangıcı. Önümüzde yoğun geçecek 17 gün bulunuyor. Bu süreçte Suriye’nin, Avrupa’nın geleceğinin inşasına katkı sunan stratejik bir ortak olarak konumunu pekiştirmek için kararlılıkla çalışacağız.”

Şarku'l Avsat'ın edindiğii bilgiye göre Şara, AB ve bölgesel ortakların Lefkoşa’da düzenlenen gayriresmi toplantısına, GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın davetiyle katıldı. Toplantıda yaptığı konuşmada, bölgesel istikrarın güçlendirilmesi ve ortak tehditlerle mücadele için uluslararası koordinasyonun artırılması gerektiğini vurguladı.


Lübnan'daki ateşkes, İsrail ve Hizbullah arasında bir sınavla karşı karşıya

İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
TT

Lübnan'daki ateşkes, İsrail ve Hizbullah arasında bir sınavla karşı karşıya

İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)

Güney Lübnan’da üç hafta daha uzatılan ateşkes, İsrail ile Hizbullah arasında sınanmaya başladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah’ı İsrail’in Lübnan’la bir barış anlaşmasına ulaşma çabalarını baltalamaya çalışmakla suçlayarak, “Her türlü tehdide karşı tam hareket özgürlüğümüzü koruyoruz” ifadesini kullandı.

Buna karşılık Hizbullah, “Herhangi bir Lübnan hedefine yönelik her İsrail saldırısı, niteliği ne olursa olsun, sahadaki koşullara göre orantılı şekilde karşılık verme hakkını direnişe tanır” açıklamasında bulundu.

Bu arada, “Şarku’l Avsat”ın edindiği bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yetkilileri, geçen hafta ön görüşmelerin ilk turunun sonunda ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından dağıtılan mutabakatları “genişletmeye” yönelik yeni bir belge hazırlamaya başladı. Söz konusu belgenin, Lübnan ve İsrail hükümetlerinin barış anlaşmasına ulaşmak için atması gereken “uygulama adımlarına ilişkin bir yol haritası”nın oluşturulmasına zemin hazırlaması hedefleniyor.