Irak Meclisi 3 yıllık bütçeyi onaylarken Kürtlerle anlaşmazlık ortaya çıktı

Hükümetin bütçeyi gözden geçirmesi beklenirken Başbakan Sudani zor tercihlerle karşı karşıya

Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
TT

Irak Meclisi 3 yıllık bütçeyi onaylarken Kürtlerle anlaşmazlık ortaya çıktı

Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)

Irak Meclisi, 2003 yılından bu yana Irak en büyük bütçe tasarısıyla ilgili üç ay süren müzakerelerin ardından dün sabah yıllık 150 milyar doların üzerindeki harcamalar için 2023, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 3 yıllık federal genel bütçe tasarısını onayladı.

Ancak siyasi güçler, özellikle iktidardaki (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçleri, bu devasa bütçeyi kutlamayacak ve bu yılın sonlarında yapılması planlanan yerel seçimlerin hazırlıklarına başlayamayacak gibi görünüyorlar. Meclis, bütçe tasarısını büyük zorluklarla onayladı. Oylama süreci her an siyasi anlaşmalara yol açabilecek mayınlarla doluydu.

Şu an Meclis’in beş gün boyunca görüştüğü bütçenin formülü, Iraklı siyasetçilerin ve yetkililerin algılarına göre hükümetin üç kutbu; Şii, Kürt ve Sünni güçler arasındaki siyasi anlaşmazlıkları körükleyecek bir sürecin fitilini ateşledi. Her ne kadar başlıca anlaşmazlıklar Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile ilgili maddeler üzerinde yoğunlaşsa da iki Kürt bir de Şii milletvekilinin dediğine göre mesele kısa sürede Bağdat'taki etkili tarafların kulislerini kasıp kavuracak bir ‘siyasi kasırgaya’ dönüşebilir.

Aslında IKBY payları ve petrol ihraç mekanizması ile ilgili bütçe maddelerinden biri, (kuzeydeki) Süleymaniye şehrinde ağırlığa sahip Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) Bağdat'la çalışmasına ve bütçe payını IKBY üzerinden değil, doğrudan almasına izin veriyordu.  

Kürdistan Demokrat Partisi’nden (KDP) birçok kişi, bu formülün ‘imtiyazlı siyaset’ olduğunu ve IKBY’nin her zamankinden daha hızlı bir şekilde iki yönetime bölünmesinin önünü açabileceğini düşünüyor.

Irak Meclisi federal bütçeyi dün sabah onayladı (Irak Meclisi - Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi dün sabah onayladı (Irak Meclisi - Reuters)

KYB’nin önde gelen isimlerinden biri, IKBY’deki iç koşulların ve partinin bütçede uygulanan bu ender görülen formülü desteklemek zorunda kalmasının, şimdiden ikili yönetim formülünün önünü açtığını söyledi.

KDP lideri Mesud Barzani dün gece, ‘IKBY’nin bekasını baltalamaya yönelik her türlü girişimi’ reddettiğini vurguladığı öfkeli bir açıklamada bulundu.  Barzani, açıklamada, “IKBY, sadece bir kırmızı çizgi değil, aynı zamanda bir ölüm çizgisidir” dedi.

Şarku'l Avsat'ın Süleymaniye'de görüştüğü KYB üyeleri, genel bütçenin nihai halinden duydukları memnuniyeti dile getirirken bazıları, “Yaşanan, KDP’nin bölgedeki güç tekelini azaltan ezici bir siyasi zaferdi” dedi.

Birçok kişi, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin ve İran çevrelerinin, KYB’nin nüfuzunu güçlendirerek Kürtler arasında bir hareketlenmeni başlaması için baskı yaptıklarını düşünüyorlar. Ancak bu düşünce, Şii tarafları böyle bir gidişatın Bağdat’taki genel denklem üzerindeki yansımalarına ilişkin endişelendiren siyasi bir varsayımdan öteye geçmiyor.

Kürt taraflar, bütçenin IKBY’nin çıkarlarına aykırı olarak siyasi bir dürtüyle formüle edildiğini ve mevcut bütçe müzakerelerinde daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir olgunun sonucu olduğunu düşünüyorlar. Bunun da Şii tarafların artık ‘Sünni ve Kürt tarafları dinleme ve onlarla çıkarları üzerinde müzakere etme ihtiyacının sona erdiği’ düşüncesiyle ‘gücü tekellerine alma arzularını’ yansıttığını belirttiler.

Iraklı milletvekilleri, pazar günü bütçe tasarısının görüşüldüğü ve federal bütçenin onaylandığı oturuma katıldılar (Irak Meclisi - Reuters)
Iraklı milletvekilleri, pazar günü bütçe tasarısının görüşüldüğü ve federal bütçenin onaylandığı oturuma katıldılar (Irak Meclisi - Reuters)

Bu durum, Asaib-i Ehli Hak ve Kanun Devleti Koalisyonu gibi etkili partiler karşı çıkması nedeniyle Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin tamamı tarafından desteklenmese de Şiilerin devletteki statüsünü güçlendirdiği sürece bu merkezi yaklaşımı benimsiyorlar.

Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü'nün önde gelen isimlerinden biri, Şarku'l-Avsat'a yaptığı açıklamada, bütçe tasarısının bu mevcut atmosferde formüle edildiğini, Kürtler ve Sünnilerle bu şekilde müzakere edilmesinin onlara ortaklık konusunda iki adım geri çekilme fırsatı verdiğini söyledi.

Şii ve Kürt taraflar arasında geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen zorlu müzakerelere katılan kaynak, “Ortakların yüzündeki endişeyi görmek kolaydı. Bugünden sonra Sünnilerin ve Kürtlerin yapacağı katı tercihler göz ardı edilmeyecek” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynaklar, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani'nin geçtiğimiz hafta Irak'a yaptığı ziyaretin gündeminde birkaç ‘önemli ve acil’ dosyanın olduğunu ve ‘Iraklıların Koordinasyon Çerçevesi’nin müzakere yönteminin bütçe üzerindeki dolaylı zararına ilişkin endişelerini başkalarıyla paylaşmalarının’ da bunlar arasında yer aldığını söylediler.

Kaani’nin Iraklı liderlerle yaptığı toplantıya katılan Koordinasyon Çerçevesi güçlerinden bir kaynak, Kudüs Gücü Komutanı’nın Tahran'ın Koordinasyon Çerçevesi tarafından izlenen politikadaki stratejik dengesizliğe ilişkin endişesini iletti. Kaani’nin endişelerini dile getirdiği Tahran’a göre bu dengesizlik, orta vadede ortakların bölgelerini kontrol altına alınması zor gerilim yataklarına çevirebilir.

Koordinasyon Çerçevesi, şimdi bütçenin mevcut haliyle onaylanmasından kaynaklanan yasal ve siyasi darbeler nedeniyle ciddi bir sorunla karşı karşıya. Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan çok sayıda itiraz ise bu darbelerin içinde en hafifi olarak kalıyor.

Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, bütçeyi onayladıktan sonra yaptığı ilk açıklamada, hükümetin Meclis’in bütçede yaptığı değişikliklerin kendi vizyonuna uygun olup olmadığını teyit etmek için gözden geçireceğini söyledi. Başbakan Sudani, Irak Haber Ajansı'nın (INA) aktardığı açıklamasında, “Bakanlar Kurulu'nun geçtiğimiz 13 Mart'ta oyladığı bütçe, bireylerin, ailelerin ve vatandaşların temel ihtiyaçları ile ilgili öncelikleri dikkate alırken, hükümet hizmet projeleri, yeniden yapılanma ve ekonomik altyapıda hükümetten beklentilerini karşılamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Başbakan Sudani, sözlerini şöyle sürdürdü:

Hükümetimiz, üç yıllık bütçeyi sunarak, hükümet programında benimsediğimiz net reform vizyonun takip etmiştir. Bu, son yıllarda göreve gelen hükümetlerin tekrar eden ya da başarısızlıkla sonuçlanan projelerine çözüm getiren usule uygun ve bilimsel bir adımdır.

Bu vizyonun işletme harcamalarını azaltacağını, petrol dışı gelirleri artıracağını ve özel sektörü destekleyeceğini vurgulayan Başbakan Sudani, hükümetin bütçede değiştirilen maddeleri gözden geçireceğini ve bunların Meclis tarafından onaylanan bakanlar programında hükümetin vizyonu ve çeşitli hedefleriyle ne ölçüde uyumlu olduğunu inceleyeceğimi söyledi.

Bağdat'ta konuşlu Iraklı güvenlik güçleri, 5 Haziran (AFP)
Bağdat'ta konuşlu Iraklı güvenlik güçleri, 5 Haziran (AFP)

Başbakan Sudani, şu an Erbil hükümeti ve Devleti Yönetme İttifakı’ndaki müttefiki Mesud Barzani ile ‘krizin hafifletilmesine’ şiddetle ihtiyaç duyuyor ve bu bağlamda işi hiç kolay görünmüyor. Bunun yanında Koordinasyon Çerçevesi güçleriyle yeni bir gerilimin fitilini ateşlerken Kürtlerin öfkesini de dindirmeyi başaramayabilir.

Başbakan Sudani şimdi siyasi anlaşmalara karşı bir ‘Şii isyanı’ gibi bir durumla karşı karşıya. Nuri el-Maliki'nin lideri olduğu Kanun Devleti Koalisyonu tarafsız gibi görünse de aktif siyasetçilere göre ‘halen Kürtlerle çatışmayı körüklüyor’ ve Koordinasyon Çerçevesi içinde başka bir gerginlik başlatarak rakiplerinin yeteneklerini baltalamayı hedefliyor.

Bu yüzden hükümetin bütçeyle ilgili meydan okumaları, Koordinasyon Çerçevesi ve hükümetin birlikte karşı karşıya kalacakları en kötü mesele olamayacak. Daha ziyade Şii taraflar arasındaki bölünmelere her zamankinden daha fazla izin veren Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklara kapıyı aralayacak.

Öte yandan Koordinasyon Çerçevesi güçleri, ‘siyasi amaçlı bir bütçenin’ yansımalarını dizginlemek amacıyla ‘acil görüşmeler’ gerçekleştiriyor. Gelişmeleri izleyen Sadr Hareketi’nin baskısını hisseden Şii güçler, kafa karışıklığı yaşamamak için müdahalede bulunabilir ve bunun için Sünni ve Kürt ortaklarının duyduğu memnuniyetsizlikten faydalanabilirler.

Irak'ın gelirlerinin yüzde 90'ını petrol geliri oluşturuyor (Reuters)
Irak'ın gelirlerinin yüzde 90'ını petrol geliri oluşturuyor (Reuters)

Fransız Haber Ajansı (AFP), 2023, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 3 yıllık bütçenin 198 trilyon 910 milyar Irak dinarı (yaklaşık 153 milyar dolar) olduğunu bildirdi. IKBY’nin bütçe payı yüzde 12,67 olarak belirlendi. Bütçede Bağdat ile Erbil arasında nisan ayında yapılan ve IKBY’nin Türkiye üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasının önünü açan anlaşmaya ilişkin değişiklikler de yer alıyor. Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesi, Irak yönetiminin başvurusu üzerine Türkiye'yi IKBY ile yaptığı petrol sevkiyatı anlaşmasından dolayı tazminat ödemesi kararı almış, bu karar sonrası petrol sevkiyatı mart ayından bu yana yapılamamıştı. Bütçe tasarısına göre IKBY’nin petrol ihracatı artık Irak Devlet Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) tarafından denetlenecek. Ham petrol sevkiyatının gelirleri sadece IKBY’ye ait değil. Erbil hükümetinin Bağdat'a günde en az 400 bin varil petrol teslim etmesi gerekiyor. IKBY petrol ihracatından elde edilen gelirleri de Irak Maliye Bakanlığı tarafından Irak Merkez Bankası'nda açılan bir banka hesabına yatırılmak zorunda. Petrol gelirleri ülkenin toplam gelirinin yüzde 90'ını oluşturduğundan, toplam bütçe gelirleri petrolün varil fiyatı olarak 70 dolar baz alındığında 134,5 trilyon Irak dinarını (103,4 milyar dolar) buluyor.

AFP’ye göre bütçe açığının, 2021 yılında onaylanan son bütçeye kıyasla rekor bir rakama ulaşarak 49,5 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Irak, 2022 yılı bütçesini istikrarsızlık nedeniyle onaylayamamıştı. Irak’ın 2021 yılı bütçe açığı, 19,8 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

AFP, analistlerin Irak'ta kamu sektörünün bütçe üzerinde baskı oluşturabilecek önemli bir büyümeye tanık olmasını beklediklerini aktardı.

Iraklı ekonomist Ahmed el-Tabakcali, Irak'ın 600 binden fazla kişiye iş olanağı sunması beklenen kamu sektöründe çalışan ve emekli maaşlarının 58 milyar doların üzerinde olduğunu tahmin ediyor. AFP'ye konuşan Tabakcali, “Irak’ın ekonomisi zayıf, çünkü petrol fiyatları düşerse bütçeyi kısmak zorunda kalacak. Ancak sabit giderleri kısamayacağımız için yatırım giderlerini kısmak zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) geçen ay Irak'ın ‘petrol gelirlerine bel bağlamasına’ karşı uyararak, Bağdat’ı ‘daha katı bir maliye politikası tasarlamaya’ çağırdı.

Bütçedeki harcamaların 49 trilyon 350 milyar dinarı (37,9 milyar dolar) yatırıma ayrıldı. Bu payın, özellikle onlarca yıl süren savaşlar nedeniyle altyapısı bozulan Irak’ta Başbakan Sudani’nin ‘öncelik’ olarak gördüğü yolların, konut projelerinin, okulların ve hastanelerin inşasına harcanması planlanıyor.



Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
TT

Maliki, Irak Başbakanlık yarışında çekilmenin eşiğinde

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve fotoğrafta solunda Nuri el-Maliki (AFP)

Irak’ta Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’nin üçüncü kez başbakanlık koltuğuna oturma ihtimali, artan Amerikan baskısı ve Koordinasyon Çerçevesi içindeki derinleşen bölünmeler nedeniyle giderek zayıflıyor. Buna karşılık Kürt tarafı, cumhurbaşkanlığı makamının akıbetinin, bir sonraki başbakanın ismi netleşmeden karara bağlanamayacağı görüşünde.

Koordinasyon Çerçevesi’nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nuri el-Maliki’nin üçüncü dönem şansı ciddi biçimde geriliyor” dedi. Kaynağa göre Maliki’nin adaylıkta ısrarı, “fiilen yeniden başbakan olmak istemesinden ziyade, Muhammed Şiya es-Sudani’nin bu makama gelmesini engelleme” amacını taşıyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, Sudani’nin daha önce Maliki lehine geri adım attığını, bunun karşılığında ise Maliki’nin hükümet kuramaması hâlinde kendisini destekleyeceği yönünde bir taahhütte bulunduğunu, Maliki’nin bugün bu durumu siyasi bir koz olarak kullanmaya çalıştığını belirtti. Kaynak, Kanun Devleti Koalisyonu liderinin, kazanamasa bile “alternatif adayın belirlenmesinde etkili bir söz sahibi olmak” istediğini vurguladı.

cfgthy
Bağdat’ta ABD Büyükelçiliği yakınında Maliki’ye destek amacıyla düzenlenen gösteride, Maliki taraftarları (DPA)

Aynı kaynak, Maliki’nin adaylığına karşı olduğu yönündeki Amerikan mesajlarının, resmi adaylık açıklamasından önce bile Koordinasyon Çerçevesi içindeki herkes tarafından bilindiğini ifade etti.

Maliki, televizyon röportajında, Sudani’nin destek karşılığında kendisinden herhangi bir güvence talep etmediğini savunarak, başbakanlıktan çekilme kararının Sudani’ye ait olduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını söyledi.

Koordinasyon Çerçevesi’nin Kürdistan çıkarması

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, Muhammed Şiya es-Sudani başkanlığında ve Bedir Örgütü lideri Hadi el-Amiri ile El-Esas İttifakı Başkanı Muhsin el-Mandalavi’nin de yer aldığı Koordinasyon Çerçevesi heyetinin Erbil ve Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, cumhurbaşkanlığı dosyasında Kürt tutumunu yumuşatmayı başaramadı.

Siyasi kaynaklara göre heyet, cumhurbaşkanlığıyla ilgili tek bir krizi çözmek için gitti, ancak Kürt bakış açısıyla birbirine bağlı iki krizle — cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık — geri döndü. Kürtler , “Şii siyasi liderliğin başbakanlık makamını fiilen belirlediği” kanaatine varmış durumda.

Kaynaklar, Erbil ve Süleymaniye’de Kürt tarafının tek bir tutum ortaya koyduğunu; bunun da, özellikle ABD baskısının arttığı bir ortamda, başbakanın ismi netleşmeden cumhurbaşkanlığı meselesinin karara bağlanamayacağı yönünde olduğunu aktardı. Bu baskılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin başbakan olarak atanmasının sonuçlarına dair uyarı içeren paylaşımının ardından daha da belirginleşti.

Kürt partiler, ABD ile doğrudan bir cepheleşmenin ön safında yer almaktan endişe ediyor. Bu kaygılar, yeni ABD özel temsilcisinin Bağdat’ı ziyaret ederek geçici hükümet başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile görüşmesi ve Trump’ın paylaşımından bir gün sonra Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yapmasıyla daha da arttı.

İki günlük süre ve Kürt belirsizliği

Heyetin Bağdat’a dönüşünün ardından Koordinasyon Çerçevesi, Kürtlere cumhurbaşkanı adayları konusunda tutumlarını netleştirmeleri için iki günlük ek süre tanıma kararı aldı. Aksi hâlde “parlamenter çoğunluk” seçeneğine gidilebileceği, bunun da Kürt partilerden birinin bu makamı kaybetmesine yol açabileceği belirtiliyor.

Buna karşılık Kürt siyasi ve medya söylemi giderek daha muğlak bir hâl aldı. Kürdistan Demokrat Partisi ile Kürdistan Yurtseverler Birliği, cumhurbaşkanlığı makamının “sabit bir Kürt hakkı” olduğu görüşünde ısrar ediyor.

Irak Meclisi İkinci Başkan Yardımcısı ve Kürdistan Demokrat Partisi yöneticilerinden Ferhad Etruşi, partisinde cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı olduğu iddialarını reddederek, medyada yer alan haberleri “gerçeklikten uzak” olarak niteledi. Etruşi, Kürdistan liderliği ve Mesud Barzani’den çıkacak her karara bağlı kalacaklarını ve bunun kamu yararına hizmet edeceğini vurguladı.

Maliki, Koordinasyon Çerçevesi’ni zorluyor

Siyasi kulislerde, Maliki’nin son televizyon açıklamalarının Koordinasyon Çerçevesi içinde dengeleri yeniden sarstığı ve “çelişkili ve dağınık” bir tablo yarattığı belirtiliyor. Bazı çerçeve bileşenleri Trump’ın paylaşımını küçümsemeye ve bunun “satın alınmış” ya da “Irak içinden yazılmış” olabileceğini öne sürmeye çalışsa da, çerçeve içindeki kaynaklara göre asıl zarar, dış baskılardan ziyade Maliki’nin kendi açıklamalarından kaynaklandı.

sdfvgthy
Nuri el-Maliki (Reuters)

Dikkat çekici bir gelişme olarak Bloomberg, Washington’un Maliki’nin başbakan olması hâlinde, İran’a yakınlığı gerekçesiyle Irak’ın petrol ihracat gelirlerine erişimini kısıtlayabileceği uyarısını Iraklı yetkililere ilettiğini bildirdi. Bu uyarının, geçen hafta Türkiye’de Irak Merkez Bankası Başkanı Ali el-Allak ile üst düzey Amerikalı yetkililer arasında yapılan bir toplantıda iletildiği, bunun Trump’ın “Iraklı siyasetçiler Maliki’yi seçemez” ifadeleriyle eş zamanlı olduğu aktarıldı.

Buna karşılık İran’a yakın kaynaklar, Tahran’ın Irak’taki müttefiklerine Trump’ın baskılarına direnme çağrısı yaptığını, İran lideri Ali Hamaney’in geçen ay Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’yi Bağdat’a Maliki’nin adaylığı dolayısıyla bir tebrik mesajıyla gönderdiğini ve bunun Washington’da rahatsızlık yarattığını belirtti.

“Şartlı olarak çekilmeye hazırım”

Maliki ise televizyon röportajında, Koordinasyon Çerçevesi’nin çoğunluğunun talep etmesi hâlinde adaylıktan çekilmeye hazır olduğunu söyledi ve adaylığının Irak’a Amerikan yaptırımları getireceği iddiasını reddetti. Adaylığın “tamamen Irak’a ait bir mesele” olduğunu savunan Maliki, ABD Başkanı’nın iç ve dış aktörler tarafından “yanıltıldığını” ileri sürdü; söz konusu paylaşımın “muhtemelen Irak içinden yazıldığını” iddia etti.

Siyasi tıkanıklığın sürmesiyle birlikte, Irak’ta başbakanlık mücadelesinin, dış baskılar ile iç hesapların kesiştiği bir zeminde daha da karmaşık hâle gelmesi bekleniyor. Özellikle Şii siyasi blok içindeki uzlaşma ihtimalinin zayıflaması, süreci daha da belirsiz kılıyor.


İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, en az 40 kişi yaralı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.

Refah sınır kapısından geçiş yapacak hastalar ve yaralılar için yapılan geçiş düzenlemeleri iptal edildi

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında çocuklar çadırların ve geçici barınakların önünden geçiyor, (AFP)

Gazze: “Al-Sharq Al-Awsat”

Gazze Şeridindeki Sivil Savunma'ya göre, bugün İsrail ordusunun Gazze'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği bombardımanda 17 Filistinli öldü, çok sayıda Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusu ise bir subayının silahlı saldırı sonucu yaralanmasına karşılık olarak "hassas" vuruşlar yapıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Gazze Şeridi Sivil Savunma Sözcüsü Muhammed Basal, "İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik hava ve topçu bombardımanı sonucu ilk belirlemelere göre, aralarında çok sayıda çocuk, bir bebek ve çok sayıda kadının da bulunduğu 17 şehit ve 40'tan fazla yaralı " olduğunu bildirdi.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), tıbbi kaynaklara dayanarak, Gazze şehrinin doğusundaki Zeytun ve Tuffah mahallelerinde İsrail ordusunun vatandaşların çadırlarına yönelik topçu bombardımanı sonucu, aralarında bir çocuğun da bulunduğu 9 vatandaşın öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Haberde, Han Yunus şehrinin güneyindeki Kizan Raşvan bölgesinde yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan topçu bombardımanı sonucunda 3 Filistinlinin öldüğü ve birçok Filistinli’nin ise yaralandığı bildirildi.

Ekim ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana 530'dan fazla Filistinlinin öldürüldüğü ve bin 460'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtildi.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail yetkilileri bugün yaralı ve hasta Filistinlilerden oluşan üçüncü grubun Refah kara sınır kapısından geçiş düzenlemelerini iptal etti.

Filistin Kızılayı sözcüsü Raid el-Nims, Alman Basın Ajansı'na (DPA) yaptığı açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri tırmanışıyla eş zamanlı olarak, Hamas'ın ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği bahanesiyle, bugün Rafah kara sınır kapısından hasta ve yaralıların geçişi için planlanan geçiş koordinasyonunun iptal edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi.


Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
TT

Epstein dosyaları, dondurulmuş Libya varlıkları konusunu yeniden gündeme getirdi

Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)
Libya parlamentosunun dondurulmuş fonlar dosyasıyla ilgilenen komitesi, geçtiğimiz ocak ayında Yunanistan Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı’yla bir görüşme gerçekleştirdi. (Temsilciler Meclisi)

Dondurulmuş Libya varlıkları dosyası, ABD Adalet Bakanlığı’nın cinsel istismar suçlarından hüküm giymiş Amerikalı iş insanı Jeffrey Epstein’e ilişkin yeni bir belge grubunu yayımlamasının ardından yeniden gündeme geldi.

Söz konusu dosyalarda Libya’ya ilişkin yer alan iddialar, Libyalılar arasında endişe ve soru işaretlerine yol açtı. Belgelerde, Epstein’in Temmuz 2011’de, İngiliz ve İsrail istihbarat servislerinin desteğiyle, ülke dışında bulunan ve dondurulmuş durumdaki Libya varlıklarını hedef almaya çalıştığı öne sürüldü.

Ancak Libya Ulusal Geçiş Konseyi’nin eski Başkan Yardımcısı Abdulhafız Goga, bu iddiaları yalanladı. Goga, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu iddiaların kesinlikle hiçbir doğruluk payı yok. Söz konusu fonlar uluslararası mali mekanizmalar çerçevesinde yönetiliyordu” dedi. Gündeme gelen bilgileri ‘yalnızca değerlendirme ve tahminlerden ibaret’ olarak nitelendiren Goga, bunların ‘herhangi bir kesinlik ifade etmediğini’ vurguladı.

Söz konusu dönemde Libya’daki en üst düzey ikinci yetkili olan Goga, bu tür sızıntıların amacının ‘zaten istikrarsız olan Libya’daki durumu daha da karmaşık hale getirmek’ olduğunu ifade etti.

zcdfrgt
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, geçtiğimiz aralık ayında Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Mütevelli Heyeti ile yaptığı toplantıda (Libya Yatırım Otoritesi sayfası)

Libya’ya ait yurt dışındaki varlıklar, 2011 yılında merhum lider Muammer Kaddafi yönetimine karşı başlatılan ‘devrimin’ ardından, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 1970 ve 1973 sayılı kararları uyarınca dondurulmuştu. Bu kapsamda, küresel bankalara dağılmış mevduatlar, egemen fonlar ve mali yatırımlardan oluşan varlıkların toplamının yaklaşık 200 milyar dolar olduğu belirtilirken, eski Başkanlık Konseyi bu tutarın yaklaşık 67 milyar dolara gerilediğini açıklamıştı.

Ancak Epstein dosyalarının yayımlanmasının ardından bu varlıklara ilişkin endişeler yeniden gündeme geldi. Bu endişeleri dile getiren isimlerden biri olan, Dış Yatırımlar ve Uzun Vadeli Portföy Şirketi’nin eski başkanı Dr. Halid ez-Zentuti, söz konusu iddiaların ve benzeri girişimlerin yaşanmış olabileceğini dışlamadığını belirterek, ‘2011’den bu yana varlıkları hedef alan tekrarlayan girişimler bulunduğuna’ dikkat çekti.

Zentuti, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Afrika ülkeleri başta olmak üzere çeşitli ülkelerde Libya’ya ait yatırım kuruluşlarına bağlı varlık ve gayrimenkullerin müsaderesine yönelik davalar söz konusu. Ayrıca Avrupa mahkemelerinde, aralarında Avrupa’daki kraliyet ailelerinin de bulunduğu aileler tarafından açılan asılsız davalara dayanan yargı kararları bulunuyor” dedi.

Zentuti, “Libya’daki kırılgan durum, siyasi bölünmüşlük ve ilgili kurumların etkin denetim eksikliği, dondurulmuş Libya varlıklarının hedef alınması için elverişli bir ortam yarattı. Bu durum, bazı tarafları, şirketleri ve devletleri bu fonlardan pay almaya teşvik etti” değerlendirmesinde bulundu. Zentuti ayrıca, Libya içindeki bazı çevrelerin, komisyon ya da rüşvet karşılığında sahte bilgi ve belgeler sunarak bu sürece zımnen dahil olmuş olabileceğini de dile getirdi.

Epstein dosyalarında yer alan mesajlara göre, daha önce İngiliz istihbaratı ve İsrail’in Mossad teşkilatında görev yapmış bazı kişilerin, uluslararası hukuk bürolarıyla yapılan görüşmeler kapsamında, dondurulmuş Libya varlıklarının tespit edilmesi ve geri alınması konusunda yardım sunmaya hazır oldukları ifade edildi.

Libya’ya ait dondurulmuş fonlar, 2011’den bu yana Avrupa’da çeşitli girişimlere konu oldu. Bunların son örneği, geçen yıl Birleşik Krallık Lordlar Kamarası’nda İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) mağdurlarına tazminat ödenmesine yönelik tartışmalar olurken, daha önce de Belçika’da Euroclear Bank’ta bulunan yaklaşık 15 milyar euronun üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması için yıllar süren hukuki süreçler yaşanmış ve bu süreçlerde kraliyet ailesinin de rol oynadığı belirtilmişti.

sdf
Trablus'taki Libya Yatırım Otoritesi (LIA) Genel Merkezi (LIA resmi internet sitesi)

Medyada Epstein dosyaları olarak anılan belgelerle ilgili tartışmalar, Libya’da biri batıda Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), diğeri ise doğu ve güneyin bazı kesimlerini kontrol eden ve Parlamento tarafından desteklenen Usame Hammad hükümeti olmak üzere iki yönetim arasındaki kronik bölünmüşlük ortamında gündeme geldi. Bu durumun, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıkları dosyasına olumsuz yansıdığı değerlendiriliyor.

Dondurulmuş fonlara yönelik endişelerin artması üzerine UBH geçen yıl, bazı yatırımların süregelen savaşlar nedeniyle durduğu gerekçesiyle tazminat talep eden davaların tespit edilmesinin ardından, çeşitli ülkelerle iş birliği içinde bu varlıkları takip etmek üzere bir hukuk komitesi oluşturdu. Aynı zamanda bir Libya parlamento komitesinin de dosyayı ele almak üzere Batılı ülkelere ziyaretlerini yoğunlaştırdığı belirtildi.

Libyalı siyasi analist Hüsam Feniş, Epstein dosyalarını, yurt dışındaki dondurulmuş Libya varlıklarını hedef alan ve ‘Libyalıların elinde kalan son siper’ olarak gördüğü bu fonlara yönelik gerçek ve süreklilik arz eden girişimler olarak değerlendirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Feniş, siyasi bölünmüşlüğün sürmesinin, bu varlıklarla oynanması ve dış müdahalelere açık hale gelmesi riskini artıracağını öngörerek, parçalanmış bir devlet yapısında, fonları korumaya yönelik komitelerin bireysel çabalarının etkisiz kalabileceğine dikkat çekti.

Kurumların birleştirilmesine kadar geçen süreçte Zentuti, BM Güvenlik Konseyi’nin Libya varlıklarının hukuki olarak korunmasına bağlı kalması gerektiğini vurgulayarak, bu fonların, açık bir yetkilendirme ve uluslararası standartlar çerçevesinde, uzman uluslararası şirketler aracılığıyla yönetilmesi ve değerlendirilmesine izin verilmesi çağrısında bulundu. Zentuti, bunun fonların büyütülmesi ve küresel mali riskler, enflasyon ve değer kaybına karşı korunması için gerekli olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Euronews’in internet sitesinde yer verdiği Jeffrey Epstein belgeleri, Temmuz 2011 tarihli bir e-postayı da ortaya koydu. Epstein’in ortaklarından biri tarafından gönderilen mesajda, Libya’daki karışıklıktan yararlanılarak Batılı ülkelerde dondurulan Libya varlıklarının geri alınmasına yönelik planlara işaret edildi. Belgelerde, söz konusu varlıkların tutarının yaklaşık 80 milyar dolar olduğu, bunun 32,4 milyar dolarının ABD’de bulunduğu, gerçek değerinin ise bu rakamın üç ya da dört katına ulaşabileceği öne sürüldü.