Irak Meclisi 3 yıllık bütçeyi onaylarken Kürtlerle anlaşmazlık ortaya çıktı

Hükümetin bütçeyi gözden geçirmesi beklenirken Başbakan Sudani zor tercihlerle karşı karşıya

Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
TT

Irak Meclisi 3 yıllık bütçeyi onaylarken Kürtlerle anlaşmazlık ortaya çıktı

Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)

Irak Meclisi, 2003 yılından bu yana Irak en büyük bütçe tasarısıyla ilgili üç ay süren müzakerelerin ardından dün sabah yıllık 150 milyar doların üzerindeki harcamalar için 2023, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 3 yıllık federal genel bütçe tasarısını onayladı.

Ancak siyasi güçler, özellikle iktidardaki (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçleri, bu devasa bütçeyi kutlamayacak ve bu yılın sonlarında yapılması planlanan yerel seçimlerin hazırlıklarına başlayamayacak gibi görünüyorlar. Meclis, bütçe tasarısını büyük zorluklarla onayladı. Oylama süreci her an siyasi anlaşmalara yol açabilecek mayınlarla doluydu.

Şu an Meclis’in beş gün boyunca görüştüğü bütçenin formülü, Iraklı siyasetçilerin ve yetkililerin algılarına göre hükümetin üç kutbu; Şii, Kürt ve Sünni güçler arasındaki siyasi anlaşmazlıkları körükleyecek bir sürecin fitilini ateşledi. Her ne kadar başlıca anlaşmazlıklar Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile ilgili maddeler üzerinde yoğunlaşsa da iki Kürt bir de Şii milletvekilinin dediğine göre mesele kısa sürede Bağdat'taki etkili tarafların kulislerini kasıp kavuracak bir ‘siyasi kasırgaya’ dönüşebilir.

Aslında IKBY payları ve petrol ihraç mekanizması ile ilgili bütçe maddelerinden biri, (kuzeydeki) Süleymaniye şehrinde ağırlığa sahip Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) Bağdat'la çalışmasına ve bütçe payını IKBY üzerinden değil, doğrudan almasına izin veriyordu.  

Kürdistan Demokrat Partisi’nden (KDP) birçok kişi, bu formülün ‘imtiyazlı siyaset’ olduğunu ve IKBY’nin her zamankinden daha hızlı bir şekilde iki yönetime bölünmesinin önünü açabileceğini düşünüyor.

Irak Meclisi federal bütçeyi dün sabah onayladı (Irak Meclisi - Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi dün sabah onayladı (Irak Meclisi - Reuters)

KYB’nin önde gelen isimlerinden biri, IKBY’deki iç koşulların ve partinin bütçede uygulanan bu ender görülen formülü desteklemek zorunda kalmasının, şimdiden ikili yönetim formülünün önünü açtığını söyledi.

KDP lideri Mesud Barzani dün gece, ‘IKBY’nin bekasını baltalamaya yönelik her türlü girişimi’ reddettiğini vurguladığı öfkeli bir açıklamada bulundu.  Barzani, açıklamada, “IKBY, sadece bir kırmızı çizgi değil, aynı zamanda bir ölüm çizgisidir” dedi.

Şarku'l Avsat'ın Süleymaniye'de görüştüğü KYB üyeleri, genel bütçenin nihai halinden duydukları memnuniyeti dile getirirken bazıları, “Yaşanan, KDP’nin bölgedeki güç tekelini azaltan ezici bir siyasi zaferdi” dedi.

Birçok kişi, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin ve İran çevrelerinin, KYB’nin nüfuzunu güçlendirerek Kürtler arasında bir hareketlenmeni başlaması için baskı yaptıklarını düşünüyorlar. Ancak bu düşünce, Şii tarafları böyle bir gidişatın Bağdat’taki genel denklem üzerindeki yansımalarına ilişkin endişelendiren siyasi bir varsayımdan öteye geçmiyor.

Kürt taraflar, bütçenin IKBY’nin çıkarlarına aykırı olarak siyasi bir dürtüyle formüle edildiğini ve mevcut bütçe müzakerelerinde daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir olgunun sonucu olduğunu düşünüyorlar. Bunun da Şii tarafların artık ‘Sünni ve Kürt tarafları dinleme ve onlarla çıkarları üzerinde müzakere etme ihtiyacının sona erdiği’ düşüncesiyle ‘gücü tekellerine alma arzularını’ yansıttığını belirttiler.

Iraklı milletvekilleri, pazar günü bütçe tasarısının görüşüldüğü ve federal bütçenin onaylandığı oturuma katıldılar (Irak Meclisi - Reuters)
Iraklı milletvekilleri, pazar günü bütçe tasarısının görüşüldüğü ve federal bütçenin onaylandığı oturuma katıldılar (Irak Meclisi - Reuters)

Bu durum, Asaib-i Ehli Hak ve Kanun Devleti Koalisyonu gibi etkili partiler karşı çıkması nedeniyle Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin tamamı tarafından desteklenmese de Şiilerin devletteki statüsünü güçlendirdiği sürece bu merkezi yaklaşımı benimsiyorlar.

Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü'nün önde gelen isimlerinden biri, Şarku'l-Avsat'a yaptığı açıklamada, bütçe tasarısının bu mevcut atmosferde formüle edildiğini, Kürtler ve Sünnilerle bu şekilde müzakere edilmesinin onlara ortaklık konusunda iki adım geri çekilme fırsatı verdiğini söyledi.

Şii ve Kürt taraflar arasında geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen zorlu müzakerelere katılan kaynak, “Ortakların yüzündeki endişeyi görmek kolaydı. Bugünden sonra Sünnilerin ve Kürtlerin yapacağı katı tercihler göz ardı edilmeyecek” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynaklar, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani'nin geçtiğimiz hafta Irak'a yaptığı ziyaretin gündeminde birkaç ‘önemli ve acil’ dosyanın olduğunu ve ‘Iraklıların Koordinasyon Çerçevesi’nin müzakere yönteminin bütçe üzerindeki dolaylı zararına ilişkin endişelerini başkalarıyla paylaşmalarının’ da bunlar arasında yer aldığını söylediler.

Kaani’nin Iraklı liderlerle yaptığı toplantıya katılan Koordinasyon Çerçevesi güçlerinden bir kaynak, Kudüs Gücü Komutanı’nın Tahran'ın Koordinasyon Çerçevesi tarafından izlenen politikadaki stratejik dengesizliğe ilişkin endişesini iletti. Kaani’nin endişelerini dile getirdiği Tahran’a göre bu dengesizlik, orta vadede ortakların bölgelerini kontrol altına alınması zor gerilim yataklarına çevirebilir.

Koordinasyon Çerçevesi, şimdi bütçenin mevcut haliyle onaylanmasından kaynaklanan yasal ve siyasi darbeler nedeniyle ciddi bir sorunla karşı karşıya. Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan çok sayıda itiraz ise bu darbelerin içinde en hafifi olarak kalıyor.

Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, bütçeyi onayladıktan sonra yaptığı ilk açıklamada, hükümetin Meclis’in bütçede yaptığı değişikliklerin kendi vizyonuna uygun olup olmadığını teyit etmek için gözden geçireceğini söyledi. Başbakan Sudani, Irak Haber Ajansı'nın (INA) aktardığı açıklamasında, “Bakanlar Kurulu'nun geçtiğimiz 13 Mart'ta oyladığı bütçe, bireylerin, ailelerin ve vatandaşların temel ihtiyaçları ile ilgili öncelikleri dikkate alırken, hükümet hizmet projeleri, yeniden yapılanma ve ekonomik altyapıda hükümetten beklentilerini karşılamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Başbakan Sudani, sözlerini şöyle sürdürdü:

Hükümetimiz, üç yıllık bütçeyi sunarak, hükümet programında benimsediğimiz net reform vizyonun takip etmiştir. Bu, son yıllarda göreve gelen hükümetlerin tekrar eden ya da başarısızlıkla sonuçlanan projelerine çözüm getiren usule uygun ve bilimsel bir adımdır.

Bu vizyonun işletme harcamalarını azaltacağını, petrol dışı gelirleri artıracağını ve özel sektörü destekleyeceğini vurgulayan Başbakan Sudani, hükümetin bütçede değiştirilen maddeleri gözden geçireceğini ve bunların Meclis tarafından onaylanan bakanlar programında hükümetin vizyonu ve çeşitli hedefleriyle ne ölçüde uyumlu olduğunu inceleyeceğimi söyledi.

Bağdat'ta konuşlu Iraklı güvenlik güçleri, 5 Haziran (AFP)
Bağdat'ta konuşlu Iraklı güvenlik güçleri, 5 Haziran (AFP)

Başbakan Sudani, şu an Erbil hükümeti ve Devleti Yönetme İttifakı’ndaki müttefiki Mesud Barzani ile ‘krizin hafifletilmesine’ şiddetle ihtiyaç duyuyor ve bu bağlamda işi hiç kolay görünmüyor. Bunun yanında Koordinasyon Çerçevesi güçleriyle yeni bir gerilimin fitilini ateşlerken Kürtlerin öfkesini de dindirmeyi başaramayabilir.

Başbakan Sudani şimdi siyasi anlaşmalara karşı bir ‘Şii isyanı’ gibi bir durumla karşı karşıya. Nuri el-Maliki'nin lideri olduğu Kanun Devleti Koalisyonu tarafsız gibi görünse de aktif siyasetçilere göre ‘halen Kürtlerle çatışmayı körüklüyor’ ve Koordinasyon Çerçevesi içinde başka bir gerginlik başlatarak rakiplerinin yeteneklerini baltalamayı hedefliyor.

Bu yüzden hükümetin bütçeyle ilgili meydan okumaları, Koordinasyon Çerçevesi ve hükümetin birlikte karşı karşıya kalacakları en kötü mesele olamayacak. Daha ziyade Şii taraflar arasındaki bölünmelere her zamankinden daha fazla izin veren Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklara kapıyı aralayacak.

Öte yandan Koordinasyon Çerçevesi güçleri, ‘siyasi amaçlı bir bütçenin’ yansımalarını dizginlemek amacıyla ‘acil görüşmeler’ gerçekleştiriyor. Gelişmeleri izleyen Sadr Hareketi’nin baskısını hisseden Şii güçler, kafa karışıklığı yaşamamak için müdahalede bulunabilir ve bunun için Sünni ve Kürt ortaklarının duyduğu memnuniyetsizlikten faydalanabilirler.

Irak'ın gelirlerinin yüzde 90'ını petrol geliri oluşturuyor (Reuters)
Irak'ın gelirlerinin yüzde 90'ını petrol geliri oluşturuyor (Reuters)

Fransız Haber Ajansı (AFP), 2023, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 3 yıllık bütçenin 198 trilyon 910 milyar Irak dinarı (yaklaşık 153 milyar dolar) olduğunu bildirdi. IKBY’nin bütçe payı yüzde 12,67 olarak belirlendi. Bütçede Bağdat ile Erbil arasında nisan ayında yapılan ve IKBY’nin Türkiye üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasının önünü açan anlaşmaya ilişkin değişiklikler de yer alıyor. Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesi, Irak yönetiminin başvurusu üzerine Türkiye'yi IKBY ile yaptığı petrol sevkiyatı anlaşmasından dolayı tazminat ödemesi kararı almış, bu karar sonrası petrol sevkiyatı mart ayından bu yana yapılamamıştı. Bütçe tasarısına göre IKBY’nin petrol ihracatı artık Irak Devlet Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) tarafından denetlenecek. Ham petrol sevkiyatının gelirleri sadece IKBY’ye ait değil. Erbil hükümetinin Bağdat'a günde en az 400 bin varil petrol teslim etmesi gerekiyor. IKBY petrol ihracatından elde edilen gelirleri de Irak Maliye Bakanlığı tarafından Irak Merkez Bankası'nda açılan bir banka hesabına yatırılmak zorunda. Petrol gelirleri ülkenin toplam gelirinin yüzde 90'ını oluşturduğundan, toplam bütçe gelirleri petrolün varil fiyatı olarak 70 dolar baz alındığında 134,5 trilyon Irak dinarını (103,4 milyar dolar) buluyor.

AFP’ye göre bütçe açığının, 2021 yılında onaylanan son bütçeye kıyasla rekor bir rakama ulaşarak 49,5 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Irak, 2022 yılı bütçesini istikrarsızlık nedeniyle onaylayamamıştı. Irak’ın 2021 yılı bütçe açığı, 19,8 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

AFP, analistlerin Irak'ta kamu sektörünün bütçe üzerinde baskı oluşturabilecek önemli bir büyümeye tanık olmasını beklediklerini aktardı.

Iraklı ekonomist Ahmed el-Tabakcali, Irak'ın 600 binden fazla kişiye iş olanağı sunması beklenen kamu sektöründe çalışan ve emekli maaşlarının 58 milyar doların üzerinde olduğunu tahmin ediyor. AFP'ye konuşan Tabakcali, “Irak’ın ekonomisi zayıf, çünkü petrol fiyatları düşerse bütçeyi kısmak zorunda kalacak. Ancak sabit giderleri kısamayacağımız için yatırım giderlerini kısmak zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) geçen ay Irak'ın ‘petrol gelirlerine bel bağlamasına’ karşı uyararak, Bağdat’ı ‘daha katı bir maliye politikası tasarlamaya’ çağırdı.

Bütçedeki harcamaların 49 trilyon 350 milyar dinarı (37,9 milyar dolar) yatırıma ayrıldı. Bu payın, özellikle onlarca yıl süren savaşlar nedeniyle altyapısı bozulan Irak’ta Başbakan Sudani’nin ‘öncelik’ olarak gördüğü yolların, konut projelerinin, okulların ve hastanelerin inşasına harcanması planlanıyor.



Fransa, Lübnan gündemiyle BM Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı

Lübnan Sivil Savunma güçleri, İsrail'in Sur şehrine düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı hasarı inceliyor (AFP)
Lübnan Sivil Savunma güçleri, İsrail'in Sur şehrine düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı hasarı inceliyor (AFP)
TT

Fransa, Lübnan gündemiyle BM Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırdı

Lübnan Sivil Savunma güçleri, İsrail'in Sur şehrine düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı hasarı inceliyor (AFP)
Lübnan Sivil Savunma güçleri, İsrail'in Sur şehrine düzenlediği hava saldırılarının yol açtığı hasarı inceliyor (AFP)

Fransa'nın talebi üzerine, İsrail ordusunun ülkenin güneyindeki tarihi Şakif Kalesi'ni ele geçirmesinin ardından Lübnan'daki savaşta yaşanan gelişmeleri görüşmek üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi pazartesi öğleden sonra olağanüstü toplanacak.

Diplomatik kaynakların bugün (pazar) AFP'ye verdiği bilgiye göre toplantı, Romanya'nın talebi üzerine Galati kentindeki bir binaya insansız hava aracının çarpması nedeniyle düzenlenecek başka bir acil oturumun hemen ardından gerçekleştirilecek. Kaynaklar, söz konusu toplantının saat 15.00'te (GMT 19.00) yapılmasının planlandığını belirtti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, "Güney Lübnan'da şu anda yaşanan büyük çaplı gerilimi hiçbir şey haklı çıkaramaz" dedi.

Güney Lübnan, pazar günü, geçen nisan ayında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail'in en yoğun askeri tırmanışlarından birine sahne oldu. İsrail, stratejik öneme sahip Şakif Kalesi'nin kontrolünü ele geçirdiğini açıklarken, Litani Nehri'nin kuzeyine doğru kara operasyonlarını genişletti. Aynı zamanda Zahrani Nehri'nin güneyindeki bölgeler ile birçok kıyı ve iç kesim yerleşimini kapsayan geniş çaplı tahliye uyarıları yayımlandı.

Bu gelişmelere yoğun hava saldırıları ve şiddetli topçu bombardımanı eşlik etti. Saldırılar sonucunda ölü ve yaralıların olduğu, sivil evlerin, sağlık tesislerinin çevresinin ve ambulansların hedef alındığı bildirildi.

Sahadaki gelişmeler, İsrail'in güneyde askeri operasyonlarında yeni bir tırmanış aşamasına geçtiğine işaret ediyor. Bu hamlenin, Lübnan ile İsrail arasında Washington'da yapılması planlanan yeni doğrudan müzakereler öncesinde kendi şartlarını dayatma amacı taşıdığı değerlendiriliyor. Ayrıca iki tarafın Pentagon'da gerçekleştirdiği askeri toplantıda Tel Aviv yönetiminin ateşkesi kabul etmeyi reddettiği belirtildi.


Suriye İçişleri Bakanlığı, Tedamun kasabının Rania el-Abbasi’nin çocuklarını öldürmekle de suçlandığını da açıkladı

Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
TT

Suriye İçişleri Bakanlığı, Tedamun kasabının Rania el-Abbasi’nin çocuklarını öldürmekle de suçlandığını da açıkladı

Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, 2013 yılında Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca kişinin öldürüldüğü katliamın başlıca sanığı olan Emced Yusuf’un, Suriyeli diş hekimi Rania el-Abbasi’nin çocuklarının öldürülmesiyle de ilgisi olduğunu duyurdu. Bakanlık, ilk soruşturma bulgularına göre, Beşşar Esed döneminde ebeveynleriyle birlikte ortadan kaybolan ve akıbetleri 10 yılı aşkın süredir bilinmeyen el-Abbasi’nin çocuklarının ölümünden Emced Yusuf’un sorumlu olduğunu bildirdi.

Bakanlık tarafından X platformu üzerinden yapılan açıklamada, “Dr. Rania el-Abbasi’nin çocuklarının kaybolmasıyla ilgili sürdürülen soruşturma kapsamında, gözaltındaki bazı kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda, çocukların eski rejime bağlı grup ve milisler tarafından öldürüldüğünü gösteren bilgi ve delillere ulaşıldı” ifadesine yer verildi.

Bakanlık açıklamasında ayrıca, “Ulusal Kayıplar Kurumu, soruşturmanın seyrini destekleyen ve mevcut delilleri güçlendiren video kayıtları ile davaya ilişkin bilgileri İçişleri Bakanlığı ile paylaştı” denildi. Açıklamada, “İlk soruşturma bulguları, Emced Yusuf adlı kişinin bu suça karıştığını ortaya koydu. Yetkili makamlar, diğer olası şüphelilerin tespiti amacıyla soruşturmaları sürdürürken, delil toplama ve zanlıların takibine de devam ediyor. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından haklarında gerekli yasal işlemler başlatılacak” ifadelerine yer verildi.

febvfr
 2013 yılında Tedamun mahallesindeki katliamda Emced Yusuf tarafından öldürüldüğü düşünülen Rania el-Abbasi’nin çocuklarının fotoğrafları (Sosyal medya)

Suriye’deki Ulusal Kayıplar Kurumu dün yaptığı açıklamada, yürüttüğü soruşturmaların Rania el-Abbasi’nin çocuklarının büyük olasılıkla hayatını kaybettiğini ortaya koyduğunu duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Suriyeli diş hekimi ve eski satranç şampiyonu Rania el-Abbasi’nin dosyası, Suriye’deki zorla kaybetme vakalarının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

İnsan hakları örgütlerine göre el-Abbasi, eşi Abdurrahman Yasin ve altı çocuğu, dönemin güvenlik güçlerinin Mart 2013’te Şam’daki aile evine düzenlediği baskının ardından kayıplara karıştı.

Dima, İntisar, Necah, Ala, Ahmed ve Liyan adlı altı çocuğun akıbeti 10 yılı aşkın süre boyunca bilinmezliğini korudu. Bu durum, davayı tutuklu ve zorla kaybedilen kişilerin çocuklarına ilişkin kayıp dosyalarının sembollerinden biri hâline getirdi. Suriye’de halen on binlerce aile, yakınlarının akıbetine ilişkin yanıt aramayı sürdürüyor.

Esed yönetiminin devrilmesinden sonra bazı aktivistler, çocukların çok küçük yaşlarda bir yetimhaneye ya da onları büyütmek üzere başka ailelere teslim edilmiş olabileceği yönünde şüpheler dile getirmişti. Bu iddialar, rejimin çöküşünün ardından gündeme gelen benzer vakalara dayanıyordu.

Esed’in 2024 sonunda devrilmesinin ardından, Mayıs 2025’te kayıp ve zorla kaybedilen kişilerin akıbetini araştırmak amacıyla kurulan Ulusal Kayıplar Kurumu, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Dr. Rania el-Abbasi’nin çocuklarının hayatını kaybettiği sonucuna yüksek düzeyde mesleki kesinlikle ulaşılmasını sağlayan güvenilir ve birbiriyle örtüşen bulgular elde ettik” ifadesini kullandı.

Kurum ayrıca, “Cenazelere ulaşılması ve bulundukları yerlerin tespit edilmesine yönelik çalışmalar, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürülmektedir” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, sonuçların kamuoyuna duyurulmasından önce aile üyelerinin bilgilendirildiği belirtilirken, ulaşılan bulguların ‘çok yönlü doğrulama ve analiz süreçlerine’ ve ‘ilgili ulusal kurumlarla yürütülen ortak koordinasyon ve işlemlere’ dayandığı vurgulandı.

El-Abbasi ailesinin yakınları, eski rejim döneminde konuşulması tabu kabul edilen dosyayı yeniden gündeme taşıyarak çocukların akıbetinin aydınlatılması için çağrıda bulunmuştu. Esed yönetiminin devrilmesinin ardından yapılan araştırmalarda, aileye ait herhangi bir ize cezaevlerinde rastlanmaması üzerine yakınları yardım talebinde bulunmuştu.

Rania el-Abbasi’nin kardeşi Hasan el-Abbasi, Facebook hesabından yayımladığı video mesajında çocukların hayatını kaybettiğini doğrulayarak, “Artık kesinleşti; Rania’nın çocukları hayatını kaybetti” dedi.

Hasan el-Abbasi, ailenin, 2013 yılında Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca kişinin yakın mesafeden vurularak öldürüldüğü ve ardından cesetlerinin yakıldığı katliamın başlıca sanığı Emced Yusuf’a ait olduğu belirtilen görüntü kayıtlarını izleme imkânı bulduğunu da söyledi. Söz konusu katliam, döneme ait video kayıtlarıyla belgelendirilmişti.

dvfdvfd
Rania el-Abbasi’nin annesi, kayıp kızı ve ailesinin fotoğrafını elinde tutuyor. (Arşiv – AFP)

Hasan el-Abbasi, Emced Yusuf’a ait olduğu belirtilen görüntülerden birinde karanlık bir odada bulunan çocukların yer aldığını ve Yusuf’un bu çocukları ‘terörün başlıca finansörleri’ olmakla suçladığını söyledi.

Ailenin görüntülerdeki çocukları teşhis ettiğini belirten Hasan el-Abbasi, “Onların bizim çocuklarımız olduğu ortaya çıktı… Sonunda onları kendi yüzleriyle, güzellikleriyle gördük; ancak artık hayatta değiller” ifadelerini kullandı.

Dolaşımdaki bilgilere göre, Tedamun katliamını araştıran ekip, soruşturma sırasında elde ettiği çok sayıda video kaydını halen elinde bulunduruyor. Bu görüntülerin yalnızca sınırlı bir bölümü, 2022 yılında İngiliz gazetesi The Guardian’da yayımlanan bir araştırma kapsamında kamuoyuyla paylaşılmıştı. Söz konusu araştırma, Emced Yusuf’un 2013 yılında Tedamun mahallesinde yüzlerce sivilin ölümüne yol açan katliamlarından birini ortaya çıkarmıştı.

Suriyeli aktivistler ve kayıp yakınları, araştırma ekibinin elindeki video ve kayıtların yayımlanmasını talep ediyor. Bu kayıtların, çok sayıda kayıp kişinin akıbetine ışık tutabilecek önemli deliller içerdiği belirtiliyor.

Kayıp ve zorla kaybedilen kişiler dosyası, Suriye’nin en karmaşık ve çözümü en zor meselelerinden biri olarak görülüyor. Dosya; önceki yönetimin cezaevlerinde kaybolan tutukluları, çatışmalar sırasında izleri kaybolan kişileri, kontrol noktalarında ortadan kaybolanları ve göç ya da yerinden edilme süreçlerinde haber alınamayan sivilleri kapsıyor.

Suriye’de kayıplara ilişkin kapsamlı ve resmî bir veri tabanı henüz bulunmuyor. Rakamlar da farklılık gösteriyor. Daha önce Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu tarafından yapılan tahminlerde, 2011’den bu yana yaşanan çatışmalar nedeniyle kaybolanların sayısının 130 bini aştığı belirtilmişti. Aynı komisyon, onlarca yıla yayılan ihlaller, çatışmalar ve zorunlu göçler de hesaba katıldığında Suriye’deki kayıp sayısının 300 bine ulaşabileceğini ifade ediyor.

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı, Mart 2011’den bu yana 177 binden fazla kişinin zorla kaybetmeye maruz kaldığını bildiriyor.


Irak, silahların devlet kontrolü altına alınması planını tamamlıyor

Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Irak, silahların devlet kontrolü altına alınması planını tamamlıyor

Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)
Başbakan Ali ez-Zeydi, Irak Meclisi’nde hükümetine yönelik güven oylaması sırasında (Başbakanlık Basın Ofisi)

Irak Başbakanı Ali Zeydi dün, Sadr Hareketi'ne bağlı Seraya es-Selam'ın silahlarının teslim alınmasına yönelik planın tamamlandığını açıkladı. Zeydi, Şii Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu liderlerinden Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehli'l-Hak'ın da silahlarını teslim edeceğini belirtti.

Zeydi, gazetecilere yaptığı açıklamada hükümetin hiçbir yapının devlet dışında silah bulundurmasına izin vermeyeceğini, silah tekeli ve güç kullanımının ‘yalnızca devletin elinde’ olacağını vurguladı.

Bu gelişmeyle bağlantılı olarak Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi, silahlı kanadı Seraya es-Selam'ı yeniden yapılandırma adımlarını açıkladı. Plan kapsamında bu yapı örgütsel olarak hareketten koparılacak, bünyesindeki unsurlar sivil kurumlara dönüştürülecek. Uygulamanın önümüzdeki hafta tamamlanması öngörülüyor.

Öte yandan Irak Hizbullah Tugayları'nın güvenlik yetkilisi, silahlarını devlete teslim etmeyi düşünen gruplara kendi örgütünün insansız hava araçlarını (İHA), seyir füzelerini ve tanksavar sistemlerini teslim alabileceğini önerirken bedelini ödemeye hazır olduklarını bildirdi.