Irak Meclisi 3 yıllık bütçeyi onaylarken Kürtlerle anlaşmazlık ortaya çıktı

Hükümetin bütçeyi gözden geçirmesi beklenirken Başbakan Sudani zor tercihlerle karşı karşıya

Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
TT

Irak Meclisi 3 yıllık bütçeyi onaylarken Kürtlerle anlaşmazlık ortaya çıktı

Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi pazartesi sabahı onayladı (Irak Meclisi – Reuters)

Irak Meclisi, 2003 yılından bu yana Irak en büyük bütçe tasarısıyla ilgili üç ay süren müzakerelerin ardından dün sabah yıllık 150 milyar doların üzerindeki harcamalar için 2023, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 3 yıllık federal genel bütçe tasarısını onayladı.

Ancak siyasi güçler, özellikle iktidardaki (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçleri, bu devasa bütçeyi kutlamayacak ve bu yılın sonlarında yapılması planlanan yerel seçimlerin hazırlıklarına başlayamayacak gibi görünüyorlar. Meclis, bütçe tasarısını büyük zorluklarla onayladı. Oylama süreci her an siyasi anlaşmalara yol açabilecek mayınlarla doluydu.

Şu an Meclis’in beş gün boyunca görüştüğü bütçenin formülü, Iraklı siyasetçilerin ve yetkililerin algılarına göre hükümetin üç kutbu; Şii, Kürt ve Sünni güçler arasındaki siyasi anlaşmazlıkları körükleyecek bir sürecin fitilini ateşledi. Her ne kadar başlıca anlaşmazlıklar Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile ilgili maddeler üzerinde yoğunlaşsa da iki Kürt bir de Şii milletvekilinin dediğine göre mesele kısa sürede Bağdat'taki etkili tarafların kulislerini kasıp kavuracak bir ‘siyasi kasırgaya’ dönüşebilir.

Aslında IKBY payları ve petrol ihraç mekanizması ile ilgili bütçe maddelerinden biri, (kuzeydeki) Süleymaniye şehrinde ağırlığa sahip Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) Bağdat'la çalışmasına ve bütçe payını IKBY üzerinden değil, doğrudan almasına izin veriyordu.  

Kürdistan Demokrat Partisi’nden (KDP) birçok kişi, bu formülün ‘imtiyazlı siyaset’ olduğunu ve IKBY’nin her zamankinden daha hızlı bir şekilde iki yönetime bölünmesinin önünü açabileceğini düşünüyor.

Irak Meclisi federal bütçeyi dün sabah onayladı (Irak Meclisi - Reuters)
Irak Meclisi federal bütçeyi dün sabah onayladı (Irak Meclisi - Reuters)

KYB’nin önde gelen isimlerinden biri, IKBY’deki iç koşulların ve partinin bütçede uygulanan bu ender görülen formülü desteklemek zorunda kalmasının, şimdiden ikili yönetim formülünün önünü açtığını söyledi.

KDP lideri Mesud Barzani dün gece, ‘IKBY’nin bekasını baltalamaya yönelik her türlü girişimi’ reddettiğini vurguladığı öfkeli bir açıklamada bulundu.  Barzani, açıklamada, “IKBY, sadece bir kırmızı çizgi değil, aynı zamanda bir ölüm çizgisidir” dedi.

Şarku'l Avsat'ın Süleymaniye'de görüştüğü KYB üyeleri, genel bütçenin nihai halinden duydukları memnuniyeti dile getirirken bazıları, “Yaşanan, KDP’nin bölgedeki güç tekelini azaltan ezici bir siyasi zaferdi” dedi.

Birçok kişi, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin ve İran çevrelerinin, KYB’nin nüfuzunu güçlendirerek Kürtler arasında bir hareketlenmeni başlaması için baskı yaptıklarını düşünüyorlar. Ancak bu düşünce, Şii tarafları böyle bir gidişatın Bağdat’taki genel denklem üzerindeki yansımalarına ilişkin endişelendiren siyasi bir varsayımdan öteye geçmiyor.

Kürt taraflar, bütçenin IKBY’nin çıkarlarına aykırı olarak siyasi bir dürtüyle formüle edildiğini ve mevcut bütçe müzakerelerinde daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir olgunun sonucu olduğunu düşünüyorlar. Bunun da Şii tarafların artık ‘Sünni ve Kürt tarafları dinleme ve onlarla çıkarları üzerinde müzakere etme ihtiyacının sona erdiği’ düşüncesiyle ‘gücü tekellerine alma arzularını’ yansıttığını belirttiler.

Iraklı milletvekilleri, pazar günü bütçe tasarısının görüşüldüğü ve federal bütçenin onaylandığı oturuma katıldılar (Irak Meclisi - Reuters)
Iraklı milletvekilleri, pazar günü bütçe tasarısının görüşüldüğü ve federal bütçenin onaylandığı oturuma katıldılar (Irak Meclisi - Reuters)

Bu durum, Asaib-i Ehli Hak ve Kanun Devleti Koalisyonu gibi etkili partiler karşı çıkması nedeniyle Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin tamamı tarafından desteklenmese de Şiilerin devletteki statüsünü güçlendirdiği sürece bu merkezi yaklaşımı benimsiyorlar.

Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü'nün önde gelen isimlerinden biri, Şarku'l-Avsat'a yaptığı açıklamada, bütçe tasarısının bu mevcut atmosferde formüle edildiğini, Kürtler ve Sünnilerle bu şekilde müzakere edilmesinin onlara ortaklık konusunda iki adım geri çekilme fırsatı verdiğini söyledi.

Şii ve Kürt taraflar arasında geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen zorlu müzakerelere katılan kaynak, “Ortakların yüzündeki endişeyi görmek kolaydı. Bugünden sonra Sünnilerin ve Kürtlerin yapacağı katı tercihler göz ardı edilmeyecek” ifadelerini kullandı.

Aynı kaynaklar, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün komutanı İsmail Kaani'nin geçtiğimiz hafta Irak'a yaptığı ziyaretin gündeminde birkaç ‘önemli ve acil’ dosyanın olduğunu ve ‘Iraklıların Koordinasyon Çerçevesi’nin müzakere yönteminin bütçe üzerindeki dolaylı zararına ilişkin endişelerini başkalarıyla paylaşmalarının’ da bunlar arasında yer aldığını söylediler.

Kaani’nin Iraklı liderlerle yaptığı toplantıya katılan Koordinasyon Çerçevesi güçlerinden bir kaynak, Kudüs Gücü Komutanı’nın Tahran'ın Koordinasyon Çerçevesi tarafından izlenen politikadaki stratejik dengesizliğe ilişkin endişesini iletti. Kaani’nin endişelerini dile getirdiği Tahran’a göre bu dengesizlik, orta vadede ortakların bölgelerini kontrol altına alınması zor gerilim yataklarına çevirebilir.

Koordinasyon Çerçevesi, şimdi bütçenin mevcut haliyle onaylanmasından kaynaklanan yasal ve siyasi darbeler nedeniyle ciddi bir sorunla karşı karşıya. Başbakanlık ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan çok sayıda itiraz ise bu darbelerin içinde en hafifi olarak kalıyor.

Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, bütçeyi onayladıktan sonra yaptığı ilk açıklamada, hükümetin Meclis’in bütçede yaptığı değişikliklerin kendi vizyonuna uygun olup olmadığını teyit etmek için gözden geçireceğini söyledi. Başbakan Sudani, Irak Haber Ajansı'nın (INA) aktardığı açıklamasında, “Bakanlar Kurulu'nun geçtiğimiz 13 Mart'ta oyladığı bütçe, bireylerin, ailelerin ve vatandaşların temel ihtiyaçları ile ilgili öncelikleri dikkate alırken, hükümet hizmet projeleri, yeniden yapılanma ve ekonomik altyapıda hükümetten beklentilerini karşılamaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

Başbakan Sudani, sözlerini şöyle sürdürdü:

Hükümetimiz, üç yıllık bütçeyi sunarak, hükümet programında benimsediğimiz net reform vizyonun takip etmiştir. Bu, son yıllarda göreve gelen hükümetlerin tekrar eden ya da başarısızlıkla sonuçlanan projelerine çözüm getiren usule uygun ve bilimsel bir adımdır.

Bu vizyonun işletme harcamalarını azaltacağını, petrol dışı gelirleri artıracağını ve özel sektörü destekleyeceğini vurgulayan Başbakan Sudani, hükümetin bütçede değiştirilen maddeleri gözden geçireceğini ve bunların Meclis tarafından onaylanan bakanlar programında hükümetin vizyonu ve çeşitli hedefleriyle ne ölçüde uyumlu olduğunu inceleyeceğimi söyledi.

Bağdat'ta konuşlu Iraklı güvenlik güçleri, 5 Haziran (AFP)
Bağdat'ta konuşlu Iraklı güvenlik güçleri, 5 Haziran (AFP)

Başbakan Sudani, şu an Erbil hükümeti ve Devleti Yönetme İttifakı’ndaki müttefiki Mesud Barzani ile ‘krizin hafifletilmesine’ şiddetle ihtiyaç duyuyor ve bu bağlamda işi hiç kolay görünmüyor. Bunun yanında Koordinasyon Çerçevesi güçleriyle yeni bir gerilimin fitilini ateşlerken Kürtlerin öfkesini de dindirmeyi başaramayabilir.

Başbakan Sudani şimdi siyasi anlaşmalara karşı bir ‘Şii isyanı’ gibi bir durumla karşı karşıya. Nuri el-Maliki'nin lideri olduğu Kanun Devleti Koalisyonu tarafsız gibi görünse de aktif siyasetçilere göre ‘halen Kürtlerle çatışmayı körüklüyor’ ve Koordinasyon Çerçevesi içinde başka bir gerginlik başlatarak rakiplerinin yeteneklerini baltalamayı hedefliyor.

Bu yüzden hükümetin bütçeyle ilgili meydan okumaları, Koordinasyon Çerçevesi ve hükümetin birlikte karşı karşıya kalacakları en kötü mesele olamayacak. Daha ziyade Şii taraflar arasındaki bölünmelere her zamankinden daha fazla izin veren Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklara kapıyı aralayacak.

Öte yandan Koordinasyon Çerçevesi güçleri, ‘siyasi amaçlı bir bütçenin’ yansımalarını dizginlemek amacıyla ‘acil görüşmeler’ gerçekleştiriyor. Gelişmeleri izleyen Sadr Hareketi’nin baskısını hisseden Şii güçler, kafa karışıklığı yaşamamak için müdahalede bulunabilir ve bunun için Sünni ve Kürt ortaklarının duyduğu memnuniyetsizlikten faydalanabilirler.

Irak'ın gelirlerinin yüzde 90'ını petrol geliri oluşturuyor (Reuters)
Irak'ın gelirlerinin yüzde 90'ını petrol geliri oluşturuyor (Reuters)

Fransız Haber Ajansı (AFP), 2023, 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 3 yıllık bütçenin 198 trilyon 910 milyar Irak dinarı (yaklaşık 153 milyar dolar) olduğunu bildirdi. IKBY’nin bütçe payı yüzde 12,67 olarak belirlendi. Bütçede Bağdat ile Erbil arasında nisan ayında yapılan ve IKBY’nin Türkiye üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasının önünü açan anlaşmaya ilişkin değişiklikler de yer alıyor. Paris merkezli Uluslararası Tahkim Mahkemesi, Irak yönetiminin başvurusu üzerine Türkiye'yi IKBY ile yaptığı petrol sevkiyatı anlaşmasından dolayı tazminat ödemesi kararı almış, bu karar sonrası petrol sevkiyatı mart ayından bu yana yapılamamıştı. Bütçe tasarısına göre IKBY’nin petrol ihracatı artık Irak Devlet Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) tarafından denetlenecek. Ham petrol sevkiyatının gelirleri sadece IKBY’ye ait değil. Erbil hükümetinin Bağdat'a günde en az 400 bin varil petrol teslim etmesi gerekiyor. IKBY petrol ihracatından elde edilen gelirleri de Irak Maliye Bakanlığı tarafından Irak Merkez Bankası'nda açılan bir banka hesabına yatırılmak zorunda. Petrol gelirleri ülkenin toplam gelirinin yüzde 90'ını oluşturduğundan, toplam bütçe gelirleri petrolün varil fiyatı olarak 70 dolar baz alındığında 134,5 trilyon Irak dinarını (103,4 milyar dolar) buluyor.

AFP’ye göre bütçe açığının, 2021 yılında onaylanan son bütçeye kıyasla rekor bir rakama ulaşarak 49,5 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Irak, 2022 yılı bütçesini istikrarsızlık nedeniyle onaylayamamıştı. Irak’ın 2021 yılı bütçe açığı, 19,8 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

AFP, analistlerin Irak'ta kamu sektörünün bütçe üzerinde baskı oluşturabilecek önemli bir büyümeye tanık olmasını beklediklerini aktardı.

Iraklı ekonomist Ahmed el-Tabakcali, Irak'ın 600 binden fazla kişiye iş olanağı sunması beklenen kamu sektöründe çalışan ve emekli maaşlarının 58 milyar doların üzerinde olduğunu tahmin ediyor. AFP'ye konuşan Tabakcali, “Irak’ın ekonomisi zayıf, çünkü petrol fiyatları düşerse bütçeyi kısmak zorunda kalacak. Ancak sabit giderleri kısamayacağımız için yatırım giderlerini kısmak zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı.

Uluslararası Para Fonu (IMF) geçen ay Irak'ın ‘petrol gelirlerine bel bağlamasına’ karşı uyararak, Bağdat’ı ‘daha katı bir maliye politikası tasarlamaya’ çağırdı.

Bütçedeki harcamaların 49 trilyon 350 milyar dinarı (37,9 milyar dolar) yatırıma ayrıldı. Bu payın, özellikle onlarca yıl süren savaşlar nedeniyle altyapısı bozulan Irak’ta Başbakan Sudani’nin ‘öncelik’ olarak gördüğü yolların, konut projelerinin, okulların ve hastanelerin inşasına harcanması planlanıyor.



Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
TT

Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad, ABD Başkanı Donald Trump ile bölgesel durumdaki son gelişmeleri, özellikle de ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşması ve bu anlaşmanın pekiştirilmesine yönelik uluslararası çabaları görüştü.

Şarku’l Avsat’ın QNA’dan aktardığına göre Şeyh Temim'in dün Başkan Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde iki taraf, durumun deniz güvenliği ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini ele aldı.

Katar Emiri, gerilimlerin azaltılması ve barışçıl çözümlerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizerek, ülkesinin bölgenin güvenliğini ve istikrarını artırmaya katkıda bulunan Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını desteklemek için bölgesel ve uluslararası ortaklarla koordinasyonunu sürdürdüğünü teyit etti.


Şara: Suriye, Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’ya bağlayan ‘güvenli bir koridor’

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
TT

Şara: Suriye, Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’ya bağlayan ‘güvenli bir koridor’

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Lefkoşa’da düzenlenen basın toplantısında (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği (AB) liderleri ile bölgesel ortakların Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) başkenti Lefkoşa’da gerçekleştirdiği toplantının, geleneksel iş birliği çerçevelerini aşan yeni bir jeopolitik gerçekliği pekiştiren siyasi ve stratejik bir olgunluk anını temsil ettiğini belirtti. Şara, bu kapsamda ‘Dört Deniz Girişimi’ ve ‘Dokuz Koridor’ projelerini gündeme getirerek, Suriye’nin Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’nın merkezine bağlayan alternatif ve güvenli bir hat olabileceğini ifade etti.

Şara, Lefkoşa’da düzenlenen AB ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında, “Ortak Akdeniz kıyısında bulunmak, Avrupa kıtasının güvenliği ile bölgenin istikrarının bölünemez bir jeopolitik denge oluşturduğunu teyit etmektedir. Bu durum, ortaklık ruhu ve kolektif sorumlulukla hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır” dedi.

Bölgedeki zorluklara dikkat çeken Şara sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sorumluluğun ağırlığı, bugün bölge halklarının güvenliğini ve toplumsal yapısını etkileyen ciddi tehditler karşısında daha da belirgin hale gelmektedir. Hürmüz Boğazı’nın kapanması, küresel ticaret açısından büyük bir risk teşkil etmektedir. Bu da bizi, bölgemizin içinden yeni bir strateji geliştirmeyi gerektiren tarihî dönüm noktasıyla karşı karşıya bırakmaktadır.”

Avrupa ile Suriye arasındaki karşılıklı ihtiyaca da değinen Şara, Avrupa’nın Suriye’ye, Suriye’nin de Avrupa’ya ihtiyaç duyduğunu belirterek, “Avrupa-Arap-Akdeniz ortaklığı, enerji akışlarının sürdürülebilirliği ve küresel tedarik güvenliğinin sağlanması açısından kaçınılmaz bir yol ve güvenli bir liman haline gelmiştir” ifadesini kullandı.

 Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, dün Lefkoşa’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısında hatıra fotoğrafı çekilmeden önce Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile sohbet ediyor. (EPA)Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, dün Lefkoşa’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) ve bölgesel ortaklar gayriresmi toplantısında hatıra fotoğrafı çekilmeden önce Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile sohbet ediyor. (EPA)

Şara, İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik ihlalleri konusunda uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Şara, kara operasyonları, hava saldırıları ve Suriye toprakları ile hava sahasını neredeyse günlük olarak hedef alan ihlallerin, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na ve uluslararası hukukun temel kurallarına açıkça aykırı olduğunu belirtti. Bu saldırıların yalnızca Suriye’nin güvenliğini değil, aynı zamanda toparlanma ve yeniden inşa sürecini de hedef aldığını, bölgesel istikrarı zedelediğini ifade etti.

Şara, Avrupa ile ortaklığın temelini oluşturan bu istikrarın korunması için Avrupa tarafının net bir tutum sergilemesi gerektiğini belirterek, “Avrupalı ortakların Suriye’nin güvenliği ve istikrarına bağlılığı, İsrail’i saldırıları derhâl durdurmaya zorlayacak kararlı bir duruş gerektirir. Çünkü bugün başlatılan sürecin korunması, üzerinde yükseldiği toprağın korunmasıyla başlar” dedi.

Suriye’nin geçmişte diğer aktörlerin çatışma alanı olduğunu hatırlatan Şara, ülkesinin artık halkı ve kurumlarının iradesiyle bir güven köprüsü ve çözümün temel unsuru olmayı seçtiğini söyledi. Şara, “Coğrafya kaderimiz, ortaklık ise tercihimizdir. Bu doğrultuda, Akdeniz ve Körfez’deki ortaklarımızın hizmetine sunduğumuz ‘Dört Deniz Girişimi’ ve ‘Dokuz Koridor’, Suriye’yi Orta Asya ve Körfez’i Avrupa’nın merkezine bağlayan alternatif ve güvenli bir hat haline getirmektedir” ifadelerini kullandı.

Lefkoşa’daki temasların ardından yaptığı açıklamada, elde edilen sonuçların 11 Mayıs’ta Brüksel’de düzenlenecek daha kapsamlı toplantıya zemin hazırladığını belirten Şara sözlerine şöyle devam etti: “Bugün elde ettiğimiz ilerleme, Brüksel’de gerçekleştirilecek üst düzey Suriye-Avrupa siyasi diyaloğunun güçlü bir başlangıcı. Önümüzde yoğun geçecek 17 gün bulunuyor. Bu süreçte Suriye’nin, Avrupa’nın geleceğinin inşasına katkı sunan stratejik bir ortak olarak konumunu pekiştirmek için kararlılıkla çalışacağız.”

Şarku'l Avsat'ın edindiğii bilgiye göre Şara, AB ve bölgesel ortakların Lefkoşa’da düzenlenen gayriresmi toplantısına, GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın davetiyle katıldı. Toplantıda yaptığı konuşmada, bölgesel istikrarın güçlendirilmesi ve ortak tehditlerle mücadele için uluslararası koordinasyonun artırılması gerektiğini vurguladı.


Lübnan'daki ateşkes, İsrail ve Hizbullah arasında bir sınavla karşı karşıya

İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
TT

Lübnan'daki ateşkes, İsrail ve Hizbullah arasında bir sınavla karşı karşıya

İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)
İsrail'in bombalamalarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bir kasabadan duman yükseliyor (Reuters)

Güney Lübnan’da üç hafta daha uzatılan ateşkes, İsrail ile Hizbullah arasında sınanmaya başladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah’ı İsrail’in Lübnan’la bir barış anlaşmasına ulaşma çabalarını baltalamaya çalışmakla suçlayarak, “Her türlü tehdide karşı tam hareket özgürlüğümüzü koruyoruz” ifadesini kullandı.

Buna karşılık Hizbullah, “Herhangi bir Lübnan hedefine yönelik her İsrail saldırısı, niteliği ne olursa olsun, sahadaki koşullara göre orantılı şekilde karşılık verme hakkını direnişe tanır” açıklamasında bulundu.

Bu arada, “Şarku’l Avsat”ın edindiği bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin yetkilileri, geçen hafta ön görüşmelerin ilk turunun sonunda ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından dağıtılan mutabakatları “genişletmeye” yönelik yeni bir belge hazırlamaya başladı. Söz konusu belgenin, Lübnan ve İsrail hükümetlerinin barış anlaşmasına ulaşmak için atması gereken “uygulama adımlarına ilişkin bir yol haritası”nın oluşturulmasına zemin hazırlaması hedefleniyor.