Marakeş'te hukukun üstünlüğünü güçlendirerek dini özgürlükleri koruma çağrısı

Uzmanlar, dini diyaloğu yanlış anlamaların üstesinden gelmek için ‘anahtar faktör’ olarak değerlendirdi.

Parlamentolar Arası Birlik Başkanı Duarte Pacheco, Marakeş Dinler Arası Diyalog Konferansı’nda konuşuyor. (MAP)
Parlamentolar Arası Birlik Başkanı Duarte Pacheco, Marakeş Dinler Arası Diyalog Konferansı’nda konuşuyor. (MAP)
TT

Marakeş'te hukukun üstünlüğünü güçlendirerek dini özgürlükleri koruma çağrısı

Parlamentolar Arası Birlik Başkanı Duarte Pacheco, Marakeş Dinler Arası Diyalog Konferansı’nda konuşuyor. (MAP)
Parlamentolar Arası Birlik Başkanı Duarte Pacheco, Marakeş Dinler Arası Diyalog Konferansı’nda konuşuyor. (MAP)

Marakeş'te düzenlenen Dinler Arası Diyalog Parlamento Konferansı sırasında, hukuk, medeni, dini ve akademik alanlardan konuşmacılar, bu amaca ulaşmak için ana unsur olarak ‘hukukun üstünlüğünü güçlendirerek, dini özgürlükleri koruma’ çabalarını yoğunlaştırmaya çağırdılar.

13 Haziran Salı günü başlayan etkinlikte konuşmacılar, ilk üst düzey tartışma oturumunda “Hukuk Devletleri ve Hukuk... Hukuk Devleti ve Hukuk Devletini Desteklemek İçin Birlikte Çalışalım: En İyi Uygulamalar ve Zorluklar” başlığı çerçevesinde konuştular. Bu başlık altında hukukun üstünlüğünün, bireylerin dini uygulamalarına saygısızlık edecek herhangi bir uygunsuz uygulamayı sınırlama gücü üzerinde durdular.

Birleşmiş Milletler (BM) Din veya İnanç Özgürlüğü Özel Raportörü ve Uluslararası İnsan Hakları Hukuku Profesörü olan Nezile Gani, “Hukukun üstünlüğünün gücü, gücün kötüye kullanılmasının azaltılmasında, böylece hesap verebilirliğin, yasa önünde eşitliğin ve kanunun herkese uygulanmasının teşvik edilmesinde kendini gösterir” ifadelerini kullandı.

Gani, hukukun üstünlüğünün dinlere sağladığı korumanın önemini, başta inanç özgürlüğünün ve dinleri öğretme hakkının kullanılması olmak üzere bir dizi hak ve özgürlüğün güvence altına alınmasıyla gerekçelendirdi.

Dünya Evanjelik İttifakı Genel Sekreteri ve Barış İçin Dinler Eş Başkanı Thomas Schirmacher ise parlamentoları ve dini kurumları hakikat ve hukuk devletini güçlendirmek için ortak çalışmaya çağırdı. İnsan hakları kanunlarının yanı sıra yasama kurumunun yetkilerine dayanarak, kanunun uygulanmasını korumada dini liderlerin rolüne de değinen Schirmacher, ibadet yerlerine saygısızlık gibi kabul edilemez uygulamaların ancak hukukun uygulanmasıyla engellenebileceğini ifade etti.

Buna karşılık, Lübnanlı dini jeopolitik felsefe profesörü olan Adyan Vakfı'nın kurucu ortağı ve eski CEO'su Fadi Daou, “Aradığımız şey güç değil, toplumların yararına çalışmak ve böylece kolektif çıkarların özüne ulaşmaktır” diyerek, siyasi ve dini liderler arasındaki ortak paydalar üzerinde çalışma gerekliliğinin altını çizdi.

Bu bağlamda İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı Meritxell Batet, dini veya ideolojik eğilimleri ne olursa olsun, bireylerin farklılıklarına saygı duymanın demokrasinin temeli olduğunu göz önünde bulundurarak Fas'ın iş birliği, medeniyetler arası etkileşim ve Müslümanlar, Hristiyanlar, Yahudiler ve çeşitli dinler arasında bir arada yaşama deneyimine övgüde bulundu.

Batet, dini hoşgörüyü ve farklı inançlara açıklığı teşvik etmek için parlamenterler ve dini aktörler arasında iş birliği çağrısında bulundu. Ayrıca dini liderleri, toplumlardaki fanatizm ve aşırıcılıkla mücadelede rollerini oynamaya davet etti.

İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı Meritxell Batet (MAP)
İspanya Temsilciler Meclisi Başkanı Meritxell Batet (MAP)

G5 Sahel Parlamento Komitesi hukuk uzmanı ve yöneticisi, yazar Norbert Tankuanu, “Bir grup terörist grubun yayılmasıyla tanınan Sahel bölgesinin durumu göz önüne alındığında, hukukun üstünlüğünü yeniden gözden geçirme çabalarını yoğunlaştırmak gerekiyor” dedi.

Tankuanu, “Parlamenterlerin ve dini liderlerin rolünü sorgulayan büyük meydan okuma ve iddia, Sahel bölgesinde bireylerin katledilmesi ve kaçırılması nedeniyle ifade ve inanç özgürlüğünden, yaşam hakkından söz etmeye kadar uzanıyor” ifadelerini kullandı.

Başka bir tartışma oturumunda bir dizi uzman, söz konusu dini diyaloğun, diğerinin değer ve inançlarını öğrenmek ve bunlara saygı duymak ve böylece yanlış anlamaların üstesinden gelmek için gerekli olduğunu söyledi. Konuşmacılar, ‘Dinler Arası Diyalog Yoluyla Bölgesel ve Küresel Barışı Destekleme’ konulu oturumda, dinsel bir arada yaşamanın barış içinde yaşamanın yolunu açtığını ve daha iyi bir dünya için köprü oluşturabileceğini vurguladılar.

Irak'taki el-Hoy Enstitüsü Müdürü Haydar el-Hoyi, dini, terör eylemleri için bir araç olarak kullanan aşırılık yanlılarının önünü kesmek için dini metinlerin yeniden okunması gerektiğini vurgulayarak “Din, Şiiler ve Sünniler arasındaki dini çatışma da dahil olmak üzere çatışmaların ana nedenlerinden biri olmuştur ve olmaya devam etmektedir” dedi.

El-Hoyi, “ötekini dışlama kültürüyle mücadele etmek için mezhepçiliğin suç sayılması, eğitim ve din eğitimi sistemlerinde reform yapılması ve tüm dinlerde ortak evrensel değerlerin öğretilmesinin teşvik edilmesi” çağrısında bulundu.

Latin Amerika Katolik Piskoposluk Konseyi üyesi Rahip Ligia Matamoros, çeşitli taraflar arasındaki iş birliğinin, çocuklarına sevgiyi ve adaletsizlik ve şiddetten arınmış bir dünyanın nasıl inşa edileceğini öğretmesi gereken “toplumlar için bir zenginlik” oluşturduğunu vurguladı. Bu bağlamda, insanlar arasındaki farklılıklara saygı gösterilmemesinin “toplumlarda iyileşmesi zor yaralar açtığına” dikkat çekti.

Parlamentolar Arası Birlik Başkanı Duarte Pacheco, Marakeş Dinler Arası Diyalog Konferansı’nda konuşuyor. (MAP)
Parlamentolar Arası Birlik Başkanı Duarte Pacheco, Marakeş Dinler Arası Diyalog Konferansı’nda konuşuyor. (MAP)

Pakistan Milletvekili Faruk Hamid Naik de dinler arası diyaloğun “diğer inançlara saygı duymak ve hoşgörüye dayalı ilişkiler geliştirmek için şart olduğunu” vurguladı. Bu diyaloğun sadece din adamlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğine, aynı zamanda parlamenterleri de kapsaması gerektiğine işaret ederek, özellikle de ötekine saygı gösterilmesini öngören kanunları çıkarırken dikkatli davranılması gereğini vurguladı.



Macron, Irak'ta düzenlenen İHA saldırısında bir Fransız askerinin öldüğünü ve bazı askerlerin yaralandığını açıkladı

Erbil'in banliyölerinde meydana gelen İHA saldırısı bölgesinden duman yükseliyor (Reuters)
Erbil'in banliyölerinde meydana gelen İHA saldırısı bölgesinden duman yükseliyor (Reuters)
TT

Macron, Irak'ta düzenlenen İHA saldırısında bir Fransız askerinin öldüğünü ve bazı askerlerin yaralandığını açıkladı

Erbil'in banliyölerinde meydana gelen İHA saldırısı bölgesinden duman yükseliyor (Reuters)
Erbil'in banliyölerinde meydana gelen İHA saldırısı bölgesinden duman yükseliyor (Reuters)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Irak Kürdistanı'nın Erbil bölgesinde düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında bir Fransız askerinin hayatını kaybettiğini ve bazı askerlerin yaralandığını açıkladı.

Macron, "Askerlerimizden birkaçı yaralandı ve Başçavuş Arnaud Freon, Irak'ın Erbil bölgesinde düzenlenen bir saldırı sırasında Fransa adına görev yaparken hayatını kaybetti" dedi.

Şöyle devam etti: "Güçlerimize yönelik saldırı kabul edilemez."

Fransız Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı'na göre bu askerler "Iraklı ortaklarla terörle mücadele tatbikatlarına katılıyorlardı" ve "altı asker derhal en yakın sağlık tesisine sevk edildi."

Erbil valisine göre, saldırı iki İHA tarafından gerçekleştirildi ve Irak'ın özerk Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'in yaklaşık 40 kilometre güneybatısındaki Molla Kara'daki üssü hedef aldı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu saldırı, Erbil'de diğer yabancı birliklerin de bulunduğu bir askeri yerleşke içindeki İtalyan üssünü hedef alan ve can kaybına yol açmayan İHA aracı saldırısından kısa bir süre sonra gerçekleşti.

Saldırının ardından İtalyan yetkililer, üsten tüm askeri personelini geçici olarak geri çekeceklerini açıkladı.

Fransız ve İtalyan birlikleri de dahil olmak üzere yabancı güçler, 2014'ten beri DEAŞ'la mücadele eden ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun bir parçası olarak bölgenin güvenlik güçlerini eğitmek amacıyla Erbil'de konuşlandırılmış durumda.

Ortadoğu'daki savaşın başlangıcından bu yana, Irak'ın Kürdistan bölgesi, İran'a bağlı Iraklı silahlı gruplara atfedilen ve çoğunlukla hava savunması tarafından püskürtülen çeşitli saldırılara maruz kaldı.


Irak'ın batısında bir ABD yakıt ikmal uçağı düştü

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir KC-135 Stratotanker uçağı, bir F-16 savaş uçağına havada yakıt ikmali yapıyor, (CENTCOM)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir KC-135 Stratotanker uçağı, bir F-16 savaş uçağına havada yakıt ikmali yapıyor, (CENTCOM)
TT

Irak'ın batısında bir ABD yakıt ikmal uçağı düştü

ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir KC-135 Stratotanker uçağı, bir F-16 savaş uçağına havada yakıt ikmali yapıyor, (CENTCOM)
ABD Hava Kuvvetleri'ne ait bir KC-135 Stratotanker uçağı, bir F-16 savaş uçağına havada yakıt ikmali yapıyor, (CENTCOM)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, KC-135 Stratotanker tipi havadan yakıt ikmal uçaklarından birinin Irak'ın batısında düştüğünü, olaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde iniş yaptığını duyurdu.

ABD Merkez Komutanlığı, İran ile devam eden çatışma sırasında Irak üzerinde "dost hava sahasında" bir askeri uçağın düşmesinin ardından arama ve kurtarma operasyonu yürüttüğünü daha önce açıklamıştı. Ordu açıklamasında, "Olayda iki uçak yer aldı. Biri Irak'ın batısında düştü, diğeri ise güvenli bir şekilde indi" ifadelerini kullandı. Açıklamada, olayın düşman veya dost ateşi sonucu gerçekleşmediği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın ABD medyasından aktardığına göre Irak'ın batısında kaybolan uçakta altı kişilik mürettebat bulunuyordu.

İran'la ittifak halindeki silahlı grupların oluşturduğu Irak İslam Direnişi, uçağı düşürme sorumluluğunu üstlendi. Grup yaptığı açıklamada, uçağı "ülkemizin egemenliğini ve işgal güçlerinin uçakları tarafından ihlal edilen hava sahasını savunmak için" düşürdüğünü belirtti. Açıklamada, Amerikan uçağının "uygun silahla" düşürüldüğü ifade edildi.

Bu, ABD-İsrail-İran savaşının başlamasından bu yana düşen en az dördüncü ABD askeri uçağı. Daha önce Kuveyt üzerinde dost ateşiyle üç F-15 uçağı düşürülmüştü. Askeri komutanlık o dönemde olayın "İran uçakları, balistik füzeler ve insansız hava araçlarının saldırıları" içeren bir çatışma sırasında meydana geldiğini belirtmişti.

ABD ordusuna göre, KC-135 Stratotanker 60 yıldan fazla bir süre önce hizmete girdi ve tipik olarak üç kişilik bir mürettebata sahip: bir pilot, bir yardımcı pilot ve uçağın yakıt ikmal sistemini kullanan üçüncü bir görevli. Bununla birlikte, bazı görevler bir navigatör gerektiriyor ve uçak aynı kaynağa göre 37 yolcuya kadar taşıyabiliyor.


Akkaşat ve Kerkük’te Halk Seferberlik Güçleri’ne yönelik ölümcül hava saldırıları

Irak’ın batısındaki Akkaşat’ta meydana gelen saldırının yerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)
Irak’ın batısındaki Akkaşat’ta meydana gelen saldırının yerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)
TT

Akkaşat ve Kerkük’te Halk Seferberlik Güçleri’ne yönelik ölümcül hava saldırıları

Irak’ın batısındaki Akkaşat’ta meydana gelen saldırının yerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)
Irak’ın batısındaki Akkaşat’ta meydana gelen saldırının yerini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Sosyal medya)

Irak’ın batısında, Halk Seferberlik Güçleri’ne (Haşdi Şabi) bağlı noktalara bugün şafak vakti düzenlenen hava saldırılarında ölü, yaralı ve kayıp sayısının 260’ı aştığı bildirildi. Söz konusu saldırı, milis grupları hedef alan en şiddetli saldırılardan biri olarak değerlendirilirken, bölgede artan gerilim ve saldırının sorumluluğuna ilişkin karşılıklı suçlamalar da sürüyor.

Enbar vilayetindeki bir güvenlik kaynağı, hava saldırılarının Halk Seferberlik Güçleri bünyesindeki Ensarullah el-Evfiya hareketine bağlı 19. Tugay’a ait üç noktayı hedef aldığını söyledi. Saldırıların, Irak-Suriye sınırında yer alan el-Kaim ilçesine bağlı Akkaşat bölgesinde gerçekleştiği belirtildi.

Kaynak, güçlü bombardımanın askeri sağlık birimleri, ikinci tabur ve destek birliğine ait karargâhları hedef aldığını ifade etti. Saldırılarda 99 kişi hayatını kaybetti, 43 kişi kayboldu ve bazıları ağır olmak üzere yaklaşık 123 kişi yaralandı.

Ayrıca saldırıyı gerçekleştiren savaş uçaklarının bombardımanın ardından da bölge üzerinde uçuşlarını sürdürdüğü aktarıldı. Hedef alınan noktalara ulaşmaya çalışan ambulans ekiplerinin de hava saldırılarına maruz kaldığı, bu nedenle yaralıların tahliyesi ve hastanelere sevkinin geciktiği kaydedildi.

Kimliği açıklanmayan savaş uçaklarının bugün erken saatlerde Akkaşat bölgesinde Halk Seferberlik Güçleri’ne ait bir noktaya şiddetli bir hava saldırısı düzenlediği bildirilmişti. İlk belirlemelere göre saldırıda çok sayıda militanın öldüğü ve bazılarının yaralandığı açıklanmış, enkaz altında kayıp kişilerin aranması sürdükçe bilanço daha da yükselmişti.

dfgth
Halk Seferberlik Güçleri üyeleri, Musul’un güneyindeki karargahlarından birini hedef alan hava saldırısında yaralanan bir meslektaşlarına ilk yardım uyguluyor. (Reuters)

Diğer yandan Ensarullah el-Evfiya hareketi, saldırının arkasında İsrail ve ABD’nin olduğunu iddia ederek, bombardımanın ‘terör örgütleri için boşluk yaratmayı ve bölgeyi yeniden kaosa sürüklemeyi amaçladığını’ savundu.

Hareket, hedef alınan 19. Tugay mensuplarının ‘sınırları koruma ve silahlı örgütlerin sızmalarını önleme görevini yerine getirdiğini’ belirtti.

Ensarullah el-Evfiya, yaşanan olayla ilgili olarak Irak hükümetini ‘anayasal ve etik sorumluluk’ taşımakla suçladı ve olayın ciddiyetine uygun resmi bir tavır alınması çağrısında bulundu. Hareket ayrıca 19. Tugay’ın Irak Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı’na bağlı resmi bir birim olduğunu vurguladı.

Ensarullah el-Evfiya, İran destekli Irak İslami Direnişi çatısı altında yer alan gruplardan biri olarak biliniyor.

ABD, 2024 yılında bu hareketi ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmıştı. Bu karar, hareketin Ürdün ve Suriye’deki Amerikan güçlerine yönelik saldırılara karışması ve Gazze savaşı sırasında İsrail’e roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlemesi iddialarına dayanıyordu.

Kerkük’te saldırılar

Paralel bir gelişme olarak, Irak’ın kuzeyinde bulunan Kerkük kenti yakınlarındaki bir Halk Seferberlik Güçleri noktasına da bugün şafak vakti hava saldırısı düzenlendi. Olayın ardından güvenlik güçleri bölgeyi kuşatarak inceleme başlattı.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı, Halk Seferberlik Güçleri’ne ait hedeflere yapılan bu saldırıları ‘haksız saldırılar’ olarak nitelendirerek, ülke egemenliğinin açık bir ihlali olduğunu bildirdi.

frgt
Askeri tatbikatlar sırasında Halk Seferberlik Güçleri bayrağı taşıyan savaşçılar (Arşiv – Halk Seferberlik Güçleri)

Komutanlık tarafından yapılan açıklamada, “Tekrarlayan sistemli ihlaller ve saldırılar, toplumsal barışı tehdit ederek güvenlik ve istikrarın temellerini sarsabilir ve Irak halkı arasında rahatsızlık yaratabilir” ifadesi yer aldı.

Açıklamada, son saldırıların bugün Kerkük ve Enbar vilayetlerinde gerçekleştiği, geçtiğimiz günlerde ise Vasıt ile Babil vilayetinde Halk Seferberlik Güçleri’ne ait diğer noktalara hava saldırıları düzenlendiği belirtildi.

Yerel kaynaklara göre, önceki saldırılarda bir mühimmat deposunun hedef alınması sonucu depodaki mühimmat patlamış ve parçalar çevredeki yerleşim alanlarına saçılmıştı. Bu olayda bir kadın hayatını kaybetmiş, oğlu yaralanmış ve bazı Halk Seferberlik Güçleri mensupları da saldırıda zarar görmüştü.

Bu saldırılar, bölgede süregelen savaş ortamı ve güvenlik gerilimleri çerçevesinde gerçekleşiyor. İran destekli silahlı gruplara ait hedeflerin sık sık vurulmasıyla eş zamanlı olarak, bu grupların ABD ve İsrail çıkarlarına yönelik karşı saldırılar düzenlediği, bunu ‘direnişi destekleme’ çerçevesinde yaptıkları bildiriliyor.