Temsilciler Meclisi heyeti neden Hafter’i ziyaret etti?

Libyalı milletvekillerinin Hafter’in Racme’deki karargâhını ziyaret etmesinin arkasında ne yatıyor?

Hafter, Salih ve Temsilciler Meclisi’nin 92 üyesini ağırlıyor (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)
Hafter, Salih ve Temsilciler Meclisi’nin 92 üyesini ağırlıyor (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)
TT

Temsilciler Meclisi heyeti neden Hafter’i ziyaret etti?

Hafter, Salih ve Temsilciler Meclisi’nin 92 üyesini ağırlıyor (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)
Hafter, Salih ve Temsilciler Meclisi’nin 92 üyesini ağırlıyor (Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı)

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in iki yardımcısı ve 90 milletvekili eşliğinde Bingazi’deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı karargâhını ziyaret etmesi ve LUO Komutanı Halife Hafter ile görüşmesi tartışmalara yol açtı. Aynı zamanda bu ziyaretin nedenleriyle ilgili sorular da gündeme geldi. Bazıları bunun 6+6 Komitesi tarafından hazırlanan seçim yasası tasarılarını müzakere etme amacıyla yapıldığını öne sürerken, bazıları da ziyaretin ülkede yeni bir hükümet kurmakla ilgili olduğunu iddia etti.

Milletvekili Ali et-Tekbali, Salih ve Temsilciler Meclisi üyelerinin Hafter ile görüşmesinin amacının, hükümet dosyasını görüşmek ve aradaki buzları eritme çabasının yanı sıra seçimle ilgili yasa tasarılarına karşı tutumu belirginleştirip Temsilciler Meclisi’nin bu yasaları çıkaracağı mı yoksa daha fazla müzakere mi yapacağını tartışmak olduğunu söyledi.

Tekbali, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, son zamanlarda Salih ve Hafter arasındaki iplerin biraz gerildiğini ve “arabulucu olarak Mısır’ın durumu kontrol altına almayı başarıp onları uzlaşmaya itmesiyle bu toplantının yapılmış” olabileceğini kaydetti.

Yeni hükümet konusuna gelince, Tekbali, seçimlerin yapılmasına kıyasla aylardır gündemlerinde öncelikli sırada olmasına rağmen Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı (DYK) Halid eş-Mişri’nin yeni bir hükümet kurma hedeflerini gerçekleştirebileceğine ihtimal vermedi. Tekbali, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) “Temsilciler Meclisi ve DYK’nin seçim yasalarının tamamlanmasını yeni bir hükümetin kurulmasına bağlama çabalarına” karşı çıktığını söyleyerek “Bazılarının bunu UNSMIL’in ve uluslararası toplumun Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti’nden (UBH) vazgeçmek istemediğine yorduğunu” kaydetti. Tekbali, tüm tarafların kurulacak hükümetin bakanlıklarından kendilerine pay alma arzusu sebebiyle herhangi bir mini hükümetin kurulma olasılığının zayıf olduğunu belirtti.

 Mişri, Trablus’taki konutunda silahlı oluşumların liderleri ile bir araya geldi (DYK)
 Mişri, Trablus’taki konutunda silahlı oluşumların liderleri ile bir araya geldi (DYK)

Salih, bir televizyon röportajında, iktidar için mücadele eden iki hükümet yerine, ülke genelinde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını denetlemek üzere 15 bakandan oluşan mini bir hükümet kurma önerisini ortaya atmıştı.

Öte yandan Tekbali, “Dibeybe hükümetini restore etmek için bir anlaşma olduğu” ile ilgili medyada dolaşan haberlerin gerçek olmasında uluslararası toplumun bir sakınca görmediğini düşündüğünü belirtti. Medyada çıkan iddialara göre bu anlaşma kapsamında ülkede Dibeybe ve LUO Komutanlığı arasında bir otorite paylaşımı yapılacak, LUO Komutanlığı bir dizi üst düzey koltuğa sahip olacak ve Salih ve Mişri de razı olacak.

Öte yandan DYK üyesi Muhammed Muzib “Herkesin seçimlerin yapılmayacağının ve yapılırsa gelecek yılın ortasından önce olmayacağının farkında olması, birçok tarafı, yeni bir hükümetin kurulması ve dolayısıyla seçimlere ve bununla ilişkili yasalara yönelik gerçek ilginin azalmasıyla elde edebilecekleri çıkarlara odaklanmaya itiyor” dedi.

Muzib Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda “Yeni hükümetin görevlerini fiilen yerine getirebilmesi için ülke genelinde silahlı kuvvetlerin desteğini alması gerekiyor. Aksi halde başarısızlık kaçınılmaz olur” ifadelerini kullanarak Mişri’nin geçtiğimiz günlerde Trablus’ta silahlı oluşumların bir dizi lideriyle yaptığı görüşmede “seçim yasalarının tartışıldığını ve ayrıca hükümet dosyasına da değinildiğine” dikkat çekti.

Muzib, Hafter’in solunda Salih’in, sağında ise Temsilciler Meclisi’nin birinci yardımcısı Fevzi en-Nuveyri’nin oturduğu Racme toplantısının fotoğraflarına da dikkat çekti.

Bu konuda Muzib “Bu, bir protokol hatasıdır ve kasıtsız olduğu söylenemez” dedi ve bunun “iki adam arasındaki gerginliğin” devam ettiğinin bir işareti olduğunu da sözlerine ekledi. Muzib aralarındaki anlaşmazlığın çıkışını, 6+6 Komitesi tarafından hazırlanan yasa tasarılarında “Hafter’in askerlerin ve çift uyrukluların cumhurbaşkanlığına aday olmasına ilişkin şartların daha da hafifletilmesini istemesine” bağladı.

Bu, Salih’in Fas’taki 6+6 Komitesi’nin kapanış etkinliğine katılmamasına neden oldu. Cumhurbaşkanlığı adaylık yasasının taslağında, seçimlerin iki tur şeklinde yapılması öngörülüyor ve ikinci tura kalan adayın yabancı bir vatandaşlığa sahipse iki hafta içinde Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu’na vatandaşlığından vazgeçtiğini bildirmesi gerektiği ve asker veya sivil her adayın işinden veya görevinden istifa etmiş sayılacağı ifade ediliyor.

Mişri’nin Dibeybe’ye yakın olan bazı silahlı oluşumun liderleri ile bir araya gelmesine ve bazılarının bunu, bu liderlerin Dibeybe hükümetinin değiştirilmesinde bir sakınca görmediğine yormasına rağmen Libyalı siyasi analist Abdullah el-Kebir “bu planın gerçekleşmesinin mümkün olmadığını” söyledi.

Kebir, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:

Misrata’da ve Batı Libya’da, göz ardı edilmesi mümkün olmayan güçlü silahlı oluşumlar var ve bu oluşumlar Mişri toplantısında yoktu. Bir de uluslararası tutum var, özellikle de ABD’ninki. Zira henüz hükümetin değiştirilmesini istemiyor ve önce seçimlerin yapılmasını destekliyor.

Kebir “Bazılarının Dibeybe hükümetinin seçimleri denetlememesi yönündeki arzusu gerçekleşebilir. Ancak bunun için iki şart gerekiyor ve bu şartlar şu ana kadar sağlanmış değil. Birincisi, üzerinde uzlaşılmış ve yürürlüğe konmaya uygun seçim yasalarının çıkarılması. İkincisi de, Dibeybe hükümetine alternatif olarak kurulacak hükümetin sadece Temsilciler Meclisi ve DYK tarafından oluşturulmayıp tüm siyasi ve askeri aktörleri içermesidir” dedi.

Buna karşılık Libya Ulusal Birlik Partisi Kurucu Heyet Başkanı Esad Zehiyu, Salih ve Mişri’nin yakın bir zamanda hükümet meselesinden önce seçim yasalarının tamamlanması üzerinde durmasının “cesaret verici” bir gelişme olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Zehiyu “seçim yasalarının hayata geçirilmesine zemin hazırlamak üzere bu yasalar üzerinde geniş bir fikir birliğine varmak için başta silahlı kuvvetler olmak üzere siyasi arenadaki tüm taraflarla kapsamlı istişarelerin” yapılmasının gerekliliğinin anlaşılması çağrısında bulundu. Zehiyu “İster Temsilciler Meclisi ve DYK tarafından bir hükümetin kurulması olsun, ister Hafter ve Dibeybe arasında otorite paylaşımına ilişkin bir anlaşma olduğuna ilişkin söylentiler olsun, sahnede her yol mevcut” dedi.



Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.


İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
TT

İsrail’in Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği saldırılarda 8 kişi hayatını kaybetti

 İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)
İsrail’in Bekaa Vadisi’ne düzenlediği hava saldırılarından (Sosyal medya)

Lübnan’ın doğu ve güney bölgelerine dün düzenlenen İsrail hava saldırılarında en az 8 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu, hedef alınan unsurların Hizbullah ile müttefiki Hamas mensupları olduğunu açıkladı.

Hizbullah’a yakın bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, Bekaa bölgesini hedef alan saldırılarda örgütün askeri komutanlarından birinin de hayatını kaybedenler arasında bulunduğunu bildirdi.

Yerel basında yer alan haberlerde, hayatını kaybedenler arasında Hizbullah’ta görevli bir yetkilinin de bulunduğu, söz konusu ismin eski milletvekili Muhammed Yaği’nin oğlu olduğu ve Hizbullah’ın hayatını kaybeden eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın yardımcılığını yaptığı öne sürüldü.

İsrail, Kasım 2024’te bir yılı aşkın süren çatışmaların ardından varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a yönelik hava saldırılarını sürdürüyor. İsrail ordusu genellikle hedefin Hizbullah olduğunu belirtirken, zaman zaman Hamas Hareketi’ni de vurduğunu açıklıyor.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), Bekaa bölgesindeki İsrail saldırılarının ilk belirlemelere göre altı kişinin ölümüne ve 25’ten fazla kişinin yaralanmasına yol açtığını, yaralıların bölgedeki hastanelere sevk edildiğini duyurdu.

İsrail ordusu ise Bekaa’daki Baalbek bölgesinde Hizbullah’a ait karargâhların hedef alındığını açıkladı.

Söz konusu saldırılar, ülkenin en büyük Filistin mülteci kampı olan Ayn el-Hilve’ye yönelik İsrail hava saldırılarından saatler sonra gerçekleşti. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda iki kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. İsrail ordusu ise kampta Hamas’a ait bir karargâhın hedef alındığını duyurdu.

NNA, İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) Sayda’ya bitişik kampı vurduğunu aktardı.

İsrail ordusu açıklamasında, kampta ‘Hamas mensubu militanların faaliyet gösterdiği bir karargâhın’ hedef alındığını belirterek, Lübnan’da Hamas’ın ‘yerleşmesine karşı’ operasyonlarını sürdürdüğünü ve “Hamas terör örgütü militanlarına karşı nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler güçlü şekilde hareket etmeye devam edeceğini” kaydetti.

 Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Lübnan’ın Bekaa Vadisi’ndeki Baalbek şehrinin genel görünümü (Reuters)

Hamas yaptığı yazılı açıklamada, sivil kayıplara yol açtığını belirttiği saldırıyı kınadı.

Açıklamada, ‘işgal ordusunun ileri sürdüğü iddiaların’ reddedildiği belirtilerek, bunların ‘gerçekler karşısında dayanaksız bahaneler’ olduğu savunuldu. Hedef alınan merkezin, kampta güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli Ortak Güvenlik Gücü’ne ait olduğu ifade edildi.

Lübnan hükümeti geçen yıl, İsrail ile yaşanan ve binlerce Hizbullah mensubunun yanı sıra çok sayıda üst düzey ismin hayatını kaybettiği savaşın ardından zayıflayan Hizbullah’ın silahsızlandırılacağını taahhüt etmişti.

Lübnan ordusu geçen ay, İsrail sınırına yakın bölgeden başlayarak Litani Nehri’ne kadar uzanan alanı kapsayan planın ilk aşamasını tamamladığını açıkladı.

Ancak Hizbullah’ı yeniden silahlanmakla suçlayan İsrail, Lübnan ordusunun kaydettiği ilerlemeyi yetersiz bulduğunu duyurdu.

Beş aşamadan oluşan planın ikinci etabı ise Litani Nehri’nin kuzeyinden başlayarak, başkent Beyrut’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki Sayda’nın kuzeyinden Akdeniz’e dökülen Evveli Nehri’ne kadar uzanan bölgeyi kapsıyor.