Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang, Şarku'l Avsat’a konuştu: Abdulfettah el-Burhan, IGAD zirvesinden çıkan teklifi reddetti

Garang, IGAD girişiminin Sudan krizini çözmedeki başarısızlığının nedenlerini Şarku'l Avsat'a açıkladı.

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang. (Şarku'l Avsat)
Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang. (Şarku'l Avsat)
TT

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang, Şarku'l Avsat’a konuştu: Abdulfettah el-Burhan, IGAD zirvesinden çıkan teklifi reddetti

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang. (Şarku'l Avsat)
Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang. (Şarku'l Avsat)

Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki silahlı çatışmada üçüncü aya girilirken Güney Sudanlı üst düzey bir diplomat, Sudan krizini çözmek için Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi’nin (IGAD) girişiminin başarısız olma nedenlerinin Sudan'ın iki öneriyi istişare etmemesinden kaynaklandığını açıkladı. IGAD devlet başkanlarının Cibuti'deki Sudan krizi konulu üçlü zirvesindeki toplantısının sonuçları, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan tarafından reddedildi.

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda şunları söyledi:

Korgeneral Abdulfettah el-Burhan, IGAD zirvesinden çıkan komitenin teklifini reddetti. Bu teklif, Burhan Hızlı Destek Kuvvetleri Lideri Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) arasında doğrudan bir görüşme düzenlenmesini öneriyordu. Ayrıca üçlü zirveden oluşan Dörtlü Komite'ye Kenya Devlet Başkanı William Ruto'nun başkanlık etmesine karşı çıktı. Bunun yerine başkanlığının Güney Sudan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'e verilmesini talep etti.

Garang, Cibuti toplantısının Sudan krizini çözmek için Sudan ordusunun liderliği için kabul edilebilir bir ön formül sunmayı başaramadığını kabul etti.

Mayardit’in danışmanı, Sudan'daki silahlı çatışmanın süresinin uzamasının ve kabile savaşına dönüşmesinin tehlikeli sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu:

Bu, ülkenin bölgelere ayrılmasına ve komşu ülkeler de dahil olmak üzere durumun yayılmasına neden olabilir, bu durumdan Güney Sudan da etkilenebilir.

Danışman aynı zamanda, Suudi Arabistan-ABD girişimi yanında diğer inisiyatiflerin de katılabileceğini belirtti. Ancak herhangi bir inisiyatifin başarılı olabilmesi için Afrika vizyonu ve Afrika'nın ilgili meseleleri, komşu ülkeleri, IGAD'ı ve Afrika Birliği'ni içermesi gerektiğine dikkat çekti.

Güney Sudan Devlet Başkanı'nın Cumhurbaşkanlığı İşlerinden Sorumlu Danışmanı Castillo Garang, Şarku'l Avsat’a verdiği röportajda Sudan krizi ve gerek bölgesel gerekse uluslararası arenaya yansımalarına ilişkin merak edilen soruları cevapladı:

- Cibuti'deki üçlü IGAD Zirvesi’nin üç liderinin Sudan kriziyle ilgili toplantısı neden başarısız oldu?

Aslında Cibuti'deki IGAD zirvesinde iki teklif üzerinde anlaşıldı. İlk teklif Etiyopya Başbakan’ının IGAD'ın dört ülke komitesine Etiyopya'nın temsilcisi olarak eklenmesiydi. Bu, Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Hızlı Destek Kuvvetleri lideri Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) arasında doğrudan bir görüşme düzenlemek için bir araya gelmeleri için bir adım olacaktı. Öneri, her ikisiyle ayrı ayrı buluşmalarının ardından ikisinin bir araya getirilerek kalıcı ateşkes için dışarıda görüşmelerinin yapılmasını içeriyordu. Diğer öneri ise Kenyalı Devlet Başkanı William Ruto'nun dörtlü komitenin başkanlığını yapmasıydı. Ancak ne yazık ki her iki öneri de Sudan'a danışılmadan alındığı için başarısız oldu. Sudan Dışişleri Bakanlığı'na göre, Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı General Malik Agar, IGAD zirvesinde hazır bulunmuş ve Sudan'ı temsil etmiş olsa da tekliflere danışılmadan karar verilmesi nedeniyle sorun ortaya çıktı. Her iki teklife de Sudan tarafından karşı çıkıldı. Burhan, Hamideti ile görüşmeyi reddetmesinin yanı sıra, Kenyalı Devlet Başkanı William Ruto'nun dörtlü komitenin başkanlığını yapmasını da reddetti. Sudan, IGAD'ın arabuluculuk komitesinin başkanlığının tekrar ele alınmasını ve Kiir'in diğer komite üyelerine göre Sudan'ın sorunlarını daha iyi anladığı gerekçesiyle Salva Kiir Mayardit'e verilmesini talep etti. Bu nedenle, Cibuti toplantısı, Sudan krizini çözmek için Sudan ordusunun liderliğinde kabul edilebilir bir ön koşul belirlemede başarılı olamadı.

Fotoğraf Altı: Sudan'ın başkenti Hartum'un güneyindeki halk, Ordu ile Hızlı Destek Güçleri arasındaki çatışmalar nedeniyle evlerini terk etti. (AFP)
Sudan'ın başkenti Hartum'un güneyindeki halk, Ordu ile Hızlı Destek Güçleri arasındaki çatışmalar nedeniyle evlerini terk etti. (AFP)

- Sudan krizini çözmek için Güney Sudan hükümetinin vizyonu nedir?

Güney Sudan hükümeti, Sudan krizini, Güney Sudan ve Sudan arasındaki son krizin çözüldüğü aynı yöntemle çözülmesini istiyor. Bu yöntem, Güney Sudan'ın arabuluculuğu aracılığıyla savaşın durdurulmasını kapsıyor. Çünkü Sudan sorununu Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit ve güneylilerden daha iyi anlayan kimse yok. Çünkü herkesin bildiği gibi Sudan'ın sorunları Güney Sudan ile iç içe geçmiş durumda ve Güney Sudan'ın apaçık ya da bilinen ortak çıkarları dışında özel çıkarları yok.

- Savaş nasıl durdurulabilir?

Güney Sudan’ın vizyonu, Arap dünyası, Afrika ülkeleri ve uluslararası toplumun desteğiyle Sudan Cumhuriyeti'nde barışı sağlama misyonunda birlikte çalışmayı hedeflemek. Güney Sudan'ın arabuluculuğun dışında tutulmasını amaçlayan tüm girişimler başarısız oldu. Hatta bazı Arap ülkeleri bile bu veya şu tarafla çıkarları bulunuyor. Başkan Mayardit, Burhan ve Hamideti ile güvene dayalı ilişkilere sahip. Her iki taraf da Güney Sudan'ın tamamen tarafsız olduğunu biliyor. Sıradan insanlar bile Sudan'ın zarar görmesinin Güney Sudan'ı da etkileyeceğini biliyor. Savaşımızda, Sudan'daki siyasi dengeyi koruma ve saygı gösterme konusunda öğrendik.

Fotoğraf Altı: Sudan'ın başkenti Hartum çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oldu. (AFP)
Sudan'ın başkenti Hartum çatışmalar nedeniyle yangınlara sahne oldu. (AFP)

- Ateşkesi sürdürmek için Suudi-ABD girişimiyle iş birliğine ne ölçüde yer var?

Suudi Arabistan-ABD girişiminin Afrika Birliği ve IGAD ülkelerinin iş birliği yapmasında bir engel bulunmuyor. Ancak, önemli olan, ilgili ülkeler arasındaki kolektif çabaların geliştirilmesi ve özellikle Afrika'nın sahip olduğu bir vizyonla arabuluculuk yoluyla bir çözüm bulunmasıdır. Afrika Birliği ve IGAD'ın, inisiyatifle birlikte Afrika vizyonunu taşıyarak bu çabalara dahil olması önemli. Benzer şekilde, ABD’lilerin de herhangi bir kıtada veya ülkede çözümlerin bir parçası olması gerekiyor. Örneğin, Afrika heyeti Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk yapmaya çalışırken zorluklarla karşılaşıyor. Afrika'nın bu konudaki rolünün önemli olmadığını ‘gizlice’ söyleyen Avrupa ülkeleri var. Batılılar, savaşı durdurmak ve diplomatik yollarla çözüm bulmak gibi önerilerini getirmeden sadece Afrika ülkelerinin Ukrayna meselesine desteğini istiyorlar. Güney Afrika Cumhuriyeti Başkanı Ramaphosa'nın Kiev'deki konuşmasında dediği gibi, "Afrikalıları arabuluculuk çabalarından dışlayanlar Sudan meselesini doğru şekilde anlamamıştır". Çünkü Sudan sorununun etnik yönleri vardır ve Afrika Birliği ülkelerinin burada olmaları, dış çözümün yanlış anlaşılmasını ve anlaşmazlıkların derinleşmesini engellemek için gereklidir. Bu nedenle, Cidde görüşmelerine Güney Sudan'ın dahil edilmesinin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit, IGAD Arabuluculuk Komitesinin Başkanıdır ve IGAD'in girişimiyle Suudi Arabistan ve ABD girişiminin birleştirilme olasılığı var.

Fotoğraf Altı: Sudan Egemen Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, 5 Temmuz 2022'de Nairobi'de düzenlenen IGAD'ın 39’uncu olağanüstü zirvesinde konuşma yaptı.
 Sudan Egemen Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, 5 Temmuz 2022'de Nairobi'de düzenlenen IGAD'ın 39’uncu olağanüstü zirvesinde konuşma yaptı.

-Sudan krizinin uzamasının bölgenin güvenliği ve barışı üzerindeki riskleri nelerdir?

Uzun süren savaşlar, gerçekleştiği ülkelerden bağımsız olarak, insanların psikolojisini ve genellikle umutlu insanları umutsuza dönüştürebilen bir değişiklik yaratır. Hartum halkının çoğu, Güney Sudan ve Darfur'da meydana gelen savaşların trajedilerini bilmiyor veya yaşamıyordu. Güney Sudan'da 20 yılı aşkın bir süredir devam eden savaş araçları ve tezahürleriyle doğrudan temasları dışında, bunu şimdi olduğu gibi bilmiyorlardı. Bu nedenle, Sudan'daki savaş uzarsa, tanınan Sudan karakteri değişecek ve Hartum'u terk edip yurt dışına veya kırsala göç eden çoğu kişi, muhtemelen savaştan sonra Hartum'a geri dönmeyeceklerdir. Çünkü Hartum, işlenen tüm felaketlerle ilişkilendirilmiş durumda. Sudan'dan ayrılan bir kişi, Sudan'ın topraklarında barışın hüküm sürebileceğini kolayca kabul etmeyecektir.

Fotoğraf Altı: Batı Darfur, el-Cenine çarşısında Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan çatışma tahribata neden oldu. (AFP)
Batı Darfur, el-Cenine çarşısında Sudan Ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında yaşanan çatışma tahribata neden oldu. (AFP)

-Savaşın gelecekte siyasi sahneye ne gibi etkilerde bulunmasını bekliyorsunuz?

Siyasi açıdan, merkezi hükümet zayıflayacak ve ülkenin birliğini korumak kolay olmayacak. Hatta bazıları tarafından talep edilen Darfur bölgesinin ayrılması durumunda bile Batı Darfur'da barış sağlanmayacak. Çünkü şu anda Darfur'da gördüğümüz soykırım yapılan Masalit kabilesinin yaşadığı gibi olaylar mevcut. Ayrıca, Doğu Sudan da kendi kaderini belirleme hakkı talebiyle sürekli olarak ayrılmaya yönelmekte. Bunun yanı sıra Güney Kordofan meselesinde sessizlik hakim. Eğer Sudanlılar birleşmez ve savaş sorununa hızlı bir çözüm bulmazlarsa, ülke zayıf ve çoklu devletlere bölünecektir. Sudan dışında Arap kimliğine sahip olan insanların, kısa vadeli sahte çıkarlar için Sudan'a sorunlarını ihraç etmeleri muhtemel. Güney Sudan'ın İslam'a ve Müslümanlara karşı olduğu hayali bir anlayış temelinde, Güney Sudan'daki savaşın durdurulması konusunda Arapların rolü zayıftı. Şimdi Sudanlı Müslümanlar iki Nil'in birleştiği yerde savaşıyorlar. Her iki taraf da kardeşinin öldürülmesinde sonraki ‘hayali zaferi’ düşleyerek, kelime-i tevhid ve tekbir getiriyor. Peki, bu nasıl oluyor? Savaş Darfur'a ve belki de Güney Kordofan'a taşındıktan sonra, kabileler arasında çekişme yaratarak Güney Sudan'a yayılmasının önünde hiçbir doğal engel kalmayacak. Şu an Hartum'da hükümete karşı savaşan Arap kabilelerine ait ırki gruplar, Darfur, Batı Kordofan ve Güney Sudan sınırlarındaki aynı kabileler olduğu söyleniyor ve zaman zaman su ve otlaklar üzerinde anlaşmazlıklar yaşanıyor. Afrika Sahel bölgesinde kuraklık artarak kısa bir süre önce yeşil olan alanlara kadar uzandı. Çad Gölü suyunun üçte ikisini kaybetti. İklim değişikliği ile birlikte kuraklık ciddi şekilde artacak ve bunun sonucunda hayvancılıkla uğraşan kabileler bu bölgelerden Nil nehri ve Afrika'daki yeşil alanlara doğru göç etmeye çalışacaklar. Böylece kaynak savaşları yoğunlaşacak. Bu da su ve mera savaşlarının güneye Kongo, Uganda ve Orta Afrika gibi Afrika ülkelerine kadar uzanacağı ve böylece bu toplumların kendilerini savunmak için seferber olacağı anlamına geliyor. Sorunun tamamen Sudan’la sınırlı kalacağını düşünenler dikkatli olmalı. Bu nedenle Başkan Salva Kiir, savaşı genişlemeden şimdi durdurmak istiyor. Çünkü Sudan'da fitne ateşini kimin yaktığını bilenler, sonuçları nedeniyle güvende olamayacaklardır.



ABD, Sudan'daki savaş sonrası ‘ertesi günü’ planlıyor

ABD, Sudan'daki savaş sonrası ‘ertesi günü’ planlıyor
TT

ABD, Sudan'daki savaş sonrası ‘ertesi günü’ planlıyor

ABD, Sudan'daki savaş sonrası ‘ertesi günü’ planlıyor

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'ın, Rusya ve diğer taraflardan destek aldığı iddia edilen Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile savaş yürüten Sudan ordusuna silah sevkiyatı yaptığı yönündeki haberlerden endişe duyduğunu dile getirdi. ABD yönetimi, kendisi için ‘birincil öncelik’ olan çatışmayı sona erdirmek ve sivil yönetimi yeniden tesis etmek adına ‘ertesi gün’ diyebileceğimiz bir süreç üzerinde çalışıyor.

ABD'nin bu tutumları, Afrika İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Molly Phee'nin Addis Ababa’da düzenlenen Afrika Zirvesi’nde yaptığı kapsamlı görüşmeler sırasında ortaya çıktı. Görüşmelere ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı Direktör Yardımcısı Monde Muyangwa, ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Mike Hammer ve ABD'nin Hartum Büyükelçisi John Godfrey katıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Molly Phee ve beraberindeki heyetin ‘Sudan'da devam eden çatışma ve insani krizin ele alınmasına odaklanan’ bir dizi toplantı yaptığını bildirdi. Bunlar arasında ‘insani yardımın kolaylaştırılması, Sudan halkını savunmak için çalışan ve savaş sonrası yönetime hazırlanan demokrasi yanlısı sivillerin profilinin yükseltilmesi’ yer alıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “ABD'nin uzun süredir Sudan halkının yanında durduğu, askeri yönetime karşı olduğu, Sudan'daki çatışmayı sona erdirmenin ve sivil yönetimi yeniden tesis etmenin ABD'nin en önemli öncelikleri arasında yer aldığı” ifade edildi.

(foto altı) Sudan Ordusu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (DPA)
Sudan Ordusu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (DPA)

Phee, Sudan'daki tüm grup ve bölgelerden sivil toplum temsilcileriyle yaptığı toplantıda, ‘Sudanlı kadınların çatışma sonrasında siyasi süreçlere ve sivil hükümete katılımının önemini’ vurguladı. Toplantıda ayrıca çatışmaların, çatışmaya bağlı cinsel şiddetin hedefi haline gelen kadınlar ve kız çocukları üzerinde yarattığı ciddi etki ve çatışmayla bağlantılı cinsel şiddet ve diğer zulümlerin faillerinin sorumlu tutulmasını sağlamanın yolları da tartışıldı.

Halk kuruluşları

Halk kuruluşlarının liderleri ve Direniş Komiteleri üyeleriyle konuşma fırsatı bulan Phee, ‘uluslararası toplumun insani yardım sağlamak için çalışan yerel aktörlerle olan ilişkisini genişletmek de dahil, çatışmadan en çok etkilenen insanlara destek sağlamak için gösterdikleri cesur çabaları’ övdü. Toplantıda, çatışmaları sona erdirmek ve sahadaki giderek zorlaşan koşulları ele almak üzere insani yardımın ulaşmasını kolaylaştırmak için Sudan ordusu ve HDK liderlerine baskı yapma çabaları tartışıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Phee'nin Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) üyeleriyle de görüştüğünü bildirdi. Sudanlı sivillerin ortak bir dille konuşmasını sağlamak için kadınlara, gençlere, sivil topluma, halk kuruluşlarına ve tarihsel olarak dışlanmış toplulukların temsilcilerine odaklanarak daha fazla çeşitlilik teşvik edildi. İnsani yardımın kolaylaştırılması, çatışmaların sona erdirilmesi ve çatışma sonrasında yönetimin sivillere verilmesi çağrısında bulunuldu.

Phee aynı zamanda çatışmayı sona erdirmeye, insani yardımı kolaylaştırmaya ve Sudanlı sivilleri desteklemeye yönelik çok taraflı çabalar konusunda kilit paydaşlarla istişarelerde bulundu. Bu toplantılara Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Sudan Özel Temsilcisi Ramazan Lamamra, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Kenya Devlet Başkanı William Ruto, Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf, Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) İcra Sekreteri Workneh Gebeyehu ve Cezayir Dışişleri Bakanlığı Afrika İşleri Genel Müdürü Selma Haddadi katıldı.

(foto altı) Bir sınır kampının yakınında savaştan kaçan Sudanlı mülteciler (AFP)
Bir sınır kampının yakınında savaştan kaçan Sudanlı mülteciler (AFP)

Hammer ve Godfrey ayrıca Avrupa Birliği (AB), Almanya, Norveç ve Birleşik Krallık'tan bir dizi yetkili ve Afrika Birliği'nin (AfB) Sudan konusunda kurduğu üst düzey komitenin başkanı Muhammed bin Şambas ile de görüştü.

Büyük endişe

Godfrey, gazetecilere verdiği demeçte, Washington'un hem Korgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki Sudan ordusu hem de Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki HDK için “dış destek konusunda derin endişe duyduğunu” söyledi. Godfrey, şu ifadeleri kullandı:

“Sudan ile İran arasındaki ilişkilerin yeniden başladığına dair raporlar var. Bu, İran'ın Sudan ordusuna maddi desteğini de içerebilir. Söz konusu durum bizi endişelendiriyor. ABD dış tarafları savaşan iki tarafa maddi destek sağlamaktan kaçınmaya çağırıyor. Çünkü bu çatışmayı ve savaşı uzatıyor. Aynı zamanda müzakere yoluyla çatışmadan bir çıkış yolu bulma şansını da azaltıyor.”


Güney Lübnan’a saldırılarını arttıran İsrail Beyrut’u topyekûn savaş ile tehdit ediyor

Lübnan'ın güneyindeki Mecdel Zun beldesinde, İsrail’in düzenlediği saldırıdda öldürülen 6 yaşındaki kız çocuğunun cenazesine katılım (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Mecdel Zun beldesinde, İsrail’in düzenlediği saldırıdda öldürülen 6 yaşındaki kız çocuğunun cenazesine katılım (EPA)
TT

Güney Lübnan’a saldırılarını arttıran İsrail Beyrut’u topyekûn savaş ile tehdit ediyor

Lübnan'ın güneyindeki Mecdel Zun beldesinde, İsrail’in düzenlediği saldırıdda öldürülen 6 yaşındaki kız çocuğunun cenazesine katılım (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Mecdel Zun beldesinde, İsrail’in düzenlediği saldırıdda öldürülen 6 yaşındaki kız çocuğunun cenazesine katılım (EPA)

İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye şehrini yeniden bombaladı. İsrail uçakları, şehre komşu Kafr Rumman kasabasındaki bir yerleşim yerine iki kez saldırdı. Yerel basında çıkan haberlere göre saldırılarda iki Hizbullah üyesi öldürüldü. Buna karşılık Hizbullah, İsrail'in Lübnan'a savaş tehdidinin ortasında İsrail’in kuzey kesimlerine yönelik saldırılarının yoğunluğunu ve derinliğini artırdı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Cebel eş-Şeyh’te askeri güçlerle yaptığı toplantıda, “Kuzey’de basit bir amacımız var o da nüfusu oraya yeniden geri getirmek” diyerek “Nüfusu yeniden canlandırmak için güvenlik duygusunu yeniden tesis etmeliyiz, güvenlik duygusunu yeniden sağlamak için de güvenliği yeniden tesis etmeliyiz. Bu olacak ve biz de bunu yapmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti. Netanyahu ayrıca “Bunu iki yoldan biriyle yapacağız. Birincisi zorda kalırsak bunu askeri yolla, ikincisi de mümkün olursa siyasi yolla gerçekleştireceğiz. Ancak her halükârda Hizbullah güvenliği yeniden sağlayacağımızı anlamalı. Umarım bu mesaj orada doğru biçimde anlaşılır” açıklamasında bulundu.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Al Manar TV’den aktardığı habere göre Hizbullah, savaşçılarının "İsrail'in köylere ve sivillerin evlerine yönelik saldırılarına yanıt olarak Kfar Yuval bölgesindeki İsrail askerlerinin konuşlandığı bir binayı hedef aldığını” duyurdu.
Ayrıca 769. Doğu Tugayı'nın Kiryat Şimona kışlasındaki karargahının da hedef alındığını açıkladı.

Öte yandan UNRWA'nın Lübnan Direktörü Dorothee Klaus, Lübnan'daki 38 bin Filistinli öğrenciye yönelik ‘yakın bir tehlike’ konusunda uyardı. Klaus Şarku’l Avsat’a, “UNRWA'nın operasyonlarını yürütmesini sağlayan fon biterse, bunun Lübnan da dahil olmak üzere bölgedeki Filistinli mülteci topluluğu üzerinde ciddi yansımaları olacaktır. Bunların yüzde 80'inin yoksulluk içinde yaşadığı tahmin ediliyor. Yarısı da  aşırı kalabalık olan 12 kamptan birinde yaşıyor ve burada son derece zor şartlara maruz kalıyorlar” dedi.

Klaus, "Fonları askıya alma kararları diğer bağışçıların müdahalesi olmadan geri alınamaz. Bu durumun gerçekleşmesi, Lübnan'daki 62 UNRWA okuluna kayıtlı 38 bin Filistinli mülteci çocuğun eğitimini tehlikeye atacak. İki bin erkek ve kız öğrenciye yönelik mesleki ve teknik eğitimi, ayrıca, hizmet almak için her yıl sağlık merkezlerimizi ziyaret eden yaklaşık 20 bin Filistinlinin sağlık hizmetini de tehlikeye sokacak” diye belirtti.


İsrail Ordusu: Kızıldeniz bölgesinden İsrail topraklarına doğru ilerleyen balistik füze imha edildi

İsrail askerleri (İsrail ordusunun web sitesi-Arşiv)
İsrail askerleri (İsrail ordusunun web sitesi-Arşiv)
TT

İsrail Ordusu: Kızıldeniz bölgesinden İsrail topraklarına doğru ilerleyen balistik füze imha edildi

İsrail askerleri (İsrail ordusunun web sitesi-Arşiv)
İsrail askerleri (İsrail ordusunun web sitesi-Arşiv)

Yemen’deki Husilerin Sözcüsü Yahya Seri, Aden Körfezi’nde İngiltere’ye ait bir geminin, Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir destroyerin ve İsrail’in Eilat kentinin füzeler ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) hedef alındığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından (AWP) aktardığına göre, Seri, dün akşam yaptığı açıklamada, İsrail’in güneyinde bulunan Eilat’taki çeşitli hedeflere bir dizi balistik füze ve SİHA’larla operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Sözcü ayrıca, Aden Körfezi’nde bulunan bir İngiliz gemisinin (ISLANDER) doğrudan füzelerle hedef alındığını ve gemiden yangın çıktığını ifade etti.

Seri son olarak, Kızıldeniz’deki bir ABD destroyerinin çok sayıda SİHA ile hedef alındığını da sözlerine ekledi.

İsrail’in tepkisi

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformunda yaptığı açıklamada, balistik füzenin İsrail hava sahası dışında imha edildiğini bildirerek, bunun Gazze Şeridi’nde savaşın başlamasından bu yana Hetz savunma sisteminin kullanıldığı yedinci müdahale operasyonu olduğuna işaret etti.

İsrail ordusu ayrıca bugün şafak vakti, hava savunmasının Kızıldeniz bölgesinden İsrail topraklarına doğru ilerleyen bir balistik füzeyi imha ettiğini ve bunun vatandaşlar için herhangi bir tehdit oluşturmadığını duyurdu.

ABD’nin açıklaması

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Yemen’deki Husilere ait altı SİHA’nın dün Kızıldeniz’de vurulduğunu duyurdu.

CENTCOM’un açıklamasına göre, Husi milisler, Kızıldeniz’deki bir kargo gemisine iki gemisavar balistik füze fırlattı.

Açıklamada, “Kızıldeniz’de seyreden, İngiltere’ye ait, Palau bayraklı kargo gemisi M/V Islander vuruldu” denildi. 

CENTCOM, hafif yaralanmalara ve gemide hasar olmasına rağmen yolculuğa devam edildiğini de bildirdi.

CENTCOM tarafından çarşamba günü yapılan bir diğer açıklamada ise Aden Körfezi’nde tahıl taşıyan bir ABD gemisinin, Yemen’de Husi kontrolündeki bölgelerden fırlatılan iki balistik füzeyle hedef alınması sonucu küçük çapta hasar meydana geldiği bilgisi de verildi.

Husiler, 7 Ekim’den bu yana İsrail saldırısı altında olan Gazze Şeridi’yle dayanışma amacıyla İsrailli şirketlerin sahibi olduğu veya işlettiği, İsrail’e giden veya İsrail’den mal taşıyan gemileri hedef alıyor.

ABD ve İngiltere, seyrüsefer özgürlüğünü tehlikeye atma ve küresel ticareti tehdit etme yeteneğini bozmak ve zayıflatmak amacıyla Husi bölgelerine hava saldırıları düzenledi.


SOHR: El Ömer petrol sahasındaki ABD üssü yakınlarında patlama sesleri duyuldu

Suriye'nin Halep kırsalında bir ABD üssü ( Reuters- Arşiv)
Suriye'nin Halep kırsalında bir ABD üssü ( Reuters- Arşiv)
TT

SOHR: El Ömer petrol sahasındaki ABD üssü yakınlarında patlama sesleri duyuldu

Suriye'nin Halep kırsalında bir ABD üssü ( Reuters- Arşiv)
Suriye'nin Halep kırsalında bir ABD üssü ( Reuters- Arşiv)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da bulunan el Ömer petrol sahasındaki ABD üssü yakınlarında patlamalar duyulduğunu bildirdi.

SOHR, patlamaların ardından ABD uçaklarının Deyrizor kırsalındaki İranlı grupların mevzilerinin yakınlarında uçuş gerçekleştirdiğini aktardı.

Silahlı gruplar daha önce Irak ve Suriye'deki ABD askeri üslerini hedef aldıklarını açıklayarak, saldırıların Hamas'ın 7 Ekim’de İsrail'e yönelik saldırısının ardından bu yana devam eden İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşına bir yanıt olduğunu öne sürdü.

Gözlemevi önceki gün, İran yanlısı gruplara ait bölgelerde meydana gelen patlamalarda 10'dan fazla kişi yaralandığını, bunun, İran yanlısı grupların Suriye'deki ABD üslerine yönelik saldırılarına yaklaşık bir hafta ara verdikten sonra yeniden başlamasının ardından geldiğini bildirdi.


Filistinli gruplar Gazze'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerini hedef aldıklarını duyurdu

(AA)
(AA)
TT

Filistinli gruplar Gazze'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerini hedef aldıklarını duyurdu

(AA)
(AA)

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarından yapılan açıklamada, direnişçilerinin Gazze kentinin güneyindeki Zeytun Mahallesi'nde İsrail güçlerini havan topuyla hedef aldığı belirtildi.

Aynı bölgede İsrail ordusuna ait bir Merkava tankının "Yasin 105" tanksavar roketiyle vurulduğu aktarıldı.

Kassam mensuplarının, Gazze'nin güneyinde Han Yunus kentindeki Şeyh Nasır bölgesinde "Yasin 105" roketiyle İsrail ordusuna ait askeri nakil aracını hedef aldığı, araçtaki İsrail askerlerinden ölen ve yaralananların olduğu bildirildi.

Vurulan araçtakilerin tahliyesi için İsrail ordusunun bölgeye helikopter indirdiği kaydedildi.

İslami Cihad Hareketinin askeri kanadı Kudüs Seriyyelerinden yapılan açıklamada da Gazze kentinin Zeytun Mahallesi'nde bir grup İsrail askerine havan topuyla saldırı düzenlendiği duyuruldu. Mahallenin orta kesimlerinde ise başka bir grup İsrail askerinin patlayıcılarla hedef alındığı aktarıldı.

Filistinli direnişçilerin, Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentindeki el-Emel Mahallesi'nde bir İsrail askerini öldürdüğü belirtildi.


Gazze'deki Sağlık Bakanlığı: İsrail güçleri çekildiği Nasır Hastanesine yeniden baskın düzenledi

Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sırasında bir İsrail askeri (İsrail ordusunun web sitesi)
Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sırasında bir İsrail askeri (İsrail ordusunun web sitesi)
TT

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı: İsrail güçleri çekildiği Nasır Hastanesine yeniden baskın düzenledi

Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sırasında bir İsrail askeri (İsrail ordusunun web sitesi)
Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sırasında bir İsrail askeri (İsrail ordusunun web sitesi)

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, "İsrail işgal güçleri, asker taşıyan 4 araçla Nasır Hastanesine yeniden baskın düzenledi." ifadesi kullanıldı.

Bakanlıktan daha önce yapılan açıklamada, İsrail askerlerinin Nasır Hastanesinden çekildiği ve etrafında konuşlanarak hastaneyi kuşattığı bildirilmişti.

İsrail askerlerinin, hastaneye giriş ve çıkışları engellediği belirtilmiş, hastanenin zemin katındaki tüm bölümlerin kanalizasyon suları altında kaldığı aktarılmıştı.

Açıklamada, "İşgalciler, hastanedeki su depolarının ve kanalizasyon hattının onarılmasına, elektrik jeneratörünün çalıştırılmasına hala engel oluyor." değerlendirmesinde bulunulmuştu.

İsrail askerleri, uzun süre kuşatma altında tuttuğu Nasır Hastanesine 15 Şubatta baskın düzenlemiş ve hastaneyi askeri kışlaya çevirmişti.

Yaklaşık 10 bin yerinden edilmiş Filistinli ile 300 sağlık çalışanının bulunduğu hastanede İsrail güçlerinin neden olduğu elektrik kesintisi ve oksijen cihazlarının çalışmaması nedeniyle çok sayıda hasta hayatını kaybetmişti.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) işgal altındaki Filistin topraklarındaki kıdemli insani işler görevlisi Jonathan Whittall, dün X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda Nasır Hastanesi için "Burası iyileşme yeri değil ölüm yeri haline geldi." ifadelerini kullanmıştı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 410 Filistinli öldürüldü, 69 bin 465 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.


Hizbullah, İsrail'in kuzeyindeki bir karakolu birkaç füze ile vurduğunu açıkladı

Lübnan'ın Buleyda köyünde, İsrail bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Lübnan'ın Buleyda köyünde, İsrail bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Hizbullah, İsrail'in kuzeyindeki bir karakolu birkaç füze ile vurduğunu açıkladı

Lübnan'ın Buleyda köyünde, İsrail bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Lübnan'ın Buleyda köyünde, İsrail bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan Hizbullahı dün (Perşembe) yaptığı açıklamada, İsrail'in kuzeyindeki Malahiye Golan karakolunu birkaç füze ile vurduğunu bildirdi.

Hizbullah'ın ifadesine göre bu saldırı, son olarak Buleyda'da bir sivil savunma merkezine yapılan saldırı başta olmak üzere İsrail’in köy ve sivil haneler üzerine yaptığı saldırılara karşılık olarak gerçekleştirildi.

Öte yandan İsrail ordusu, dün (Perşembe) akşam yaptığı açıklamada, Güney Lübnan'da Margeayun bölgesinde bulunan bir Hizbullah askeri kompleksinin, Hizbullah militanlarının içeri girdiğinin tespit edilmesinin ardından bombalandığını belirtti.

Ordu, askerlerin Hizbullah militanlarının komplekse girişini tespit ettiğini ve ardından savaş uçaklarının kompleksi bombaladığını açıkladı.

Ayrıca, son birkaç saat içerisinde, İsrail'in kuzeyindeki Zerait ve Matula bölgelerine sınırdan çok sayıda füze atıldığı ve füze fırlatma noktalarının bombalandığı ifade edildi.

Ekim ayının 7'sinde Gazze Şeridi'nde başlayan savaştan bu yana, İsrail ordusu ile Hizbullah arasında sınır bölgesinde karşılıklı bombardımanlar yaşanıyor.

Hizbullah, dün akşam yaptığı açıklamada, İsrail saldırılarında iki üyesinin öldüğünü duyurdu.


Husilerden İsrail, Amerikan ve İngiliz gemilerine yönelik saldırıları artırma tehdidi

Yemen'e yardım taşıyan Amerikan kargo gemisine iki Husi füzesi saldırdı (Reuters)
Yemen'e yardım taşıyan Amerikan kargo gemisine iki Husi füzesi saldırdı (Reuters)
TT

Husilerden İsrail, Amerikan ve İngiliz gemilerine yönelik saldırıları artırma tehdidi

Yemen'e yardım taşıyan Amerikan kargo gemisine iki Husi füzesi saldırdı (Reuters)
Yemen'e yardım taşıyan Amerikan kargo gemisine iki Husi füzesi saldırdı (Reuters)

Husi, liderlik ettiği gruba ait El-Mesira televizyonunda yaptığı konuşmada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'te başlattığı saldırılardan bu yana Gazze'ye destek için Kızıldeniz'de ve Aden Körfezi'nde yürüttükleri faaliyetlere ilişkin bilgi verdi.

“Gazze'ye yönelik saldırının başlamasından bu yana Kızıldeniz ve Umman Denizi'nde (İsrail, ABD ve İngiltere'ye ait) 48 gemiyi hedef aldık." diyen Husi, bunun, düşmanın gemi hareketlerini azaltması, kamufle etmesi ve onlar hakkındaki bilgileri gizlemesine rağmen önemli bir rakam olduğunu söyledi.

Husi lider, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Babu'l Mendeb'deki faaliyetlerinin devam edeceğini ve bunları artırmaya çalıştıklarını belirtti.

Kızıldeniz ve Arap Denizindeki operasyonlarına "denizaltı silahları" dahil ettiklerini ifade eden Husi, bunun "düşman için endişe verici bir konu" olduğunu savundu.

İsrail'e yönelik saldırılarına ilişkin ise Husi, "Gazze Şeridi'ne yönelik saldırının başlamasından bu yana işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail hedeflerine 183 füze ve insansız hava aracı fırlattık." ifadesini kullandı.

Husi, ABD'yi Gazze'deki Filistin halkını açlığa mahkum etmek için İsrail'e en büyük desteği sağlamakla suçladı.

ABD ve İngiltere Hudeyde'ye 4 saldırı düzenledi

Öte yandan Husilere ait el-Mesire televizyonunun haberinde, ABD ve İngiltere'nin, Hudeyde'nin batısındaki El-Cebbane bölgesine 4 saldırı düzenlediği belirtildi.

Haberde konuya ilişkin ayrıntılı bilgi verilmezken, ABD ve İngiltere de konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Dün de ABD ve İngiltere hava kuvvetlerinin sahil kenti Hudeyde'ye 11 saldırı düzenlediği duyurulmuştu.

Hudeyde, uzun bir kıyı şeridine sahip olmasının yanı sıra hayati önemi bulunan üç limanı içermesi nedeniyle Yemen'in en önemli kentlerinden biri olarak kabul ediliyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığından dün yapılan açıklamada, 19 Şubat'ta Husilerin, Yemen'in Aden Limanı'na giden Yunanistan bandıralı, ABD'ye ait "M/V Sea Champion" isimli dökme yük gemisine doğru iki gemisavar balistik füze ateşlediği belirtilmişti.


İsrail’in Cenin kampındaki bir aracı hedef alması sonucu bir kişi öldü, 15 kişi yaralandı

İsrail askerleri bir tankta bakım yapıyor (AFP)
İsrail askerleri bir tankta bakım yapıyor (AFP)
TT

İsrail’in Cenin kampındaki bir aracı hedef alması sonucu bir kişi öldü, 15 kişi yaralandı

İsrail askerleri bir tankta bakım yapıyor (AFP)
İsrail askerleri bir tankta bakım yapıyor (AFP)

Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Batı Şeria’daki Cenin kampında bulunan bir arabacı hedef alması sonucu bir kişinin öldüğünü bildirdi.

Bakanlık tarafından Telegram üzerinden yapılan açıklamada, ikisi ağır olmak üzere, 15 kişinin de yaralandığı bilgisi verildi.

İsrail güçleri, geçtiğimiz günlerde Cenin şehrine ve kampına defalarca saldırı düzenledi. Bu da şiddetli çatışmaların patlak vermesine yol açtı.


İsrail Gazze’yi yönetecek ‘doğru kişileri’ arıyor

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta Filistinliler, bir cami ve konut binalarını etkileyen İsrail bombalarının neden olduğu hasarı inceliyor (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta Filistinliler, bir cami ve konut binalarını etkileyen İsrail bombalarının neden olduğu hasarı inceliyor (AP)
TT

İsrail Gazze’yi yönetecek ‘doğru kişileri’ arıyor

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta Filistinliler, bir cami ve konut binalarını etkileyen İsrail bombalarının neden olduğu hasarı inceliyor (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta Filistinliler, bir cami ve konut binalarını etkileyen İsrail bombalarının neden olduğu hasarı inceliyor (AP)

Tel Aviv’deki siyasi kaynaklar, İsrail hükümeti ve ordu liderlerinin temsilcilerinin yakın bir zamanda, Gazze’de bazı Filistinlilerle görüştüklerini ortaya çıkardı. Söz konusu İsrailli yetkililer, genel olarak sivil işleri yönetecek ve özel olarak insani yardım dağıtımı konusunda Hamas’ın yerini alacak liderler belirleme ihtimalini ve ‘doğru kişileri’ bulmanın önemini ele aldılar.

İsrail merkezli Kanal 12 televizyonu, İsrail'in savaşın ‘ertesi günü’ hazırlıklarının bir parçası olarak hükümetin Gazze'de yerel yönetim için bir model geliştirmeye başladığını aktardı. Ordu, Gazze sakinlerinin ez-Zeytun Mahallesi’ni Hamas'tan arındırıp yönetmesine olanak sağlayacak plan için hazırlıklara başladı.

Kanal 12’ye göre Tel Aviv yönetimi, Hamas’ın planı engelleme girişimlerine yönelik güvenlik önlemleri aldı. Ayrıca kanal, ordunun, ez-Zeytun mahallesindeki binaları tamamen yıkıp buldozerlerle yerle bir ederek büyük çadır mahallesi kurulması için ‘temizliğe’ başladığını açıkladı. Projeye göre İsrail, Gazze okullarındaki eğitim müfredatının, özellikle İsrail ve Yahudilere karşı nefreti teşvik eden içerikler açısından temelden değiştirilmesi ihtiyacına da odaklanıyor.

Reuters haber ajansı, İsrailli yetkililerin, ‘Gazze Şeridi'nde Hamas'tan temizlenen bölgelerde insani yerleşim bölgeleri planının uygulanacağını ve bu planın başarıya ulaşması için de İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Hamas'ı yok etme hedefine ulaşması gerektiğini’ belirttiklerini aktardı.

Hamas ise İsrail planının Filistin Yönetimi'nin maaş listesinde yer alan tüm çalışanları kapsam dışında tutacağını ve bu durumun planın ‘Gazze’yi yeniden işgal etmek ve halkı başarısızlığa mahkum etmek’ anlamına geldiğini ifade etti.

Öte yandan dün bazı Filistinlilerin ‘şimdiye kadar yaşadıkları en kötü gecelerden biri’ olduğunu söyledikleri gecede, İsrail'in Refah kentine yönelik saldırıları ve ağır bombardımanı sonucunda bir cami yerle bir edildi ve birçok ev yok edildi. İsrail'in saldırısında Refah'ın merkezindeki El-Faruk Camii yıkılarak enkaz yığınına dönüştü. Cami yakınındaki binalarda saldırılardan ağır hasar aldı. Yetkililer Şarku’l Avsat’a İsrail ordusunun Refah'ın güneyinde dört, şehir merkezinde ise üç evi bombaladığını aktardı.