Suriye, Rusya'nın askeri stratejisinin ayrılmaz bir parçası olmaya nasıl devam ediyor?

Moskova, Fırat'ın doğusunda askeri hareketliliğini artırdı

Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
TT

Suriye, Rusya'nın askeri stratejisinin ayrılmaz bir parçası olmaya nasıl devam ediyor?

Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)
Savaşa ait görseller ve bildirimler yayılmaya devam ediyor. (Görsel: Eduardo Ramon)

Anton Mardasov

Geçen yıl şubat ayının ilk günlerinde (Ukrayna'nın işgalinin başlamasından bir hafta önce) sosyal medyayı ‘Z’ harfi ve diğer sembollerle kazınmış Rus zırhlı araçlarının fotoğrafları doldurmuştu. Söz konusu sembol aslında tamamen işlevsel bir amacı olmasına rağmen, onları işgalin sembolü olarak gören bazı ülkelerde yasaklandı. Son dönemde sosyal medyadan alınan görüntülerde Ukrayna ordusu uzun zamandır beklenen karşı taarruzuna devam ederken, zırhlı araçlarına benzer işaretler koyması ise daha ironiktir.

Bu şartlar altında Kremlin tüm dikkatini Ukrayna cephesine vermek zorunda kalacak. Özellikle Kiev, Rus kuvvetlerini Donbass bölgelerinden çıkarma değil, aynı zamanda Kırım'ı geri alma niyetini de ilan etmesi halinde.
 

Ayrıca Rus paralı asker grubu Wagner'in sahibi Yevgeniy Prigojin ile resmi Rus odusu arasındaki anlaşmazlık yeniden şiddetli bir şekilde alevlendi. Prigojin, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov'a kişisel olarak hakaret etti. Ayrıca Prigojin, Ukrayna kuvvetleri Wagner'in özel kuvvetleriyle savaşırken aylarca Artemivsk'te (Bahmut) mahsur kaldığı için büyük ölçekli bir Ukrayna karşı saldırısının başlamasının yalnızca paralı askerleri sayesinde ertelendiğiyle övünüyordu.

Ancak Ukrayna, Suriye'deki durumla birlikte Rus medyasını meşgul eden konulardan sadece biri olmaya devam ediyor.

Odak değişikliği

Mart ayının başından itibaren ve nisan ve mayıs ayları boyunca ABD'li yetkililerin defalarca belirttiği gibi, Rus havacılığı Suriye'de artan bir faaliyet gösterdi. Rus uçakları ve insansız hava araçları (İHA), anlaşmaları ihlal ederek,  ABD askeri hedeflerinin üzerinden uçmaya başladı. Benzer olaylar daha önce de yaşanmış olabileceğinden, bu ilk olmayabilir. Pentagondan sızan belgelere göre Kasım 2022'de Rusya Hava Kuvvetleri, Mart 2023'te Karadeniz'in tarafsız suları üzerinde bir Rus savaş uçağı tarafından önlenip vurulan İHA'nın aynısı olan MQ-9 Reaper İHA'yı Kamışlı'da neredeyse düşürüyordu.

Moskova yalnızca Karadeniz'de değil, Akdeniz bölgesinde de artan gerilimler nedeniyle Washington'a kendi suçlamalarını yöneltti. Rusya, ABD liderliğindeki koalisyonun çatışmanın tırmanmasını önlemek için protokolleri ve yalnızca nisan ayında 213 kez Suriye üzerindeki hava güvenliğine ilişkin ABD-Rusya anlaşmasını ihlal ettiğini iddia ediyor.

Bununla birlikte Pentagondan sızan aynı belgeler, Ukrayna askeri istihbaratının Suriye'deki Rus kuvvetlerine saldırmayı planladığını ortaya çıkardı. Bu, Moskova'yı Ukrayna'dan bazı askeri kuvvetlerini nakletmeye zorlayacaktı. Aynı kaynağa göre Ukrayna sonunda bir takım teknik ve siyasi nedenlerle bu fikirden vazgeçti.

Ayrıca Moskova'nın Suriye'de tamamen etkileşimli bir duruş benimsediğine dair nesnel şüpheler ve bölgedeki ABD tesisleri üzerinde baskı başlatabileceğine inanmak için gerekçeler var.

İlk olarak, 2021 gibi erken bir tarihte Kremlin, yalnızca Ukrayna'ya karşı askerî harekât tehdidinde bulunarak değil, aynı zamanda büyük ölçekli tatbikatlar yapmak veya Hmeymim Hava Üssü’nde kısa bir süre için nükleer yetenekli stratejik bombardıman uçakları konuşlandırmak gibi Suriye'de aktif olarak faaliyet göstererek, NATO'yu yeni bir Avrupa güvenlik mimarisini müzakere etmeye zorlamaya çalıştı. Rusya'nın Mart 2023 sonunda Suriye üssüne yeniden TU-22M3 rampaları konuşlandırdığı ise kesin.

Rusya'nın Suriye'de faaliyetlerindeki artışın, İran vekil güçleri ve ABD birliklerini içeren olaylardaki artışla aynı zamana denk gelmesi tesadüf değil. Daha önce Rusya, kendisini İran saldırılarıyla ilişkilendirmekten kaçındı ve Suriye'nin doğusundaki faaliyetlerini büyük ölçüde dondurdu. Bununla birlikte, Ukrayna'daki savaşın başlangıcında işler değişti. Bu, Moskova'nın Kremlin'in savaşla mücadele kararlılığını ve kaynakların mevcudiyetini göstermek için İran ve hatta Çin ile (genellikle onların rızası olmadan) koordineli eylem sergilemeye yönelik kasıtlı girişimlerinin habercisi oldu.

Tüm bu nedenlerle Rusya'nın hamleleri, Ukrayna dışındaki alanlarda rakiplerine baskı kurarak, Ukrayna'da üzerindeki baskıyı azaltmak için bir taktik olabilir. Kiev'in avantajlı bulabileceği bir program, mevcut koşullarda herhangi bir kırmızı çizgi oluşturmak için fazla kaynağa sahip olmayan Moskova için de çekici olabilir. Yine de Kremlin, Washington'a Ukrayna'da stratejik silahlarda taviz vermesi gerektiğini gösteren kırmızı çizgiler çizmeye çalışıyor. Örneğin, Moskova Soğuk Savaş döneminde, manevralar sırasında savaş gemilerinin ve uçakların birbirine yaklaşmasına izin verilen mesafeyi belirleyen 1972 Sovyetler Birliği-ABD anlaşmasına benzer şekilde açık denizlerde ve havada kazaları önlemek için yeni bir anlaşma yapma arzusunu gizlemiyor.

Rusya'nın hamleleri, Ukrayna dışındaki alanlarda rakiplerine baskı kurarak Ukrayna'da üzerindeki baskıyı azaltmak için bir taktik olabilir. Kiev'in avantajlı bulabileceği bir program, mevcut koşullarda herhangi bir kırmızı çizgi oluşturmak için fazla kaynağa sahip olmayan Moskova için de çekici olabilir.

Ancak Moskova'nın Karadeniz ve Akdeniz bölgelerini dikkatlice tek bir ‘paket’ halinde bağlaması, aslında oldukça normal ve krizle yüzleşmek için bir taktik plan değil. Gerçek şu ki, Kremlin bu konuda diplomatik ve hatta siyasi mantıkla değil, tamamen askeri düşünceyle yönlendiriliyor. Ve bu söz konusu askeri planlama mantığını hesaba katarsak, Moskova'nın görünüşte beklenmedik adımları için mantıklı bir açıklama sunabiliriz.

İki savaş tiyatrosu tek sahnede

Moskova, 2015 yılında Suriye iç savaşına resmen taraf olduğunda, argümanlarının çoğu önemsiz görünüyordu. Örneğin, birçok Rus oryantalist ve Kafkasya araştırmacısı bile, Suriye'deki harekâtın Rus makamlarına ‘geniş kapsamlı yaklaşımlarla terörle mücadelede’ yardımcı olacağına dair resmi çizgiyi her zaman sorgulamıştır. Uzmanlar, Rus makamlarının Soçi'deki 2014 Kış Olimpiyatları'ndan önce, Müslümanlar arasında aşırılık yanlısı fikirlerin yayılmasına yol açan nedenleri ortadan kaldırmaya fazla dikkat etmeksizin, istenmeyen insanları Ortadoğu'ya gitmek üzere Kuzey Kafkasya'dan ayrılmaya teşvik ettiğini fark ettiler. Ancak bunun sonucunda terör saldırıları Rusya'da gerçekleşti ve failleri bunları doğrudan Suriye'ye müdahalenin intikamıyla ilişkilendirdi.

‘Aşırıcılıkla mücadele’ hipotezinin sadece propaganda olduğunu ve askeri harekatın başta siyasi olmak üzere tamamen farklı amaç ve hedefleri bulunduğunu anlayan birçok Rus diplomat da vardı.

Bununla birlikte, Rus ordusunun bakış açısından, Kremlin'in eylemlerinin açık bir mantığı vardı. Ve anlatıyı Rusya'nın müdahalesi etrafında kendi istedikleri yöne çeviren orduydu.

Rus askeri planlamasına göre güney askeri bölgesine karşılık gelen güney stratejik tarafı, sadece Orta Asya'yı, Karadeniz bölgesini ve Rusya-Ukrayna sınırını değil, aynı zamanda Kuzey ve Güney Kafkasya'yı da içeriyor ve Akdeniz'de güç konuşlandırılması için bir köprübaşı vazifesi görüyor. Aslında, 2008 yılında Gürcistan ile olan savaştan beri, Güney Askeri Bölgesi kuvvetleri diğer bölgelere göre daha gelişmiş teçhizat ve önemli ölçüde daha iyi eğitim aldı.

Donetsk bölgesinde Fransız yapımı zırhlı aracın önünde duran Ukrayna askeri. (Reuters)
Donetsk bölgesinde Fransız yapımı zırhlı aracın önünde duran Ukrayna askeri. (Reuters)

Kırım ve Sivastopol ilhak edildikten sonra 2014 yılında Güney Askeri Bölgesi'ne dahil edilmiş, ardından 2023 yılında Donbass toprakları onları takip etmiştir. Yarımadanın Suriye'ye yakınlığı nedeniyle, bu bölgede konuşlanmış Rus ordusuna Sivastopol'dan büyük çıkarma gemileri sağlandı. Güney Askeri Bölgesi'ne bağlı Karadeniz Filosu ve Hazar Filosu'na ait gemiler de Suriye'de muhalif hedeflere  ve terör hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Savaş havacılığı, Suriye'deki operasyon için çoğunlukla Kırım hava meydanlarında yeniden konuşlandırılırken, Güney Askeri Bölge birimleri Halep'in doğusundaki Rus askeri gücünün omurgasını oluşturdu.

Uzmanlar, Rus makamlarının Soçi'deki 2014 Kış Olimpiyatları'ndan önce, Müslümanlar arasında aşırılık yanlısı fikirlerin yayılmasına yol açan nedenleri ortadan kaldırmaya fazla dikkat etmeksizin, istenmeyen insanları Ortadoğu'ya gitmek üzere Kuzey Kafkasya'dan ayrılmaya teşvik ettiğini fark ettiler.

Ancak son değişikliklere rağmen Güney Askeri Bölgesi, Rusya'daki en küçük askeri bölge olmaya devam ediyor ve sorumluluk alanı en sorunlu ve çatışmaya açık alanları içeriyor. NATO'nun askeri planlamasında, Kırım'a olası bir saldırı için en önemli köprübaşı ise Akdeniz'dir. Soğuk Savaş'tan bu yana ABD, bu uçsuz bucaksız deniz havzasının doğu kısmını, Rusya'nın orta-güneyine uçak gemileri ve Tomahawk seyir füzeleri ile varsayımsal bir saldırı için uygun bir platform olarak gördü.

Fotoğraf Altı: Suriye semalarındaki iki Rus Su-25 uçağı. (Reuters)
Suriye semalarındaki iki Rus Su-25 uçağı. (Reuters)

Ukrayna'da savaşın başlamasından sonra (ve güdümlü füze kruvazörü Moskova'nın imha edilmesinden ve büyük saldırı gemisi Saratov'un Berdyansk'ta zorla batırılmasından sonra) Karadeniz Filosu’nun savaş operasyonlarını etkin bir şekilde yürütme konusundaki gerçek yeteneği hakkında şüpheler ortaya çıktı.

Bu nedenle Rusya şimdi dört Rus filosu ve Hazar Filosu’nu askeri bölgelerden çıkarmaya ve denizcilerin bürokrasiyi atlayarak, doğrudan savaş eğitimine girmeleri için eskiden olduğu gibi donanmanın ana komutanlığına atamaya hazırlanıyor.

Ancak sözde savaş operasyonlarının Kırım'a devredilmesi durumunda bile, Rus grubunun Suriye'deki tedariki değişmeden kalacak. Türkiye'nin 2022 yılında Rusya'nın Suriye'ye askeri uçuşlarını kısıtlama ve Türk boğazlarını savaş gemilerine kapatma kararından sonra Sivastopol, Suriye Expresi’nden izole hale geldi. Novorossiysk-Tartus-Novorossiysk güzergahında Rus kuvvetlerine ve Esed rejimi güçlerine silah ve insani yardım ikmal yükünün tamamı kuru yük gemileri ile taşınıyor. İkmalin daha hızlı ulaşması için Türkiye'nin hava sahasından Hmeymim'e gitmesine izin verdiği insani kargo taşıyan acil uçuşlar dışında, çoğunlukla İran ve Ürdün üzerinden bir yılı aşkın süredir uçan nakliye uçakları kullanılıyor.

Yorgunluk faktörü

Nisan 2023'ün sonundan bu yana, Suriye kıyılarında Rus silahlı kuvvetleri için eşi benzeri görülmemiş bir durum gelişti. Rus görev gücünün yetenekleri büyük ölçüde azaldığından, üç gemi aynı anda Akdeniz'den ayrıldı. (Karadeniz firkateyni Amiral Grigorovich ve iki Baltık kruvazörü Soobrazitelny ve Stoykiy)

Soobrazitelny ve Stoykiy mürettebatı Doğu Akdeniz'de neredeyse altı ay (Ekim 2022'den beri) geçirirken, Amiral Grigorovich'in mürettebatı daha önce SSCB'de veya modern Rusya'da hiç kırılmamış bir rekor kırdı. Gemi, Ekim 2021'de Suriye'ye gitmek üzere Sivastopol'dan ayrıldı ve bunca zaman yanaşma veya başka bir onarım olmaksızın savaş hizmetindeydi.

Bölgedeki büyük muharebe yüzey gemilerinden geriye  yalnızca Amiral Gorshkov firkateyni ve bir dizel-elektrikli denizaltı B-265 Krasnodar kaldı. Bunlar, büyük gemi oluşumlarına karşı Suriye kıyısı çevresinde etkili bir savunma oluşturmak için yeterli değiller. Türk ambargosu nedeniyle onları Sivastopol'dan gelen gemilerle değiştirmek imkânsız, grubu güçlendirmenin tek yolu Kuzey Filosu’ndan büyük bir denizaltı karşıtı gemi Amiral Levchenko'yu Suriye kıyılarına göndermek. Rusya'ya yardım eden tek şey ise ABD'nin USS George HW Bush liderliğindeki bir grup uçak gemisini Akdeniz'den geri çekmesidir.

Bu durum Rus ordusunu, bir güç imajı yansıtmak ve ABD 6. Filosu’nun ‘Neptün Saldırısı 2022’ gibi çeşitli NATO tatbikatlarına yanıt vermek, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde siyasi ve jeopolitik rakipleri üzerinde baskı uygulamak için kalıcı faaliyet yürütme görevi ile karşı karşıya kalmaktadır..

Ancak filoda büyük suüstü gemilerinin bulunmayışı ve Türkiye'nin Rus savaş gemilerinin İstanbul ve Çanakkale Boğazları'ndan geçişine yönelik yasağın devam etmesi nedeniyle, Akdeniz Filosunun gemilerini tamir etme ve modernize etme kabiliyeti etkilenen Rusya'nın bu harekât sahalarında - Karadeniz ve Akdeniz - güç yansıtma kabiliyeti eşit değildir. Bu boşlukları havacılık faaliyetleri gibi mevcut kaynaklarla doldurmak Kremlin'in çıkarınadır.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Majalla dergisinden çevrildi.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.