IGAD Burhan'ı gayri meşrulaştırmaya çalışmakla suçlanıyor

Dörtlü toplantıda alınan kararlara sivil destek geldi ve Sudan Dışişleri Bakanlığı örgütten çekilme tehdidinde bulundu.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Kenya Devlet Başkanı William Ruto Pazartesi günü gerçekleştirilen IGAD toplantısında (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Kenya Devlet Başkanı William Ruto Pazartesi günü gerçekleştirilen IGAD toplantısında (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

IGAD Burhan'ı gayri meşrulaştırmaya çalışmakla suçlanıyor

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Kenya Devlet Başkanı William Ruto Pazartesi günü gerçekleştirilen IGAD toplantısında (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Kenya Devlet Başkanı William Ruto Pazartesi günü gerçekleştirilen IGAD toplantısında (Etiyopya Haber Ajansı)

Afrika kıtasında barışla ilgilenen ve dikkate değer uluslararası ve bölgesel bir varlığa sahip olan Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD), savaşı durdurmayı, Sudan’da yeniden barışı sağlamayı amaçlayan geniş bir bölgesel ve uluslararası süreç için ‘yazılı noktalar’ belirledi. Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ve Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) arasındaki savaşta Ekim 2021 darbesiyle durdurulan sivil demokratik geçişe dönüş de bu noktalar arasında bulunuyor.

Toplantı kararları geniş sivil destek bulurken, ordu adına konuşan Sudan Dışişleri Bakanlığı bunu, egemenlik ihlali olarak değerlendirdi ve IGAD üyeliğini yeniden gözden geçirmekle tehdit etti.

IGAD, 14 Haziran'da Sudan'daki savaşı durdurmak için bir girişim başlattı. Bu girişime göre IGAD, Güney Sudan ve Etiyopya’nın üyeliğiyle birlikte Kenya liderliğinde dörtlü bir komitenin oluşturulmasını, ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan ve HDK Komutanı Muhammed Hamdan Daklu ile hemen bir görüşme gerçekleştirilmesini ve komisyonun üç hafta içinde ülkedeki krizi çözmek için Sudan sivil güçleri ile ulusal bir diyaloğu yönetmeye başlamasını istiyor.

Ancak Sudan ordusu, komiteye Kenya Devlet Başkanı William Ruto'nun başkanlık etmesine itiraz etti ve Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'in komiteye başkanlık etmesini şart koştu. Sudan Dışişleri Bakanlığı, konuyu IGAD ve Afrika Birliği’nin (AfB) arabuluculuğu dışına çıkartacak her türlü belirtinin silinmesi çağrısında bulunurken, HDK, Suudi Arabistan'ın ve ABD’nin desteklediği Cidde müzakere platformuna bağlılıklarını ifade ederek, platformları birleştirme çağrısında bulundu.

Sudan'ın talebine yanıt vermeyen IGAD, pazartesi günü Kenya'nın başkanlığında ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Molly Phee, Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler (BM), Mısır ve İngiltere’nin katılımıyla Addis Ababa'da düzenlenen Afrika dörtlüsü toplantısı ile çalışmalarını sürdürdü.

Sudan Dışişleri Bakanlığı, IGAD Başkanı Ömer Guelleh'e hitaben Ruto'nun dörtlünün başında bırakılmasının ve taleplerinin reddedilmesinin şaşırtıcı olduğunu belirterek, Ruto'yu tarafsız olmamak ve ‘isyancı liderler’ diye isimlendirdiklerinin yanında olmakla suçladı. Sudan heyeti, dörtlü grubun toplantısını boykot ederek, görüşmelere katılmadan Addis Ababa'da kaldı.

HDK destekliyor

HDK toplantının sonuçlarına desteklerini açıkladı ve bunu savaşı durdurmak, Sudan krizinin kökten çözmek, demokratik sivil yönetimin dönüşü ve askeri kurumun siyasi eylemden çekilmesi için bir hazırlık olarak gördüğünü ifade etti.

HDK tarafından yapılan açıklamada, silahlı kuvvetler heyeti boykotunun ‘sudan bahanelerle’ olduğu ifade edilerek, “Askeri kurum içindeki kararın gasp edildiği, savaşı uzatmaya ve iyi niyetleri engellemeye çalışan çok sayıda karar alma merkezinin varlığını ortaya koyan sorumsuz bir eylem olduğu” belirtildi. Açıklamada, “Silahlı kuvvetler heyetinin boykotu, ülkede hayatın her alanında olumsuz eserler bırakan sonuçlara götüren, Sudan’ın tarihi boyunca maruz kalmış olduğu en büyük bölgesel ve ulusal tecride ve hayatın her alanında olumsuz etkiler bırakan yaptırımlara sebep olan feshedilmiş aşırılık yanlısı rejimin yaklaşımı dahilindedir” ifadeleri kullanıldı. 

sc
Geçen ay Hartum'da imha edilen Hava Kuvvetleri Komutanlığı sahasındaki bir HDK unsuru (Reuters)

Dörtlü heyet toplantıları kapanış bildirisinde, Sudan'daki çatışmaya ‘askeri bir çözüm’ bulunmadığı vurgulandı. Ülkelerin çıkarlarını gözeten paydaşlar, düşmanca faaliyetleri durdurmak için etkili uygulama ve izleme mekanizmasıyla desteklenen bir anlaşma yoluyla, savaşan grupların komutanları arasında doğrudan bir görüşme yapılması, şiddetin derhal durdurulması, koşulsuz ve süresiz ateşkes anlaşmasının imzalanması hususları teşvik edildi. Bunun yanı sıra insani yardımlara ulaşmanın kolaylaştırılması için önemli adımlar atılması gereğinin üzerinde duruldu.

Grup ülkeleri, bu gücü, sivilleri korumak ve insani yardıma erişimi sağlamak için konuşlandırma olasılığını değerlendirmek üzere bir zirve toplantısının düzenlenmesini talep etti. Bu durum, iki savaşan tarafın anlaşmaya varamaması durumunda doğrudan müdahale olasılığına bir gönderme olduğu gibi, sürdürülebilir barışı sağlamak için Sudanlıların sahip olduğu ve liderlik ettiği herkesi kapsayan bir barış diyaloğuna ‘aktörler’ olarak isimlendirdikleri kişilerin girmesine de bir göndermedir. 

Her ikisi de AfB'nin önemli aktörleri olan Kenya Devlet Başkanı William Ruto ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed'in dörtlü görüşmenin ardından yaptıkları tek taraflı açıklamalar, Sudan'da savaşan güçleri ayırmak için doğrudan Afrika askeri ‘müdahale’ olanaklarını artırdı. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, bölgeye uçuş yasağı getirilmesi ve ağır toplardan arındırılması da dahil olmak üzere Sudan'da derhal harekete geçilmesini talep ederken, William Ruto basın toplantısında şunları söyledi: “Sudan'daki durum, ülkeyi acil bir şekilde insani felaketten kurtarabilecek ‘yeni bir liderlik’ gerektiriyor.”

sddfe
Omdurman'da ordu ile HDK arasında çatışmalar sürerken yıkılan bir bina (Reuters)

Dörtlü grup görüşmelerinin çıktılarına ilk tepki olarak Sudan Dışişleri Bakanlığı, Sudan'a herhangi bir yabancı güç konuşlandırmayı reddederek, “Bunları saldırgan güç olarak kabul edeceğiz” dedi. Kenya Devlet Başkanı'nın yaptığı, Sudan'ı ‘yeni bir liderliğe’ muhtaç sayan açıklamaları kınayan Dışişleri Bakanlığı, Etiyopya Başbakanı'nın ülke liderliğinde boşluk olduğunu belirttiği ve hava ambargosu uygulanması çağrılarını eleştiren açıklamalarda bulundu. Bakanlık açıklamasında, Kenya’nın “Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Burhan ile var olan doğrudan mutabakatlarına” uymadığı belirtilerek, “Sudan hükümeti yapılan açıklamaları ülkenin egemenliğinin ihlali olarak görüyor. Bu ise kabul edilemez bir durumdur” ifadeleri yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı taahhüt ediyor

Sudan Dışişleri Bakanlığı, IGAD üyeliğini yeniden gözden geçirme sözü verdiği açıklamasında, “Sudan Hükümeti, IGAD'a üye devletlerin saygısızlığından ötürü örgüt üyeliği yeniden gözden geçirecektir” ifadesi yer aldı.

Addis Ababa toplantısının sonucuna halktan da tepkiler geldi. Savaşın sekteye uğrattığı siyasi sürecin taraflarından ve çerçeve anlaşmanın imzacılarından biri olan Halkın Kongresi Partisi, daha önce Sudan'daki çatışmaları çözmeye yönelik uluslararası ve bölgesel çabaların sonuçsuz kaldığını göz önünde bulundurarak, yabancı girişimlere ilişkin çekincelerini dile getirdi. Ulusal siyasi güçleri, savaşı durdurmak amacıyla acil bir çözüme ulaşmak için uluslararası hareketten yararlanacak bir girişime liderlik etmeye çağırdı. Krizi çözmek için ‘yuvarlak masa’ çağrısında bulundu ve girişimlerin ve arabuluculukların halkın zararına zaman tüketen bir ‘siyasi gösteriye’ dönüştürülmesine karşı uyarıda bulundu.

Felaket senaryoları

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) Sözcüsü Halid Ömer Yusuf, yaptığı basın açıklamasında, “Savaşın uzun süre devam etmesi ülkeyi felaket senaryolarına sokacaktır. Gerçekleşmesi en muhtemel senaryo ise bu savaşın ülkeyi bölen ve ayrıştıran bir iç savaşa dönüşmesidir” ifadelerini kullandı. Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgiye göre eski rejimi suçlayan Yusuf, “Ulusal Kongre Partisi, iktidara geri dönmek için savaşı sürdürmekte çıkarı olan tek siyasi partidir” diyerek ‘devrimin güçlerini tasfiye etme’ girişimine karşı uyarıda bulundu.

Sudan ordusunun yandaşları, IGAD'a ve üye ülkelerin liderlerine karşı bir medya kampanyası başlatarak, Etiyopya ve Kenya ile diplomatik ilişkilerin kesilmesini ve ülkedeki büyükelçilerinin sınır dışı edilmesini talep ettiler. Ulusal Kongre Partisi yanlısı yazar Yusuf Abdulmenan, sosyal medyada yayılan bir tweette, “IGAD, Burhan'ı gayrı meşrulaştırmaya çalıştı ve onu yalnızca ordunun temsilcisi olarak gördü” uyarısında bulundu.  Abdulmenan ayrıca, “Kordofan ve Darfur'u Sudan'ın geri kalanından ayırma ve el-Ubeyd'i HDK hükümetinin başkenti yapma, Abdullah Hamduk başkanlığında bir sürgün hükümeti kurma ve bunun için uluslararası meşruiyet arama planına” da değindi.



İran’a karşı tırmanan savaşa rağmen Husiler neden tereddüt ediyor?

Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
TT

İran’a karşı tırmanan savaşa rağmen Husiler neden tereddüt ediyor?

Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)
Yemen'in ele geçirilen başkenti Sana'da bir Husi üyesi, Hamaney'in fotoğrafını öpüyor (AFP)

28 Şubat 2026’da bölge yeni bir tarihsel döneme girdi. ABD ve İsrail İran’a karşı açık savaş ilan ederken, ilk saldırı birçok açıdan sıra dışıydı. İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra onlarca üst düzey askeri komutan da öldürüldü.

28 Şubat’ta başlayan savaşın ilk günlerinden itibaren ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda Hamaney’in öldürülmesi dikkat çekerken, ikinci haftasına giren çatışmalar şu soruyu gündeme getirdi:
İran’ın müttefikleri Lübnan ve Irak’taki gruplar çatışmaya katılmışken, Husiler neden hâlâ tereddüt ediyor?

Bölge eşi görülmemiş bir gerilim yaşıyor. İran’dan İsrail’e ve bazı Körfez ülkelerine doğru füzeler fırlatılırken, ABD ve İsrail de bir haftadır İran’a yoğun saldırılar düzenliyor. Çatışmanın daha da uzaması ve genişlemesi bekleniyor.

Bu gelişmelere rağmen İran’ın en güçlü bölgesel müttefiklerinden biri olan ve Batı ile İsrail çıkarlarına ciddi zarar verme kapasitesine sahip bulunan Yemen’deki Husi hareketinin henüz aktif olarak savaşa katılmaması dikkat çekiyor. Lübnan’daki Hizbullah ve İran yanlısı bazı Iraklı milisler çatışmaya dahil olmuş durumda.

Son iki yıl boyunca İsrail’e ve Kızıldeniz’deki gemilere yönelik hava ve deniz saldırıları düzenleyen Husiler, bu süreçte binin üzerinde insansız hava aracı (İHA) ve füze kullanmıştı. Buna rağmen hareketin lideri Abdulmelik el-Husi, yalnızca Sana’da gösteriler düzenlenmesi çağrısı yaptı, Hamaney’in öldürülmesini kınadı ve “gelişmelere göre ellerimizin tetikte olduğunu” ifade etti.

Husiler, şu ana kadar İran'ın yanında savaşa girmelerini engelleyen zorlu hesaplamalar yaptılar (EPA).Husiler, şu ana kadar İran'ın yanında savaşa girmelerini engelleyen zorlu hesaplamalar yaptılar (EPA).

Yemen'deki siyasi ve halk çevrelerinde, hatta uluslararası çevrelerde bile Husilerin bu tutumunun niteliği hakkında sorular artarken, başlangıçta Güney Arap Yarımadası'ndaki "İran eli" olarak bilinen grubun bu tavrının nedenlerine ilişkin yorumlar farklılık gösteriyor.

Şok etkisi ve iletişim kanalları

Bazı analistler, Husilerin savaşa girmemiş olmasını taktiksel tercih değil, yönetimsel karmaşa olarak değerlendiriyor.

Yemenli akademisyen ve araştırmacı Faris el-Beyl, İran yönetiminin ilk saldırıdaki büyük kayıplar nedeniyle ciddi sarsıntı yaşadığını belirterek şöyle diyor:

“Husilerin henüz savaşa girmemesi taktikten ziyade İran’ın komuta yapısında yaşanan şok ve karmaşanın sonucu olabilir. Liderlik kadrosunun ve askeri kapasitenin ilk saatlerde hedef alınması, operasyonel yapıyı ciddi şekilde sarstı.”

Beyl’in değerlendirmesinde göre İran’ın füze saldırıları da bu karmaşanın bir yansıması olarak “dağınık ve kontrolsüz bir operasyonel tepki” görüntüsü veriyor.

Sana'da İran'ı desteklemek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında Husi destekçileri (EPA)Sana'da İran'ı desteklemek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında Husi destekçileri (EPA)

Sana Araştırmalar Merkezi’nden Yemenli araştırmacı Tevfik el-Cend ise sorunun örgütsel boyutu olabileceğini ifade ediyor:

“Husilerin İran’la koordinasyon sağlayan iletişim kanallarının kesilmiş olabileceği ve acil talimat alamamaları ihtimali var.”

Askeri konular uzmanı Adnan el-Cebrani de Husilerin savaşa katılma kararının birçok faktöre bağlı olduğunu belirterek, bu kararın “direniş ekseninin operasyon odasında günlük olarak değerlendirildiğini”söylüyor.

 El-Cebrani'ye göre bu faktörler arasında, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'da rejim değişikliği konusundaki ısrarı da yer alıyor.

El- Cebrani şöyle devam ediyor: “En açık olan şey, Husilerin şu ana kadarki tutumu ve tereddüdü. Eylemlerindeki belirsizlik onları kontrol ediyor; ne söyleyeceklerini net bir şekilde bilmiyorlar. Bu tökezleme ve kafa karışıklığı, net bir tutum veya net bir gelecek planı olmaksızın Husilerin açıklamalarında bile görülüyordu; bu da henüz tam talimat almadıkları, iletişim ve yönlendirme kanallarının kaybolduğu anlamına geliyor. Bu yüzden Husiler ne yapacaklarını bilmiyormuş gibi görünüyorlar.”

Örgüt içi görüş ayrılıkları ve iç baskılar

Riyad’daki Yemen Büyükelçiliği medya danışmanı Salih el-Beydani ise örgüt içinde görüş ayrılıkları olduğunu belirtiyor.

Beydani’ye göre Husiler arasında Kızıldeniz’de saldırıların yeniden başlatılmasını savunan bir kanat var. Hatta saldırıların yeniden başlayacağına dair bir haber sızdırıldı fakat örgüt içindeki başka bir kanat tarafından kısa süre sonra yalanlandı.

Ayrıca bazı bölgesel arabulucuların Husiler’e şimdilik çatışmaya dahil olmamaları yönünde tavsiyeler verdiği de ifade ediliyor.

Husi lideri, Hamaney'e başsağlığı dilemek, medyaya destek vermek ve gösteri çağrısında bulunmakla yetindi (EPA)Husi lideri, Hamaney'e başsağlığı dilemek, medyaya destek vermek ve gösteri çağrısında bulunmakla yetindi (EPA)

Medya ve iletişim alanında çalışan Yemenli araştırmacı Sadık el-Vasabi, Husilerin zamanlamanın kendileri açısından uygun olmadığını düşündüğünü söylüyor.

Vasabi’ye göre:

*Husilerin kontrolündeki bölgelerde ekonomik durum çok kırılgan

*Son dönemde aldıkları saldırılar askeri kapasitelerini zayıflattı

*İran’dan gelen mali ve askeri destek azaldı

Hayatta kalma hesapları

Tevfik el-Cend, Husilerin tutumunu varlığını sürdürme hesabı olarak değerlendiriyor.

Ona göre Husiler İran’ı savunan bir güç olarak görünmek istemiyor. Çünkü bugüne kadar yürüttükleri propaganda, eylemlerini “Gazze’ye destek” söylemi üzerine kurmuştu.

Sanaa'da düzenlenen bir gösteri sırasında Husi militanları Hamenei'nin resimlerini havaya kaldırdı (AFP).

Sanaa'da düzenlenen bir gösteri sırasında Husi militanları Hamenei'nin resimlerini havaya kaldırdı (AFP).

Cend ayrıca önemli bir ihtimali de dile getiriyor:

“İran ve Devrim Muhafızları ağır darbe alırsa, Husiler kendilerini direniş ekseninin yeni merkezi olarak görebilir. Yemen dağları bu eksenin yeni üssü hâline gelebilir.”

Bazı değerlendirmelere göre Abdulmelik el-Husi kendisini yeni bir ideolojik lider konumuna taşımaya bile çalışabilir.

Stratejik değerlendirme

Analistlere göre Husiler, gelişmeleri dikkatle izleyerek günlük stratejik değerlendirmeler yapıyor.

Adnan el-Cebrani, Husilerin ilk günden itibaren müdahaleye hazır olduğunu savunuyor. Ancak İran’ın tüm baskı araçlarını aynı anda kullanmamak için temkinli davrandığını belirtiyor.

Ona göre Husilerin savaşa katılmasını tetikleyebilecek bazı gelişmeler şunlar olabilir:

*Hizbullah’ın ağır bir darbe alması

*Husilere yönelik önleyici saldırı yapılması

*İran’dan doğrudan talimat verilmesi

Bölgesel güvenlik ve savunma uzmanı İbrahim Celal ise İran’ın “direniş ekseni”ni tam da böyle bir savaş senaryosu için kurduğunu söylüyor.

Celal’e göre Husiler de bu stratejinin bir parçası ve çatışmaya katılmaları da oldukça muhtemel.

Husiler savaşa girecek mi?

Analistlere göre yaşananlar, Husiler için kritik bir dönemeç anlamına geliyor. Örgüt ya İran’la ideolojik bağını güçlendirecek ya da Tahran’dan kısmen uzaklaşarak yeni bir strateji benimseyecek.

 Sanaa'da bir Husi güvenlik görevlisi İran bayrağını tutuyor (Reuters)

Sanaa'da bir Husi güvenlik görevlisi İran bayrağını tutuyor (Reuters)

Bazı uzmanlar Husilerin sınırlı saldırılar düzenleyerek “eksene bağlılık” mesajı verebileceğini belirtiyor. Bu saldırılar arasında:

*Kızıldeniz’de gemilere saldırılar

*İsrail’e yönelik insansız hava aracı saldırıları

yer alabilir.

Ancak böyle bir adımın ABD ve İsrail’den çok daha sert karşılık getirmesi bekleniyor.

Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg ise Yemen’in bölgesel bir savaşın parçası hâline gelmemesi gerektiğini vurgulayarak şu uyarıda bulundu:

“Hiçbir tarafın Yemen’i daha geniş bir çatışmanın içine sürükleme hakkı yoktur.”

Uzmanlara göre Husiler saldırılara tekrar başlarsa, ABD ve İsrail’in yanıtı bu kez çok daha sert olabilir. Çünkü Washington ve Tel Aviv şu anda İran’la varoluşsal bir savaşın içinde bulunuyor.


İsrail, Hizbullah'ın etki alanlarını "ateş altına alıyor"

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail, Hizbullah'ın etki alanlarını "ateş altına alıyor"

Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail bombardımanı sonucu isabet alan binalardan duman yükseliyor (DPA)

İsrail, Beyrut'un güney banliyölerinde, güneyde ve Bekaa Vadisi'nde onlarca hava saldırısı düzenleyerek Hizbullah'ın etki alanlarını ateşe verdi; bu saldırılar sonucunda onlarca kişi öldü ve banliyölerde en az 26 bina yıkıldı.

Şarku’l Avsat’a konuşan saha kaynaklarına göre, İsrail ordusu Lübnan'daki savaş çabalarını topçu ateşine çevirdi; buna karşılık, ordunun Lübnan sınırında askeri yığılması ve çeşitli noktalarda sınırlı girişlerle kara savunmasının test edilmesine rağmen, kara harekatının ivmesi azaldı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, "komuta karargahı ve on yüksek binaya" saldırıldığı belirtilerek, bu binaların "Hizbullah'a ait askeri altyapı içerdiğini ve partinin yürütme kurulu merkezini hedef aldığını" belirtti. Lübnan'da 500'den fazla hedefe yönelik saldırılar olduğunu belirten açıklamada, "Hizbullah"ın dün İsrail'e 70 roket fırlattığı ifade edildi.


Hizbullah, Lübnan-Suriye sınırında İsrail güçleriyle çatışmalar yaşandığını duyurdu

İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
TT

Hizbullah, Lübnan-Suriye sınırında İsrail güçleriyle çatışmalar yaşandığını duyurdu

İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında yığıldı (EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı bugün, İsrail askerlerinin Lübnan-Suriye sınırında bir çıkarma operasyonu girişiminde bulunduğunu ve Hizbullah savaşçılarının onlarla çatışmaya girdiğini bildirdi.

Ajans, Lübnan Sağlık Bakanlığı'na atıfta bulunarak, İsrail'in Nebi Şit bölgesine düzenlediği hava saldırılarında en az 3 kişinin öldüğünü ve 16 kişinin yaralandığını belirtti.

Tahran destekli Hizbullah'ın İran dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak pazartesi günü İsrail'e roket saldırısı düzenlemesinin ardından, İsrail ordusundan konuyla ilgili henüz bir açıklama gelmedi. İsrail, Lübnan'a çok sayıda hava saldırısı düzenlemiş ve kara birlikleri göndermişti.

Bu haberler doğrulanırsa, bu olay, İsrail'in Hizbullah militanı olarak tanımladığı İmad Amhaz'ın Kasım 2024'te kuzeydeki Batroun kentinden kaçırılmasından bu yana İsrail güçlerinin Lübnan'a yaptığı en derin müdahale olacaktır.

Ulusal Haber Ajansı, "İsrail'in çıkarma girişimlerini püskürtmek için Lübnan-Suriye sınırındaki doğu dağlık bölgesinde, Nebi Şit-Ham bölgesinde çatışmalar yaşandığını" bildirdi; bu bölgede Hizbullah önemli bir varlığına sahip.

Hizbullah ise yaptığı açıklamada, “düşman İsrail ordusuna ait dört helikopterin Suriye yönünden gelerek Yahfufa, el-Haribe ve Marabun beldelerinin dağlık üçgen bölgesine bir piyade birliği indirdiğini” tespit ettiklerini belirtti.

Açıklamaya göre İsrail piyade birliği daha sonra Nebi Şit kasabasının doğu mahallesine doğru ilerledi ve mezarlık bölgesine ulaştığında Hizbullah savaşçılarıyla hafif ve orta silahlarla çatışmaya girdi.

Hizbullah, çatışmanın İsrail birliğinin ortaya çıkmasının ardından daha da şiddetlendiğini, İsrail’in birliklerini bölgeden çekebilmek için savaş uçakları ve helikopterlerle yaklaşık 40 hava saldırısı yaparak yoğun bir ateş kuşağı oluşturduğunu bildirdi.

Örgüt ayrı bir açıklamada ise İsrail güçlerinin geri çekilmesi sırasında savaşçılarının roketler fırlattığını belirtti.

Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde ise havaya yoğun şekilde ateş açıldığı görüldü.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı’ndan aktardığına göre Nebi Şit kenti dün en az 13 İsrail hava saldırısının hedefi oldu. Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırılarda en az 9 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.