Lübnanlı çocuklar, evde ve kreşte psikolojik rahatsızlıkların kurbanı oluyor

Çocukları korumada ailenin rolü çok önemli. Peki ya tehlike aileden geliyorsa?

Lübnan'daki çocukların çeşitli şiddet biçimlerine maruz kalmasını simgeleyen bir çizim / Görsel: Independent Arabia
Lübnan'daki çocukların çeşitli şiddet biçimlerine maruz kalmasını simgeleyen bir çizim / Görsel: Independent Arabia
TT

Lübnanlı çocuklar, evde ve kreşte psikolojik rahatsızlıkların kurbanı oluyor

Lübnan'daki çocukların çeşitli şiddet biçimlerine maruz kalmasını simgeleyen bir çizim / Görsel: Independent Arabia
Lübnan'daki çocukların çeşitli şiddet biçimlerine maruz kalmasını simgeleyen bir çizim / Görsel: Independent Arabia

Beşir Mustafa

Lübnan'da çocuklara yönelik ihlaller her geçen gün artıyor.

Lübnan iki haftadır Akkar'da 6 yaşındaki bir kızın tecavüze uğraması, Bekaa'da iki küçük kız çocuğunun seyahat ederken bir kamyonet şoförü tarafından cinsel saldırıya uğramaları ve Beyrut'un kuzeyindeki bir kreşte bir grup bebeğin istismar edilmesi gibi çocuklara yönelik çeşitli suçlara tanık oldu.

Akkar'da Lynn Talib adlı bir kız çocuğunun adli tıp raporuna göre cinsel saldırıya uğradıktan sonra hayatını kaybetmesi tüm şehri şoke etti.

Beyrut'ta 'Hubeyş Polis Karakolu' adıyla bilinen Ahlak Bürosu'nun, failin kimliğini ortaya çıkarmaya yönelik adli soruşturmaları sürüyor.

Suçun aile içinde işlenmiş olabileceği ve bu suçun işlenmesinde istikrarsız aile ortamının bir şekilde katkısının olduğu düşünülüyor.

Küçük kızın anne ve babası boşadıktan sonra annesi ile yaşadığı öğrenildi.

Olayın ardından anne ve baba birbirlerini ihmal ve çocuğun maruz kaldıklarından sorumlu olmakla suçlandılar.

Bunun yanında bu iğrenç eylemi işlemiş olabilecek yakın bir akrabaya da işaret ettiler. Karar adli makamlara bırakıldı.

Lübnan Çocukları Koruma Derneği (UPEL) Başkanı Amira Sukkar, suçla ilgili soruşturmaların sürdüğünü belirterek, çocuklara karşı çeşitli biçimlerde işlenen ve onları büyük tehlikelere maruz bırakan şiddet suçlarının artmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Sukkar, bir yandan failin eylemini gerçekleştirmek için çocuğa yakınlığından yararlanması nedeniyle aile içi suçların arttığına dikkati çekerken diğer yandan, uyuşturucu kullanımının artan etkisinin olduğunu ve sonra çocuklara karşı suçların kendilerine en yakın kişiler tarafından işlendiğini vurguladı.

Sukkar, bu durumun UPEL temsilcilerinin soruşturmalara takip etmeleri sonucu anlaşıldığını da sözlerine ekledi.

Sukkar, özellikle dağılmış ailelerin ve boşanmış ebeveynlerin böylesi bir tehdidi ortadan kaldırmak için güvenli bir yere yerleştirilene kadar çocuk yetiştiremeyecek durumda olduklarında çocukları korumak için resmi müdahalede bulunulması çağrısında bulundu.

UPEL temsilcilerinin Bekaa Vadisi'nde iki kız çocuğunun cinsel saldırıya uğradığı olayla ilgili soruşturmaları takip ettilerini belirten Sukkar, 'toplumsal güvenlik seviyesinin düşmesi ve caydırıcı olmayan cezalar nedeniyle ebeveynlerin gözlerini iyi açmaları gerektiğini' vurguladı.

Sukkar, 'özellikle bir çocuğun ya da reşit olmayan bir bireyin etkilendiği bir suçta faillere yönelik cezaların acilen sıkılaştırılması gerektiğinin' altını çizdi.

Kreş görevlisinden istismar

Ayrıca, kreşlerde de en az aile içinde olduğu kadar çocuğa karşı istismar suçları işleniyor.  

Lübnan halkı, 10 Temmuz pazartesi günü, bir kreş çalışanının bir grup bebeği istismar ettiğini gösteren bir videonun sızdırılması karşısında şaşkına döndü.

Güvenlik güçleri, saldırganı ve kreş sahibini tutuklamak ve soruşturma başlatmak için derhal harekete geçti.

Lübnan Dağı'ndaki olaylarla ilgili davalara bakan Baabda'daki tek yetkili hakim Cuveyl Ebu Haydar, Gardereve Çocuk Yuvası'nın mühürlenmesi kararı çıkardı.

Sağlık Bakanı Firas Abyad ise Bakanlık yetkililerinin, kreşlere ziyaretlerde bulunduğunu belirterek, yaşananların aydınlatılması ve çocukların durumlarının öğrenilmesi için tıbbi muayene yapılması amacıyla ciddi bir soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Yargı açıkları

Bir yargı kaynağı, soruşturma hakimlerinin ve çocuk mahkemeleri hakimlerinin tarafları korumak için ellerinden geleni yaptıklarını ve bunun için hızla gerekli önemleri aldıklarını söyledi.

Kaynak, bir çocuğa yönelik cinsel istismar ya da şiddetten şüphelenildiğinde, çocuk mahkemesi hakiminin davayı devraldığını, bir adli tıp doktorunu görevlendirdiğini ve mağdura yardım etmesi için yetkili derneklere izin verdiğini açıkladı.

Cinsel içerikli suçlardaki artışa ve bu suçların bazen cezaya ehliyeti olan yaşın altındakiler tarafından işlendiğine işaret eden kaynak, “Örneğin, Bekaa Vadisi'nde yaklaşık iki ay önce yedi yaşından küçük bir çocuğun altı yaşındaki arkadaşını tuvalette taciz ettiği ihbar edilmiş. Böyle bir durumda reşit olmadığı için hakkında soruşturma açıklamaz ve suç duyurusunda bulunulamaz” şeklinde konuştu.

Hukuken ensest olarak adlandırılan ve cezayı ağırlaştırıcı sebep olarak görülen aile için cinsel istismar suçunun belirlenmesinde ön araştırmaların önemine dikkati çeken kaynak, “Fiilin mağdur ya da cezai sonuç üzerindeki etkisinin, yani edebe aykırı bir davranışla mı, kızlık bozmayla mı yoksa cinsel ilişkiyle mi karşı karşıyayız? bunun belirlenmesi de önemli” dedi.

Lübnan Ceza Kanunu, evlilik içi tecavüzü dışlayan 503'üncü maddenin yarattığı tartışmadan çok, tecavüz suçundan bahsediyor.

Maddeye göre karısından başka bir kimseyi şiddet veya tehdit yoluyla cinsel ilişkiye zorlayan kişi en az beş yıl ağır çalışma cezası ile cezalandırılır.

Eğer mağdur on beş yaşına gelmemişse ceza yedi yıldan az olamamak kaydıyla artırılır. Bedensel ya da psikolojik bir eksiklik yahut belli bir durum nedeniyle karşı koyamayan kimseyle ilişkiye girenlerin cezası daha da ağırdır.

506'ncı maddede ise üstsoy (baba veya büyükbaba) ya da vasisi olan birinin reşit olmayan biriyle cinsel ilişkiye girmesi durumunda ağır çalışma cezası verilmesinden bahsediliyor.

Yasa ayrıca, ebeveyn, vasi ve akrabalık bağları olanların yanı sıra, yetki sahibi olanların özel kategorilerinden de bahsediyor.

Madde metninde memur, din adamı, iş veren ya da işyerinde çalışan bir işçinin görevinden aldığı yetkiyi yahut kolaylıkları kötüye kullanma fiilini işlemesi halinde verilecek cezanın ağırlaştırılması öngörülüyor.

Mağdur, on beş yaşından küçükse fail yedi yıldan az olmamak üzere ağır çalışma cezasına çarptırılır.

Mağdurun on iki yaşından küçük olması halinde ceza süresinin dokuz yıldan az olmaması şart koşuluyor. Lübnan'da cezaevinde geçirilen bir yıl dokuz ay sürüyor. Bu yüzden faile verilecek ceza daha kısa sürede sona eriyor.

Ayrıca, cezaevi koşulları suçluların ıslahına katkıda bulunmadığından suçun toplum üzerindeki etkisi devam ediyor.

İnsan hakları avukatı Uteybe Merabi, yasal koruma mekanizmalarının çeşitli kanunlar (Ceza Kanunu, Cinsel Taciz Kanunu ve Aile İçi Şiddet Kanunu) arasında iç içe geçtiğine dikkati çekti.

Tecavüz suçunun cezasını Ceza Kanunu belirlerken taciz ve istismar suçunun kendi kanunu bulunduğunu belirten Merabi, kanunun cinsel taciz suçunda ispat yükünü mağdura bıraktığını ve bunun büyük bir açık olduğunu belirterek “Bu çok zor ve verilen cezalar yeterli değil, dolayısıyla failleri caydırmak için daha ağır cezalar verilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Merabi, şunları söyledi:

Çocuklar savunmasız gruplardandır. Dolayısıyla caydırıcılık umuduyla her türlü şiddete, daha sert cezalara ve ağır mali para cezalarına karşı özel korumaya ihtiyaçları var.

 

 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi kim?

Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi kim?

Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)
Irak hükümetini kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi (WAA)

Bağdat’taki Şii parti liderleriyle yakın ilişkilerine ve aday Başbakan Ali Faleh Kazım ez-Zeydi’nin finansal yatırımlarına rağmen, bu durum onun siyasetle doğrudan ilgilenmeyen geniş halk kesimleri tarafından tanınmasını sağlamadı.

Güvenilir kaynaklar, ez-Zeydi’nin iktidar içindeki ve dışındaki siyasi ve finansal figürlerle çok sayıda ortaklığa sahip olduğunu aktarıyor. Onu yakından tanıyan çevreler, kendisini “son on yılda finansal olarak zenginler kulübüne giren genç isim” olarak tanımlıyor ve sosyal yardımlar yaptığını belirtiyor.

1986 doğumlu, Bağdatlı ve hukuk fakültesi mezunu olan ez-Zeydi’nin kamuoyunda görünmeyi tercih etmediği biliniyor. Buna rağmen, 2010–2014 yılları arasında seçim yarışlarına katılan Sünni Karbuli kardeşlerden Cemal ve Muhammed Karbuli’den “Dicle” televizyon satın aldı.  

Eğer ez-Zeydi hükümeti kurmayı başarırsa, 2004’ten bu yana göreve gelen en genç başbakan olacak.

“Siyasal Çerçeve Koalisyonu” (el-İtar et-Tensiki), uzun süren kriz ve yaklaşık beş aylık müzakerelerin ardından ez-Zeydi’yi başbakan adayı olarak sunarak birçok Iraklıyı şaşırttı. Çünkü ismi daha önce olası adaylar arasında yer almıyordu.

Mali faaliyetler

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Ali ez-Zeydi, Irak Borsası’nda işlem gören ve 2016’da kurulan “Güney İslami Bankası (BJAB)” adlı yatırım ve finans kuruluşunun sahibi ve yönetim kurulu başkanıydı. Banka, 2024 Şubat ayında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından kara para aklama suçlamalarıyla yaptırım listesine alınmasının ardından, yönetimden çekildi ve görevi kardeşlerinden birine devretti. Bu süreçte Irak Merkez Bankası da bankanın dolar erişimini kısıtladı.

sdhyt
Irak’ta hükümetin kurulmasıyla sonuçlanan ve Ali ez-Zeydi’nin başbakan olarak seçildiği toplantıdan bir kare (Siyasal Çerçeve Koalisyonu)

Ez-Zeydi ayrıca “Al-Owais Grubu”nun sahibidir. Şirket, internet sitesine göre gıda, tarım ve hayvancılık, inşaat, baskı, güvenlik, elektronik ve petrol dahil 15 farklı şirkete sahiptir. Ancak şirket sahibi veya kuruluş yılı belirtilmemektedir.

Tapu kayıtlarına göre şirket 2007’de kurulmuş, daha sonra yeniden yapılandırılarak 99 milyar Irak dinarı (yaklaşık 75 milyon dolar) sermayeli özel anonim şirkete dönüştürülmüştür. Ayrıca 2018’de 2 milyar dinar sermayeli bir petrol hizmetleri şirketi kurulmuştur.

Irak Borsası verilerine göre “Güney İslami Bankası”, 2016’da 250 milyar dinar (yaklaşık 191 milyon dolar) sermaye ile kurulmuş; bu durum, bankanın sermayesinin bir gıda sepetinin maliyetinden bile düşük olduğu yönünde eleştiriler doğurmuştur.

Şirketin toplam yatırımlarının 500 milyon dolara ulaştığı, ayrıca Ticaret Bakanlığı’nın gıda sepeti tedarik sözleşmeleri ile Savunma Bakanlığı’na günlük 300 bin askere gıda temini anlaşmalarını yürüttüğü belirtiliyor. Geçtiğimiz yıl “Şaab Üniversitesi” adında özel bir üniversite de açılmıştır.

Ez-Zeydi’ye yakın kaynaklar, onun eğitim ve medya alanlarında da yatırımları bulunduğunu; bunlar arasında Şaab Üniversitesi, “İştar Tıp Enstitüsü” ve Dicle televizyon kanalının yer aldığını aktarıyor.

Bazı kaynaklara göre Ticaret Bakanlığı, Saddam Hüseyin döneminden kalan ve “petrol karşılığı gıda” anlaşması kapsamında yürütülen gıda sepeti programı için Al-Owais şirketiyle sözleşme yapmıştır. Vatandaşlar ise gıda kalitesinin düşük olmasından ve teslimat gecikmelerinden sıkça şikâyet etmektedir.

Son yıllarda programın kapsamının daraltıldığı ve yaklaşık 18 milyon kişiye indirildiği, bunun gerekçesi olarak ise yüksek gelirli kesimlerin sistemden çıkarılması gösterilmektedir.

Şirketler grubu

Diğer bilgilere göre, Ali ez-Zeydi’nin adına kayıtlı 15 şirket bulunmaktadır. Bu şirketlerin başlangıç sermayeleri toplamda 282 milyar dinar Irak dinarını aşmaktadır. Şirketler; inşaat, gayrimenkul, turizm, petrol ve enerji, gıda sanayisi, cam üretimi, tarım ve hayvancılık, yükseköğretim, sağlık hizmetleri ve finans gibi geniş bir yelpazeye yayılmaktadır.

xsdvgrt
Ali ez-Zeydi’nin yeni Irak hükümetini kurmakla görevlendirildiği an (Cumhurbaşkanlık Ofisi)

En dikkat çeken şirketlerden biri, Irak ordusunun gıda tedarikini sağlayan ve gıda kartı ürünlerini ithal eden “Al-Owais” şirketidir. Ayrıca “Şaab Üniversitesi” de bu grubun önemli projeleri arasında yer almaktadır.

Ez-Zeydi’nin şirketi, Irak ordusuna 41 çeşit kuru ve taze gıda sağlayan anlaşmalar kapsamında yaklaşık 300 bin askerin beslenmesinden sorumludur.

Diğer önemli proje ise “gıda sepeti” programıdır. Bu kapsamda Al-Owais şirketi ile Irak Devlet Gıda Ticaret Şirketi arasında yapılan anlaşma ile 40 milyon kişiye yönelik 7 temel gıda maddesinin tedariki gerçekleştirilmektedir.


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki Darfur bölgesinin orta kesimlerinde yer alan Zalinci şehrinde Hamidiye İç Göç Kampı'na dün insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıda 15 kişi yaralandı. Bu bilgi bölgede faaliyet gösteren Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi tarafından aktarılırken bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ile çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını söyledi.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil bir kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken siviller ile insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesaba çekmek amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması ile bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan en son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

dfvrfb
SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için askeri komuta talimatlarını beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kordofan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.

sdvbrt
SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

 


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)

Sudan Darfur’daki “Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Genel Koordinasyonu”nun aktardığına göre, “Hızlı Destek Kuvvetleri”nin kontrolü altında olan bölgede, Orta Darfur’un Zalinci kentinde bulunan El-Hamidiyye yerinden edilmişler kampına yönelik dün gerçekleşen insansız hava aracı (İHA) saldırısında 15 kişi yaralandı. Bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek, saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ve çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken, sivillerle insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesap sormak amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğu vurgunladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması, bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek, mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için talimat beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kurdufan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.