Gazze Şeridi'ndeki abluka ve nüfus yoğunluğu "yeşil alanları" yok ediyor

Gazze Şeridi'nde İsrail'in yıllardır uyguladığı abluka ve artan nüfusun beraberinde getirdiği konut ihtiyacı halkın nefes alabildiği yeşil alanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.

AA
AA
TT

Gazze Şeridi'ndeki abluka ve nüfus yoğunluğu "yeşil alanları" yok ediyor

AA
AA

İsrail'in 2006 yılından bu yana sürdürdüğü abluka dolayısıyla 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi'nde dünyadan kopuk halde yaşayan yaklaşık 2 milyon 300 bin Filistinlinin rahat nefes alabildiği tek yerler olan yeşil alanlar her geçen gün azalıyor.

Yeşil alanlar aynı zamanda bölge halkı için tarımsal üretim alanları olarak da önem arz ediyor. Nitekim Gazze Şeridi, bazı tarımsal ürünlerde kendi kendine yetebildiği gibi bu ürünleri İsrail ve işgal altındaki Batı Şeria'ya da ihraç ediyor.

Ancak çevre uzmanları, yerel yöneticilerin yeşil alanları korumaya dönük çabalarına rağmen hızla artan nüfus ve buna bağlı olarak gelişen yapılaşma ihtiyacı sebebiyle doğal alanların azaldığını belirtiyor.

Gazze'deki İslam Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi Doç. Dr. Raid Salihe tarafından hazırlanan ve 2022'de bir Arap dergisinde yayımlanan bilimsel araştırmada, Gazze Şeridi'ndeki meskun alanın, bölgenin toplam yüzölçümünün yüzde 42,8'ini oluşturduğu belirtildi.

Gazze Şeridi'nde tarımsal alanların bölgenin yüzde 24,6'sını oluşturduğu vurgulanan araştırmada, Gazze'de korumaya alınan doğal alanların yüzde 3,18 olduğu, mesire alanlarının ise yüzölçümünün sadece yüzde 1,82'sini oluşturduğu aktarıldı.

Bölgede artan nüfusa bağlı olarak konut ihtiyacının doğduğu vurgulanan araştırmada bunun da tarım alanlarının azalmasına yol açtığına işaret edildi.

Araştırmada, "Gazze Şeridi'ndeki tarım alanları 1975-2015 yılları arasında yaklaşık yüzde 31 azaldı. Gelecek 100 yılda ise bölgede tarımsal alan tümüyle bitebilir." ifadelerine yer verildi.

Halkın nefes alabileceği alanlar azalıyor

Gazze Belediyesi Parklar Dairesi Müdürü Heysem Haccac, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şehirde yürüyüş ve dinlenme için toplam 150 dönümlük 18'den fazla yeşil tesis bulunduğunu söyledi.

Nüfusa ve artan büyümeye karşın Gazze Şeridi'nde yeşil alan sıkıntısı olduğunu ifade eden Haccac, kentin çeşitli yerlerinde halkın rahatlaması ve nefes alabilmesi için yeşil alanlara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Belediyenin sosyal tesislerin yanı sıra sokakları birbirinden ayıran adalara da önem verdiğini ve bunları ağaçlandırmak için çalıştığını belirten Haccac, belediye olarak ayrıca geniş meydanları da oturulabilecek yeşil alanlar ve parklar olarak sınıflandırdıklarını dile getirdi.

Gazze'deki yeşil alanları korumak ve genişletmek için toplumun da üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade eden Haccac, "Vatandaşlara her evin önüne bir ağaç dikin tavsiyesinde bulunuyoruz. Bu adımla ağaç sayısı artaracak ve yerleşim yerleri daha sağlıklı hale gelecek." dedi.

Tarım alanları

Tarım Bakanlığı Sözcüsü Edhem el-Besyuni de üretim amaçlı ekili alanın yaklaşık 180 bin dönüm olduğunu söyledi.

Ekili arazinin 100 bin dönümünün sebze üretimine (yılda iki kez yetiştirilen bir tarla), 80 bin dönümünün ise ağaçlandırmaya ayrıldığını belirten Besyuni, yeşil alanların çoğaltılmasına ilişkin şunları kaydetti:

"Bakanlık yeşil alanların korunması ve artırılması kapsamında, her yıl binlerce fidanı ilgililere ve kişilere ücretsiz olarak dağıtmak üzere sektörde 3 büyük fidanlık kurdu. Ancak tarım alanlarının düzleştirilmesi, İsrail'in Gazze 'ye yönelik tekrarlanan saldırıları düzenli olarak iyileştirilen alanlarda azalmaya neden oldu."

Gazze'deki yeşil alanlar

Gazze sakinlerinden Ahmed en-Nebih de kent merkezinde 1928 yılında inşa edilen Belediye Parkı'na her hafta ailesiyle geldiğini dile getirdi.

Belediye Parkı'na girişlerin ücretli olduğuna işaret eden Nebih, "Ekonomik şartlar nedeniyle ücreti yüksek eğlence yerlerine gidemiyorum. Dolayısıyla ben ve ailem yaklaşık 2,7 dolar gibi bir ücret karşılığında burada eğlenmeye ve zaman geçirmeye çalışıyoruz." dedi.

Nebih, ailesiyle yaşadığı bölgede yeşil alanların olmadığını ifade ederek, çocuklarını, ruhsal ve fiziksel açıdan faydalı olan yeşil alanlara getirmeye özen gösterdiğini kaydetti.

Gazze Belediyesi'nin verilerine göre, 40 bin metrekareye yakın bir alana sahip Belediye Parkı'nda 300'den fazla ağaç var. Belediye Parkı'ndaki bazı ağaçların ömrünün 80 yıllık olduğu ifade ediliyor.



İsrail, Yaser Arafat'ın Gazze'deki evini yıktı

İsrail ordusu, Yaser Arafat'ın Gazze'deki evinde yıkım gerçekleştirdi. (Filistin Kültür Bakanlığı Facebook hesabı)
İsrail ordusu, Yaser Arafat'ın Gazze'deki evinde yıkım gerçekleştirdi. (Filistin Kültür Bakanlığı Facebook hesabı)
TT

İsrail, Yaser Arafat'ın Gazze'deki evini yıktı

İsrail ordusu, Yaser Arafat'ın Gazze'deki evinde yıkım gerçekleştirdi. (Filistin Kültür Bakanlığı Facebook hesabı)
İsrail ordusu, Yaser Arafat'ın Gazze'deki evinde yıkım gerçekleştirdi. (Filistin Kültür Bakanlığı Facebook hesabı)

Filistin Kültür Bakanlığı dün merhum Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat'ın Gazze Şeridi'ndeki evini İsrail’in yıktığını duyurdu.

Reuters'in haberine göre Kültür Bakanı Atıf Ebu Seyf, basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

İşgalin Gazze'de kurucu şehit lider Yaser Arafat'ın evini hedef alması ve yıkması, İsrail’in her şeyi yok eden savaşının devamıdır. Yaser Arafat’ın mücadelesi halkımız için onur ve sembolizm ifade eder.

Arafat'ın 1995-2001 yılları arasında yaşadığı Gazze şehrinin ortasındaki evin yıkımının boyutlarını gösteren bir grup fotoğrafı Bakanlık resmi Facebook sayfasında yayınladı.

Ebu Seyf, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Bu evin köşeleri, otoritenin kuruluşunun başında Ebu Ammar'ın Gazze'de bulunması sırasında halkımızın tarihinde birçok kritik ana tanıklık etti. Arafat'ın evinde, ölümsüz liderin kişisel ve aile eşyaları bulunuyordu. Evde ayrıca bazı sanat eserlerinin yanı sıra Ebu Ammar'ın hayatının değişik aşamalarını ve halkının özgürlüğü için verdiği mücadeleye ilişkin ayrıntıları gösteren bazı sergiler de yer alıyordu. Ev, statüsü ve konumuyla tarihimizde önemli detaylara tanıklık etmeye devam edecek, işgalin suçları ve evin yıkılması da bu işgalcinin barbarlığının ve vahşetinin bir kanıtı olarak kalacaktır. İşgalin Gazze'de devam eden savaş sırasında tarihi binalar, camiler, kiliseler, kültür merkezleri, miras alanları, müzeler, kütüphaneler, yayınevleri ve üniversiteler de dahil olmak üzere Filistin'in kültürel mirasına yönelik saldırısı da işgalin ve onun politikalarının temsil ettiği aynı yıkıcı değerler modelinin içinde yer alıyor.

Arafat, Ramallah'taki merkezini tedavi görmek için Fransa'ya taşıdıktan sonra, 2004 yılında öldü. 2002 yılından itibaren hiç ayrılmadığı Ramallah'taki aynı karargâhın avlusuna defnedildi. Karargâhın tanık olduğu en dikkat çekici olaylardan biri, 2002 yılında Amerikan-İngiliz gözetiminde anlaşmayla biten İsrail tanklarının 35 gün süren kuşatmasıydı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Gazze'ye 7 Ekim'den bu yana yürüttüğü savaş sonucunda, ı ölen Filistinlilerin sayısının 29 bini aştığını açıkladı.

Hamas’ın İsrail kasabalarına ve İsrail ordusunun kamplarına düzenlediği saldırının ardından, 140’ıncı gün de savaşı sürdüren İsrail ordusundan Gazze Şeridi'nde Arafat'ın evinin neden hedef alındığına dair herhangi bir açıklama gelmedi. Gazze Şeridi sınırında bin 200 İsrailli öldürülmüştü.


Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü: Mare’ye 2015’te düzenlenen kimyasal saldırıdan DEAŞ sorumlu

Suriye'nin doğusundaki bir mevzide Suriyeli iki asker (AFP)
Suriye'nin doğusundaki bir mevzide Suriyeli iki asker (AFP)
TT

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü: Mare’ye 2015’te düzenlenen kimyasal saldırıdan DEAŞ sorumlu

Suriye'nin doğusundaki bir mevzide Suriyeli iki asker (AFP)
Suriye'nin doğusundaki bir mevzide Suriyeli iki asker (AFP)

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW), yaptığı açıklamada, "Terör örgütü DEAŞ militanlarının, 1 Eylül 2015'te Suriye'nin Halep kırsalında yer alan Mare (Marea) kasabasında kimyasal silah saldırısının muhtemel failleri olduğunu" belirtti.

Örgüt, “DEAŞ’ın 1 Eylül 2015'te Mare kasabasını ele geçirmeyi hedefleyen sürekli saldırılarda hardal gazı kullandığına dair makul sebepler olduğunu” ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters Haber ajansından aktardığı habere göre OPCW’ye bağlı Soruşturma ve Tespit Ekibi, saldırı yerinde bulunan mermilerde "siyah madde" ile temas eden 11 kişinin, hardal gazına maruz kalmanın belirtileri ile uyumlu semptomlar gösterdiğini buldu. Ekibin, kimyasal maddelerin, örgütün kontrolündeki bölgelerden topçu ateşi ile yayıldığına dair kanıtlara ulaştığı belirtildi.

Ayrıca, "1 Eylül 2015'te Marig üzerine yapılan saldırıda hardal gazını kullanma araçlarına, motivasyona ve kapasiteye sahip başka bir grubun olmadığı" ifade edildi.

Örgütün önceki araştırmaları, Esed rejiminin 2017 yılının Nisan ayında sarin gazı, 2018'de Duma şehrindeki sivil yerleşim birimlerine klor gazı silindirleri attığı ve kloru silah olarak kullandığı sonucuna varmıştı.

Rejim, kimyasal silah kullandığı tespit edilmesine rağmen bu olguyu reddediyor ve ülkedeki tüm kimyasal silah kullanımlarından DEAŞ'ı sorumlu tutuyor.

Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan örgüt üyesi ülkeler, Rusya'nın Birleşmiş Milletler ile ortaklaşa yürütülen misyonu veto etmesinin ardından, Suriye'deki kimyasal saldırıları gerçekleştirenleri belirlemek üzere 2018’in Kasım ayında Soruşturma ve Tespit Ekibi oluşturdu.


ABD, Sudan'daki savaş sonrası ‘ertesi günü’ planlıyor

ABD, Sudan'daki savaş sonrası ‘ertesi günü’ planlıyor
TT

ABD, Sudan'daki savaş sonrası ‘ertesi günü’ planlıyor

ABD, Sudan'daki savaş sonrası ‘ertesi günü’ planlıyor

ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'ın, Rusya ve diğer taraflardan destek aldığı iddia edilen Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile savaş yürüten Sudan ordusuna silah sevkiyatı yaptığı yönündeki haberlerden endişe duyduğunu dile getirdi. ABD yönetimi, kendisi için ‘birincil öncelik’ olan çatışmayı sona erdirmek ve sivil yönetimi yeniden tesis etmek adına ‘ertesi gün’ diyebileceğimiz bir süreç üzerinde çalışıyor.

ABD'nin bu tutumları, Afrika İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Molly Phee'nin Addis Ababa’da düzenlenen Afrika Zirvesi’nde yaptığı kapsamlı görüşmeler sırasında ortaya çıktı. Görüşmelere ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı Direktör Yardımcısı Monde Muyangwa, ABD'nin Afrika Boynuzu Özel Temsilcisi Mike Hammer ve ABD'nin Hartum Büyükelçisi John Godfrey katıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Molly Phee ve beraberindeki heyetin ‘Sudan'da devam eden çatışma ve insani krizin ele alınmasına odaklanan’ bir dizi toplantı yaptığını bildirdi. Bunlar arasında ‘insani yardımın kolaylaştırılması, Sudan halkını savunmak için çalışan ve savaş sonrası yönetime hazırlanan demokrasi yanlısı sivillerin profilinin yükseltilmesi’ yer alıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “ABD'nin uzun süredir Sudan halkının yanında durduğu, askeri yönetime karşı olduğu, Sudan'daki çatışmayı sona erdirmenin ve sivil yönetimi yeniden tesis etmenin ABD'nin en önemli öncelikleri arasında yer aldığı” ifade edildi.

(foto altı) Sudan Ordusu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (DPA)
Sudan Ordusu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan (DPA)

Phee, Sudan'daki tüm grup ve bölgelerden sivil toplum temsilcileriyle yaptığı toplantıda, ‘Sudanlı kadınların çatışma sonrasında siyasi süreçlere ve sivil hükümete katılımının önemini’ vurguladı. Toplantıda ayrıca çatışmaların, çatışmaya bağlı cinsel şiddetin hedefi haline gelen kadınlar ve kız çocukları üzerinde yarattığı ciddi etki ve çatışmayla bağlantılı cinsel şiddet ve diğer zulümlerin faillerinin sorumlu tutulmasını sağlamanın yolları da tartışıldı.

Halk kuruluşları

Halk kuruluşlarının liderleri ve Direniş Komiteleri üyeleriyle konuşma fırsatı bulan Phee, ‘uluslararası toplumun insani yardım sağlamak için çalışan yerel aktörlerle olan ilişkisini genişletmek de dahil, çatışmadan en çok etkilenen insanlara destek sağlamak için gösterdikleri cesur çabaları’ övdü. Toplantıda, çatışmaları sona erdirmek ve sahadaki giderek zorlaşan koşulları ele almak üzere insani yardımın ulaşmasını kolaylaştırmak için Sudan ordusu ve HDK liderlerine baskı yapma çabaları tartışıldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Phee'nin Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) üyeleriyle de görüştüğünü bildirdi. Sudanlı sivillerin ortak bir dille konuşmasını sağlamak için kadınlara, gençlere, sivil topluma, halk kuruluşlarına ve tarihsel olarak dışlanmış toplulukların temsilcilerine odaklanarak daha fazla çeşitlilik teşvik edildi. İnsani yardımın kolaylaştırılması, çatışmaların sona erdirilmesi ve çatışma sonrasında yönetimin sivillere verilmesi çağrısında bulunuldu.

Phee aynı zamanda çatışmayı sona erdirmeye, insani yardımı kolaylaştırmaya ve Sudanlı sivilleri desteklemeye yönelik çok taraflı çabalar konusunda kilit paydaşlarla istişarelerde bulundu. Bu toplantılara Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Sudan Özel Temsilcisi Ramazan Lamamra, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Kenya Devlet Başkanı William Ruto, Cibuti Dışişleri Bakanı Mahmud Ali Yusuf, Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) İcra Sekreteri Workneh Gebeyehu ve Cezayir Dışişleri Bakanlığı Afrika İşleri Genel Müdürü Selma Haddadi katıldı.

(foto altı) Bir sınır kampının yakınında savaştan kaçan Sudanlı mülteciler (AFP)
Bir sınır kampının yakınında savaştan kaçan Sudanlı mülteciler (AFP)

Hammer ve Godfrey ayrıca Avrupa Birliği (AB), Almanya, Norveç ve Birleşik Krallık'tan bir dizi yetkili ve Afrika Birliği'nin (AfB) Sudan konusunda kurduğu üst düzey komitenin başkanı Muhammed bin Şambas ile de görüştü.

Büyük endişe

Godfrey, gazetecilere verdiği demeçte, Washington'un hem Korgeneral Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki Sudan ordusu hem de Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) liderliğindeki HDK için “dış destek konusunda derin endişe duyduğunu” söyledi. Godfrey, şu ifadeleri kullandı:

“Sudan ile İran arasındaki ilişkilerin yeniden başladığına dair raporlar var. Bu, İran'ın Sudan ordusuna maddi desteğini de içerebilir. Söz konusu durum bizi endişelendiriyor. ABD dış tarafları savaşan iki tarafa maddi destek sağlamaktan kaçınmaya çağırıyor. Çünkü bu çatışmayı ve savaşı uzatıyor. Aynı zamanda müzakere yoluyla çatışmadan bir çıkış yolu bulma şansını da azaltıyor.”


Güney Lübnan’a saldırılarını arttıran İsrail Beyrut’u topyekûn savaş ile tehdit ediyor

Lübnan'ın güneyindeki Mecdel Zun beldesinde, İsrail’in düzenlediği saldırıdda öldürülen 6 yaşındaki kız çocuğunun cenazesine katılım (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Mecdel Zun beldesinde, İsrail’in düzenlediği saldırıdda öldürülen 6 yaşındaki kız çocuğunun cenazesine katılım (EPA)
TT

Güney Lübnan’a saldırılarını arttıran İsrail Beyrut’u topyekûn savaş ile tehdit ediyor

Lübnan'ın güneyindeki Mecdel Zun beldesinde, İsrail’in düzenlediği saldırıdda öldürülen 6 yaşındaki kız çocuğunun cenazesine katılım (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Mecdel Zun beldesinde, İsrail’in düzenlediği saldırıdda öldürülen 6 yaşındaki kız çocuğunun cenazesine katılım (EPA)

İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye şehrini yeniden bombaladı. İsrail uçakları, şehre komşu Kafr Rumman kasabasındaki bir yerleşim yerine iki kez saldırdı. Yerel basında çıkan haberlere göre saldırılarda iki Hizbullah üyesi öldürüldü. Buna karşılık Hizbullah, İsrail'in Lübnan'a savaş tehdidinin ortasında İsrail’in kuzey kesimlerine yönelik saldırılarının yoğunluğunu ve derinliğini artırdı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Cebel eş-Şeyh’te askeri güçlerle yaptığı toplantıda, “Kuzey’de basit bir amacımız var o da nüfusu oraya yeniden geri getirmek” diyerek “Nüfusu yeniden canlandırmak için güvenlik duygusunu yeniden tesis etmeliyiz, güvenlik duygusunu yeniden sağlamak için de güvenliği yeniden tesis etmeliyiz. Bu olacak ve biz de bunu yapmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti. Netanyahu ayrıca “Bunu iki yoldan biriyle yapacağız. Birincisi zorda kalırsak bunu askeri yolla, ikincisi de mümkün olursa siyasi yolla gerçekleştireceğiz. Ancak her halükârda Hizbullah güvenliği yeniden sağlayacağımızı anlamalı. Umarım bu mesaj orada doğru biçimde anlaşılır” açıklamasında bulundu.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın Al Manar TV’den aktardığı habere göre Hizbullah, savaşçılarının "İsrail'in köylere ve sivillerin evlerine yönelik saldırılarına yanıt olarak Kfar Yuval bölgesindeki İsrail askerlerinin konuşlandığı bir binayı hedef aldığını” duyurdu.
Ayrıca 769. Doğu Tugayı'nın Kiryat Şimona kışlasındaki karargahının da hedef alındığını açıkladı.

Öte yandan UNRWA'nın Lübnan Direktörü Dorothee Klaus, Lübnan'daki 38 bin Filistinli öğrenciye yönelik ‘yakın bir tehlike’ konusunda uyardı. Klaus Şarku’l Avsat’a, “UNRWA'nın operasyonlarını yürütmesini sağlayan fon biterse, bunun Lübnan da dahil olmak üzere bölgedeki Filistinli mülteci topluluğu üzerinde ciddi yansımaları olacaktır. Bunların yüzde 80'inin yoksulluk içinde yaşadığı tahmin ediliyor. Yarısı da  aşırı kalabalık olan 12 kamptan birinde yaşıyor ve burada son derece zor şartlara maruz kalıyorlar” dedi.

Klaus, "Fonları askıya alma kararları diğer bağışçıların müdahalesi olmadan geri alınamaz. Bu durumun gerçekleşmesi, Lübnan'daki 62 UNRWA okuluna kayıtlı 38 bin Filistinli mülteci çocuğun eğitimini tehlikeye atacak. İki bin erkek ve kız öğrenciye yönelik mesleki ve teknik eğitimi, ayrıca, hizmet almak için her yıl sağlık merkezlerimizi ziyaret eden yaklaşık 20 bin Filistinlinin sağlık hizmetini de tehlikeye sokacak” diye belirtti.


İsrail Ordusu: Kızıldeniz bölgesinden İsrail topraklarına doğru ilerleyen balistik füze imha edildi

İsrail askerleri (İsrail ordusunun web sitesi-Arşiv)
İsrail askerleri (İsrail ordusunun web sitesi-Arşiv)
TT

İsrail Ordusu: Kızıldeniz bölgesinden İsrail topraklarına doğru ilerleyen balistik füze imha edildi

İsrail askerleri (İsrail ordusunun web sitesi-Arşiv)
İsrail askerleri (İsrail ordusunun web sitesi-Arşiv)

Yemen’deki Husilerin Sözcüsü Yahya Seri, Aden Körfezi’nde İngiltere’ye ait bir geminin, Kızıldeniz’de ABD’ye ait bir destroyerin ve İsrail’in Eilat kentinin füzeler ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) hedef alındığını duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l Arabi haber ajansından (AWP) aktardığına göre, Seri, dün akşam yaptığı açıklamada, İsrail’in güneyinde bulunan Eilat’taki çeşitli hedeflere bir dizi balistik füze ve SİHA’larla operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Sözcü ayrıca, Aden Körfezi’nde bulunan bir İngiliz gemisinin (ISLANDER) doğrudan füzelerle hedef alındığını ve gemiden yangın çıktığını ifade etti.

Seri son olarak, Kızıldeniz’deki bir ABD destroyerinin çok sayıda SİHA ile hedef alındığını da sözlerine ekledi.

İsrail’in tepkisi

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformunda yaptığı açıklamada, balistik füzenin İsrail hava sahası dışında imha edildiğini bildirerek, bunun Gazze Şeridi’nde savaşın başlamasından bu yana Hetz savunma sisteminin kullanıldığı yedinci müdahale operasyonu olduğuna işaret etti.

İsrail ordusu ayrıca bugün şafak vakti, hava savunmasının Kızıldeniz bölgesinden İsrail topraklarına doğru ilerleyen bir balistik füzeyi imha ettiğini ve bunun vatandaşlar için herhangi bir tehdit oluşturmadığını duyurdu.

ABD’nin açıklaması

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Yemen’deki Husilere ait altı SİHA’nın dün Kızıldeniz’de vurulduğunu duyurdu.

CENTCOM’un açıklamasına göre, Husi milisler, Kızıldeniz’deki bir kargo gemisine iki gemisavar balistik füze fırlattı.

Açıklamada, “Kızıldeniz’de seyreden, İngiltere’ye ait, Palau bayraklı kargo gemisi M/V Islander vuruldu” denildi. 

CENTCOM, hafif yaralanmalara ve gemide hasar olmasına rağmen yolculuğa devam edildiğini de bildirdi.

CENTCOM tarafından çarşamba günü yapılan bir diğer açıklamada ise Aden Körfezi’nde tahıl taşıyan bir ABD gemisinin, Yemen’de Husi kontrolündeki bölgelerden fırlatılan iki balistik füzeyle hedef alınması sonucu küçük çapta hasar meydana geldiği bilgisi de verildi.

Husiler, 7 Ekim’den bu yana İsrail saldırısı altında olan Gazze Şeridi’yle dayanışma amacıyla İsrailli şirketlerin sahibi olduğu veya işlettiği, İsrail’e giden veya İsrail’den mal taşıyan gemileri hedef alıyor.

ABD ve İngiltere, seyrüsefer özgürlüğünü tehlikeye atma ve küresel ticareti tehdit etme yeteneğini bozmak ve zayıflatmak amacıyla Husi bölgelerine hava saldırıları düzenledi.


SOHR: El Ömer petrol sahasındaki ABD üssü yakınlarında patlama sesleri duyuldu

Suriye'nin Halep kırsalında bir ABD üssü ( Reuters- Arşiv)
Suriye'nin Halep kırsalında bir ABD üssü ( Reuters- Arşiv)
TT

SOHR: El Ömer petrol sahasındaki ABD üssü yakınlarında patlama sesleri duyuldu

Suriye'nin Halep kırsalında bir ABD üssü ( Reuters- Arşiv)
Suriye'nin Halep kırsalında bir ABD üssü ( Reuters- Arşiv)

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Suriye'nin doğusundaki Deyrizor'da bulunan el Ömer petrol sahasındaki ABD üssü yakınlarında patlamalar duyulduğunu bildirdi.

SOHR, patlamaların ardından ABD uçaklarının Deyrizor kırsalındaki İranlı grupların mevzilerinin yakınlarında uçuş gerçekleştirdiğini aktardı.

Silahlı gruplar daha önce Irak ve Suriye'deki ABD askeri üslerini hedef aldıklarını açıklayarak, saldırıların Hamas'ın 7 Ekim’de İsrail'e yönelik saldırısının ardından bu yana devam eden İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşına bir yanıt olduğunu öne sürdü.

Gözlemevi önceki gün, İran yanlısı gruplara ait bölgelerde meydana gelen patlamalarda 10'dan fazla kişi yaralandığını, bunun, İran yanlısı grupların Suriye'deki ABD üslerine yönelik saldırılarına yaklaşık bir hafta ara verdikten sonra yeniden başlamasının ardından geldiğini bildirdi.


Filistinli gruplar Gazze'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerini hedef aldıklarını duyurdu

(AA)
(AA)
TT

Filistinli gruplar Gazze'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerini hedef aldıklarını duyurdu

(AA)
(AA)

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarından yapılan açıklamada, direnişçilerinin Gazze kentinin güneyindeki Zeytun Mahallesi'nde İsrail güçlerini havan topuyla hedef aldığı belirtildi.

Aynı bölgede İsrail ordusuna ait bir Merkava tankının "Yasin 105" tanksavar roketiyle vurulduğu aktarıldı.

Kassam mensuplarının, Gazze'nin güneyinde Han Yunus kentindeki Şeyh Nasır bölgesinde "Yasin 105" roketiyle İsrail ordusuna ait askeri nakil aracını hedef aldığı, araçtaki İsrail askerlerinden ölen ve yaralananların olduğu bildirildi.

Vurulan araçtakilerin tahliyesi için İsrail ordusunun bölgeye helikopter indirdiği kaydedildi.

İslami Cihad Hareketinin askeri kanadı Kudüs Seriyyelerinden yapılan açıklamada da Gazze kentinin Zeytun Mahallesi'nde bir grup İsrail askerine havan topuyla saldırı düzenlendiği duyuruldu. Mahallenin orta kesimlerinde ise başka bir grup İsrail askerinin patlayıcılarla hedef alındığı aktarıldı.

Filistinli direnişçilerin, Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentindeki el-Emel Mahallesi'nde bir İsrail askerini öldürdüğü belirtildi.


Gazze'deki Sağlık Bakanlığı: İsrail güçleri çekildiği Nasır Hastanesine yeniden baskın düzenledi

Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sırasında bir İsrail askeri (İsrail ordusunun web sitesi)
Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sırasında bir İsrail askeri (İsrail ordusunun web sitesi)
TT

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı: İsrail güçleri çekildiği Nasır Hastanesine yeniden baskın düzenledi

Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sırasında bir İsrail askeri (İsrail ordusunun web sitesi)
Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlar sırasında bir İsrail askeri (İsrail ordusunun web sitesi)

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, "İsrail işgal güçleri, asker taşıyan 4 araçla Nasır Hastanesine yeniden baskın düzenledi." ifadesi kullanıldı.

Bakanlıktan daha önce yapılan açıklamada, İsrail askerlerinin Nasır Hastanesinden çekildiği ve etrafında konuşlanarak hastaneyi kuşattığı bildirilmişti.

İsrail askerlerinin, hastaneye giriş ve çıkışları engellediği belirtilmiş, hastanenin zemin katındaki tüm bölümlerin kanalizasyon suları altında kaldığı aktarılmıştı.

Açıklamada, "İşgalciler, hastanedeki su depolarının ve kanalizasyon hattının onarılmasına, elektrik jeneratörünün çalıştırılmasına hala engel oluyor." değerlendirmesinde bulunulmuştu.

İsrail askerleri, uzun süre kuşatma altında tuttuğu Nasır Hastanesine 15 Şubatta baskın düzenlemiş ve hastaneyi askeri kışlaya çevirmişti.

Yaklaşık 10 bin yerinden edilmiş Filistinli ile 300 sağlık çalışanının bulunduğu hastanede İsrail güçlerinin neden olduğu elektrik kesintisi ve oksijen cihazlarının çalışmaması nedeniyle çok sayıda hasta hayatını kaybetmişti.

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) işgal altındaki Filistin topraklarındaki kıdemli insani işler görevlisi Jonathan Whittall, dün X sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda Nasır Hastanesi için "Burası iyileşme yeri değil ölüm yeri haline geldi." ifadelerini kullanmıştı.

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 410 Filistinli öldürüldü, 69 bin 465 kişi yaralandı.

Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip ediliyor.


Hizbullah, İsrail'in kuzeyindeki bir karakolu birkaç füze ile vurduğunu açıkladı

Lübnan'ın Buleyda köyünde, İsrail bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Lübnan'ın Buleyda köyünde, İsrail bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Hizbullah, İsrail'in kuzeyindeki bir karakolu birkaç füze ile vurduğunu açıkladı

Lübnan'ın Buleyda köyünde, İsrail bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Lübnan'ın Buleyda köyünde, İsrail bombardımanının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan Hizbullahı dün (Perşembe) yaptığı açıklamada, İsrail'in kuzeyindeki Malahiye Golan karakolunu birkaç füze ile vurduğunu bildirdi.

Hizbullah'ın ifadesine göre bu saldırı, son olarak Buleyda'da bir sivil savunma merkezine yapılan saldırı başta olmak üzere İsrail’in köy ve sivil haneler üzerine yaptığı saldırılara karşılık olarak gerçekleştirildi.

Öte yandan İsrail ordusu, dün (Perşembe) akşam yaptığı açıklamada, Güney Lübnan'da Margeayun bölgesinde bulunan bir Hizbullah askeri kompleksinin, Hizbullah militanlarının içeri girdiğinin tespit edilmesinin ardından bombalandığını belirtti.

Ordu, askerlerin Hizbullah militanlarının komplekse girişini tespit ettiğini ve ardından savaş uçaklarının kompleksi bombaladığını açıkladı.

Ayrıca, son birkaç saat içerisinde, İsrail'in kuzeyindeki Zerait ve Matula bölgelerine sınırdan çok sayıda füze atıldığı ve füze fırlatma noktalarının bombalandığı ifade edildi.

Ekim ayının 7'sinde Gazze Şeridi'nde başlayan savaştan bu yana, İsrail ordusu ile Hizbullah arasında sınır bölgesinde karşılıklı bombardımanlar yaşanıyor.

Hizbullah, dün akşam yaptığı açıklamada, İsrail saldırılarında iki üyesinin öldüğünü duyurdu.


Husilerden İsrail, Amerikan ve İngiliz gemilerine yönelik saldırıları artırma tehdidi

Yemen'e yardım taşıyan Amerikan kargo gemisine iki Husi füzesi saldırdı (Reuters)
Yemen'e yardım taşıyan Amerikan kargo gemisine iki Husi füzesi saldırdı (Reuters)
TT

Husilerden İsrail, Amerikan ve İngiliz gemilerine yönelik saldırıları artırma tehdidi

Yemen'e yardım taşıyan Amerikan kargo gemisine iki Husi füzesi saldırdı (Reuters)
Yemen'e yardım taşıyan Amerikan kargo gemisine iki Husi füzesi saldırdı (Reuters)

Husi, liderlik ettiği gruba ait El-Mesira televizyonunda yaptığı konuşmada, İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'te başlattığı saldırılardan bu yana Gazze'ye destek için Kızıldeniz'de ve Aden Körfezi'nde yürüttükleri faaliyetlere ilişkin bilgi verdi.

“Gazze'ye yönelik saldırının başlamasından bu yana Kızıldeniz ve Umman Denizi'nde (İsrail, ABD ve İngiltere'ye ait) 48 gemiyi hedef aldık." diyen Husi, bunun, düşmanın gemi hareketlerini azaltması, kamufle etmesi ve onlar hakkındaki bilgileri gizlemesine rağmen önemli bir rakam olduğunu söyledi.

Husi lider, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Babu'l Mendeb'deki faaliyetlerinin devam edeceğini ve bunları artırmaya çalıştıklarını belirtti.

Kızıldeniz ve Arap Denizindeki operasyonlarına "denizaltı silahları" dahil ettiklerini ifade eden Husi, bunun "düşman için endişe verici bir konu" olduğunu savundu.

İsrail'e yönelik saldırılarına ilişkin ise Husi, "Gazze Şeridi'ne yönelik saldırının başlamasından bu yana işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail hedeflerine 183 füze ve insansız hava aracı fırlattık." ifadesini kullandı.

Husi, ABD'yi Gazze'deki Filistin halkını açlığa mahkum etmek için İsrail'e en büyük desteği sağlamakla suçladı.

ABD ve İngiltere Hudeyde'ye 4 saldırı düzenledi

Öte yandan Husilere ait el-Mesire televizyonunun haberinde, ABD ve İngiltere'nin, Hudeyde'nin batısındaki El-Cebbane bölgesine 4 saldırı düzenlediği belirtildi.

Haberde konuya ilişkin ayrıntılı bilgi verilmezken, ABD ve İngiltere de konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Dün de ABD ve İngiltere hava kuvvetlerinin sahil kenti Hudeyde'ye 11 saldırı düzenlediği duyurulmuştu.

Hudeyde, uzun bir kıyı şeridine sahip olmasının yanı sıra hayati önemi bulunan üç limanı içermesi nedeniyle Yemen'in en önemli kentlerinden biri olarak kabul ediliyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığından dün yapılan açıklamada, 19 Şubat'ta Husilerin, Yemen'in Aden Limanı'na giden Yunanistan bandıralı, ABD'ye ait "M/V Sea Champion" isimli dökme yük gemisine doğru iki gemisavar balistik füze ateşlediği belirtilmişti.