Lübnan Merkez Bankası’nda başkanlık krizi sürüyor

Lübnan Merkez Bankası Başkanı yardımcılarının Lübnan Parlamentosu İdare ve Adalet Komisyonu üyeleriyle görüşmelerinden bir kare (Merkez Konseyi)
Lübnan Merkez Bankası Başkanı yardımcılarının Lübnan Parlamentosu İdare ve Adalet Komisyonu üyeleriyle görüşmelerinden bir kare (Merkez Konseyi)
TT

Lübnan Merkez Bankası’nda başkanlık krizi sürüyor

Lübnan Merkez Bankası Başkanı yardımcılarının Lübnan Parlamentosu İdare ve Adalet Komisyonu üyeleriyle görüşmelerinden bir kare (Merkez Konseyi)
Lübnan Merkez Bankası Başkanı yardımcılarının Lübnan Parlamentosu İdare ve Adalet Komisyonu üyeleriyle görüşmelerinden bir kare (Merkez Konseyi)

Lübnan Merkez Bankası Başkanı’nın dört yardımcısının Lübnan Parlamentosu İdare ve Adalet Komisyonu üyeleriyle yaptığı görüşmeler, mevcut Merkez Bankası Başkanı Riyad Selame’nin görev süresinin bitiminden sonraki döneme dair olumlu ve ikna edici izlenimlere yol açmadı. Yardımcılar, geçiş döneminde yönetimi devralmak üzere yerine getirilmesi “İmkansız koşullar” öne sürdüler. Hükümet ve parlamentodan yasalar ve prosedürler talep eden yardımcıların bu koşulları, cumhurbaşkanlığı boşluğu ışığında siyasi güçler tarafından reddedildi. Bu, İlerici Sosyalist Partisi üyeleri de dahil olmak üzere milletvekillerini, hükümetin Selame’nin yerine bir alternatif ataması seçeneğini desteklemeye sevk etti.

Selame’nin görev süresi 31 Temmuz’da sona eriyor. Mevzuat gereği, bir yönetim boşluğu oluşmasını engellemek için Merkez Bankası Başkanı’nın ilk yardımcısı Vesim Mansuri’nin geçiş dönemini devralması gerekiyor. Ancak başkanın yardımcıları, iki hafta önce topluca istifa etme tehdidinde bulunarak görevi devralma karşılığında reformlar talep etmişlerdi. Bu meseleyi dün, İdare ve Adalet Komisyonu üyeleriyle yaptıkları oturumda tartıştılar.

Lübnan Merkez Bankası Başkanı yardımcıları, eylül ayının sonuna kadar ülkenin yerel para biriminin sabit kur sisteminden dalgalı kur sistemine geçirilmesini önerdiler. Parlamento üyelerine sunulan teklifin içinde bütçe tasarısının gözden geçirilmesi, 2024 yılı bütçesinin ekim ayında hazırlanması, ‘sermaye kontrolü’ yasalarının onaylanması, bankaların yeniden yapılandırılması, mali açığın kapatılması, mevduatların korunması ve dolar piyasasının düzenlenmesi için Lübnan Merkez Bankası, parlamento ve hükümet arasında iş birliği yapılması önerileri de yer alıyordu. Merkez Bankası Başkanı’nın dört yardımcısı, kasım ayında sona ermek üzere planın aşamalı olarak uygulanması için tarihler belirledi.

Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aktardığına göre, Lübnan Merkez Bankası Başkanı’nın yardımcıları tarafından sunulan plan, yerine getirilmesi “imkansız koşullar” içeriyor. Zira plan, önümüzdeki ayın başından itibaren Lübnan Merkez Bankası’nın benimsediği tüm politikaların durdurulmasını talep ediyor. Kaynaklar “planın yasal düzenlemelere ihtiyacı olduğunu ancak cumhurbaşkanı boşluğu ışığında önemli siyasi bloklar tarafından parlamentoda yasama sürecinin boykot edilmesi nedeniyle bunun yapılmasının zor olduğuna” işaret ettiler. Oturumdan sonra oluşan izlenime göre yardımcıların sunduğu teklifin “net olmadığına da” dikkat çektiler.

Tartışma oturumu kalabalıktı. Kaynaklara göre, Hizbullah parlamento bloğunun temsili dışında siyasi bileşenlerin çoğunun temsilcileri toplantıya katıldı. Kaynaklar Emel Hareketi, Özgür Yurtsever Hareketi, Lübnan Kuvvetleri Partisi, İlerici Sosyalist Partisi ve Değişim Bloğu temsilcilerinin yanı sıra bağımsızların aktif katılımına dikkat çekti.

Kalkınma ve Kurtuluş Bloğu üyesi milletvekili Kablan Kablan, dört yardımcının “Başkan Selame’nin Merkez Konseyi’nin görüşüne aykırı hareket ettiği ve Konsey’in görüşü dışında hükümetin ve resmi müdürlüklerin taleplerine dayanan politikalar uyguladığı konusunda ısrar ettiğini” söyledi. Ayrıca Kablan’a göre yardımcılar, “Merkez Bankası Başkanı Selame’nin politikalarını durdurmayı ve değiştirmeyi hedeflediklerini açıkladılar”. Buna göre bu değişiklikler, Merkez Bankası’nın rezervlerinden para çekmeyi durdurmayı, döviz kurunu desteklemek için piyasaya müdahale etmeye son vermeyi ve Merkez Bankası tarafından yönetilen ‘sarraflık’ platformunu belirli bir süre durdurmayı içeriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Kablan şu ifadeleri kullandı:

“Bu zorluklarla nasıl başa çıkılacağına dair net cevaplar alamadık. Döviz kurunu kontrol etme yeteneklerinden emin olduklarını söylediler. Ancak bazı cevaplar ikna edici değildi. Özellikle de döviz kuru serbestleştiğinde doların lira karşısında rekor bir şekilde yükselişe geçmesi durumunda frenleme planı ile ilgili soruya verdikleri cevaplar. Cevaplardan bazıları problemlerin hafife alındığını gösterdi. Kısacası inandırıcı değillerdi.”

Kablan’a göre cumhurbaşkanlığı boşluğunun ışığında yasa çıkarılmasının reddedilmesi ve hükümetin geçici olduğu gerekçesiyle kararlar almasının istenmemesi hususunda bloklar arasında iç çatışmalar yaşanırken teklifte istenen yasaların ve uygulamaların parlamento ve hükümet tarafından kabul edilmeyeceği göz önüne alındığında, bu tartışmalardan başkanın görevlerinin yardımcıları tarafından alınmasının siyasi anlamda bir garanti teşkil etmeyeceği anlaşılıyor. Kablan “Bazı parlamenter bloklar, boşluk oluşmaması için görevi devralmalarını istiyor ancak aynı zamanda taleplerini yasalaştırmayacaklar (...) Başkan yardımcıları eski politikaların değiştirilmesini talep ediyor, ancak talep ettikleri garantileri ve reform yasalarını alamayacaklar” dedi.

Kablan net bir siyasetin olmaması ve reform taleplerine siyasi desteğin olmaması nedeniyle hükümetin yeni bir başkan atamasını talep ettiğini belirterek, hükümetin yeni başkan seçmesi konusunda İlerici Sosyalist Partisi temsilcilerinin görüşünün belirleyici olduğunu vurguladı.

31 Ekim’den beri ülkede bir cumhurbaşkanlığı boşluğu var. Özgür Yurtsever Hareketi ve Lübnan Kuvvetleri gibi bazı siyasi güçler, parlamentonun cumhurbaşkanının belirlenmesi için bir seçim organına dönüşmesi gerektiğinden hareketle, boşluk döneminde parlamentoda yasama işlerinin yapılmasına karşı çıkıyor. Ayrıca, Özgür Yurtsever Hareketi ve diğer Hristiyan oluşumlar, geçici bir hükümette herhangi bir atama yapılmasını kabul etmiyorlar ve cumhurbaşkanı seçildikten sonra yeni bir hükümetin atanmasını bekliyorlar.

Herhangi bir döviz kuru düşüşünü ‘frenleme’ görevi, şu anda Merkez Bankası’nın kontrolünde olduğu için Lübnan hükümetinin önündeki en büyük zorluklardan birini oluşturuyor. Lübnan Merkez Bankası Başkanı yardımcıları, döviz kuru politikasının tamamen ‘yönetilecek şekilde’ dalgalı kura geçmesini önerdiler.

Yardımcıların planında, Merkez Bankası’nın Eylül 2023’ün sonuna kadar dalgalı kura geçmek ve gerektiğinde müdahale edebilmek için gerekli yönetmelikleri oluşturacağı taahhüdü yer alıyor.

Belgede ayrıca yeni bir elektronik döviz platformu oluşturulması önerildi, ancak Merkez Bankası’nın lirayı desteklemek için rezervlere bel bağlanmasından kaçınmak amacıyla piyasada olabildiğince dolar almaya devam edeceği belirtildi.



Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
TT

Irak, İHA’ların DEAŞ militanlarının kaçmasına neden olabileceğinden endişe ediyor

Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)
Tutuklu DEAŞ üyelerinden bir grup (Arşiv-WAA)

Irak Adalet Bakanlığı dün, Bağdat Havalimanı yakınlarındaki Ebu Gureyb Hapishanesi'nde tutulan DEAŞ üyelerinin, Amerikan danışmanlarının bulunduğu Victoria üssünün füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınması sonucu kaçma olasılığı konusunda uyarıda bulundu.

Şarku’l Avsat'a konuşan bir güvenlik kaynağı, DEAŞ liderlerinin ve mahkumların her bombalamada "Allahu Ekber" diye bağırarak, tıpkı 2013'te olduğu gibi kaçmayı umduklarını açıkladı. Kaynak, "El-Zeytun" istasyonuna yapılan bombalı saldırının ardından cezaevinin elektriğinin kesildiğini de vurguladı.

Öte yandan, Irak Petrol Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve güneyden yapılan petrol ihracatının tamamen durması nedeniyle Erbil'den, Türkiye'nin Ceyhan limanı üzerinden petrol ihracatına yeniden başlamasını istediğini doğruladı. Ancak Erbil bunu reddetti ve bakanlığın "ihracatla ilgisiz" olarak nitelendirdiği şartlar öne sürdü. Kürt bir yetkili, en önemli talepler arasında silahlı grupların bölgeye yönelik saldırılarının durdurulması ve Bağdat'ın bütçesini kısmasının ardından (2014-2018) bölgenin inşa ettiği boru hattıyla ilgili borçların ödenmesi için mali tazminat sağlanmasının yer aldığını belirtti.


Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
TT

Lübnan ile İsrail arasında “doğrudan müzakereler” olasılığı azaldı

Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki uluslararası UNIFIL güçlerine ait bir araç, İsrail'in bombaladığı bir sağlık merkezinin önünden geçerken (AFP)

Lübnan ile İsrail arasında önümüzdeki çarşamba günü, Fransa tarafından sunulan ve bir ‘saldırmazlık anlaşmasına’ dönüşebileceği düşünülen plan çerçevesinde doğrudan müzakerelerin başlayabileceğine dair haberlerin gelmesine rağmen İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, önümüzdeki günlerde herhangi bir müzakere planlanmadığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanlığı ise herhangi bir girişimleri olmadığını belirtti.

Tel Aviv'deki siyasi kaynaklar, Sa'ar'ın sözlerinin geleneksel bir manevra biçimi olduğunu belirterek Hizbullah, saldırılarını durdurmadan İsrail'in müzakerelere başlamayacağına işaret ettiler. İsrail basını, müzakerelerin Lübnan'ın İsrail'i tanıması karşılığında İsrail'in Lübnan topraklarının bütünlüğünü tanımasını içeren bir ‘siyasi bildiri’ üzerine yürütüleceğini, savaşın durdurulması ve İsrail'in kademeli çekilmesiyle başlayıp anlaşmanın imzalanmasıyla tam çekilmeye varacak şekilde düzenleneceğini ve önerinin Fransız hükümeti tarafından hazırlandığını bildirmişti.

Öte yandan Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürerek bölge sakinlerine kendi şartlarını dayatıyor. Son olarak işyeri sahiplerine, okullara ve inşaat komitelerine güvenlik kameralarını tamamen kapatmalarını, internet bağlantısını kesmelerini ve hatta elektriklerini keserek kameraların tamamen çalışmaz hale getirilmesini emretti.

Hizbullah, bu talebin nedenlerini açıklamamış olsa da bu durum hem suç ve hırsızlıkların önlenmesi hem de Hizbullah üyelerinin yerleşim bölgelerine sızarak bu bölgeleri İsrail saldırılarına daha fazla maruz bırakması açısından birçok güvenlik endişesini beraberinde getirdi.


Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
TT

Hizbullah, Beyrut’un güvenlik zaaflarını ortaya çıkardı ve gözetleme kameralarının kaldırılması talimatı verdi

Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)
Bu ay içinde Beyrut’un Burc Hammud bölgesinde bir apartman dairesini hedef alan İsrail saldırısının izleri (Reuters)

Hizbullah, başkent Beyrut’un bazı bölgelerini güvenlik bölgelerine dönüştürdü ve bu alanlarda yaşayanlara kendi şartlarını dayatmaya başladı. Son olarak örgütün, Basta el-Fevka, Basta et-Tahta ve Nuveyri hattındaki mahallelerde, ayrıca bu bölgelerden Hendek el-Gamik ve el-Başura’ya kadar uzanan ara sokaklarda bulunan ticari işletmeler, okullar ve apartman yönetimlerine talimat gönderdiği bildirildi. Söz konusu talimatta, güvenlik kameralarının tamamen kapatılması, internet ağından çıkarılması ve nihayetinde elektriğinin kesilerek tamamen çalışamaz hale getirilmesi istendiği ifade edildi.

Güvenlik sorunu ve suçların yaygınlaşması

Hizbullah’ın bu talebinin gerekçeleri açıklanmazken, söz konusu adımın güvenlik güçlerinin suçla mücadele kapasitesi üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Üst düzey bir güvenlik kaynağı, yaşananların ciddi bir güvenlik sorunu yaratacağını belirterek, suçların yaklaşık yüzde 90’ının ‘kameraların tespiti ve bir sokaktan diğerine yapılan takip sayesinde ortaya çıkarıldığını’ söyledi. Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kameralara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Özellikle de yoğun yerinden edilme hareketleri ve sokak ile mahallelerde yaşanan olaylar nedeniyle güvenlik durumunun zorlaştığı bu dönemde” dedi. Aynı kaynak, bazı olaylarda savaş silahlarının da kullanıldığını ve buna bağlı olarak suç oranlarında artış ihtimali bulunduğunu belirterek, “Kameraların kapatılması ve devre dışı bırakılması kaçınılmaz olarak suçun yayılmasına yol açacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’in saldırılarına ilişkin endişeler

Beyrut Menarti Derneği Başkanı Avukat Mervan Selam da Hizbullah’ın tutumuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Selam, Beyrut sakinlerinden kendisine ulaşan başvurularda, Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının bazı dükkân ve bina sahiplerinden ‘güvenlik kameralarını sökmelerini ya da kapatıp internet ağından ayırmalarını’ istediğinin aktarıldığını söyledi.

sdvd
İsrail’in düzenlediği ve Hamas hareketinden bir liderin ölümüne yol açan hava saldırısının ardından Sayda’daki bir binadan duman yükseliyor. (EPA)

İsrail’in, Hizbullah yöneticilerini apartman daireleri ve mahallelerde hedef alarak takip ettiği bir dönemde, söz konusu uygulamanın bölge sakinlerinde kaygı yarattığını belirten Selam, “Mahalle halkı, bu önlemlerin Hizbullah yetkilileri ve mensuplarına bölgelerinde serbest hareket alanı sağlayacağından ve bunun da İsrail hava saldırılarıyla hedef alınma riskini artıracağından endişe ediyor” dedi. Selam, bu adımın özellikle kuyumcular, döviz büroları ve süpermarket gibi ticari işletmeler arasında ciddi bir tedirginliğe yol açtığını belirterek, “İşletme sahipleri, kameraların devre dışı kalmasını fırsat bilen çetelerin hırsızlık ve soygun girişiminde bulunmasından korkuyor” ifadesini kullandı. Aynı kaygının, binalara girip çıkanları bu kameralar aracılığıyla takip eden apartman yönetimleri için de geçerli olduğunu vurgulayan Selam, bilinmeyen kişilerin binalara sızması ve bunun güvenlik riskleri doğurması ihtimaline dikkat çekti.

Selam, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Vatandaşların endişelerini İçişleri ve Belediyeler Bakanı Ahmed el-Haccar’a ilettik. Kendisi konunun yakından takip edildiğini, ayrıca Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri bünyesindeki Bilgi Şubesi ve Lübnan Ordusu İstihbarat Müdürlüğü ile de sürecin izlendiğini bildirdi. Olayın gerçek boyutunun ortaya çıkarılması ve sorumluların belirlenmesi için derhal soruşturma başlatılmasını talep ettik” dedi.

Hizbullah’ın hareket özgürlüğü

Hizbullah’ın bu adımı atmasının arkasında birden fazla neden olabileceği belirtiliyor. Bilgi teknolojileri ve iletişim alanında uzman Amir et-Tabaş, Lübnan piyasasında yaygın olarak kullanılan birçok gözetim ekipmanının teknik olarak siber saldırılara açık olduğunu söyledi. Tabaş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, buna güvenlik kameraları ve bunlara bağlı kayıt cihazlarının (NVR) da dahil olduğunu belirterek, “Bu kameralar yalnızca görüntü kaydetmekle kalmıyor; yüksek hassasiyetli lenslere sahip olmalarının yanı sıra, ses kaydı yapabilen mikrofonlar da içeriyor” dedi. Tabaş’a göre, ‘düşman bir tarafın’ -özellikle İsrail’in- bu cihazlara sızması durumunda, söz konusu sistemler bulundukları sokaklarda veya kapsama alanı içindeki yerlerde olup biteni doğrudan ses ve görüntüyle aktaran bir araca dönüşebilir. Bu da kameraların fiilen hareketleri izlemek için kullanılabilecek bir gözetim aracına dönüşmesi anlamına geliyor.

sdvds
İki yerinden edilmiş kişi, Beyrut’taki bir mülteci kampına sünger yatak taşıyor. (EPA)

Tabaş, meselenin aynı zamanda sahadaki bilgilerin doğrulanmasıyla da ilgili olduğunu belirterek, “Örneğin hedef alınma ihtimali bulunan bir konvoyun geçtiği durumda, sokaklardaki çeşitli gözetim araçları aracılığıyla bunun askeri varlığı doğrulanabilir” dedi. Ona göre, yalnızca o noktadan geçen kişiler bile hedefin kimliğinin tespit edilmesine katkı sağlayabilir.

Tabaş, yüzün gizli olduğu durumlarda yüz tanıma teknolojisinin kullanılamayacağını, ancak başka yöntemlere başvurulabileceğini ifade etti. Bunlar arasında ‘kişinin konuşmasının kameralarca kaydedilmesi durumunda ses izi analizi, vücut hareketlerinin ve beden yapısının incelenmesi ile kimliğin doğrulanmasına yardımcı olabilecek çeşitli teknik göstergeler’ bulunuyor. Tabaş ayrıca sokaklardaki güvenlik kameralarının ‘canlı yayın (live feed)’ sağlayabildiğini ve bu sayede izlenen kişilerin hareketlerinin anbean takip edilebildiğini belirterek, bunun aynı anda bölge üzerinde uçan insansız hava araçlarıyla (İHA) eş zamanlı kullanılabileceğine dikkat çekti. Ona göre İHA’lar havadan görüntüleme ve gözetleme imkânı sunarken, sokak ve dar mahallelerdeki kameralar çok daha ayrıntılı bir izleme imkânı sağlayabiliyor.

fdvfd
Lübnan Dağı’nın Armon bölgesinde bir apartmanın vurulduğu yerin yakınında bulunan yerinden edilmiş kişiler (AFP)

Söz konusu tedbirler, 7 Mayıs 2008 Beyrut Olayları olarak bilinen olayları da hatırlatıyor. Bu olayların patlak vermesinin nedenlerinden biri, o dönem Lübnan hükümetinin Hizbullah’a ait özel telekomünikasyon ağıyla ilgili aldığı ve örgütün müdahale edilmesini reddettiği karardı. Aynı dönemde hükümetin, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla Beyrut’ta görece yüksek gözetim kapasitesine sahip güvenlik kameraları kurmayı planlaması da gerilimi artıran bir diğer unsur olmuştu. Tabaş, bu adımların Hizbullah tarafından hareket alanını izlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildiğini belirterek, bunun sonucunda Beyrut’un askeri olarak ele geçirilmesine yol açan gelişmelerin yaşandığını ifade etti. Tabaş ayrıca, Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah’ın, 2024 yılında yaşanan son savaşın ilk haftasında akıllı telefonların kapatılması çağrısı yaptığını hatırlattı. Nasrallah’ın o dönemde akıllı telefonların düşman tarafından izleme ve takip faaliyetlerinde kullanılabilecek bir araca dönüşebileceği uyarısında bulunduğunu ve görüntü çekimi ile kamera kullanımına karşı da uyarı yaptığını belirtti.