Eşitliğin sınırları… Irak'taki kadın örgütleri ne yaptı?

Yöneticileri, olumlu ve yasal rolünü onaylıyor: "Toplumun veya hedef grupların gerçekliğinde bir değişiklik fark etmedik"

Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
TT

Eşitliğin sınırları… Irak'taki kadın örgütleri ne yaptı?

Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP

Şaza el-Amili 

Önceki rejim döneminde Irak'ta sivil toplum kuruluşlarına ayrıcalık tanınmıyordu.

Aynı şekilde feminist faaliyetin Irak toplumu üzerinde net bir etkisi yoktu.

O dönemde iktidardaki rejim, hiçbir hükümet dışı faaliyete veya hükümdarın kisvesinden çıkmayan faaliyetlere izin vermiyordu.

Bugün Irak, kadın sivil toplum kuruluşlarının artan bir faaliyetine tanık oluyor. Bu örgütler, son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla kuruldu.

Bu kuruluşlar, cinsiyete dayalı şiddetle mücadele, kadınların siyasi ve sosyal katılımını teşvik etme, mağdurlara hukuki ve psikolojik destek sağlama, onlar için eğitim ve mesleki eğitim teşvik etme ve onları işgücü piyasasına katılmaya teşvik etme gibi kadın haklarına ilişkin çok çeşitli konularda çalışıyor.

Örgütler ayrıca, sorunlarına ilişkin farkındalığın artırılmasında ve rollerine ilişkin toplumda hâkim olan fikir ve kavramların değiştirilmesinde ve daha fazla değişime yönelik hedeflerine ulaşmak için devlet kurumları ve uluslararası ve yerel kuruluşlarla ortaklıklar kurulmasında hayati bir rol oynuyor.

Ancak Iraklı kadın sivil toplum kuruluşları, kadınları toplumun her kesiminde temsil edebildiler mi?

Kadınların temsili

'Dream' İnsani Yardım Örgütü CEO'su Navvar Asım, Iraklı kadınların temsilinin var olduğunu söyledi.

Ancak kadınların gücünün bir hükümetten diğerine değiştiğini belirten Asım, "Ama toplumdaki rolleri de destekleniyor" dedi.

İster bir örgütün lideri ister bir üyesi olsun kadının, rolünü harekete geçirecek bir vizyona sahip olması gerektiğini aktaran Asım, "Bu örgütlere gölge düşüren Irak gerçeğini tüm siyasi ve ekonomik dalgalanmalarıyla fark etmelidir. Başlangıçta toplum, savaşlar ve siyasi çatışmalar sonucunda parçalanmışsa bu, bu toplumun ayrılmaz bir parçası olarak kadınlara da yansıyacaktır" ifadelerini kullandı.

Asım, "Önemli rolleri nedeniyle sivil toplum kuruluşlarının tam özgürlüğünü korumayı umuyorum. Pozitif baskı grupları oluşturabilirler. Kendi ve gönüllülerinin çalışmalarını düzenleyen yasal bir çerçeve olmalıdır. Örgütlerin liderliğinin devlet kurumlarında çalışmayan kişilerle sınırlandırılması daha iyidir" şeklinde konuştu.

Navvar Asım ayrıca kuruluşları, olumlu değişim için bir baskı aracı olarak kalmaya devam etmek için gerçek etkili topluluk alanlarını kullanmaya, işlevsel kapasite ile sivil işi birleştiren bir tarafça müdahale edilmemeye ve gerçekte gerçek bir değişim yaratmaya çalışmaya çağırdı.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sözcüsü Haydar Mecid, "2010 tarihli ve 12 sayılı kanun, Irak'ta yabancı kuruluşlar da dahil olmak üzere her biri kendi uzmanlığına göre çalışma ruhsatı verilen sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını garanti eden kontrolleri ve mekanizmaları tanımlamaktadır" ifadelerini kullandı.

Mecid, "Irak'ta faaliyet gösteren yerel kuruluşların sayısı 4 bin 500'ü aşarken, ülkede faaliyet gösteren yabancı kuruluşların bine yakın şubesi bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu, çalışmalarını Dışişleri Bakanlığı ile Bakanlar Kurulu Sekreterliği bünyesindeki Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı arasındaki yazışmalar yoluyla organize eder. Iraklı kadınların feminist gerçekliğiyle ilgilenenler de dahil olmak üzere bu örgütlerin her birinin kendi sektörü vardır" dedi.

Mecid, kadın meseleleri ve haklarıyla ilgilenen kuruluşların göreceli başarısına dikkati çekerken, "Sivil Toplum Kuruluşları Başkanlığı, özellikle bazı vilayetlerin terör örgütü DEAŞ'ın kontrolüne geçtiği dönemde, insan hakları örgütleriyle doğrudan koordinasyon içinde kadın haklarının gözetilmesinde ve özgürlüklerinin savunulmasında büyük rol oynamıştır" şeklinde konuştu. Haydar Mecid'e göre bu örgütler, belirli aralıklarla bu bölgelere saha ziyaretleri yaparak, insani ve tıbbi yardım sağlayarak, çalıştaylar düzenleyerek ve rehabilitasyon kursları açarak kurtarılan bölgelerde kadın meselelerinin takip edilmesinde büyük rol oynadılar.

İhlalde bulunan örgütlere karşı uyarı ve görevden uzaklaştırma gibi yasal önlemler alındığını açıklayan Mecid, yoksul, yetim, dul ve etkilenenler adına dilencilik benzeri bir şekilde alenen bağış toplamak gibi ihlalin türüne göre cezalar verildiğini dile getirdi.

Haydar Mecid, "Devlet Kuruluşları Dairesi, kuruluşların performansını takip ederek, Başkanlığa sunduğu dönemsel ve üçer aylık raporlarla, kuruluşların finansman yöntemlerini, bu fonların kaynaklarını ve kullanım şekillerini tespit etmiştir. Daire, çalışmalarını organize etmek amacıyla Ortak Harekât Komutanlığı'ndaki güvenlik makamları ve Bakanlar Kurulu Başkanlığı'ndaki Ulusal Harekat Merkezi ile koordineli olarak, bu örgütlerin Bağdat'ta veya vilayetlerde hareketlerini kolaylaştırmakla ilgilenir" dedi.

Başarılar ve zorluklar

Irak 'Kadınlar ve Gelecekler' Örgütü, 2005 yılında kuruldu ve başta kadınlarla ilgili yasa ve mevzuatları gözden geçirmek, 2030 yılına kadar 17 BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi kapsamında kadınlar, barış ve güvenlikle ilgili Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1325 sayılı kararı altında çalışmak üzere çeşitli sektörlerde kadın meseleleri alanında çalışıyor.

Eski milletvekili ve örgüt başkanı Nada el-Cuburi, "Bağdat ve Anbar'daki iki yasal ve psikolojik destek merkezinde koruma ve önleme sektörlerinde ve kadınların her düzeyde katılımı hususunda çalışıyoruz. Kuruluşumuz, Irak Kadın Ağı'ndaki bir grup örgütün parçası ve BMGK'nın 1325 sayılı kararı gündeminde çalışan 'Barış İçin Kadınlar' ağının bir üyesidir. Aynı zamanda yıllardır Arap Kadınlar Birliği üyesi ve BM Genel Sekreteri'nin Irak temsilcisinin kadın danışma grubu üyesidir" ifadelerini kullandı.

Cuburi, "Birçok kuruluşla işbirliğimiz var. Irak Parlamentosu'nun Kadın, Aile ve Çocukluk Komitesi ve onu destekleyen komitelerle ilgili bazı yasa ve yasalara dair oturumlarına katılıyoruz. İsveç kuruluşu Kvinna till Kvinna (Kadınlar için Kadınlar) ile kadınlarla ilgili konuların yazılmasına katkıda bulunuyoruz. Toplumsal değişim teorisi kapsamında da çalışıyoruz. Bağdat ve Anbar'da birçok programımız var ve iletişim araçlarında ve uydu kanallarında kadın sorunları, sağlıkları, çocukluk yasaları ve aile içi şiddetle mücadele ile ilgili konularda aktif bir varlığımız bulunuyor. Bağdat ve el-Anbar'da birçok programımız var ve kadın sorunları, sağlıkları, çocukluk yasaları ve aile içi şiddetle mücadele konularında iletişim araçlarında ve uydu kanallarında aktif bir varlığımız var. Ayrıca toplum polisi, birçok grup ve bakanlık ile işbirliği yapıyoruz. Ayrıca Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği bünyesindeki Kadının Güçlenmesi Daire Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve bu konuda çalışan birçok resmi ve sivil toplum kuruluşu ile mutabakat zaptımız var" açıklamasında bulundu.

'Zad el-Hayr' hayır kurumu ise vatandaşlar arasında yardımlaşma ruhunu, toplumsal dayanışma kuralını toplumun farklı sınıfları arasında yaymayı, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmayı ve her türlü hayır işlerini gerçekleştirmeyi amaçlıyor.

Örgüt Başkanı Azra Abdulemir, "Çalıştığımız Bağdat'tan rastgele seçilen 500 aile üzerinde yapılan bir ankete göre kuruluşumuz, hedeflerinin yüzde 95'ine ulaştı. Diğer gruplara ve yeni hayırsever yönlere hizmet etmeye başladığı için örgütün hedeflerinde ayarlamalar yapma sürecindeyiz" dedi.

Abdulemir, "Aziz ülkemizin insanlarına hizmet etmek için çalışmaktan daha çok gurur duyuyor, iş, tedavi, giyecek ve yemek olmak üzere üç eksende dul ve muhtaç kadınlara, yetim çocuklara, yerinden edilmiş ve engellilere yardım etmeye devam ediyoruz. Aile fertlerim, gönüllü üyelerim, sağlık kadrolarıyla ünlü özel hastaneler, eczaneler, tıp merkezleri, Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı ve Bağdat vilayetindeki gönüllü işler dairesinin katıldığı her hayır işine benimle birlikte katılırlar" ifadelerini kullandı.

Bağış

Hayır işleriyle ilgili olarak ise Azra Abdulemir, "Örgüt, genellikle Irak'ın tüm vilayetlerinde yukarıda belirtilen tüm kesimler için ücretsiz ameliyatlar ilan eder. Nitelikli doktorları ile öne çıkan özel hastanelerde operasyonlar gerçekleştirilmektedir. Bugüne kadar 3 bin 769 ameliyat gerçekleştirildi ve bağış toplanmadı. Örgüt, giysi, yemek sepeti ve kışlık battaniye dağıtma ve binlerce öksüz çocuğa sponsor olma kampanyalarında yerinden edilmiş çok sayıda kişiye fayda sağladı" dedi.

Abdulemir'e göre örgüt, bu yıl 853 kadın, erkek ve çocuğa kornea hasarı olan kişilere özel kornea nakli için ücretsiz hayırsever tedavi projesinin bir parçası olarak ikinci aşamada 'Yalla Neşuf (Bakalım)' adlı bir kampanya başlattı. Öncesinde ise 2022 yılında Bağdat ve vilayetlerde 185 faaliyet gerçekleştirildi. Irak'ın göz bankası olmaması nedeniyle Sağlık Bakanlığı, kornea sağlamak amacıyla ABD'deki Uluslararası Göz Bankası'na başvurmayı taahhüt etti.

Örgüt başkanı, "Üç yıldır dul, boşanmış, yetim, engelli ve yerinden edilmiş çocuklardan oluşan 843 aileye yazlık ve kışlık kıyafet ve bayramlık kıyafet dağıtımı yapıyoruz. İki yıl boyunca, her gün yaklaşık bin 500 kişiye gıda dağıtarak 198 bin yerinden edilmiş kişiye fayda sağladık ve şimdi bir ayda 14 büyük operasyon yürütüyoruz" dedi.

Misan Üniversitesi Hukuk Profesörü Macid el-Macbas, "Irak yasa koyucular, sivil işlere dikkat etmeye çalıştı. Bu arayış, sivil toplum kuruluşlarının tüm hükümlerini düzenleyen ve bu kuruluşların hak ve yükümlülüklerini koruyan 36 maddede yer alan 2010 tarihli 12 sayılı Sivil Toplum Kuruluşları Kanunu'nun mevzuatı ile sonuçlandı. Sivil işler ve onu yürüten kuruluşlar için tam koruma sağladı. Ancak yoksunluğa karşı savunmasız gruplar da dahil olmak üzere birçoğu marjinalize edildiğinden, Irak toplumu gerçekliğinde veya hedef grupların gerçekliğinde pratik bir değişiklik fark etmedik" şeklinde konuştu.

Kadınların desteklenmesi ve güçlendirilmesi ile ilgili olarak hukuk profesörü, "Sivil toplum kuruluşları bu hedeflere ulaşamadı. Gerek Irak anayasasında gerekse hayatın her alanına aktif olarak katılmalarına izin veren diğer yasalarda olsun, Irak yasalarının şu anda kadınlara büyük ölçüde adalet sağlaması gerçeğine rağmen, Iraklı kadınları gereken düzeye ilerletmedi" dedi.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı'nın 2010 tarihli 12 sayılı Sivil Toplum Kuruluşları Kanunu, sivil toplum kuruluşlarının rolünü güçlendirmeyi, desteklemeyi ve geliştirmeyi, yasalara uygun olarak bağımsızlıklarını korumayı, vatandaşların sivil toplum kuruluşu kurma ve bunlara katılma özgürlüğünü geliştirmeyi ve Irak ve yabancı sivil toplum kuruluşlarının kayıt sürecini düzenleyen merkezi bir mekanizma oluşturmayı amaçlıyor.

Kanun, sivil toplum kuruluşlarının anayasaya ve yürürlükteki Irak yasalarına aykırı hedefler belirlemesini ve faaliyetlerde bulunmasını, üyelerine kişisel çıkar sağlamak amacıyla fon dağıtmak üzere iş yapmasını veya kamu görevi adaylarını desteklemek veya onlara maddi destek sağlamak için vergi ödemek ve para toplamak amacıyla kuruluşu istismar etmesini yasaklıyor. 

 

Independent Türkçe



Lübnan Başbakanı, İsrail hava saldırıları nedeniyle "insani bir felaket" yaşanabileceği uyarısında bulundu

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, 3 Aralık 2025'te Beyrut'taki hükümet merkezinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, 3 Aralık 2025'te Beyrut'taki hükümet merkezinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
TT

Lübnan Başbakanı, İsrail hava saldırıları nedeniyle "insani bir felaket" yaşanabileceği uyarısında bulundu

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, 3 Aralık 2025'te Beyrut'taki hükümet merkezinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, 3 Aralık 2025'te Beyrut'taki hükümet merkezinde gazetecilere açıklama yaptı (Reuters)

Lübnan Başbakanı Navvaf Selam, dün geceden bu yana İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine yönelik yaygın tahliye uyarıları ve ardından gelen hava saldırılarından sonra binlerce kişinin evlerini terk etmesi üzerine bugün "insani bir felaket" uyarısında bulundu. Arap ve yabancı ülkelerin büyükelçilerine hitap eden Selam, "Bu yerinden edilmenin hem insani hem de siyasi düzeydeki sonuçları emsalsiz olabilir" diyerek, "yaklaşan bir insani felaket" konusunda uyardı.

İsrail, dün gece ve bu sabah çeşitli noktaları hedef alan askeri gerilimin bir parçası olarak, Lübnan'ın güneyindeki birkaç kasabaya ve Beyrut'un güney banliyölerindeki bölgelere bir dizi hava saldırısı düzenledi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı, "düşman savaş uçaklarının" Lübnan'ın güneyindeki Srifa, Ayta el-Şaab, Tuline, el-Savana ve Mecdel Silim gibi kasabalara gece baskınları düzenlediğini bildirdi. Ajans ayrıca, İsrail savaş uçaklarının güneydeki Akun kasabasının yanı sıra güney Lübnan'daki Kalaviye, el-Haniya ve Hiyam kasabalarını da hedef aldığını belirtti. Ayrıca, Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'nde bulunan Duris kasabasına da iki baskın düzenlendi.

İsrail ordusu bugün Beyrut'un güney banliyölerine bir dizi baskın düzenleyerek çeşitli mahalle ve bölgeleri hedef aldı.


Savaşın başlangıcından bu yana İsrail’in Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 120’den fazla kişi hayatını kaybetti

Lübnan’ın güneyindeki evlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılar, Beyrut’un doğusundaki bir okula sığındı. (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki evlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılar, Beyrut’un doğusundaki bir okula sığındı. (AFP)
TT

Savaşın başlangıcından bu yana İsrail’in Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 120’den fazla kişi hayatını kaybetti

Lübnan’ın güneyindeki evlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılar, Beyrut’un doğusundaki bir okula sığındı. (AFP)
Lübnan’ın güneyindeki evlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılar, Beyrut’un doğusundaki bir okula sığındı. (AFP)

Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın dün açıkladığı yeni verilere göre, pazartesi günü Hizbullah ile İsrail arasında başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan’da 123 kişi hayatını kaybetti. İsrail, akşam saatlerinde Beyrut’un güney banliyölerine hava saldırıları başlatmadan önce bölge sakinlerine tahliye uyarısı yaptı.

Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Pazartesi sabahından bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 123’e, yaralı sayısı ise 683’e yükseldi” ifadesi yer aldı. Açıklamada, hastanelere yeni yaralıların getirilmeye devam etmesi nedeniyle sayının artabileceği belirtildi. Daha önce yapılan bir açıklamada yaşamını yitirenlerin sayısının 102 olduğu bildirilmişti.

Resmi medya ve Sağlık Bakanlığı’na göre, Lübnan’ın güneyi ve doğusuna düzenlenen hava saldırılarında 14 kişi hayatını kaybetti. Bu sırada İsrail ordusu, ülkenin geniş bölgelerinde yaşayan sivillere tahliye çağrısını yineledi.

Sağlık Bakanlığı dün akşam yaptığı açıklamada, Batı Bekaa bölgesindeki Meşğara beldesinde bir eve düzenlenen İsrail hava saldırısında “5 yaşında bir kız çocuğu ve 7 yaşında bir erkek çocuğu dahil dört kişinin” yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Aynı bölgede bulunan Labaya beldesine düzenlenen bir başka İsrail saldırısında da iki kişi yaşamını yitirdi. Bakanlığa göre saldırıda üç kişi yaralandı; yaralılar arasında durumu ağır olan iki kız çocuğu da bulunuyor.

Dün daha erken saatlerde ise Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), ülkenin güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı el-Kefur beldesinin muhtarı ile eşinin, beldeye düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybettiğini bildirdi.

6j
İsrail bombardımanının ardından Lübnan’ın güneyindeki bir köyden yükselen duman (EPA)

Şarku’l Avsat’ın NNA’dan aktardığına göre aynı bölgede yer alan Zotar eş-Şarkiye beldesinde bir eve düzenlenen hava saldırısında bir erkek, eşi ve iki çocuğundan oluşan bir aile hayatını kaybetti. NNA, ailenin ‘düşman savaş uçaklarının evlerini hedef alan hava saldırısı’ sonucu öldüğünü bildirdi.

İsrail dün saldırılarının kapsamını genişletti. Güney Lübnan’daki çeşitli beldelerin yanı sıra Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Beyrut’un güney banliyöleri ve doğudaki Bekaa bölgesinde yer alan Zahle kenti de hedef alındı. Sağlık Bakanlığı’na göre sabah saatlerinde kentin girişinde bir araca düzenlenen saldırıda iki kişi yaşamını yitirdi.

İsrail, gece yarısından sonra kuzeydeki Trablus kentinde bulunan el-Bedavi Filistin Mülteci Kampı’ndaki bir daireyi de hedef aldı. NNA’ya göre saldırıda Hamas mensubu bir yetkili ile eşi hayatını kaybetti.

Gece saatlerinde ise Beyrut ile kentin uluslararası havalimanını birbirine bağlayan yolda birkaç dakika arayla iki araca düzenlenen İsrail hava saldırılarında üç kişi öldü.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre Hizbullah ile savaşın başlamasından bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında 100’den fazla kişi hayatını kaybederken, 638 kişi de yaralandı.

İsrail Ordu Sözcüsü dün yaptığı açıklamada, Litani Nehri’nin güneyinde ve sınır boyunca yaklaşık 30 kilometrelik alanda yaşayan sivillere yönelik tahliye uyarısını yineledi. Açıklamada, Sur ve Bint Cubeyl’in de kapsama dahil olduğu belirtilerek, “Hizbullah tarafından askeri amaçlarla kullanılan her evin hedef alınabileceği” uyarısında bulunuldu.

İsrail ordusu ayrıca dün öğleden sonra Beyrut’un güney banliyölerindeki bazı mahalleleri kapsayan yeni bir tahliye çağrısı yayımladı. Bu uyarı kentte paniğe yol açtı.

Öte yandan İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir dün akşam yaptığı açıklamada, birliklerine Lübnan sınırı boyunca ilerleme ve kontrol hattını derinleştirme talimatı verdiğini duyurdu. Zamir, güney Lübnan’da kilit noktalarda askeri mevziler kurulacağını belirtti.


İsrail, Lübnan'ın güneyine ve Beyrut'un güney banliyölerine bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdi

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki Camus mahallesini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki Camus mahallesini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail, Lübnan'ın güneyine ve Beyrut'un güney banliyölerine bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdi

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki Camus mahallesini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki Camus mahallesini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail, gece boyunca ve sabaha kadar çeşitli noktaları hedef alan askeri gerilimin bir parçası olarak, Lübnan'ın güneyindeki çeşitli kasabalara ve Beyrut'un güney banliyölerindeki bölgelere bir dizi hava saldırısı düzenledi.

Ulusal Haber Ajansı "düşman savaş uçaklarının" Lübnan'ın güneyindeki Sarifa, Ayta el-Şaab, Tuline, el-Savana ve Mecdel Silim gibi kasabalara gece baskınları düzenlediğini bildirdi. Ayrıca, İsrail savaş uçaklarının güneydeki Ankun kasabasının yanı sıra güney Lübnan'daki Kalaviye, el-Haniye ve Hiyam kasabalarını da hedef aldığını bildirdi. Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'nde bulunan Duris kasabasına da iki baskın düzenlendi.

Aynı bağlamda, Ulusal Haber Ajansı, İsrail ordusunun bugün şafak vakti Beyrut'un güney banliyölerine bir dizi baskın düzenlediğini ve çeşitli mahalle ve bölgeleri hedef aldığını bildirdi.

Ajansın haberine göre, baskınlar Haşem İstasyonu yakınlarındaki el-Camus bölgesi, el-Meşrefiye, el-Sahel Hastanesi civarındaki Haret Hreyk, ayrıca el-Mamura, el-Kafat, el-Camus ve Burc el-Baracne'deki Bajour Caddesi civarı ile Burc el-Baracne girişi ve Hadi Nasrallah Otoyolu yönünden Haret Hreyk'i kapsıyordu.

Perşembe akşamı Beyrut'un güney banliyöleri de bir dizi İsrail baskınına maruz kaldı. Bu baskınlar, İsrail'in bölge sakinlerine daha önce benzeri görülmemiş uyarılar yaparak, bu yoğun nüfuslu bölgedeki tüm mahallelerin boşaltılmasını talep etmesinin ardından gerçekleşti.

İsrail ordusu dün, Beyrut'un güney banliyölerindeki Hizbullah tesislerini bombalamaya başladığını duyurdu. X platformunda yayınlanan açıklamada, "Beyrut'un güney banliyölerindeki Hizbullah terör altyapısını hedef alan bir hava saldırısı dalgası başlatıldığını" belirtti.