Eşitliğin sınırları… Irak'taki kadın örgütleri ne yaptı?

Yöneticileri, olumlu ve yasal rolünü onaylıyor: "Toplumun veya hedef grupların gerçekliğinde bir değişiklik fark etmedik"

Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
TT

Eşitliğin sınırları… Irak'taki kadın örgütleri ne yaptı?

Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP

Şaza el-Amili 

Önceki rejim döneminde Irak'ta sivil toplum kuruluşlarına ayrıcalık tanınmıyordu.

Aynı şekilde feminist faaliyetin Irak toplumu üzerinde net bir etkisi yoktu.

O dönemde iktidardaki rejim, hiçbir hükümet dışı faaliyete veya hükümdarın kisvesinden çıkmayan faaliyetlere izin vermiyordu.

Bugün Irak, kadın sivil toplum kuruluşlarının artan bir faaliyetine tanık oluyor. Bu örgütler, son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla kuruldu.

Bu kuruluşlar, cinsiyete dayalı şiddetle mücadele, kadınların siyasi ve sosyal katılımını teşvik etme, mağdurlara hukuki ve psikolojik destek sağlama, onlar için eğitim ve mesleki eğitim teşvik etme ve onları işgücü piyasasına katılmaya teşvik etme gibi kadın haklarına ilişkin çok çeşitli konularda çalışıyor.

Örgütler ayrıca, sorunlarına ilişkin farkındalığın artırılmasında ve rollerine ilişkin toplumda hâkim olan fikir ve kavramların değiştirilmesinde ve daha fazla değişime yönelik hedeflerine ulaşmak için devlet kurumları ve uluslararası ve yerel kuruluşlarla ortaklıklar kurulmasında hayati bir rol oynuyor.

Ancak Iraklı kadın sivil toplum kuruluşları, kadınları toplumun her kesiminde temsil edebildiler mi?

Kadınların temsili

'Dream' İnsani Yardım Örgütü CEO'su Navvar Asım, Iraklı kadınların temsilinin var olduğunu söyledi.

Ancak kadınların gücünün bir hükümetten diğerine değiştiğini belirten Asım, "Ama toplumdaki rolleri de destekleniyor" dedi.

İster bir örgütün lideri ister bir üyesi olsun kadının, rolünü harekete geçirecek bir vizyona sahip olması gerektiğini aktaran Asım, "Bu örgütlere gölge düşüren Irak gerçeğini tüm siyasi ve ekonomik dalgalanmalarıyla fark etmelidir. Başlangıçta toplum, savaşlar ve siyasi çatışmalar sonucunda parçalanmışsa bu, bu toplumun ayrılmaz bir parçası olarak kadınlara da yansıyacaktır" ifadelerini kullandı.

Asım, "Önemli rolleri nedeniyle sivil toplum kuruluşlarının tam özgürlüğünü korumayı umuyorum. Pozitif baskı grupları oluşturabilirler. Kendi ve gönüllülerinin çalışmalarını düzenleyen yasal bir çerçeve olmalıdır. Örgütlerin liderliğinin devlet kurumlarında çalışmayan kişilerle sınırlandırılması daha iyidir" şeklinde konuştu.

Navvar Asım ayrıca kuruluşları, olumlu değişim için bir baskı aracı olarak kalmaya devam etmek için gerçek etkili topluluk alanlarını kullanmaya, işlevsel kapasite ile sivil işi birleştiren bir tarafça müdahale edilmemeye ve gerçekte gerçek bir değişim yaratmaya çalışmaya çağırdı.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sözcüsü Haydar Mecid, "2010 tarihli ve 12 sayılı kanun, Irak'ta yabancı kuruluşlar da dahil olmak üzere her biri kendi uzmanlığına göre çalışma ruhsatı verilen sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını garanti eden kontrolleri ve mekanizmaları tanımlamaktadır" ifadelerini kullandı.

Mecid, "Irak'ta faaliyet gösteren yerel kuruluşların sayısı 4 bin 500'ü aşarken, ülkede faaliyet gösteren yabancı kuruluşların bine yakın şubesi bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu, çalışmalarını Dışişleri Bakanlığı ile Bakanlar Kurulu Sekreterliği bünyesindeki Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı arasındaki yazışmalar yoluyla organize eder. Iraklı kadınların feminist gerçekliğiyle ilgilenenler de dahil olmak üzere bu örgütlerin her birinin kendi sektörü vardır" dedi.

Mecid, kadın meseleleri ve haklarıyla ilgilenen kuruluşların göreceli başarısına dikkati çekerken, "Sivil Toplum Kuruluşları Başkanlığı, özellikle bazı vilayetlerin terör örgütü DEAŞ'ın kontrolüne geçtiği dönemde, insan hakları örgütleriyle doğrudan koordinasyon içinde kadın haklarının gözetilmesinde ve özgürlüklerinin savunulmasında büyük rol oynamıştır" şeklinde konuştu. Haydar Mecid'e göre bu örgütler, belirli aralıklarla bu bölgelere saha ziyaretleri yaparak, insani ve tıbbi yardım sağlayarak, çalıştaylar düzenleyerek ve rehabilitasyon kursları açarak kurtarılan bölgelerde kadın meselelerinin takip edilmesinde büyük rol oynadılar.

İhlalde bulunan örgütlere karşı uyarı ve görevden uzaklaştırma gibi yasal önlemler alındığını açıklayan Mecid, yoksul, yetim, dul ve etkilenenler adına dilencilik benzeri bir şekilde alenen bağış toplamak gibi ihlalin türüne göre cezalar verildiğini dile getirdi.

Haydar Mecid, "Devlet Kuruluşları Dairesi, kuruluşların performansını takip ederek, Başkanlığa sunduğu dönemsel ve üçer aylık raporlarla, kuruluşların finansman yöntemlerini, bu fonların kaynaklarını ve kullanım şekillerini tespit etmiştir. Daire, çalışmalarını organize etmek amacıyla Ortak Harekât Komutanlığı'ndaki güvenlik makamları ve Bakanlar Kurulu Başkanlığı'ndaki Ulusal Harekat Merkezi ile koordineli olarak, bu örgütlerin Bağdat'ta veya vilayetlerde hareketlerini kolaylaştırmakla ilgilenir" dedi.

Başarılar ve zorluklar

Irak 'Kadınlar ve Gelecekler' Örgütü, 2005 yılında kuruldu ve başta kadınlarla ilgili yasa ve mevzuatları gözden geçirmek, 2030 yılına kadar 17 BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi kapsamında kadınlar, barış ve güvenlikle ilgili Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1325 sayılı kararı altında çalışmak üzere çeşitli sektörlerde kadın meseleleri alanında çalışıyor.

Eski milletvekili ve örgüt başkanı Nada el-Cuburi, "Bağdat ve Anbar'daki iki yasal ve psikolojik destek merkezinde koruma ve önleme sektörlerinde ve kadınların her düzeyde katılımı hususunda çalışıyoruz. Kuruluşumuz, Irak Kadın Ağı'ndaki bir grup örgütün parçası ve BMGK'nın 1325 sayılı kararı gündeminde çalışan 'Barış İçin Kadınlar' ağının bir üyesidir. Aynı zamanda yıllardır Arap Kadınlar Birliği üyesi ve BM Genel Sekreteri'nin Irak temsilcisinin kadın danışma grubu üyesidir" ifadelerini kullandı.

Cuburi, "Birçok kuruluşla işbirliğimiz var. Irak Parlamentosu'nun Kadın, Aile ve Çocukluk Komitesi ve onu destekleyen komitelerle ilgili bazı yasa ve yasalara dair oturumlarına katılıyoruz. İsveç kuruluşu Kvinna till Kvinna (Kadınlar için Kadınlar) ile kadınlarla ilgili konuların yazılmasına katkıda bulunuyoruz. Toplumsal değişim teorisi kapsamında da çalışıyoruz. Bağdat ve Anbar'da birçok programımız var ve iletişim araçlarında ve uydu kanallarında kadın sorunları, sağlıkları, çocukluk yasaları ve aile içi şiddetle mücadele ile ilgili konularda aktif bir varlığımız bulunuyor. Bağdat ve el-Anbar'da birçok programımız var ve kadın sorunları, sağlıkları, çocukluk yasaları ve aile içi şiddetle mücadele konularında iletişim araçlarında ve uydu kanallarında aktif bir varlığımız var. Ayrıca toplum polisi, birçok grup ve bakanlık ile işbirliği yapıyoruz. Ayrıca Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği bünyesindeki Kadının Güçlenmesi Daire Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve bu konuda çalışan birçok resmi ve sivil toplum kuruluşu ile mutabakat zaptımız var" açıklamasında bulundu.

'Zad el-Hayr' hayır kurumu ise vatandaşlar arasında yardımlaşma ruhunu, toplumsal dayanışma kuralını toplumun farklı sınıfları arasında yaymayı, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmayı ve her türlü hayır işlerini gerçekleştirmeyi amaçlıyor.

Örgüt Başkanı Azra Abdulemir, "Çalıştığımız Bağdat'tan rastgele seçilen 500 aile üzerinde yapılan bir ankete göre kuruluşumuz, hedeflerinin yüzde 95'ine ulaştı. Diğer gruplara ve yeni hayırsever yönlere hizmet etmeye başladığı için örgütün hedeflerinde ayarlamalar yapma sürecindeyiz" dedi.

Abdulemir, "Aziz ülkemizin insanlarına hizmet etmek için çalışmaktan daha çok gurur duyuyor, iş, tedavi, giyecek ve yemek olmak üzere üç eksende dul ve muhtaç kadınlara, yetim çocuklara, yerinden edilmiş ve engellilere yardım etmeye devam ediyoruz. Aile fertlerim, gönüllü üyelerim, sağlık kadrolarıyla ünlü özel hastaneler, eczaneler, tıp merkezleri, Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı ve Bağdat vilayetindeki gönüllü işler dairesinin katıldığı her hayır işine benimle birlikte katılırlar" ifadelerini kullandı.

Bağış

Hayır işleriyle ilgili olarak ise Azra Abdulemir, "Örgüt, genellikle Irak'ın tüm vilayetlerinde yukarıda belirtilen tüm kesimler için ücretsiz ameliyatlar ilan eder. Nitelikli doktorları ile öne çıkan özel hastanelerde operasyonlar gerçekleştirilmektedir. Bugüne kadar 3 bin 769 ameliyat gerçekleştirildi ve bağış toplanmadı. Örgüt, giysi, yemek sepeti ve kışlık battaniye dağıtma ve binlerce öksüz çocuğa sponsor olma kampanyalarında yerinden edilmiş çok sayıda kişiye fayda sağladı" dedi.

Abdulemir'e göre örgüt, bu yıl 853 kadın, erkek ve çocuğa kornea hasarı olan kişilere özel kornea nakli için ücretsiz hayırsever tedavi projesinin bir parçası olarak ikinci aşamada 'Yalla Neşuf (Bakalım)' adlı bir kampanya başlattı. Öncesinde ise 2022 yılında Bağdat ve vilayetlerde 185 faaliyet gerçekleştirildi. Irak'ın göz bankası olmaması nedeniyle Sağlık Bakanlığı, kornea sağlamak amacıyla ABD'deki Uluslararası Göz Bankası'na başvurmayı taahhüt etti.

Örgüt başkanı, "Üç yıldır dul, boşanmış, yetim, engelli ve yerinden edilmiş çocuklardan oluşan 843 aileye yazlık ve kışlık kıyafet ve bayramlık kıyafet dağıtımı yapıyoruz. İki yıl boyunca, her gün yaklaşık bin 500 kişiye gıda dağıtarak 198 bin yerinden edilmiş kişiye fayda sağladık ve şimdi bir ayda 14 büyük operasyon yürütüyoruz" dedi.

Misan Üniversitesi Hukuk Profesörü Macid el-Macbas, "Irak yasa koyucular, sivil işlere dikkat etmeye çalıştı. Bu arayış, sivil toplum kuruluşlarının tüm hükümlerini düzenleyen ve bu kuruluşların hak ve yükümlülüklerini koruyan 36 maddede yer alan 2010 tarihli 12 sayılı Sivil Toplum Kuruluşları Kanunu'nun mevzuatı ile sonuçlandı. Sivil işler ve onu yürüten kuruluşlar için tam koruma sağladı. Ancak yoksunluğa karşı savunmasız gruplar da dahil olmak üzere birçoğu marjinalize edildiğinden, Irak toplumu gerçekliğinde veya hedef grupların gerçekliğinde pratik bir değişiklik fark etmedik" şeklinde konuştu.

Kadınların desteklenmesi ve güçlendirilmesi ile ilgili olarak hukuk profesörü, "Sivil toplum kuruluşları bu hedeflere ulaşamadı. Gerek Irak anayasasında gerekse hayatın her alanına aktif olarak katılmalarına izin veren diğer yasalarda olsun, Irak yasalarının şu anda kadınlara büyük ölçüde adalet sağlaması gerçeğine rağmen, Iraklı kadınları gereken düzeye ilerletmedi" dedi.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı'nın 2010 tarihli 12 sayılı Sivil Toplum Kuruluşları Kanunu, sivil toplum kuruluşlarının rolünü güçlendirmeyi, desteklemeyi ve geliştirmeyi, yasalara uygun olarak bağımsızlıklarını korumayı, vatandaşların sivil toplum kuruluşu kurma ve bunlara katılma özgürlüğünü geliştirmeyi ve Irak ve yabancı sivil toplum kuruluşlarının kayıt sürecini düzenleyen merkezi bir mekanizma oluşturmayı amaçlıyor.

Kanun, sivil toplum kuruluşlarının anayasaya ve yürürlükteki Irak yasalarına aykırı hedefler belirlemesini ve faaliyetlerde bulunmasını, üyelerine kişisel çıkar sağlamak amacıyla fon dağıtmak üzere iş yapmasını veya kamu görevi adaylarını desteklemek veya onlara maddi destek sağlamak için vergi ödemek ve para toplamak amacıyla kuruluşu istismar etmesini yasaklıyor. 

 

Independent Türkçe



El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.


Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
TT

Füze ve İHA Savaşları Gecesi, Irak'ta gerginliğin tırmanacağına işaret etti

Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)
Dün bir İHA’lı saldırıya uğrayan ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği'nden dumanların yükseldiğini gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Dün şafak vakti Bağdat'ta yaşanan “Füze ve İHA Savaşları Gecesi”, Irak'ın başkentini sarsan bir dizi saldırı ve karşılıklı hava saldırısının ardından, ABD ile İran yanlısı silahlı gruplar arasındaki çatışmada yeni bir tırmanışa işaret ediyor. Polis kaynaklarına göre gerginlik, Karrada Mahallesi’nde Hizbullah milislerinin alternatif karargahı olarak kullanılan bir evin hedef alınmasıyla başladı. Saldırı sonucunda ev yıkıldı, üç milis öldü, bir kişi de yaralandı.

Yaklaşık iki saat sonra, Bağdat'ın doğusundaki el-Belediyyat bölgesinde silahlı kişileri taşıyan bir araç hedef alındı. Saldırı sonucunda araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Bu olayın üstünden henüz bir saat geçmeden, Yeşil Bölge içindeki ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırıya uğradı. Saldırılardan birinde kompleks içindeki bir iletişim sistemi hedef alındı.

Bir güvenlik kaynağı, kompleks içindeki ABD hava savunma sistemi ‘C-RAM’ın, hedefini isabetli bir şekilde vuran İHA’yı durduramadığını belirtti; güvenlik yetkilileri bu gelişmeyi dikkat çekici buldu. Basında yer alan haberlere göre saldırının ardından diplomatik kompleksin içinde yangın çıktı, ayrıca füzelerden biri elçilik içindeki helikopter pistini vurarak maddi hasara yol açtı. Yeşil Bölge çevresinde yaşayanlar, büyükelçiliğin son yıllarda maruz kaldığı bu en şiddetli saldırıda, birkaç güçlü patlamanın sesinin yakındaki konut binalarını sarstığını söyledi. Gözlemciler, saldırıların art arda gelmesinin Irak'ta güvenlik durumunun daha da tehlikeli bir aşamaya girdiğinin işareti olduğunu düşünüyor.


Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
TT

Lübnan ve İsrail doğrudan müzakerelere yaklaştı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Beyrut'ta düzenlediği basın toplantısında (EPA)

Lübnan ve İsrail dün ateşkes sağlamak amacıyla ilk tur doğrudan müzakerelerini gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı, ancak düzenlemeler henüz kesinleşmedi. Lübnan bakanlık kaynakları Şarku’l Avsat'a, bir toplantı yapılması konusunda anlaşmaya varıldığını ancak tarih ve yerin henüz belirlenmediğini, Kıbrıs ve Fransa'nın görüşmelere ev sahipliği yapmayı teklif ettiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, Lübnan müzakere heyetinde Şii temsilci bulunmadığı göz önüne alındığında, Meclis Başkanı Nrbih Berri'nin toplantıya Şii bir temsilci göndermeyi kabul edip etmeyeceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti.

Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, müzakereler ve Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın girişimiyle ilgili olumlu bir yanıtın iki temel koşulun yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtti: "Birincisi, ateşkes, ikincisi yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşü" diyerek daha fazla ayrıntıya girmenin "erken" olduğunu belirterek kaçındı.

Bu arada, BM Genel Sekreteri António Guterres dün Beyrut'ta yaptığı açıklamada, Hizbullah ile İsrail arasındaki Lübnan savaşını sona erdirmek için "diplomatik kanalların" mevcut olduğunu söylerken, aynı zamanda uluslararası toplumu Lübnan devletini destekleme çabalarını ikiye katlamaya çağırdı.