Lübnan Meclis Başkanı Berri Şarku’l Avsat’a konuştu: Cumhurbaşkanlığı krizinin duvarında bir gedik açıldıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/4453266-l%C3%BCbnan-meclis-ba%C5%9Fkan%C4%B1-berri-%C5%9Farku%E2%80%99l-avsat%E2%80%99-konu%C5%9Ftu-cumhurba%C5%9Fkanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-krizinin
Lübnan Meclis Başkanı Berri Şarku’l Avsat’a konuştu: Cumhurbaşkanlığı krizinin duvarında bir gedik açıldı
Meclis Başkanı Nebih Berri, Fransız temsilci Le Drian’ı kabul etti (EPA)
Fransa’nın Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian’ın Lübnan’da ikinci toplantı turunun başlangıcını takip eden atmosfer, siyaset sahnesini hareketlendirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Le Drian ile aralarındaki toplantının, geçen Kasım ayından bu yana ülkede sürmekte olan “Cumhurbaşkanlığı boşluğu krizinin duvarında bir gedik açtığını” söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Berri’ye göre, Fransız temsilci ile aralarında gerçekleşen ilk görüşme, Doha’da Lübnan için Beşli Komite tarafından düzenlenen toplantı atmosferinde gerçekleşti. Berri, toplantıdan sonra cumhurbaşkanlığı krizi duvarında bir gedik açıldığını ifade etti ancak büyük iyimserliğinin sebebini net bir şekilde açıklamaktan kaçındı. Görüşmenin olumlu ve yapıcı olduğunu söyleyerek, “Şu anda benim ya da bir başkasının, görüşmenin ayrıntıları hakkında konuşması uygun olmaz, özellikle de Le Drian çabalarını tamamlamak için daha diğer Lübnan liderleriyle görüşecekken” dedi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Fransa’dan diplomatik kaynaklar, daha dikkatli bir tutum takınarak “aşırı iyimserlikten” kaçınsalar da, “yapıcı bir atmosfer” olduğunu doğruladılar. Le Drian’ın belirli bir girişim taşıdığına dair iddiaları ise reddettiler.
Hizbullah ve müttefiklerinin desteklediği Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye ile eski Maliye Bakanı Cihad Azur'un yarıştığı seçimlerde iki taraf arasındaki görüş ayrılıkları krizi sürdürüyor.
Lübnan’da Cumhurbaşkanlığı Krizi
Yeni Lübnan Cumhurbaşkanı 31 Ekim 2022'den beri seçilemiyor.
Lübnan'ın hassas mezhepsel ve dinsel güç paylaşımı sistemi kapsamında bir Hristiyan Lübnanlıya ayrılan cumhurbaşkanlığı koltuğu için Şii Hizbullah destekli Franciyye ile çoğunlukla Hristiyan ve bağımsız milletvekillerinin desteklediği eski Maliye Bakanı Azur yarışıyor.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre uluslararası toplum, siyasetçileri, ülkenin yurtdışından milyarlarca dolar kredi alabilmesi için gerekli reformları yapmasına yardımcı olabilecek uzlaşmacı bir cumhurbaşkanı adayı seçmeye çağırıyor.
Franciyye'yi Esed destekliyor
Lübnan'da anayasaya göre Cumhurbaşkanı Maruni Hristiyan, başbakan Sünni, meclis başkanı ise Şiilerden seçiliyor.
Suriye Şam rejimi lideri Beşşar Esed'in dostu eski milletvekili ve bakan Franciyye, Lübnan'ın önde gelen siyasi figürlerinin çoğu gibi köklü bir aileden geliyor.
Şii blokun iki önemli partisi, İran destekli Hizbullah ve Emel Hareketi ile onların diğer müttefikleri kendisine tam destek veriyor.
Hristiyan partilerin adayı Azur
Derin bir ekonomik krizden geçen ülkede 2005'ten 2008'e kadar maliye bakanlığı koltuğunda oturan Azur, cumhurbaşkanlığı seçimine katılabilmek için Uluslararası Para Fonu'ndaki Orta Doğu ve Orta Asya departmanı direktörlüğü görevinden ayrıldı.
3 büyük Hristiyan parti Lübnan Güçleri Partisi, Özgür Yurtseverler Hareketi ve Ketaib Partisi, cumhurbaşkanı seçiminde kendisini destekliyor.
Hristiyan partilerin yanı sıra Sünni ve muhalif bağımsız bazı milletvekilleri ile Dürzi İlerlemeci Sosyalist Partisi de Azur'u destekleyen cephede yer alıyor.
"Kimseye meydan okumuyorum" diyen Azur, adaylığını açıklarken "krize değil çözüme katkıda bulunmak" istediğini söyledi.
Irak Başbakanı Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5324751-irak-ba%C5%9Fbakan%C4%B1-%C2%A0zeydi-silahlar%C4%B1n-devlet-kontrol%C3%BCne-al%C4%B1nmas%C4%B1-i%C3%A7in-30-haziran
Irak Başbakanı Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.
Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.
Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.
Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.
Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.
Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.
Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.
Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.
Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.
Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.
Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.
Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.
Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.
İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.
Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılmasıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5324702-suriye%E2%80%99de-kamps%C4%B1z-hayat-plan%C4%B1%E2%80%A6-10-bin-ailenin-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BC-ve-157-kamp%C4%B1n-kapat%C4%B1lmas%C4%B1
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.
Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.
İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.
Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.
En azından kendi toprağımızdayız
Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.
Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:
“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)
Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.
Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.
BM’den daha fazla destek talebi
Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.
Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.
Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.
Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.
Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor
Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.
Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.
Halep, İdlib ve Hama’da projeler
Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.
Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.
Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.
Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.
Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة