Lise bitirme sınavı Mısırlılar için hala bir ‘öcü’ mü?

Sonuçlarının açıklanmasıyla ilgili büyük beklentinin ortasında

Mısır Eğitim Bakanı bu yıl lise sınav kurullarından birine yaptığı ziyarette (Mısır Eğitim Bakanlığı)
Mısır Eğitim Bakanı bu yıl lise sınav kurullarından birine yaptığı ziyarette (Mısır Eğitim Bakanlığı)
TT

Lise bitirme sınavı Mısırlılar için hala bir ‘öcü’ mü?

Mısır Eğitim Bakanı bu yıl lise sınav kurullarından birine yaptığı ziyarette (Mısır Eğitim Bakanlığı)
Mısır Eğitim Bakanı bu yıl lise sınav kurullarından birine yaptığı ziyarette (Mısır Eğitim Bakanlığı)

Hızlı bir nabız, titreyen gözler ve aşırı gerginlikten yemeyi kabul etmeyen bir mide ile, Şarkiye şehrinden 47 yaşındaki Muhammed Bedevi ellerini göğe kaldırarak, titreyen bir sesle “Allah’ım aklımızı koru ve sevincimiz büyük bir sevinç yap” diyerek Allah’a dua etti.

Bedevi, Mısır lise bitirme sınavı sonuçlarının açıklanmasını bekleyen bir milyondan fazla ebeveynden biriydi. Gözlemciler, bu dönemin endişenin arttığı ve ülke genelinde ‘her yıl görülen bir ateş’ haline geldiğini öne sürüyor.

Geçtiğimiz saatlerde, çizimler ve gönderiler ile sosyal medya lise sonuçları, üniversite beklentileriyle doluydu. Gönderilerden bazıları, başarı dualarıyla ilgiliyken, bazıları ailelerin sonuçlar duyulduktan sonra atacakları mesajlarla alay ediyordu. Kırklı yaşlarındaki Emine Abdulhamid “Sonuç açıklandığında kimse beni aramasın çünkü sonuçtan emin olacağım” dedi.

Bu sosyal paylaşımlar Mısırlı ailelerin, özellikle cumartesi günü sonuçları açıklama tarihleriyle ilgili çelişkili haberler çıktıktan sonra, lise bitirme sınavı sonuçlarının resmi olarak açıklanmasını bekledikleri bir zamanda yapıldı.

Tarihsel olarak, sınava yönelik ‘öcü’ terimi Mısırlı aileler ve lise öğrencileri arasında yaygın olarak kullanılıyor. Zira kimileri bunu öğrencilerin geleceğini şekillendiren bir ‘darboğaz’ olarak görüyor çünkü öğrencinin kaydolacağı üniversiteyi belirliyor. Ülkede özel eğitim olmasına rağmen, çocuklarını devlet üniversiteleri arasından en iyi üniversitelere kaydettirme konusunda aileler arasında eski ve hala devam eden bir mücadele bulunuyor.

Bu nedenle lise eğitimi ailelerin yaşamında önemli bir aşama olmaya devam ediyor. Ailelerin çoğu, özel eğitim merkezlerinin kendi kazançları için yarıştığı özel derslerin giderleri sağlamaya çalışıyor. Ailelerin bu çabaları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda eğitim hizmetleri sağlama ve öğrencilere ‘ücretsiz eğitim platformları’ sunma yönündeki ‘yoğun’ çaba ve girişimlerinin ortasında geliyor.

Mısır’daki Eğitim Bakanlığı dün (Cumartesi), ‘Lise bitirme sınavının sonucu, adalet ve doğruluğu garanti edecek şekilde verildiğinden emin olmak için birçok inceleme aşamasından geçiyor” dedi. Eğitim Bakanlığı Sözcüsü Şadi Zalta, Mısır Eğitim Bakanı Dr. Rıza Hecazi’nin ‘sonuç tarihini, ilgili tüm prosedürler tamamlanır tamamlanmaz resmi olarak açıklayacağını’ belirtti. Medyaya ‘Öğrenci ve velilerin kafasının karışmasını ve dikkatinin dağılmasını önlemek için, bakanlık tarafından yayınlanan resmi açıklamalara bağlı kalmaya’ çağırdı.

Ayn Şems Üniversitesi’nde eğitim uzmanı ve müfredat profesörü Hasan Şeheta, Mısır’daki lise sistemi için bu yılki deneyimin ‘lisenin kabuslarını ve öcüyü yenmek için gerçek bir başlangıç’ olmasını beklediğini belirtti.

Mısır Bakanlar Kurulu’na bağlı Bilgi ve Karar Destek Merkezi’nin istatistiklerine göre, bu yıl edebiyat bölümünden 276 bin öğrenci, fen bilimleri bölümünden yaklaşık 391 bin 600 öğrenci ve matematik ölümünden yaklaşık 98 bin 600 öğrenci olmak üzere toplam 783 bin öğrenci lise bitirme sınavlarına girdi.

Lise bitirme sonuçlarının açıklanmasına eşlik eden aile baskıları üzerine, Mısır’da siyaset sosyolojisi profesörü olan Said Sadık, Şarku’l Avsat’a ekonomik faktörün ‘öğrenciler ve aileleri üzerindeki bu yılki baskıların nedeni olduğunu’ söyledi. Sadık “Konu görecelidir. Devlet üniversitelerindeki en iyi fakülteler için alternatif seçeneklere sahip olanlar, aileleriyle birlikte eğitim yoluyla sosyal ilerleme elde etmek isteyen yoksul öğrencilerin yaşadığı aynı baskılarla karşı karşıya kalmıyor” dedi. Ayrıca “Burada kurulan bir hayali kaybetmenin dehşeti ve bunun getirdiği psikolojik ve toplumsal baskı da ortaya çıkıyor” ifadelerini sözlerine ekledi.

Sadık’a göre öğrenciler tıp bölümü gibi üniversite hayallerinin, silinip gitme korkusunu paylaşıyor. Tıp ve mühendislik eğitiminin devlet üniversitelerinde büyük bir itibarı bulunuyor. Bununla birlikte Sadık “Zengin kesimler, çocukları yurtdışında okumak için seyahat etmek gibi daha iyi fırsatlara sahip olabilir ve bazıları liseden mezun olarak alternatif uluslararası derecelere kaydolabilir” dedi. Siyaset sosyolojisi profesörü, bu baskıların ‘yerinde olduğunu, zira bir dönüm noktası olduğunu ve ailelerinin güvendiği öğrencilerin geleceğinin belirlendiğini’ belirtti.

Zirve Fakülteler olarak bilinen üniversiteler için mevsimsel mücadele hakkında, Şehata Şarkul Avsat’a Mısır’daki yeni üniversitelerin sivil, devlet ve özel arasındaki çeşitliliğinin ve sundukları ‘programların’ ‘öğrencilerin ve ailelerinin hayallerini gerçekleştirme fırsatlarını artırdığını’ söyledi.

Yerel raporlara göre, geçen yıl yüzde 75,04 olan ve 2021’de yüzde 74 olarak kaydedilen lise bitirme sınavı beklenen başarı oranı, bu yıl yüzde 78 ile 79 arasında değişebilir.

Bu konuda Sadık ‘eğitim sistemini geliştirmek kadar, sınavlarda kopya olgusuyla mücadele etmek ve bu olguyu durdurmak için çalışılması’ çağrıda bulundu. Ayrıca “Herkesin karşılayamayacağı özel ders olgusunun gölgesinde, aileler arasında bir eşitsizlik duygusu ortaya çıkıyor ve bu nedenle toplum eğitimde eşitlikten yoksun ve ücretsiz eğitim statüsü bulunmuyor” dedi.

Mısır’da sosyal medyadaki en popüler konuların başında #lise hashtag’i geliyor. Kullanıcıların gönderileri, öğrencilerin desteğini istemek, onlar için dua etmek ve sonucu ne olursa olsun kabul etmek arasında değişiyor.



Rehineler İsrail'in "vatandaşlık sözleşmesini" teste tabi tutuyor

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
TT

Rehineler İsrail'in "vatandaşlık sözleşmesini" teste tabi tutuyor

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)

İsrail-Filistin çatışması tarihi, İsrail toplumu üzerinde derin etkisi olan eylemlerde hem sivil hem de askerlere yönelik rehin almalar ve saldırılar ile dolu.

Einat Avni Levy, "Orduma ve hükümetime güvenmiyorsam burada yaşayamam" diye vurguluyor ve pek çok İsrailli gibi o da Gazze'de tutulan rehinelerin serbest bırakılmasının devlet ile vatandaşları arasındaki ahlaki bir sözleşmenin çerçevesine girdiğine inanıyor.

40 yaşındaki bu kadının yaşadığı Kibutz Nirim'de, 7 Ekim'de İsrail'in güneyine Hamas tarafından düzenlenen şiddetli saldırı sırasında 5 bölge sakini öldürüldü ve 5 kişi de rehin alındı. Bunlardan ikisi halen Gazze'de rehin bulunuyor.

Burada yaşamak

İsrail’in Kanal 12 kanalının geçen hafta yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre, saldırıdan 6 ay sonra İsraillilerin çoğunluğu, hükümetlerinin Gazze'de hâlâ rehin tutulan 129 kişiyi kurtarmak için yeterince çaba göstermediğine inanıyor.

Levy, bu bitmek bilmeyen trajedinin çok önemli bir şeyi, yani "İsrail devleti ile halkı arasındaki bağı" bozduğuna inanıyor. "Kaçırılırsam ordumun ve hükümetimin beni aramaya geleceğine güvenmezsem burada yaşayamam" diyor.

Yaklaşık bir haftadır İsrail ve Hamas yetkilileri, Filistinli tutuklular ile İsrailli rehinelerin takasını da içeren bir ateşkes teklifi üzerinde çalışıyor ancak şu ana kadar cesaret verici bir ilerleme kaydedilemedi.

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu Cumartesi akşamı Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi.

İsrail-Filistin çatışması tarihi, İsrail toplumu üzerinde derin etkisi olan eylemlerde hem sivil hem de askerlere yönelik rehin almalar ve saldırılar ile dolu.

Gazze'deki rehineleri desteklemek için düzenlenen yürüyüşe katılan bir BT uzmanı Şimon Atal, "Büyüyüp orduda görev yaptığımda, her zaman beni geri almak için her şeyin yapılacağını biliyordum" diyor. "Bu sayede kendimizi güvende hissediyoruz" diye ekliyor.

7 Ekim’de bu kadar çok sayıda kişinin rehin alınması bir dönüm noktası mı oluşturuyor?

Çağdaş ultra-Ortodoks hareketin sembollerinden biri olan Haham Benny Lau, "İsrail'de devlet ile vatandaşlar arasında kimseden vazgeçilmeyeceğine dair bir anlaşmanın olduğunu” düşünüyor ve ekliyor: "Liderlerinizin sizi geri getirmek için her türlü çabayı göstereceğinden eminsinizdir."

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre bu prensibin "kutsal" olduğuna inandığını söyleyen Haham Lau, “Hayatı koruma fikri o kadar güçlü ki Tevrat'ta defalarca geçiyor" dedi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ise, "ahlaki bir yükümlülük"ten söz ederek, "İsrail'in, oğullarının ve kızlarının geri dönüşünün bedelini ödemeye hazır olduğunu" vurguladı.

Beni tutuklular ile takas etmeyin

2011 yılında dönemin Başbakanı Binyamin Netanyahu, bir İsrail askeri Gilad Şalit’e karşılık 1.027 Filistinli tutukluyu serbest bırakmıştı. Bu, bazılarının çok yüksek bir bedel olarak değerlendirdiği bir tavizdi.

Bugünse Netanyahu Gazze'deki rehineleri "terk etmek" ile suçlanıyor.

Geçen hafta cesedi bulunan rehine Elad Katzir'in kız kardeşi Carmit Palty Katzir, vatandaşlar ile devlet arasındaki sözleşmenin rehineler dönmedikçe yenilenemeyeceğini vurguladı.

Yaklaşık 15 yıl önce Gilad Şalit karşılığında serbest bırakılan Filistinli tutuklulardan biri, 7 Ekim saldırısının beyni olarak kabul edilen Gazze'deki Hamas hareketinin lideri Yahya Sinvar'dı.

Bu, en büyük oğlu Eitan'ın Gazze'de Hamas tarafından rehin tutulduğu Zvika Mor için acı verici bir hatırlatma. Sekiz çocuk babası bunu vurgulayarak: "Rehinelerin ne pahasına olursa olsun serbest bırakılmasını istemiyoruz."

Daha muhafazakar rehine ailelerinin yer aldığı "Tikva" (Umut) formunu kuran Mor, "Bu, oğlumun hayatıyla ilgili değil, Yahudi devletinin varlığıyla ilgili. Büyük tehlike altındayız" diye ekliyor. Oğlunu Filistinli bir tutuklu ile takas etmektense feda etmeyi tercih edeceğini vurguluyor.

Eitan (23 yaşında), 364 kişinin öldürüldüğü müzik festivalinde güvenlik görevlisiydi. Babası, "Her zaman 'Beni Filistinli tutuklular ile takas etmeyin' derdi" diyerek, "Umarım fikrini değiştirmemiştir" diye vurguladı.


Beyrut Havalimanı uçuşlara yeniden başlıyor

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
TT

Beyrut Havalimanı uçuşlara yeniden başlıyor

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)

Lübnanlı yetkililer, Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nın, İran'ın iki hafta önce Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırıya misilleme olarak İsrail'e verdiği askeri cevabın bir parçası olarak altı saatlik ihtiyati kapatmanın ardından bugün (Pazar) yeniden açıldığını ve uçuşların öğleden sonra yeniden başladığını duyurdu.

Lübnan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nın bugün sabah saat 7'de ‘geliş-gidiş tüm uçuşlar için’ yeniden açıldığını duyurdu.

Müdürlük, söz konusu kapatma kararının ‘Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'nın Lübnan hava sahasını Cumartesi gecesi saat 1’den Pazar sabahı saat 7'ye kadar hava trafiğine kapatma kararına uygun olarak’ alındığını belirtti.

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’nda incelemelerde bulunan Lübnan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ali Hamiye, “Havaalanı kapatıldı. Tüm faktörleri ve yolcuların emniyet ve güvenliğini dikkate aldık” dedi.

Hamiye, basın mensuplarına verdiği demeçte “Havacılığın güvenliğini sağlamak amacıyla ihtiyati bir tedbir alındı ve hava sahası gece 1'den sabah 7'ye kadar kapatıldı. Bugün öğlen saat 1'de hava sahasının kapatılmasını askıya aldık. Böylece hava sahası tüm uçuşlara açık hale geldi. Uçuşlar kademeli olarak normal seyrine dönecek. Bu durumda karışıklık gayet normal. Çalışanlar ve güvenlik hizmetleri yolculara kolaylık sağlamak için tam güçle buradalar” ifadelerini kullandı.

Karışıklık

Havalimanının geçici olarak kapatılması yolcuların hareketini aksattı. Bazı uçuşlar iptal edilirken yolcular havalimanında mahsur kaldı. Sosyal medya platformlarında paylaşılan videolarda, uçuşlarının iptal edilmesi nedeniyle havalimanında mahsur kalan yolcular ve havalimanı lobilerindeki kalabalık görüntülendi. Bazı yolcuların uçuşlarının ertelenmesinin ardından havalimanında bekleme koltuklarında yattıkları görüldü.

Lübnan havayolu şirketi Middle East Airlines, bu sabah uçuşlarını ‘daha sonra belirlenecek tarihlere’ erteledi. Ancak uçaklarının öğleden sonra operasyonlarına devam edeceğini duyurdu. Beyrut'tan Londra'ya giden bir uçağın bugün öğleden sonra kalkacağı belirtildi.

İsrail'i çevreleyen kentlerin hava sahasındaki askeri gerilimin sona ermesinin ardından havayolu şirketlerinin Beyrut'a gidiş-dönüş uçuşlarının yeniden başladığını kademeli olarak duyurması bekleniyor. EgyptAir bugün yaptığı açıklamada, Ürdün, Irak ve Lübnan hava sahasının trafiğe yeniden açılmasıyla bu ülkelere gidiş-dönüş uçuşlarını yeniden başlatma kararı aldığını duyurdu.


İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşta verdiği kayıplar

Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
TT

İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşta verdiği kayıplar

Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)

Macid Keyali

İsrail'in Gazze Şeridi'ne karşı altı aydır sürdürdüğü imha savaşında, askeri gücüne, teknolojik imkânlarına, Batı'dan aldığı desteğe ve Gazze Şeridi'ni yaşanmaz hale getirecek yeteneğe sahip olmasına rağmen ağır kayıplar verdiğini söylersek abartmış olmayız. Filistinlilerin verdiği kayıpların ise çok daha büyük ve ölçülemeyecek kadar korkunç olduğunu söylersek de ne abartmış ne de yanılmış oluruz.

Her şeyden önce İsrail geçtiğimiz yıl 7 Ekim’de güvenlik, askeri ve moral bakımından hiç beklemediği bir darbe aldı. İsrail’in savaşı kısa sürede sonuçlandıramaması, Hamas savaşçılarının çatışmaya ve füze fırlatmaya devam etmeleri ve İsrail ordusunun altı aydır tek bir rehineyi bile kurtaramamasının da gösterdiği üzere bu savaş İsrail’in tarihinin en uzun ve en maliyetli savaşı haline geldi.

sxdvfbrgnty
İsrail'in Gazze şehrindeki Firas Pazarı bölgesini bombalaması sırasında kendilerini korumaya çalışan Filistinliler, 11 Nisan 2024 (AFP)

Savaş, İsrail'in tüm alanlarda sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen güvenliğini ve niteliksel üstünlüğünü garanti altına almak için ABD'ye (ve Batılı ülkelere) ihtiyaç duyduğunu, gösterdi. Çünkü bu ülkeler, İsrail’in akciğerleri olduğu yahut bir başka deyişle göbeğinin bu ülkelere bağlı olduğu söylenebilir. Yani bu ülkeler olmasaydı İsrail farklı bir durumda olacak, sürekli risk altında ve tehditlere maruz kalacaktı. Bu durum, İsrail'in bir ‘muz cumhuriyeti’ olmadığını, demokratik ve egemen bir devlet olduğunu ve sanki 7 Ekim'den bu yana Akdeniz'de demirli ABD, İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden haberdar değillermiş ya da bu ülkeler deniz ve hava filolarıyla İsrail'e silah sevkiyatında bulunmuyormuş yahut ABD İsrail’e 14 milyar dolar değerinde acil yardım göndermemiş, kısacası bu savaş İsrail'in ABD ile olan yakın bağlarını hiç olmadığı kadar derinleştirmemiş gibi ABD'ye hiçbir şey borçlu olmadığını söyleyerek övünen milliyetçi ve dinci Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcıların gördüğü halüsinasyonların tam tersi bir tablo çiziyor.

Gazze’deki savaşı, her alanda muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen İsrail'in gücünün sınırlarını ortaya koydu.

Öte yandan Gazze’deki savaş, Filistin'in yüzölçümünün yüzde 1,2'sine (365 kilometre kare) tekabül eden küçük bir bölgede mütevazı bir silahlı milis gücüyle karşı karşıya olan İsrail'in her alanda sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen gücünün sınırlarını ortaya koydu. Peki ya daha büyük ve daha güçlü bir orduya karşı bir savaş söz konusu olursa ne olur?

Buradan düzenli bir savaşın hesaplarının, İsrail'i karşı tarafa felç edici darbeler indirebilecek hale getiren asimetrik bir savaşın hesaplarından farklı olduğu anlaşılsa da bu durum, İsrail'in sınırlı insan kaynağına sahip olduğu ve başka bir savaşta, düzenli ya da düzensiz daha büyük bir güçle, istikrarına, güvenliğine ve belki de bekasına yönelik daha fazla riskle karşı karşıya kalacağı gerçeğini gizleyemiyor.

xs dfbgn
Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) önünde toplanan ve Filistin bayrağı taşıyan göstericiler, 26 Ocak 2024

İsrail, uluslararası alanda Batılı ülkelerin kamuoyları nezdinde ‘taş atan çocuklar’ intifadasından (1987-1993) bu yana kaybetmeye başladığı mağdur statüsünü tamamen yitirdi ve Filistinlilere karşı soykırım uygulayan, sömürgeci, saldırgan ve ırkçı bir devlet olarak görülmeye başladı. Artık Filistinliler İsrail’in bu uygulamalarından ötürü küresel vicdanda kurban konumundaydı. Bu nedenle Batılı ülkelerin başkentlerinde ve şehirlerinde halk protestoları bazılarının hayal ettiği gibi, gerçeğe aykırı şekilde Hamas'ı desteklemek için değil, Filistinlileri desteklemek için protesto gösterileri başladı.

Söz konusu protesto gösterilerini, Uluslararası Adalet Divanı’nın (ICJ) kararı, dünyanın dört bir yanından edebiyat ve sanat camiasından çok sayıda ünlü sanatçının ortaya koydukları tutumlar ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda 193 ülkeden 153'ünün onayıyla alınan kararlar takip etti. Tüm bunlar, Batılı hükümetlerin tutumlarının değiştirmelerine, İsrail'e baskı yapmaktan yana olmalarına ve İsrail'in Gazze karşı yürüttüğü soykırım savaşını reddetmek de dahil olmak üzere Filistinlilerin acılarını ve haklarını daha anlayışla karşılayan mesajlar göndermelerine yol açtı.

İsrail'in imaj kaybıyla birlikte, tüm dünyada bazı Yahudi kesimleri nezdindeki itibarı da zedelendi.

İsrail içinde ise savaş, Netanyahu, Smitrich ve Ben-Gvir hükümetinin yargının altını oyma ve İsrail'in (Yahudi vatandaşlarına göre) Yahudi ve dini bir devlet kimliğini laik, liberal ve demokratik bir devlet kimliğinin önüne geçirme girişimi çerçevesinde savaştan önce patlak vermiş olan İsrail'deki iç krizi derinleştirdi.

Bu durum, Hamas’ın 7 Ekim saldırısının İsrailliler arasında varoluşsal bir tehlikeyle karşı karşıya oldukları fikrini uyandırdığı gerçeğini gizlemiyor. İsrail’deki farklı kesimler arasında var olan bölünmelerin ardından, dışarıdan, kendi algılarına göre özellikle de Filistinlilerden gelen bir tehdit karşısında kararlılıkları güçlense de kendi içlerindeki anlaşmazlıklar da bir o kadar güçlendi. Milliyetçi ve dinci aşırı sağın devleti ele geçirip karakterini değiştirmesinin tehlikelerine dikkat çekilerek Binyamin Netanyahu hükümetinin düşürülmesi ve erken seçime gidilmesi çağrıları bunun bir göstergesidir. Aynı zamanda Hamas'ın elindeki İsrailli rehinelerin ailelerinin rehinelerin serbest bırakılmalarını sağlayacak bir anlaşma yapılması taleplerini destekleyen protesto gösterilerindeki artış da bu durumun bir işareti.

sy6mu7ö8ıl
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu haftalık kabine toplantısında Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile konuşurken, 7 Ocak 2024 (AP)

Tüm bunlarla birlikte, savaş nedeniyle laiklere tanınmayan ayrıcalıklardan yararlanan, vergiden ve askerlikten muaf tutulan ve yine de devletin kimliğini kendi lehlerine değiştirmek isteyen ultra Ortodoks Yahudilerin de askere alınmaları çağrıları ülkede bölünme yarattı.

İsrail'in imaj kaybıyla birlikte, İsrail'in dünya Yahudileri için güvenli bir sığınak olduğu fikrinin sarsılırken tüm dünyada bazı Yahudi kesimleri nezdindeki itibarı da zedelendi. Kendi ülkelerinde daha güvende olan İsrailli Yahudiler, hükümetlerinin Filistinlilere karşı düşman, faşist ve ırkçı politikalarının kurbanı oldular.

İsrail’in, Nekbe'ye rağmen Filistinlilerin varlığının üstesinden gelmesi ve onları siyasi haritadan silmesi mümkün görünmüyor.

Ayrıca İsrail'in Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırım savaşı, dünya Yahudilerinin bir kısmında Holokost'un (Nazilerin Yahudi soykırımı) hatırlanmasına ve İsrail’in Filistinlilere karşı Nazilerin Yahudilere karşı izlediği politikanın aynısını izlediği, bu devletin kendileri ve yaşadıkları ülkeler için siyasi, ahlaki ve güvenlik yükü haline geldiği izlenimi uyanmasına yol açtı. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'da önde gelen Yahudi isimlerin yanı sıra Yahudi aydınlar, sanatçılar ve akademisyenler tarafından yapılan tarafından açıklamalarda ve Yahudilerin bu ülkelerde Gazze’deki savaşa karşı düzenlenen protesto gösterilerine katılmaları sırasında okunan bildirilerde İsrail'in Yahudileri ya da tek başına Holokost'u temsil ettiği iddiası ve antisemitizmi İsrail karşıtlığıyla bir tutulmasına karşı çıkıldı.

Filistin tarafında ise Nekbe'ye (İsrail güçlerinin Filistinlilere ait yüzlerce köy ve kasabayı yok ettiği Büyük Felaket) rağmen İsrail'in bu halkın varlığının üstesinden gelememiş ve onları siyasi haritadan silememiş gibi görünüyor. Hatta bu savaş Netanyahu hükümetinin isteklerinin aksine, elbette Batı vizyonuna göre olmak kaydıyla bağımsız bir Filistin devleti kurulması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı verilmesi fikrini, özellikle de sadece Filistin-İsrail çatışmasından çıkış yolları bulmak için değil, aynı zamanda İsrail'in bölgedeki varlığını normalleştirmek için de bir anahtar olarak yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Hatta ve hatta Hamas'ın çabalarının Arap ülkelerinin ve uluslararası kamuoyununun nazarında yeni Nekbe'den sonra Filistin'in durumunu yeniden düzenlemek için en uygun merci haline gelen Filistin Yönetimi'nin konumunu güçlendirdiği ya da başka deyişle normalleştirdiği bile söylenebilir. Hani derler ya: “Bazen rüzgarlar gemilerin istemediği taraftan eser.”

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğu bildirildi

Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
TT

Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğu bildirildi

Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)

Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP) göre Lübnan'ın LBCI kanalı bugün (Pazar) Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğunu bildirdi, ancak füzelerin kaynağını belirtmedi.

Bugün erken saatlerde Lübnan'ın Al-Manar televizyonu, doğu ve güney Lübnan'daki Baalbek'ten Lübnan'ın başkenti Beyrut'a kadar birçok Lübnan bölgesinde uzaktan patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) dün (cumartesi) İsrail'e onlarca insansız hava aracı (İHA) ve füze fırlatarak iki bölgesel düşman arasında büyük bir gerilimi tetikleyebilecek bir saldırı gerçekleştirirken, ABD de İsrail'e destek sözü verdi.

İsrail ordusu, Iraklı güvenlik kaynaklarının ülke üzerinde uçarken görüldüğünü söylediği İran İHA’larının hedeflerine ulaşmasının saatler alacağını söyledi.

İsrail Kanal 12 televizyonu, İran'ın fırlattığı füzelerin İsrail'e ulaşmasının muhtemelen daha kısa süreceğini, ancak bazı füze ve İHA’ların Suriye veya Ürdün üzerinde vurulduğunu açıkladı.


Esed’den ‘mesaj’ var: İran-İsrail gerginliği bizi ilgilendirmiyor

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
TT

Esed’den ‘mesaj’ var: İran-İsrail gerginliği bizi ilgilendirmiyor

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken

Menaf Said

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, eşi Esma Esed ve Suriye ordusundan bazı komutanlar, Tel Aviv'in bu ayın başlarında İran’ın Şam'daki konsolosluğunu hedef alması ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Suriye’de ve Lübnan'da faaliyetler gösteren komutanı Tümgeneral Muhammed Rıza Zahidi ile yardımcısı Muhammed Hadi Hacı Rahimi'ye suikast düzenlemesinin ardından bir yanda İran ve vekilleri, diğer yanda ABD, İsrail ve müttefikleri arasında gerilimin tırmandığı ve karşılıklı tehditlerin savrulduğu bir ortamda zamanlarını nasıl geçiriyorlar? Şam, müttefiklerine, muhaliflerine ve Arap ülkelerinden arabuluculara hangi siyasi mesajları vermek istiyor?

Suriye resmi haber ajanslarında yer alan ve Suriyeli yetkililere yakın sosyal medya hesaplarından paylaşılan görüntülerin ve haberlerin şu beş siyasi ‘mesajı’ içerdiği değerlendirilebilir:

1- İsrail tarafından İran’ın Şam'daki konsolosluğunun hedef alınmasından 12 gün sonra Şam'da hayat normal akışında seyrederken, DMO komutanları İsrail’in suikastlarından kaçınmak için ya Şam'daki gizli karargâhlara sığındılar ya da Tahran'a gittiler.

2- Şam, hükümet güçlerine ve Golan Tepelerine atıfta bulunarak Tahran ve Tel Aviv arasındaki olası askeri çatışmaya ne dahil ne de taraftır. (İran destekli milisler Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD güçlerinin bulunduğu bölgelerin yakınlarında ve Suriye'deki diğer bölgelerde konuşlular.)

3- Arap ülkeleri Şam’a İran ile İsrail arasındaki olası askeri çatışmanın dışında kalması ve Gazze’de 7 Ekim’den bu yana devam eden yaklaşımı sürdürmesini tavsiye ettiler.

4- Esed ile İranlı yetkililer arasındaki resmi temasların yoğunluğu azaltırken gerek Ramazan Bayramı vesilesiyle olsun gerek başka vesilelerden dolayı olsun Arap ülkelerinin yetkilileriyle olan temasların sıklığı arttı.

5- İsrail’in Şam ve Suriye topraklarında İranlı yetkilileri hedef almasına misilleme ya da intikam alma tehdidinde bulunan resmi açıklamalar yapılmaması.

İran’ın Şam konsolosluğunun 1 Nisan’da bombalamasından bu yana Suriye resmi haber ajanlarında ve Şam yanlısı medya organlarında çıkan haberleri ve görüntüleri kronolojik olarak şöyle sıralayabiliriz:

rfgtb
İsrail tarafından İran’ın Şam konsolosluğunun hedef alınması sonrası Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından dağıtılan bir fotoğraf

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre Esed, İran Cumhurbaşkanı Reisi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek İran’ın Şam’daki konsolosluğunu hedef alan saldırıda çok sayıda askeri danışmanın vefatından dolayı en derin taziyelerini sundu. Kendisi ve Suriye halkı adına ölenlerin ailelerine ve değerli İran halkına derin üzüntülerini ifade ederek başsağlığı dileğinde bulundu.

ggbth
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed Suriye'nin batısındaki Tartus'ta bir iftar programına katıldılar

Suriye Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabından 7 Nisan’da yapılan paylaşımda, Beşşar Esed ve eşi Esma Esed’in, Tartus'un eski şehir bölgesinde yerel dernekler ve topluluk üyelerinin katılımıyla düzenlenen bir iftara katıldıkları duyuruldu. İsrail'in İranlı bir yetkiliyi hedef alan hava saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınlarında düzenlenen iftar programına katıldıklarını gösteren fotoğraflar ve videolar yayınlandı.

frgbt
Esed Şam'da Şam Alimleri Birliği üyeleriyle bir araya geldi

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, 8 Nisan’da Esed'in Şam Alimleri Birliği'nin bazı üyeleriyle bir araya geldiği haberini yayınladı. Haberde ‘Suriye’nin dini kurumlarından Şam Alimleri Birliği'nin Kur'an-ı Kerim'in ve Hz. Muhammed'in hadislerinin doğru anlaşılması konusunda kararlı olduğu ve İslam dinin insanlara Yüce Allah tarafından gönderildiği şekliyle öğretilmesine büyük katkı sağladığı’ belirtildi.

ju
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Umman’dan Şam'a gelen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ı kabul etti

Öte yandan 8 Nisan'da Umman Sultanlığı’nın başkenti Maskat'tan Şam'a gelen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, havaalanında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad tarafından karşılanmadı.

Daha sonra Suriye Cumhurbaşkanlığı Esed'in Abdullahiyan ile bir araya geldiği ve görüşmede İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki sivilleri bombalaması meselesinin ele alındığı açıklandı. Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Bu eşi ve benzeri görülmemiş vahşet ve katliam, İsrail’in askeri hedeflerine ulaşmadaki başarısızlığının kanıtıdır” denildi.

Açıklamada İsrail'in İran’ın Şam’daki konsolosluğunu bombalamasına ya da Tahran'ın buna nasıl karşılık vereceğine dair herhangi bir ifade yer almadı.

yny6n6
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Ramazan Bayramı namazı için geldiği Şam'daki bir camide Şamlı din adamlarıyla sohbet ederken

Suriye Devlet Başkanı Esed, 10 Nisan'da Ramazan Bayramı namazını Şam'daki et-Takva Camii'nde kıldı. Sosyal medya hesaplarından Esed'in Şamlı din adamlarıyla sohbet ederken çekilmiş fotoğrafları ve videoları paylaşıldı.

Suriye resmi haber ajansları daha sonra Esed'in aralarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin de bulunduğu bazı Arap ülkelerinin liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığını ve Ramazan Bayramı tebriklerini ilettiğini aktardı. Esed ile İran Cumhurbaşkanı Reisi arasında bir telefon görüşmesi yapılıp yapılmadığıyla ilgili herhangi bir bilgi aktarılmadı.

dfthy
Suriye Savunma Bakanı General Ali Mahmud Abbas, Ramazan Bayramı vesilesiyle Suriye'nin batısındaki kıyı bölgesine bir saha ziyareti gerçekleştirdi

Suriye Savunma Bakanı General Ali Mahmud Abbas'ın 11 Nisan'da Suriye’nin batısındaki kıyı bölgesinde konuşlu bazı ordu birliklerine bir saha ziyareti gerçekleştirdiği, bu ziyaret sırasında birlik komutanları ve saha komutanlarıyla bir araya geldiği ve Ramazan Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanı'nın tebriklerini ilettiği bildirildi.

rtbgyt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, Ramazan Bayramı vesilesiyle Şam'da el-Muberra Kadın Derneği ve Lahn el-Hayat Evleri’ni ziyaret ettiler

Suriye basını, Ramazan Bayramı'nın ilk günü Beşşar Esed ve eşinin Şam’da el-Muberra Kadın Derneği ve Lahn el-Hayat Evleri’nde çocuklarla ve gençlerle bayramlaşırken çekilmiş fotoğraflarını yayınladı.

edvrgt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken

Suriyeli yetkililere yakınlığıyla bilinen haber siteleri ve sosyal medya hesapları, 12 Nisan’da Suriye Devlet Başkanı Esed ve ailesinin Şam’ın eski şehir bölgesinde çekilmiş bir fotoğrafını yayınladı. Haberde, “Sayın Cumhurbaşkanı Beşşar Esed ve ailesi Ramazan Bayramının üçüncü günü Şam'ın eski şehir bölgesini ziyaret etti” denildi.

dfvrgbt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed arasında 12 Nisan'da gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından dağıtılan bir fotoğraf

Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın X platformundaki hesabından yapılan paylaşımda Beşşar Esed ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed'in bir telefon görüşmesi gerçekleştirdikleri ve birbirlerinin Ramazan Bayramı'nı kutladıkları belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın SANA'dan aktardığı habere göre 13 Nisan'da Esed'in bayram tebriğinde bulunduğu liderlerin bir listesini yayınlandı. Listede İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin adı yer almazken, çok sayıda Arap ülkesi liderinin ve yetkilisinin olduğu görüldü.

umujım
Esed'in Ramazan Bayramı vesilesiyle Şam'ın eski şehir bölgesindeki bir restoranı ziyareti sırasında ziyaretçi defterine bıraktığı not

 


Reuters: Ürdün savaş uçakları İran'a ait onlarca İHA’ya ateş açtı

Eski bir askeri tatbikatın başlangıcında Ürdün ordusundan bir grup (arşiv - AFP)
Eski bir askeri tatbikatın başlangıcında Ürdün ordusundan bir grup (arşiv - AFP)
TT

Reuters: Ürdün savaş uçakları İran'a ait onlarca İHA’ya ateş açtı

Eski bir askeri tatbikatın başlangıcında Ürdün ordusundan bir grup (arşiv - AFP)
Eski bir askeri tatbikatın başlangıcında Ürdün ordusundan bir grup (arşiv - AFP)

Reuters’ın bugün (Pazar) iki güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre Ürdün savaş uçakları, Ürdün'ün kuzey ve orta kesimlerinde İsrail'e giden onlarca İran insansız hava aracını (İHA) düşürdü. İki kaynak, ordunun yüksek alarm durumunda olduğunu ve radar sistemlerinin Irak ve Suriye yönünden gelen her türlü İHA faaliyetini izlediğini de sözlerine ekledi.

Fars Haber Ajansı’na konuşan bir askeri kaynak, İran'ın Ürdün'ü, Tahran'ın misilleme saldırıları sırasında İsrail'i destekleyecek herhangi bir hamle yapması ihtimaline karşı izlediğini ve Ürdün’ün ‘bir sonraki hedef’ olabileceği uyarısında bulunduğunu söyledi.

Ürdün'ün kuzeyinde Suriye'ye yakın bazı kentler ile ülkenin merkezi ve güneyindeki bölgelerde yaşayanlar yoğun hava hareketliliği sesleri duydu. Bir güvenlik kaynağı Ürdün hava kuvvetlerinin keşif uçuşlarını arttırdığını bildirdi.

Ürdün, İran destekli silahlı grupların faaliyet gösterdiği Suriye ve Irak'ın yanı sıra İsrail ve işgal altındaki Batı Şeria'nın da komşusu konumunda bulunuyor.


Sudan Kurtuluş Güçleri, liderlerinin Darfur'daki ortak güçten çekilme kararını reddetti

Sudan Kurtuluş Güçleri savaşçıları (AFP)
Sudan Kurtuluş Güçleri savaşçıları (AFP)
TT

Sudan Kurtuluş Güçleri, liderlerinin Darfur'daki ortak güçten çekilme kararını reddetti

Sudan Kurtuluş Güçleri savaşçıları (AFP)
Sudan Kurtuluş Güçleri savaşçıları (AFP)

Cuba Barış Anlaşması’na taraf olan Sudan Kurtuluş Güçleri Genel Komutanlığı dün (Cuma) yaptığı açıklamada, liderleri Tahir Hacer'in Darfur bölgesindeki silahlı mücadele hareketlerinin ortak gücünden çekilme kararını reddettiğini duyurdu.

Sudan Kurtuluş Güçleri Genel Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sudan Kurtuluş Güçleri Sözcüsü Tuğgeneral Abbas Teruni'nin Sudan Kurtuluş Güçleri’nin Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) karşı ‘kararlı bir savaşa’ hazırlanmak üzere Darfur'daki ortak güçte yer almaya devam ettiğini söylediği aktarıldı.

Hacer dün, Sudan Kurtuluş Güçleri'nin Darfur Ortak Görev Gücü'nden, bu oluşumdaki bazı silahlı hareketlerin ‘tarafsızlığı terk ederek orduyla aynı safta yer aldıklarını ve onunla birlikte savaştıklarını’ ilan ettikleri gerekçesiyle çekildiğini duyurmuş ve mevcut durumda Darfur ortak gücünün oluşturulma amacını gerçekleştirmesinin imkânsız hale geldiğini belirtmişti.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı'ndan (AWP) aktardığına göre Hacer açıklamasında, Sudan Kurtuluş Güçleri Genel Komutanlığı'na ‘Savaşın başladığı 15 Nisan’dan itibaren tarafsızlığı ilke ve tutum olarak benimseyen tüm hareketlerle yeni bir ortak güç oluşturma’ talimatı verdi.

Teruni, “Cuba Barış Anlaşması’nın imzalanmasından sonra, Darfur hattındaki silahlı mücadele hareketlerindeki yoldaşlarımızla birlikte büyük bir çaba sarf ettik. Savaşın patlak vermesinden sonra; sivilleri, mülklerini ve Birleşmiş Milletler (BM) misyonları ile uluslararası örgütlerin karargahlarını korumak için Cuba Barış Anlaşması’nın ruhuna uygun olarak ortak bir güç (Sivilleri Koruma Ortak Gücü) oluşturduk” ifadelerini kullandı.

Teruni sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak zaman geçtikçe, isyancı milisler (HDK) insan haklarını ihlal etmek, genç kadınlara tecavüz etmek ve kaçırmak, insanların topraklarını ve evlerini işgal etmek, operasyon alanını merkezden Sudan'ın tüm şehirlerine ve köylerine kaydırmak da dahil olmak üzere tüm insani ve ahlaki yasaklarla karşı karşıya kalmaya başladı. Bu nedenle Sudan Kurtuluş Güçleri şu anda isyancı HDK milislerini bertaraf etmek için ön saflarda yer alıyor. Vatana ve vatandaşa karşı ulusal sorumluluk temelinde, savaşa girmek için ortak koordinasyon içinde silahlı mücadele hareketlerinin ortak gücünde devam ettiğimizi yineliyoruz.”

Darfur bölgesindeki silahlı hareketler ortak gücü, perşembe günü yaptığı açıklamada, artık tarafsız olmadığını ve HDK’ye karşı Sudan ordusunun yanında savaşacağını duyurdu.

Yapılan açıklamada “Müttefiklerimiz, yurtseverler ve silahlı kuvvetlerimizle birlikte HDK ve onların kiralık adamlarına karşı savaşacağız” denildi.

Ortak güç, geçen yıl ordu ile HDK arasında patlak veren çatışmaların ardından Darfur'daki silahlı hareketler tarafından, sorunlu bölgedeki sivilleri korumak amacıyla oluşturuldu.

Geçtiğimiz ay Darfur Bölgesi Başkanı Minni Arko Minavi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi ile Adalet ve Eşitlik Hareketi, HDK'ye karşı savaşında Sudan Ordusu’nun yanında savaşacaklarını bildirdi. Sudan Kurtuluş Hareketi-Geçiş Konseyi ve Sudan Kurtuluş Güçleri de Darfur'daki çatışmalardan etkilenenlere insani erişimi güvence altına almak için ortak bir güç oluşturma niyetinde olduklarını duyurdu.

Bu dört hareket, Darfur'da silahlı mücadele için kurulan ortak gücün bir parçası.


Kudüs Seriyyeleri, İsrail'in güneyine roket saldırısı düzenledi

Kudüs Seriyyeleri, İsrail'in güneyine roket saldırısı düzenledi
TT

Kudüs Seriyyeleri, İsrail'in güneyine roket saldırısı düzenledi

Kudüs Seriyyeleri, İsrail'in güneyine roket saldırısı düzenledi

 

Kudüs Seriyyelerinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in işlediği suçlara karşılık olarak, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesine bağlı Ömer el-Kasım güçleriyle birlikte Sderot kenti ile Gazze sınırındaki yerleşimlere roket saldırısı düzenlendiği belirtildi.

Başka bir açıklamada ise 3 Merkava tankı ile 2 D9 model dozerden oluşan İsrail askeri konvoyuna, Gazze'nin orta kesiminde bulunan En-Nuseyrat Mülteci Kampı'nın kuzeyindeki Malik el-Askeri bölgesinde mayın ve yüksek patlayıcılı varil bombalarıyla saldırı düzenlendiği kaydedildi.

Açıklamada, konvoydaki İsrail askerlerinin öldüğü ve yaralandığı, askerleri tahliye etmek için ise bölgeye bir helikopterin iniş yaptığı aktarıldı.

Öte yandan, İsrail ordusu, Sderot kenti ile çevre bölgelerde uyarı sirenlerinin çaldığını duyurdu.


Fas'ta 54 kentte Gazze'ye destek gösterisi düzenlendi

Fas'ta 54 kentte Gazze'ye destek gösterisi düzenlendi
TT

Fas'ta 54 kentte Gazze'ye destek gösterisi düzenlendi

Fas'ta 54 kentte Gazze'ye destek gösterisi düzenlendi

Fas'taki sivil toplum kuruluşu Ümmet Sorunlarını Destekleme Kuruluşundan yapılan yazılı açıklamaya göre, Faslılar, Gazze'ye destek amacıyla 54 kentte 114 noktada sokağa indi.

Gösteri düzenlenen kentler arasında Kazablanka, Agadir, Tanca, Tatvan ve Sale yer aldı.

Göstericiler, İsrail'in saldırıları ve ablukası sona erinceye kadar Gazze'ye destek vermeye ve gösteri düzenlemeye devam edeceklerini dile getirdi.

Fas, Gazze'ye destek gösterileri ve yürüyüşlerinin en yoğun yapıldığı İslam ülkeleri arasında yer alıyor.


BM raportörü: İsrail ordusu Filistin topraklarında sivillere yönelik saldırıları önleyemiyor

Yaralı bir Filistinli, Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerle yaşanan çatışmanın ardından hastaneye kaldırıldı (AFP)
Yaralı bir Filistinli, Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerle yaşanan çatışmanın ardından hastaneye kaldırıldı (AFP)
TT

BM raportörü: İsrail ordusu Filistin topraklarında sivillere yönelik saldırıları önleyemiyor

Yaralı bir Filistinli, Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerle yaşanan çatışmanın ardından hastaneye kaldırıldı (AFP)
Yaralı bir Filistinli, Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerle yaşanan çatışmanın ardından hastaneye kaldırıldı (AFP)

Arap Dünyası Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre, BM raportörü Francesca Albanese, Birleşmiş Milletler'i Filistin topraklarında sivillere yönelik saldırıları engellemek için açık bir yetkiyle “önleyici güç” konuşlandırılmasına izin vermeye çağırdı.

Albanese dün (Cuma), "X" platformunda yaptığı açıklamada, "İsrail ordusunun, Filistin topraklarında sivillere yönelik saldırıları önleme konusundaki isteksizliğini veya başarısızlığını kanıtladığını" belirtti.

BM raportörünün değerlendirmesi, Filistin Sağlık Bakanlığı'nın cuma günü, yüzlerce İsrailli yerleşimcinin köye saldırdığı yönündeki raporları sonrasında, işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah yakınındaki El-Mughayir köyünde en az bir Filistinlinin vurularak öldürüldüğünü belirtmesinin ardından geldi.

İsrail'in Gazze Şeridi'nde savaşa başladığı 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da şiddet arttı ve altı ay önce çatışmanın başlamasından beri Batı Şeria'da İsrail güçleri veya yerleşimciler tarafından yaklaşık 500 Filistinli öldürüldü.