Lise bitirme sınavı Mısırlılar için hala bir ‘öcü’ mü?

Sonuçlarının açıklanmasıyla ilgili büyük beklentinin ortasında

Mısır Eğitim Bakanı bu yıl lise sınav kurullarından birine yaptığı ziyarette (Mısır Eğitim Bakanlığı)
Mısır Eğitim Bakanı bu yıl lise sınav kurullarından birine yaptığı ziyarette (Mısır Eğitim Bakanlığı)
TT

Lise bitirme sınavı Mısırlılar için hala bir ‘öcü’ mü?

Mısır Eğitim Bakanı bu yıl lise sınav kurullarından birine yaptığı ziyarette (Mısır Eğitim Bakanlığı)
Mısır Eğitim Bakanı bu yıl lise sınav kurullarından birine yaptığı ziyarette (Mısır Eğitim Bakanlığı)

Hızlı bir nabız, titreyen gözler ve aşırı gerginlikten yemeyi kabul etmeyen bir mide ile, Şarkiye şehrinden 47 yaşındaki Muhammed Bedevi ellerini göğe kaldırarak, titreyen bir sesle “Allah’ım aklımızı koru ve sevincimiz büyük bir sevinç yap” diyerek Allah’a dua etti.

Bedevi, Mısır lise bitirme sınavı sonuçlarının açıklanmasını bekleyen bir milyondan fazla ebeveynden biriydi. Gözlemciler, bu dönemin endişenin arttığı ve ülke genelinde ‘her yıl görülen bir ateş’ haline geldiğini öne sürüyor.

Geçtiğimiz saatlerde, çizimler ve gönderiler ile sosyal medya lise sonuçları, üniversite beklentileriyle doluydu. Gönderilerden bazıları, başarı dualarıyla ilgiliyken, bazıları ailelerin sonuçlar duyulduktan sonra atacakları mesajlarla alay ediyordu. Kırklı yaşlarındaki Emine Abdulhamid “Sonuç açıklandığında kimse beni aramasın çünkü sonuçtan emin olacağım” dedi.

Bu sosyal paylaşımlar Mısırlı ailelerin, özellikle cumartesi günü sonuçları açıklama tarihleriyle ilgili çelişkili haberler çıktıktan sonra, lise bitirme sınavı sonuçlarının resmi olarak açıklanmasını bekledikleri bir zamanda yapıldı.

Tarihsel olarak, sınava yönelik ‘öcü’ terimi Mısırlı aileler ve lise öğrencileri arasında yaygın olarak kullanılıyor. Zira kimileri bunu öğrencilerin geleceğini şekillendiren bir ‘darboğaz’ olarak görüyor çünkü öğrencinin kaydolacağı üniversiteyi belirliyor. Ülkede özel eğitim olmasına rağmen, çocuklarını devlet üniversiteleri arasından en iyi üniversitelere kaydettirme konusunda aileler arasında eski ve hala devam eden bir mücadele bulunuyor.

Bu nedenle lise eğitimi ailelerin yaşamında önemli bir aşama olmaya devam ediyor. Ailelerin çoğu, özel eğitim merkezlerinin kendi kazançları için yarıştığı özel derslerin giderleri sağlamaya çalışıyor. Ailelerin bu çabaları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda eğitim hizmetleri sağlama ve öğrencilere ‘ücretsiz eğitim platformları’ sunma yönündeki ‘yoğun’ çaba ve girişimlerinin ortasında geliyor.

Mısır’daki Eğitim Bakanlığı dün (Cumartesi), ‘Lise bitirme sınavının sonucu, adalet ve doğruluğu garanti edecek şekilde verildiğinden emin olmak için birçok inceleme aşamasından geçiyor” dedi. Eğitim Bakanlığı Sözcüsü Şadi Zalta, Mısır Eğitim Bakanı Dr. Rıza Hecazi’nin ‘sonuç tarihini, ilgili tüm prosedürler tamamlanır tamamlanmaz resmi olarak açıklayacağını’ belirtti. Medyaya ‘Öğrenci ve velilerin kafasının karışmasını ve dikkatinin dağılmasını önlemek için, bakanlık tarafından yayınlanan resmi açıklamalara bağlı kalmaya’ çağırdı.

Ayn Şems Üniversitesi’nde eğitim uzmanı ve müfredat profesörü Hasan Şeheta, Mısır’daki lise sistemi için bu yılki deneyimin ‘lisenin kabuslarını ve öcüyü yenmek için gerçek bir başlangıç’ olmasını beklediğini belirtti.

Mısır Bakanlar Kurulu’na bağlı Bilgi ve Karar Destek Merkezi’nin istatistiklerine göre, bu yıl edebiyat bölümünden 276 bin öğrenci, fen bilimleri bölümünden yaklaşık 391 bin 600 öğrenci ve matematik ölümünden yaklaşık 98 bin 600 öğrenci olmak üzere toplam 783 bin öğrenci lise bitirme sınavlarına girdi.

Lise bitirme sonuçlarının açıklanmasına eşlik eden aile baskıları üzerine, Mısır’da siyaset sosyolojisi profesörü olan Said Sadık, Şarku’l Avsat’a ekonomik faktörün ‘öğrenciler ve aileleri üzerindeki bu yılki baskıların nedeni olduğunu’ söyledi. Sadık “Konu görecelidir. Devlet üniversitelerindeki en iyi fakülteler için alternatif seçeneklere sahip olanlar, aileleriyle birlikte eğitim yoluyla sosyal ilerleme elde etmek isteyen yoksul öğrencilerin yaşadığı aynı baskılarla karşı karşıya kalmıyor” dedi. Ayrıca “Burada kurulan bir hayali kaybetmenin dehşeti ve bunun getirdiği psikolojik ve toplumsal baskı da ortaya çıkıyor” ifadelerini sözlerine ekledi.

Sadık’a göre öğrenciler tıp bölümü gibi üniversite hayallerinin, silinip gitme korkusunu paylaşıyor. Tıp ve mühendislik eğitiminin devlet üniversitelerinde büyük bir itibarı bulunuyor. Bununla birlikte Sadık “Zengin kesimler, çocukları yurtdışında okumak için seyahat etmek gibi daha iyi fırsatlara sahip olabilir ve bazıları liseden mezun olarak alternatif uluslararası derecelere kaydolabilir” dedi. Siyaset sosyolojisi profesörü, bu baskıların ‘yerinde olduğunu, zira bir dönüm noktası olduğunu ve ailelerinin güvendiği öğrencilerin geleceğinin belirlendiğini’ belirtti.

Zirve Fakülteler olarak bilinen üniversiteler için mevsimsel mücadele hakkında, Şehata Şarkul Avsat’a Mısır’daki yeni üniversitelerin sivil, devlet ve özel arasındaki çeşitliliğinin ve sundukları ‘programların’ ‘öğrencilerin ve ailelerinin hayallerini gerçekleştirme fırsatlarını artırdığını’ söyledi.

Yerel raporlara göre, geçen yıl yüzde 75,04 olan ve 2021’de yüzde 74 olarak kaydedilen lise bitirme sınavı beklenen başarı oranı, bu yıl yüzde 78 ile 79 arasında değişebilir.

Bu konuda Sadık ‘eğitim sistemini geliştirmek kadar, sınavlarda kopya olgusuyla mücadele etmek ve bu olguyu durdurmak için çalışılması’ çağrıda bulundu. Ayrıca “Herkesin karşılayamayacağı özel ders olgusunun gölgesinde, aileler arasında bir eşitsizlik duygusu ortaya çıkıyor ve bu nedenle toplum eğitimde eşitlikten yoksun ve ücretsiz eğitim statüsü bulunmuyor” dedi.

Mısır’da sosyal medyadaki en popüler konuların başında #lise hashtag’i geliyor. Kullanıcıların gönderileri, öğrencilerin desteğini istemek, onlar için dua etmek ve sonucu ne olursa olsun kabul etmek arasında değişiyor.



İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısında biri çocuk 6 Filistinli öldü

Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
TT

İsrail'in Gazze şehrine düzenlediği hava saldırısında biri çocuk 6 Filistinli öldü

Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)
Filistinliler, Han Yunus'taki yıkılmış evlerin enkazından demirleri çıkararak Gazze'de çadır yapımında yeniden kullanıyorlar (DPA)

Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü, yaptığı açıklamada, Gazze kentinin batısına düzenlenen İsrail saldırısında aralarında bir çocuğun da bulunduğu 6 kişinin hayatını kaybettiğini, 13 kişinin yaralandığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre İsrail ordusu ise saldırıda, Gazze Şeridi’ndeki güçlerine yönelik saldırılar planladığını öne sürdüğü Hamas “liderlerini” hedef aldığını açıkladı.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Gazze Limanı’ndaki yerinden edilmiş kişilerin çadırlarını hedef alan İsrail saldırısında aralarında bir çocuğun da bulunduğu en az 6 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı” dedi.

Şifa Tıp Kompleksi de saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazelerinin yanı sıra yaralanan 13 kişinin hastaneye getirildiğini doğruladı.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, “Şati bölgesinde, güçlerimize yönelik terör planları hazırlayan Hamas terör örgütünün liderlerine saldırı düzenlendiğini” bildirdi. Açıklamada, söz konusu kişilerin orduya karşı “terör eylemleri gerçekleştirmeyi planladığı” ve “tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla havadan hedef alındıkları” ileri sürüldü.

Saldırının görgü tanıklarından Muhammed el-Gul, “İşgal güçlerine ait uçaklar bir anda Gazze kentinin batısında balıkçı limanındaki bir kafeye iki füze fırlattı” dedi. El-Gul, “Çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Limanda da bazı insanlar enkaz altında kaldı ve onları çıkarmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

Liman bölgesinde, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’in güneyine düzenlediği saldırının ardından başlayan İsrail-Hamas savaşı nedeniyle yerlerinden edilen binlerce kişinin kaldığı çadırlar bulunuyor.

Dünkü saldırı, Hamas Sözcüsü’nün, ABD’nin desteklediği Gazze anlaşmasına bağlı olduklarını açıkladığı gün gerçekleşti. Açıklama, ABD’li özel temsilci Jared Kushner ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Hamas’a silah bırakması yönünde baskı yapmak amacıyla gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından geldi.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, “Hamas, üzerinde anlaşmaya varılan bu sürece bağlıdır” dedi. Kasım ayrıca, “İşgal güçlerinin şu ana kadar arabuluculara yol haritasını kabul ettiğine ilişkin açık bir onay vermediği ortada” ifadelerini kullandı.

Kushner, pazar günü Mısır’da Hamas yöneticileriyle görüştükten sonra İsrail’e geçerek Netanyahu ile bir araya geldi. Netanyahu, kısa süre önce plana karşı olduğunu açıklamıştı.

İsrail Başbakanı, Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor.

İsrailli bir yetkiliye göre taraflar Kushner ile yaptıkları görüşmede, silahların teslim edilmesini denetleme görevini Amerikalı bir subayın üstlenmesi konusunda anlaşmaya vardı.

Anlaşmanın uygulanmasından sorumlu olan ve ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi” de Netanyahu’ya, ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması kapsamında Hamas tamamen silahsızlandırılmadan İsrail’in Gazze’den çekilmeye başlamasının gerekmediğini bildirdi. Ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’ten bu yana yürürlükte.


Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerinin Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan hava saldırılarını, uluslararası hukukun ve Suriye’nin egemenliğinin “açık bir ihlali” olarak nitelendirerek en sert ifadelerle kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, söz konusu saldırının kesin bir şekilde reddedildiği belirtilerek uluslararası topluma İsrail’in uluslararası hukuk ve teamülleri ihlal etmesine son vermesi çağrısı yinelendi. Açıklamada ayrıca Suriye ile dayanışma içinde olunduğu ve ülkenin egemenliğini koruyacak, toprak bütünlüğünü ve birliğini güvence altına alacak, Suriye halkının güvenlik ve istikrarını sağlayacak her türlü çabanın desteklendiği vurgulandı.

Körfez ülkelerinin yanı sıra Arap ve İslam ülkeleri de İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan İsrail saldırılarını kınadı. Saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün “açık bir ihlali” ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı’nın hükümlerine aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamalarda Suriye ile dayanışma mesajı verilirken, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik bütün çabaların desteklendiği belirtildi.

Körfez ve Arap ülkelerinden dayanışma

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini cezasız olarak ihlal etmeyi sürdürmesinin, güç kullanarak yeni fiili durum dayatmaya yönelik “tehlikeli bir yaklaşımı” ve uluslararası meşruiyeti sistematik biçimde hiçe saymayı ortaya koyduğu belirtildi.

Açıklamada, İsrail’in çevresinde yeni bir fiili durum oluşturmaya çalışması halinde, uluslararası toplumun buna kararlı bir şekilde karşılık vermesi gerektiği vurgulandı. İsrail’in, uluslararası hukukun üzerinde hareket ettiği bir ortamın oluştuğu ve uluslararası toplumun bu ihlalleri engellemekte sessiz ve yetersiz kaldığı ifade edilerek, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıldı.

Katar Dışişleri Bakanlığı ayrıca hesap verebilirlik ve caydırıcılığın olmamasının İsrail’i ihlallerini sürdürmeye teşvik ettiği, bunun ise güvenlik ve istikrarı tehdit ederek bölgeyi daha geniş bir gerilim döngüsüne sürüklediği uyarısında bulundu.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarını durdurma ve uluslararası hukuk ile BM Şartı’nın kurallarına uyulmasını sağlama sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, İsrail’in Suriye topraklarındaki ihlallerinin sürmesini tamamen reddettiğini belirtti. Açıklamada, bu saldırıların Suriye ve bölgedeki istikrar çabalarını sekteye uğratabilecek, bölgesel güvenlik ve barışı tehdit eden “tehlikeli bir tırmanış” olduğu ifade edildi.

Mısır, uluslararası toplumun İsrail’in tekrarlanan ihlallerine son verilmesi ve güç kullanarak fiili durum dayatma politikasının durdurulması için sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Bunun, bölgede yaşanan peş peşe gerilim döngülerinin kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Fuad el-Mecali de Suriye’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm tekrarlanan İsrail saldırıları ve uygulamalarının durdurulması gerektiğini söyledi. Mecali, uluslararası topluma hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, İsrail’i Suriye’ye yönelik yasa dışı ve provokatif saldırılarını durdurmaya ve Suriye topraklarının bir bölümündeki işgaline son vermeye zorlama çağrısında bulundu. İsrail’in uluslararası hukuk kurallarına, uluslararası meşruiyet kararlarına, devletlerin egemenliğine ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesine uyması gerektiğini belirtti.

Körfez İşbirliği Konseyi de İsrail işgal güçlerinin düzenlediği saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Konsey Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İsrail’in Suriye topraklarını hedef almasının, ülkenin egemenliğine ve topraklarının dokunulmazlığına yönelik kabul edilemez bir saldırı olduğunu söyledi.

Budeyvi, saldırıların devletlerin egemenliğine yönelik müdahaleyi yasaklayan uluslararası kural ve teamüllere aykırı olduğunu belirterek, bu uygulamaların sürmesinin gerilimi ve tırmanmayı artırabileceği, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamaya yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları baltalayabileceği uyarısında bulundu.

Konsey Genel Sekreteri uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme ve bu ihlallere karşı kararlı bir tutum alma çağrısı yaparak, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulmasını ve Suriye’nin güvenlik ve istikrarının korunmasını istedi. Ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin Suriye Cumhuriyeti, egemenliği ve toprak bütünlüğüyle dayanışma içinde olduğunu yineledi.

Gerilimden İsrail sorumlu tutuldu

Suriye devlet medyası daha önce Suriyeli bir askeri kaynağa dayandırdığı haberinde, “İsrail işgal güçlerine ait savaş uçaklarının dün şafak vakti İdlib’in doğu kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü pistini sekiz hava saldırısıyla hedef aldığını” bildirmişti. Saldırının can kaybına yol açmadığı, ancak hava üssünün altyapısında maddi hasar meydana geldiği belirtildi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı da İsrail’in hava saldırılarını en sert ifadelerle kınayarak bunları “haksız bir saldırı, egemenliğin açık bir ihlali ve bölgenin güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir gerilim” olarak nitelendirdi.

Bakanlığın açıklamasında, İsrail’in 8 Aralık 2024’ten bu yana düzenlediği saldırıların, Suriye’nin itidal politikası izlediği, istikrarı güçlendirmeye ve gerilimden kaçınmaya çalıştığı bir dönemde sürdüğüne dikkat çekildi. Açıklamada, bu durumun İsrail işgalinin söz konusu çabaları baltalama ve bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlığa sürükleme girişimlerini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Suriye, tırmanıştan İsrail’i sorumlu tutarak uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne saldırıyı açıkça kınama ve İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik tekrarlanan ihlallerine karşı kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu.

Şam ayrıca, “uluslararası hukuk ve teamüller tarafından güvence altına alınan meşru yollarla haklarını ve ulusal çıkarlarını savunmayı sürdüreceğini” bildirdi.


Kalibaf: Irak’taki direniş küresel bir güç haline geldi

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 19 Ağustos 2026'da Bağdat'ta, 2020'de ABD'nin düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürüldüğü yerin yakınında düzenlenen basın toplantısına katıldı. (Fotoğraf: Ahmed el-Rubayi / AFP)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 19 Ağustos 2026'da Bağdat'ta, 2020'de ABD'nin düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürüldüğü yerin yakınında düzenlenen basın toplantısına katıldı. (Fotoğraf: Ahmed el-Rubayi / AFP)
TT

Kalibaf: Irak’taki direniş küresel bir güç haline geldi

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 19 Ağustos 2026'da Bağdat'ta, 2020'de ABD'nin düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürüldüğü yerin yakınında düzenlenen basın toplantısına katıldı. (Fotoğraf: Ahmed el-Rubayi / AFP)
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 19 Ağustos 2026'da Bağdat'ta, 2020'de ABD'nin düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürüldüğü yerin yakınında düzenlenen basın toplantısına katıldı. (Fotoğraf: Ahmed el-Rubayi / AFP)

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, “Irak’taki direnişin küresel güç unsurlarından biri haline geldiğini” belirterek Bağdat ile Tahran arasındaki ilişkilerin, dış müdahalelerden uzak yeni bir düzenin tesis edilmesi yönünde ilerlediğini söyledi.

Kalibaf, bugün resmi ziyaret için Bağdat’a geldi. Ziyaretine, Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Mühendis’in öldürüldüğü Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınındaki “Süleymani ve Mühendis Anıtı”nda düzenlediği basın toplantısıyla başladı.

Kalibaf, Irak Parlamentosu Birinci Başkan Yardımcısı Adnan Feyhan ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Herkes son savaşta (ABD ile) Irak’ın sahip olduğu güç unsurlarını ortaya koydu” dedi. Kalibaf, “Irak’taki deneyimin üzerinden yıllar geçmesinin ardından direniş iki ülkenin sınırlarını aştı ve bölgesel ve küresel düzeyde etkili bir güç haline geldi” değerlendirmesinde bulundu.

İran Meclis Başkanı, Bağdat ziyaretinin “yeni bölgesel düzenin şekillenmesi ve bölgedeki bütün ülkeler arasında herhangi bir dış müdahale olmaksızın ikili iş birliğinin güçlendirilmesi yönündeki kararlılık” çerçevesinde gerçekleştiğini söyledi.

Kalibaf, savaş döneminde yaptığı önceki açıklamalara da atıfta bulunarak, “İslam ülkelerinin, özellikle ekonomik alanda, tüm iş birliği alanlarını genişletmesi ve ilişkilerini derinleştirmesi gerektiğini defalarca dile getirdim” dedi. Tahran’ın bu alanda “en üst düzeyde iş birliğine tamamen hazır olduğunu” vurguladı.

Kalibaf’ın ziyareti, Irak’taki iktidar koalisyonu içinde, ABD güçlerinin 30 Eylül’de planlanan çekilmesinin ardından silahlı grupların silahlarının akıbetine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Siyasi gerilim ise İran yanlısı Nuceba Hareketi’nin bir yöneticisinin gözaltına alınmasının ardından daha da arttı.

Irak, ülkede önemli siyasi ve mali nüfuz kazanan İran destekli güçlü silahlı grupların silahsızlandırılması konusunda Washington’un baskısıyla karşı karşıya.

Şarku’l Avsat’ın Tesnim haber ajansından aktardığına göre, Kalibaf’ın Iraklı üst düzey yetkililerle gerçekleştireceği görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, Tahran-Bağdat arasındaki stratejik iş birliğinin güçlendirilmesi ve Batı Asya’da istikrar ve güvenliğin sağlanmasına ortak katkı sunma yolları ele alınacak.