Lübnan Baş Müftüsü Şeyh Abdüllatif Diryan: Beşli komite Lübnan için bir emniyet sibobu

Diryan, Fransa Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede Jean-Yves Le Drian'ın çabalarının önemini vurguladı

Lübnan Baş Müftüsü Şeyh Abdüllatif Diryan, Fransa’nın Lübnan Büyükelçisi Anne Griot'u kabulü sırasında. (Lübnan Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Baş Müftüsü Şeyh Abdüllatif Diryan, Fransa’nın Lübnan Büyükelçisi Anne Griot'u kabulü sırasında. (Lübnan Ulusal Haber Ajansı)
TT

Lübnan Baş Müftüsü Şeyh Abdüllatif Diryan: Beşli komite Lübnan için bir emniyet sibobu

Lübnan Baş Müftüsü Şeyh Abdüllatif Diryan, Fransa’nın Lübnan Büyükelçisi Anne Griot'u kabulü sırasında. (Lübnan Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Baş Müftüsü Şeyh Abdüllatif Diryan, Fransa’nın Lübnan Büyükelçisi Anne Griot'u kabulü sırasında. (Lübnan Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Baş Müftüsü Şeyh Abdüllatif Diryan, beşli komitenin Lübnan için bir emniyet sibobu olduğunu belirterek Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian'ın Lübnan'ın içinde bulunduğu krizden çıkışa katkı sağlamak için gösterdiği çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladı.

Müftü Diryan’ın açıklamaları, diplomatik görevinin sona ermesi dolayısıyla kendisine bir veda ziyaretinde bulunan Fransa'nın Lübnan Büyükelçisi Anne Griot ile Lübnan meselelerini ve iki ülke arasındaki iş birliğini konuştukları görüşme sırasında geldi.

Daru’l Fetva medya ofisi tarafından yapılan açıklamada “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian'ın Lübnanlı liderlerle yaptığı istişareler hakkında Büyükelçi Griot tarafından Müftü Diryan'a bilgi verildiği” belirtildi.

‘Beşli komitedeki ülkelerin ve cumhurbaşkanlığı krizine çözüm arama çabalarının, gelecekteki özgür Lübnan için olduğunu’ ifade eden Diryan, “Lübnanlıların aranan özelliklere sahip, kapsayıcı bir cumhurbaşkanının seçilmesini beklediklerini” söyledi.

Diryan, Lübnan'daki siyasi güçleri “Beşli Komite ve Fransız Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian ile iş birliği yapmaya ve ülkeyi kontrol eden karanlık tünelden çıkmak için kendilerine sunulan teklif ve girişimlere yanıt vermeye” çağırdı. “Uluslararası çaba, Lübnan'ın önce bir cumhurbaşkanı seçerek, ardından bir hükümet kurarak ve reformları gerçekleştirerek Lübnan'ı korumak için sunulan önerilere vereceği cevaba tabidir” diyen Diryan “Söz konusu çabaların yakın gelecekte istenilen başarıya ulaşılarak meyve vereceğini, zira başarısızlığın Lübnan ve Lübnanlılar için bir kayıp getireceğini” belirtti.



Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
TT

Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)

Cezayir, hayat şartları açısından dünyanın en zorlu bölgelerinden biri olan Tanezruft Çölü'nde bulunan bir askeri kışlayı, uyuşturucu kaçakçıları için yüksek güvenlikli cezaevine dönüştürecek. Karar, Cezayir Cumhurbaşkanlığı tarafından dün açıklandı.

Karar, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun başkanlığında düzenlenen Yüksek Güvenlik Konseyi toplantısında alındı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, yeni cezaevinin “uyuşturucu baronları ve satıcılarına” tahsis edileceği belirtildi ancak başka ayrıntı verilmedi.

Yetkililer ayrıca, birçok ülkede bulunan kurumlara, örneğin ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'ne (DEA), benzer şekilde uyuşturucuyla mücadele konusunda uzmanlaşmış bir güvenlik birimi kurulmasına karar verdi.

Açıklama, yaklaşık 46 milyon nüfusa sahip, Akdeniz'e kıyısı bulunan ve yaklaşık 6 bin 400 kilometrelik kara sınırına sahip Cezayir'de uyuşturucu kaçakçılığındaki artış konusunda yetkililerin uyarılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geldi.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Uyuşturucuyla Mücadele ve Bağımlılık Dairesi'nin verilerinden aktardığına göre Cezayir'de uyuşturucu bağımlılarının sayısı 2024 yılında 3 milyonu aştı.

Yetkililer düzenli olarak geniş çaplı uyuşturucu operasyonları ve ele geçirmeler gerçekleştirildiğini duyuruyor. 21 Ağustos'ta, psikotropik bir madde olan pregabalin içeren 10 milyondan fazla kapsülün yanı sıra 33 kilogramdan fazla kokain ele geçirildiği açıklandı. Operasyon, rekor miktarda uyuşturucunun ele geçirildiği bir baskın olarak nitelendirildi.

Cezayir'in Mali sınırında, ülkenin güneybatı ucunda bulunan Tanezruft, neredeyse tamamen ıssız bir çöl bölgesi. Yaz aylarında sıcaklıkların 50 santigrat dereceyi aşabildiği bölge, Sahra Çölü'nün en izole ve zorlu kesimlerinden biri olarak kabul ediliyor.


Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
TT

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik bir planı, Esed rejiminin kalıntıları ile Hizbullah'a bağlı faaliyet gösteren bir güvenlik ağını çökerterek engelledi.

Yargı kaynakları, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, ağın üyelerinden 5 kişinin (3 Suriyeli ve 2 Lübnanlı) gözaltına alındığını bildirdi. Kaynaklara göre ağ, Suriye'den savaşçıları kuzey sınırı üzerinden Lübnan'a sokuyor, ardından bu kişileri Beyrut'un güney banliyölerine ve daha sonra Baalbek-Hermel bölgesindeki bir eğitim kampına götürüyordu.

Kaynaklar, gözaltına alınanlar arasında eski Suriye rejimindeki güvenlik birimlerinden birinin sorumluluğunu üstlenmiş olan Suriyeli Albay Menaf Ali Safi'nin de bulunduğunu belirtti.

Kaynaklar ayrıca ağın elinde el bombaları, makineli tüfekler ve keskin nişancı tüfeklerinin de bulunduğu silah ve mühimmatın ele geçirildiğini belirtti.

Gözaltına alınanların, “Hacı Alaa” olarak bilinen bir kişinin yönetimindeki Hizbullah mensupları ve kadroları tarafından eğitildiklerini kabul ettikleri kaydedildi. Şüpheliler, eğitimlerin kamuoyuna açıklanan amacının “mevcut Suriye güçlerinin Lübnan'ın Bekaa bölgesine yönelik olası bir saldırısına karşı hazırlık yapmak” olduğunu öne sürdü.

Kaynaklar, ağın eski Suriye ordusunda tümgeneral olan Muhammed Cabir tarafından yönetildiğini vurguladı. Moskova'da bulunan Cabir'in, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yakınlığıyla bilindiği ifade edildi.


18 yıl sonra… İsrail, Muhammed Süleyman’ı Tartus sahilinde nasıl öldürdü?

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert (Arşiv – Reuters)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert (Arşiv – Reuters)
TT

18 yıl sonra… İsrail, Muhammed Süleyman’ı Tartus sahilinde nasıl öldürdü?

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert (Arşiv – Reuters)
Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert (Arşiv – Reuters)

İsrail’in eski Başbakanı Ehud Olmert, ilk kez, İsrail’in 2008 yılında dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in baş askeri danışmanı Muhammed Süleyman’ın öldürülmesinin arkasında olduğunu doğruladı.

Askeri ve istihbarat konularında Esed’in baş yardımcısı olarak görev yapan Süleyman, aynı zamanda Deyrizor’daki Suriye nükleer tesisinin inşasından ve güvenliğinin sağlanmasından sorumluydu.

Suriye ordusunda tuğgeneral rütbesindeki ve devlet başkanının silah tedarikinden sorumlu danışmanı olan Süleyman, 1 Ağustos 2008’de, sahil kenti Tartus’ta deniz manzaralı evinde açık havada verdiği bir akşam yemeği sırasında başına isabet eden çok sayıda kurşunla öldürüldü.

Suikastın arkasında uzun süre İsrail’in bulunduğundan şüphelenilmesine rağmen Tel Aviv, operasyonun sorumluluğunu kamuoyuna açık biçimde üstlenmedi. Bu durum, bazı çevrelerin Süleyman’ın ölümünün Suriye içindeki bir anlaşmazlığın sonucu olabileceği yönünde tahminlerde bulunmasına yol açtı.

Ancak ABD Ulusal Güvenlik Ajansı’na (NSA) ait 2015 yılında sızdırılan belgeler, İsrail Deniz Kuvvetleri’nin Şayetet 13 komandolarından bir grubun Süleyman’ın evine deniz tarafından sızdığını, başının arkasına ateş ettiğini ve fark edilmeden deniz yoluyla geri çekildiğini ortaya koydu.

Haber sitesi Ynetin dün, elde ettiği bir bölüme göre 2006-2009 yılları arasında başbakanlık yapan Olmert, söz konusu sızdırılan istihbarat belgelerinin içeriğini İbranice yayımlanan yeni kitabında doğruladı. Kitabın adı, İsrail ordusunun 2007 yılında Deyrizor’daki Suriye nükleer reaktörünü vurmak için kullandığı operasyon kod adından esinleniyor ve kabaca “Arizona, Hepimiz” şeklinde çevrilebiliyor.

Olmert kitabında şu ifadeleri kullandı: “Süleyman ve misafirleri terasta oturuyordu. Askerler karanlığın örtüsü altında terasın her iki tarafında 150 metre mesafeye kadar yaklaştı ve kimliğini doğruladı. Sahilde çok sayıda insan bulunmasına rağmen kimse onları fark etmedi.”

Olmert şöyle devam etti: “Emir verildiğinde Süleyman’ın başının arkasına üç kurşun sıkıldı.” Ardından askerlerin ‘kendilerini taşıyan tekneye doğru sahile yönelerek derhal geri çekildiklerini’ belirtti.

Suriye, Süleyman’ın öldürülmesinin ardından suikast haberini dört gün boyunca gizledi ve daha sonra İsrail’i suçladı.

Deyrizor’daki nükleer reaktör de Olmert’in başbakanlığı döneminde, Eylül 2007’de İsrail hava saldırısının hedefi olmuştu. İsrail o dönemde, kısmen Şam’ın misilleme yapmasını önlemek amacıyla saldırının sorumluluğunu üstlenmemiş, ancak 2018 yılında saldırıyı gerçekleştirdiğini resmen kabul etmişti.

Olmert, Süleyman’ın ‘her şeyin içinde parmağı olduğunu’ yazarak, onun Deyrizor’daki tesisle bağlantısına dikkat çekti. Olmert, “Saldırıdan bir ay önce, reaktörün inşasına yaptığı katkının takdiri olarak Esed’den yeni bir Mercedes aldı” ifadesini kullandı.

Olmert ayrıca 2024 yılında ilk kez, Hizbullah’ın üst düzey yöneticilerinden ve örgütün dış operasyonlarından sorumlu İmad Muğniye’nin öldürülmesinde İsrail’in sorumluluğunu kabul etmişti. Muğniye, Şubat 2008’de Şam’da düzenlenen bombalı saldırıda öldürülmüştü.

İran tarafından desteklenen Hizbullah’a atfedilen en önemli saldırıların bazılarında rol almakla suçlanan Muğniye, bunlar arasında 1992’de Buenos Aires’teki İsrail Büyükelçiliği’ne düzenlenen bombalı saldırı ile 1994’te Arjantin’in başkentinde Yahudi Arjantin Karşılıklı Yardımlaşma Derneği (AMIA) binasına düzenlenen ve 85 kişinin hayatını kaybettiği saldırının da bulunduğu eylemlerle ilişkilendirilmişti.