Suudi Arabistan’dan Yemen'in yeniden inşası için sınırsız destek

Yemen için yedi farklı alanda yüzlerce program uygulandı, milyarlarca riyal değerinde hibe verildi

Suudi Arabistan, Yemen’in ekonomik reformlarını desteklemeye yönelik atölyeler ve toplantılar düzenledi (SDRPY)
Suudi Arabistan, Yemen’in ekonomik reformlarını desteklemeye yönelik atölyeler ve toplantılar düzenledi (SDRPY)
TT

Suudi Arabistan’dan Yemen'in yeniden inşası için sınırsız destek

Suudi Arabistan, Yemen’in ekonomik reformlarını desteklemeye yönelik atölyeler ve toplantılar düzenledi (SDRPY)
Suudi Arabistan, Yemen’in ekonomik reformlarını desteklemeye yönelik atölyeler ve toplantılar düzenledi (SDRPY)

Suudi Arabistan, son yıllarda milyarlarca riyal değerinde hibe yapılan Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı (SDRPY) aracılığıyla çeşitli alanlarda uygulanan kalkınma yardımları sayesinde Yemen ekonomisinin verimliliğinin artmasına ve para biriminin çökmesinin önlenmesine katkıda bulundu. Şarku’l Avsat’ın inceleme fırsatı bulduğu SDRPY’nin kısa bir süre önce yayınladığı rapora göre 2018 yılından bu yana SDRPY kapsamında hayati öneme sahip yedi alanda yüzlerce proje hayata geçirildi.

Söz konusu raporda, SDRPY’nin, Suudi Arabistan’ın sürdürülebilirlik ve Yemenlilerin hayat şartlarını iyileştirmeye, verilen hizmetlerin kalitesinin artmasına ve altyapının güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde kalkınma ve ekonomik destek sağlama çabalarıyla uyumlu olarak hazırlandığı belirtildi. Rapora göre SDRPY aynı zamanda Birleşmiş Milletler'in (BM) Sürdürülebilir Kalkınma amaçları ile uyumlu olarak ve çeşitli yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerle iş birliği ve Yemen hükümeti, yerel makamlar ve sivil toplum kuruluşları ile koordinasyon içinde Yemen'deki kalkınma çabalarını birleştirecek şekilde tasarlandı.

SDRPY, geliştirme projelerini ve girişimlerini uygularken yenilenebilir enerji kullanımı, eğitimle gelecek nesiller için etkileri en üst düzeye çıkarmak amacıyla toplumsal değerleri geliştirme, doğal kaynakları koruma, yararlanan taraflarla etkili sosyal iletişim kurmada ve bütünleşmiş ve olumlu bir etkiye sahip kalkınma girişimleri oluşturmada önceki kalkınma deneyimlerinden faydalanma gibi sürdürülebilirlik kavramlarını da ön plana çıkarıyor.

Harcamaların artırılması ve ekonomik büyümenin teşvik edilmesi

Raporda, 2019-2022 yılları arasında, ekonomi ve kalkınma desteğinin ve Suudi Arabistan tarafından sağlanan reform paketinin Yemen’in ekonomik durumunun iyileştirilmesine katkıda bulunduğunu belirtti. Bu destek, harcamaların azaltılmasına ve hükümet bütçesi üzerindeki yükün hafifletilmesine katkıda bulunan ve bütçe açığını yüzde 38’den yüzde 23’e düşüren Suudi Arabistan’ın petrol türevlerinden oluşan hibesini de kapsıyor. Bunun yanında Yemen Merkez Bankası'na yatırılan mevduatla Yemen yerel para birimi riyalin dolar karşısında göreceli istikrar sağlamasını desteklemeye katkıda bulunuldu.

Suudi Arabistan son yıllarda Yemen'e milyarlarca dolar destek verdi (SDRPY)
Suudi Arabistan son yıllarda Yemen'e milyarlarca dolar destek verdi (SDRPY)

Suudi Arabistan’ın SDRPY aracılığıyla uyguladığı ve maliyeti bir milyar doları bulan 229 kalkınma projesi ve girişiminden oluşan bir paketi, Yemen hükümetiyle yapılan iş birliğiyle altyapı ve temel hizmetlerin iyileştirilmesine ve iş olanakları oluşturulmasına ve hükümet harcamalarının artmasına katkıda bulundu. Bu projeler, eğitim, sağlık, enerji, ulaşım, su, tarım, balıkçılık gibi Yemen için hayati öneme sahip yedi farklı alanı barındırırken devlet kurumları ile Yemen’in 14 ilinde kalkınma programları hayata geçirildi.

Suudi Arabistan’ın Yemen’e verdiği destekte Yemen'in tüm illerinin elektrik ihtiyacını karşılamayı amaçlayan toplam 4,8 milyar dolar değerindeki petrol türevleri hibeleri de yer aldı. Bu hibeler, Yemen ekonomisini canlandırmayı ve hayati öneme sahip üretim ve hizmet sektörlerinin verimliliğini artırmayı amaçlıyor.

Rapora göre 2021-2022 yılları arasında petrol türevlerinden sağlanan toplam sübvansiyon miktarı, 422 milyon dolar değerindeydi. Yemen’in farklı illerinde bulunan 70'ten fazla benzin istasyonunda ihtiyaçlara göre yaklaşık 1 milyon 260 bin 850 ton petrol türevi dağıtımı yapıldı. Petrol türevleri hibesi için sağlanan toplam yakıt miktarının 511 bin 684 tonu dizel, 257 bin 955 tonu motorin olarak gerçekleşti.

Raporda petrol türevleri hibesinin, Yemen hükümetinin bütçesi üzerindeki yükün hafifletilmesine ve Yemen Merkez Bankası'nın uluslararası pazarlardan elektrik üretimi için petrol türevleri satın alınmasına tahsis edilen döviz rezervlerinin erimesinin önlenmesine katkıda bulunduğu vurgulandı. Bunun yanında akaryakıt satış fiyatlarını uluslararası elektrik üretim fiyatlarından dizel için yüzde 79, motorin için ise yüzde 94 oranında düşürdü ve 3 milyon 898 bin 608 varil dizel ve 1 milyon 928 bin 887 varil motorin tedarik edildi.

Üretilen toplam enerji miktarı 2 bin 828 GWh olarak gerçekleşirken bu sayede Yemen’in bazı illerinde elektrik temin edilen saatler artarken bu oran Aden’de yüzde 20'lere ulaştı. Dükkanlarda ve marketlerde çalışma saatlerinin artmasıyla ticari faaliyetlerde de artış gözlemlendi.

Suudi Arabistan'ın Sana Büyükelçisi ve SDRPY Direktörü Muhammed Al-i Cabir (SDRPY)
Suudi Arabistan'ın Sana Büyükelçisi ve SDRPY Direktörü Muhammed Al-i Cabir (SDRPY)

Bu hibeler aynı zamanda yaklaşık 16 bin iş olanağı oluşturulmasına ve gemilerin hareketi etmesiyle ulaştırma hizmetlerinde lojistik hareketliliğin canlanmasına katkıda bulundu. Yurtiçi taşıma alanında gemi sayısı 21'e, taşıyıcı sayısı ise 9 bin 928'e ulaştı. Ayrıca bu hibeler, elektrik abonesi sayısına yaklaşık 9 bin 377 yeni abonenin eklenmesinin önünü açarken hibelerden yararlananların sayısı ise 9 milyon 837 bin 44’e ulaştı.

Devlet kurumlarının kapasitelerin geliştirilmesi

Rapor, SDRPY tarafından uygulanan kapasite geliştirme programlarıyla ilgili olarak ise devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları, toplumsal değerler ve bireyler düzeyinde istikrarı destekleyen ve kalkınma çalışmalarını barış çabalarıyla ilişkilendiren en önemli kalkınma girişimlerinden biri olduğunun altını çizdi. Teknik Yardım ve Kapasite Geliştirme Grubu (TA/CDG) 2022 yılında Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) eş başkanlığında devlet kurumlarının kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik bir çalışma başlattı. Yemen hükümet kurumlarının ihtiyaçlarının belirlenmesini, kapasitelerini değerlendirmelerini, temel görevlerini yerine getirmelerini ve içinden geçtikleri farklı koşullara uyum sağlamalarını desteklemeyi amaçlayan çalışmanın toplantısı SDRPY’nin ev sahipliğinde, uluslararası sekiz kuruluş ve Yemen’den altı devlet kurumunun katılımıyla Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlendi.

Toplantıda, bağışçıların çabalarının bir araya getirilmesi konusu ele alınırken, görüş alışverişinde bulunuldu ve Yemen devlet kurumlarının kapasitelerini geliştirmede teknik yardımın en iyi şekilde sağlanmasına yönelik fikirler paylaşıldı. Böylece Yemen’in desteklenmesi konusunda uluslararası kurumlar arasındaki iş birliğinin ve koordinasyonun geliştirilmesi, aynı görevlerin üstlenilmesinden ziyade verilen desteğin etkinliğinin ve verimliliğinin artırılması hedeflendi.

SDRPY’nin raporunda, Yemen devlet kurumlarının kapasitelerini geliştirmeyi amaçlayan programlar aracılığıyla uzmanlığın aktarılmasına, Yemen’in kendi kendine yeterliliğinin  geliştirilmesine, daha iyi bir yaşam standardına kavuşmaları için Yemenli gençlerin desteklenmesine, çeşitli zorluklarla başa çıkılabilmesi için toplumsal dayanıklılığın ve istikrarın artırılmasına çeşitli alanlarda Yemen devlet kurumlarının etkinlik ve verimlilik düzeyinin yükseltilmesine ve geçim kaynaklarının iyileştirilmesine katkıda bulunulduğu belirtildi.

Suudi Arabistan’ın Yemen'de uyguladığı kalkınma programları çevresel, ekonomik ve sosyal zorlukların hafifletilmesine katkıda bulundu (SDRPY)
Suudi Arabistan’ın Yemen'de uyguladığı kalkınma programları çevresel, ekonomik ve sosyal zorlukların hafifletilmesine katkıda bulundu (SDRPY)

Kurumsal kapasite geliştirme konusunda Yemen Merkez Bankası, Maliye Bakanlığı, Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, Enerji ve Elektrik Bakanlığı ve Elektrik Genel Kurumu çalışanlarına yönelik bir yıllık kapasite geliştirme programı uygulandı. Bunun yanında SDRPY, ulaşım sektörünün ve sağlık tesislerinin etkinliğinin ve verimliliğinin artırılmasına katkı sağladı.

Çeşitli düzeylerde kapasite geliştirmeleri kaydedildi

SDRPY, Yemen’deki krizden etkilenen kesimler için geçim desteği programı, tarımsal kalkınmanın önündeki engelleri belirlemeye ve ele almaya yönelik atölye çalışmaları, kadınları ekonomik olarak güçlendirme programı ve Yemenli gençlerin geleceğini inşa etme projesi gibi teknik düzeyde kapasite geliştirmeye katkıda bulunan başka programların da hayata geçirildiğini belirtti.

Toplumsal değerlerin geliştirilmesi düzeyinde ise konut alanında çalışanların yeteneklerini artırmaya yönelik Aden’de mühendislerin proje yönetimi, uygun konut projesi kapsamında saha etütleri yapma, projeleri organize etme ve yönetme gibi konularda çalışanlara eğitim vermelerini öngören bir program hayata geçirildi.

Rapor, Yemen'deki yaşam kalitesini iyileştirmek için yenilenebilir enerji projesi de dahil olmak üzere tüm yönleriyle kapasite geliştirme programlarının etkili ve verimli olmasına katkıda bulunduğunu teyit etti. Rapora göre bunun için 18 saha mühendisine güneş enerjisi sistemleriyle ilgili eğitim verilmesi, güneş enerjisi sistemleri ile çalışan 12 su projesinde çalışan 24 kişinin kapasitelerinin geliştirilmesi ve güneş enerjisi ile tarımsal sulama projelerinde 16 mühendisin kapasitesinin geliştirilmesi programları uygulandı.

Aden ve çevresinde uygulanan Yemenli Gençlerin Geleceğinin İnşası projesi kapsamında kapasite geliştirme eğitiminden 687 genç erkek ve genç kadın yararlanırken, SDRPY, 60 kadın girişimcinin kapasitelerinin geliştirilmesine, 35 kadın girişimcinin ve hayati öneme sahip sektörlerde 1 bin 545 küçük üreticinin desteklenmesine katkıda bulundu. Bunun yanında 154 saha mühendisi, hayvancılık alanında 51 kılavuz, 10 veteriner hekim ve 73 ziraat mühendisi için eğitim atölyeleri gerçekleştirdi.

Suudi Arabistan’ın Yemen'e verdiği destek, gençlere yönelik tüm alanları kapsıyor (SDRPY)
Suudi Arabistan’ın Yemen'e verdiği destek, gençlere yönelik tüm alanları kapsıyor (SDRPY)

Rapora göre SDRPY, Yemen'deki sağlık ve konut alanlarında insan gücü kapasitesini geliştirmeye yardımcı oldu. Bunun için Aden'de konut sektöründe 40 mühendisin proje yönetme ve uygun konut projesi kapsamında saha araştırmaları yapma yetenekleri artırıldı. Marib’deki 3 hastanede tıbbi cihaz kullanımı ve bu cihazların periyodik bakımları konusunda 20 doktor ve hemşireye eğitim verildi. Elektrik tesisatı, soğutma ve iklimlendirme alanında ise Emeği Karşılığının Ödenmesi Girişimi’nden 200 kişi faydalandı.

Raporda SDRPY kapsamında küçük projelere de yer verildiği belirtilerek, el sanatları ve bilgisayar yönetimi alanında 162 kadın eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanırken Enerji ve Elektrik Bakanlığı çalışanlarından 45 mühendis ve teknisyen 13 eğitim programına katıldı. Ayrıca 17 doktor ve hemşire, diyaliz merkezlerinde ve faaliyet gösteren sağlık kurumlarında kapasitelerinin geliştirilmesinin yanı sıra etkinliklerinin ve verimliliklerinin artırılması programından faydalandılar.

Ayrıca Aden Havalimanı'nda görevli 15 itfaiye erine, Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı'ndaki 15 uzmana eğitim verildi. Cevf’deki Tarım ve Sulama Dairesi ve Sosyal İşler Dairesi'nden 45 çalışan için tarımsal kalkınmanın önündeki engellerin belirlenmesi ve ele alınması eğitimi verildi.

Kalkınmaya yönelik 229 proje ve girişim

Raporda SDRPY’nin Yemen genelinde 229 kalkınma projesi ve girişimi hayata geçirdiği belirtildi. Rapora göre bu proje ve girişimlerin 52'si eğitim, 38’i ulaşım, 34’ü sağlık, 32’si su, 29’u enerji, 18’i tarım ve balıkçılık, 12’si devlet binaları ve 14’ü kapasite geliştirme alanında uygulandı.

Rapora göre SDRPY, Yemen’deki ulaştırma sektöründe ise ulaşımın ve altyapının iyileştirilmesine, lojistik alanındaki fırsatların artmasına, insanların ve malların güvenli olarak taşınmasının sağlanmasına ve güvenliği ve sosyal uyumu artırmak için hizmet sektörlerine ve pazarlara erişebilirliğin desteklenmesine katkıda bulunan 38 kalkınma projesi ve girişimi hayata geçirdi.

SDRPY’nin ulaştırma sektörünü destekleyen projeler arasında iki sınır kapısının yeniden aktif hale gelmesi, 6'sı şehir içi olmak üzere 9 otoyol projesi, şehirler arası bağlantı yolu inşası, uluslararası karayollarına yönelik iki proje ve limanların etkinliklerini ve verimliliklerini artırmaya yönelik 4 proje yer aldı.

Suudi Arabistan, Yemen toplumuna hizmet edecek onlarca girişimi hayata geçirdi (SDRPY)
Suudi Arabistan, Yemen toplumuna hizmet edecek onlarca girişimi hayata geçirdi (SDRPY)

Söz konusu projelerin limanların ve havaalanlarının etkinliğinin ve verimliliğinin artırılmasına katkı sağladığı vurgulanan rapora göre bu bağlamda son olarak Aden’i dış dünyaya bağlayan Aden Uluslararası Havaalanı’nın yenilenmesi projesinin birinci ve ikinci fazlarının açılışı gerçekleştirildi. Bunun yanında yolculara ve havayolu şirketlerine verilen hizmetin kalitesinin artırması planlanan uçak pisti, seyrüsefer ve haberleşme sistemlerini yenileme çalışmalarının yapılacağı üçüncü fazın temellerinin atılması bekleniyor.

Rapora göre SDRPY, Yemen’in su sektörüne yönelik projeleriyle içilebilir su kaynaklarının sağlanmasına, ülkenin çeşitli illerinde su ihtiyaçlarının karşılanmasına ve buradaki su sistemlerinin verimliliğinin artırılmasına katkıda bulundu. SDRPY’nin bu sektördeki projeleri, Sokotra Adası’nın su ihtiyacının yüzde 50'sinin, Mahra ilinin el-Gayda ilçesinin su ihtiyacının yüzde 50'sinin ve Aden’in su ihtiyacının yüzde 10'unun karşılanmasına katkıda bulundu. Projeler, su kaynaklarının yönetilmesine, çeşitlendirilmesine, kentsel ve kırsal alanlarda su dağılımının verimliliğinin artırılmasına da yararlı oldu.

SDRPY’nin sağlık sektörüne verdiği destekle sağlık sektörünün kapasiteleri artırılırken 26 sağlık tesisi desteği, 52 bin 730 ilaç ve tıbbi alet, 43 bin 601 tıbbi cihaz ve ekipman desteği, 17 ambulans ile sağlık hizmetleri verimli ve etkin bir şekilde sunulmaya başlandı. SDRPY, sağlık sektörüne destek için son olarak yılda yaklaşık yarım milyon Yemenliye ücretsiz olarak hizmet veren Aden Kamu Hastanesi ve Kalp Sağlığı Merkezi'nin yenilenmesi projesini hayata geçirdi.

Hükümetin halka temel eğitim ve sağlık hizmetleri sunma ve emtia fiyatlarını istikrara kavuşturma yeteneğinin güçlendirilmesinin yanı sıra bu hizmetleri alanların yaşam standartlarının ve günlük hayatlarının iyileştirilmesine katkıda bulunan SDRPY, enerji sektöründe ise Suudi Arabistan’ın petrol türevleri hibesiyle 80 elektrik santralinin çalışmasını sağlarken enerji verimliliğinin artırılmasını ve operasyonel kapasitenin geliştirilmesini destekledi. SDRPY, temiz enerji kullanımını da teşvik etti.

Rapor, SDRPY’nin tarım ve balıkçılık sektörlerindeki kalkınma projelerinin ve girişimlerinin, değer zincirlerini destekleyen üretken kapasite ve verimliliğe sahip toplumsal değerlerin geliştirilmesine, gıda güvenliğinin sağlanmasına ve bunlardan yararlanan kesimlerin yaşam standartlarının iyileştirilmesine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Rapora göre SDRPY, modern tarım teknolojilerinin ve sistemlerinin kullanımını teşvik ederken bu sistemlerin kullanımının üretim oranını ve kalitesini yükseltmek, sürdürülebilir gıda üretimini teşvik etmek ve çiftçilerin kendi kendilerine yetebilecekleri kapasiteye ulaşmalarına katkıda bulunacak şekilde artırılmasını da destekledi.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Suudi Arabistan Aden Büyükelçisi Muhammed Al-i Cabir, Aden'de yeni bir projenin açılışına katıldıkları sırada (SPA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ve Suudi Arabistan Aden Büyükelçisi Muhammed Al-i Cabir, Aden'de yeni bir projenin açılışına katıldıkları sırada (SPA)

Raporda, SDRPY’nin devlet kurumlarının kapasitelerinin artırılmasına yönelik projeleri ve girişimleriyle ilgili olarak ise devlet kurumlarının güvenlik, istikrar, kentsel alanların iyileştirilmesi ve kentsel gelişime katkı sağlanması alanlarında verimli ve etkin bir şekilde hizmet verebilmelerini desteklediği belirtildi. Rapora göre SDRPY ayrıca devlet kadrolarının eğiterek ve özel sektörü kalifiye tedarikçi ve yüklenicilerle destekleyerek devlet kurumlarının yeteneklerini artırmada katkıda bulundu.

SDRPY’nin desteğinden tam donanımlı 31 okulun inşasının da aralarında bulunduğu 52 kalkınma projesi ve girişimi hayata geçirildiği eğitim sektörü de nasibini aldı. SDRPY, bu alanda 548 bin 852 adet ders kitabı, 12 bin 978 adet okul araç-gereci ve 26 okul otobüsü temin etti. Bu destek sayesinde farklı yaş gruplarındaki erkek ve kız öğrencilerin ve engellilerin eğitime erişimine katkı sağlandı.

Rapora göre SDRPY tarafından 11 ilde uygulanan diğer kalkınma programları arasında kadın-erkek fırsat eşitliği sağlanırken SDRPY, ekonomik güçlenmeye katkıda bulundu. Kalkınma programları sayesinde çevresel, ekonomik ve sosyal zorluklar karşısında sabırlı olmaya, kadınları ekonomik olarak güçlendirme, geçim kaynaklarını desteklemeye, günlük hayatı iyileştirmeye ve kadınların, gençlerin ve toplumun çeşitli kesimlerinin kapasitelerinin geliştirilmesine katkı sağlandı.

Verimli ekonomi ve istikrarlı kalkınma

Rapor, Suudi Arabistan’ın Yemen’e verdiği desteğin, ekonomik verimliliğin ve ekonomik durumun iyileşmesine ve özellikle Yemen’in yerel para birimi riyalin güçlendirilmesine bir miktar katkıda bulunduğuna işaret etti. Rapora göre gıda ürünlerinin fiyatlarında göreceli bir istikrarın sağlanmasına, satın alma gücündeki bozulmanın dizginlenmesine ve ekonominin iyileştirilmesine yapılan bu katkıyla Yemenlilerin hayat şartlarına olumlu olarak yansıdı.

SDRPY raporunda, Suudi Arabistan'ın Yemen'de kalkınmayı destekleyerek mevcut krizin aileler ve toplumun çeşitli kesimleri üzerindeki etkisini hafifletmeye, halkın kapasitelerini desteklemeye, çeşitli yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerle iş birliği ve Yemen hükümeti, yerel makamlar ve sivil toplum kuruluşları ile koordinasyon içinde birleştirilen yardım çabaları çerçevesinde idari ve üretim alanlarında verimliliklerini artırmaya çalıştığının altını çizdi.

Rapora göre SDRPY proje ve girişimlerinde ülkelerin kalkınması konusunda daha önce edinilen deneyimlerden ve uluslararası ve yerel uygulamalardan yararlandı. Bu da geliştirme programının istikrarlı bir şekilde hayata geçirilmesine ve bu deneyimleri geliştirmede bir mihenk taşı haline getirilmesine yardımcı oldu.



Güney Geçiş Konseyi, Hadramut ve el-Mehra'daki mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmeye başlandığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
TT

Güney Geçiş Konseyi, Hadramut ve el-Mehra'daki mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmeye başlandığını duyurdu

Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen Başkanlık Konseyi’ne bağlı Vatan Kalkanı Güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlarken (Vatan Kalkanı Güçleri)

Yeni yılın ilk saatlerinde Güney Geçiş Konseyi’ne (GGK) bağlı güçler, Doğu Yemen’deki Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde yeni düzenlemelere varıldığını gösteren bir adım olarak, bazı askeri mevzileri hükümete bağlı Vatan Kalkanı Güçleri’ne devretmeye başladı.

Hadramut vilayetindeki yerel yönetim kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Vatan Kalkanı Güçleri’nin GGK’ye bağlı birliklerden birçok noktayı devraldığını doğruladı. Kaynaklar, bu sürecin iki taraf arasında gerçekleştirilen toplantıların ardından hayata geçirildiğini belirtti.

Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin denetimindeki Vatan Kalkanı Güçleri’nin komutanları ile GGK liderleri arasında toplantılar yapıldığını ve bu görüşmelerde önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alındığını aktardı.

Kaynaklar, söz konusu düzenlemelerin içeriğine dair ayrıntı vermedi. Ancak aynı zamanda, Şebve vilayetinde Belhaf Limanı’na giriş yapan ve Yemen hükümetinin talebi üzerine daha sonra bir gemiyle ülkeden ayrılan Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait zırhlı araçlar ve askeri unsurların geniş çaplı bir çekilme süreci yaşadığını belirtti.

Bir Yemenli yetkili, bu düzenlemeleri, ortak düşman olan Husilere karşı meşruiyet cephesinin birliğini ve dayanıklılığını güçlendirme yolunda ‘olumlu’ adımlar olarak nitelendirdi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, meşru yönetimin bileşenleri arasında ortaklığın önemine ve gelecekte yaşanabilecek ihtilaflarda diyalog diline başvurulmasının gerekliliğine vurgu yaptı.

Öte yandan Yemenli askeri kaynaklar, GGK’ye bağlı bazı birliklerin mevzilerinden çekilmeyi reddettiğini bildirdi. Bu durum üzerine GGK’nin, söz konusu güçlerin yönetimini üstlenmek ve müzakere sürecini yürütmek üzere Ebu Tahir el-Beyşi’yi Seyun kentine gönderdiği belirtildi.

Aynı kaynaklara göre GGK güçleri stratejik öneme sahip el-Haşa kampından çekilmeyi halen reddediyor. Bu sabah erken saatlerde Vatan Kalkanı Güçleri ile GGK liderleri arasında yapılan görüşmelerin ise şu ana kadar somut bir sonuç vermediği ifade edildi.

Bu gelişmelerle bağlantılı olarak kaynaklar, GGK’ye bağlı Güvenlik Destek Kuvvetleri Komutanı Salih bin eş-Şeyh Ebu Bekir, bilinen adıyla Ebu Ali el-Hadrami’nin, dün ülkeden ayrılan BAE güçleriyle birlikte el-Mukelle kentinden ayrıldığını doğruladı.

Kaynaklar, el-Hadrami’nin kentten ayrılmadan önce birliklerine kendilerini terhis ederek evlerine dönmeleri talimatı verdiğini ve askerlerine “Görev sona erdi” dediğini aktardı.

xscdf
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi dün ABD Büyükelçisi ile yaptığı görüşmede (SABA)

Bu gelişmeler, GGK'ye bağlı Güney Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Muhammed en-Nakib’in yaptığı açıklamadan saatler sonra yaşandı. En-Nakib, yayımladığı bildiride, sınır hattındaki Semud bölgesinde bulunan bazı mevzilerin Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı 1. Tugay’a devredildiğini, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki Rumat bölgesi ile diğer bazı noktalarda da ‘varılan anlaşmalar doğrultusunda’ yeni devirlerin yapılacağını duyurdu.

Yayımlanan görüntülerde, Vatan Kalkanı Güçleri’nin komutanları ile GGK’den bazı liderlerin bir arada yer aldığı görülürken, bu buluşmanın iki taraf arasında önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alındığı bir çerçevede gerçekleştiği değerlendirildi.

En-Nakib’e göre bu adım, ‘kardeş ülkelerin oluşturduğu koalisyonun çabalarının başarıya ulaşmasına katkı sağlama’ amacıyla atıldı. En-Nakib, “Bugün Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı 1. Tugay Semud bölgesinde yeniden konuşlandırıldı. Varılan mutabakat uyarınca, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerindeki Rumat bölgesi ve diğer alanlarda da Vatan Kalkanı Güçleri’ne bağlı başka birliklerin yeniden konuşlandırılması sürecek” ifadelerini kullandı.

Diğer yandan Suudi Arabistan, BAE’ye atfedilen ve GGK’ye bağlı güçleri güney sınırlarına yakın askeri hareketliliğe sevk eden ‘son derece tehlikeli adımlardan’ duyduğu üzüntüyü daha önce açıklamıştı. Riyad yönetimi, söz konusu adımların Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliği ile Yemen ve bölgenin güvenliği için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştı.

yuı
Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)

Suudi Arabistan, güvenliğinin ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurgulayarak, Yemen’in birliğine ve egemenliğine bağlılığını yineledi; Başkanlık Konseyi’ne tam destek verdiğini teyit etti. Riyad yönetimi, ‘güney meselesinin’ adil bir dava olduğu yönündeki tutumunu da yenileyerek, bu konunun kapsamlı bir siyasi diyalog çerçevesi dışında ele alınmasını reddettiğini açıkladı.

Riyad, güney meselesini iç çatışmalarda araçsallaştırılamayacak adil bir siyasi mesele olarak ele aldığını belirterek, çözümün güç yoluyla dayatma değil, diyalog ve uzlaşıyla sağlanması gerektiğini vurguladı.

Bu gelişmeler kapsamında Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ise BAE ile imzalanan ortak savunma anlaşmasının iptal edildiğini, 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan edildiğini ve BAE güçlerinin 24 saat içinde ülkeden çekilmesini talep ettiğini açıkladı. El-Alimi ayrıca, askeri kampların Vatan Kalkanı Güçleri’ne devredilmesini istedi. Söz konusu kararlar, resmî kurumların desteğini aldı.


Şeyh Gazel Gazel: Kimdir ve Suriye sahilinde ne istiyor?

Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel
Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel
TT

Şeyh Gazel Gazel: Kimdir ve Suriye sahilinde ne istiyor?

Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel
Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi Başkanı Şeyh Gazel Gazel

Sobhi Frangieh

Şeyh Gazel, mezhepçiliği eleştirirken aynı zamanda onu benimsiyor. Merkezi olmayan bir devleti savunuyor. Sekülerizmin en iyi çözüm olduğuna inanıyor ve yeni Suriye hükümetini “tamamen terörist bir sistem” olarak görüyor. “Alevi kanı” gibi terimler kullanıyor ve İslam'ın Ali bin Ebu Talib olmasaydı var olamayacağını savunuyor. Suriye’nin sahil bölgesindeki insanlara Suriye hükümetine karşı meydanlarda gösteri yapma çağrısı yapıyor. Talepleri kasım ayında ve aralık ayında yankı buldu, ölümler ve yaralanmalarla sonuçlanan bir kaosa yol açtı. Son gelişme iş adamı Rami Mahluf'un yayınladığı bir video ile onu hedef almasına, Alevileri kışkırtmayı bırakmasını istemesine ve babası ile kardeşine olan desteğini hatırlatmasına neden oldu.

Gazel, tanınmış bir Alevi din adamı olan Vahib Gazel'in oğludur. 1962 yılında Lazkiye kırsalındaki el-Haffa kasabasında doğdu ve orada ilk eğitimini aldı. Liseyi Lazkiye şehrinde okudu. Gazel daha sonra Şam Üniversitesi Şeriat Fakültesi'nde öğrenim gördü. Oradaki eğitimini tamamladıktan sonra 1988 yılında Londra'daki Uluslararası İslami İlimler Üniversitesi'ne kaydoldu. Daha sonra Lazkiye'ye dönerek şehirdeki Muhammed el-Bakir Camii'nde müderris, imam ve vaiz olarak çalıştı, sonrasında da Lazkiye müftüsü oldu. Gazel, “Kuran ve Sünnette İnsan Kalbi” ve “Kuran ve Sünnette Bilgi Araçları” da dahil olmak üzere birçok kitap yazdı.

Şeyh Gazel, Hafız Esed ve ardından Beşşar Esed dönemlerinde iktidarın iç çevresine girmeye birden fazla kez teşebbüs etti, ancak baba ve oğul Esed onun kendilerine bir fayda sağlayacağını düşünmüyorlardı. Zira ikisi de ​​İslam hukuku ve din alanlarındaki en yüksek makamlara Sünni din adamlarını yerleştirmeye odaklanmışlardı. Dahası Alevi toplumundan başka din adamlarının önünü açmışlardı ve Alevileri yönetimlerinin kaçınılmaz bir müttefiki olarak görüyorlardı. Çabalarını Suriyeli Sünnilerin çoğunluğunu kazanmaya yönlendirmeleri gerektiğini düşünüyorlardı. El-Mecelle'ye verdiği röportajda, Haziran 2000'de Hafız Esed'in cenaze töreniyle ilgili düzenlemelere aşina bir kaynak, Şeyh Gazel'in, Sünni bir şeyh olan Dr. Muhammed Said Ramazan el-Buti'nin, Alevi mezhebine mensup Hafız Esed'in cenaze namazını kıldırmasına itiraz ederek Alevi cemaati içinde iç sorunlara yol açtığını belirtti. Kaynak, bunun daha sonra Gazel'in Beşşar Esed'in güvenini kazanma gücünü etkilediğini de söyledi.

dfgt
Suriye'nin Lazkiye şehrinde düzenlenen bir gösteride, Aleviler Alevi İslam Konseyi Başkanı Gazel Gazel'ın resminin olduğu bir pankart açtı, 28 Aralık 2025 (Reuters)

Şeyh Ahmed Hassun'un 2005 yılında Suriye Müftüsü olarak atanmasıyla birlikte Gazel, onunla yakınlaşmaya çalıştı. Suriye'de Sünni müftünün yanında bir Alevi din adamının bulunmasını hem sosyal hem de siyasi açıdan elzem görüyordu. Ancak Hassun, Gazel'in daha ileriye gitmesine izin vermedi. Suriye rejimi döneminde, 2011'deki Suriye devriminden önce Tahran'da düzenlenen bir konferansta Hassun, Şeyh Gazel'den ön sıralarda yanına oturmak yerine arka sıralara geçmesini ve yerleşik oturma düzenini bozmamasını istedi. Böylece Gazel'in etkisi, Esed dönemi boyunca yakın çevresi ve cemaatiyle sınırlı kaldı.

Mart ayında Suriye sahilinde yaşanan olaylar, Şeyh Gazel'in Şam'a karşı tutumunu netleştirmesinde önemli bir rol oynadı; bu olaylardan sonra Suriye'deki Alevileri korumak için uluslararası müdahalenin gerekliliğinden bahsetmeye başladı

Eski Suriye rejiminin yıkılması ve Beşşar Esed'in 8 Aralık 2024'te kaçmasıyla birlikte Şeyh Gazel'in sesi daha yüksek çıkmaya başladı. Ahmed eş-Şara hükümetini kabul etme ile eleştirme arasında gidip gelen bir söylemle kelimelerle ustaca oynadı. Geçtiğimiz yıl şubat ayında, “Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi”nin kurulduğu duyuruldu ve Gazel, başkanlığına getirildi. Özellikle geçen yıl mart ayında sahil bölgesinde yüzlerce insanın hayatını kaybettiği kanlı olaylardan sonraki aylarda, en etkili ses haline geldi.

Suriye ve Diaspora Yüksek Alevi İslam Konseyi çatısı altında iki meclis bulunuyor. Birincisi, Şeyh Gazel'in başkanlığını yaptığı ve 130 din adamından oluşan Din Meclisi’dir. Din adamları şu şekilde dağılmıştır: 30'u Lazkiye şehrinden, 30'u Humus şehrinden, 30'u Tartus şehrinden, 30'u Hama şehrinden, 10'u Şam ve kırsalından. İkincisi ise Siyasi Büro, Halkla İlişkiler Bürosu, Ekonomi Bürosu, Hukuk Bürosu, Koordinasyon Bürosu, Medya Bürosu, Yardım Bürosu ve Tarihsel Uzlaşma Bürosu'nu içeren Yürütme Meclisi’dir.

frty6
Suriye sahilindeki Lazkiye şehrinde hükümet yanlısı göstericiler, Humus'taki bir Alevi camisine düzenlenen bombalı saldırıdan iki gün sonra gösteri düzenleyen Alevi göstericilerle karşı karşıya geldi, 28 Aralık 2025 Pazar (AP)

Mart ayında Suriye sahilinde yaşanan olaylar, Şeyh Gazel'in Şam'a karşı tutumunu netleştirmesinde önemli bir rol oynadı; bu olaylardan sonra Suriye'deki Alevileri korumak için uluslararası müdahalenin gerekliliğinden bahsetmeye başladı. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın kararıyla kurulan Suriye sahilindeki olaylarla ilgili araştırma komitesini reddettiğini açıkladı. Şeyh Gazel, Suriye hükümetinin çabalarına karşıt bir söylem benimsemeye başladı ve sahil halkının yaptığı hatalardan birinin silahlarını yeni hükümete teslim etmek olduğunu belirtti. Bu da birçok kişi tarafından Şeyh Gazel'in yeniden silahlanmaya yönelik örtülü bir çağrısı olarak yorumlandı. Temmuz ayında yayınlanan bir videosunda Şeyh Gazel, Suriye hükümetini “kan dökmeyi yücelten çarpık bir dine bağlı, tamamen terörist bir sistem” olarak tanımladı. Gazel ayrıca, Ağustos 2025'te Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) bağlı Özerk Yönetim tarafından düzenlenen Bileşenlerin Birliği Konferansı'na katıldı. Video konferans yöntemiyle yaptığı konuşmada, laik, çoğulcu ve adem-i merkeziyetçi bir devlet çağrısında bulunarak, adem-i merkeziyetçi veya federal bir sistemin tüm Suriye bileşenlerinin haklarını garanti altına alacağını savundu.

Video mesajlarından birinde Şeyh Gazel, Suriyeli Sünnilere hitaben, çözümlerin açık olduğunu belirtti; federalizm ve siyasi adem-i merkeziyet. Terörizm ile neyi kastettiğini veya terör kaynağının ne olduğunu açıklamadan, bu yönetim sisteminin, Alevilerin ve Sünnilerin haklarını terörden uzakta garanti altına aldığını da ekledi. Başka bir mesajında ise şunları söyledi: “Masum insanları koruma talebim ve onları rejimin kalıntıları olarak görmeyi reddetmem mezhepçilik sayılıyorsa ve taleplerimin siyasi olmasıyla suçlanıyorsam, uluslararası koruma talebimi yineliyorum.” Suriye hükümetini de “sadece radikal ideolojilerine katılmadığımız için kendi mezhebimden olan insanların geçim kaynaklarını hedef almakla” suçladı.

Kasım ayının sonunda Gazel, 24 Kasım'da Humus'ta patlak veren gerilimlerin ardından Suriye sahilinde halka Suriye hükümetine karşı oturma eylemleri düzenleme çağrısı yaptı. Bir video mesajında ​​şunları söyledi: “Silahlarımızı terörist, tekfirci ve dışlayıcı bir fiili otoriteye teslim ettik; bu otorite Sünni topluluğunu adaletsizliği kınayan her sese karşı kullanılan siyasi bir araca dönüştürdü.” Ayrıca “sokaklarda katledilecek bir halk değiliz” diyerek çağrısını “tüm dini gruplara” yöneltti. Tüm dini gruplardan insanları “öldürme makinesini ve her türlü terörü durdurmak için öğlen (25 Kasım) barışçıl bir oturma eylemine” katılmaya çağırdı. Yüzlerce kişi Gazel'ın çağrısına yanıt verdi. İç güvenlik güçleri, meydanlardaki insanları korumak için müdahale etti. Lazkiye'deki bir Genel Güvenlik yetkilisi Mecelle'ye kendilerine verilen emirlerin kesin ve katı olduğunu söyledi. Buna göre “siviller tutuklanmayacak ve sloganlarına bakılmaksızın göstericilere müdahale edilmeyecekti.” Yetkili “ne var ki Şeyh Gazel'in çağrısına yanıt veren sivillerin düzenlediği gösteriler sırasında karşı gösteriler de düzenlendi. Biz ortadaydık, o anda iki taraf arasında kaçınılmaz olan çatışmaları önlemeye çalışıyorduk” diye ekledi.

dfrgt
Suriye'nin Humus şehrindeki bir patlamada hedef alınan ve hasar gören cami, 26 Aralık 2025 (Reuters)

27 Aralık'ta Şeyh Gazel, Alevileri ertesi gün (28 Aralık) sokağa çıkmaya çağırdı. Bu sefer Gazel daha açık konuştu ve yayınladığı videoda şunları söyledi: “Yarın dengeler onların aleyhine dönecek ve dünyaya Alevi topluluğunun aşağılanamayacağını veya dışlanamayacağını göstereceğiz. Yarın barışçıl bir insan seli olacak.” Herkesi “göğüsleri açık” bir şekilde sokağa çıkmaya çağırdı. Ertesi gün kaotik ve kanlı geçti; Lazkiye ve Celba şehirlerinde iç güvenlik güçlerine yönelik saldırılar oldu ve her iki şehirde de yaralanmaların yanı sıra can kayıpları yaşandı. İç güvenlik güçleri genel olarak durumu kontrol altına alabilse de, sahil bölgesinde bu çatışmaların sosyal yansımaları kolay kolay ortadan kalkmayacak, özellikle de bölgedeki topluluklar arasında iç öfkenin arttığı ve bölgede herhangi bir güvenlik açığı yaşanması durumunda patlama anının yakın olabileceği göz önüne alındığında.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Şeyh Gazel Gazel, nerede olduğuna dair herhangi bir işaret veya belirti olmaksızın, genel olarak Suriyelilerin ve özellikle sahil halkının karşısına videolu mesajlarla çıkıyor. Mecelle onun yeri hakkında çelişkili bilgiler edindi. Bazıları şu anda Kamışlı'da olduğunu söylerken, diğer kaynaklar muhtemelen birkaç ay önce Suriye topraklarını terk ettiğini belirtiyor. Birkaç kaynak ise  Şeyh Gazel olgusunun Suriye ve Lübnan'da yaşayan eski rejimin birçok liderini etkilediğini ve bu liderlerin, hareketleri ve operasyonları için daha fazla dini destek kazanmak amacıyla, ağırlıklı olarak Alevilerin yaşadığı bazı bölgelerde aynı olguyu tekrarlamaya çalıştıklarını kaydetti. Buna ek olarak, İran ve Hizbullah'a bağlı medya organları da Suriye hükümetini şeytanlaştırma kampanyalarında Şeyh Gazel'in söylemlerini kullanıyorlar.

Suriye bugün, birden fazla ses ve anlatıya dayalı bir sosyal bölünme hali yaşıyor. Bunlar arasında Suriye sahilinde, Suveyda'da ve diğer bazı Suriye bölgelerinde yaygın olan dini anlatılar, SDG komutanlarının öncülük ettiği Kürt ulusal sesini birleştirme çabalarına dayanan milliyetçi bir anlatı, Suriye hükümetinin resmi kanalları aracılığıyla desteklemeye çalıştığı devlet merkezli bir anlatı da yer alıyor. Bu anlatıların ortasında, Esed rejiminin devrilmesinden zarar gören ülkeler ve kuruluşlar tarafından desteklenen gayri resmi medya ajandaları aktif durumda. Bunlar, Suriyeliler arasındaki gerilimleri körüklemeyi ve bölünmelerini derinleştirmeyi amaçlıyor ve bunu çeşitli faktörlere dayanarak yapıyor; silahın yaygınlaşması, toplumsal parçalanma ve hâlâ yeniden inşa sürecinde olan mevcut Suriye güvenlik kurumlarının zayıflığı.


İsrail’den Gazze’de 37 STK’ya yasak: Faaliyetler 1 Mart’ta sona erecek

31 Aralık 2025’te Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların kalıntıları arkasında güneş batarken. (AFP)
31 Aralık 2025’te Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların kalıntıları arkasında güneş batarken. (AFP)
TT

İsrail’den Gazze’de 37 STK’ya yasak: Faaliyetler 1 Mart’ta sona erecek

31 Aralık 2025’te Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların kalıntıları arkasında güneş batarken. (AFP)
31 Aralık 2025’te Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların kalıntıları arkasında güneş batarken. (AFP)

İsrail, Gazze’de faaliyet yürüten 37 uluslararası sivil toplum kuruluşunun, belirlenen “güvenlik ve şeffaflık” kriterlerini süresi içinde yerine getirmediğini öne sürerek, bu kuruluşlara yönelik getirilen yasağın hayata geçirileceğini açıkladı.

İsrail, perşembe günü yaptığı açıklamada, söz konusu STK’ların özellikle Filistinli çalışanlarına ilişkin bilgileri açıklamadığını savundu. Birleşmiş Milletler ise kararın, savaşın yıkıma uğrattığı Filistin topraklarında zaten ağır olan insani krizi daha da derinleştireceği uyarısında bulundu.

Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Gerekli güvenlik ve şeffaflık standartlarını karşılamayan kuruluşların lisansları askıya alınacaktır” denildi. Bu kuruluşların 1 Mart’a kadar faaliyetlerini tamamen durdurmaları gerekecek.

Bazı STK’lar, getirilen şartların uluslararası insani hukuka aykırı olduğunu ya da örgütlerin bağımsızlığını tehlikeye attığını savunurken, İsrail de son tarihin yaklaşmasıyla birlikte uluslararası eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

İsrail, yeni düzenlemenin, “terörü desteklediğini” öne sürdüğü yapıların Filistin topraklarında faaliyet göstermesini engellemeyi amaçladığını belirtiyor. Bakanlık açıklamasında, “Tespit edilen temel eksiklik, çalışanlara ilişkin tam ve doğrulanabilir bilgilerin sunulmasının reddedilmesidir. Bu gereklilik, terörist unsurların insani yapılara sızmasını önlemek için kritik önemdedir” ifadeleri kullanıldı.

İsrail, mart ayında STK’lara yeni kurallara uymaları için 10 aylık süre tanımıştı. Bu kurallar, “personel, finansman kaynakları ve operasyonel yapının tam olarak açıklanmasını” öngörüyordu. Süre çarşamba günü doldu.

Bakanlığa göre, 37 STK’ya lisanslarının 1 Ocak 2026 itibarıyla iptal edileceği resmen bildirildi ve kuruluşlardan faaliyetlerini 1 Mart 2026’ya kadar tamamen sonlandırmaları istendi.

‘Bürokrasinin silah haline getirilmesi’

Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanı Amichai Chikli, “Mesaj nettir: İnsani yardıma izin verilmektedir; insani çerçevelerin terör amacıyla istismar edilmesine ise izin verilmeyecektir” dedi.

Bakanlığın yayımladığı listeye göre, sınır dışı bırakılacak kuruluşlar arasında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), World Vision International ve Oxfam gibi önde gelen insani yardım örgütleri de yer alıyor.

İsrail, MSF özelinde iki çalışanın Filistinli gruplar İslami Cihad ve Hamas üyesi olduğunu öne sürdü. MSF ise bu hafta başında yaptığı açıklamada, personel listesinin paylaşılmasının “İsrail’in uluslararası insani hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal edebileceğini” belirtmiş ve “askeri faaliyetlere katılan kişileri bilerek istihdam etmeyeceklerini” vurgulamıştı.

Perşembe günü İsrail merkezli 18 sol görüşlü STK da kararı kınayarak, “Yeni kayıt çerçevesi, bağımsızlık ve tarafsızlık gibi temel insani ilkeleri ihlal ediyor” açıklamasında bulundu. Ortak açıklamada, “Bürokrasinin bu şekilde silah haline getirilmesi, yardıma yönelik kurumsal engelleri kalıcı hale getiriyor ve hayati öneme sahip kuruluşları faaliyetlerini askıya almaya zorluyor” denildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, çarşamba günü İsrail’in kararını “skandal” olarak nitelendirerek, devletlere İsrail’in tutumunu değiştirmesi için acilen baskı yapma çağrısında bulundu. Türk, “Bu tür keyfi askıya almalar, Gazze halkı için zaten tahammül edilemez olan durumu daha da kötüleştiriyor” dedi.

BM Filistinli Mülteciler Ajansı (UNRWA) Başkanı Philippe Lazzarini ise kararın “tehlikeli bir emsal” oluşturduğunu belirtti. Lazzarini, “Yardım kuruluşlarının çalışmalarını kontrol altına alma girişimlerine karşı çıkılmaması, dünya genelinde insani yardımın temelini oluşturan tarafsızlık, bağımsızlık, eşitlik ve insanlık ilkelerini daha da zayıflatacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Felaket boyutunda’

Salı günü, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da aralarında bulunduğu 10 ülkenin dışişleri bakanları, insani durumun “felaket boyutunda” olduğu Gazze Şeridi’nde İsrail’e “yardıma erişimi garanti etme” çağrısı yaptı.

Ekim ayından bu yana Gazze’de kırılgan bir ateşkes yürürlükte bulunuyor. Ateşkes, İsrail’in, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail topraklarına düzenlediği ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği saldırının ardından başlattığı savaş sonrasında sağlanmıştı.

BM verilerine göre, Gazze Şeridi’ndeki binaların yaklaşık yüzde 80’i savaşta yıkıldı ya da hasar gördü. Gazze’deki iki milyondan fazla nüfusun yaklaşık 1,5 milyonunun evlerini kaybettiğini, Gazze’deki Filistinli STK Ağı’nın Direktörü Amjad el-Şeva açıkladı.