Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde hamlelerini sıkılaştırdı

Rusya, Tarsus’ta güç gösterisinde bulunurken söz konusu hamleler, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde geldiğine dikkat çekildi.

Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
TT

Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde hamlelerini sıkılaştırdı

Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)

Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında yaşanan gelişmeler ve iki taraf arasında Suriye hava sahasındaki gerilimin arttığı bir dönemde, son gelişmelere karşı temas ve diplomatik hamlelerini sıkılaştırdılar.

Rus diplomatik kaynaklar, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ın Tahran’ı ziyaret ettiği sırada Kazakistan’ın çekilme kararından sonra ‘Astana Süreci’ olarak adlandırılmayan müzakerelere Suriye hükümeti temsilcilerinin de katılımıyla Rusya, Türkiye ve İran'ın yeni bir üçlü müzakere turu için temaslarını hızlandırdıklarını belirttiler. Bu açıklamalar, Suriye'deki ateşkesin garantörleri olan Rusya, Türkiye ve İran arasındaki müzakerelerin başka bir başkente taşınacağının göstergesi olarak yorumlandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el Mikdad'ın Tahran ziyareti sırasında müzakere edilen dosyalarla ilgili olarak ,Suriye-Türkiye ilişkilerinin yeniden kurulması gibi bazı detaylara dikkat çekti.

Tahran'daki görüşmeler öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Kenani, Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad’ın Tahran ziyaretinin İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin aylar önce Suriye'ye yaptığı ziyaret sırasında iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların bir an önce hayata geçirilmesini amaçladığını söyledi.

Terörle mücadele ve bir sonraki müzakereye hazırlık çerçevesinde görüşülecek başka dosyalar olduğuna değinen Kenani açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Gündemin ilk sırasında Moskova'nın daha önce arabuluculuk yaptığı Şam ve Ankara arasındaki normalleşme süreci yer alıyor. Bu bağlamda önce savunma bakanları ve güvenlik teşkilatlarının başkanları düzeyinde, daha sonra da dışişleri bakanları düzeyinde bazı toplantılar yapılarak önemli adımlar atıldı.

Suriye hava sahasında gerginlik

Mikdad’ın görüşmelerinde ele alınan dosyalar arasında İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırıları ve ABD güçlerinin Suriye'deki varlığı dosyaları da yer alıyor. ABD güçlerinin Suriye'deki varlığı dosyası, özellikle Rusya ve ABD güçleri arasında Suriye hava sahasında artan sürtüşmeler nedeniyle son haftalarda Moskova'yı oldukça meşgul ediyor.

Fotoğraf Altı: ABD Hava Kuvvetleri tarafından Suriye hava sahasında kaydedilen ve bir ABD uçağının yakınında uçan Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağının video kaydından ekran görüntüsü. 23 Temmuz (AP)
ABD Hava Kuvvetleri tarafından Suriye hava sahasında kaydedilen ve bir ABD uçağının yakınında uçan Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağının video kaydından ekran görüntüsü. 23 Temmuz (AP)

Bu dosya, Şam, Moskova ve Tahran arasında daha aktif hale gelen siyasi hamlelerin başlıca gündem maddesini oluşturuyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak, iki gün önce Rus haber ajansı RIA Novosti’ye yaptığı açıklamada, “Rusya, Suriye, Türkiye ve İran dışişleri bakanları arasında yeni bir toplantı için görüşmeler yapılıyor” dedi. Kaynak, bunun için dört bakanın gündemlerinin birbiriyle uyumlu olması gerektirdiğini de sözlerine ekledi.

Kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu konu tartışılıyor. Ama sonuca ulaşmak için tüm bakanların çalışma programlarının uyuşması gerekiyor. Bu yüzden süreç devam ediyor.

Dört ülkenin dışişleri bakanları arasında ilk olarak 10 Mayıs'ta Moskova'da bir toplantı gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre toplantı sonunda bakanlar, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için bir yol haritası taslağı hazırlanmasını kararlaştırdılar.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, daha önce yaptığı bir açıklamada, Moskova'nın Ankara ile Şam arasındaki ilişkileri normalleştirmek için her iki tarafa da bir yol haritası taslağı sunduğunu açıkladı. Lavrentyev, tarafların taslakta değişiklik yapabileceklerini de ifade etti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, daha önce yol haritasındaki öncelikli konuları belirlemişti. Bu konular arasında, Suriye hükümetinin yeniden ülkenin tüm bölgelerini kontrol etmesi meselesinin çözülmesi, Suriye-Türkiye sınırının güvenliğinin sağlanması, sınır ötesi saldırı olasılığının ortadan kaldırılması ve teröristlerin sızmasının önlenmesi yer aldı.

Fotoğraf Altı: Rusya, Türkiye, İran ve Suriye’nin katılımıyla, geçtiğimiz mayıs ayında Moskova'da dörtlü toplantı gerçekleştirildi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Rusya, Türkiye, İran ve Suriye’nin katılımıyla, geçtiğimiz mayıs ayında Moskova'da dörtlü toplantı gerçekleştirildi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Temaslara hız verildi

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Rus diplomatik kaynak, Moskova’nın dörtlü düzeydeki hamlelerinin son günlerde hız kazandığını söyledi. Bakanlık düzeyinde yeni bir müzakere turunun tarihinin ve yerinin birkaç gün içinde kararlaştırılmasını bekleyen kaynak, Şam ile Ankara arasındaki normalleşme sürecinin ilerletilmesine yönelik mekanizmalara ilişkin dosyanın halen masada durduğunu ancak masadaki bir diğer önemli dosyanın da ‘ABD’nin sık sık tekrarlanan provokasyonları’ olduğunu kaydetti.

Kaynak, Washington'ın Moskova'nın üzerinde daha fazla baskı kurmak amacıyla Suriye'de yeni bir cephe açmaya çalıştığını öne sürdü. Moskova, son günlerde Suriye hava sahasında Rusya ve ABD hava kuvvetleri arasında birkaç kez doğrudan sürtüşme yaşandığını açıklamıştı.

Rusya’nın Washington’a yönelik ‘kasıtlı olarak sık sık provokasyonlarda bulunduğu’ suçlamalarına karşı Washington, Moskova'nın son yıllarda Suriye'de iki tarafın faaliyetlerine ilişkin olası sürtüşmelerden kaçınmak ve iki tarafın askeri adımlar atarken doğrudan bir çatışmaya girmelerini önlemek için yapılan anlaşmaya artık bağlı kalmadığını belirtti.

Fotoğraf Altı: Suriye'nin kuzeyindeki sivil toplum kuruluşları, Rusya'nın BMGK’nın Türkiye ile Suriye arasındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan insani yardımların girişine izin veren kararın süresini uzatmayı reddetmesini protesto ettiler. 17 Temmuz (EPA)
Suriye'nin kuzeyindeki sivil toplum kuruluşları, Rusya'nın BMGK’nın Türkiye ile Suriye arasındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan insani yardımların girişine izin veren kararın süresini uzatmayı reddetmesini protesto ettiler. 17 Temmuz (EPA)

Rusya'nın Suriye'de Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Oleg Gorinov, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında son dönemde sürtüşmelerin artmasının bir uzantısı olarak ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyona ait bir insansız hava aracının (İHA), Suriye semalarında Rusya’ya ait Suhoy Su-34 savaş uçağına tehlikeli bir şekilde yaklaştığını söyledi.

Gorinov, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Uluslararası Koalisyona ait bir MQ-9 Reaper İHA, Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir Suhoy Su-34 savaş uçağına 30 Temmuz günü saat 6:53'te Rakka semalarında 5 bin metre yükseklikte 100 metreden az bir mesafede tehlikeli bir şekilde yaklaştı.

Uluslararası Koalisyonun bu uçuş için Rusya tarafıyla koordinasyon kurmadığının altını çizen Gorinov, Rus pilotların profesyonelliği ve zamanında aldıkları önlemler sayesinde çarpışmanın önlendiğini vurguladı.

İki gün önce yaptığı açıklamada, ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyona ait İHA’ların temmuz ayı boyunca Suriye'deki uçuşların güvenliğini 340 kez ihlal ettiğini belirten Gorinov, söz konusu İHA’ların 2023 yılı boyunca sürtüşmeyi önleme anlaşmasının geçerli olduğu alanlarda 340'ı yalnızca temmuz ayında olmak üzere bin 752 kez koordinasyon kurmadan uçuş gerçekleştirdiğini kaydetti.

Gorinov, Uluslararası Koalisyon uçakları tarafından yılın başlarından bu yana Suriye sınırlarının bin 761 kez ihlal edildiğini ve bunların 213’ünün yalnızca temmuz ayında kaydedildiğini açıkladı.

Gorinov, geçtiğimiz ay içinde uluslararası hava yolu güzergahlarının geçtiği et-Tanf bölgesinde, sivil uçakların uçuş yaptığı bir dönemde Uluslararası Koalisyona ait uçakların hava sahasını 180 kez ihlal ettiğini sözlerine ekledi.

Tartus'ta gövde gösterisi

Diğer yandan Moskova, pazar günü Tartus Deniz Üssü’nde Rus Donanma Günü kutlamalarıyla gövde gösterisinde bulunurken Suriye hava sahasındaki sürtüşmelerin artmasıyla ilgili uyardı.

Rusya Donanması, Rusya Donanma Günü münasebetiyle Suriye'nin Tartus Limanı’nda savaş gemilerinin katılımıyla askeri ve deniz geçit töreni düzenledi.

Fotoğraf Altı: Suriye semalarında bir Rus savaş uçağının ABD savaş uçağına yaklaştığını gösteren ve ABD Ordu Komutanlığı tarafından servis edilen fotoğrafı. (AP)
Suriye semalarında bir Rus savaş uçağının ABD savaş uçağına yaklaştığını gösteren ve ABD Ordu Komutanlığı tarafından servis edilen fotoğrafı. (AP)

Deniz geçit törenine, nükleer yük taşıyabilen Rus Karadeniz Filosundan B-265 Krasnodar denizaltısı, Amiral Gorshkov Fırkateyni, kalibr füzesi donanımına sahip Orehovo-Zuyevo gemisi ve deniz mayını tarama gemisi Vladimir Yemelyanov katıldı.

Geçit töreninde Suriye Donanmasına ait deniz mayını tarama gemisi Hatin’in yanı sıra Cadet ve Raptor sınıfı sabotaj önleme hücum botları da yer aldı.

Deniz geçit töreninin sonunda bazı askerlere, üstün başarılarından ötürü Amiral Gorshkov Fırkateyni’nde düzenlenen bir törenle madalyaları takdim edildi.



ABD’den Suriye'ye Çin menşeili iletişim sistemlerinden vazgeçmesi baskısı

Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
TT

ABD’den Suriye'ye Çin menşeili iletişim sistemlerinden vazgeçmesi baskısı

Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)
Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı (Reuters)

Üç kaynak, ABD'nin Suriye'ye telekomünikasyon sektöründe Çin teknolojisine güvenmemesi konusunda uyarıda bulunduğunu, bunun ABD'nin çıkarlarına aykırı olduğunu ve ABD'nin ulusal güvenliğini tehdit ettiğini savunduğunu bildirdi.

Bu mesaj, salı günü San Francisco'da ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir heyet ile Suriye İletişim Bakanı Abdusselam Heykel arasında yapılan bir toplantıda iletildi. Toplantının yapılacağı bilinmiyordu. Washington, muhalefetin Çin ile stratejik ortaklığı olan eski Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimini devirdiği 2024 yılından bu yana Şam ile yakın iş birliği yapıyor.

Suriye'li bir iş adamı, Suriye'nin telekomünikasyon kulelerini ve yerel internet servis sağlayıcılarının altyapısını desteklemek için Çin’in teknolojisini satın almayı düşündüğünü söyledi. Görüşmelere dair bilgi sahibi bir kaynak, ABD tarafının bakanlığın Çin telekomünikasyon ekipmanlarına ilişkin planları hakkında açıklama istediğini aktardı. Kaynak, Suriyeli yetkililerin altyapı geliştirme projelerinin zaman açısından hassas olduğunu ve Şam'ın tedarikçilerin çeşitliliğini artırmak istediğini söylediğini açıkladı.

cdfvg
Suriye devrimi bayrağını sallayan Suriyeliler (AFP)

San Francisco'da düzenlenen toplantıyla ilgili bilgi sahibi bir kaynak, Suriye'nin Amerikan şirketleriyle iş birliğine açık olduğunu, ancak konunun aciliyeti karşısında ihracat kontrolleri ile bunlara ‘aşırı uyumun’ bir engel teşkil etmeye devam ettiğini söyledi.

ABD'li bir diplomat ise Reuters'a yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın ‘Suriye'ye telekomünikasyon sektöründe ABD veya müttefiklerinin teknolojisini kullanması için açıkça çağrıda bulunduğunu’ söyledi. ABD'nin bu konuda Suriye'ye mali veya lojistik destek sözü verip vermediği bilinmiyor.

Öte yandan Reuters'ın sorularını yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü şunları söyledi:

“Kritik altyapı ile ilgili tüm satın alımlarda, ülkelerin daha düşük fiyatlı ekipman ve hizmetler yerine ulusal güvenlik ve gizliliği öncelikli tutmalarını şiddetle tavsiye ediyoruz.”

Sözcü, Çin istihbarat ve güvenlik kurumlarının ‘Çin vatandaşlarını ve şirketlerini hassas verileri paylaşmaya zorlama veya müşterilerinin sistemlerine yetkisiz erişim izni verme konusunda yasal hakka sahip olduğunu’ ve Çinli şirketlerin müşterilerinin gizliliğini koruma vaatlerinin ‘Çin yasaları ve yerleşik uygulamalarla tamamen çeliştiğini’ de sözlerine ekledi. Buna karşın Çin, casusluk amacıyla teknoloji kullandığı iddialarını defalarca kez reddetti.

Suriye İletişim Bakanlığı tarafından Reuters'a yapılan açıklamada, ekipman ve altyapı ile ilgili tüm kararların ulusal teknik ve güvenlik standartlarına uygun olarak alındığı, veri koruma ve hizmet sürekliliğinin sağlandığı belirtildi. Bakanlık, ulusal çıkarlar doğrultusunda ortaklıkların ve teknoloji kaynaklarının çeşitlendirilmesine öncelik verdiğini vurguladı.


Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor
TT

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli grupların saha komutanları ve üyeleri, ABD'nin Tahran'a olası bir saldırı sinyalleriyle eşzamanlı olarak tırmanan mali krizle karşı karşıya kalırken ‘tam bir çöküşten’ korkuyorlar.

Neredeyse iki yıldır süren İsrail'in Gazze'de yürüttüğü uzun soluklu savaşı ve Lübnan, İran ve Suriye'nin bazı bölgelerini de kapsayan saldırıların kapsamı, para transferi yollarına baskı uyguladı ve bu grupların varlıklarını ve birikimlerini tüketti.

İslami Cihad Hareketi, Gazze’deki İran’la mali ve lojistik olarak bağlantılı en büyük grup. Daha az ölçüde de olsa, bu bağlantılar ‘Direniş Komiteleri’, ‘Mücahit Tugayları’ ve diğer askeri gruplar için de söz konusu.

Bu gruplardan kaynaklar ve Gazze'deki diğer aktivistler, zorlu mali koşulların herkesi etkilediği konusunda hemfikir.

Washington'ın İranlı kuruluşlara ve kişilere uyguladığı ekonomik yaptırımlar, krizin geleceğini tartışmaya devam eden grupları desteklemeyi zorlaştırdı.


Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil
TT

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri ve Gurbetçilerden Sorumlu Devlet Bakanı Dr. Farsin Ağabekian Şahin, uluslararası hukuk ilkeleri ve ilgili uluslararası meşru kararlar, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) bulguları, tüm unsurları ve doğal sonucu ile Arap Barış Girişimi ve işgalin etkilerinin ortadan kaldırılması ve zararların tazmin edilmesi çerçevesinde Ortadoğu'da barış ve güvenliğin stratejik bir tercih olarak ancak İsrail'in yasadışı işgaline son verilmesi ve 1967'den beri işgal altında tutulan Filistin topraklarından tamamen çekilmesiyle sağlanabileceğini vurguladı.

Filistinli bakan, dün akşam Cidde'de düzenlenen ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları düzeyinde İsrail'in son kararlarını tartışmak üzere düzenlenen Olağanüstü Açık Yürütme Komitesi toplantısında bu açıklamayı yaptı. Dr. Şahin, sessiz kalmanın artık bir seçenek olmadığını ve kınamanın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, uluslararası hukukun seçici olmadığını teyit eden kararlı bir ortak tutum sergilemeye çağırdı. Bu tutumun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), BM Genel Kurulu, uluslararası mahkemeler ve tüm ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından ciddi adımlar atılması da dahil olmak üzere pratik adımlara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Dr. Şahin, bu sömürgeci ve yayılmacı politikalara karşı çıkmak ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya zorlamak için çağrıda bulundu.

Filistinli bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm acılara rağmen, halkımız haklarına ve ulusal ilkelerine, topraklarına ve özgürlüğüne bağlı kalmaya devam ederken adaletin galip geleceğine inanıyor. Ancak bunun için, zorlukların üstesinden gelmek için, bu acımasız işgalin ağırlığını ezmek için gerçek İslami dayanışma ruhunu somutlaştıran ve özgürlük, geri dönüş hakkı ve bağımsızlık için gerçek bir ufuk açan, beyanların ötesine geçen samimi bir uluslararası irade ve etkili bir dayanışma gerekiyor."

sdrtg
Olağanüstü Toplantı’da İsrail'in son kararları tartışıldı (İİT)

Dr. Şahin, değişen koşullar ve ihlallerin, suçların ve soykırımın tırmanması ışığında, İsrail'in tırmanışını sürdürmesi ve işgalci güç İsrail'in yasadışı statükoyu derinleştirecek kararlar, prosedürler ve önlemler açıklaması ışığında, tüm bunları çok tehlikeli bir aşamada ele almak ve bunlarla mücadele etmek için bugün burada olduğumuzu ekledi.

İsrail'in ‘tarihi ve hukuki gerçekleri tahrif ve çarpıtarak, işgal ordusu tarafından korunan yerleşimci milislerin sistematik terörünü tırmandırarak, Batı Şeria'yı kanlı bir şiddet sarmalına sürükleyerek, soykırım suçunu ve zulmünü Gazze Şeridi'nden Kudüs dahil Batı Şeria'ya aktarmaya çalıştığını’ belirtti.

İsrail'in on yıllardır sürdürdüğü faaliyetlerin sistematik bir politikanın ve kapsamlı bir sömürgeci genişleme planının devamı olduğunu belirten Bakan Şahin’e göre bunların amacı, Filistin davasını ortadan kaldırmak ve sömürgeci yerleşim, toprak müsaderesi, Filistin coğrafyasının parçalanması, ırk ayrımcılığı sisteminin dayatılması ve Filistin halkının zulüm görmesi yoluyla, onları topraklarından zorla çıkarmak ve iki devletli çözümü yok etmek.

Bu uygulamaların savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğinin altını çizen Filistinli bakan, ‘uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye attığını, bölgemizi ve dünyayı istikrarsızlaştırdığını ve Filistin Devleti topraklarının İsrail tarafından yasadışı işgalinin sömürgeci ve yerleşimci-sömürgeci niteliğini teyit ettiğini’ vurguladı.

cdcdc
İİT, ‘barış planının’ ikinci aşamasının hızla uygulanması çağrısında bulundu (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dr. Şahin, Filistin Devleti'nin başkenti olan işgal altındaki Kudüs'ün dini, tarihi ve kültürel önemi nedeniyle, özellikle bu kutsal ayda, Arap, İslam ve Hıristiyan kimliğini yok etmek, tarihi özelliklerini değiştirmek, mevcut yasal ve tarihi statükoyu ortadan kaldırmak ve E1 planı gibi sömürgeci planlar yoluyla İsrail'in sözde egemenliğini dayatmak amacıyla her gün saldırıya maruz kaldığını belirtti.

El-Halil kentindeki İbrahim Camii'nin tarihi ve hukuki statüsünü değiştirme girişimleri de dahil olmak üzere, İslam dini ve Hristiyanlık için kutsal olan mekanları hedef alan İsrail'in son dönemdeki ciddi eylemlerine dikkati çeken Dr. Şahin, bunların meşru Filistin makamlarının denetim ve idari yetkilerinin yasadışı yerleşim konseylerine devredilmesi yoluyla gerçekleştirildiğini ve bu tehlikeli ve kışkırtıcı hamlenin, uluslararası anlaşmaların, BM ve BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kararlarının açık bir ihlali ve dini, kültürel ve insani mirasa doğrudan bir saldırı olduğunu söyledi.

Gazze'de yaşanan daha önce eşi ve benzeri görülmemiş insani felaketin ciddiyeti ve işgal güçleri tarafından işlenen kitlesel suçlar ve sistematik yıkımın göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Bakan Şahin, kırılgan ateşkesin başlamasından bu yana 500'den fazla Filistinlinin öldürüldüğünü, bunun yanı sıra sınır kapılarının açılmasında yavaşlama, insani yardımın yeterli ve sürekli akışının engellenmesi ve ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesinde gecikme yaşandığını vurguladı. Ateşkesin ikinci aşaması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesini garanti altına alacak, yerinden edilmeyi önleyecek, istikrarı sağlayacak ve halkımızın acılarına son verecek yeniden inşa sürecini mümkün kılacak.

Bunun için İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren uluslararası, BM ve insani yardım kuruluşlarına yönelik saldırılarına karşı çıkılması gerektiğine işaret eden Dr. Şahin, İsrail’in özellikle BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) Gazze’deki genel merkezini ve personelini hedef alarak, çalışmalarını engelleyerek, insani yardım erişimini önleyerek ve yasadışı kısıtlamalar uygulayarak, insani yardım çalışanlarını koruma ilkesini ve uluslararası insani hukuk kurallarını açıkça ihlal ederek, Filistinli mültecilerin haklarını zayıflatmaya ve davalarını gölgelemeye çalıştığını belirtti.

İşgalci İsrail makamlarının Filistinli tutukluların infazına izin veren bir yasa çıkarma çabaları, keyfi tutuklamalar, gözaltı ve işkence politikalarını sürdürmeleri ve şehitlerin cenazelerini ahlaka aykırı ve yasadışı bir suç olan ‘numaralı mezarlarda’ tutmalarından bahseden Bakan Şahin, Filistin halkının çektiği tüm acıların temel nedeni olan bu mücrim işgalin tüm belirtilerini ele almanın zamanının geldiğini vurguladı. Filistinli bakan, ihlallerden ve suçlardan sorumlu olanların hesap vermesi ve yargılanması gerektiğini söyledi.

fevf
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci, İİT Olağanüstü Toplantısı’nın oturum aralarında Dr. Farsin Şahin ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli bakan, İsrail'i cesaretlendiren şeyin uluslararası sessizlik, çifte standartlar ve hesap verebilirliğin olmaması olduğunu yineledi. Buna ek olarak, sahte dini veya ideolojik iddialar ortaya atan, tarihi gerçekleri ve Filistin halkının yasal ve temel haklarını çarpıtan ve Orta Doğu ülkelerinde veya işgal altındaki Filistin topraklarında toprak gaspını meşrulaştıran kışkırtıcı ırkçı söylemler de var.

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dr. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD'nin işgalci İsrail’e atanan Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, işgal altındaki Filistin toprakları da dahil olmak üzere Arap ülkelerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini söylediği açıklamalarını kınadığımızı ve reddettiğimizi ifade ettik. Ayrıca, ABD’nin işgal altındaki Kudüs'teki büyükelçiliğinin, uluslararası hukuku ve uluslararası anlaşmaları ihlal ederek yerleşim yerlerindeki yerleşimcilere vize vereceğini ve konsolosluk hizmetleri sunacağını duyurmasını da kınıyoruz."

Filistin'deki yaşamın her alanını, toprağından taşlarına ve insanlarına kadar etkileyen İsrail suçlarını vurgulayan Dr. Şahin, bugün sadece İİT üyesi ülkeler değil, tüm dünya ülkeleri tarafından pratik eylemlerle Filistin halkını ve toprağını korumak, işgalci İsrail’i suç işlemekten caydırmak için hiçbir çabadan kaçınmamak, İsrail’in işgaline ve uluslararası hukuk kurallarını zedeleyen ve hukuka dayalı uluslararası sistemin temellerini istikrarsızlaştıran sömürgeci uygulamalarına karşı tüm cezai tedbirleri almak ve tüm baskıyı uygulamak için Filistin davasını korumaya ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

Dr. Şahin, ülkeleri işgalci İsrail’le diplomatik, ekonomik, ticari ve kültürel bağların yanı sıra İsrail’in işgalini ve sistemini sürdürmeye hizmet eden parlamento bağlarını da koparmaya ve uluslararası ilişkilerini kullanarak işgali sona erdirmek ve kapsamlı ve tam bir geri çekilme sağlamak için ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulamaya ve 4 Haziran 1967'den beri işgal altındaki Filistin topraklarından koşulsuz olarak çekilmesini, Filistin Devleti'ni tanımayı ve Filistin halkının bağımsızlık, geri dönüş ve kendi kaderini tayin etme gibi vazgeçilmez haklarını kullanmasını sağlamaya çağırdı.

Ayrıca, BM de dahil olmak üzere tüm dünyanın, İsrail'in 1949 yılında BM’ye kabul edildiği şartlara uymasını sağlamak konusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Dr. Şahin, “Özellikle İsrail, BM Genel Kurulu’nun 181 sayılı Kararı (1947 Filistin Bölme Planı) ve Filistinli mültecilerin haklarına ilişkin 1948 tarihli 194 sayılı Kararı'na saygı göstermeli ve bunları uygulamalı” dedi.

Filistinli yetkili, dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Moşe Şaret’in BM’ye gönderdiği mektupta, İsrail'in bu kararları kabul ettiğini ve bunları uygulamaya kararlı olduğunu teyit eden resmi taahhütlerine atıfta bulundu. Bu taahhütler, 1949 tarihli Genel Kurul Kararı 273 uyarınca İsrail'in BM’ye kabul edilmesinin temelini oluşturdu.

Dr. Şahin, İsrail'in Filistin topraklarının ele geçirilmesi, yerleşim birimlerinin genişletilmesi, fiili ilhak girişimleri dahil olmak üzere sürdürdüğü politikalar, uygulamalar ve dayatılan yasadışı kuralları, yerleşimci terörizmi, Filistin'in gümrük gelirlerine el konulması ve Filistin devlet kurumlarının zayıflatılması, uluslararası hukuku, ilgili BM kararlarını ve uluslararası örgütün üyeliğinin gerekliliklerini açıkça ihlali olduğuna dikkati çekti.

Filistinli bakan, bu eylemlerin sürdürülmesinin Filistin'de infiale yol açacağı, ciddi bir siyasi süreci yeniden başlatmak için ABD ve uluslararası toplumun siyasi çabalarını baltalayacağı, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit edeceği ve geniş uluslararası fikir birliğinin sağladığı iki devletli çözümün gerçekleştirilme şansını doğrudan olumsuz etkileyeceği konusunda uyardı.