Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde hamlelerini sıkılaştırdı

Rusya, Tarsus’ta güç gösterisinde bulunurken söz konusu hamleler, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde geldiğine dikkat çekildi.

Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
TT

Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında gerilimin arttığı bir dönemde hamlelerini sıkılaştırdı

Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)
Rus donanmasına ait gemilerin, Suriye’nin Tartus Limanı’nda düzenlediği geçit törenine ilişkin görüntüler yayınlandı. (Rusya Savunma Bakanlığı)

Moskova, Şam ve Tahran, Rusya ile ABD arasında yaşanan gelişmeler ve iki taraf arasında Suriye hava sahasındaki gerilimin arttığı bir dönemde, son gelişmelere karşı temas ve diplomatik hamlelerini sıkılaştırdılar.

Rus diplomatik kaynaklar, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad’ın Tahran’ı ziyaret ettiği sırada Kazakistan’ın çekilme kararından sonra ‘Astana Süreci’ olarak adlandırılmayan müzakerelere Suriye hükümeti temsilcilerinin de katılımıyla Rusya, Türkiye ve İran'ın yeni bir üçlü müzakere turu için temaslarını hızlandırdıklarını belirttiler. Bu açıklamalar, Suriye'deki ateşkesin garantörleri olan Rusya, Türkiye ve İran arasındaki müzakerelerin başka bir başkente taşınacağının göstergesi olarak yorumlandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el Mikdad'ın Tahran ziyareti sırasında müzakere edilen dosyalarla ilgili olarak ,Suriye-Türkiye ilişkilerinin yeniden kurulması gibi bazı detaylara dikkat çekti.

Tahran'daki görüşmeler öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan Kenani, Suriye Dışişleri Bakanı Mikdad’ın Tahran ziyaretinin İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin aylar önce Suriye'ye yaptığı ziyaret sırasında iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların bir an önce hayata geçirilmesini amaçladığını söyledi.

Terörle mücadele ve bir sonraki müzakereye hazırlık çerçevesinde görüşülecek başka dosyalar olduğuna değinen Kenani açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Gündemin ilk sırasında Moskova'nın daha önce arabuluculuk yaptığı Şam ve Ankara arasındaki normalleşme süreci yer alıyor. Bu bağlamda önce savunma bakanları ve güvenlik teşkilatlarının başkanları düzeyinde, daha sonra da dışişleri bakanları düzeyinde bazı toplantılar yapılarak önemli adımlar atıldı.

Suriye hava sahasında gerginlik

Mikdad’ın görüşmelerinde ele alınan dosyalar arasında İsrail'in Suriye topraklarına yönelik hava saldırıları ve ABD güçlerinin Suriye'deki varlığı dosyaları da yer alıyor. ABD güçlerinin Suriye'deki varlığı dosyası, özellikle Rusya ve ABD güçleri arasında Suriye hava sahasında artan sürtüşmeler nedeniyle son haftalarda Moskova'yı oldukça meşgul ediyor.

Fotoğraf Altı: ABD Hava Kuvvetleri tarafından Suriye hava sahasında kaydedilen ve bir ABD uçağının yakınında uçan Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağının video kaydından ekran görüntüsü. 23 Temmuz (AP)
ABD Hava Kuvvetleri tarafından Suriye hava sahasında kaydedilen ve bir ABD uçağının yakınında uçan Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir savaş uçağının video kaydından ekran görüntüsü. 23 Temmuz (AP)

Bu dosya, Şam, Moskova ve Tahran arasında daha aktif hale gelen siyasi hamlelerin başlıca gündem maddesini oluşturuyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak, iki gün önce Rus haber ajansı RIA Novosti’ye yaptığı açıklamada, “Rusya, Suriye, Türkiye ve İran dışişleri bakanları arasında yeni bir toplantı için görüşmeler yapılıyor” dedi. Kaynak, bunun için dört bakanın gündemlerinin birbiriyle uyumlu olması gerektirdiğini de sözlerine ekledi.

Kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu konu tartışılıyor. Ama sonuca ulaşmak için tüm bakanların çalışma programlarının uyuşması gerekiyor. Bu yüzden süreç devam ediyor.

Dört ülkenin dışişleri bakanları arasında ilk olarak 10 Mayıs'ta Moskova'da bir toplantı gerçekleşti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre toplantı sonunda bakanlar, Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için bir yol haritası taslağı hazırlanmasını kararlaştırdılar.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, daha önce yaptığı bir açıklamada, Moskova'nın Ankara ile Şam arasındaki ilişkileri normalleştirmek için her iki tarafa da bir yol haritası taslağı sunduğunu açıkladı. Lavrentyev, tarafların taslakta değişiklik yapabileceklerini de ifade etti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, daha önce yol haritasındaki öncelikli konuları belirlemişti. Bu konular arasında, Suriye hükümetinin yeniden ülkenin tüm bölgelerini kontrol etmesi meselesinin çözülmesi, Suriye-Türkiye sınırının güvenliğinin sağlanması, sınır ötesi saldırı olasılığının ortadan kaldırılması ve teröristlerin sızmasının önlenmesi yer aldı.

Fotoğraf Altı: Rusya, Türkiye, İran ve Suriye’nin katılımıyla, geçtiğimiz mayıs ayında Moskova'da dörtlü toplantı gerçekleştirildi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Rusya, Türkiye, İran ve Suriye’nin katılımıyla, geçtiğimiz mayıs ayında Moskova'da dörtlü toplantı gerçekleştirildi. (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Temaslara hız verildi

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Rus diplomatik kaynak, Moskova’nın dörtlü düzeydeki hamlelerinin son günlerde hız kazandığını söyledi. Bakanlık düzeyinde yeni bir müzakere turunun tarihinin ve yerinin birkaç gün içinde kararlaştırılmasını bekleyen kaynak, Şam ile Ankara arasındaki normalleşme sürecinin ilerletilmesine yönelik mekanizmalara ilişkin dosyanın halen masada durduğunu ancak masadaki bir diğer önemli dosyanın da ‘ABD’nin sık sık tekrarlanan provokasyonları’ olduğunu kaydetti.

Kaynak, Washington'ın Moskova'nın üzerinde daha fazla baskı kurmak amacıyla Suriye'de yeni bir cephe açmaya çalıştığını öne sürdü. Moskova, son günlerde Suriye hava sahasında Rusya ve ABD hava kuvvetleri arasında birkaç kez doğrudan sürtüşme yaşandığını açıklamıştı.

Rusya’nın Washington’a yönelik ‘kasıtlı olarak sık sık provokasyonlarda bulunduğu’ suçlamalarına karşı Washington, Moskova'nın son yıllarda Suriye'de iki tarafın faaliyetlerine ilişkin olası sürtüşmelerden kaçınmak ve iki tarafın askeri adımlar atarken doğrudan bir çatışmaya girmelerini önlemek için yapılan anlaşmaya artık bağlı kalmadığını belirtti.

Fotoğraf Altı: Suriye'nin kuzeyindeki sivil toplum kuruluşları, Rusya'nın BMGK’nın Türkiye ile Suriye arasındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan insani yardımların girişine izin veren kararın süresini uzatmayı reddetmesini protesto ettiler. 17 Temmuz (EPA)
Suriye'nin kuzeyindeki sivil toplum kuruluşları, Rusya'nın BMGK’nın Türkiye ile Suriye arasındaki Bab el-Hava Sınır Kapısı’ndan insani yardımların girişine izin veren kararın süresini uzatmayı reddetmesini protesto ettiler. 17 Temmuz (EPA)

Rusya'nın Suriye'de Tarafları Uzlaştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Oleg Gorinov, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya ile ABD arasında Suriye hava sahasında son dönemde sürtüşmelerin artmasının bir uzantısı olarak ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyona ait bir insansız hava aracının (İHA), Suriye semalarında Rusya’ya ait Suhoy Su-34 savaş uçağına tehlikeli bir şekilde yaklaştığını söyledi.

Gorinov, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Uluslararası Koalisyona ait bir MQ-9 Reaper İHA, Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir Suhoy Su-34 savaş uçağına 30 Temmuz günü saat 6:53'te Rakka semalarında 5 bin metre yükseklikte 100 metreden az bir mesafede tehlikeli bir şekilde yaklaştı.

Uluslararası Koalisyonun bu uçuş için Rusya tarafıyla koordinasyon kurmadığının altını çizen Gorinov, Rus pilotların profesyonelliği ve zamanında aldıkları önlemler sayesinde çarpışmanın önlendiğini vurguladı.

İki gün önce yaptığı açıklamada, ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyona ait İHA’ların temmuz ayı boyunca Suriye'deki uçuşların güvenliğini 340 kez ihlal ettiğini belirten Gorinov, söz konusu İHA’ların 2023 yılı boyunca sürtüşmeyi önleme anlaşmasının geçerli olduğu alanlarda 340'ı yalnızca temmuz ayında olmak üzere bin 752 kez koordinasyon kurmadan uçuş gerçekleştirdiğini kaydetti.

Gorinov, Uluslararası Koalisyon uçakları tarafından yılın başlarından bu yana Suriye sınırlarının bin 761 kez ihlal edildiğini ve bunların 213’ünün yalnızca temmuz ayında kaydedildiğini açıkladı.

Gorinov, geçtiğimiz ay içinde uluslararası hava yolu güzergahlarının geçtiği et-Tanf bölgesinde, sivil uçakların uçuş yaptığı bir dönemde Uluslararası Koalisyona ait uçakların hava sahasını 180 kez ihlal ettiğini sözlerine ekledi.

Tartus'ta gövde gösterisi

Diğer yandan Moskova, pazar günü Tartus Deniz Üssü’nde Rus Donanma Günü kutlamalarıyla gövde gösterisinde bulunurken Suriye hava sahasındaki sürtüşmelerin artmasıyla ilgili uyardı.

Rusya Donanması, Rusya Donanma Günü münasebetiyle Suriye'nin Tartus Limanı’nda savaş gemilerinin katılımıyla askeri ve deniz geçit töreni düzenledi.

Fotoğraf Altı: Suriye semalarında bir Rus savaş uçağının ABD savaş uçağına yaklaştığını gösteren ve ABD Ordu Komutanlığı tarafından servis edilen fotoğrafı. (AP)
Suriye semalarında bir Rus savaş uçağının ABD savaş uçağına yaklaştığını gösteren ve ABD Ordu Komutanlığı tarafından servis edilen fotoğrafı. (AP)

Deniz geçit törenine, nükleer yük taşıyabilen Rus Karadeniz Filosundan B-265 Krasnodar denizaltısı, Amiral Gorshkov Fırkateyni, kalibr füzesi donanımına sahip Orehovo-Zuyevo gemisi ve deniz mayını tarama gemisi Vladimir Yemelyanov katıldı.

Geçit töreninde Suriye Donanmasına ait deniz mayını tarama gemisi Hatin’in yanı sıra Cadet ve Raptor sınıfı sabotaj önleme hücum botları da yer aldı.

Deniz geçit töreninin sonunda bazı askerlere, üstün başarılarından ötürü Amiral Gorshkov Fırkateyni’nde düzenlenen bir törenle madalyaları takdim edildi.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.