Hizbullah'ın cephaneliği: Füzelere dayanan kusursuz bir askeri sistem

Hizbullah, zırhlı araçlarını sergilemeyi sürdürüyor. (Sosyal medya)
Hizbullah, zırhlı araçlarını sergilemeyi sürdürüyor. (Sosyal medya)
TT

Hizbullah'ın cephaneliği: Füzelere dayanan kusursuz bir askeri sistem

Hizbullah, zırhlı araçlarını sergilemeyi sürdürüyor. (Sosyal medya)
Hizbullah, zırhlı araçlarını sergilemeyi sürdürüyor. (Sosyal medya)

Hizbullah yaptığı son açıklamayla yeni bir tanksavar füze sistemi tanıtacağını duyurdu. 2006 yılından itibaren hızla silahlanmaya devam eden Hizbullah her türden füzeye sahip olmak için çalışıyor. Örgüt son zamanlarda sahip olduğu zırhlı araçları sergiliyor. Suriye savaşına girmeden önce askeri cephaneliğinde zırhlı araçlar yer almıyordu. Örgüt İsrail'e karşı mücadelesinde yürüttüğü ‘gerilla savaşının’ doğası gereği zırhlı araçları sık sık kullanmıyor. Düzenli ordular ise zırhlı araçları kullanmasıyla ön plana çıkar. Önceden mekanize cephanelik, taşınması ve saklanması kolay küçük roketatarlar veya makineli tüfekler taşıyan taşınabilir, tekerlekli araçlarla sınırlıydı.

dwefr
Hizbullah geçtiğimiz günlerde Bekaa bölgesindeki özel bir sergide zırhlı araçlarını tanıttı. (sosyal medya)

Temmuz savaşından bu yana güçlenen askeri kapasite

Hizbullah’ın, Temmuz 2006'daki savaşın sona ermesinden bu yana silahlandığı ve savaş kapasitesini güçlendirdiği konusunda hiçbir şüphe yok. Örgüt denklemi değiştirebilecek ve İsrail'in derinliklerindeki hayati ve stratejik hedefleri yok edebilecek nitelikte silahlara ve isabetli füzelere sahip olduğunu duyurmaya başladı.

Ortadoğu Çalışmaları ve Halkla İlişkiler Merkezi Başkanı emekli Tuğgeneral Dr. Hişam Cabir’e göre Hizbullah'ın İsrail ordusunun liderleri ve İsrail araştırma merkezleri tarafından kabul edildiği üzere güçlü ve gelişmiş bir askeri cephaneliği var. Örgütün yetenekleri 2006 savaşından bugüne kadar onlarca kat arttığını söyleyen Cabir, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Hizbullah'ın gücü İsraillilerin beklentilerini aştı. Örgüt İsrail deniz platformlarını yok edebilecek Rus Yakhont füzeleri (karadan denize) ve hassas veya akıllı füze sistemi de dahil olmak üzere yaklaşık 200 bin füzeye ve olası herhangi bir savaşta sürpriz oluşturabilecek nitelikte gelişmiş silahlara sahip. Örgütün ayrıca İHA’ları ve Hava Savunma Kuvvetleri de var. Hizbullah iki ay önce Mleeta kasabasında (güney Lübnan) Lübnan, Arap ve uluslararası medyanın huzurunda gerçekleştirdiği askeri tatbikatlarda kanıtladığı gibi şimdi de açıkça silahlanma yeteneklerini duyuruyor.

İsrail ile Hizbullah arasındaki bazı karşılıklı tehditler, her birinin diğerinin halkını etkilemek için kullandığı psikolojik savaşın kapsamına giriyor. Hizbullah’ın olası herhangi bir savaşa hazırlığın bir parçası olarak ilk kez tankların ve zırhlı araçların resimlerini sergilemesi dikkat çekti. Askeri ve stratejik uzman Tuğgeneral Halil el-Hilu ise ‘Hizbullah'ın silahlanma kapasitesinin İsrail ile olan güç dengesiyle karşılaştırılamayacağı’ görüşünde.

Hilu, Şarku'l Avsat'a yaptığı şu değerlendirmelerde bulundu:

Hizbullah’ın yakın zamanda tanıttığı tankların resimleri, Suriye ordusundan temin ettiği, 1960’lı yıllara dayanan eski Rus tankları ve zırhlı araçlardır. 2000 yılında Güney Lübnan Ordusu milisleri tarafından ele geçirilmiştir.

def
Hizbullah’ın geçen hafta tanıttığı ‘Sarallah’ tanksavar füze sistemi. (Hizbullah’ın yayınladığı bir videodan)

Tanksavar sistemler

Hizbullah'ın askeri medyası geçen hafta ilk kez Sarallah güdümlü füze sistemini tanıtan görüntüler yayınladı. Modern Sarallah anti zırh sisteminin en önemli özelliği, ileri teknoloji anti zırhlar arasında yer alması, kornet füzelerinin fırlatılması için uygun olması ve iki fırlatıcıya sahip olması. Sarallah anti zırh sistemi 2015 yılında Hizbullah tarafından kullanılmaya başlandı.

Hizbullah, 2006'dan beri Rus Kornet tanksavar füze sistemini kullanıyor. Temmuz savaşında da İsrail tanklarını püskürtmek için bu silahı kullanmıştı. Diğer tanksavar sistemleriyle birlikte Rus Kornet tanksavar füze sistemini Suriye'de de kullanıldı. Örgüt 1990’larda da bu türden eski sistemleri kullanmıştı.

Kornet ve Fetih 1

Elbette savaşta her silahın etkisi vardır. Ancak Hizbullah’ın ve Yahudi devletinin sahip oldukları silahlar arasında kalite farkı var. Tuğgeneral el-Hilu, ‘Hizbullah'ın 2006'da Lübnan'ın güneyindeki Vadi el-Huceyr savaşında İsrail’in Merkava tanklarını etkisiz hale getirmeyi başaran Rus (Kornet) füzelerini kullandığını’ söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 2017 ve 2018'de Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmada da bahsettiği İran'ın Irak'la savaşında kullandığı ve daha sonra geliştirdiği Zilzal füzesi bulunuyor. Geliştirilen Zilzal füzesine El-Fetih 110 adı verildi. Sonra o da modernize edilerek El-Bedir 313 adlı yeni bir füze üretildi. İran Hizbullah'a Zilzal füzelerinden verdi ve onu geliştirecek teknolojiler sağladı.

Örgütün hava savunmasına sahip olduğunu söyleyen Tuğgeneral el-Hilu, örgütün sahip olduğu ve ‘Eglo’ füzeleri olarak da adlandırılan ‘SAM 7’ füzelerine bahsetti. Hilu, "Bu füzeler neden İsrail'in Suriye'ye düzenlediği ve birçok Hizbullah üssünü yok eden hava saldırılarına karşı kullanılmadı? Neden İsrail uçaklarını Lübnan hava sahasında püskürtmek için kullanılmadılar?" sorusunu yöneltti.

Karadan karaya füzeler

Hizbullah’ın karadan karaya füze cephaneliği, askeri cephaneliğinin temel dayanağı. Araştırma merkezlerine göre Hizbullah 2006 savaşında altı farklı türden füzeye sahipti. Savaştan 17 yıl sonra sayı, boyut, erişim ve yok etme gücü bakımından füzeler iki katına çıktı.

İsrail istihbaratının tahminlerine göre 2006 yılındaki İkinci Lübnan Savaşı öncesinde Hizbullah’ın 15 bin füzesi vardı. Buna karşılık, İsrail güvenlik yetkililerine göre bugün örgüt 100 binden fazla füzeye sahip. Örgüt, sahip olduğu füzelerin gerçek sayısını ve türlerini açıklamasa da Maariv gazetesi daha önce Hizbullah'ın karadan karaya füzelerinin çoğunlukla Rus yapımı Katyuşa füzelerinden oluştuğunu bildirmişti.

Hassas füzeler

Hizbullah’ın füze geliştirmesi, açıkladığı bir stratejinin parçası. Nasrallah yaptığı bir açıklamada şunları söyledi:

Binlerce füzeyi isabetli hale getirme yeteneğine sahibiz ve bunu yıllardır yapıyoruz.

2006 yılından bu yana İsrail ile Hizbullah arasında herhangi bir savaş olmamasına rağmen İsrail'in araştırma merkezleri tarafından yayınlanan raporlara göre örgüt ve İran gelişmiş füzelerin isabetliliğini artırmak için çalışıyor. Söz konusu raporlarda Hizbullah’ın elinde 160 km menzil ile 600 kg patlayıcı kapasitesine sahip Zilzal-1 ve en gelişmiş olarak kabul edilen 210 km menzil ve 600 km’lik benzer bir savaş kapasitesine sahip Zilzal-2 füzesi mevcut olduğu kaydedildi. İsrail raporlarına göre Hizbullah’ın füze cephaneliği, küresel konumlama sistemine (GPS) sahip, 250 ila 300 km menzilli bir İran kısa menzilli balistik füzesi Fetih-110’nu içeriyor. Bu füze aynı zamanda 500 kilograma kadar savaş başlığı taşıyabiliyor.

Hava ve deniz savunması ve insansız hava araçları

Hizbullah'ın karadan havaya savunma füzeleri alanında sınırlı yetenekleri var. Batı medyasına göre bu füzelerin önemi, İsrail uçaklarını çok irtifalarda uçmaya zorlamalarında ve bu da yer hedeflerine yönelik saldırılarının isabetliliğini azaltmasında yatıyor.

İsrail medyası, örgütün biri Temmuz 2006 savaşında kullanılan C-802 olmak üzere iki tür gemisavar füzeye sahip olduğunu ileri sürüyor. Hizbullah'ın Suriye'den temin ettiği kanatlı bir gemisavar füzesi olan ‘Yakhont’ füze sistemine de sahip olduğu tahmin ediliyor.

Zırhlı savaş araçlarına gelince; bu araçlar nihayet Suriye savaşından sonra örgütün cephaneliğine girdi. Örgüt 2017'de Suriye'de düzenlediği tanıtımlarda, "T-55", "T-72" ve hatta "T-80" tipi Rus tanklarına sahip olduğunu açıkladı.

Hizbullah destekçilerinin iki gün önce aktardıklarına göre örgüt Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'nde askerleri taşımak için Rus zırhlı araçlarını ve hava savunması için tasarlanmış olan, pratik olarak tarama, uzaktan destek ve yangın söndürme için kullanılan ağır silahlı paletleri tanıttı. Bunlar, ZSU-57-2, ZSU-23-4 Şilka, Gvozdica 2S1, BMP ve BTR gibi farklı model zırhlı personel taşıyıcıları.

sc
Hizbullah'ın geçtiğimiz mayıs ayında medyaya sunduğu Grad roketatarlarını taşıyan araçlar. (Hizbullah Medyası)

Geçen yıl havada, İsrail'in Akdeniz'deki gaz sahaları üzerinde Hizbullah tarafından fırlatılan İHA'lar belirdi ve bu, her ne kadar İran İHA’ları olduğu tahmin edilse de örgütün sır dolu askeri gücünün açık bir duyurusunu temsil ediyor. İbranice yayın yapan Netziv Net haber sitesine göre Hizbullah’ın sahip olduğu İHA’lar iki bölüme ayrılıyor: Bir kısmı istihbarat topluyor, diğer kısmı ise intihar saldırılarında kullanılıyor.

Karşılıklı tehditler

İki taraf arasındaki tehdit sıklığının şiddetli olacağı yakın bir savaşın çıkacağı anlamına gelmiyor. Tuğgeneral Dr.Hişam Cabir konuya dair şunları söyledi:

Hizbullah bölgesel bir gündeme hizmet etmek için İsrail’e savaş açmaya hazır değil. Aynı zamanda İsrail, iç krizi nedeniyle Lübnan'la savaşa hazırlığı yok. Hizbullah, çevresinin Lübnan'ı felaketle sonuçlanacak bir savaşa sürüklemeyi kabul etmediğini biliyor. Bu nedenle Nasrallah, Lübnan'ın iç nedenlerinden dolayı savaşı başlatmayacak; yıkıcı sonuçları olacak ve Netanyahu'nun iç krizden kurtulmasına hizmet edecek bir askeri operasyona da girişmeyecektir.

Askeri ve stratejik uzman Tuğgeneral Halil el-Hilu ise şu açıklamada bulundu:

Hizbullah’ın çıkardığı tüm gürültü dikkatleri Kahhale olayından (Hizbullah'a ait mühimmat taşıyan bir kamyonun Kahhale beldesinde devrilmesinden sonra Lübnan Dağı'nda Kahhale halkıyla çatışma yaşanması) uzaklaştırmaya çevirdi. Kahhale olayında bölge halkından bir kişi ve Hizbullah mensubu bir kişi öldürüldü. Bu olay bir krize neden oldu. Bu nedenle Nasrallah, İsrail’e yönelik, ‘Lübnan ile savaşa girerseniz sizi de taş devrine çeviririz’ söylemiyle dikkatleri İsrail'e çekiyor. Hizbullah İsrail'i yok edip taş devrine döndürebiliyorsa, neden şimdi işe koyulup tehditlerini hayata geçirmiyor?



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.