ABD Merkez Kuvvetler Komutanı, el-Hol ve Roj kamplarını denetledi

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla, el-Hol Kampı’nda yaşayan kadınları dinledi. (Haseke’deki el-Hol kampının medya ofisi)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla, el-Hol Kampı’nda yaşayan kadınları dinledi. (Haseke’deki el-Hol kampının medya ofisi)
TT

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı, el-Hol ve Roj kamplarını denetledi

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla, el-Hol Kampı’nda yaşayan kadınları dinledi. (Haseke’deki el-Hol kampının medya ofisi)
ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla, el-Hol Kampı’nda yaşayan kadınları dinledi. (Haseke’deki el-Hol kampının medya ofisi)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Michael Kurilla, Suriye’nin en kuzeydoğusunda yer alan el-Hol ve Roj kamplarını ziyaret etti. Kurilla, söz konusu kamplarda yaşayanların anavatanlarına geri gönderilmesine ve kamp sakinleri için insani zorlukların hafifletilmesine yönelik uluslararası çabaların bölgede güvenlik ve istikrarı artırdığını vurguladı.

Ortadoğu’da konuşlandırılan ABD güçlerini denetleyen ABD’li General Michael Kurilla’ın dün ziyaret ettiği el- Hol ve Roj, Suriye’nin bugüne kadarki en büyük kampları arasında yer alıyorlar. İki kamp, DEAŞ örgütüne mensup binlerce kişiye ve militanın ailesine eb sahipliği yapıyor.

Kamp sakinleriyle konuşan Michael Kurilla şu açıklamada bulundu:

“Kamp sakinlerinin ülkelerine geri gönderilmesine yönelik devam eden çok uluslu çabalarımız yalnızca bölgede güvenlik ve istikrarı artırmakla kalmıyor. Bu insani zorluğu hafifletmek daha da önemli.”

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ABD, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Uluslararası Koalisyon’un Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan kamplardaki insani ve güvenlik sorunlarıyla ilgilendiğine dikkat çeken Kurilla, “DEAŞ’ı kalıcı olarak yenilgiye uğratmaya odaklanmış durumdalar ve kararlılar” şeklinde konuştu.

Bu ziyaret, Kurilla’nın Eylül 2022’de el-Hol kampına yaptığı benzer bir ziyaretin ardından, ABD’nin en yüksek rütbedeki komutanının Suriye’nin kuzeydoğusundaki Özerk Yönetim ve SDG güçlerine ait bölgeleri ziyaret etmesi açısından türünün ikinci örneği olduğu için önemli. Bu bölge, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e bağlı güçlerin kontrolü dışında bulunuyor.

SDG liderlerinden biri, General Kurilla’ya eşlik ederek harita üzerinden açıklama yaptı. Haseke’deki el-Hol Kampı’nın medya ofisi)
SDG liderlerinden biri, General Kurilla’ya eşlik ederek harita üzerinden açıklama yaptı. Haseke’deki el-Hol Kampı’nın medya ofisi)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı, el-Hol ve Roj kamplarının yönetimiyle görüşmelerde bulundu. Görüşmeleri sırasında vatandaşları olan ülke ve hükümetlere, örgüt militanlarının binlerce aile üyesinin sınır dışı edilmesini ve asıl ülkelerine entegrasyonunu hızlandırmaları çağrısı yaptı.

Kurilla, SDG kuvvetleri Genel Komutanlığı ve İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) ile yaptığı toplantıda, ‘burada gerçekleştirilen, örgütün hücrelerindeki yüzlerce şüpheli kişiyi tutuklamayı ve militan ailelerini kamplardan Suriye dışına kaçırmaya çalışan gizli ağları dağıtmayı başaran’ güvenlik operasyonlarını inceledi.

Toplantılara katılan üst düzey bir askeri kaynağa göre SDG liderliği, Kurilla’ya örgütün hücrelerinin birçok ön yöntemle coğrafi topraklar üzerindeki kontrollerini yeniden sağlamaya ve başta el-Hol Kampı olmak üzere bölge üzerindeki nüfuzunu genişletmeye çalıştığına dair güvence verdi.

Kaynak şu açıklamayı yaptı:

“SDG, yeni nesil teröristler yaratmak ve başkalarını çekmek amacıyla terör hücrelerinin kamptan kaçarak dışarıyla iletişim kurma ve terör operasyonları gerçekleştirmek için gerekli silah ve araçları saklama girişimleri hakkında ayrıntılı bilgi verdi.”

Fotoğraf Altı: Suriye’nin kuzeydoğusunda, Haseke kırsalındaki el-Hol Kampı. (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeydoğusunda, Haseke kırsalındaki el-Hol Kampı. (Şarku’l Avsat)

SDG liderliği, General Kurilla’ya uluslararası koalisyon güçlerinin ve SDG’nin DEAŞ’ın kaynaklarını kurutma çabalarıyla bütünleşen, acil ve ivedi çözümler bulunması gerektiğini vurguladı. Aynı kaynağa göre bu toplantıların örgütün hücrelerinin yeniden faaliyete geçmesini engellemeye, tüm araçlarını ellerinden almaya ve doğu Suriye’de kalan unsurları ortadan kaldırmaya odaklandığını bildirdi.

Diğer yandan el-Hol Kampı Müdürü Cihan Hanan, Şarku’l Avsat ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, bu kadar çok sayıda kişinin DEAŞ destekçilerinin yanında kalmasının tehlikesini Kurilla’ya anlattığını belirtti. Kampı ziyareti sırasında Kurilla ile görüşenler arasında yer alan Hanan, bu kamp sadece SDG ve Özerk Yönetim’in omuzlarında büyük bir yük oluşturuyor” dedi. Cihan Hanan, koalisyon ülkelerine ve Washington’a örgütün bu kamplardaki hücrelerine karşı savaşmaları çağrısında bulunurken, “İhtiyaç duyulan şey, bu ikilemin radikal bir şekilde çözülmesi ve koalisyon ülkeleri ile hükümetlerine tüm vatandaşlarını kendi ülkelerine geri göndermeleri yönünde baskı yapılmasıdır” açıklamasında bulundu.

Kürt yetkili, el-Hol Kampı’nın ‘yıllara ihtiyaç duyan’ dağıtılması meselesinin tartışıldığını söylerken, bu konunun ilgili ülkelerin hükümetlerini ve vatandaşlarını iade etme gerekliliği konusunda ikna etmeye yönelik güçlü uluslararası çabalarla desteklendiğini vurguladı. Hanan ayrıca, “Kampın tahliyesi katı uluslararası kararları gerektiriyor” dedi.

Fotoğraf Altı: Suriye’nin kuzeydoğusundaki Roj Kampı çok sayıda kadın ve çocuğa ev sahipliği yapıyor. (Şarku’l Avsat)
Suriye’nin kuzeydoğusundaki Roj Kampı çok sayıda kadın ve çocuğa ev sahipliği yapıyor. (Şarku’l Avsat)

Aynı şekilde el-Hol Kampı’nın her ay onlarca yeni doğuma tanık olduğunu ve buraların DEAŞ yandaşları için ‘yeni nesiller için verimli toprak’ olarak değerlendirildiğini belirtti. El-Hol sakinlerinin yüzde 70’inin 12 yaşın altında olduğuna dikkat çeken Cihan Hanan şu ifadeleri kullandı:

“Her gün maruz kaldıkları zorlu yaşam koşulları göz önüne alındığında genç erkek ve kadınların bir kısmı, aşırı ideolojiye ve örgütü kabul etmeye karşı savunmasız durumda.”

Diğr yandan SDG güçlerine bağlı özel birlikler, uluslararası koalisyon güçlerinin kara desteği ve hava desteğiyle geçtiğimiz salı günü Deyrizor’un doğu kırsalındaki el-İzba bölgesinde bir güvenlik operasyonu gerçekleştirmeyi başardı. Operasyon, patlayıcı üreten ve bunları bölgedeki diğer sadık unsurlara dağıtan DEAŞ’a sadık aktif bir hücrenin dağıtılmasıyla sonuçlandı.

SDG kuvvetlerinin medya merkezi müdürü olan Ferhad Şami, operasyonun hücrenin bölgedeki faaliyetlerinin dikkatli bir şekilde izlenmesi ve takip edilmesinin ardından gerçekleştiğini belirtirken “Koalisyon güçlerinin kara ve hava desteğiyle güçlerimiz, patlayıcı yapımına yönelik aletlerin taşınmasında önemli faaliyet gösteren liderlerinden birini tutuklamayı başardı” dedi. Şami, geriye kalan uyuyan hücrelerin terör operasyonlarını yürütmesi için mühimmat, silah ve askeri teçhizatın temin edilmesine ilişkin olarak da şunları söyledi:

“Soruşturmalarda, hücre liderinin, el-Hol Kampı’ndaki DEAŞ üyelerinin ailelerine sahte kişisel kart ve belgeler sağladığı, onları yurt dışına kaçırdığı, ayrıca onlara silah naklettiği ortaya çıktı.”



Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.


Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.