İsrail hükümeti, Arap toplumunda giderek artan cinayetleri neden engellemiyor?

Cinayetler, İsrail’deki Arap toplumunu yok ediyor

İsrail hükümeti, Arap toplumunda giderek artan cinayetleri neden engellemiyor?
TT

İsrail hükümeti, Arap toplumunda giderek artan cinayetleri neden engellemiyor?

İsrail hükümeti, Arap toplumunda giderek artan cinayetleri neden engellemiyor?

İsrail’deki Arap toplumunda yaşanan cinayetler korku yaratmaya devam ediyor.

Yaklaşık beş yıl önce başlayan bu olaylara güvenlik ve yargının son verme konusundaki başarısızlığı nedeniyle bu yıl cinayetler doruğa ulaştı ve daha da yükseleceği öngörülüyor.

2023 başından bu yana yaşanan silahlı saldırılarda 159 kişi hayatını kaybederken, bine yakın kişi de yaralandı.

Bu, 1,8 milyon İsrail vatandaşı olan Arapların tarihindeki rekor cinayet sayısı olarak kabul ediliyor.

1948’de yaşanan Nakba’ya rağmen vatanında dimdik ayakta kalan Filistinliler, tıpta, ekonomide, bilimde ve kalkınmada büyük başarılar elde etti.

Ancak, Şarku’l Avsat’ın kapsamlı bir şekilde yaptığı incelemeye göre, ciddi bir iç felakete maruz kaldılar.

İsrail’deki Arap aileler, bu cinayetlerin aşırı yayılması nedeniyle sürekli bir gerilim ve endişe içinde yaşıyor.

HV
Protestolarda aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’i Arap toplumundaki suçları ihmal etmekle suçlayan pankart (Al-Masirah Girişimi)

Söz konusu cinayetler, Arapların yaşadığı her şehir ve kasabayı kapsıyor.

Çoğu suç örgütleri tarafından öldürülen ve yaralananların yaklaşık yüzde 90’ı genç erkeklerden oluşuyor ve aralarında çocuklar da bulunuyor.

Polis verilerine göre, bu tür 11 örgüt var ve aralarında bir çete savaşı yaşanıyor. Aralarındaki çatışmalarda pek çok masum da kurban düşüyor.

Örnek vermek gerekirse, Nasıra’da bir çete lideri hedef alındığında, yanında olan iki yaşındaki oğlu da öldürüldü.

Üç yıl önce bir fırına ateş açtıklarında, torunuyla birlikte ekmek almaya gelen sanatçı Tevfik Zahr da öldürüldü.

Kafr Kanna kasabasında hedef aldıkları bir kişiyi ayaklarından vurdular, genç eşini de kendisi ve iki çocuğunun gözü önünde öldürdüler.

Ebu Sinan’da ise bir belediye başkan adayının da aralarında bulunduğu 4 kişinin öldüğü bir katliam yaşandı.

Haraç almak için yaptıkları silahlı saldırı olaylarında, “Para ödemek istemezsen, canınla ödersin” diyorlar.

Kadınların ‘namus temizleme’ gerekçesiyle eşleri ya da akrabaları tarafından öldürüldüğü olaylar da yaşanıyor.

Namus temizlemek için öldürme kararı almak için, muhafazakar bir aileden ve kapalı bir köyden olan genç bir kızın üniversite okumaya karar vermesi ve üniversite yurdunda yatması yeterli oluyor.

Bir de intikam amacıyla, aile kavgaları çerçevesinde işlenen cinayetler var.

HVU
Arap toplumunu hedef alan şiddet suçlarını kınamak için 2021 sonlarında İsrail’in kuzeyinde düzenlenen bir gösteri (AFP)

Tel Aviv’e kadar ulaşan tüm halk hareketleri ve gösteriler, İsrail’deki Arapları rahatsız eden bu şiddete son vermedi.

Arap toplumunun yaşadığı bu acıyı Yahudi toplumuna hissettirme, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti üzerindeki baskıyı artırma ve böylece polisi harekete geçirerek görevini yerine getirmesi yönündeki adımlar başarılı olmadı.

HFY
Tel Aviv’deki Arap toplumunda şiddet içeren suçları kınayan sembolik tabutlar (AFP)

Negev’deki Ajek örgütünün Genel Müdürü Süleyman El-Amur’a göre, İsrail’deki Arap yaşananların dünyada eşi benzeri yok.

Amur konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi;

Sınırların ötesinde hassas operasyonlar yürüten, tehlikeli güvenlik servislerine sahip güçlü bir ülke var ama burunlarının dibindeki cinayetleri çözemiyor. Yaklaşık iki milyonluk bir toplumu suç örgütlerine karşı savunmasız bırakıyor. İnsanlar evinden güvenli bir şekilde çıkamıyor ve evinin bahçesinde bile öldürülüyor. Bu ihmale son verilmeli, haraç toplama, kanlı hesaplaşma ve diğer şiddet ve suç tezahürlerine son verilmelidir.

Arap toplumundaki siyasi liderler, bunun planlı bir hükümet komplosu olduğuna inanıyor.

İçlerinden biri acı ve kaygıyla şunları söyledi;

İsrailli yetkililer, 75 yıldır bizi oduncu veya su taşıyıcısı yapmaya çalışıyor. Eğitim sistemini vurdular, ulusal kültürle savaştılar ama başaramadılar. Mahmud Derviş, Semih Kasım, Tevfik Ziyad, Salem Cibran ve Emile Habibi gibi büyük Filistinli şairler ve yazarlar bizimle birlikte büyüdü. Bizi Müslümanlar, Hristiyanlar ve Dürziler arasındaki mezhepsel çizgilerle ayırmaya çalıştı ama başaramadılar ve kardeşlik ruhu galip geldi. Siyasi olarak bizi bölmeye çalıştılar ve saflarımıza yüksek vatanseverliğe saldıracak ajanlar yerleştirdiler ve bunda da başarısız oldular. Onlarca yıldır ulusal partiler kurmamızı engelledikten sonra bizi partilerin içinde boğmaya karar verdiler. Saflarımızı parçalamak için milliyetçi ve İslami partilerin yükselişine izin verdiler ama başarısız oldular. Ancak şimdi saflarımız arasında suç yayıyorlar ve bunda başarılı oldular. Suç örgütlerini teşvik ediyor ve onlara, ‘tüm soruşturmaların İsrail ordusunun depolarından geldiğini gösterdiği’ silah ve teçhizat sağlıyorlar. Arapların birbirlerini öldürmelerine izin veriyorlar. Ben umutsuzum. Bu belayı aramıza nasıl soktular?

HTY
Mahmud Nassar, suçun nedenlerini anlatıyor (Şarku’l Avsat)

Katiller serbest

Arap Toplumunda Şiddet ve Suçla Mücadele Kampanyası Direktörü Mahmud Nassar ise şu açıklamayı yaptı;

Bu uzun vadeli bir plan değilse, polisin profesyonel düzeydeki çalışmalarında bir iflasın söz konusu olduğuna şüphe yoktur. Ancak Aynı polis gücü neden Yahudi cemaatindeki suçla mücadelede başarılı oluyor? Yahudi cemaatindeki cinayetlerin yüzde 75’ni neden hızla çözebiliyorsunuz da, Arap toplumunda yaşananların yüzde 15’ten fazlasını çözemiyorsunuz? Bizim bölgemizde cinayetlerin yüzde 85’ini işleyen ve ardından sokaklarda serbestçe dolaşan katiller var ve polis bunlara hesap sormuyor. Bizim insanlarımızı sokakta yürümekten ve fırından ekmek almaktan korkutan yaygın bir suç var.

Polisin ihmali

Şarku’l Avsat’a konuşan Polis Genel Müfettişi Jacob Shabtai de, polis teşkilatının Arap toplumunda şiddeti yayma planı olduğuna dair iddiaları reddetti.

Ancak Shabtai, polis personeli sayısındaki önemli eksiklik ve soruşturmalar sırasında Arap toplumunun polisle işbirliği yapmaması nedeniyle aksamalar olduğunu kabul etti.

Polis Genel Müfettişi, Arap toplumunda şiddet ve suçla mücadeleye yönelik bir planın teşkilata sunulduğunu ve kısıtlı kaynaklara rağmen bunu uygulamaya başladıklarını söyledi.

Shabtai, “Polis, Arap toplumunda suçla mücadele için son beş yılda binlerce eylem ve girişimde bulunmayı başardı. Bu operasyonlarda 141 Sa’ar tüfeği, 806 tabanca, 223 el yapımı silah, 50 av tüfeği, 254 el bombası, 101 yıkıcı silah ve 46 bin 280'’den fazla mühimmat ve teçhizat ele geçirildi” dedi.

Polis, 2022’de 67 ve 2023 başından bu yana 29 cinayetin engellendiğini bildirdi.

Ancak bu çabalar yetersiz olduğu için insanları ikna etmiyor ve onlara güvenlik sağlamıyor. Aynı zamanda suç örgütlerinin liderlerini de pek etkilemiyor.

Suçlular tehdit ediyor

Birkaç gün önce, sosyal medyada suç örgütü adına konuşan bir kişinin sesli mesajı yayımlandı.

Öldürülecek 160 kişinin listesi olduğunu söyleyen bu kişi, bazılarının isimlerini zikrederek, bunların arasında doktor, avukat ve mühendislerin de bulunduğunu belirtti.

Bu kişi, “Listede isimleri olanlar öldürülecek. Şin Bet (İsrail İç Güvenlik Birimi) ya da polis umurumuzda değil” dedi.

Bu mesajdan günler sonra, Nasıra Belediye Başkan Yardımcısı Muhammad Ouiasi’nin oğlu Mehran Ouiasi, Reineh kasabasında vurularak öldürüldü.

Mehran’ın kardeşi Rouad Mart ayında, Kuzeni Abdelkadir  ise bir hafta önce öldürüldü.

Sesli mesajın sahibi, ölenlerin bir kısmının masum olduğunu ve suç örgütleriyle hiçbir sorunlarının bulunmadığını ancak hedef alınan kişilerle akraba oldukları için ‘sırf onlara acı çektirmek’ amacıyla öldürüldüklerini söyledi.

Bu suç liderlerinin kullandığı yeni bir yöntem. Birisini arayıp haraç ödemesini talep ediyor ve reddedilince ‘ailenden en sevdiğini öldüreceğiz’ diyerek tehdit ediyorlar.

SCDFEVG
Knesset’in Arap üyesi Ahmed el-Tibi, Arap toplumunun ihmal edilmesine karşı düzenlenen protestoda (AFP)

Çete orduları

Her suç çetesinin, kolay kazanç peşinde koşan gençlerden oluşan bir ordusu var.

Bu korkunç durum bu ay siyasi bir nitelik kazanmaya başladı.

Belediye seçimlerinin eşiğindeyken, suç çeteleri belediyelere sızarak önemli bir nüfuz elde etti, proje tekliflerini kontrol etti ve bunlardan büyük karlar elde etti.

İki hafta önce Nasıra Belediye Başkanı adayı Musab Dukhan’ın evine ateş açıldı.

Birkaç gün önce Kafr Yasif Yerel Meclisi Başkan adayı Dr. Hilal Khoury vuruldu.

Yeni hükümet

Naftali Bennett ve Yair Lapid başkanlığındaki önceki hükümet, milletvekili Mansur Abbas başkanlığındaki İslami Hareket’in ana bileşeni olduğu Birleşik Arap Listesi’ni saflarına dahil etti.

Suçla mücadeleye yönelik bir plan hazırlandı ve bu amaçla Abbas başkanlığında bir parlamento komitesi kuruldu.

İç Güvenlik Bakan Yardımcısı, polis teşkilatındaki Soruşturma ve İstihbarat Bölümü’nün eski başkanı Yoav Segalovich’i planın uygulanması için görevlendirdi ve ona bakanlıklar arasında koordinasyon sağlaması için geniş yetkiler verdi. Bunun sonucunda suç oranını yüzde 16 oranında düşürmeyi başardılar.

Ancak yeni hükümetin İç Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir bu planı uygulamamaya karar verdi.

Ben-Gvir, başka bir plan uygulayacaklarını ve Arap toplumunun liderleriyle açık ve sürekli görüşmelerde bulunacağını, ‘terörü destekleyen liderlerle veya İsrail’in demokratik ve Yahudi bir devlet olduğunu kabul etmeyenlerle görüşmeyeceğini’ vurguladı.

Buna yanıt olarak, yerel Arap yetkililer onunla görüşmeyi reddetti.

Dolayısıyla, yeni hükümetin Ocak ayında çalışmaya başlamasından bu yana suç oranının iki katına çıktığını görmek şaşırtıcı değil.

2021’de 111 kişi, 2022 yılında ise 109 kişi öldürüldü. Ancak bu yılın ilk yedi ayında 159 kişi öldürüldü ve bu sayının yıl bitmeden hızla artacağı düşünülüyor.

Peki, hükümeti politikasını değiştirmeye ne sevk edebilir?

Görünüşe göre onu harekete geçirecek tek yol, suçun Arap toplumuyla sınırlı kalmayacağını, kaçınılmaz olarak Yahudi toplumuna da ulaşacağını idrak etmeleri.

Yahudi toplumunu da kapsayan cinayet oranı da 2022’de 35 iken, bu yıl 48 Yahudi öldürüldü. Ancak bu henüz hükümetin harekete geçmesi için yeterli değil.

Bir kısmı Yahudi toplumundaki organize suçlarla ortak çalışan Arap suç çeteleri, eylemlerini Yahudi kasabalarına doğru genişletmeye başladı.

Emekli General Yitzhak Barik, Arap suç çetelerini stratejik bir güvenlik tehdidi olarak görüyor.

Barik, sağcı bir haber sitesine verdiği röportajda şunları söyledi;

Suç örgütlerinin Arap toplumunda serbestçe faaliyet göstermesine izin vermek başlı başına bir suçtur. Bu örgütler terörün kaynağı olacaktır. Bugün İsrail’de Arapların elinde 400 bin silah bulunduğunu gösteren tahminler var. Mayıs 2021’de yürüttüğümüz Gazze savaşında Arapların Gazze ile dayanışma amacıyla Lod, Ramla, Yafa, Acre gibi birçok yerde silah kullanıldığı, Yahudilerin öldürüldüğü şiddetli gösterilere tanık olduk. Bir sonraki savaşta bu daha da genişleyecek. İsrail'’deki Araplar, Lübnan’daki Hizbullah) ve Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki Hamas ve İslami Cihad ve Fetih hareketi ile birlikte silahlı bir savaş cephesine dönüşecek.



Suriye: Şam’daki Tedamun mahallesi katliamının zanlısı yakalandı

Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye: Şam’daki Tedamun mahallesi katliamının zanlısı yakalandı

Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Emced Yusuf (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, 2013 yılında başkent Şam’da meydana gelen Tedamun katliamının zanlısının yakalandığını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “İçişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen titiz bir güvenlik operasyonu kapsamında, Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca sivilin hayatını kaybettiği katliamın birinci dereceden zanlısı Emced Yusuf yakalanmıştır” denildi.

Açıklamada, operasyon öncesinde birkaç gün süren izleme ve takip faaliyetlerinin yürütüldüğü, operasyonun Hama kırsalındaki Sehl el-Gab bölgesinde gerçekleştirildiği belirtildi. Bakanlık ayrıca, katliama karıştığı değerlendirilen diğer kişilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğünü ve şüphelilerin adalete teslim edileceğini bildirdi.

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab da X platformunda yaptığı paylaşımda, “Tedamun katliamının birinci dereceden zanlısı olan Emced Yusuf, titiz bir güvenlik operasyonunun ardından artık elimizde” ifadesini kullandı.

Suriye devlet televizyonu el-İhbariyye, yakalanan Emced Yusuf’un, devrik Beşşar Esed rejimine bağlı askeri istihbaratta görev yapmış eski bir subay olduğunu bildirdi. Haberde, 1986 doğumlu Yusuf’un Hama kırsalındaki Sehl el-Gab bölgesine bağlı Nab’ et-Tayyib köyünden olduğu, askeri istihbaratın 227’nci şubesinde görev yaptığı belirtildi. Ayrıca, bu operasyonun ilk olmadığı, İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılında katliama karıştığı belirtilen üç kişiyi daha gözaltına aldığı, bunlar arasında görüntülerde Yusuf ile birlikte yer alan ve ‘Mario’ lakabıyla bilinen Kâmil Abbas’ın da bulunduğu aktarıldı.

Öte yandan, ABD ve Birleşik Krallık’ın, yargısız infazlar da dahil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerine karıştığı gerekçesiyle Emced Yusuf’a daha önce yaptırım uyguladığı hatırlatıldı.

Fransa’nın ise Tedamun katliamı dosyasını terörle mücadele savcılığına sevk ettiği, söz konusu suçun en ağır uluslararası suçlar kapsamında değerlendirildiği ve faillerin cezasız kalmaması gerektiğinin vurgulandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, 6 dakika 43 saniyelik bir video kaydında, Suriye askeri istihbaratına bağlı 227’nci şube unsurlarının, yaklaşık 40 tutukludan oluşan bir grubu Şam’ın Yermuk Mülteci Kampı yakınlarındaki Tedamun mahallesinde bulunan terk edilmiş bir binaya götürdüğü görülüyor. Söz konusu mahallenin, savaş boyunca hükümet güçleri ile muhalifler arasında bir cephe hattı olduğu ifade edildi.

Görüntülerde, tutukluların gözlerinin bağlı ve ellerinin arkadan kelepçeli olduğu dikkat çekiyor. Silahlı unsurların, tutukluları tek tek eski lastiklerle dolu bir çukurun kenarına getirdiği, ardından ittiği veya tekmelediği ve düşüşleri sırasında ateş açtığı görülüyor.

Videoda, istihbarat unsurlarının bazı tutuklulara, içinde keskin nişancı bulunan bir koridordan geçeceklerini ve koşmaları gerektiğini söylediği, ardından bu kişilerin daha önce öldürülenlerin cesetlerinin üzerine düştüğü görülüyor.

Çukurdaki cesetlerin üst üste yığılmasıyla birlikte bazılarının hâlâ hareket ettiği, silahlı kişilerin ise ceset yığınının üzerine ateş etmeyi sürdürdüğü dikkat çekiyor.

Suriyeliler, kısa süre önce Tedamun katliamının 13. yıl dönümünü andı. Suriyeli insan hakları kaynaklarının belgelerine göre, olayda 40’tan fazla kişi hayatını kaybetti. Kurbanların bir çukurda toplandığı, bazılarının diri diri yakıldığı, Emced Yusuf’un ise tutukluların atıldığı çukuru görüntüledikten sonra ateşe verilmesini kaydettiği ifade edildi.

Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarından onlarcası, Emced Yusuf’un liderliğindeki güvenlik unsurlarının Tedamun mahallesi ve çevre bölgelerden sivilleri toplayarak, daha önce yayımlanan görüntülerde yer alan çukura götürdüklerine tanıklık ettiklerini belirtti.


Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor
TT

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

ABD diplomasisi dün  (Perşembe) Beyaz Saray’da dikkat çekici bir ilerleme kaydetti. Başkan Donald Trump, Lübnan ve İsrail’in ateşkesi “3 hafta” daha uzatma konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Bu adımın, 17 Nisan’dan bu yana yürürlükte olan “Nisan mutabakatı”nın çökmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. Açıklama, Trump’ın iki ülkenin büyükelçilerini Beyaz Saray’da kabul ederek bizzat katıldığı “kritik” görüşmelerin ardından geldi. Görüşmeler, Beyrut’un güneydeki kırılgan sükûneti pekiştirmek amacıyla ateşkesin uzatılması talebi üzerine yapıldı.

Siyasi düzeydeki bu görece rahatlamaya rağmen sahada gerilim sürüyor. İsrail ordusu, roket platformlarını imha ettiğini ve Hizbullah’tan 3 unsurun öldürüldüğünü açıkladı. İsrail Kamu Yayın Kurumu ise, Hizbullah’ın gönderdiği bir insansız hava aracı saldırısında bir askerin yaralandığını bildirdi. Hizbullah da, İsrail’in “ihlallerine” karşılık olarak Ştula kasabasını hedef aldığını duyurdu.

Sahada bir diğer kritik cephe ise Hürmüz Boğazı. ABD ile İran arasındaki gerilim “bilek güreşi” aşamasına ulaşmış durumda. Trump, ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrol” sağladığını ve buranın “sıkı şekilde kapalı kalacağını” belirtirken, mayın döşeyen unsurlara “ateş açılması” talimatı verdiğini açıkladı. ABD güçlerinin İran’a ait hedeflerin yaklaşık yüzde 75’ini vurduğunu da öne sürdü. İran’ın ateşkes sürecinde askeri kapasitesini artırabileceğinden şüphe duyduğunu dile getiren Trump, buna rağmen “kalıcı” olması şartıyla bir anlaşmaya açık kapı bıraktı.

Bu baskıya karşılık İran da tansiyonu yükseltti. Daha fazla mayın döşendiği ve iki konteyner gemisinin alıkonulduğu bildirildi. Bu hamlelerin, ABD’nin bir İran petrol tankerine yönelik operasyonuna karşılık olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Washington’da varılan “üç haftalık anlaşma” ile Hürmüz’de tırmanan kriz arasında kalan bölge, sınır hattında sükûnet arayışı ile denizlerdeki nüfuz mücadelesinin iç içe geçtiği son derece karmaşık bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor.


Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
TT

Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)

Irak’ta başbakan adayının belirlenmesiyle ilgili anayasal süre yarın doluyor. Sürenin dolmasına kısa bir süre kala (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderleri arasında başbakan adayının belirlenmesi konusunda yoğun görüşmeler yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan çeşitli kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderlerinden Nuri el-Maliki, Kays el-Hazali, Ammar el-Hekim ve Hamam Hamudi arasında gerçekleşen görüşmelerde, Basem el-Bedri'nin adaylığı konusundaki anlaşmazlıkların giderilmesi olasılığının ele alındığını söyledi.

Hesap Verebilirlik ve Adalet Kurulu Başkanı Bedri, başbakan adayının 8 oy çoğunluğuyla seçilmesi konusunda mutabık kalan Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin 12 oyundan 7'sini almıştı.

Kaynaklar, Şii ittifakın üzerinde uzlaştığı aday konusunda kararını ertelemesinin, bazıları mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin adaylığını destekleyen kararsız oylar olmasından kaynaklandığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre son saatlerdeki görüşmeler Koordinasyon Çerçevesi güçlerini başbakanlık için nihai bir aday üzerinde anlaşmaya yaklaştırsa da olası sürpriz gelişmeler, Koordinasyon Çerçevesi masasında yer alan 6 kişilik listeden başka bir adaya geri dönülmesine neden olabilir.