El-Burhan'ın kuşatma duvarını kırdıktan sonra önüne çıkan senaryolar

Bu senaryolar, savaşı durdurmaktan İslamcıları kovmaya ya da onlarla ittifaka devam etmeye kadar uzanıyor.

Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
TT

El-Burhan'ın kuşatma duvarını kırdıktan sonra önüne çıkan senaryolar

Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 

Sudanlılar, Ordu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan'ın Genel Komutanlık Karargahı’ndan kurtulduktan sonra atacağı ilk adım hakkında çelişkili ve çatışmalı görünen spekülasyon ve analizleri tartışıyor. Burhan, karargâhtan çıktıktan sonra savaşı durdurmak için rakibi Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile anlaşma imzalayacak mı? Yoksa eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir liderliğindeki İslamcı rejimin destekçileri tarafından desteklenen ‘isyancı milisler’ ortadan kaldırılıncaya kadar ordunun konumunu güçlendirmek için savaşı sürdürüp karargâhtan kurtuluşundan kaynaklanan manevi zaferden mi yararlanacak?

Spekülasyonlar, ordu liderliği ile Müslüman Kardeşler ve eski rejimin destekçileri tarafından temsil edilen savaşın sürdürülmesinin ana savunucuları arasında bir kopuş veya onlarla bir çatışmaya girmeyi bekleyen iyimser analistler arasında dönüp dolaşırken, diğer analistler Burhan'ın fırsatı değerlendireceğine ve ordunun savaş pozisyonunu güçlendirerek savaşı sürdürmeye yönelik adımlar atacağına inanıyor. Bunu yaparken HDK tarafından kuşatıldığı Genel Komutanlık Karargahı’ndan kurtuluşunun sağladığı ‘psikolojik destek’ ve moralden yararlanacağı düşünülüyor.

Acaba Burhan, Hartum'un merkezindeki Genel Komutanlık Karargâhı sığınaklarında geçirdiği 4 aydan fazla sürenin ardından hangi yön ve senaryoları benimseyecek?

Ordunun kontrolü

Yüksek Stratejik ve Güvenlik Çalışmaları Akademisi Danışmanı emekli Tümgeneral Mutasım Abdulkadir Hasan, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte Burhan'ın silahlı kuvvetleri komuta etmesinin yanı sıra bir ‘Devlet Başkanı’ olduğunu, dolayısıyla bir başkan olarak sorumluluklarını tüm Sudan topraklarında yerine getirmesi gerektiğini ifade etti. Hasan, Burhan için liderin görevlerinin önemli bir parçası olan ordu yönetimi ve liderliği dışında kalan güçleri de denetlemesi gerektiğini söyledi.

Tümgeneral Hasan’a göre bu durum, yani Burhan'ın kurtuluşu, nasıl olduğuna bakılmaksızın silahlı kuvvetlerin bölge üzerindeki kontrolünü teyit etmekle beraber şartlar nasıl gerektiriyorsa ona göre başkentin herhangi bir yerinde hareket ettiğini de ortaya koyuyor. HDK’nin başkenti neredeyse tamamen kontrol ettiği iddiası da böylece boşa çıkıyor.

Askeri uzman, isyan ve etkilerinin tamamen ortadan kaldırılmasından, dahası hayatın normale dönmesinden önce Sudan dosyalarına dikkatlerin yöneltilmesi çağrısında bulunan analizleri ‘erken’ olarak nitelendirdi. Askeri uzman, “Burhan'ın ağustos ortasında yaptığı konuşmada ifade ettiği de buydu” dedi. 

Sivil yönetim metodu

Siyasi analist Cemil Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Burhan'ın esaretten kurtulduktan sonraki yolu tek yönlü bir yoldur. Bu da askeri müdahalelerle lekelenmemiş demokratik sivil yönetime geçişin köprü noktasına bir ortaklık ile geri dönme yoludur” dedi.

Savaşın fitilini ateşleyen tarafın Müslüman Kardeşler olduğunu düşünen Fadıl, Müslüman Kardeşler için “Bazı liderlerinin ve eski başkan yardımcısı Ali Osman Muhammed Taha'nın başka bir gün için güçlerini korumaları gerektiğine dair fetva verdiği eğitimli cihatçı kadroların çoğunu kaybederek savaşın faturasını ödemeleri gerekiyor” dedi.

Fadıl sözlerine şöyle devam etti: “İslamcılar, ordu ve HDK’yi kendilerini ilgilendirmeyen bir savaşa bulaştırdıklarından artık bu iki taraf arasında savaş durumunu resmen sona erdiren bir anlaşma imzalanması daha muhtemeldir. Ancak bana göre savaş sadece bu anlaşmayla durmayacak, aksine bir süre daha resmi ve düzenli askeri kurumun şemsiyesi dışında devam edecektir. Bu savaş, cihatçı Bera bin Malik Tugayı'nın bölükleri ve çeşitli saiklerle savaşmak, tüm ülkeyi geri dönüşü ve çıkışı olmayan bir iç savaşa sokmak adına ‘seferberler’ olarak bilinen kişiler tarafından yönetilecektir.”

Fadıl, kelimenin tam anlamıyla varoluşsal bir savaş yürüten İslamcı örgütün daha sonraki aşamada, dünyayı değiştirme arzusuyla yanıp tutuşan küresel terörist grupları kendine çekerek uluslararası ufuklara sahip bir savaş çıkarmasına karşı uyarıda bulundu. Fadıl, “Müslüman Kardeşler tarafından kendisine dayatılan gerekçeyle 4 aydan fazla bir süre ev hapsinde tutulan, bu süre zarfında da şahsi korumalarının tasfiye edilmesinin ardından kendi çabalarıyla iki suikast girişiminden kurtulan Burhan'ın, onlarla yeni bir yakınlaşma sürecine girecek güveni kalmadığına inanıyorum” diye ekledi. 

Savaşın yakın sonu 

Arap Sosyalist Baas Partisi (Sudan Bölgesi) ise Burhan'ın Genel Komutanlık Karargahı’ndan kaçışı, bu durumun savaş ve barış meseleleri üzerindeki önemi ve etkileriyle ilgilendi. Fadıl, sözcüsü olduğu Al-Hadaf gazetesi tarafından yayınlanan bir konuşmasında şunları söyledi: “Yorumlar esas olarak Burhan'ın kaçışının nasıl ya da hangi senaryo çerçevesinde gerçekleştiği ve bazı organizasyonların bir parçası olup olmadığı yönünde yoğunlaştı.”

Baas Partisi, sahadaki gerçeklerin, silahlı kuvvetlerin pozitif savunma stratejisiyle Omdurman şehrinin geniş bölgelerinde zaferini genişlettiği askeri operasyonların sonucunu görmezden gelemeyeceğine inanıyor. Aynı şekilde Hartum'daki Zırhlı Kuvvetler Komutanlığı, Omdurman’daki Mühendisler Birliği ve Wadi Sayidna Karargahı’ndaki mevzilerine HDK tarafından tekrarlanan saldırılar karşısındaki karşı koyuşunun yanı sıra yayılımının azalmasının da sahadaki gerçekler tarafından göz ardı edilemeyeceğini düşünüyor. Parti tarafından yapılan açıklamada “Tarafların bakış açıları ne olursa olsun, Burhan'ın kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, savaşın yakın bir zamanda sona ereceği noktasında birleşiyorlar” ifadeleri yer aldı.

Çerçeve anlaşmasının imzalanmasından kısa bir süre önce Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden (ÖDBG) doğan parti, savaşın durdurulmasının acil bir halk talebi haline geldiğini ve bunun elde edilememesinin ulusal sorumluluğun üstlenilmemesinden kaynakladığını ifade etti. Aynı zamanda halkın arzularına ve meşru isteklerine karşı bir ihanet olduğunu açıkça ortaya koydu. Parti, “Cidde'de devam eden müzakere sürecinin yavaşlığı ve belki de bocalaması sadece savaşan tarafların çatışmaları sona erdirme, savaşı durdurma konusundaki isteksizliği ve ciddiyetsizliğinden değil aynı zamanda sivil, siyasi, sosyal ve profesyonel güçlerin savaş karşıtı cepheyi inşa ederek savaş güçlerini kuşattıktan sonra taraflara koşulsuz olarak savaşı durdurmaları için baskı yapmaktan aciz olmasından kaynaklanmaktadır” diye ekledi.

yhj
Çatışmalar devam ederken Hartum'dan toplu kaçış sürüyor. (AFP) 

Parti, siyasi, sivil ve profesyonel güçleri, savaş tehdidi altındaki ülkeye karşı sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirmek için “yeteneklerine ve kitlelerinin kabiliyetlerine olan güvenlerini” yeniden tesis etmeye çağırdı. Aynı şekilde siyasi güçleri zayıflatıp bölerek halkın iradesini ve özlemlerini yansıtmayan çözümlerle onlara emirler dayatmak için ortam hazırlayıp ömürlerini uzatma girişimlerini durdurmaya davet etti.

Zorluklar ölçüsünde yeni bir hükümete doğru

Orduya yakın siyasi analist Tahir Sati ise Burhan'ın çıkış sürecinin İslamcılarla ilgili değil, ayrılmadan önce devlet yönetiminde yeni bir aşama başlatmakla ilgili olduğunu ifade etti. Sati, “Bana öyle geliyor ki son zamanlarda yaşanan çatışmalar uzun zaman önce planlanmıştı ve operasyon sahasında tam bir değişikliğe yol açarak yeni bir olguya zorladı. Milisler, geçtiğimiz aylarda olduğu gibi artık ulusal güvenlik ya da askeri kurumlar için bir tehdit değil, sadece bölgesel güçlere dönüştüler” ifadelerini kullandı.

Yaşanan olayların Burhan'ı zorluklar ölçüsünde bir hükümet kurmaya zorlayan yeni bir olgu yaratacağını varsayan Sati, “Benim tahminime göre bu durum, Burhan'ın operasyon sahasından -ki ben buna çıkış demiyorum- Atbara, Port Sudan ya da diğer güvenli Sudan eyaletlerindeki devlet yönetimi alanlarına geçmesinin ana nedenidir. Geçtiğimiz aylarda sadece Başkomutan olarak görev yapan Burhan artık sadece Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanı değil, aynı zamanda Egemenlik Konseyi Başkanı’dır” dedi.

Sati, “Şimdi Burhan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı oldu. Önümüzdeki günlerde sahada çalışmaya devam etmesinin yanı sıra devlet ve hükümet yönetiminde yeni bir dönemin başlayacağına inanıyorum. Ayrıca uygulamaya geçirmek istediği yeni kapasitenin ortaya çıkmasını bekliyorum” dedi.



Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.


Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
TT

Gazze’de gönüllüler, savaşın yıkıntıları arasından yazılı mirasın geriye kalanlarını kurtarmaya çalışıyor

UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)
UNESCO, savaşın patlak vermesinden bu yana Gazze Şeridi'ndeki 114 bölgede meydana gelen hasarı belgeledi (AFP)

Gazze'den bir grup gönüllü, Filistin topraklarındaki en eski ve en büyük kütüphanelerden birinin arazisinde, savaşın bedelini ödeyen ve zengin kültürel mirasın değerli bir parçasını temsil eden paha biçilmez eski kitapları kurtarmak için yoğun bir şekilde çalışıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre diğer kültürel ve dini mekanlar gibi, Gazze Şeridi'nin en büyük ve en eski camisi olan Gazze Eski Şehri'ndeki Ömeri Camii'nin kütüphanesi de İsrail'in bombardımanında ciddi şekilde hasar gördü.

Bir zamanlar kilise olan 12’nci yüzyıldan kalma cami ise büyük ölçüde yıkıntıya dönüşmüş durumda.

Britanya Kütüphanesi'nin desteklediği bir miras koruma fonunu yöneten Hanin el-Umusi şunları söyledi:

“Kütüphanenin aldığı hasarın boyutunu görünce şok oldum. Çok acı bir manzaraydı. Kitapları kurtarmak için acele etmenin benim görevim olduğunu hissettim.”

AFP’ye konuşan Umusi, bir grup gönüllüyle birlikte kütüphaneyi kurtarmak için bir girişim başlattığını açıkladı.

Umusi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kütüphanenin batı kısmı, İsrail ile Hamas arasında 2023 yılının ekim ayında Hamas'ın daha önce eşi ya da benzeri görülmemiş saldırısının ardından iki yıl süren savaş sırasında Büyük Ömeri Camii'nin üç kez bombalanması sonucu yandı.”

Kütüphanede yaklaşık 20 bin kitap bulunduğunu, bunlardan sadece üç veya dört bin tanesinin kurtulduğunu belirten Umusi, “Büyük Ömeri Camii kütüphanesi, El-Aksa Camii Kütüphanesi ve Ahmed Paşa el-Cezar Kütüphanesi'nden sonra Filistin'in üçüncü büyük kütüphanesiydi. Hukuk, tıp, İslam fıkhı, edebiyat ve çeşitli diğer konularda çok çeşitli kitaplar içeren önemli bir tarihi kütüphaneydi” ifadelerini kullandı.

Gazze'nin uzun bir geçmişe sahip. Bu da Filistin topraklarını Kenan, Mısır, Pers ve Yunan gibi ardışık medeniyetlerin eserlerinin hazinesi haline getiriyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) geçtiğimiz yılın ekim ayı itibarıyla, savaşın patlak vermesinden bu yana 114 bölgede hasar olduğunu belgeledi. İsrail, iki yıllık savaş boyunca Gazze Şeridi'ne abluka uygulayarak, yıkıma uğramış Filistin topraklarında felaket boyutunda bir insani kriz ve gıda ve temel ihtiyaç maddelerinde kıtlığa neden oldu.

“Küf ve barut”

Eski taş kütüphanenin odalarından birinde, bir grup gönüllü, bazı kısımları yanmış, sayfaları sararmış bir kitabın kalıntılarını toplarken, içlerinden biri ‘küf ve barut kokusunun’ yükseldiğini belirtiyor. Bitişik odada ise Hanin eski bir kitabın tozlarına üfleyerek, “Bu nadir ve tarihi kitapların durumu içler acısı. Çünkü 700 ila 800 günden fazla bir süredir terk edilmiş durumdalar. Kitaplarda büyük hasar ve barut izleri görebiliyoruz” diye ekliyor.

BM’den bağımsız bir komisyon, 2025 yılının haziran ayında yayınladığı bir raporda, İsrail'in Gazze'deki okullara, dini ve kültürel mekanlara yönelik saldırılarının savaş suçu teşkil ettiğini açıkladı.

BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu raporunda, “İsrail, Gazze'deki eğitim sistemini tahrip etmiş ve Gazze Şeridi'ndeki dini ve kültürel mekanların yarısından fazlasına zarar vermiştir” ifadeleri yer aldı.

Bu rapora, BM komisyonunu ‘BM İnsan Hakları Konseyi'ne (BMİHK) bağlı, önyargılı ve siyasallaşmış bir mekanizma’ olarak nitelendirerek yanıt veren İsrail, raporu ‘Gazze savaşı hakkındaki yanlış anlatısını desteklemek için yapılan bir başka girişim’ olarak değerlendirdi.


İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin güneyine düzenlediği hava saldırısında bir Filistinli öldü

Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)
Filistinli sağlık çalışanları, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Filistin Kızılayı genel merkezinde tahrip olmuş ambulansların yanından geçiyor (AFP)

Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde İsrail güçlerinin bugün düzenlediği topçu ateşi ve silahlı saldırıda bir Filistinli vatandaş öldü, birçok kişi ise yaralandı.

Filistin Haber Ajansı (WAFA) tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberinde, Han Yunus'un güneyindeki Ard el-Limon bölgesini hedef alan bombalı saldırıda 27 yaşında bir adamın öldüğünü ve naaşının Nasır Tıp Kompleksi'ne kaldırıldığını bildirdi.

Ayrıca, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Ebu Hüseyin Okulu yakınlarında İsrail insansız hava aracı (İHA) ateşiyle bir Filistinli yaralandı; Han Yunus'un güneyindeki Kizan Ebu Reşvan bölgesinde ise bir kız çocuğu İsrail'in açtığı ateş sonucu yaralandı.

 Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)Filistinliler, Han Yunus'ta 19 Şubat'ta İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden bir akrabaları için yas tutuyor (DPA)

İsrail uçakları, Gazze şehrinin doğusunda ve Han Yunus'un doğusundaki "sarı hat"ın doğusunda hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar, savaş uçaklarının yoğun alçak irtifa uçuşlarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşti. İsrail güçleri, Han Yunus'un doğusundaki yerleşim binalarını yıktı ve Gazze şehrinin doğusundaki Şucaiyye mahallesinin doğusundaki ve Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc kampının doğusundaki bölgeleri bombaladı.

Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)Güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'ta, yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı derme çatma bir kampta, çocuklar sular altında kalmış bir sokaktan geçiyor (AFP)

İsrail güçleri ayrıca Gazze şehrinin güneydoğusundaki Zeytun mahallesinin doğusunda da defalarca ateş açtı, ancak şu ana kadar bu bölgede herhangi bir yaralanma veya ölüm bildirilmedi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA'dan aktardığına göre 11 Ekim'deki ateşkesin ardından İsrail güçleri 615 Filistinliyi öldürdü ve bin 658 Filistinliyi de yaraladı.