El-Burhan'ın kuşatma duvarını kırdıktan sonra önüne çıkan senaryolar

Bu senaryolar, savaşı durdurmaktan İslamcıları kovmaya ya da onlarla ittifaka devam etmeye kadar uzanıyor.

Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
TT

El-Burhan'ın kuşatma duvarını kırdıktan sonra önüne çıkan senaryolar

Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 
Sudan Ordusu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan, Omdurman'daki bazı mahalle sakinleriyle poz verdi. (Sudan Ordusu Facebook sayfası) 

Sudanlılar, Ordu Komutanı Korgenaral Abdulfettah el-Burhan'ın Genel Komutanlık Karargahı’ndan kurtulduktan sonra atacağı ilk adım hakkında çelişkili ve çatışmalı görünen spekülasyon ve analizleri tartışıyor. Burhan, karargâhtan çıktıktan sonra savaşı durdurmak için rakibi Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile anlaşma imzalayacak mı? Yoksa eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir liderliğindeki İslamcı rejimin destekçileri tarafından desteklenen ‘isyancı milisler’ ortadan kaldırılıncaya kadar ordunun konumunu güçlendirmek için savaşı sürdürüp karargâhtan kurtuluşundan kaynaklanan manevi zaferden mi yararlanacak?

Spekülasyonlar, ordu liderliği ile Müslüman Kardeşler ve eski rejimin destekçileri tarafından temsil edilen savaşın sürdürülmesinin ana savunucuları arasında bir kopuş veya onlarla bir çatışmaya girmeyi bekleyen iyimser analistler arasında dönüp dolaşırken, diğer analistler Burhan'ın fırsatı değerlendireceğine ve ordunun savaş pozisyonunu güçlendirerek savaşı sürdürmeye yönelik adımlar atacağına inanıyor. Bunu yaparken HDK tarafından kuşatıldığı Genel Komutanlık Karargahı’ndan kurtuluşunun sağladığı ‘psikolojik destek’ ve moralden yararlanacağı düşünülüyor.

Acaba Burhan, Hartum'un merkezindeki Genel Komutanlık Karargâhı sığınaklarında geçirdiği 4 aydan fazla sürenin ardından hangi yön ve senaryoları benimseyecek?

Ordunun kontrolü

Yüksek Stratejik ve Güvenlik Çalışmaları Akademisi Danışmanı emekli Tümgeneral Mutasım Abdulkadir Hasan, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte Burhan'ın silahlı kuvvetleri komuta etmesinin yanı sıra bir ‘Devlet Başkanı’ olduğunu, dolayısıyla bir başkan olarak sorumluluklarını tüm Sudan topraklarında yerine getirmesi gerektiğini ifade etti. Hasan, Burhan için liderin görevlerinin önemli bir parçası olan ordu yönetimi ve liderliği dışında kalan güçleri de denetlemesi gerektiğini söyledi.

Tümgeneral Hasan’a göre bu durum, yani Burhan'ın kurtuluşu, nasıl olduğuna bakılmaksızın silahlı kuvvetlerin bölge üzerindeki kontrolünü teyit etmekle beraber şartlar nasıl gerektiriyorsa ona göre başkentin herhangi bir yerinde hareket ettiğini de ortaya koyuyor. HDK’nin başkenti neredeyse tamamen kontrol ettiği iddiası da böylece boşa çıkıyor.

Askeri uzman, isyan ve etkilerinin tamamen ortadan kaldırılmasından, dahası hayatın normale dönmesinden önce Sudan dosyalarına dikkatlerin yöneltilmesi çağrısında bulunan analizleri ‘erken’ olarak nitelendirdi. Askeri uzman, “Burhan'ın ağustos ortasında yaptığı konuşmada ifade ettiği de buydu” dedi. 

Sivil yönetim metodu

Siyasi analist Cemil Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Burhan'ın esaretten kurtulduktan sonraki yolu tek yönlü bir yoldur. Bu da askeri müdahalelerle lekelenmemiş demokratik sivil yönetime geçişin köprü noktasına bir ortaklık ile geri dönme yoludur” dedi.

Savaşın fitilini ateşleyen tarafın Müslüman Kardeşler olduğunu düşünen Fadıl, Müslüman Kardeşler için “Bazı liderlerinin ve eski başkan yardımcısı Ali Osman Muhammed Taha'nın başka bir gün için güçlerini korumaları gerektiğine dair fetva verdiği eğitimli cihatçı kadroların çoğunu kaybederek savaşın faturasını ödemeleri gerekiyor” dedi.

Fadıl sözlerine şöyle devam etti: “İslamcılar, ordu ve HDK’yi kendilerini ilgilendirmeyen bir savaşa bulaştırdıklarından artık bu iki taraf arasında savaş durumunu resmen sona erdiren bir anlaşma imzalanması daha muhtemeldir. Ancak bana göre savaş sadece bu anlaşmayla durmayacak, aksine bir süre daha resmi ve düzenli askeri kurumun şemsiyesi dışında devam edecektir. Bu savaş, cihatçı Bera bin Malik Tugayı'nın bölükleri ve çeşitli saiklerle savaşmak, tüm ülkeyi geri dönüşü ve çıkışı olmayan bir iç savaşa sokmak adına ‘seferberler’ olarak bilinen kişiler tarafından yönetilecektir.”

Fadıl, kelimenin tam anlamıyla varoluşsal bir savaş yürüten İslamcı örgütün daha sonraki aşamada, dünyayı değiştirme arzusuyla yanıp tutuşan küresel terörist grupları kendine çekerek uluslararası ufuklara sahip bir savaş çıkarmasına karşı uyarıda bulundu. Fadıl, “Müslüman Kardeşler tarafından kendisine dayatılan gerekçeyle 4 aydan fazla bir süre ev hapsinde tutulan, bu süre zarfında da şahsi korumalarının tasfiye edilmesinin ardından kendi çabalarıyla iki suikast girişiminden kurtulan Burhan'ın, onlarla yeni bir yakınlaşma sürecine girecek güveni kalmadığına inanıyorum” diye ekledi. 

Savaşın yakın sonu 

Arap Sosyalist Baas Partisi (Sudan Bölgesi) ise Burhan'ın Genel Komutanlık Karargahı’ndan kaçışı, bu durumun savaş ve barış meseleleri üzerindeki önemi ve etkileriyle ilgilendi. Fadıl, sözcüsü olduğu Al-Hadaf gazetesi tarafından yayınlanan bir konuşmasında şunları söyledi: “Yorumlar esas olarak Burhan'ın kaçışının nasıl ya da hangi senaryo çerçevesinde gerçekleştiği ve bazı organizasyonların bir parçası olup olmadığı yönünde yoğunlaştı.”

Baas Partisi, sahadaki gerçeklerin, silahlı kuvvetlerin pozitif savunma stratejisiyle Omdurman şehrinin geniş bölgelerinde zaferini genişlettiği askeri operasyonların sonucunu görmezden gelemeyeceğine inanıyor. Aynı şekilde Hartum'daki Zırhlı Kuvvetler Komutanlığı, Omdurman’daki Mühendisler Birliği ve Wadi Sayidna Karargahı’ndaki mevzilerine HDK tarafından tekrarlanan saldırılar karşısındaki karşı koyuşunun yanı sıra yayılımının azalmasının da sahadaki gerçekler tarafından göz ardı edilemeyeceğini düşünüyor. Parti tarafından yapılan açıklamada “Tarafların bakış açıları ne olursa olsun, Burhan'ın kendi ifadelerinden de anlaşılacağı üzere, savaşın yakın bir zamanda sona ereceği noktasında birleşiyorlar” ifadeleri yer aldı.

Çerçeve anlaşmasının imzalanmasından kısa bir süre önce Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden (ÖDBG) doğan parti, savaşın durdurulmasının acil bir halk talebi haline geldiğini ve bunun elde edilememesinin ulusal sorumluluğun üstlenilmemesinden kaynakladığını ifade etti. Aynı zamanda halkın arzularına ve meşru isteklerine karşı bir ihanet olduğunu açıkça ortaya koydu. Parti, “Cidde'de devam eden müzakere sürecinin yavaşlığı ve belki de bocalaması sadece savaşan tarafların çatışmaları sona erdirme, savaşı durdurma konusundaki isteksizliği ve ciddiyetsizliğinden değil aynı zamanda sivil, siyasi, sosyal ve profesyonel güçlerin savaş karşıtı cepheyi inşa ederek savaş güçlerini kuşattıktan sonra taraflara koşulsuz olarak savaşı durdurmaları için baskı yapmaktan aciz olmasından kaynaklanmaktadır” diye ekledi.

yhj
Çatışmalar devam ederken Hartum'dan toplu kaçış sürüyor. (AFP) 

Parti, siyasi, sivil ve profesyonel güçleri, savaş tehdidi altındaki ülkeye karşı sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirmek için “yeteneklerine ve kitlelerinin kabiliyetlerine olan güvenlerini” yeniden tesis etmeye çağırdı. Aynı şekilde siyasi güçleri zayıflatıp bölerek halkın iradesini ve özlemlerini yansıtmayan çözümlerle onlara emirler dayatmak için ortam hazırlayıp ömürlerini uzatma girişimlerini durdurmaya davet etti.

Zorluklar ölçüsünde yeni bir hükümete doğru

Orduya yakın siyasi analist Tahir Sati ise Burhan'ın çıkış sürecinin İslamcılarla ilgili değil, ayrılmadan önce devlet yönetiminde yeni bir aşama başlatmakla ilgili olduğunu ifade etti. Sati, “Bana öyle geliyor ki son zamanlarda yaşanan çatışmalar uzun zaman önce planlanmıştı ve operasyon sahasında tam bir değişikliğe yol açarak yeni bir olguya zorladı. Milisler, geçtiğimiz aylarda olduğu gibi artık ulusal güvenlik ya da askeri kurumlar için bir tehdit değil, sadece bölgesel güçlere dönüştüler” ifadelerini kullandı.

Yaşanan olayların Burhan'ı zorluklar ölçüsünde bir hükümet kurmaya zorlayan yeni bir olgu yaratacağını varsayan Sati, “Benim tahminime göre bu durum, Burhan'ın operasyon sahasından -ki ben buna çıkış demiyorum- Atbara, Port Sudan ya da diğer güvenli Sudan eyaletlerindeki devlet yönetimi alanlarına geçmesinin ana nedenidir. Geçtiğimiz aylarda sadece Başkomutan olarak görev yapan Burhan artık sadece Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanı değil, aynı zamanda Egemenlik Konseyi Başkanı’dır” dedi.

Sati, “Şimdi Burhan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı oldu. Önümüzdeki günlerde sahada çalışmaya devam etmesinin yanı sıra devlet ve hükümet yönetiminde yeni bir dönemin başlayacağına inanıyorum. Ayrıca uygulamaya geçirmek istediği yeni kapasitenin ortaya çıkmasını bekliyorum” dedi.



Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.


Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
TT

Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin siyasi süreçte, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın küresel ve bölgesel gündemi meşgul etmesi nedeniyle görece bir durgunluk yaşanıyor. Ancak bu durum, İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı askeri liderlere yönelik suikastlarını sürdürmesine engel olmadı. İsrail’in bu operasyonlarda, işbirlikçilerden elde edilen bilgiler ile istihbarat amaçlı kullanılan ve kısa süre önce Gazze’nin orta kesimindeki bir mülteci kampında ortaya çıkarılan, inceleme sırasında kendiliğinden patlayan bir casusluk cihazından faydalandığı belirtildi.

Son olarak İsrail, Kassam Tugayları’nın Orta Bölge Tugayı’nda elit birim komutanlarından biri olan Ahmed Derviş’i, yardımcısı Nadir en-Nebahin ile birlikte öldürdü. Üçüncü bir kişinin ise ağır yaralandığı bildirildi. Saldırının, salı günü gece yarısına kısa süre kala, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın güneyinde bir futbol sahası yakınında, İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği ifade edildi.

vfdvf
İsrail hava saldırısında öldürülen Hamas savaşçısı Nadir en-Nebahin’in cenazesi başında gözyaşı döken Filistinliler, 25 Mart 2026 (AP)

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Ahmed Derviş savaş boyunca birden fazla suikast girişimine maruz kaldı ve bunlardan kurtulmayı başardı. Kaynaklardan biri, Derviş’in ‘7 Ekim 2023 saldırısında elit birliği yöneten isimlerden biri olduğunu ve bazı İsraillileri esir aldığını’ ifade etti.

Aynı kaynaklar, savaş sırasında üst düzey isimlere yönelik suikastların ardından Derviş’in son dönemde Orta Bölge Tugayı’nda kilit figürlerden biri haline geldiğini ve diğer komutanlarla birlikte Kassam Tugayları’nı yeniden yapılandırma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ‘askeri eğitim gerçekleştiren Hamas’ın elit unsurlarına saldırı düzenlendiğini ve bu kişilerin askeri tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü. Ancak Hamas’a yakın saha kaynakları bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişilerin ‘rutin bir şekilde bir araya geldikleri sırada hedef alındığını’ bildirdi.

Casusluk cihazının gizemli bir şekilde patlaması

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah bölgesinde, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir kampın çevresinde dün öğle saatlerinden önce gizemli bir patlama meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, ilk etapta patlamanın bir İHA saldırısından kaynaklandığı düşünüldü.

Ancak sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Filistinli silahlı bir grubun unsurlarının kamp çevresinde İsrail’e ait bir casusluk cihazı tespit ettiğini, cihazdan elde edilen görüntü ve kayıtları incelemek amacıyla sökülmeye çalışıldığı sırada kendiliğinden patladığını” belirtti. Kaynaklar, patlamanın teknik bir arızadan ya da uzaktan kontrol edilen bir İsrail İHA’sı tarafından tetiklenmiş olabileceğini ifade etti.

Patlamadan kısa süre sonra bir savaş uçağının cihazın bulunduğu noktayı hedef alarak bombardıman düzenlediği, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği ve biri ağır olmak üzere 6 kişinin yaralandığı bildirildi.

vfdvfd
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Kaynaklara göre, savaş öncesinde ve sırasında Gazze Şeridi’ndeki silahlı grupların saha unsurları tarafından çok sayıda casusluk cihazı tespit edildi. Bu cihazların, bulundukları bölgelerde uçan İHA’lara doğrudan görüntü aktarımı yaptığı ve verilerin buradan İsrail’in operasyon merkezlerine iletildiği anlaşıldı.

Öte yandan İsrail’in istihbarat ve operasyon faaliyetlerini özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Söz konusu bölgeler, savaş boyunca diğer alanlara kıyasla daha az zarar görmüş, kara ve hava saldırılarının daha sınırlı kaldığı yerler olarak öne çıkıyor. İbranice yayın yapan medya organları ise Kassam Tugayları’nın bu bölgelerde gücünü koruduğunu öne sürüyor.

Polis araçlarına sık sık saldırılar düzenleniyor

Geçtiğimiz pazar akşamı, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen tarihte, Gazze Şeridi’nde Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir araç İHA’yla hedef alındı. Saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, birkaç kişi de yaralandı. Sahadaki kaynaklara göre hayatını kaybedenler arasında, Kassam Tugayları’na bağlı Nuseyrat Taburu’nun elit biriminde saha komutanı olan Ahmed Hamdan da bulunuyordu.

İsrail ordusu, bu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, olaydan birkaç gün önce Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir cipin benzer şekilde hedef alındığı ve saldırıda en az 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

feergrg
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, 15 Mart’ta bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın tespitlerine göre, son üç hafta içinde Kassam Tugayları’na bağlı tabur ve elit birliklerde görev yapan saha komutanları ile tabur komutan yardımcıları dahil en az 10 isim, İsrail tarafından düzenlenen art arda operasyonlarda öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 690 Filistinli hayatını kaybetti. Böylece savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybının 72 bin 265’i aştığı belirtildi.

Suikast operasyonlarının, ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın her iki tarafında devam eden yoğun hava ve topçu saldırılarıyla eş zamanlı yürütüldüğü, ayrıca Selahaddin Caddesi çevresinde, özellikle Han Yunus karşısındaki bölgeler ile Şucaiyye ve Cibaliye gibi noktalarda ayakta kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı aktarıldı.

Suikast girişimi engellendi

Askeri faaliyetler, İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerin operasyonlarıyla eş zamanlı olarak devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplara bağlı Rad’a Gücü, bir direniş liderine yönelik suikast girişimini engellediklerini açıkladı. Operasyon sırasında iki kişi gözaltına alınırken, üzerlerindeki silahlar ve cihazlar ele geçirildi; iki kişi ise kaçmayı başardı.

Gözaltına alınan iki kişinin sorgusu sırasında, silahlı çeteler ile İsrail istihbaratı arasındaki iletişim ve yönlendirme mekanizmalarına dair önemli bilgiler elde edildiği ve bunun söz konusu çetelerin çökertilmesine ve varlıklarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Sahadaki kaynaklara göre, saldırı Filistinli bir grubun önde gelen liderlerinden birini hedef alıyordu. Bölgedeki gruplar arasındaki sıkı ve genişletilmiş güvenlik önlemleri sayesinde suikast girişimi engellendi. Operasyon sırasında susturuculu tabancalar, kameralar ve İsrail SIM kartlı iletişim cihazları ele geçirildi.

Silahlı çeteler, son dönemde hem direniş gruplarının liderlerini hem de Hamas yönetiminde üst düzey yetkilileri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Bazı girişimler engellenirken, geçmiş aylarda bazı saldırılar başarılı oldu.


Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
TT

Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısında 7 kişinin ölmesinin ardından, Washington'un Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki "herhangi bir iddianın kesinlikle yanlış" olduğunu söyledi.

Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki iddiaların kesinlikle yanlış olduğunu, ABD-Irak ortaklığına aykırı olduğunu ve ABD ile Irak güçleri arasındaki uzun yıllara dayanan dostluk ve iş birliğine zarar verdiğini" belirtti.

Irak hükümeti, askeri kliniğe yapılan baskını doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ni suçlamadı, ancak bu hedef almayı "devletler arası ilişkilerde uluslararası hukukun tüm tanım ve özelliklerini ihlal eden ve Irak halkı ile Amerika Birleşik Devletleri'ni birleştiren ilişkiye zarar veren tam teşekküllü bir suç" olarak değerlendirdi.