Washington’ın askeri hareketliliği Bağdat'ı şaşkına çevirdi

Ayn el-Esed Hava Üssü’nde hareketlilik tüm hızıyla sürerken Anbar’daki silahlı gruplar ortadan kayboluyor

Irak Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdulemir Yarallah, ülkenin batısındaki Ayn el-Esed Hava Üssü’nü ziyaret etti (Irak Genelkurmay Başkanlığı)
Irak Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdulemir Yarallah, ülkenin batısındaki Ayn el-Esed Hava Üssü’nü ziyaret etti (Irak Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Washington’ın askeri hareketliliği Bağdat'ı şaşkına çevirdi

Irak Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdulemir Yarallah, ülkenin batısındaki Ayn el-Esed Hava Üssü’nü ziyaret etti (Irak Genelkurmay Başkanlığı)
Irak Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdulemir Yarallah, ülkenin batısındaki Ayn el-Esed Hava Üssü’nü ziyaret etti (Irak Genelkurmay Başkanlığı)

Irak’ta farklı kaynaklar, geçtiğimiz hafta yaşanan dikkat çekici iki hareketliliğe değindi. Bunlardan biri ABD ordusuna ait askeri kargo uçaklarının Ayn el-Esed Hava Üssü’ne gerçekleştirdiği yoğun iniş ve kalkışlar, diğeri ise ülkenin batısındaki Anbar’da konuşlu İran'a yakın silahlı grupların aniden ortadan kaybolmaya başlamasıydı.

Irak Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdulemir Yarallah, cumartesi günü ABD tarafından kullanılan Ayn el-Esed Hava Üssü’nü ziyaret etti. Korgeneral Yarallah, gazetecilere yaptığı açıklamada olağan dışı bir askeri hareketliliğin olmadığını ve ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon güçleri varlığının sınırlı sayıda ve eğitim amaçlı olduğunu söyledi.

Uluslararası Koalisyon'un ‘bölgedeki gelişmelerin sıradan bir işleyiş olduğunu’ açıklamasına rağmen ziyaret, ABD’nin farklı bölgelerde attığı adımlara ilişkin belirsizliğin arttığı bir dönemde gerçekleşti.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı Sözcüsü Pilot Tümgeneral Tahsin Hafaci, Ayn el-Esed Hava Üssü’nün Irak'a ait olduğunu ve Iraklı subaylar tarafından denetlendiğini, Uluslararası Koalisyon güçlerinin, üssün sadece küçük bir bölümünde konuşlu olduklarını söyledi.

DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyon eski Sözcüsü Albay Myles B. Caggins, yerel bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, ABD’nin Irak ve Suriye arasındaki bölgede, düzenli ve aralıksız devam eden askeri hareketliliğinin olduğunu belirtti.

ABD ordusunun, bölgede görev yapan ve Ohio’dan gelen bir askeri birliğin yerine New York’tan gelen başka bir askeri birliği getirmekten başka bir adım atmadığını söyleyen Albay Caggins, “Yakında bir savaşın yaşanacağını söylemek çok saçma” ifadelerini kullandı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin Güvenlik Danışmanı Halid el-Yakubi, daha önce yaptığı bir açıklamada, ABD’nin Irak’ta askeri yığınağa başladığı iddialarını yalanlamış, ABD ordusunun Suriye'de konuşlu birliklerini değiştirdiğini söylemişti.

Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey bir güvenlik yetkilisi, ABD askerlerinin Irak'ta değil, Suriye topraklarındaki sınırlarda konuşlandığını kaydetti.

Irak hükümeti, ABD ile Irak arasındaki güvenlik anlaşmasını imzalamadan önce ABD’li yetkililerden ‘Irak hava sahasında insansız hava araçlarının (İHA) uçuşunun, ancak Irak hükümetinin onayıyla gerçekleşeceğine dair güvence almıştı.

Iraklı askeri bir heyet, bundan yaklaşık iki hafta önce ABD’nin başkenti Washington’ı ziyaret etti. Heyet, ABD tarafıyla  gerçekleşen görüşmelerden çıkan sonuçların uygulanması amacıyla, Uluslararası Koalisyonla ortak bir yüksek komite kurulması yönünde anlaşmaya varıldığını duyurdu. Ancak Iraklı kaynaklar o sıra yaptıkları değerlendirmelerde, heyetin ‘ABD’lilerin bölgeyle ilgili bir şeyler planladıklarını sezdiğini’ söylediler.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, 7 Ağustos'ta Washington'da Iraklı mevkidaşı Sabit Muhammed el-Abbasi’yi kabul etti (Pentagon)
ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, 7 Ağustos'ta Washington'da Iraklı mevkidaşı Sabit Muhammed el-Abbasi’yi kabul etti (Pentagon)

Washington'ın Bağdat'la yeterince bilgi paylaşmaması nedeniyle Bağdat'ta hükümet ve siyasiler arasında büyük bir kafa karışıklığı oluştu. Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderlerinden biri, sahadaki yaşananların ABD ordusunun rutin hareketleriyle tutarlı olmadığını söyledi.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Bağdat hükümeti ABD’li yetkililere son dönemde Irak topraklarındaki askeri hareketlilikle ilgili birçok soru sordu, ancak Washington henüz bunlarla ilgili bir yorumda bulunmadı.

Koordinasyon Çerçevesinden bir lider, Iraklı yetkililerin ve hatta Şii partilerinin liderlerinin tartıştıkları konunun doğrulanmış bir bilgiye sahip olmadıklarından spekülasyondan ibaret olduğunu ve ABD’lilerin bir şeyleri sakladıklarını öne sürdü.

Üssün çevresindeki köylerden görgü tanıkları, daha önce böyle bir askeri hareketliliğe tanık olmadıklarını, bu hafta dışında üsteki hareketliğin hiç bitmediğini söylediler.

Öte yandan Enbar’daki güvenlik görevlileri ve aşiret liderleri, DEAŞ’la mücadelenin sona ermesinden bu yana ilk kez bölgedeki silahlı grupların neredeyse tamamının ortadan yok olduklarının farkına vardıklarını belirttiler.

Şarku’l Avsat’a konuşan Enbarlı bir güvenlik yetkilisi, silahlı grupların karargâhlarını gösteren tabelaların yanı sıra üzerinde sembollerin olduğu bayrakların aniden ortadan kaybolduğunu söyledi.

Iraklı bir güvenlik kaynağı, bazı silahlı grupların karargahlarını terk ederek bilinmeyen yerlere taşındıklarını, ancak halen Enbar’da olabileceklerini belirtti.

Bağdat ve Enbar’daki güvenlik yetkilileri, saha kaynaklarının verdiği bilgiler hakkında yorum yapmaktan kaçınırken Enbar'daki yerel yetkililer, son haftalarda bölgede grupların oluşturduğu konvoyların alışılmadık bir hızda hareket ettiğini gördüklerini teyit ettiler.



Tunus'ta bir mahkeme, Ennahda lideri Raşid Gannuşi'yi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı

Parlamento Eski Başkanı Raşid Gannuşi mahkemeden ayrılırken (Arşiv- dolaşımda)
Parlamento Eski Başkanı Raşid Gannuşi mahkemeden ayrılırken (Arşiv- dolaşımda)
TT

Tunus'ta bir mahkeme, Ennahda lideri Raşid Gannuşi'yi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı

Parlamento Eski Başkanı Raşid Gannuşi mahkemeden ayrılırken (Arşiv- dolaşımda)
Parlamento Eski Başkanı Raşid Gannuşi mahkemeden ayrılırken (Arşiv- dolaşımda)

Tunus'ta bir mahkeme, dün Nahda Hareketi lideri Raşid Gannuşi ve bazı sanıklar hakkında terör suçlamaları kapsamında 10 yıldan müebbet hapse kadar değişen cezalar verdi. Karar, hareket tarafından ve yerel medya organlarınca doğrulandı.

Gannuşi ve Nahda Hareketi'nden bazı isimler, hareketin çıkarlarına hizmet etmek amacıyla “gizli bir güvenlik yapılanması” kurmakla suçlanıyordu. Nahda Hareketi, 2011 devriminin ardından yapılan seçimleri kazanmış ve yaklaşık on yıl boyunca Tunus siyasetinde etkili bir rol oynamıştı.

Şarku’l Avsat’ın Yerel medya ve Nahda Hareketi'nin açıklamalarından aktardığına göre 84 yaşındaki Raşid Gannuşi hakkında, müebbet hapis cezasına ilave olarak 30 yıl hapis cezası verildi. Emekli subay Kemal Bedui ise müebbet hapis ve 32 yıl ilave hapis cezasına çarptırıldı.

2022 yılından bu yana tutuklu bulunan eski Başbakan Ali el-Ureyd de Irak ve Suriye'ye savaşçı gönderilmesine yardım ettiği iddiasıyla yürütülen ayrı bir dava kapsamında yargılanıdı ve bu dosyada 42 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

2023 yılında tutuklanan Gannuşi hakkında, “devlet güvenliğine karşı komplo kurmak” da dahil olmak üzere çeşitli davalarda verilen cezaların toplamı, son kararla birlikte 40 yılı aşmış oldu.

Muhalif çevreler, muhalefet temsilcilerine yönelik yargı kararlarının siyasi saiklerle alındığını savunuyor. Nahda Hareketi ise mahkeme kararını, “adaletin en temel şartlarından dahi yoksun” olarak nitelendirdi.

Çok sayıda Tunuslu ve uluslararası sivil toplum kuruluşu, Cumhurbaşkanı Kays Said'in Temmuz 2021'de iktidarı fiilen tek elde toplamasının ardından ülkede hak ve özgürlüklerin gerilediğini ileri sürüyor. Said, söz konusu dönemde başbakanı görevden almış, parlamentonun çalışmalarını askıya almış ve daha sonra yetkileri oldukça sınırlı yeni bir parlamentonun oluşturulması sürecini başlatmıştı.


Fransa Dışişleri Bakanı: Lübnan’da İsrail’in uzun süreli işgalini hiçbir şey haklı çıkaramaz

Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Fransa Dışişleri Bakanı: Lübnan’da İsrail’in uzun süreli işgalini hiçbir şey haklı çıkaramaz

Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD’nin ilan ettiği ateşkese rağmen İsrail ile Hizbullah arasında gece boyunca çatışmaların sürmesi üzerine bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’daki askerî operasyonların devam etmesini ve İsrail’in uzun süreli bir işgal yürütmesini hiçbir gerekçenin haklı gösteremeyeceğini söyledi.

France TV’ye konuşan Barrot, “İran ile ABD arasında bir anlaşmaya varılamamasının bedelinin bir şekilde Lübnan’a ödetilmesi kesinlikle kabul edilemez” dedi. Barrot, dün akşam ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü de belirtti.

İsrail ordusu, 18 yıllık işgalin ardından 2000 yılında çekildiği Lübnan’da, o tarihten bu yana en derin askerî kara harekâtını yürütüyor.

Barrot, “Arzumuz, İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında bu hafta yapılması planlanan görüşmelerin mümkün olan en uygun koşullarda gerçekleştirilmesidir” ifadesini kullandı.

dfvrtbfr
Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde İsrail hava saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınında hasar görmüş bir hastanenin pencerelerinden dışarıyı izleyen insanlar (AFP)

Diplomatik ilişkileri bulunmayan Lübnan ile İsrail, Hizbullah’ın karşı çıktığı görüşmelerin yeni turu için salı ve çarşamba günleri yeniden bir araya geliyor. Taraflar arasında gerçekleştirilecek görüşmeler, mart ayı başında savaşın patlak vermesinden bu yana dördüncü tur olma özelliği taşıyor.

Washington’un nisan ayında Lübnan’da ateşkes sağlandığını duyurmasına rağmen İsrail, Güney Lübnan’a hava saldırıları düzenlemeyi ve binaları yıkmayı sürdürdü.

Buna karşılık Hizbullah da İsrail’in kuzeyini hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırıları ve roket atışları gerçekleştirdiğini sık sık duyuruyor.

Lübnan’da bir anlaşmaya varılması, Ortadoğu’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik herhangi bir anlaşmada Lübnan’da ateşkes sağlanmasını şart koşan İran nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump açısından büyük önem taşıyor.

Öte yandan bugün Güney Lübnan’da bir aracı hedef alan İsrail saldırısında üç kişi hayatını kaybetti.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre, Kalya beldesinden bir diş hekimi, oğlu ve kızı, Sayda’dan dönüşleri sırasında Nebatiye-Hardali yolu üzerinde araçlarının düşman bir İHA tarafından hedef alınması sonucu yaşamını yitirdi.

NNA, diş hekiminin sabah saatlerinde çocuklarıyla birlikte üniversite ve okul işlemlerini takip etmek ve sınavlara katılmalarını sağlamak amacıyla Sayda’ya gittiğini, dönüş yolunda ise aracın saldırıya uğradığını bildirdi.

scdvfgthy
İsrail’in dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyölerine saldırı tehdidinde bulunmasının ardından otoyolda ciddi trafik sıkışıklığı yaşandı. (AP)

İsrail savaş uçakları, Sur’a bağlı Şuhur beldesine hava saldırısı düzenlerken, eş zamanlı olarak topçu birlikleri de Sur’a bağlı Sarifa ve Şuhur beldeleri arasındaki bölgeyi hedef aldı.

NNA’ya göre İsrail ordusu gece yarısından sonra Debbin’in Arid bölgesinde geniş çaplı bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi. Şiddetli patlamaların sesi çok sayıda yerleşim yerinden duyulurken, yankıları Sayda kentine kadar ulaştı.

NNA, operasyonun bölgedeki bir mahalleyi tamamen hedef aldığını, bunun sonucunda patlama alanı içerisinde bulunan çok sayıda ev ve iş yerinin yıkıldığını bildirdi.

sdfrgtyh
Dün kuzey sınırında Hizbullah’a ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırının ardından, bir İsrail askeri İsrail-Lübnan sınırı yakınlarında siper alırken etrafı gözetliyor. (AFP)

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından, Tel Aviv’in Beyrut’un güney banliyölerine yönelik saldırı planlarını durdurduğunu açıklamasından saatler sonra yaşandı. Söz konusu anlaşma kapsamında, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik ateşi kesmesi karşılığında İsrail’in de Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine saldırı düzenleme planlarından vazgeçtiği belirtilmişti.


Beyrut'un banliyöleri bir kez daha hedef tahtasında... hem de ABD'den gelen yeşil ışıkla

Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
TT

Beyrut'un banliyöleri bir kez daha hedef tahtasında... hem de ABD'den gelen yeşil ışıkla

Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)

İsrail, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın dün sabah verdikleri talimatlar, Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesini doğrudan çatışmanın merkezine çekti. Bu adım, ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakere süreciyle eş zamanlı olarak, Lübnan üzerindeki askeri ve siyasi baskıyı artırma eğilimini yansıtıyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün öğleden sonra Beyrut'un güneyindeki sakinlere bölgeyi tahliye etme çağrısında bulunarak, "Eğer terör örgütü Hizbullah İsrail şehir ve kasabalarına roket fırlatmaya devam ederse, savunma ordusu güney banliyölerindeki hedefleri vurarak karşılık verecektir" dedi.

İsrail'in bu tehdidi Dahiye'de yoğun bir göç dalgasına ve trafik sıkışıklığına yol açarken, birçok okul da velilerden çocuklarını almalarını istedi. İsrail kaynakları, bu kararın Washington ile koordineli olarak ve operasyonların Lübnan'ın güneyinden Beyrut'a doğru genişletilmesine yönelik istişarelerle eş zamanlı alındığını vurguladı.

Netanyahu, Hizbullah'ın Beyrut'taki komuta merkezlerinin "hedef dışı kalmayacağını" belirtirken, Savunma Bakanı Yisrael Katz ise İsrail'in kuzeyinin güvenliği ile Beyrut'un güvenliği arasında bağ kurarak, "Dahiye'nin hükmü, kuzey kasabalarının hükmü gibidir" ifadesini kullandı.

Kırmızı çizgilerin sonu

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail'in Dahiye'yi hedef alma kararının doğrudan askeri amacın ötesinde mesajlar taşıdığını ve Tel Aviv’in Hizbullah ve Lübnan ile olan çatışmayı yönetme yaklaşımındaki değişimi gösterdiğini savunuyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Davud, "İlk nokta, Netanyahu'nun pratikte hiçbir kırmızı çizginin olmadığını söylemesidir. Kendisi için önemli gördüğü bir hedefi Güneyde, Bekaa’da ya da Dahiye’de, nerede olursa olsun vuruyor. Vermek istediği temel mesaj budur" dedi.

Davud’a göre İsrail, "Tel Aviv’in askeri ve güvenlik hedeflerine hizmet ettiğini düşündüğü her an Lübnan'daki herhangi bir bölgenin hedef haline gelebileceği yeni bir gerçekliği dayatmaya çalışıyor. Bu da tehditlerin neden Güneyden Bekaa’ya, oradan da Beyrut’un güney banliyölerine kaydığını açıklıyor."

Hizbullah ve Lübnan Devleti üzerinde baskı

Davud, Dahiye’nin İsrail tarafından hem Hizbullah’a hem de Lübnan devletine karşı kullanılan çift yönlü bir baskı aracına dönüştüğünü düşünüyor:

"İsrail, operasyonlarının kapsamını Güneyden Bekaa’ya ve nihayetinde Dahiye’ye genişleterek, Hizbullah’ın yeteneklerini ve güçlerini dağıtmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Lübnan devletine de 'Eğer başkenti korumak ve bombardımanın devamını engellemek istiyorsanız, Hizbullah’a karşı harekete geçmelisiniz' mesajını veriyor."

Müzakere masasında yeni kozlar

Mevcut askeri gerilimi gelecekteki olası müzakerelerle ilişkilendiren Davud, İsrail’in sahada baskıyı yoğunlaştırarak müzakere konumunu güçlendirmeye çalıştığını belirterek, "Müzakere masasına oturduğunuzda elinizde baskı kozlarının olması gerekir. Bugün yaşananlar tam olarak bu çerçeveye giriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bu değerlendirme, İsrail Kanal 12 televizyonunun, Netanyahu'nun ABD yönetimiyle istişareleri sürdürürken, operasyonları Beyrut'a doğru genişletme olasılığını görüşmek üzere 24 saatten kısa bir süre içinde ardı ardına güvenlik toplantıları düzenlediğini ifşa etmesiyle daha da önem kazanıyor. Ayrıca Netanyahu'nun ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı ve ABD yönetimini Beyrut içinde Hizbullah'a "dokunulmazlık" tanımamaya ikna etmeye çalıştığı görüşmeyle de örtüşüyor.

İsrail'in bölgeyi hedef alacağı yönündeki tehditlerinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden ayrılmaya çalışan insanların neden olduğu trafik sıkışıklığı (Reuters)İsrail'in bölgeyi hedef alacağı yönündeki tehditlerinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden ayrılmaya çalışan insanların neden olduğu trafik sıkışıklığı (Reuters)

Şakif Kalesi'nden Beyrut'a: Yeni bir denklem

Son gerilim, İsrail ordusunun stratejik Şakif Kalesi'ni (Beaufort Kalesi) kontrol altına aldığını açıklamasından bir gün sonra geldi. Bu gelişme, İsrail'in sınır güvenliği için hayati gördüğü bölgelerde nüfuzunu pekiştirerek, askeri hedeflerin ötesine geçen yeni fiili durumlar yaratma peşinde olduğu endişesini artırdı.

Davud, yaşananların Hizbullah ile sahada yeni bir denklem kurma sürecinin parçası olduğunu ifade ederek, "Bu tamamen yeni bir denklem değil, ancak Hizbullah İsrail’e karşı füze veya İHA kullanımını artırdıkça, İsrail de Lübnan topraklarındaki saldırıların kapsamını genişleterek bunu daha net bir şekilde tahkim ediyor" diyerek, "Askeri okumaya göre bu, Hizbullah'ın her gerilimi artırma hamlesine İsrail'in hedef bankasını coğrafi olarak genişleterek karşılık vereceği anlamına geliyor. Buna, yakın zamana kadar doğrudan hedef alınma olasılığı düşük görülen bölgeler de dahil" ifadelerini kullandı.

İsrail'in yeniden konumlanması ve iki farklı anlatı

Sahadaki gelişmeler yaşanırken, İsrail Ordu Radyosu, askeri operasyonun başında beş tümenin katıldığı Güney Lübnan'daki tümen sayısının, yeniden yapılanma ve saha komutası çerçevesinde Batı Sektörü sorumluluğunun 146. Tümen'den 91. Tümen'e devredilmesiyle birlikte, yalnızca 91. ve 36. tümenler olmak üzere ikiye düşürüldüğünü duyurdu.

İsrail'in bölgeyi hedef alacağı tehdidinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden büyük bir göç yaşandı (AP)İsrail'in bölgeyi hedef alacağı tehdidinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden büyük bir göç yaşandı (AP)

Buna karşılık Hizbullah, Şakif Kalesi'nin ele geçirildiğine dair İsrail iddialarını yalanlayarak, İsrail güçlerinin bölgede kontrolü sağlayamadığını savundu. Örgüt tarafından yapılan açıklamada, "İsrail ordusu, direnişin yayınladığı operasyon görüntülerinin etkisini telafi etmek amacıyla Şakif’te bir zafer fotoğrafı arayışına girdi. Günlerce Yahmar eş-Şakif ve çevresine yoğun hava saldırıları ve ağır bombardımanlar düzenleyerek kaleye doğru ilerlemeyi hedefledi" denildi.

Açıklamada, İsrail güçlerinin direnişle karşılaşması nedeniyle kalenin doğusundaki sarp yolları kullanmak zorunda kaldığı, bir piyade grubunun sis bombası koruması altında sızarak içeride fotoğraf çektiği ve bunu kontrolü sağladıkları algısını yaratmak için kullandıkları iddia edildi. Hizbullah, kalede kendilerinin askeri varlığı olmadığını ve bölgede İsrail güçlerine karşı "yıpratma savaşı" yürüttüklerini belirtti.

Gözler Bekaa bölgesinde

Davud, gelecekteki sürecin tek adresinin Dahiye olmayacağı kanaatinde: "Güney Lübnan'ın bölgedeki olası bir ateşkes anlaşmasının parçası olduğu konuşuluyor ancak saha, sadece Dahiye veya Güneyin ötesinde farklı bir yöne doğru ilerliyor."

Davud sözlerini şöyle sürdürdü: "Gözler Bekaa’da, özellikle de Batı Bekaa’da olmalı. Hıyam ve Hasbaya'dan Mercayun, Nebatiye, Cezzin’e kadar uzanan son İsrail saldırılarının haritasına baktığımızda, Batı Bekaa'nın hepsinin ortak coğrafi kesişim noktası olduğunu görüyoruz. Batı Bekaa, önümüzdeki dönemin giriş kapısı olabilir."

Yardım görevlileri, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kentinde İsrail'in düzenlediği bombalı saldırının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP).Yardım görevlileri, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kentinde İsrail'in düzenlediği bombalı saldırının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP).

Artan uyarılar ve hava saldırıları

Öte yandan İsrail ordusu, Nebatiye ve İklim el-Tuffah bölgelerindeki tahliye uyarılarını Melih ve Kefrehun’u da kapsayacak şekilde genişletti. Keyfun Belediyesi, bir evin hedef alınacağı gerekçesiyle tahliye telefonu aldığını bildirdi. Uyarıların ardından Tul, Şukin, Zutar el-Şarkiye, Yahmar eş-Şakif, Kefr Tibnit, Arnun, Haruf, Meyfendun, Hadatha ve Cuveyya gibi birçok noktaya geniş çaplı hava saldırıları düzenlendi; Zefte, Brikay ve Abba'da araç ve motosikletlerin hedef alınması sonucu ölü ve yaralıların olduğu bildirildi. İsrail İHA'ları ise Beyrut ve banliyöleri üzerindeki uçuşlarını yoğunlaştırdı.

Buna karşılık Hizbullah, Taberiye'deki İsrail askeri mevzilerini hedef aldığını ve Bekaa Vadisi üzerinde “Hermes 450” tipi bir İHA'yı engellediğini duyurdu.