Suriyelilerin kanayan yarası: Kayıplar dosyası

Şarku’l Avsat DEAŞ eliyle kaybedilenler dosyasını ele aldı

Yıllar önce DEAŞ üyeleri tarafından kaçırılan ve geriye sadece cep telefonundaki fotoğrafı kalan oğlunu arayan Rakkalı bir anne (Şarku’l Avsat)
Yıllar önce DEAŞ üyeleri tarafından kaçırılan ve geriye sadece cep telefonundaki fotoğrafı kalan oğlunu arayan Rakkalı bir anne (Şarku’l Avsat)
TT

Suriyelilerin kanayan yarası: Kayıplar dosyası

Yıllar önce DEAŞ üyeleri tarafından kaçırılan ve geriye sadece cep telefonundaki fotoğrafı kalan oğlunu arayan Rakkalı bir anne (Şarku’l Avsat)
Yıllar önce DEAŞ üyeleri tarafından kaçırılan ve geriye sadece cep telefonundaki fotoğrafı kalan oğlunu arayan Rakkalı bir anne (Şarku’l Avsat)

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kurulan Suriye'de Kayıp Kişilerin Araştırılması için Bağımsız Kuruluş'un üyeleri, Suriye'nin kuzeyinde yer alan Rakka şehrindeki kayıpların aileleriyle Zoom üzerinden iletişime geçmeye başladı. Suriye'de Kayıp Kişilerin Araştırılması için Bağımsız Kuruluş, BM Genel Kurulu'nun geçtiğimiz temmuz ayı sonlarında kabul ettiği, sivil toplum kuruluşlarının savaşın başladığı 2011 yılından bu yana sayılarının 100 binin üzerinde olduğunu tahmin ettiği kayıp Suriyelilerin akıbetini açıklığa kavuşturacak uluslararası bir kuruluşun kurulmasına yönelik kararın ardından kuruldu ve çalışmalarına başladı. Sivil toplum kuruluşları, kayıp kişilerin büyük bölümünün kaybolmasından merkezi hükümeti sorumlu tutarken aynı suçlama birçok muhalif gruba ve terör örgütüne de yapılıyor.

Bir insan hakları örgütü olan Suriye Adalet ve Sorumluluk Merkezi İcra Direktörü Muhammed el-Abdullah, DEAŞ tarafından Suriye’de kaçırılanların sayısını tam olarak bilmenin çok zor olduğunu belirterek, “Örgüt eliyle kaybedilen Suriyelilerin sayısının 8 bin ile 10 bin arasında olduğu tahmin ediliyor” dedi. Sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan tahminlere ve yerel kaynaklara göre yalnızca Rakka’da 800'den fazla kişi kayıp.

Suriye'de Kayıp Kişilerin Araştırılması için Bağımsız Kuruluş üyelerinin iletişime geçtiği aileler arasında, tek oğlu İsa'nın 9 yıl önce 15 Nisan 2014'te DEAŞ üyeleri tarafından kaçırılan Rakkalı muhalif aktivist Halaf el-Gazi de var. DEAŞ üyeleri 9 yıl önce gece geç saatlerde kapısını çalıp, Halaf'ın tek oğlu olan 1997 doğumlu İsa'yı yanlarına alıp gittiler. İsa, genç yaşına rağmen insani yardım alanında aktif çalışıyordu ve üniversiteye hazırlanıyordu. Suriye ordusunun 2013 martında Rakka'nın kontrolünü kaybetmesinden dolayı sınavlara girmek için komşu il Haseke’ye gitmeyi planlıyor.

Tek oğlu olan İsa'nın 9 yıl önce DEAŞ tarafından kaçırılan Suriyeli muhalif Halaf el-Gazi (Şarku’l Avsat)
Tek oğlu olan İsa'nın 9 yıl önce DEAŞ tarafından kaçırılan Suriyeli muhalif Halaf el-Gazi (Şarku’l Avsat)

Halaf el-Gazi, Şarku'l Avsat'a verdiği röportaja şöyle başladı:

“Onu uyandırdım ve kapıdaki DEAŞ üyelerinin kendisini sorduğunu söyledim. Korkmadan ve tereddüt etmeden bir kaplan gibi merdivenlerden inip onlara ‘Ne istiyorsunuz?’ diye sordu. O an araya girdim ve ‘Ben de oğlumla birlikte onu eve geri getirmek için sizinle geleceğim’ dedim. Ama buna karşı çıktılar ve ‘Sorgusu iki sorudan ibaret, ondan sonra onu size geri vereceğiz’ dediler.”

DEAŞ üyelerinin maskeli olduğunu ve Rakkalıların aksanıyla konuştuğunu söyleyen acılı baba, ancak saatler geçmesine rağmen oğlu İsa’nın geri dönmediğini belirterek, “Moralimizi bozmamaya çalıştık. Güneş doğmasıyla valilik sarayına gidip oğlumu sordum, orada olmadığını, hakkında hiçbir şey bilmediklerini söylediler” ifadelerini kullandı.

Fırat’ın doğusunda 2019 martında DEAŞ’ın askeri ve coğrafi olarak kontrolü ortadan kaldırılmış olsa da örgütün kaçırdığı binlerce kişinin akıbeti halen bilinmiyor. El-Gazi ailesi de dahil olmak üzere kayıp kişilerin aileleri, sevdiklerinin öldüğüne ya da yaşadığına dair hiçbir kanıt olmadan endişe ve şüphe sarmalı içinde yaşamlarını sürdürüyorlar.

İsa'nın yokluğunda geçen günlerin ardından baba yüreğinde oğlunu aramaya başlaması gerektiğine yönelik şüpheler uyandı. Örgütün Rakka’yı kontrol ettiği dönemde ilk olarak o dönemin en büyük gizli gözaltı merkezlerinden biri olan 11’inci noktaya gitti, ama oğlundan hiçbir iz yoktu. Daha sonra Rakka halkının tanıdığı ve örgüte çalışan Tubat el-Beriş liderliğindeki Aşiret İşleri Ofisi'ne giderek ondan İsa'nın nerede olduğunu ve akıbetini öğrenmek için tüm girişimlerde bulunacağına dair söz aldı.

Acılı baba, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne var ki sonunda ona ne olduğunu öğrenebildik. Neyle suçlandığını bilmeden hapse atılmıştı. İsa, tutuklandıktan bir hafta sonra babasına hapishaneden, durumunun iyi olduğunu ve Mısırlı bir kişinin kendisinden sorumlu olduğunu söylediği kendi el yazısıyla yazılan bir mektup gönderdi. İkinci hafta, hapishaneye biraz giysi getirilmesini istediği ikinci bir mektup gönderdi. Mektupta üniversite sınavı tarihi ​​yaklaştığı için sınavı çok fazla düşündüğünü ve kendisini serbest bırakmaları için örgütteki isimlerle görüşmemi istedi.”

DEAŞ’ın Rakka kontrol ettiği dönemde binlerce kişi kayboldu

İsa'nın ortadan kaybolmasından tam bir yıl sonra babası, örgüte bağlı hastanelerden birinde çalışan Ürdünlü bir doktorla tanıştı. Ürdünlü doktor, Gazi'ye, örgüt üyelerinin ‘hilafet devleti’ kurulduğu yalanıyla kendisini nasıl aldattığını ve ailesini ve akademik hayatını bırakıp nasıl buraya geldiğini anlattı. Ürdünlü doktorun, kendisinden oğlunun hikayesini öğrendikten sonra ona yardım etmeye karar verdiğini söyleyen Gazi, “Hemen ertesi gün evime gelip oğlumun gözlük taktığını söyledi. Oğlumun özelliklerini sıraladı. Ben de onun doğru söylediğinden emindim” dedi. Gazi, daha sonra oğlunun ‘Peder Paolo Grubu’ adıyla anılan Peder Paolo Dall'Oglio ve Suriyeli 50 aktivistle birlikte yeri gizlenen bir hapishanede tutulduğu bilgisine ulaştığını belirtti. Peder Paolo, hayatının yarısını Suriye’de, başkent Şam’ın kırsal kesimlerinde yer alan eski kiliselerde hizmet ederek geçiren tanınmış bir İtalyan Cizvit rahiptir. Peder Paolo rejim karşıtı protestoların patlak vermesi, DEAŞ terör örgütünün ortaya çıkması ve barışçıl gösterilere öncülük eden onlarca Suriyeli aktivistin kaçırılmasının ardından 2013 yılının temmuz ayı sonlarında Rakka’ya geldi. Aynı ay, tutuklu aktivistlerin serbest bırakılması için DEAŞ liderleriyle pazarlık yapma umuduyla valilik binasına gitti. Fakat o günden beri kayıp olan Peder Paolo’ya ne olduğu hakkında hiçbir bilgi yok.

DEAŞ terör örgütünün eski kalesi Suriye'nin kuzeyinde yer alan Rakka şehri (Şarku'l Avsat)
DEAŞ terör örgütünün eski kalesi Suriye'nin kuzeyinde yer alan Rakka şehri (Şarku'l Avsat)

Umudunu kaybetmeden 2019 yılında Bağuz’da DEAŞ’a karşı verilen son savaşa kadar oğlu İsa'yı arayan baba Gazi, “Ürdünlü doktorun sözlerinden sonra içimdeki umut tazelendi. Bağuz Savaşı'nın bitmesinden sonra umudum yeniden arttı” şeklinde konuştu.

BM çatısı altında Suriye'de Kayıp Kişilerin Araştırılması için Bağımsız Kuruluş'un kurulmasıyla ilgili olarak Gazi, “Umudumuz yeşerdi. Eğer umudumu kaybedersem oğlumu da kaybederim” ifadelerini kullandı. Acılı baba, hüzünlü bir ifadeyle “Annesi ve ben, İsa'nın evimizin kapısını çalıp ‘İşte geldim baba’ demesini bekliyoruz. Onun her zaman bizimle birlikte olduğunu ve yanımızdan bir an olsun ayrılmadığını hissediyoruz” diye konuştu.

Sözleri boğazında düğümlenen baba konuşmayı bıraktı. Evin avlusunda uzun zamandır çalmasını beklediği kapıya bakarak gözyaşlarına boğulan İsa'nın annesine bakan babanın da gözleri yaşlarla doldu.

DEAŞ 8 binden fazla Suriyeliyi kaçırmakla suçlanıyor

Suriye Adalet ve Sorumluluk Merkezi İcra Direktörü avukat Muhammed el-Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, DEAŞ üyeleri tarafından kaçırılanların tam sayısını bilmenin çok zor olduğunu belirterek, “DEAŞ’ın Suriye’de bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirdiği yıllarda, yalnızca Suriye'nin kuzeydoğusunda kaybolan Suriyelilerin sayısı 8 bin ile 10 bin arasında değişiyor” dedi.

Suriye Adalet ve Sorumluluk Merkezi’nin DEAŞ’ın eliyle kaybolanlar dosyasıyla ilgili çalışmalarına 2019 yılında başlayan, başlarda Rakka Sivil Konseyi'ne bağlı İlk Müdahale Ekibi ile çalışan daha sonra da Rakka'da Suriye Kayıp ve Adli Tıp Ekibi'nin kurulmasına katkıda bulunan Suriyeli bağımsız bir insan hakları kuruluşu olduğunu söyleyen Abdullah, DEAŞ’ın eliyle kaybolanların aileleriyle, 400’den fazla belgelenmiş görüşme gerçekleştirdiklerini söyledi.

BM tarafından Suriye'deki kayıp kişilerin akıbetini aydınlatmaya yönelik, onların nerede olduğunu ortaya çıkarmaya çalışan ve mağdurlara ve ailelerine destek vermeyi amaçlayan bağımsız bir kuruluş kurulması kararından duyduğu memnuniyeti ifade eden Abdullah, kararı ‘tarihi’ olarak nitelendirdi.

Abdullah sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kararın kendisi bile bu karmaşık ve çetrefilli dosyayı çözmek için atılmış büyük bir adım, ancak en önemli soru, ‘Bu kuruluş, Suriye hükümeti aracılığıyla ve onun onayıyla mı Suriye'ye girecek?’ sorudur.”

Kuruluşun üyelerinin yurt dışından çalışmaya devam etmeleri, halkın tanıklıklarını dinlemek ve periyodik raporlar sunmakla yetinmeleri halinde işlerin yürümeyeceğini vurgulayan Abdullah, saha ziyaretleri yapılması ve sahadaki gerçeklerin ortaya çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

Yıllar önce DEAŞ üyeleri tarafından kaçırılan ve geriye sadece cep telefonundaki fotoğrafı kalan oğlunu arayan Rakkalı bir anne (Şarku’l Avsat)
Yıllar önce DEAŞ üyeleri tarafından kaçırılan ve geriye sadece cep telefonundaki fotoğrafı kalan oğlunu arayan Rakkalı bir anne (Şarku’l Avsat)

Gerçek adını kullanmaktan kaçınan Rakkalı genç kadın Mehasin (30), bir zamanlar kadınlar bölümünü yönettiği bir internet kafede çalışan kız kardeşi (1994 Rakka doğumlu) Abir'in hikayesinin Şarku’l Avsat’a anlattı. Kendi iş yerine yaklaşık 500 metre uzaklıktaki bir dükkanda çalıştığını söylediği kız kardeşinin DEAŞ’ın o dönem internet kafe sahiplerine getirdiği şartlardan biri olan kadınlarla erkeklerin bir araya gelmesini önlemek amacıyla kadınlar bölümü yöneticisinin erkekler bölümü yöneticisinin eşi, kız kardeşi ya da annesi tarafından yönetilmesi şartı nedeniyle kafe sahibinin eşi olarak işe başladığını, ancak kız kardeşinin böyle kafe sahibinin eşi olmadığını iddia ettiğini söyledi.

Mehasin, 16 Aralık 2017 günü öğleden sonra saat 15.00 sularında DEAŞ’a bağlı ahlak polisi Hisbah üyelerinin kafeye gelerek kafe sahibini ve Abir’i gözünün önünde gözaltına alarak kadınlar bölümünü kimin yönettiğini sorduklarını aktardı. Kafe sahibinin Hisbah üyelerine Abir’i kız kardeşi olduğunu söylediğini, Abir’in ise onun karısı olduğunu belirttiğini söyleyen Mehasin, iki yanıtın birbiriyle çelişmesi sonucu Hisbah üyelerinin onları tutuklayıp kafeyi kapattıklarını belirtti.

Olayı haber vermek için hemen ailesini yanına gittiğini söyleyen Mehasin, Abir’in neden tutuklandığını öğrenmek amacıyla Hisbah’ın soruşturma departmanına gittiklerini, oradaki görevlilerin Abir’in tutuklanma gerekçesinin yalan söylemesi olduğunu ve cezasını çekeceğini söylediklerini aktardı. Mehasin, Hisbah’ın internet kafe sahibinin erkek kardeşinin evine baskın düzenlediğini, onu ve eşini büyük miktarda para almak ve Uluslararası Koalisyon ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile iş birliği yapmak suçlamasıyla tutukladığını da sözlerine ekledi.

Mehasin, daha sonra ailesinin Abir’in akıbetini öğrenmek için DEAŞ’ın kontrol ettiği hapishanelerin gizli karargahlarından birine gittiğini, orada kendilerine Abir’in, DEAŞ’ın karargahının koordinatlarını Uluslararası Koalisyon güçlerine verdiği suçlamasıyla Hasekeli 7 genç kızla birlikte idam edildiğinin söylendiğini aktardı.

Mehasin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“DEAŞ, genellikle bir şüpheliyi infaz ettiğinde kişisel eşyalarını ailesine teslim ediyordu. Kız kardeşimin de bir telefonu ve altın bilezikleri vardı. Kardeşimin kişisel eşyalarının nerede olduğunu sorduğumuzda, mürtet olduğu (dinden çıktığı) ve Uluslararası Koalisyonla iş birliği yaptığı için bu eşyalara el konulduğunu söylediler.”

DEAŞ’ın birçok zulmüne sahne olan Rakka şehir merkezi (Şarku’l Avsat)
DEAŞ’ın birçok zulmüne sahne olan Rakka şehir merkezi (Şarku’l Avsat)

Ancak ne Mehasin ne de ailesi, DEAŞ’ın kendilerine anlattıklarından tatmin oldular. Aradan 20 gün geçtikten sonra bir kız evlerinin sabit hattını arayarak Abir'in hayatta olduğunu, hapse atıldığını, yazlık kıyafet ve ihtiyacı olan bir şey parça eşya istediğini söyledi. Eşyaların kız kardeşine gönderilmesi için aynı gizli ofise gittiklerini ve bu eşyaları onlara teslim ettiklerini söyleyen Mehasin, bundan bir ay sonra Abir’ni evlerinin sabit hattını arayıp annesiyle kısabir görüşme yaptığını belirtti. Abir’in annesine iyi olduğunu söylediğini aktaran Mehasin, “Annem nerede olduğunu ve yakında dönüpdönmeyeceğini sorduğunda, kız kardeşim anneme ‘Dönebilirim de dönmeyebilirimde’ deyip bazı kişisel eşyalarını istemiş” diye anlattı.

Olaydan iki yıl sonra 2019 eylülünde Türkiye'de ikamet eden bir akrabalarının Mehasin’in ailesiyle iletişime geçip daha önce DEAŞ saflarında görev yapan üst düzey bir güvenlik görevlisiyle tesadüfen tanıştığını, onun Deyrizor kırsalında örgütün kontrol ettiği bir hapishanenin müdürlüğünü yaptığını ve Abir’in özelliklerine sahip bir mahkumun bir internet kafede çalışırken yalan söylediği için tutuklandığını söylediğini aktardı. Akrabalarının söylediğine göre söz konusu kişinin bahsettiği özellikler kız kardeşiminkiyle aynı olduğunu ifade eden Mehasin, “Akrabam daha fazlasını öğrenmek istediyse de ama o kişi konuyla ilgili daha fazla konuşmaktan kaçındı ve Almanya'ya gitti” dedi. Mehasin ve ailesi, o günden beri 6 yıldır kayıp olan Abir'in hayatta olup olmadığı hakkında hiçbir şey bilmeden Abir’e ne olduğunu öğrenmeyi bekliyorlar.



Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.


BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
TT

BM, Hızlı Destek Kuvvetlerini el Faşir'de soykırım yapmakla suçladı

Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)
Darfur bölgesinin en büyük şehri el Faşir'deki bir pazar yeri çatışmalarda alevler içinde kaldı (Arşiv- AFP)

Sudan'daki bağımsız uluslararası araştırma misyonu dün, geçen ekim ayında "Hızlı Destek Kuvvetleri"nin (HDK) eline geçmesinden bu yana birçok vahşete tanık olan Sudan'ın el Faşir kentinde "soykırım eylemlerinin" meydana gelmesini kınadı.

Birleşmiş Milletler misyonu, Sudan'ın batı Darfur bölgesindeki bu şehirde HDK'nin sistematik eylemlerinden çıkarılabilecek tek makul sonucun soykırım niyeti olduğu sonucuna varan bir rapor yayınladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD Hazine Bakanlığı, el Faşir'deki suistimalleri nedeniyle üç HDK komutanına yaptırım uyguladı. Bakanlık, bu kişilerin HDK'nin şehri ele geçirmesinden önce 18 ay süren el Faşir kuşatmasında yer aldığını belirtti.