Mansuri’nin Merkez Bankası yönetimi, güvenlik politikalarında değişikliğe işaret ediyor

Lübnan’da acil durum prosedürlerinin genişletilmesi ve içeriği etkilemeyecek değişikliklerin yapılması gündemde.

Lübnan Merkez Bankası Başkanı vekili Vasim Masuri, basın toplantısı düzenledi. (AP)
Lübnan Merkez Bankası Başkanı vekili Vasim Masuri, basın toplantısı düzenledi. (AP)
TT

Mansuri’nin Merkez Bankası yönetimi, güvenlik politikalarında değişikliğe işaret ediyor

Lübnan Merkez Bankası Başkanı vekili Vasim Masuri, basın toplantısı düzenledi. (AP)
Lübnan Merkez Bankası Başkanı vekili Vasim Masuri, basın toplantısı düzenledi. (AP)

Vasim Mansuri’nin Lübnan Merkez Bankası başkanlığı görevini vekaleten devralmasının üzerinden yalnızca 30 gün geçmesine rağmen kuruluşun performans standartlarını, sorumluluklarını ve merkezi parasal karar alma sürecini derinlemesine incelemek için vaktin henüz çok erken olduğu değerlendirmeleri yapılıyor. Ayrıca aralıksız 30 yıldır para stratejileri otoritesinin başında olan ve görev süresini geçen ayın sonunda tamamlayan eski Başkan Riyad Selame’nin başarı ve hayal kırıklıklarıyla karşılaştırma yapmak için de erken olduğu kaydediliyor.

Ancak bu durum, süreç Mansuri’nin yeni bir cumhurbaşkanının seçilmesine ve tam yetkiye sahip bir hükümeti atama girişimine kadar açık olan görev süresinin ilk ayının sonu için geçerli.

Finansal açıdan veri yok

Bazı taraflar, eski yetkili Riyad Selame’nin ilk yardımcısı olarak görevlerini üstlenen Mansuri’nin, cumhurbaşkanlığındaki boşluk nedeniyle yeni bir başkan atamanın mümkün olmadığı için önceki başkanın para politikalarına bir darbe indirerek bu göreve atandığına inanıyor olabilir. Ancak konu incelendiğinde, devam eden mali ve parasal çöküşler sırasında benimsenen bazı politikaların Merkez Bankası’nda halen yürürlükte olduğu görülüyor.

Diğer yandan temel politikaların oluşturulmasında ve bunların gerektirdiği değişikliklerde önemli ve niteliksel değişimleri yansıtan bir ayna olmaları nedeniyle Merkez Bankası’nın mali durum tablolarındaki değişkenleri, henüz elde etmek mümkün değil. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bunun nedeni, periyodik mali tabloların planlanan 16 Ağustos tarihinde yayınlanmasındaki gecikmenin devam etmesi. Dolayısıyla kurumun bütçe kalemlerinin yeniden yapılandırılmasına, bankanın muhasebe politikasının merkezi otorite tarafından onaylanan uluslararası standart ve normlara uygun olacak şekilde değiştirilmesine ve mali tabloların kurallara uygun olarak oluşturulmasına hazırlık ​​olarak, açıklık ve şeffaflık gerekliliklerine ne ölçüde uyacağı konusunda gözlemciler arasında farklı spekülasyonlar devam ediyor. Mansuri’nin belirttiğine göre bu, muhasebe ve denetim müdürlüklerine verilen bir görev.

Aynı şekilde vekil yöneticiye, likiditeyi ve rezervleri lira ve dolar cinsinden yönetmek için yeni denklemler oluşturması konusunda güçlü bir baskı olarak; Merkez Bankası’nın dış hesap bakiyelerinin yayınlanması, yaklaşık 8,57 milyar dolarlık likit döviz rezervinin mevcudiyetine ilişkin güvenlik rakamlarını ve buna karşılık gelen vadesi geçmiş ve ertelenmiş borçların toplam 1,27 milyar dolar olduğunu doğruladı. Öyle ki Mansuri, geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında Merkez Bankası’nın ister Lübnan lirası veya ister döviz cinsinden olsun hükümete borç vererek açığı kapatmayacağını dile getirdi.

Fotoğraf Altı: Riyad Selame. (AFP)
Riyad Selame. (AFP)

Mevduat sahipleri hakkında kesin bir cevap yok

Şarku’l Avsat’ın görüştüğü uzmanlara göre iki yönetici arasındaki açık fikir birliğinin ön saflarında, yüz binlerce banka hesabı sahibinin korkularına tatmin edici yanıtların verilmemesi politikası göze çarpıyor. Aynı şekilde dolar kurunda kesintiye tabi olan payların 151 ve 158 sayılı genelgelere göre 15 bin lira fiyatla veya sınırlı dolar tutarlarında aylık olarak ödenmesi konusunda herhangi bir değişiklik yapılmadan çalışmalar devam ediyor.

Durumun gerçeği şu ki bu bulmacada çözümsüz olmayan devam eden sır, karar vericinin gönüllü olarak ‘geri çekilmesinde’ ya da yol kurtarma planının parasal ve finansal parametrelerinin tanımlanmasına yönelik açık ve şeffaf bir şekilde ilerleme sağlayamamasının zorla örtbas edilmesinde yatıyor. Bu durum, mevduat sahiplerine olanak sağlayacak kurumsal veya referans çerçevenin ve ‘umut verici’ prosedürlerin oluşmasına yol açarken, yeterli miktarda hissenin lira cinsinden adil bir fiyatla dağıtılmasıyla bu hisseler, şu anda yaklaşık yüzde 84’e varan ciddi kesintiler gerçeğinden kurtarılabilir.

Fotoğraf Altı: Mahmud Cabai. (Şarku’l Avsat)
Mahmud Cabai. (Şarku’l Avsat)

Ekonomi ve finans araştırmacısı Dr. Mahmud Cabai şu açıklamada bulundu:

“Mansuri ve Selame arasında para politikasında hiçbir fark yok. Yeni olan şey, devleti kurtarmak için gerekli masrafları sağlamaya çalışan Merkez Bankası ve eski başkanın katlandığı sonuçlar göz önüne alındığında vekil başkanın, reformların yokluğunda bunu finanse etmeme yönünde tamamen yasal bir karar almasıdır. Mevduat sahiplerinin fonlarının ve zorunlu rezervin korunması, devlet hazinesinden ayrılan Merkez Bankası hazinesinin üzerindeki ciddi yükün hafifletilmesi için yeni politikalar değil, yeni önlemler alındı. Bu da kendisiyle bankacılık sektörü arasında sağlam bir ilişki olmasını sağlıyor. Bu bağlamda Mansuri, kendisinden önceki başkanın yaptığı gibi aynı zamanda ekonominin ve paranın yükünü de üstlenmiyor.”

Güvenlik yaklaşımının bir uzantısı

Benzer şekilde, mali ve ekonomik konularda yazar ve araştırmacı olan Profesör Marun Hatır’ın değerlendirmesi de şöyle oldu:

“Mansuri’nin ortaya koyduğu şey, selefi Selame’nin yaklaşımının, içerikten çok biçimi etkileyen bazı değişikliklerle genişletilmesinden başka bir şey değil. Görevi üstlenmeden önce yalpaladıktan sonra bu politika, yeni yöneticiye spekülasyonları ve spekülatörleri donduracak bir siyasi şifre ile birlikte yeşil ışık yaktı. Şeffaflık sloganını benimseyen Mansuri, bunu istifa sinyali vermek için gerekçe olarak kullanmış, ardından da göreve başladıktan sonra bunu bankacılık platformundaki çalışmaların askıya alınmasına dayandırmıştı.”

Fotoğraf Altı: Marun Hatır. (Şarku’l Avsat)
Marun Hatır. (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat’a konuşan Hatır sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeni Başkan, yöneticiliğe başlamadan önce bu rakamları bilmesi gerektiği gerçeğine rağmen, ancak iyi olarak tanımlanabilecek bir adım olan yedek rakamlarını yayınladı. Daha sonraki bir adımda, uygulanabilir bir yasanın varlığında faydasız bir adım olan, rezerve zarar vermeme sözü verdi. Sayrafa durdu. Ancak Merkez Bankası, sessizce dolar satın alarak döviz piyasasına müdahale etmeye devam etti ve bu da kendisini, Selame’nin yönetimdeki son aylarında yaşanan spekülasyondan uzak tuttu. Son maaşların ne zaman ödeneceğine gelince Mansuri, son basın toplantısında isimlerini söylemeden bankacılık motorlarını kısmen yeniden çalıştırdı ve faaliyetlerini ücret ve ihtiyaçlar olarak kamu sektörüyle sınırladı. Bu, Mansuri’nin Riyad Selame’nin yaptıklarına aykırı davranmadığını, daha doğrusu rolünü tanımlayıp sınırlamasına rağmen, döviz piyasasına müdahale etme veya Sayrafa platformu açısından ondan farklı olmadığı anlamına geliyor.”

Merkez Bankası’nda bugün alınan yeni önlemlerin kriz çözüm trenini doğru yola sokmak için bir temel oluşturup oluşturmadığına ilişkin olarak ise Cabai, Mansuri’nin ortaya koyduklarının kriz çözümü olmadığını dile getirdi. Cabai sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çözüm, hükümet ve parlamentonun öncekilerden farklı mali politikalar belirlemesi, yeni vergiler koyması ve yıllık açığı yüzde 40 ile 50 arasında değişen bütçeleri düzeltmek için gerekli vergi reformunu gerçekleştirmesinde yatıyor. Gereken ise yerli tarım ve sanayi üretimini destekleyerek ekonomi politikasını değiştirmek ve son 10 yılda 25 milyar dolara mal olan elektrik sektörünün özelleştirilmesi yoluyla stratejik bir reform ortaya koymaktır.”

Ancak Hatır’ın konuya dair açıklaması şöyle oldu:

“Mansuri, gelişen turizm sezonu nedeniyle piyasadaki dolar arzından ve parasal dolarizasyondan, kamu sektörü maaşlarını güvence altına almak ve birçok sektörden fonları kesmek için yararlandı. Nakit akışının yokluğunda ve turizm sezonunun sonuna yaklaşılmasıyla, şirketlerin tekrar faaliyete geçmesiyle ve okulların kapılarını açmasıyla birlikte, paralel piyasadan maaşları güvence altına almak için bile dolar satın almak zor bir iş haline gelebilir ya da politika çözüme doğru gidilmezse döviz kurunun yükselmesine neden olabilir. Devlete lira ve dolar cinsinden borç vermenin durdurulması, fonların güvence altına alınması sınırının kontrol edilmesi ve tahsilatların iyileştirilmesi konusundaki konuşmalar, doğruluğuna rağmen, krizin olası bir şekilde kötüleşeceğine işaret ediyor. Sınırların kontrol edilememesi, yasalara saygı ve çiftlik modeline bağlılık, çözüm üretilemez hale gelen çöküşün en önemli nedenlerini oluşturuyor.”



Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Sudan ordusu, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile Batı Libya’da iş birliğini güçlendirmek amacıyla sürpriz görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılarda iki ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin artırılması yolları ele alındı.

UBH Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş’ın, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir ve beraberindeki heyeti kabul ettiğini bildirdi. Açıklamada, yüksek seviyeli toplantının ‘iki kardeş ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarını görüşmek için’ düzenlendiği belirtildi.

Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Bu görüşme, Batı Libya ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter’in kontrolündeki Doğu Libya arasında yaşanan siyasi ve askeri bölünmenin arka planında gerçekleşiyor. Hafter, Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile ‘iş birliği’ yaptığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya.

UBH hükümetine yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu toplantıyı, ‘Sudan ordusunun Libya’daki askeri ve güvenlik bölünmesinden yararlanan HDK karşısında attığı önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, 26 Şubat 2024’te başkent Trablus’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyarette, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile bir araya gelmişti. İki lider, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik ikili görüşmeler gerçekleştirmişti.

 Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)

El-Menfi ile Burhan, o dönemde iki ülke arasında heyet değişimini ve imzalanan anlaşmaların uygulanmasını kararlaştırdı. İki ülke heyetlerinin katıldığı görüşmelerde ortak ilgi alanındaki konular ele alındı ve ‘Sudan ile bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması’ hedeflendi.

Trablus’taki Genelkurmay Başkanlığı’nda dün yapılan buluşmada, Libyalı yetkili en-Nemruş, Libya ve Sudan halklarını birleştiren ‘tarihî bağlar ve köklü ilişkilerin derinliğine’ vurgu yaptı. En-Nemruş, ‘ülkelerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde ortak koordinasyonun geliştirilmesinin ve bölgedeki güvenlik ile istikrara katkı sağlamasının önemini’ vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı, toplantıda ‘bilgi paylaşımı ve güvenlik koordinasyonu alanında iş birliğinin uygulanma yöntemlerinin’ ele alındığını açıkladı. Taraflar ayrıca, ‘askeri eğitim programlarının ve deneyim paylaşımının genişletilmesi; personelin yeterliliğinin artırılması ve hazırlık seviyesinin yükseltilmesi’ konusunda mutabık kaldı. Bu adımlar, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı ve yapıcı iş birliği hedeflerini yansıtıyor.

Öte yandan LUO, Sudan’daki HDK’ye destek sağlamakla ilgili suçlamaları daha önce görmezden gelmişti. Reuters, güneydoğu Libya’daki Kufra Havalimanı’nın, Darfur’daki el-Faşir kenti üzerindeki kontrolün güçlendirilmesi için lojistik üs olarak kullanıldığını bildirmişti. LUO, bu iddialara yanıt vermemişti.

Reuters geçtiğimiz aralık ayında yayınladığı bir haberde, ‘Kufra üzerinden geçen ikmal hattının, HDK’nin el-Faşir şehri üzerindeki kontrolünü güçlendirmede merkezi bir rol oynadığını ve bu sayede Darfur’daki varlığını sağlamlaştırmasını sağladığını’ belirtmişti.

Nisan 2023’te Sudan iç savaşı başladığından bu yana LUO’ya HDK’ye yardım sağladığı yönünde tekrar eden suçlamalar yapıldı. Ancak LUO, o dönemde bu iddiaları yalanlayarak, Sudan tarafları arasında çatışmaların durdurulması için ‘arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu’ açıklamıştı.


İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.